Category: Edebiyat

hapsolmuş hakikatler 0

hapsolmuş hakikatler

zihnimin içine hapsolmuş haldeyim sanki prangalar dost olup da benimle konuşuyor öğütler, tavsiyeler duyuyorum elim kolum bağlı oturduğum koltuğa öylece bakakaldım, seyrediyorum kendimi   zihnimin içinden çıkamaz haldeyim anılar canlanıyor içerimde sanki prangalar projektörlere...

rüzgarın savurduğu 0

rüzgarın savurduğu

rüzgarın savurduğu, elimin tuttuğu bir kağıt parçası, not defterinden koparılmış, ufak arkasında şöyle yazıyordu “her şeyin başladığı o günden bir gün önceye götür bizi”   insanlar arasında yaşamak kendini rüzgarda uçan bir yaprak gibi...

hastalık 1

hastalık

türlü boşlukların üzerine inşa edilmiş, tuğlalardan olma bir apartman beliriyor karşımda tuğlaların arasından görünüyor su boruları bazıları sapasağlam, bazıları sızdırıyor sızdırdığı yerden damlayan kirli sular zemindeki kuru toprağı canlı tutuyor yabani otlar büyüyor, güneş...

dördüncü günün şafağı 0

dördüncü günün şafağı

içimdeki yalnızlığın bitmek bilmeyen gürültüsü içinde beni yıktılar, bu harabeler içerisinde tek çarem duvarlar konuşun duvarlar, susmayın beyaz sıvayla örtülmüş acılar konuşun susmayın   yüzünde var acılar kaşlarının ardına gizlenen gözlerinin altı dolmuş oluk...

kement 0

kement

yıllar geçse de değişmeyen yokluk ve her daim ağzımda süt kokusu hayatımın aşkı sıra arkadaşım bir omuz uzakta yaşanan varlık   eksik doğanların kaderi hep aynıdır göz yaşları ile kollarda taşınan sıska bedenler hiçbir...

0

Ten’e Mektuplar 5

tam önümüzde duran şöminede yanan ateşten daha parlak mavilikler var, uçsuz bucaksız ve sonunda her şeyi görüyorum gözlerinde   yani, eğer bağlanacaksan gökyüzüne bu gece kendinden vazgeçerek, kendinden öte gökyüzün olmama izin ver, bu...

sen misin? 0

sen misin?

terler içinde uyanmışım kabuslardan kalkmış da sana gelmişim nefesin sinmiş sanki yatağıma yanımda soluyup duran sen misin?   sen bana kışları, bense sana yazları sevdirmişim özlemle bekliyorum şimdi soğuk ayları penceremin kırık camından içeri...

ocak’ın yirmisekizi 0

ocak’ın yirmisekizi

1 bir tren kalkıyor gönlümün uç noktalarından o ne güzel bir koku ama, o öyle arkasında bıraktığı rüzgarıyla, burnumun ucunda içim kalkıyor, ürperiyor, bir şeyler oluyor, dokunuyor bana   o ne güzel bir yüz...

yedi saniye yakınımda 0

yedi saniye yakınımda

<<ne istiyorsun?>> seni istiyorum, seni ölünceye kadar. bu yetmez mi? ve benim mutluluğum altında akıp yolları boyunca taşlara çarpa çarpa akıp gidecek bütün huzursuzluklar. konuştuklarımız ve söyleyemediklerim hissedilen her şey, kayalıklara çarpan birer dalga...

kol düğmeleri 0

kol düğmeleri

öğle saatlerinde başlardı memnu saatler kışlarımı yaza çevirdiğin günler ve sen yıllar geçti anlamam için ama sonunda buldum doğruyu güneşinin altında ısınırdı tüm iskeletim belki havaya yorardı bu mucizeyi naçizane zihnim oysa ki sen...

bir minik kutu 0

bir minik kutu

nefesimden daha yakın vücudumdan bu kadar uzak olman düşünülenlerden daha farklı, daha başka bir boyuta taşımak bu işi hem de inanç yokken kanda   ufak bir ışık yüzünün sağına yansıyan duvardan gördüğüm en parlak...

uçsuz bucaksız 0

uçsuz bucaksız

gökyüzü gibi özlemek gökyüzü bilir ne kadar olduğunu, muhtemel ama aşağıdan bakana da sonsuz gelir oysa bir defa da yukarıdan bakılabilse çözülür belki de bütün düğümleri aşkın hasret kalır gökyüzüne toprağın altındaki üstüme toprak...

on bir dakika 0

on bir dakika

iç çeker gecenin karanlığındaki rüzgarın uğultusu ufak penceresinden evimin gördüğüm sen’i ben bir yeryüzü tanığıyım gözlerinin altındaki mavi damarları gördüm teninin kokusunu duydum   uzaklardan geçen bir kırmızı bisikletin freni ufak aralığından pencerenin duyduğum...

sekizinci kasım’ın yirmisekizi 0

sekizinci kasım’ın yirmisekizi

sabahları sessizlik çıldırtmaz mı denizleri geceleri sensizlik uyutmaz ki benliğimi   kalkan bir vapurdasın belki şimdi büyükada’dan heybeli’ye veya belki de içimden kim bilir nereye   gölgen montum yerine ardı sıra peşimde ister geçsin...