bardakların gelmişini geçmişini
bardak vardı başta, yarısı doluydu, neresinden bakarsan bak yarısı doluydu. sonra bardak zar zor görünür oldu, sonra da yok oldu, su ve cam, tuzla buz oldu. yalnızca yıkım var, yıkım. üzme beni, ver elini...
Sanat, sinema, edebiyat, felsefe ve hukuk ders notları
bardak vardı başta, yarısı doluydu, neresinden bakarsan bak yarısı doluydu. sonra bardak zar zor görünür oldu, sonra da yok oldu, su ve cam, tuzla buz oldu. yalnızca yıkım var, yıkım. üzme beni, ver elini...
elimden gelmeyenlerle savaşmaya çalışıyorum kazananı kim, kaybedeni kim, biliyorum. zero sum game derler buna ecnebi memleketlerde, kaybedenin ben olduğunu biliyorum, ama kazanan kim, onu zaman gösterecek.
soğuk kaldırımlar arasında kaybettim yolumu, seni buldum ahşap duvarlar arasında, bu sefer gerçekten kaybettim kendimi, ritimlerimle titiriyorum, do’larınla re’lerinle, beyaz mantoma sığınmaya çalışıyorum, ne mankenim ne de mannechen, dar sokaklarında yürüyorum istemsizce, ve isteksizce,...
bazı zehirler içinde bulundukları kabı eritir, bitirirler; bazı sırlar da edinenleri her geçen gün yiyip bitirirler. belki bir gün sen de yazacaksın yaşadıklarını, düşlerini, korkularını, yaşadığın sözcükleri; görmesini ve duymasını bilenler, karanlığı yaşamış, onun...
insanlar ölüyor nice ülkelerde, türlü türlü sebeplerle. çocuklar hasta doğuyor, ölmüyor bir çoğu, çok acı çekiyorlar. kolay değil ölmek, sanıldığı kadar. ben de çok öldüm, samimi gelirse. boşver bunları şimdi, hadi gel dans edelim....
ağaçtan, ama öyle alelade bir ağaçtan değil meşeden fıçımın içerisinde, en güzel yerinde hem de senin dubleni saklardım, hiç yerini değiştirmezdi senin kısmın görmezdim, göremezdim belki ama bilirdim bir gün geldiğinde, dublen hali hazırda...
Simsiyah boşlukların içinde yüzmekteyim Gözlerimi açıp deniz suyunun içinde Acının içine gömülmekteyim Ne bir çıkış var, ne bir korku Karanlıkların içine dalmaya ramak kalmışken Gitgide sona doğru yaklaşıyorum, farkındayım Herkes bir sonunun olacağını düşünür...
beyazdan soluk sarıya kaçıyor anılar arafındalar henüz renklerin ne zaman açacakları belli olmayan nergislerin peşindeler
gökyüzünün en orta yerinden düşen bir tutam sen olsan bu gece, camıma damlasan, yüce bulutlardan süzülüp gelsen, geçtiğin yolları anlatsan bana, hiç sıkılmam dinlerim bütün gece, yeter ki sen, sen anlat
Farzet ki gidiyorum bugün, ne zaman gelirim belirsiz, belki de bir daha hiç Rağmen bunlara, yine de sever misin beni şimdi? Acımasız olur biliyorum, istemem de böyle bir şey, ama istediğim sadece küçük bir...