Yirmi Sekiz

Ticari İşletme Hukuku Kapsamlı Ders Notu (Yeni ve Güncellenmiş – 2018)

TİCARET HUKUKU

GİRİŞ

Ticaret: Mal üretmek, satmak, hizmet sunmak ve bunlara aracılık etmek anlamına gelir.

Ticaret Hukuku: Her tür ve yapıdaki ticaret işletmelerini ve bunların her türlü iç ve dış ilişkilerini inceleyen hukuk dalıdır.

  1. TİCARET HUKUKUNUN TÜRK HUKUKUNA GİRİŞİ

 

 

  1. TÜRK TİCARET HUKUKUNUN YASAL KAYNAKLARI

 

  1. Emredici hükümler
  2. Sözleşme hükümleri
  3. Tamamlayıcı – yorumlayıcı hükümler
  4. Ticari örf ve adetler
  5. Genel hükümler

( + Uluslararası kaynaklar: Uluslarası örgütlenmeler ve sözleşmeler)

  1. Genel örf ve adetler

 

  1. TİCARET HUKUKUNU AÇIKLAYAN SİSTEMLER
  2. Objektif Sistem (“Ticari İşlem”)

Bu sisteme göre; ticaret hukuku, ticari fiil ve işlemlerin hukukudur. Tarafların sıfatlarının bir önemi yoktur. Sistem, 1807 Fransız Ticaret Kanunu kaynaklıdır.

  1. Subjektif Sistem (“Tacir”)

Ticaret hukuku kişilerin hukukudur. İşlemi yapan kişi tacir ise, ticaret hukuku söz konusudur. Temeli tacir sistemi olan ülkeler, zaman zaman diğer ölçeklerden de faydalanır. 1897 tarihli ilk Alman Ticaret Kanunu’ndan itibaren uygulama alanı bulmuştur.

  1. Modern Sistem (“Ticari İşletme”)

Bu sisteme göre ticaret hukuku, bir örgütün, bir bütünün hukukudur.  Belirli bir organizasyon ve devamlılığın varlığı gereklidir.

 

  1. TİCARİ İŞLETME
  2. GENEL OLARAK

‘Ticari işletme’, gerek 6762 sayılı (eski) gerekse 6102 sayılı (yeni) TTK’nın temeli, merkez kavramıdır. Bunun nedeni, ticaret hukukunun hemen hemen bütün kurumlarının “ticari işletme” kavramı ile bağlantı kurularak düzenlenmiş olmasıdır (Bkz. TTK md. 1,3,4,12,6,20,21,49,102,194,211,304,503).

 

  1. TİCARİ İŞLETMENİN TANIMI VE UNSURLARI
  2. TANIM

Eski TTK, ticari işletmeyi tanımlamamış; bunun yerine ticarethanenin, fabrikanın ve ticari şekilde işletilen diğer müesseselerin ticari işletme olduklarını belirtmiştir (md. 11,12,13). Buna karşılık, eski TTK döneminde, Ticaret Sicili Tüzüğü’nde (TST)[1] ticari işletme için dolaylı bir tanıma yer verilmişti; TST md. 14/2, “bir gelir sağlamayı hedef tutmayan veya devamlı olmayan faaliyetlerle Türk Ticaret Kanunu’nun 17. maddesinde tarif edilen esnaf faaliyeti sınırlarını aşmayan faaliyetler ticari işletme sayılamaz” şeklinde bir ifade kullanarak ticari işletmenin olumsuz bir tanımını yapmıştı. Yeni TTK’nın yapılışında, ‘ticari işletme’ gibi Türk Ticaret Hukuku’nun temelini oluşturan bir kavramın Kanun’da tanımlanması uygun görülmüştür. Ayrıca ticari işletmenin türleri olarak sayılan ticarethane, fabrika ve ticari şekilde işletilen diğer müesseseler ifadeleri de, bunların ticari işletmenin başlıca türleri olmayıp sadece birtakım görünüş şekilleri olduğu ve ticari işletmenin bu üç birime özgülendiği konusunda yanlış anlaşılmaya mahal verecek nitelikte olduğu düşüncesiyle yeni TTK’nın metninde yer almamıştır. Sonuç olarak, yeni TTK md. 11’de “ticari işletme”, “… esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme” biçiminde tanımlanmıştır. Ayrıca, bu kanuni tanım Ticaret Sicili Yönetmeliği’nin (TSY) 4. maddesinin 1. fıkrasının (r) bendinde aynen tekrar edilmiştir.

 

  1. UNSURLAR
  2. Gelir sağlamayı hedef tutma

 

 

  1. Devamlılık

Bu unsur, sadece tek sefere mahsus, tesadüfî nitelikteki faaliyetlerin bir ticari işlemeye vücut vermeyeceğini ifade eder. Devamlılıktan kasıt, faaliyetin kesintisiz olarak sürdürülmesi değildir. Eğer işletmede faaliyetin devamlı olması kasıt ve amacı mevcut ise, niteliği gereği zaman zaman kesintiye uğraması devamlılık unsurunun bulunmadığı anlamına gelmez. Bu bağlamda, eğer bir işletme faaliyeti periyodik olarak yerine getiriliyorsa, örneğin bir lokanta sadece okulların açık olduğu dönemde öğrencilere hizmet veriyorsa, burada devamlılık unsurunun mevcudiyetinden söz edilir.

  1. Bağımsızlık

İşletme, faaliyetini bağımsız bir şekilde yürütüyor olmalıdır. Bu anlamda şube, idari yönden merkeze bağlı olarak faaliyet yürüttüğünden ayrı bir işletme sayılmaz. Öte yandan, acente (bir ticari işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o işletme adına yapmayı meslek edinen kişiler) faaliyetleri bağımsız bir şekilde yürütüldüğünden, acentelik faaliyetiyle ilgili olarak açılan işletmeler ayrı birer ticari işletmedir.

  1. Esnaf faaliyeti sınırlarını aşma

Eski TTK md. 17, ‘esnaf’ tanımını vermiştir. Buna göre; “İster gezici olsunlar, ister bir dükkânda veya bir sokağın muayyen yerlerinde sabit bulunsunlar, iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildirler …”. Yeni TTK’da bu hüküm, md. 15’te yukarıda vurgulanan kısmın “geliri 11’inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak sınırı aşmayan ve sanat ve ticaretle uğraşan kişi esnaftır” şeklinde değiştirmesi ile eski kanun dönemindeki uygulamaya uygun hale getirilmiştir. Zira eski TTK döneminde de eski TTK md. 17’deki tanımdan çıkarılmaya çalışılan kriterler ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınırı çizme konusunda etkili olmadığından, uygulamada sınır yine Bakanlar Kurulu kararnameleri ile belirlenmekteydi. Buna göre; yeni TTK’nın açık lafzından da hareketle, şu anda yürürlükte olan 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararına göre ölçekleri belirlemek gerekir:

 

Müşterek ölçek:

 

Bu özellikleri bir arada taşıyan işletmelerden;

esnaf işletmesi sayılır.

Ana kural: Esnaf Sicili’ne kayıtlı olan kişi, daha sonra belirtilen limitleri aşsa dahi Ticaret Sicili’ne geçmek zorunda değildir. (İşletme sahibinin takdirine bırakılmıştır).

İstisna: Limitlerin altı kat aşılması hali. Bu halde işletme sahibi tacir sıfatını kazanmak ve Ticaret Sicili’ne kaydolmak zorundadır. Bu durum otomatik olarak gerçekleşir. Esnaf Sicili, Ticaret Sicili’ne bildirimde bulunur.

(‘Esnaf’ın tanımı için başvurulacak bir diğer kaynak: 5362 s. Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu, md. 3)

 

 

 

  1. TİCARİ İŞLETMENİN YAPISI VE HUKUKİ NİTELİĞİ
    1. YAPISI

Ticari işletmede insan unsuru ile malvarlığı unsuru birlikte bulunur. İnsan unsuru, her şeyden önce işletmeyi kendi adına işleten kişiyi, yani taciri ifade eder. Ticari işletmenin kendisine sürekli olarak tahsis edilmiş bulunan unsurları ile bir bütün oluşturan malvarlığı ise TTK md. 11/3’te düzenlenmiştir. Bu bütün, ticaret fonu (Fond de commerce) olarak adlandırılır. Ticaret fonunu; duran malvarlığı, işletme değeri, kiracılık hakkı, ticaret unvanı ile diğer fikri mülkiyet hakları ve sürekli olarak işletmeye özgülenen diğer malvarlığı unsurları oluşturur. Ticaret fonu; devir, rehin, intifa, kira gibi işlemlere konu olabilir.

 

  1. HUKUKİ NİTELİĞİ

Tacirin işletmeye tahsis ettiği mallar, kişisel malvarlığına dâhil olanlardan ayrı bir hukuki düzene tabi tutulmamakta ve tacir, sorumluluğunu işletmenin malvarlığı ile sınırlama imkânına sahip bulunmamaktadır. Hukuki açıdan ticari işletmenin malvarlığı, tacirin genel malvarlığı içinde yer alır (Bu kural, gerçek kişi tacirler için geçerlidir). Buna göre, ticari işletmeyi özel bir malvarlığı olarak nitelendirmektense; mal, hak ve borçlardan oluşan iktisadi bir bütünlük olarak değerlendirmek daha yerindedir.

 

  1. TİCARİ İŞLETMEDE MERKEZ VE ŞUBE
    1. MERKEZ

Her ticari işletmenin bir merkezi bulunması gerekir. Bu duruma, yeni TTK md. 40/1’de dolaylı olarak işaret edilmiştir. Gerek eski, gerek yeni TTK’da “merkez” kavramı tanımlanmamıştır. Ancak genellikle kabul olunduğu üzere; ticari işletmenin merkezi, işletmenin idari, hukuki ve ticari faaliyetlerinin toplandığı ve yürütüldüğü yeri ifade eder.

Gerçek kişiler tarafından işletilen ticari işletmelerde merkez, gerçek kişinin yerleşim yerinden farklı bir yer olabilir. Tüzel kişiler tarafından işletilen ticari işletmelerde merkez, dernek tüzüğü ya da şirket sözleşmesinde gösterilen yerdir. Şirket sözleşmesinde böyle bir belirleme yapılmadığı takdirde, merkez, MK md. 51 uyarınca, işlemlerin yürütüldüğü yerdir (Bkz. TTK md. 126).

  1. ŞUBE
  1. GENEL OLARAK

TTK’da şube ile ilgili pek çok hüküm yer almasına rağmen, şubenin tanımına yer verilmemiştir. Bu tanımın yapılmasında, bazı özel düzenlemelerde bulunan, şubeyi tanımlayan ya da şubenin unsurlarını saptamada yol gösterecek nitelikte ölçütleri barındıran hükümlerden yararlanılmaktadır.

Bir ticari işletmeye bağlı olup ister merkezinin bulunduğu sicil çevresi içerisinde isterse başka bir sicil çevresi içinde olsun, bağımsız sermayesi veya muhasebesi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kendi başına sınaî veya ticari faaliyetin yürütüldüğü yerler ve satış mağazaları şube olarak tanımlanmıştır.

Tanımda şube olma ölçütleri içerisinde bağımsız sermayenin yer almadığına vurgu yapılmıştır.

 

Şube, “bir merkeze bağlı olduğu halde, ister merkezin bağlı bulunduğu odanın, ister başka odanın çalışma alanı içinde olan, müstakil sermayesi ve müstakil muhasebesi bulunan ve/veya muhasebesi merkezde tutulduğu ve müstakil sermayesi bulunmadığı halde kendi başına sınaî faaliyet ve ticari muamele yapan yerler ve satış mağazaları”dır.

İlgili kanunda, müstakil sermaye, şube tanımının unsuru olarak yer almaktadır.

 

Banka şubesi, “elektronik işlem cihazlarından ibaret birimleri hariç olmak üzere, bankaların bağımlı bir parçasını oluşturan ve bu kuruluşların faaliyetlerinin tamamını veya bir kısmını kendi başına yapan, sabit ya da seyyar bürolar gibi her türlü işyeri” şeklinde tanımlanmıştır.

  1. UNSURLARI

Ticari işletmenin bir parçası olarak merkeze bağlıdır. Şube ile merkezin aynı gerçek ya da tüzel kişiye ait olması gerekir. Şubenin kar ve zararı merkeze aittir. Şube aracılığıyla elde edilen hakların ve üstlenilen borçların sahibi de şube değil, işletmenin kendisidir.

 

Şubenin, merkezin yaptığı türden işlemleri üçüncü kişilerle kendi başına yapma yetkisine sahip olması gerekir. Ticari işletmenin faaliyet alanına göre, asli nitelik arz eden işlemlerin yapılabilmesi yeterli sayılmalıdır. Merkez, şubenin dış ilişkilerde yapacağı bazı işlemleri kısıtlayabilir.

 

Merkez ile şube arasında, kural olarak, yer ayrılığı vardır. Buna karşın, merkez ile şubenin aynı şehir, hatta aynı bina içerisinde yer alması dahi söz konusu olabilir.

Şube, kendi başına ticari işlem yapmaya yetkili olmasının doğal sonucu olarak, merkezden ayrı bir muhasebeye ve ticari defterlere sahiptir. Buna karşın şubeyle ilgili kayıtların, defterlere merkez tarafından geçirilmesi de mümkündür. Benzer şekilde, müstakil sermaye tahsisi de şubenin zorunlu bir unsuru olmayıp, tacirin bu konudaki tercihini gösteren bir husustur.

 

  1. TİCARET VE USUL HUKUKU YÖNÜNDEN ŞUBENİN DURUMU

 

 

  1. TİCARİ İŞLETMEYLE İLGİLİ ÖNEMLİ BAZI HUKUKİ İŞLEMLER

 

  1. TİCARİ İŞLETMENİN DEVRİ

 

  1. GENEL OLARAK

 

 

 

  1. DEVRİN KOŞULLARI

 

 

  1. DEVRİN KAPSAMI

 

 

  1. DEVRİN HÜKÜM VE SONUÇLARI

 

 

  1. BİRLEŞME

biçimlerinde gerçekleştirilebilir.

 

 

 

  1. TİCARİ İŞLEMLERDE TAŞINIR REHNİ (TİCARİ İŞLETME REHNİ)
  1. GENEL OLARAK

Ticari işletme ve esnaf işletmesi sahiplerinin finans kaynağı sağlamalarında genellikle bir teminat aranır. İşletme sahibinin, kredi verene teminat sağlaması gerekir, bu teminatlar:

 

 

 

 

  1. REHNİN TARAFLARI

 

 

Kredi veren- rehin alan:                                                         Rehin veren:

 

 

Kredi kuruluşu                                                Tacir, esnaf, çiftçi, üretici örgütü, serbest

meslek erbabı gerçek ve tüzel kişiler

 

Tacir/Esnaf                                                                              Tacir/Esnaf

 

 

  1. REHNİN KURULUŞU

 

Konu, TİTRK’in çeşitli maddelerinde ve ilgili yönetmelik hükümlerinde karmaşık ve çelişkili olarak düzenlenmiştir. Bkz. TİTRK md. 5/8, 8/3, RTS Yönetmeliği md. 13. Siciller arasındaki işbirliği, hakların belirlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

TİTRK md.5/2: “…Ticari işletme ve esnaf işletmesinin tamamı üzerinde rehin kurulması hâlinde, rehnin kuruluşu anında işletmenin faaliyetine tahsis edilmiş olan her türlü varlık rehnedilmiş sayılır. Bu varlıkların rehni diğer kanunlarca bir sicile tescilini gerektiriyorsa bu rehin ilgili sicillere bildirilir…” Bu konuda doktrinde rehnin kapsamı bakımından farklı görüşler bulunmakla birlikte, ticari işletmenin tamamının TİTRK md.5/2 uyarınca rehnedilmesi halinde, kendi özel siciline tescili zorunlu olan unsurlar da rehnin kapsamına dahil olmalıdır ancak bu unsurların rehninin kendi özel sicillerine bildirilmesi gerekecektir.

 

 

 

 

  1. REHNİN KAPSAMI

 

 

 

 

  1. TİCARİ İŞLETME REHNİNİN HÜKÜM VE SONUÇLARI

 

 

 

  1. REHNİN SONA ERMESİ

 

 

  1. TİCARİ İŞ
  1. GENEL OLARAK

Bir işin ticari iş olarak belirlenmesi bu işe uygulanacak hükümlerin bilinmesi açısından önem taşımaktadır. Ticari iş, ticaret hayatının gerekleri ve özellikleri dikkate alınarak farklı hükümlere tabi tutulmuştur.

  1. TİCARİ İŞİN BELİRLENMESİ

 

!!! Eski TTK’da ticari işletmeyi ifade etmek için üç işletme türü (ticarethane, fabrika, ticari şekilde işletilen diğer müesseseler) sayılması yöntemi, yeni TTK’da terk edildiğinden, ticari işe dair bu hükümden de çıkarılmıştır.

bir adi işin söz konusu olduğundan bahsolunur.

Örn: Gerçek kişi bir tacirin, evi için mobilya sipariş etmesi ticari işe vücut vermezken, işletmesi için mobilya satın alması ticari işletme ile ilgili olması nedeniyle ticari iş olacaktır.

!!! Tüzel kişi tacirlerin adi iş sahası yoktur.

 

  1. TİCARİ İŞ SAYILMAYA BAĞLANAN SONUÇLAR
  1. Ticari Hükümlerin Uygulanması

“Bu kanundaki hükümlerle, bir ticari işletmeyi ilgilendiren işlem ve fiillere ilişkin diğer kanunlarda yazılı özel hükümler ticari hükümlerdir.”

 

Emredici hükümler TTK’da, MK’da, TBK’da veya özel kanunlarda yer alabilir.

Sözleşme özgürlüğü çerçevesinde tarafların emredici hükümlere aykırı olmamak şartıyla yaptıkları düzenlemeleri ifade eder.

Yedek hukuk kurallarıdır.

“(1) Kanunda aksine bir hüküm yoksa ticari örf ve âdet olarak kabul edildiği belirlenmedikçe, teamül, mahkemenin yargısına esas olamaz. Ancak, irade açıklamalarının yorumunda teamüller de dikkate alınır.

(2) Bir bölgeye veya bir ticaret dalına özgü ticari örf ve âdetler genel olanlara üstün tutulur. İlgililer aynı bölgede değillerse, kanunda veya sözleşmede aksi öngörülmedikçe, ifa yerindeki ticari örf ve âdet uygulanır.

(3) Ticari örf ve âdet, tacir sıfatını haiz bulunmayanlar hakkında ancak onlar tarafından bilindiği veya bilinmesi gerektiği takdirde uygulanır”.

Uyuşmazlığın çözümünde yararlanılabilecek bir ticari hüküm ya da ticari örf ve adet kuralı bulunamamışsa, uyuşmazlığa genel hükümler uygulanır. Bu noktada MK md.1 devreye girer ve ticari hüküm getiren kanunlar dışındaki kanunların hükümleri ile medeni örf ve adet kuralları içerisinde uyuşmazlığa uygulanabilecek bir hüküm araştırılır. Bu çalışmaların da sonuçsuz kalması halinde, hâkim, kanun koyucu gibi davranarak kural yaratacaktır.

 

  1. Ticari İşlerde Müteselsil Sorumluluk (Teselsül Karinesi)

 

!!! Ticari işlerde sorumluluğun kural olarak müteselsil, ancak aksi öngörülürse adi sorumluluk şeklinde meydana gelmesi, sorumluluk rejiminin adi işlerle karşılaştırıldığında tersine çevrildiğini gösterir.

Bu düzenleme, ticari hayatın hızlılığı ve gerekleri nedeniyle yapılmıştır.

Örn: Üç öğrencinin bir kitapçıdan bono imzalayarak kitap satın alması, bir gerçek kişi tacir ile arkadaşının birlikte borçlanması ve işletmesi olan kişinin alınan borcu işletme ile ilgili işlerde kullanacak olması halleri ilgili düzenlemenin uygulanmasına yol açacaktır.

 

 

  1. Ticari Borçlarda Kefalet
    • Teselsül karinesi ticari borçlara kefalet halinde de uygulanır (TTK md. 7/2). Ticari borçlara kefalet halinde, hem asıl borçlu ile kefil, hem de kefiller arasında müteselsil borçluluk söz konusu olacaktır.
    • Adi kefalet (TBK md. 585): Alacaklı borçluya başvurmadıkça kefili takip edemez. Ancak belirli hallerde kefil doğrudan takip edilebilir. Bunlar ise iflas, konkordato gibi önem arz eden hallerdir. Alacağın, kefaletten önce veya kefalet sırasında rehinle de güvence altına alınmış olması halinde kefil, alacağın önce rehin konusundan elde edilmesini talep edebilir.
    • Müteselsil Kefalet (TBK md. 586): Kefilin, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmesi halinde alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için, borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya borçlunun açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.

Alacak, teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmışsa, rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamaz. Ancak, alacağın rehnin paraya çevrilmesi yoluyla tamamen karşılanamayacağı önceden hakim tarafından belirlenir veya borçlu iflas eder ya da konkordato ilan ederse, rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulabilir.

!!! 4077 sayılı (eski) Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun md. 10/3’ün ifadesi bu anlamda bir istisna oluşturmakta ve tüketici kredilerinde asıl borçluya başvurulmaksızın kefile gidilemeyeceğini hükme bağlamaktaydı. Böylece kredi işleminin bir ticari borca ve dolayısıyla bu borca kefaletin de müteselsil kefalete vücut verdiğini kabul etmekte, ancak başvuru sırasına ilişkin özel bir düzenleme getirmekteydi. 28.11.2013 tarih ve 28835 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6502 sayılı (yeni) Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ise tüketici kredilerine ilişkin bu bağlamda özel bir hüküm içermemekle birlikte, aslında daha geniş kapsamlı bir düzenlemeye gitmiş ve md. 4/6 ile tüketici işlemlerinde, tüketicinin edimlerine karşılık olarak alınan şahsi teminatların, her ne isim altında olursa olsun adi kefalet sayılacağını, tüketicinin alacaklarına ilişkin karşı tarafça verilen şahsi teminatların ise diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmadıkça müteselsil kefalet sayılacağını hükme bağlamıştır. Buna göre artık tüketici kredileri söz konusu olduğunda bu kredi borcuna ilişkin kefalet, yalnızca başvuru sırasına ilişkin bir istisna içermemekte olup, bütünüyle TBK md. 585 ile düzenlenen adi kefalet hükümlerine tabi olacaktır. Diğer taraftan, TKHK md. 4/6’ya göre, tüketicinin alacaklarına ilişkin karşı tarafça verilen şahsi teminatlar, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmadıkça müteselsil kefalet sayılacaktır.

!!! Banka ve Kredi Kartları Kanunu md. 24/5, tıpkı eski Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da olduğu gibi, öncelikle asıl borçluya başvurulması gerektiğine ilişkin bir istisna içermektedir. Ancak bu istisna tacirlere verilen kurumsal kredi kartları hakkında uygulanmaz.

 

  1. Ticari İşlerde Faiz

aaa. Faiz Türleri

Adi işlerdeki faiz TBK ve Faiz Kanunu’nda düzenlenmiştir. Ticari işlerdeki faiz ise; TBK, TTK ve Faiz Kanunu’nda düzenlenmiştir. İki faiz türü arasındaki fark azalmış olmasına karşılık, ayrım önemini korumaktadır.

 

!!! Bileşik faiz adi işlerde yasaktır.

 

şeklinde çeşitlenmekteydi; ancak artık TBK tercihini temerrüt faizinden yana kullanmış bulunmaktadır.

bbb. Faiz Oranları:

 

 

 

 

Faiz Kanunu’na 1990’da eklenilen 4/a maddesi gereğince, sözleşmede daha yüksek akdi faiz ve temerrüt faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.

 

ccc. Ticari işlerle ilgili faiz konusunun özellik arz ettiği durumlar:

Adi iş niteliğindeki ödünç sözleşmelerinde, taraflarca kararlaştırılmış olmadıkça faiz istenemez (TBK md. 387). Buna karşın, eğer ödünç ticari iş niteliğinde ise, sözleşmede kararlaştırılmış olmasa dahi, ödünç alanın kapital faizi ödemesi gerekir (2. fıkra).  Bu noktada uygulanacak faiz, Faiz Kanunu’nun 1. fıkrasındaki %9 oranı olacaktır.

 

ddd. Faizle İlgili Bazı Sorunlar:

 

 

 

  1. Yasaklanmış ve En Yüksek Sınırı Aşan İşlemler

 

  1. Ticari İşlerde Zamanaşımı

[1] 26.04.2013 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan “Ticaret Sicili Tüzüğünün Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Tüzük” ile yürürlükten kaldırılmıştır. Bugün, ticaret sicili kayıtlarının nasıl tutulacağı 27.01.2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan, 2012/4093 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile uygulamaya konulan “Ticaret Sicili Yönetmeliği” hükümlerine göre belirlenmektedir.

[2] 21.5.2016 tarih ve 29718 sayılı Resmi Gazete, “Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulu Kararı – Karar No: 2”.

 

 

Bazı vakıaların ya da işlemlerin, kendilerine özgü sicillerde kayıtları tutulur (ticaret sicili, nüfus sicili, tapu sicili, gemi sicili, marka sicili vb.). Bu sicillere yapılan kayıt, yerine göre, ya belli bir hukuki durumun doğmasına (kurucu etki) ya da mevcut bir hukuki durumun varlığını ispata (açıklayıcı etki) hizmet eder.

Ticaret sicili kayıtları, Merkezi Sicil Kayıt Sistemi (MERSİS) adlı Ticaret Bakanlığı ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği nezdinde oluşturulan ve işletilen, merkezi ortak veri tabanını da içeren bilgi sisteminde tutulur. Bu elektronik ortamda ticaret sicili kayıtları yanında tescil ve ilan edilmesi gereken içerikler düzenli olarak depolanır.

Ticaret Bakanlığı tarafından il merkezindeki ticaret ve sanayi odaları ile ticaret odalarında faaliyet gösterecek şekilde ticaret sicili müdürlükleri kurulur. Bakanlık il merkezleri dışındaki odalarda ticaret sicili müdürlükleri kurabileceği gibi müdürlüklere bağlı şubeler de kurabilir (684 sayılı OHAL KHK’sıyla değişik TTK md. 24).

Ticaret Sicili Müdürlüğü’nün kurulması, sicil defterlerinin tutulması, tescil zorunluluğunun yerine getirilmesine ilişkin usul ve esaslar, sicil müdürlerinin kararlarına karşı itiraz yolları, sicil müdürleri ve yardımcıları ile diğer personelde aranacak nitelikler, disiplin işleri ile bu konuyla ilgili diğer esas ve usuller, Ticaret Bakanlığınca hazırlanan ve Bakanlar Kurulunca çıkarılan yönetmelikle düzenlenmiştir (TTK md. 26). Ticaret Sicili Yönetmeliği (TSY) 27.01.2013 tarihinde 28541 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

 

  1. SİCİLE KAYDI GEREKEN UNSURLAR

 

 

 

  1. Kesin / Geçici Tescil

Belli bir süreyle sınırlı yapılmamışsa terkine kadar geçerliliğini korur.

 

  1. SİCİL İŞLEMLERİNİN YAPILIŞI

     (TTK md. 27 vd. ile TSY hükümleri)

 

  1. Talep Üzerine Tescil (KURAL)

 

  1. Re’sen Tescil

 

Tescili zorunlu olup da, usulüne uygun olarak ve süresi içinde tescili istenmemiş bir unsurun ya da kanuna aykırı bir tescilin varlığını öğrendiği takdirde, sicil müdürü, re’sen tescil veya terkini gerçekleştiremez. İlgilileri, tayin edeceği uygun bir süre içerisinde tescili veya gerekli düzeltmeyi yapmaya ya da o hususun tescilini zorunlu kılan nedenlerin bulunmadığını ispat etmeye davet eder. Bu davete icabet edilmediği takdirde, sicil müdürünün teklifi üzerine mahallin en büyük mülki amiri tarafından, ilgili kişi aleyhine idari para cezasına hükmedilir. Kaçınma sebepleri süresi içinde bildirildiği takdirde, sicilin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesi dosya üzerinden inceleme yaparak, duruma göre ya tescilin yapılmasını emreder ya da tescil istemini reddeder. İlgili kişi hakkında idari para cezasına hükmedilmiş olması, asliye ticaret mahkemesi nezdinde gerçekleşecek bu sürece engel oluşturmaz (TTK md. 33).

 

  1. İlgili Makamın Bildirimi Üzerine Tescil

           

  1. SİCİL MÜDÜRÜNÜN YETKİLERİ (TTK md. 32)
  1. Şeklî Yetkileri

denetler.

  1. Esasa İlişkin Yetkileri

kontrol eder.

  1. Ek Görevler

 

  1. SİCİL MÜDÜRÜNÜN KARARLARI

 

 

  1. İLAN

 

 

 

  1. TESCİLİN NİTELİĞİ

 

  1. Zaman yönünden (TTK md. 36, TSY md. 30)

 

  1. Yer yönünden

 

  1. Olumlu ve olumsuz etkileri yönünden (TTK md. 36/3-4, TSY md.30)

 

  1. SİCİLDE İLKELER

 

  1. Görünüşe güven ilkesi (TTK md. 37)

 

  1. Tescilin açıklığı (TTK md. 35, TSY md. 15)

 

  1. SORUMLULUK (TTK md.38)
  1. Hukuki Sorumluluk

ilgili kişilerin sorumluluğuna neden olur.

 

 

  1. Cezai Sorumluluk

söz konusudur.

 

 

 

 

  1. TİCARİ DAVALAR VE ÇEKİŞMESİZ YARGI İŞLERİNİN BELİRLENMESİ
  1. ve 3. grup nispi ticari davalar adını alır.

 

  1. Mutlak Ticari Davalar

aaa. TTK md. 4/1(a)-(f) ’de Gösterilen Hususlardan Doğan Davalar

TTK’da düzenlenen hususlardan doğan hukuk davaları; tarafların sıfatına, uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ticari davadır.

Örn: bono, taşıma işi.

 

Taşınırların rehni karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlarla yapılan işlemler.

 

 

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK)

(10 Ocak 2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Kanun, 191. maddesi ile 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK, 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında KHK, 555 sayılı Coğrafi İşaretlerin Korunması Hakkında KHK’yi yürürlükten kaldırmıştır. Adı geçen KHK’ların uygulanma Kanun’un yürürlüğe girmesinin ardından uygulanmaya devam edileceği haller için bkz. Geçici Madde 1)

 

5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Kanunu, 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu, 2699 sayılı Umumi Mağazalar Kanunu.

 

 

bbb. Özel Kanun Hükümleri Gereği Mutlak Ticari Dava Sayılanlar

 

Örn: Kooperatifler Kanunu md.99 uyarınca, bu kanunda düzenlenen hususlardan doğan davalar, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticari sayılır.

İflas davası, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesinde açılır (İİK md. 154/4).

 

  1. Nispi Ticari Dava: Havale, Vedia (Saklama) ve Fikir ve Sanat Eserlerine İlişkin Haklardan Doğan ve Bir Ticari İşletmeyi İlgilendiren Davalar TTK md. 4/1,son cümle

Havale, vedia (saklama) ve telif hakkından doğan uyuşmazlığın ticari dava sayılabilmesi için, uyuşmazlığın, taraflardan birinin ticari işletmesiyle ilgili olması koşulu aranmıştır.

 

  1. Nispi Ticari Dava: Her İki Tarafın da Ticari İşletmesiyle İlgili Hususlardan Doğan Davalar TTK md. 4/1

 

  1. TİCARİ DAVALARIN VE ÇEKİŞMESİZ YARGI İŞLERİNİN GÖRÜLECEĞİ MAHKEMELER

 

 

 

6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile değişik 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun da iflas, iflasın ertelenmesi, iflasın kaldırılması, iflasın kapatılması, konkordato ve yeniden yapılandırmadan kaynaklanan davalara; tahkim yargılamasında, tahkim şartına ilişkin itirazlara, iptal davalarına, hakemlerin seçimi ve reddine yönelik davalar ile yabancı hakem kararlarının tanıma ve tenfizine yönelik davalara asliye ticaret mahkemesinde bakılacağını hükme bağlamıştır.

Örn: Kooperatifler Kanunu md. 99/I uyarınca açılacak davalar.

 

 

Mutlak ticari davalar (TTK’da öngörülenler, özel kanun hükümleri gereği mutlak ticari dava sayılanlar) ve nispi ticari davalar.

Tüketici Mahkemesi, Fikri ve Sınai Haklar Hukuku Mahkemesi, Deniz İhtisas Mahkemesi. Bu mahkemeler ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisidir.

 

  1. TİCARİ DAVALARDA KANITLAR VE UYGULANACAK USUL

 

Örn: TTK md.1521’de düzenlenen, ticaret şirketlerinde, ortakların şirketle veya birbirleriyle olan ilişkilerinden doğan davalar. Ayrıca bkz. TTK md. 268/3, 1278/3, 1283/3, Kooperatifler Kanunu md. 99/2.

 

  1. TACİR VE TACİR OLMANIN HÜKÜMLERİ
  1. GENEL OLARAK

Örn: TTK md. 19/1, 18-23.

 

  1. TACİR SIFATI

Tacir sıfatının belirlenmesinde kullanılan ölçütler:

 

 

 

  1. GERÇEK KİŞİ TACİR
  1. Tacir

 

  1. Tacir sayılma

 

  1. Tacir gibi sorumlu olma

Not: Tacir olmanın hükümlerinin çoğunluğunu, tacir tarafından yerine getirilmesi gerekenler oluşturur. Nimetlere oranla külfetler tacir olmanın hükümleri içinde daha geniş yer tutmaktadır. Bu nedenle uygulamada tacir gibi sorumlu olma ile tacir sayılmanın çoğu kez aynı sonucu doğurduğu görülür; ancak yine de tacir gibi sorumlu olmanın tacir olmanın olumlu yanlarını kapsamayacağı, örneğin, tacirlerin hapis hakkını kullanmada yararlandığı kolaylıktan yararlanmayı içermeyeceği unutulmamalıdır.

 

Ticari İşletmenin Bulunması:

 

Ticari İşletmenin Kısmen de Olsa Kendi Adına İşletilmesi

 

  1. TÜZEL KİŞİ TACİR

 

 

 

  1. Ticaret Şirketleri

 

 

  1. Ticari İşletme İşleten Dernekler

 

Dernekler, gerçek veya tüzel kişiler tarafından kazanç paylaşma amacı dışındaki amaçlarla kurulur. Derneğin amacının içinde ticari faaliyet yer almaz; fakat dernek amacına ulaşmak için ticari faaliyette bulunabilmektedir. Dernekler ticari işletme faaliyetinde bulunduğu sürece tacir sıfatına sahip olacaklardır (TTK md. 16/1). Bu durumun istisnası ise kamu yararına çalışan derneklerdir (TTK md.16/2).

 

 

 

 

  1. Ticari İşletme İşleten Vakıflar

 

 

  1. Kendi Kuruluş Kanunları Gereğince Özel Hukuk Hükümlerine Göre Yönetilmek veya Ticari Şekilde İşletilmek Üzere Devlet, İl Özel İdaresi, Belediye ve Köy ile Diğer Kamu Tüzel Kişileri Tarafından Kurulan Kurum ve Kuruluşlar

 

Ticari şekilde işletilen ve fakat kamu hukuku hükümlerine tabii olanlar tacir değildir.

 

aaa. Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) ile Bunlara Bağlı Müesseseler

 

bbb. Özel Hukuk Hükümleri Uyarınca Yönetilen veya Ticari Şekilde İşletilen Diğer Kurum ve Kuruluşlar

 

Örn: Ordu Yardımlaşma Kurumu, TÜBİTAK

 

  1. Özel Nitelikte Olanlar

aaa. Donatma İştiraki

 

bbb. Hâkim Teşebbüs

 

  1. TACİR SIFATININ KAZANILMASI

 

 

  1. TACİR SIFATININ KAYBI (SONA ERMESİ)

 

 

  1. TACİR OLMANIN HÜKÜM VE SONUÇLARI (TTK md. 18-24)

Bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişiler.

Bir ticari işletme kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek ilan etmiş kimseler (Fiilen işletmeye başlamamış olsa bile).

Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemde bulunanlar.

 

 

Şirketin iflası, ortakların iflasını gerektirmez. Ancak, depo kararına rağmen şirket tarafından para yatırılmadığı takdirde alacaklı, depo kararının ortaklara veya içlerinden bazılarına da tebliğini ve gereğini yerine getirmedikleri takdirde şirketle birlikte iflaslarına karar verilmesini mahkemeden isteyebilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Temerrüde düşürme                                a. Noter kanalıyla

Sözleşmeyi fesih             işlemlerinin    b. Taahhütlü mektupla

Sözleşmeden dönme                                c. Telgrafla

d.Güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile gerçekleştirilmesi gerekir

 

halinde gerçek kişi tacirin adi işi söz konusu olacaktır.

 

 

 

tacir olan borçlunun faydalanamayacağı olanaklardır.

 

Fatura düzenlenmeden önce, malın sevki sırasında sevkiyatın neleri kapsadığı, malların nitelikleri vb.ne ilişkin bilgileri içerir, karşı tarafın sevkiyatın sözleşmeye uygunluğunu kontrol edebilmesi amacına hizmet eder.  Düzenleme zorunluluğu yoktur. Fatura ile birlikte düzenlenmesi halinde ‘irsaliyeli fatura’ adını alır.

 

Aksi takdirde md. 21’de öngörülen hüküm ve sonuçlar doğmaz.

Sözleşme yokken fatura düzenlenmesi bir sözleşmenin yapılması anlamına gelmez. Bu davranış en fazla bir icap niteliği taşıyacaktır.

 

 

 

MK md. 950: “Alacaklı, borçluya ait olup onun rızasıyla zilyedi bulunduğu taşınırı veya kıymetli evrakı, borcun muaccel olması ve niteliği itibarıyla bu eşyanın alacak ile bağlantısı bulunması hâlinde, borç ödeninceye kadar hapsedebilir. Zilyetlik ve alacak ticarî ilişkiden doğmuşsa, tacirler arasında bu bağlantı varsayılır…”.

 

 

 

 

olarak sayılabilir.

  1. TİCARET UNVANI VE İŞLETME ADI
    1. TİCARET UNVANI
  1. Ticaret Unvanı (TTK md.39-54)

 

 

 

  1. Ticaret Unvanının Oluşturulması

aaa. Genel Olarak

 

bbb. Çekirdek

 

Örn: Ömer Çetin

 

Örn: Ömer Çetin ve Ortakları

 

 

Örn: Ömer Çetin Kollektif Şirketi

Ömer Çetin ve Haydar Tarhan Kollektif Şirketi

 

Örn: Ömer Çetin Komandit Şirketi

 

 

Örn: Mobilyacılık A.Ş.

Örn: Ömer Çetin Mobilyacılık Anonim Şirketi (A.Ş. olarak kısaltılamaz!!!)

 

Örn: Lokantacılık Ltd. Şti.

Örn: Haydar Tarhan Lokantacılık Limited Şirketi

(Ltd. Şti. olarak kısaltılamaz!!!)

 

Örn: Tüketim Kooperatifi

 

 

Örn: Kızılay Maden Suyu İşletmesi

 

 

Örn: Ömer Çetin Donatma İştiraki

 

Örn: Yapı Kredi Bankası Bilkent Şubesi

Örn: City Bank New York Ankara Şubesi

 

 

 

Örn: Peri İthalat ve İhracat Anonim Şirketi

 

 

Örn: Mühendis olmayan bir kişinin ticaret unvanına “mühendis” kelimesini koyması.

 

             ccc.Ticaret Unvanını Tescil Ettirme ve Kullanma Yükümlülüğü

 

             ddd.Ticaret Unvanının Devamı ve Değişiklikler

 

 

eee.Ticaret Unvanının Korunması

 

 

  1. İŞLETME ADI

    aa.İşletme Adı (TTK md. 53)

 

  1. İşletme Adının Oluşturulması ve Tescili

 

  1. İşletme Adının Devri
  1. İşletme Adının Korunması
  1. MARKA

 

  1. TÜRK HUKUKUNDA HAKSIZ REKABET DÜZENLEMELERİ
  1. Davacı tacir – davalı esnaf à TBK md. 57 uygulanacaktır.
  2. Adi işse TBK, ticari işse (her iki taraf da tacir, ticari işletmesiyle ilgili) TTK hükümleri uygulama alanı bulur.
  1. TÜRK TİCARET KANUNU’NA GÖRE HAKSIZ REKABET DÜZENLEMELERİ (TTK md. 54-63)

koşulları gerçekleşmelidir.

 

 

 

  1. TÜRK TİCARET KANUNU’NA GÖRE HAKSIZ REKABET UNSURLARI VE İLKELERİ
    • Haksız rekabetin söz konusu olması için taraflar arası rekabet ilişkisinin varlığı şart değildir.
    • “Ekonomik rekabet” yerine “dürüst ve bozulmamış rekabet” temel alınmıştır.
    • Bütün katılanlar kapsamdadır.
    • Kusur şartı aranmaz. (İstisnasını, maddi ve manevi tazminat davaları oluşturur).
    • Haksız rekabet işleyenin doğrudan kendisine çıkar sağlaması gerekmez.
    • Muhatap olanın “zarar görmesi” ya da “zarar görme tehlikesi ile karşı karşıya kalması” gerekmektedir.

 

  1. REKABET YASAKLARI VE HAKSIZ REKABET

 

  1. HAKSIZ REKABETTE SORUMLULUK
    1. Hukuki Sorumluluk (TTK md. 56 vd.)

 

 

  1. Yazı sahibi / ilan verenin kim olduğunun açıklanmasında kaçınılıyorsa,

iii. Yazı sahibi / ilan verenin tespiti mümkün değil / aleyhlerinde Türk mahkemelerinde dava açılamıyorsa,

yazı işleri müdürü / ilan servisi şefi..

 

  1. Cezai Sorumluluk (TTK md. 62, 63)

 

  1. TİCARİ DEFTERLER (TTK md. 64-88)
  1. GENEL OLARAK

 

Tüzel kişi türüne göre değişkenlik gösterir.

 

 

  1. DEFTER TUTMA USULÜ (TTK md. 65)
  1. DEFTER VE BELGELERİN SAKLANMASI

 

 

  1. DEFTERLERLE İLGİLİ YÜKÜMLÜLÜKLERE UYULMAMASININ SONUÇLARI

 

  1. DEFTER VE BELGELERİN İNCELENMESİ

 

 

  1. TİCARİ DEFTERLERİN KANIT OLMASI

 

  1. Ticari Defterlerin Sahibi Aleyhine Kanıt Olması

durum defterin usulüne uygun tutulup tutulmamasına göre değişmektedir:

 

  1. Ticari Defterlerin Sahibi Lehine Kanıt Olması

 

 

 

 

Bu koşulların bulunması halinde iki ihtimal söz konusu olmaktadır:

 

 

 

 

  1. CARİ HESABIN FONKSİYONLARI

 

  1. CARİ HESABIN UNSURLARI

 

  1. CARİ HESABA GEÇİRİLEBİLECEK ALACAKLAR

 

  1. CARİ HESABA GEÇİRİLEMEYECEK ALACAKLAR

 

  1. CARİ HESABIN İŞLEYİŞİ VE HÜKÜMLER

 

  1. SÜRELER VE DÖNEMLER