Gustave Le Bon'un Kitle Psikolojisi Tanımı

Ana sayfa Forumlar Psikoloji Gustave Le Bon'un Kitle Psikolojisi Tanımı

Bu konu 2 yanıt ve 1 izleyen içeriyor ve en son  yirmisekiz tarafından 2 yıl 5 ay önce tarihinde güncellendi.

3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
  • Yazar
    Yazılar
  • #1574

    yirmisekiz
    Yönetici

    Psikolojik kitlede en tipik özellik şudur: Kitleyi yaratan bireyler, ne türden olursa olsun, yaşayışları, işleri güçleri, karakterleri, zekaları birbirine ne denli benzerse benesin ya da birbirinden ne denli ayrılırsa ayrılsın kitleleşme sonucu, yalnız ve yalnız bu nedenden ötürü ortak (kolektif) bir ruh kazanır; dolayısıyla, her biri tek başınayken duyumsayacağı, düşüneceği ve davranacağından bir başka türlü duyumsar, düşünür ve davranır. Öyle duygu ve düşünceler vardır ki, birbiriyle kaynaşıp bir kitle oluşturmuş bireylerde rastlanır ancak ya da söz konusu bireylerde eylemlere dönüşür. Bir organizmadaki hücreler nasıl bir araya gelerek tek bir varlık oluşturmuşsa, psikolojik kitle de bir an için birbiriyle kaynamış aynı türden (heterojen) ögelerin oluşturduğu geçici bir varlıktır.” (Le Bon, Kitle Psikolojisi, Almanca çeviri, sy 13) (Almanca çeviri Dr. Rudolf Eisler’e ait olup, Fransızca orjinali 1895’te yayınlanmış olan Psychologie des Fules adını taşımaktadır.)

    #1575

    yirmisekiz
    Yönetici

    Freud’un Le Bon’un tanımına eleştirisi;
    Le Bon’un buraya kadar yaptığı açıklamaya dair şunu söyleyebiliriz ki; bireyler kendi aralarında kaynaşıp bir kitle yaratmışsa, elbette onları birbirine bağlayan bir bağın varlığı gerekir ve bu bağ da kitlenin karakteristik özelliğinden başkası olamaz. Ne var ki, bu soruya değinmez Le Bon; bireyin kitle içinde geçirdiği değişikliği ele alarak, bizim derinlik psikolojisinin ana varsayımlarına çok uygun deyimlerle bunu anlatmaya çalışır. (Freud, Kitle Psikolojisi, sy 29, Say Yayınları)

    #1576

    yirmisekiz
    Yönetici

    Le Bon ile devam ediyoruz;
    Kitle içindeki bireyle yalıtık (tek başına) birey arasındaki ayrımın derecesini saptamak kolay, ancak nedenlerini bulgulamak biraz güçtür.
    Bu nedenleri hiç değilse bir ölçüde ele geçirebilmek için ilk yapılacak şey, yalnız organik yaşamda değil, entelektüel (düşünsel) işlevlerde de bilinçsiz olayların baskın rol oynadığına ilişkin modern psikolojinin saptamasını anımsamaktır. Bilinçli düşünsel yaşam, bilinçsiz ruhsal yaşamla kıyaslanırsa, ruhsal yaşamın ancak çok küçük bir parçasını oluşturur. En titiz çözümleme ve en dikkatli gözlemler bile ruhsal yaşamda ancak az sayıda bilinçli nedenlerin varlığını kanıtlamaktan öteye geçmemektedir. Bilinçli dediğimiz eylemler, özellikle kalıtsal etkilerden oluşan bilinçsiz bir özden alır kaynağını. Bu öz atalara ilişkindir ve ırksal ruhu oluşturan sayısız kalıtsal yatkınlıkları bünyesinde barındırır. Davranışlarımızın açıklamakta sakınca görmediğimiz nedenlerinin gerisinde, hiç kuşkusuz varlığını itirafa yanaşamayacağımız gizli birtakım nedenler yer alır, ama onların da gerisinde bizim bile ayrımına varmadığımız daha gizli nedenler yatar. Günlük yaşamdaki davranışlarımızın çoğu, dikkatimizden kaçan gizli nedenlerin ürününden başka bir şey değildir.
    (Le Bon, Kitle Psikolojisi, Almanca çeviri, sy 14)

    • Bu yanıt 2 yıl 5 ay önce önce  yirmisekiz tarafından değiştirildi.
3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)

Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.