Category: Şiir

rüzgar taşıyacak bizi 0

rüzgar taşıyacak bizi

yanan bir odada yavaş bir dans akla gelen kafiyeyi tutturmaya çalışırken rüyadan uyanmak gibi gelip geçen ışıkları saymak kadar nafile ve boş bir çaba ritimleri akılda tutup da şarkının sözlerini unutmak gibi aynı rüyaları...

dört tarafı çember çehre 0

dört tarafı çember çehre

içimden kalkan gemilerden biri uzak kıyılara demir atmış bekliyor kıyameti   otur yerine diyor sahili baştan aşağı donatan kayalıklar yüzsüzce bir sigara uzatıyorum denize doğru, sonra da bir çakmak çıkarıyorum cebimden   çöplüğe dönmüş...

heves bile almadan 0

heves bile almadan

heves bile almadan dalmışım rüyaya sokak lambalarında parıldayan ışıkları görerekten beni çağıran kokunu koklayaraktan senelerin anısı alnımdaki çizgiler nefes bile almadan sevmişim seni oysa heves bile almadan bitti bu rüya  

kafiye ve kifayet olmaksızın 0

kafiye ve kifayet olmaksızın

ağaçların arasından görünen bir ışıltı yönümü değiştirebilir mi yolların tam ortasındayken kolumun ortasında görünen bir damar yolunu değiştirebilir mi iğneyi batırırsam kimse bilmeden, kimse görmeden süzersem ayın görünmeyen yüzünü vücudumdan aşağıya doğru hiç bilmediğim...

anlatmaya kadir değil, ne vakti, ne de zamanı değil 0

anlatmaya kadir değil, ne vakti, ne de zamanı değil

ölümle ifade edilemeyen bir takım şeyleri seslerle ifade etmeye çalışsak da elimizde sadece tiz bir boru sesi kaldı ne yapalım   biz de sustuk   gökyüzünü anlatmaya çalışırken bir tek maviyle pastel boyalarımızın bittiğini...

gök yüzün 0

gök yüzün

yollardan korkmanın alemi yok gel çıkalım bilinmezliğe doğru, seninle kadifeden yumuşak deli dolu anlar yaşayalım rüzgarın bizi taşıyacağına eminim   yıllar önce olduğu gibi her şeyi boşverip de kendimizi bırakalım atmosferin ötesinden boşluğa doğru...

bedbinin hayat rehberi 0

bedbinin hayat rehberi

“…kendimi ifade ve eşya ile münasebetimi tayin ve kainattaki yerimi tespit gibi hususlarda yetersiz hissediyorum…”   bak şehla parmaklarımın arasında bitiveriyor gene duman düdüğü boğazımdan dökülen gece sözcükleri yine canını acıtıyor birilerinin, senin gibi...

öldürmek, bir caddenin ışıksız yollarında 0

öldürmek, bir caddenin ışıksız yollarında

Toprak gülümsüyor, gökyüzü surat asıyordu bize Kabullenilmesi zordu ilk bakışta veya ilk başta Ama sonradan sonradan anlaşılıyordu Cehennemin yükü binmişti omuzlarımıza Ne ilerleyebiliyorduk ne de taşıyabiliyorduk bu yükü Kurtar ne olur diyorduk avuçlarımızın içini...

sessizlik 0

sessizlik

sessiz gecelerin sessiz yıldızları eşliğinde sessiz notaları gitarımın etrafımızı çevirdi biz yalnız ve sessizlerin dilsiz değil ama sessiz zorundalıktan ziyade bir tercih gibi sardı çevremizi ve boğulduk belki de bir okyanusun sessiz dalgaları altında...

şehrin tam ortasında bir parkta, çok da bilindik, çok da yakında 0

şehrin tam ortasında bir parkta, çok da bilindik, çok da yakında

birkaç ekmeği ortadan bölüp de parçalamak gecelerimiz kutsandı hiç bitmeyecekmiş gibi olan ama aslında sonu çok yakında olan gecelerimiz   tatlı, bir o kadar da hiç bitmeyecekmişçesine çizilen çizgisinde aşkımız ama aslında sonu çok...

hamlet’in kayık gezintisi 0

hamlet’in kayık gezintisi

sen hiç kaldırım taşlarının titrek, ürkek olduklarını gördün mü üstüne basılmaktan harap olmuş, kaderine küsmüş bir düzine   gökyüzüne baktığında hiç gördün mü, bir çok yıldız sönmüş kendilerini hala görüyor olmamız, onların değil bizim...

sızıntı 0

sızıntı

hudutlarını bilmeden kalbimin çevresinde dolanıyorsun yudum yudum içtiğin usumu bitiriyorsun sardı paçalarımı alevler, ateşler ve binbir türlü karmaşa daha   damarlarımda akan kanın hudutlarını bilmiyorsun flanör düşüncelerle sokaklarımı arşınlıyorsun ne yapıyorsun, ne istiyorsun  ...

yitik 0

yitik

“seni ömrün boyunca sıkılmayacağın bir yere götüreceğim” dedi bana. kabul ettim.   geçmişten gelen resimlerden birisinde, önümde sen varsın tüm gölgeler aynı ama renkler farklı tondalar sanki ışıklar yanıyor ve resmin tonları, resmen patlıyorlar...

zıpçıktı hayaller 0

zıpçıktı hayaller

Şehrin her yerini sarmış gri bulutlar Aşıklar arşınlar bütün sokaklarını Çan çaldı mı yüreklerde Hepsi arar aşklarını   Duman tütüyordu küçük pencereli kerpiç evden Çık gel diye günlerce bekledim seni gelmedin neden Sen bilirsin...

üç artı bir 0

üç artı bir

boğuldum bulutlardan akan göz yaşlarınla 3+1 evimin salonunda otururken önce ışıklar bir yanıp bir sönüyordu, neden sonra avizeler can havliyle kendilerini camdan aşağı atmaya başladılar geceye sis çökmüş, pencereler buğulu bir garip bu akşam...

kalpten aşağı felç kalmış vücutlar 0

kalpten aşağı felç kalmış vücutlar

yalınlık hoş gelir insana, yalınsa eğer gördükleri anlaması güç değildir sade şeyleri fakat yalnızlık, hem de kalpten aşağı felç kalmış bir vücutta   dolmuşlar kalkıyor duraklardan, durmak bilmeden yol alıyorlar yolda olmak ne fena...