Category: Şiir

on bir dakika 0

on bir dakika

iç çeker gecenin karanlığındaki rüzgarın uğultusu ufak penceresinden evimin gördüğüm sen’i ben bir yeryüzü tanığıyım gözlerinin altındaki mavi damarları gördüm teninin kokusunu duydum   uzaklardan geçen bir kırmızı bisikletin freni ufak aralığından pencerenin duyduğum...

sekizinci kasım’ın yirmisekizi 0

sekizinci kasım’ın yirmisekizi

sabahları sessizlik çıldırtmaz mı denizleri geceleri sensizlik uyutmaz ki benliğimi   kalkan bir vapurdasın belki şimdi büyükada’dan heybeli’ye veya belki de içimden kim bilir nereye   gölgen montum yerine ardı sıra peşimde ister geçsin...

sonsuz 0

sonsuz

sonsuzlar bile bu kadar uzun sürmüyor, biliyorsun nasıl biteceğini biliyordun daha önceden yalnızca her zaman inanmak istedin sonsuzların ne kadar uzun sürebileceğine   biliyordun

bilinci uyuşturma saatleri 0

bilinci uyuşturma saatleri

ve yine başlıyor bilinci uyuşturma saatleri önce bir anda nükseder akla sonrasındaysa yavaşlar sis perdesi aralandıkça gözlerinin önündeki anılar akmaya başlar, üç film arka arkaya hadi yaslan arkana, bir film izlermiş gibi değil de...

ilk yolculuk (bir film müziği için) 0

ilk yolculuk (bir film müziği için)

göz yaşlarına boğulmuş rüyandan uyan sil göz yaşlarını bugün kaçıyoruz eşyalarını hazırla   çok ses çıkarma cehennem henüz boşken kaçalım buralardan   nefes al cesaretini topla ve bir nefes daha al sensiz yapamam bunu...

saat beşi yirmi geçe, sabaha karşı, karanlıkta 0

saat beşi yirmi geçe, sabaha karşı, karanlıkta

karanlıkta yürüyorum hiç ışık yok zira kim çaldı bu ay denen mefhumu? binalar mı aldı seni benden yoksa bu pesimizm mi?   hileli bu bastığım zeminler kaldırım taşları dün yağan yağmuru boşaltıyor akılsız başın...

rüzgar taşıyacak bizi 0

rüzgar taşıyacak bizi

yanan bir odada yavaş bir dans akla gelen kafiyeyi tutturmaya çalışırken rüyadan uyanmak gibi gelip geçen ışıkları saymak kadar nafile ve boş bir çaba ritimleri akılda tutup da şarkının sözlerini unutmak gibi aynı rüyaları...

dört tarafı çember çehre 0

dört tarafı çember çehre

içimden kalkan gemilerden biri uzak kıyılara demir atmış bekliyor kıyameti   otur yerine diyor sahili baştan aşağı donatan kayalıklar yüzsüzce bir sigara uzatıyorum denize doğru, sonra da bir çakmak çıkarıyorum cebimden   çöplüğe dönmüş...

heves bile almadan 0

heves bile almadan

heves bile almadan dalmışım rüyaya sokak lambalarında parıldayan ışıkları görerekten beni çağıran kokunu koklayaraktan senelerin anısı alnımdaki çizgiler nefes bile almadan sevmişim seni oysa heves bile almadan bitti bu rüya  

kafiye ve kifayet olmaksızın 0

kafiye ve kifayet olmaksızın

ağaçların arasından görünen bir ışıltı yönümü değiştirebilir mi yolların tam ortasındayken kolumun ortasında görünen bir damar yolunu değiştirebilir mi iğneyi batırırsam kimse bilmeden, kimse görmeden süzersem ayın görünmeyen yüzünü vücudumdan aşağıya doğru hiç bilmediğim...

anlatmaya kadir değil, ne vakti, ne de zamanı değil 0

anlatmaya kadir değil, ne vakti, ne de zamanı değil

ölümle ifade edilemeyen bir takım şeyleri seslerle ifade etmeye çalışsak da elimizde sadece tiz bir boru sesi kaldı ne yapalım   biz de sustuk   gökyüzünü anlatmaya çalışırken bir tek maviyle pastel boyalarımızın bittiğini...

gök yüzün 0

gök yüzün

yollardan korkmanın alemi yok gel çıkalım bilinmezliğe doğru, seninle kadifeden yumuşak deli dolu anlar yaşayalım rüzgarın bizi taşıyacağına eminim   yıllar önce olduğu gibi her şeyi boşverip de kendimizi bırakalım atmosferin ötesinden boşluğa doğru...

bedbinin hayat rehberi 0

bedbinin hayat rehberi

“…kendimi ifade ve eşya ile münasebetimi tayin ve kainattaki yerimi tespit gibi hususlarda yetersiz hissediyorum…”   bak şehla parmaklarımın arasında bitiveriyor gene duman düdüğü boğazımdan dökülen gece sözcükleri yine canını acıtıyor birilerinin, senin gibi...

öldürmek, bir caddenin ışıksız yollarında 0

öldürmek, bir caddenin ışıksız yollarında

Toprak gülümsüyor, gökyüzü surat asıyordu bize Kabullenilmesi zordu ilk bakışta veya ilk başta Ama sonradan sonradan anlaşılıyordu Cehennemin yükü binmişti omuzlarımıza Ne ilerleyebiliyorduk ne de taşıyabiliyorduk bu yükü Kurtar ne olur diyorduk avuçlarımızın içini...

sessizlik 0

sessizlik

sessiz gecelerin sessiz yıldızları eşliğinde sessiz notaları gitarımın etrafımızı çevirdi biz yalnız ve sessizlerin dilsiz değil ama sessiz zorundalıktan ziyade bir tercih gibi sardı çevremizi ve boğulduk belki de bir okyanusun sessiz dalgaları altında...

şehrin tam ortasında bir parkta, çok da bilindik, çok da yakında 0

şehrin tam ortasında bir parkta, çok da bilindik, çok da yakında

birkaç ekmeği ortadan bölüp de parçalamak gecelerimiz kutsandı hiç bitmeyecekmiş gibi olan ama aslında sonu çok yakında olan gecelerimiz   tatlı, bir o kadar da hiç bitmeyecekmişçesine çizilen çizgisinde aşkımız ama aslında sonu çok...