Author: yirmisekiz

yirmi dört 0

yirmi dört

kafası bir anda düştü masanın üzerine önce sarhoşluğun etkisi sandık bıraktık kendi kendine neden sonra ses çıkmayınca bizimkinden anladık ki göçmüştü başka bir yere önce heyecanlandık, korktuk, panik olduk ama nafile giden gitmişti bu...

hepsi hayal hepsi yalan 0

hepsi hayal hepsi yalan

ne zaman sevdim seni ne kadar çok sevdim seni biliyorum ama ne zaman unuttum seni ne zaman bıraktım kadere bilmiyorum ne zaman bıraktım her şeyi ne zaman terk ettim seni kedere biliyorum

isyan 0

isyan

masmavi bir deniz, güneşin alnında yatıyor, uzanıyor kumsallara sonra kalkıyor yerinden güneşe isyan ediyor mısralarında dalga olup büyüyor büyüdükçe büyüyor ve birden bir fırtına kopuyor ortasında denizin tutamıyor deniz ortasında kopan fırtınayı sakinleştiremiyor hiçbir...

ankara 0

ankara

kar yağsa da kurtulsak bu puslu havadan kaldırımları ışıldasa kızılay’ın, ankara’nın göz yaşları dökülse bu şehrin yerlere tane tane, pür pür   kar yağsa da hüzünlensek bu akşam da yaksak birer cigara şöminenin önünde...

muhtemel bir ömür 0

muhtemel bir ömür

son saatimde uyandım uykumdan beyaz masanın ucunda duran iskemleye oturdum son nefesimi vermek için hazırlıklarımı yapmaya başladım elli dört dakikam kalmıştı geriye tüm bu yaşantıdan iskemleye oturup yazmaya başladım zamanım yettiğince yazabildiğimce yaşayabilecektim, ama...

realite 0

realite

gel zaman git zaman, bir zaman evren patladı ve saçıldı her yere her şey ve bir anda tekrardan geri sarmaya başladı gerçeğimin üzerinde bulutlar bitmeye başladı deniz kumlardan çıktı, gökler bulutların içinden ve aşk...

bir bulut içinde bir evren 0

bir bulut içinde bir evren

denizler içinde bir deniz bir bulut içinde bir evren bir evren içinde de sen yosun kokuyor sahiller çok özlüyorum o zamanları yaşlarını dökerken şimdi geri dönüp bakarken dünden yarına çalıyorken yapraklarından zamanları toprak kokan...

hüzünbaz bekleyişler 0

hüzünbaz bekleyişler

bekle dedi, gitmeden önce beklemesini söyledi ama dönemeyeceğini adı kadar iyi biliyordu bekleyeceğim dedi bekleyeceğini söyledi ama beklemeyeceğini geçmişi kadar iyi biliyordu   sonra o adını unuttu, o da geçmişini, ama ne dönen oldu...

zehrin içindeki deniz 0

zehrin içindeki deniz

kum taneleri gibi çok kolay ayrılıp çok da kolay birleşirdik   cennetten akan yağmur damlaları yıkayın beni tamamiyle arınmalıyım bu zehirden kusmalıyım içimdeki her şeyi ama nasıl kum tanelerinin arasına saklayarak kaçmalıyım bu sahilden...

o yaz, şu gece, bu sahilde 0

o yaz, şu gece, bu sahilde

minik ayaklarıyla basarak kumlara indi sahile o gün içindeki huzursuzlukla denize baktı, deniz küskündü gökyüzüne baktı, yıldızlar hala yerindeydi ama konuşmuyorlardı onunla bir şarkı mırıldanmaya başladı nefesi kesilene kadar da sürdürdü kesiliyordu minik nefesi...

denizin diğer ucu 0

denizin diğer ucu

yıldızlar üstümüze yağacak dedi bir nefes aldı yoruldu bir nefes verdi ve devam etti; yıldızlar üstümüze yağdığında tam olarak burada olmalıyız tüm bu hislerimizle, kendimizden hiçbirşey kaybetmeden çok uzakta dedi, gökyüzünü gösterdi sonra işaret...

gerçeğe düşüş 0

gerçeğe düşüş

ağrı nüksediyor tekrardan hissediyorum dolaşıyor damarlarımda yavaş yavaş hiç geçip gitmeyecekmiş gibi içimden çıkmayacakmış gibi   iğneyi hazırlıyorum ama ellerim titriyor artık dayanamıyorum bu acıya damar yolunu bulamıyorum bu karanlıkta el yordamıyla kontrol ediyorum...

kim? 0

kim?

anahtarına basarak açtığım ışıklar lambalar değil, yıldızlar sanki kulaklığımdan gelen ses yapay değil doğanın türküsü belki içime çektiğim hava değil şairin de bahsettiği gökyüzü gibi ben aslında ben değil, senimdir kim bilebilir ki? kim?