Aile Hukuku Kapsamlı Özet ve Tablolar

***TÜRK AİLE HUKUKUNDA EGEMEN OLAN İLKELER***

  1. Birlik İlkesi ; Eşlerin birbirlerine sadık kalması, özen göstermeleri gibi, eşlerin hak ve yükümlülükledir.
  2. Süreklilik İlkesi ; Süreklilikteki amaç, tarafların karşılıklı anlaşma ile aralarındaki birliği ve bağı korumaktır.
  3. Zayıfların Korunması ; Aile Hukuku içerisinde zayıfların korunması da düzenlenmekte olup, en iyi örnek zayıf durumda olan çocukların korunmasını sağlayıcı düzenlemelerdir.
  4. Düzenleme Serbestisinin Bulunmaması ; Buradan anlaşılması gereken medeni kanununda aile için belirlenen kısıtlamalar dışında taraflar arasında yeni kısıtlamalar kararlaştırılamaz. Örneğin boşanma nedenleri M.K.da sınırlı olarak düzenlenmiştir. Bunlar haricinde taraflar yeni boşanma nedenleri belirleyemezler.
  5. Devletin Müdahaleci İlkesi ; Belirli ilişkilerin kurulmasında, sonlandırılmasına, yürütülmesinde devletin açık müdahalesi vardır. Örneğin evlenme sadece devletin belirlediği kurumlarca yapılabilir ve yeni aynı şekilde evlenmenin sona erdirilmesinin yargı organlarınca verilecek karar ile mümkün olması gibi.
  6. Eşitlik İlkesi ; M.K.ya göre kadın ve erkek eşittir. Aile içerisinde yükümlülüklerin yerine getirilmesi konusunda eşitlik benimsenmiştir.

***NİŞANLANMA***

Nişanlanma evlilik vaadiyle olur. Nişanlılık, nişanlanma ile nişanlılar arasında doğan ve onlar açısından çeşitli haklar ve borçlar doğuran hukuki durumdur.

Nişanlanma hem manevi hem de ahlaki yönden toplumsal olay ve hukuki bir kurumdur. Nişanlanmanın hukuki mahiyeti konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Ancak en uygununun bağımsız ve aile hukuku nitelikli bir sözleşme olarak değerlendirilmesi gerektiğidir.

Nişanlanma şarta ve süreye bağlanabilir. Şart geciktirici ve bozucu nitelikte olabilir. Örneğin sınıfı geçme halinde nişanlanacağız diyerek geciktirici şarttan, ameliyatın başarılı olamaması halinde nişanlılığın sona ereceğinin kararlaştırılması halinde ise bozucu şarttan söz etmek mümkündür.

Nişanlanmada taraflar ileriki bir tarihte nişanlanmanın başlamasını kararlaştırabilirler. Örneğin 1 Hazirandan itibaren denilmesi halinde, bu tarihten önce nişanlanmanın hükümleri başlamayacağı gibi, bu tarihten önce ayrılma durumunda da nişanlanmanın sonuçları doğmayacaktır, çünkü ortada henüz hukuki bir nişanlanma yoktur.

  1. Nişanlanmanın Kurucu Unsurları
    1. Karşılıklı iki tarafın Evlenme vaadi
    2. Vaatte bulunanların ayrı cinsten olması
  2. Nişanlanmanın Amaçları ;
    1. Tarafların birbirlerini tanıması
    2. Eş adaylarının evlilik hazırlıklarının tamamlanması
    3. Eş adayları arasında evlilik durumuna engel bir durumun bulunup bulunmadığının belirlenmesi.
  3. Nişanlılık Sözleşmesinin Kuruluş Koşulları
    1. Biçimsel Koşullar
      1. Evlenme vaadiyle olur
      2. Nişanlanma yasal temsilcilerin rızası olmadıkça küçüğü ve kısıtlıyı bağlamaz.
    2. Maddi (Esasa) İlişkin Koşullar
      1. Nişanlanma Ehliyeti
        1. Tam Ehliyetliler kendi isteklerine göre nişanlanabilirler.
        2. Sınırlı ehliyetlilerden olan kendisine danışman atanmış kişilerde danışmanın onayını almadan nişanlanabilirler. Çünkü nişanlanma danışman onayını gerektirir bir işlem değildir.
        3. Sınırlı ehliyetsizler danışman onayı ile nişanlanabilirler. Yasal temsilcinin onayı nişanlanmadan önce izin, nişanlanmadan sonra icazet şeklinde olur.
        4. Tam ehliyetsizler ayırt etme gücüne sahip olmadıkları için nişanlanamazlar. Nişanlanma kişiye sıkı sıkıya bağlı olduğu için yasal temsilcilerde onay veremez.
      2. Nişanlanma Engelinin Bulunması ; Mevcut evlilik, yasak derecede hısımlık, evlenmeye engel olacak derece de akıl hastalığı, sürekli ölçüde ayırt etme gücünden yoksun olmaktır.

Yukarıda sayılan engellere rağmen nişanlanmanın yapılması halinde nişanlanma mutlak butlan ile geçersizdir.

Yukarıda sayılanlar dışında kalan ve kesin olmayan evlenme engellerine rağmen evlenilmesi veya nişanlanılması, bu engellere rağmen geçerlidir.

      1. Nişanlanma İradesi ; Evlenme vaadi içeren irade açıklaması, sözlü veya yazılı, açık olarak yapılabileceği gibi, bu arzuyu açıklayan davranışlarda bulunması yoluyla da yapılabilir. Örneğin nişan yüzüklerinin takılması için elini uzatmak gibi. İradi açıklama veya davranışın bizzat taraflarca yapılması gerekir. Aracı kullanılamaz.

Nişanlanma bozucu şarta bağlı olarak yapılabilir. Ancak geciktirici şarta bağlı olarak yapılamaz.

Nişanlanmada iradi bozukluk, yanılma, aldatılma ve korkutulma yoluyla olur. Bu durumda olan nişanlı, bu durumlardan birini anladığı an iyi niyetli olarak, uygun bir süre içerisinde, nişandan haklı bir sebeple dönebilir.

  1. Nişanlanmanın Hukuki Sonuçları
    1. Nişanlanma ile Doğan Yükümlülükler
      1. Sadakat Yükümlülüğü ; Nişanlanan taraflar, nişanlılık statüsüne uygun içimde davranmak zorundadır. Yani birbirlerine sadık kalacak, evlenmeyi tehlikeye düşürecek davranışlardan kaçınmaları gerekir.

Taraflar hem cinsel yönden hem de manevi yönden birbirlerine sadık kalmalıdır. Örneğin taraflardan biri diğerinden öğrendiği bir sırrı başkaları ile paylaşırsa, sadakat yükümlülüğüne aykırı davranmış olur, diğer tara bunu haklı neden sayarak tek taraflı olarak nişanı bozabilir.

      1. Evlenme Yükümlülüğü ; Nişanlanma bir evlenme vaadidir. Hiç kimse evlenmeye zorlanamaz ise de haksız nedenlerle veya oyalayarak evlenmeyi geciktiren taraf yönünden bazı yaptırımları bulunmaktadır. Böyle bir durumda diğer tarafın tek taraflı olarak nişanı bozma ve tazminat talebinde bulunma hakkı doğabilir.
      2. Yardımlaşma ve Dayanışma Yükümlülüğü ; Nişanlılar birbirlerine maddi ve manevi yönden yardım etmek ve birbirlerini desteklemekle yükümlüdür.
    1. Nişanlanmadan Doğan Hak ve Yetkiler
      1. Tarafların nişanlanmanın yükümlülüklerini yerine getirme ve uygun davranma konusunda hakkı vardır.
      2. Mal rejimi yapma hakkı
      3. Nişanlılardan birinin ölümü halinde öleme sebebiyet veren kişiden koşulları var ise destekten yoksun kalma ve manevi tazminat isteme hakkı
      4. Hakim olan nişanlının, nişanlısının davasına bakmaktan kaçınma hakkı vardır.
      5. Nişanlılardan her birinin nişanlısının hakkında açılmış bir dava nedeniyle tanıklıktan çekilme hakkı vardır.
  1. Nişanlanmanın Sona Ermesi
    1. Sona Erme Halleri
      1. Kendiliğinden Sona Erme
        1. Evlenme
        2. Ölüm – Gaiplik
        3. Nişanlanmanın yapılmasından sonra ortaya çıkan ve evlenmenin yapılmasını imkansız hale getiren durumların varlığı (cinsiyet değişikliği, ayırt etme gücünden yoksunluk, akıl zayıflığı gibi)
        4. Nişanlanma öncesi belirlenen bozucu şartın gerçekleşmesi.
      2. Karşılıklı Anlaşma ile Sona Erdirme ; Taraflar kendi aralarında anlaşarak nişanı sonlandırabilirler. Nişanı sona erdirmek için ayırt etme gücüne sahip olmak gerekir. (Küçük ve kısıtlılar için)
      3. Nişandan Tek Yanlı Dönme ; Taraflardan biri haklı veya haksız, nedenli veya nedensiz olarak nişanı bozabilir. Burada nişanı bozanın haklı veya haksız olması nişanı sonlandırma yönüyle bir etkisi bulunmamakta iken, nişanın bozulması nedeniyle diğer tarafa tazminat isteme hakkı verebilir. Nişanlılardan birin gerekli zamanda yükümlülüklerini yerine getirmeyeceğinin anlaşılması, diğer nişanlıya, nişanı bozmak için haklı bir sebep sağlar. Evlenmeden kaçınma hali için öngörülen cayma tazminatı veya ceza şartı dava edilemeyeceği gibi, yapılan ödemelerde geri istenemez.
    2. Sona Ermenin Sonuçlar ; Taraflar nişanlanmanın sona ermesi ile yukarıda da saymış olduğumuz nişanlanma nedeniyle kazanılan hak ve yükümlülüklerde sona erer. Nişanın Sona ermesinin bazı somut sonuçları vardır. Bunlar ;
      1. Hediyelerin Geri Verilmesi (M.K. 122)
        1. Hediye nişanlılık dolayısıyla verilmiş olmalı,
        2. Nişanlanma evlilik dışı bir nedenle sona ermeli
        3. Nişanlıların birbirlerine, ana, baba ve onlar gibi davrananların diğer nişanlıya vermiş oldukları, alışılmışın dışındaki hediyeler geri istenebilir.
        4. Hediyelerin iadesini her iki tarafta isteyebilir. Kusurluluğu bakılmaz. Nişanlılardan birinin ölmesi halinde mirasçılar hediyeleri isteyebilir.
        5. Hediyeleri, nişanlı, ana, babası veya onlar gibi davrananların isteme hakkı bulunmakta olup, bu hak sadece kendileri tarafından verilen ve parasal değeri olan alışmışın dışında olan hediyeler için geçerlidir.
        6. Hediyeyi iyi niyetli olarak elinden çıkaran nişanlıdan hediyenin geri verilmesi istenemez. Bu durum yargılama ile ortaya konulabilir. Kötü niyetli olarak elinden çıkaran kişi bunun bedelini ödemek zorundadır. Bu durumda sebepsiz zenginleşme ortaya çıkar.
      2. Tazminat
        1. Maddi Tazminat ; Haklı bir neden olmaksızın nişanın bozulması halinde, diğerine dürüstlük kuralları çerçevesinde ve evlenme amacıyla yapmış olduğu harcamalar ve katlandığı maddi fedakarlıklar karşılığında uygun bir tazminat vermekle yükümlüdür. Buna nişan giderleri dahildir. Bu tazminat evlenmeden beklenen yararların gerçekleşmemesi yüzünden uğranılan zararların tazmini değil, bozulan nişan yüzünden uğranılan zararların tazmini amacını güder.
        2. Manevi Tazminat ; Haksız ve nedensiz yere nişanının bozulması halinde, nişanın bozulması nedeniyle kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf uygun bir miktarda manevi tazminat isteyebilir. Şartları şunlardır.
          1. Nişanlanma akdi tek taraflı irade beyanı ile sonlandırılmış olmalı.
          2. Kişilik hakları ihlal edilmiş olmalı.
          3. Davalı zararın doğmasından kusurlu olmalı.
          4. Tazminat talep edenin kusuru bulunmamalıdır.
        3. Zamanaşımı ; Hediyelerin geri verilmesi ve tazminat için zamanaşımı, nişanlılığın sona erdiği tarihten itibaren 1 yıldır.

Güncel hukuk ders notlarının adresi yirmisekiz.net

***EVLENME***

Evlenmenin Öğeleri ;

  1. Karşı cinsten iki kişin evlenme ortaklığı kurmak üzere iradelerini birleştirmesi.
  2. Evlenmenin yasada evlenme için öngörülen koşullara uygun biçimde yapılmalı.
  • Evlenme Hukuki statü olarak kendine özgü bir aile hukuku sözleşmesidir.

Evlenmenin Koşulları

  1. Maddi Koşullar
    1. Evlenme Ehliyeti (Olumlu Koşullar)
      1. Ayırt Etme Gücü ; Evlilik birliğinin önemi ve ciddiyetini, yüklediği sorumlulukları anlayabilecek yetenekte olma. Ayırt etme gücünden geçici yoksunluk nispi butlan, kalıcı yoksunluk halinde ise mutlak butlan söz konusu olur.
        1. Ergin kişiler evlenebilirler.
        2. Ayırt etme gücüne sahi olmayanlar evlenme akdi yapamazlar.
        3. Ayırt etme gücüne sahip küçükler, anne, baba veya vasisinin izni ile evlenme akdi yapabilirler.
        4. Ayırt etme gücüne sahip kısıtlı, ancak yasal temsilcisinin izni varsa evlenme akdi yapabilir.
      2. Evlenme Yaşı ;
        1. 18 Yaşını Doldurmuş olanlar ergin oldukları için evlenmelerini yapabilirler.
        2. 17 yaşını doldurmuş olma halinde anne – babanın izni halinde evlenme yapılabilir. İzin yazılı olmalıdır.
        3. Olağanüstü Evlenme Yaşı ;
          1. Olağanüstü bir durum ve pek önemli bir neden olmalı (örneğin hamile olma vs gibi)
          2. Tarafların 16 yaşını doldurmuş olması
          3. Anne ve baba veya vasinin dinlenilmesi (zorunlu değildir)
          4. Yukarıdaki hususların varlığı halinde iznin Mahkemece verilmiş olması. Eğer bir kişi olağandışı nedenlere dayanarak mahkemeden almış olduğu izin ile evlenmiş olur ve sonrasında bu evlilik herhangi bir nedenle sona ererse, bu kişinin yeniden evlenebilmesi için ve erginlik yaşı dolmamış ise yeniden mahkemeden izin alması gerekir.
      3. Yasal Temsilcinin İzni ; 17 yaşını doldurmuş olanlar anne ve baba, sınırlı ehliyetsizler içinse yasal temsilcinin izni halinde evlenebilirler. Yasal temsilci izni noter tarafından imzası onaylanmış bir belge ile verilmesi gerekir. Yasal temsilcisi izin vermediği durumda, kısıtlı veya küçük mahkemeye başvurarak izin verilmesini isteyebilir.
    2. Evlenme Engelleri (Olumsuz Koşullar)
      1. Kesin Evlenme Engelleri (Yapılan evlenme Mutlak Butlan ile Geçersizdir)
        1. Yasak Derecede Hısımlık ;
          1. Üstsoy – altsoy kan hısımları,
          2. 3 dereceye kadar olan yan soy hısımlarını
          3. Kayın Hısımlığı (Kayın Hasımlığını meydana getiren evlilik sona erse bile, eşlerden biri ile diğerinin altsoy ve üst soy arasında evlenme yasağı vardır. ) Yan Soy Kayın Hısımlığı evlenmeye engel değildir.
          4. Evlat ilişkisinden doğan hısımlık.
        2. Mevcut Evlilik ; Mevcut bir evlilik var iken yapıla 2 evlilik mutlak butlan nedeniyle geçersizdir. Gaiplik halinde evlenme sona ermez, ancak eş mahkemeden evliliğin gaiplik nedeniyle feshini isteyebilir.
        3. Evlenmeye engel olacak şekilde akıl zayıflığı ; Akıl zayıflığının evlenmeye engel olmadığı resmi sağlık kurulundan alınacak rapor ile ispatlanır ise evlenmeye engel olmaz.
      2. Kesin Olmayan Evlenme Engelleri (Evlilik Yapılmış ise Geçerlidir)
        1. Kadın için evliliğin sona ermesiyle doğan bekleme sürelerine uymama.
        2. Gelecek Kuşaklar için Tehlikeli Hastalıklar (1593 Sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanununda belirtilen frengi, bel soğukluğu, yumuşak şankr, cüzam gibi hastalıklar)
        3. Askeri Öğrencilik Statüsü.
  2. Evlenmenin Biçimsel Koşulları
    1. Başvuru ile İlgili Biçimsel Koşullar
      1. Evlenme Başvurusu ; Tarafların birinin bulunduğu yer evlendirme memurluğuna yapılır.

Nüfus Kanununun 15 maddesi gereğince evlendirme yetki ve görevi İçişleri Bakanlığına Nüfus İdarelerine, Belediye Başkanlarına, Köy Muhtarlarına veya gerektiğinde köy ve kasabalara eğitim ve öğretim hizmetleri sınıfındaki devlet memurlarına verilebilir.

Evlenecekler yurtdışında ve Türk ise bulundukları yer Türk Konsolosluğunda evlenmeleri yapılabilir. Ancak taraflardan biri yabancı ise evlendirme işleminin bulundukları yer Evlendirme Memurluğunca yapılması gerekir.

      1. Başvuruya Eklenecek Evraklar ; Nüfus Cüzdanları, nüfus kayıtları, evlilik daha önce sona ermiş ise buna ilişkin belgeler,varsa kısıtlılar için onay belgesi ve sağlık raporu.

Bu evraklar evlendirme memuru tarafından kontrol edilerek, evlenmeye engel bir durum yok ise evlendirme işlemi yapılır. Ancak engel bir durum söz konusu olur ise evlendirme memuru işlemi reddeder. İşleme karşı mahkemeye başvurabilir. Mahkemenin red kararını kaldırması halinde, evlendirme memuru gün vererek, taraflara bildirir ve evlenmeye izin belgesi verir. Bu belgeye dayanarak taraflar 6 ay içerisinde herhangi bir evlenme memurluğuna başvurarak evlenmelerini yapabilirler. Bu süre içerisinde evlenme yapılmaz ise taraflar tüm evraklarını yenide hazırlayarak başvurmak zorunda kalırlar.

Evlenme memuru tarafından evlenme işleminin reddi mutlak butlan nedenlerinden birine dayanıyorsa, itiraz basit yargılamaya göre yapılır ve duruşmalarda C.Savcısı da hazır bulunur.

    1. Evlenme Akdi (Nikah Töreni) sırasında uyulması gereken biçimsel Koşullar
      1. Uyulmaması Durumunda Evlenmenin Yokluğuna Neden Olan Koşullar
        1. Evlenecek kişilerin evlenmek üzere karşılıklı beyanlarını açıklamaları gerekir. (Nikah töreni esnasında)
        2. Evlenmenin yetkili evlendirme memuru önünden yapılması gerekir. (Dini nikah resmi nikah sonrası yapılmalıdır)
      2. Uyulmaması Halinde Evliliğin Geçersizliği Sonucunu Doğurmayan Biçimsel Koşullar
        1. Evlenmenin yasada belirtilen yerde yapılmaması (Örneğin Evlendirme Memurluğunca belirlenen yerlerde değil de taraflarca belirlenen düğün salonlarında yapılması gibi)
        2. Evlenmenin açık (aleni) yapılması, Evlenmenin 2 tanık huzurunda yapılabilir.
        3. Evlenmenin sözlü yapılması, yani evlenme iradelerine ilişkin cevapların sözlü verilmesi.
    2. Evlenme Akdinden Sonraki Biçimsel Koşullar ;
      1. Aile cüzdanının verilmesi,
      2. Evlenmenin Nüfus İdaresine bildirilmesi ve kütüğü tescil
      3. Savcılığa Bildirme (Nüfus İdaresi tarafından evlenmenin mutlak butlan sebeplerine dayandığı tespit edilir ise bildirimde bulunurlar)
      4. Özel olarak dini evlenme.

EVLİLİĞİN GENEL HÜKÜMLERİ

Evlene törenini yapılmasıyla, karı koca arasında bir evlilik birliği kurulmuş olur. Kurulmuş olan bu evlilik birliğinin tüzel kişiliği yoktur.

Evlilik birliğinin eşlerden biri tarafından temsil edilmesi halinde, diğer eşin de müteselsil sorumluluğu söz konusudur. Evlilik birliğinde eşler eşit statüye sahip olup, hak ve yükümlülüklerinde de eşitlikten söz etmek mümkündür.

Evlilik Birliğinin İşleyişinde Kanun Koyucu Tarafından Eşlere Getirilen Yükümlülükler

    1. Evlilik birliğinin mutluluğunu elbirliği ile sağlamak
    2. Çocukların bakımına ve eğitimine, gözetimine özen gösterme yükümlülüğü
    3. Sadakat Yükümlülüğü
    4. Yardım ve Dayanışma Yükümlülüğü
    5. Giderlerine katılma yükümlülüğü
    6. Evlilik birliğine dayalı kişilik haklarının korunması yükümlülüğü
    7. Eşlerin bilgi verme yükümlülüğü
    8. Birlikte yaşama yükümlülüğü (Aile konutlarında, eşlerden birinin rızası olmadan işlem yapılamaz)

Eşlerin Hakları :

  1. Müşterek konutu seçme hakkı
  2. Evlilik birliğini yönetme hakkı
  3. Evlilik birliğini temsil yetkisi
  4. Eşlerin iş ve meslek seçme hakkı (Taraflar bu hakkı kullanırken, evlilik birliğinin huzur ve yararını göz önünde bulundurmaları gerekir)

Evliliğin Genel Mali Hükümleri

  1. Ailenin bakımı yükümlülüğü ; Eşler birliğin giderlerine birlikte katılır. Bakım yükümlülüğü evlilik birliğine dahil kişilerin kişisel ihtiyaçları ile evin masraflarını karşılar. Bakım yükümlülüğü farklı şekillerde olabilir. Bunlar ;
    1. Parasal edim (eşlerin kazancı veya mal varlıklardan gelen kazançlar)
    2. Hizmet edimi
    3. Mal Varlığı Verme Edimi

Eşler katılma payını kendi aralarında belirleyeceği gibi, anlaşamama durumu söz konusu olması halinde de hakim kararı ile eşlerin hangi oranda katılma payı ödeyecekleri belirlenebilir.

Eşlerin diğer eşe yönelik birlik giderlerine katkı alacağı, şahsa sıkı sıkıya bağlı bir talep olarak, yani bir bütün olarak devredilemez ve haczedilemez, fakat münferit katkı talepleri haczedilebilir ve devredilebilir. Eşlerden biri katkı alacağı için diğer eşe karşı cebri icra yoluna başvurabilir.

Münferit birlik giderlerine katkı alacakları, muaccel oldukları tarihten itibaren 10 yıl içerisinde zamanaşımın uğrar. Evlilik birliği devam etti sürece zamanaşımı durur. TMK.nun 196/3 mad. gereğince bu katkılar geçmiş bir yıl ve gelecek yıllar istenebilir.

Eşlerden birinin ölümü veya diğer bir sebeple evlilik birliğinin sona ermesi halinde birlikte giderlere katılma yükümü ileriye etkili olarak sona erer.

  1. Evlilik Birliğinin Temsili ;
    1. Temsil Yetkisinin Kapsamı ; Birliğin temsil yetkisi, birliğin ihtiyaçların karşılamak için eşlerin gerekli hukuki işlemleri yapma yetkilerini ifade eder. Eşlerin evlilik birliğini temsil yetkisi ikiye ayrılır. Bunlar ;
      1. Sürekli İhtiyaçlar İçin ; evlilik birliği devam ettiği sürece ailenin sürekli ihtiyaçlarını karşılamak için temsil yetkisine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu tür işlemlerde her iki eşte tam yetkilidir. Ailenin sürekli ihtiyaçları, beslenme, giyim, ısınma gibi olağan biçimde her zaman hissedilen ihtiyaçlardır.
      2. Sürekli İhtiyaçlar Dışında Kalanlar İçin ; Sürekli ihtiyaçlar dışında kalan kısımlarda eşlerden birinin temsil yetkisine sahip olması, diğer eşin iznine veya hakimden izin alınmasına bağlıdır. Buradan kasıt günlük ihtiyaçlar dışında kalan ihtiyaçlardır. Bu tür ihtiyaçlarda diğer eşin rızası alınmadıkça veya mahkeme kararın alınmadıkça, eş tek başına hareket ederek, tek başına tasarrufta bulunamaz. Ancak eşlerden biri diğerine yetki vererek bu tür işlemlerde yetkili kılabilir. Eşlerden bir tanesinin ağır hastalığı, başka yerde bulunması veya buna benzer sebeplerle rızasının alınamaması halinde ve birliğin yararına olan işlerde, gecikmesinde sakınca bulunması halinde, diğer eşin rızası olmadan hukuki işlem yapılabilir.

Örnek ; Beslenme, giyim, elektrik, ısınma vs. ailenin sürekli ihtiyaçları, araba alınması, seyahat vs gibi masraflar ise diğer ihtiyaçlar kategorisine girmektedir.

    1. Temsil Yetkisini Kullanmanın Sonuçları ; Birliğin temsil yetkisi kullanıldığı hallerde, eşlerde 3.kişilere karşı müteselsilen sorumlu olurlar.

Yapılan hukuki işlem ailenin diğer ihtiyaçlarına ilişkinse, sorumluluğun müteselsil olması, ancak eşin bu işlemleri yapması için diğer eş tarafından veya mahkemece yetkili kılınmasına veya derhal yapılması gereken işlemlerden olmasına bağlıdır. 3. Kişiler böyle bir yetkinin verildiğini veya acil bir durumun varlığını ispatlamak zorundadır. Böyle bir yetki yok ise işlemi yapan eş 3.kişiye karşı kişisel olarak sorumlu tutulur.

    1. Temsil Yetkisinin Kaldırılması ; Eşlerden birinin temsil yetkisinin kaldırılması veya sınırlandırılması, diğer eşin talebi üzerine hakim kararıyla mümkündür. Burada söz konusu olan yetki ailenin sürekli olan ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik olan yetkidir. Hakim burada temsil yetkisinin aşılıp aşılmadığını veya yetki kullanımında yetersiz kalmasına bakar.
Temel Koşul Eşlerin Birlikte Yaşaması
  1. Sınıflama
Ailenin sürekli ihtiyacı Ailenin diğer ihtiyaçları
  1. Tanımlama
Evlilik Birliğinin yaşam tarzına uygun günlük hayattaki masrafları Ailenin sürekli ihtiyaçlarını aşan masraflar
  1. Temsil Yetkisi :

Temel Kural

Her Eş

Her Zaman

Sadece faaliyette bulunan eşin yetkili kılınması halinde

– Diğer eş tarafından

– Mahkeme tarafından

  1. İstisna
Temsil yetkisinin Mahkeme tarafından kaldırılması Gecikmesinde sakına olması durumunda rızanın aranmaması.
  1. Eşin 3.kişilerle veya diğer eş ile hukuki ilişki içine girme özgürlüğü ve ehliyeti ; her eş kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, diğer eş ile ve 3.kişilerle her türlü hukuki işlem yapabilir. Eşler arasında herhangi sınırlandırma bulunmamaktadır. Eşler arasında yapılacak hukuki işlemler nedeniyle ortaya çıkacak alacaklar için zamanaşımı bulunmamaktadır. Ayrıca eşler arasındaki işlemler cebri icraya konu edilebilir. Eşlerden biri diğer eşine olan borcunu öderken evlilik birliğinin tehlikeye girmemesi için değer eş lehine hakim vade tanıma yetkisine sahiptir.

Kefalet sözleşmesinde eşin rızası

Kefalet sözleşmesinde Eşin rızasının geçerliliği şu şartlara tabidir. ;

  1. Kefil olmak isteyen kişi evli olmalıdır
  2. Kefil olmak isteyen evli kişi, kefalet sözleşmesini doğrudan temsilci olarak değil, kişisel olarak borç altına girmek üzere “kendi adına” imzalanmalıdır.
  3. Eşler arasında mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı mevcut olmamalı veya eşlerden biri için yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmamalıdır.
  4. Rızanın verilmesi adi yazılı şekilde olmalıdır.
  5. Yazılı rızanın sözleşmenin kurulmasından önce yada en geç kurulması anında verilmesi şarttır.

Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmana veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmez. Buna göre ;

  1. Kefalet sözleşmesinden sonra yapılan ve kefilin sorumlu olacağı en yüksek miktarın artmasına sebep olan değişiklikler,
  2. Kefalet sözleşmesinden sonra yapılan ve adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine sebep olan değişiklikler,
  3. Kefalet sözleşmesinden sonra yapılan ve kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olan değişiklikler (örn. Asıl borcu kefaletin yanında teminat altına alan bir ipoteğin tamamen veya kısmen çözülmesi) durumunda eşin rızasına ihtiyaç vardır.

Kefalet limitini azaltan veya müteselsil kefaleti adi kefalete dönüştüren anlaşmalarda eşin rızasına gerek yoktur.

Eşin rızası alınmaksızın yapılan kefalet sözleşmesi kesin hükümsüz/batıldır.

Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz.

Vatandaşlık

Bir Türk vatandaşı ile evlenme doğrudan vatandaşlık kazandırmaz. Türk vatandaşı ile evlenen yabancı, en az 3 yıldan beri evli olan ve evliliği devam eden yabancılar Türk Vatandaşlığı kazanmak için başvuruda bulunabilirler. Başvuru sahiplerinde;

  1. Aile birliği içinde yaşama
  2. Evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmama
  3. Milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hal bulunmama şartları aranır.

Aile Konutu Üzerinde Tasarruflar

Aile konutu eşlerin evlilik birliğinin devamı süresince ortak yaşamı sürdürmenin gerekli kıldığı, birde yerde ortak olarak oturma ihtiyacının giderilmesinde kullanmak üzere sürekli olarak seçtikleri, konut olarak kullanmaya elverişli taşınır veya taşınmaz yerdir.

  • Bir konutunu fiilen eşler tarafından kullanılmaya başlaması aile konutunun varlığı için zorunludur.
  • Aile konutu tek bir konuttur.
  • Yazlık, yayla evi, dağ evi gibi ikinci nitelikli konutlar aile konutu sayılmaz.
  • Bir yerin aile konutu sayılabilmesi için konutun geçerli bir ayni veya şahsi hakka dayalı olarak kullanılması şarttır.
  • Taşınmazın aile konutu niteliğini kaybetmesi ancak evliliğin sona ermesi kararının kesinleşmesi ve ölüm ile olur. Aile konutu niteliği tapu kütüğüne şerh verilmiş ise, aile konutu niteliği ortadan kalkmasıyla birlikte sona erer.
  • Eşler, ortak anlaşmalarıyla bir konutun aile konutu niteliğini sona erdirebilirler.
  • Aile konutu üzerindeki hak sahibi olan eşin hakkı, mülkiyet hakkına, üst hakkına, intifa veya oturma hakkına ya da kira sözleşmesine, hatta bir ariyet sözleşmesine dayanabilir.

M.K.nun 194 maddesine göre eşlerden biri diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutu ile ilgili olarak kira sözleşmesini feshedemez, aile konutu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.

Rızayı sağlayamayan ve haklı bir sebep olmadan kendisine rıza verilmeyen eş, hakimin müdahalesini isteyebilir. Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malını maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini isteyebilir. Aile konutu eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı haline gelir ve bilirimde bulunan eş diğer ile müteselsilen sorumlu olur.

EVLİLİK BİRLİĞİNİN KORUNMASI

Evlilik birliğinin taraflara yüklemiş olduğu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğinde önemli konularda uyuşmazlığa düşülmesi halinde Mahkemelere baz tedbirlerin alınması konusunda kanun koyucu yetki vermiştir.

Mahkemenin Yetkileri

  1. Mahkemenin yetkisini kullanabilmesi için
    1. Eşlerden birinin veya eşlerin birlikte talepte bulunması.
    2. Eşlerden birinin evlilik birliğinin beraberinde getirdiği yükümlülükleri yerine getirmemesi
    3. Evlilik birliğine ilişkin konularda tarafların anlaşamaması gibi nedenlerin olması gerekir.
  2. Hakimin Alacağı Tedbirler
    1. Mahkeme Kararına Dayanan Tedbirler
      1. Eşler Birlikte Yaşarken
        1. Eşlerin parasal katkılarının tespiti
        2. Eşlerin katkılarının tespiti
          1. Eşin ev işlerini görmesi
          2. Eşin çocuklara bakması
          3. Eşin diğer eşin iş yerinde karşılıksız çalışması dikkate alınır.
      2. Eşlerin birlikte yaşamaya ara vermesi ve ortak hayatın başka bir sebeple olanaksız hale gelmesi
        1. Parasal katkının tespiti
        2. Konut ve ev eşyasından hangi eşin yararlanacağının belirlenmesi
        3. Eşlerin mallarına ilişkin tedbirlerin alınması
        4. Ergin olmayan çocuklara ilişkin tedbirlerin alınması
      3. Eşleri birlikte veya ayrı yaşaması göz önünde tutulmaksızın her iki halde de alınacak tedbirler
        1. Tasarruf yetkisinin sınırlanması
        2. Borçlulara ait önlemlerin alınması
    2. Mahkeme Kararına Dayanmayan Tedbirler
      1. Hakimin eşleri görevleri hakkında uyarması
      2. Hakimin eşleri uzlaştırması
      3. Eşlerin ortak rızası ile uzman kişilerden yardım istenmesi.

EVLENMENİN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ

Evlenme esnasında bazı şartların eksikliği, yokluk, mutlak butlan ve nispi butlan sonucu doğurmaktadır. Buna karşılık bazı şartların evlenmenin sonucuna herhangi bir etkisi bulunmamaktadır.

Yokluk hariç hiçbir geçersizlik sebebi kendiliğinde hüküm doğurmaz. Evlenmenin hükümsüz hale gelmesi için mahkeme kararına ihtiyaç vardır. Ancak mutlak butlan sebebine dayanır ise mahkeme kararına gerek kalmadan işlemin yapıldığı andan itibaren sakat olduğundan, hüküm doğurmayacaktır.

  1. Evlenmenin Yokluğu ; Evlenmenin kurucu unsurlarının eksikliği halinde söz konusudur. Yokluk halleri şunlardır ;
    1. Evlenmenin ayrı cinsten kişiler arasında yapılmamış olması, (Evli olan çiftlerden birinin evlilik sonrası cinsiyetini değiştirmiş olması evliliğin yokluğuna neden olacaktır)
    2. Evlenmenin evlendirme memuru önünde yapılmamış olması. (Yetkisi olmamakla birlikte evlendirme memuru gibi davranan biri önünde yapılan evlilik durumunda, tarafların evlendirme memurunun yetkisizliğini bilmemeleri halinde yapılan evlilik geçerlidir)
    3. İki tarafın evlendirme memuru önünde aynı anda hazır bulunmaları.

Yokluğun Sonuçları ; Yok olan evlenme, baştan beri hukuki niteliğe haiz olmadığından, kendiliğinden hükümsüzdür. Yokluk halinde evlenmenin hükümsüzlüğü için dava açılmasına gerek yoktur. Ancak yokluk ihtilaflı ise bu durumun tespiti için dava açılır. Ayrıca Mahkemece tarafların boşanma davalarının görülmesi halinde, hakim burada evlenmenin yokluğunu tespit etmesi halinde, sadece bu durumun tespiti yönünde karar verebilir, boşanma yönünde bir karar veremez, çünkü evlenme baştan itibaren yok hükmündedir. Yokluk durumunda hiçbir şekilde evlenme geçerli olamaz. Evlenmenin geçerli olabilmesi için şartlarının tamamlanması gerekir.

NOT : Geçmiş dönemlerde evlilik dışı çocuğa sahip olan ve birlikte yaşayan erkek ile kadının, aralarında evlenmeye engel bir durumun bulunmaması halinde, çocuğun nesebinin düzgün olması amacıyla idare tarafından evliliğin geçerli bir evliliğe dönüştürülmesi için bazı geçici kanunlar çıkartılmış olup, böyle bir durum için ileri de de böyle bir kanun maddesi çıkartılabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

  1. Evlenmenin Butlanı : Evlenmenin kurucu unsurlarının tam olması sonrası yapılan evlenmenin kanun tarafından geçerli olması için aranan unsurların ya da tarafların iradesinde sakatlık veya eksiklik bulunduğu için evliliğin mahkeme kararıyla sona erdirilmesi durumudur.

Evliliğin butlanı iki halde söz konusudur. Mutlak Butlan ve Nispi Butlan.

Aralarındaki Farklar şunlardır ;

MUTLAK BUTLAN NİSPİ BUTLAN
  1. Sebepleri Kamu Düzenine İlişkindir
Sebepleri sadece tarafları ilgilendirir
  1. Dava Açma yetkisi C.Savcısı ve ilgililerdedir. C.Savcısı bu gibi durumlarda resen dava açar.
Dava geçici ayırt etme gücünden yoksunluk, akıl hastalığı veya irade sakatlığından açılmış ise bu durumda olan eş ve yasal temsilcinin iznine dayanarak açılmış ise yasal temsilci dava açabilir.
  1. Dava Açma süresi yoktur. Her zaman açılabilir.
Dava Açma süreye tabi tutulmuştur. Bu süre 6 ay ve 5 yıldır. Bu süre zarfında dava açılmaması halinde evlenme artık iptal edilemez, geçerli bir evlenmeye dönüşür.

Aralarındaki Ortak Noktalar ise Şunlardır ;

  1. Her iki halde de evliliğin iptali için mahkeme kararı gerekir.
  2. Mahkeme kararına kadar, her iki durumda da elenme geçerli bir evlenmenin tüm sonuçlarını doğurur.
  3. Evlenmenin iptaline ilişkin karar her iki halde de geçmişe etkili olmayıp, kararın kesinleşmesinden sonrası için hüküm ifade eder.
    1. Mutlak Butlan ; Evliliğin mutlak butlanı, kurulmuş olan bir evliliğin aşağıda sayılan nedenlerle (M.K.145) Mahkeme kararıyla iptal edilmesidir.
      1. Eşlerden birinin evlenme sırasında evli olması, (Burada evlenme sırasından kasıt nikah törenine kadar olan kısmı kapsar.)

NOT : Ayrıca burada dikkat edilmesi gereken noktalardan birisi de, evlenmenin yapıldığı esnada eşlerden birinin boşanmış olması durumunda, boşanmaya konu kararın yargılamanın iadesi yoluyla bozulmuş olması halinde, ikinci yapılan evliliğe bir etkisi bulunmaz. Çünkü burada mutlak butlan olarak aranan husus evliliğin kuruluşu aşamasında eşlerin evli olmasıdır. Söz konusu durumda ise boşanmış olan eş evli değildir.

      1. Eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun olması.
      2. Eşlerden birini evlenmeye engel olacak şekilde akıl hastalığının bulunması,
      3. Eşler arasında evlenmeye engel olacak derecede hısımlığın bulunması.

Tarafların evlilik birliğini sürekli bir arada yaşamak için değil de başka bir amaç için yaptıkları evliliklere görünürde evlenme denir. Bu tür evlenmeler genelde yabancı uyruklu birinin, yaşadığı ülkenin vatandaşlığını almak üzere yaptıkları evlilikler oluşturur. Bu tür evlenmeler evlenmenin tüm şartlarını taşıdığı için yoklukta söz etmek mümkün değildir. Ayrıca mutlak butlan sebepleri arasında da sayılmadığı için iptali söz konusu olamaz.

NOT : Türk Vatandaşlığı Kanununa göre bir Türk ile evlenen yabancının Türk vatandaşlığı kazanabilmesi için en az 3 yıl evli olmaları, fiilen birlikte yaşamaları ve evliliğin devam etmesi gerekir. Bu şartların varlığı halinde bulundukları yerin en büyük mülki amirlikleri, yurtdışında ise Türk Konsolosluklarına yazılı olarak başvurup bu hakkı kazanabilirler. Ayrıca yabancının evlenmeyle vatandaşlığını kaybetmesi halinde, Türk vatandaşlığını evlenme esnasında kendiliğinden kazanır.

    1. Nispi Butlan ; Evlenmenin aşağıda yazılı sebeplerden dolayı sakat olmasıdır.
      1. Evlenme esnasında geçici olarak ayırt etme gücünden yoksun olma.
      2. İrade Sakatlıkları (Kendisinin veya yakınlarından birinin hayatı, sağlığı veya namusu ve onurun yönelik pek yakın ve ağır bir tehlike ile korkutularak evlenmeye razı olma.)
        1. Yanılma (Yanılma sebebiyle evliliğin iptali için 2 şart gerekir. Bunlar 😉
          1. Yanılmaya düşen niteliğin bizzat eşin kendisine ait olması,
          2. Yanılanın niteliğin onunla birlikte yaşamayı kendisi için çekilme duruma sokacak derece de önemli olması.

Yanılma Halleri şunlardır

Eş, evlenmeyi hiç istemezken, yanılarak evlenme beyanında bulunması,

Eşi ile evlenmeyi istemezken, yanılarak olumlu beyanda bulunması,

Eşlerden biri, karı ve kocasında bulunmaması onunla birlikte yaşamayı kendisi için çekilmez bir hale koyacak derece önemli bir vasıfta yanılgıya düşerek evlenme.

        1. Aldatma
          1. Karı veya koca diğerinin namus ve onuru hakkında gerek doğrudan doğruya onun tarafından gerek onun bilgisi ile 3.bir kişi tarafından aldatılarak evlenmeye razı olma,
          2. Davacının veya altsoyunun sağlığı, sıhhati için ağır bir tehlike oluşturan bir hastalık kendisinden gizlenmiş olması halinde ortaya çıkar.
        2. Korkutma (Yakınlardan birine karşı olmalıdır. Olmayan bir şeye yönelik tehditler korkutma sayılmaz. Örneğin başka biriyle evlenirsen doğacak ilk çocuğunu öldürürüm gibi. Korkutma ağır bir tehlikeyle olmalıdır. Bu durumların tespiti hakime aittir)
      1. Küçük ve kısıtlının, yasal temsilcisinin izni olmadan evlenmesi ( Bu suretle evlenen kişi sonradan 18 yaşını doldurmuş olur ve ergin olur veya karı gebe kalırsa evlenmenin iptaline karar verilemez)
    1. Butlan Davaları ; Nispi veya mutlak butlan davaları bozucu yenilik doğuran dava, bu dava sonucu verilen kararda yenilik doğuran karardır.

Mutlak butlan nedeniyle C.Savcısı tarafından dava açılabilmesi için mevcut devam eden bir evliliğin bulunması gerekir. Evlilik herhangi bir nedenle sona ermiş ise dava açamaz.

Ayırt etme gücünün sonradan kazanılması veya akıl hastalığının iyileşmiş olması durumunda mutlak butlan davası yalnız ayırt etme gücüne sonradan kavuşan veya akıl hastalığı iyileşen eşe aittir. Bu gibi durumlarda mutlak butlan nispi butlana dönüşmektedir. Bu durumda dava açma yetkisi de iyileşen ve ayırt etme gücüne sahip olan eşe aittir.

Mevcut bir evlilik devam ederken ikinci bir evlilik yapılması durumunda, ikinci evliliğin mutlak butlan nedeniyle iptaline karar verilmeden önce birinci evliliğin kanuni olarak sona ermesi durumunda ve ikinci evlenmede diğer eş iyi niyetli ise, bu evlenmenin butlanına karar verilemez. Buradaki iyi niyet evlendiği kişinin evli olduğunu bilmeme ve gerekli özeni göstermeye rağmen öğrenmemiş olmadır.

Öğretiye göre, her iki evliliği yapan kişinin ölmesi halinde, her iki evlilikte de diğer eşler ölen kişinin mirasçısı konumunda olurlar ve bu durumda mutlak butlan söz konusu olmaz.

Nispi butlanda dava açma hakkına sahip olan kişinin vefat etmesi halinde bunun yerine mirasçıları dava açamaz. Ancak eşlerden birinin ölmeden önce açmış oldukları davaya mirasçıları devam edebilir.

Nispi Butlan davaların zamanaşımı süresi 5 yıldır. Bu 5 yıllık süre içerisinde irade sakatlığına dayanılarak açılmış ise, yanılma ve aldatma halinde bunların öğrenildiği, korkutmada ise korkutmanın etkisinin sona erdiği tarihten itibaren 6 ay içerisinde dava açılması gerekir, aksi durumda evlenme geçerli bir evlenme haline dönüşür ve nispi butlan nedeniyle iptali mümkün değildir.

Yetkili Mahkeme ; Eşlerden birinin oturduğu yer veya tarafların birlikte son 6 ay oturdukları yer mahkemesidir.

Görevli Mahkeme ; Aile Mahkemesi, yoksa bu sıfatla Asliye Hukuk Mahkemesidir.

Butlan Davasının Sonuçları ; Butlan davası sonrasında verilen kararlar geriye yürümez, kararın kesinleşmesinden itibaren ileriye dönük olarak hüküm ifade eder.

Butlan nedeniyle evliliğin iptaline karar verilmesi halinde, karar kesinleşmeden önce veya iptal kararından itibaren 300 gün içerisinde doğmuş çocuk, evlilik içerisinde doğmuş kabul edilir ve bu durumda evliliğin iptali çocukların statüsüne herhangi bir etkisi olmaz.

Eşler Açısından Sonuçları Şunlardır ;

  1. Butlan kararıyla evlilik sona erdiği için, eşler yeniden evlenebilirler, ancak kanunda yazılı hususları tamamlamak şartıyla.
  2. Evlenmenin iptaliyle kadın kızlık soyadını alabilir.
  3. Evlenmenin iptaliyle mal rejimin tasfiyesi, tazminat ve nafaka için boşanma hükümleri uygulanır.
  4. Eşlerin evlenmeyle kazandıkları kişisel durumlarını butlan kararından sonra da koruyabilmeleri iyi niyetli olmalarına bağlıdır.
  5. Evliliğin iptali kararı ile eşler birbirlerine mirasçı olamazlar, ancak çocukların mirasçılıklarına bir etkisi olmaz. Eşlerden biri evlenmenin iptaline ilişkin dava devam ederken, karar verilmeden önce vefat ederse, sağ kalan eş iyiniyetliyse mirasçı olabilir, ancak kötü niyetliyse mirasçı olamaz. Bu durumun tespiti ölenin mirasçılarının davaya devam ederek, bu durumu tespit ettirmeleri halinde mümkündür.
  • Aşağıda yazılı durumların varlığı halinde, evlendirme memuru evlendirmeyi yapamayacaktır. Ancak buna rağmen evlenme yapılacak olursa, bu eksikliklerin varlığı, evlenmenin (evlendirme memuru önünde yapılmış olması şartıyla geçerlidir.
  1. Kadının bekleme süresinin bitiminden önce evlenmesi,
  2. Bazı şekil kurallarına uymama (evlenmenin yetkili memur önünde yapılmış olması şartıyla, kanunda yazılı diğer şekil şartlarının eksik olması)
  3. Bazı bulaşıcı hastalıklar

EVLİLİĞİN SONA ERMESİ

  1. ÖLÜM VE GAİPLİK
    1. Ölüm : Eşlerden birinin ölümü halinde evlilik birliği kendiliğinden sona erer. Çünkü artık karı koca dediğimiz iki kişiden biri yoktur.
    2. Gaiplik : Gaiplik durumunda evlenme kendiliğinden sona ermez. Gaiplik kararı bulunması durumunda, sağ olan eşin gaiplik edeniyle evlenmenin feshini talep etmesi gerekir.
    3. Cinsiyet Değişikliği : Eşlerden birinin evlilik sonrasında cinsiyet değişikliği yapması halinde evlilik mutlak butlan nedeniyle geçersiz olacağından, evlenme kendiliğinden sona erer.
  2. BOŞANMA

Eşlerden birinin kanunda yazılı nedenlere dayanarak, dava sonucunda evlilik birliğine hakim kararı ile son verilmesidir.

BOŞANMANIN ÖZEL SEBEPLERİ

  1. Zinaya dayalı boşanma
  2. Hayata Kast, Pek Kötü Muamele ya da Onur Kırıcı Davranışa Dayalı Boşanma
  3. Küçük Düşürücü Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürmeye Dayalı Boşanma
  4. Terke Dayalı Boşanma
  5. Akıl Hastalığına Dayalı Boşanma
  6. Zina ya Dayalı Boşanma

Kusura dayalı, mutlak ve özel bir boşanma sebebidir. Zinanın varlığından söz edebilmek için şu şartların olması gerekir ;

    1. Eşlerden biri tarafından evlilik birliği devam ederken veya evlilik birliğinin sona ermesine ilişkin kararın kesinleşmesi anına kadar yapılmış olmalı
    2. İsteyerek karşı cinsten biriyle cinsi münasebette bulunulmalı

Zinayı davayı boşanma davası açmak için eşlerden birinin yukarıda sayılan zina koşullarından birini en az bir defa gerçekleştirmesi yeterlidir.

Burada dikkat edilmesi gereken hususlardan biri cinsi münasebette bulunan eşlerden birinin kendi isteğiyle bu işi yapması gerekir. Kaçırılarak tecavüz edilmesi durumu bir zina değildir. Bu durumda M.K.163 göre haysiyetsiz hayat sürmeye dayalı olarak boşanma davası açılabilir.

Zina fiili ceza mahkemesi kararı ile sabit olmuş ise boşanma davasında bu ilam zinanın varlığına kesin delil teşkil eder.

Zina çoğu zaman suçüstü yapılma imkanı bulunmadığı için toplanan delillerle hakim de bu konuda bir kanaat oluşur ve saptandığı zaman hakim boşanmaya karar vermek zorundadır. Ayrıca evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını araştıramaz.

Dava Hakkının Düşmesi

Zinaya dayalı boşanma davası açma hakkını elinde bulunduran tarafın dava hakkı 2 şekilde düşer. Bunlar;

  1. Hak Düşürücü Sürenin Geçmesi : M.K.nun 161 maddesinde 2 hak düşürücü süre öngörülmüştür.
    1. Birinci Süre : Eşin zinasının diğer eş tarafından öğrenilmesinden itibaren 6 ay
    2. İkinci Süre : Zina fiilinden itibaren 5 yıl
    3. Örnek : Eşin zinayı 5 yıllık sürenin dolmasına 2 ay kala öğrenmiş ise, davayı bu 2 aylık süre içerisinde açması gerekir, aksi durumda süre hak düşürücü süre olduğu için dava açma hakkı düşer. Hakim bunu resen gözetmek zorundadır. Bu 5 yıllık sürenin bitmesinden itibaren de zina devam ederse, her zina fiilinden itibaren yeni bir süreye tabi yeni bir dava hakkı doğar.
  2. Af : M.K.nun 161/3 mad. Gereğince affeden tarafın dava hakkı yoktur. Af açık veya örtülü olabilir. Örtülü aftan söz edebilmek için eşin davranışlarından af iradesinin bulunduğunun açık olarak anlaşması gerekir.

Eşin zinadan önce, eşinin zina yapmasına razı olmakla birlikte, teşvikte etmiş ise, açılacak zina davasının hakkın kötüye kullanılması sebebiyle reddi gerekir.

Zinayı öğrenmeye rağmen ortak hayata devam etme mutlak af anlamına gelmez.

  1. Hayata Kast, Pek Kötü Muamele ya da Onur Kırıcı Davranışa Dayalı Boşanma

M.K.nun 162. Maddesine göre eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı davranışta bulunulması sebebine dayanılarak boşanma davası açma hakkına sahiptir. Burada sayılan haller mutlak, kusura dayalı ve özel boşanma sebebidir.

Buna göre boşanma sebepleri şunlardır ;

        1. Hayata Kast : Hayata kast, bir eşin diğerini öldürme niyetini bazı fiillerle açıklamasıdır. Fiillerde kullanılan aracın öldürücü olup olmamasının buna bir etkisi bulunmamakta olup, niyet önemlidir. Tehdit tek başına hayata kast değildir. Fiili tehditin varlığı halinde hayata kast söz konusu olabilir. Hayata Kast farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Bunların bazıları şunlardır ;
          1. Bir eşin diğerini öldürmeye yönelik niyetini ciddi olarak ortaya koyması,
          2. Öldürmeye teşebbüs,
          3. Diğer işi intihara teşvik veya bu konuda yardım
          4. Eşin ölmemesi için bir harekette bulunması gerekirken bundan kaçınma (Örneğin yaralı bir eşin kurtarılması için çaba harcamak yerine ölmesi için hareketsiz kalma)
          5. Cana kast fiilini gerçekleştirmek için cesaret toplamak amacıyla alkol veya ilaç içerek geçici ayırt etme gücünden yoksunluk sağlayarak harekete geçme.
        2. Pek Kötü Muamele : Diğer eşin vücut bütünlüğü ve sağlığına yönelik her türlü saldırıdır. Buna örnek olarak şunlar verilebilir ;
          1. Eşlerden birinin diğerini dövmesi,
          2. Eşlerden birinin diğerini eve kapatması,
          3. Normal olmayan cinsi münasebete zorlanması,
        3. Onur Kırıcı Davranış : eşlerden birinin diğerinin onuruna haksız ve ona hakaret etmek, onu küçük düşürmek amacıyla yaptığı saldırıdır. Bu saldırı sözlü, yazılı ve hareketle ortaya çıkabilir. Onur kırıcı davranışa örnek vermek gerekirse ;
    1. Zinanın varlığı tespit edilememesi rağmen, eşlerden birinin kuşku yaratacak şekilde karşı cinsten biriyle birlikte olması,
    2. Kadının evden atılması,
    3. Karısı bakire olmasına rağmen erkeğin aksini yayması
    4. Kocasının eve geç gelmesine sinirlenen kadının, kocasının işyerine giderek kocasına hakaret etmesi,
    5. Kadının kocası aleyhine hırsızlık ihbarında bulunması ve bunun doğru çıkmaması.
    6. Mahkeme koridorunda eşlerde birinin diğerine hakaret etmesi.

Dava Hakkının Düşmesi

Yukarıda yazılı nedenlere dayalı boşanma davası açma hakkını elinde bulunduran tarafın dava hakkı 2 şekilde düşer. Bunlar;

  1. Hak Düşürücü Sürenin Geçmesi : M.K.nun 161 maddesinde 2 hak düşürücü süre öngörülmüştür.
    1. Birinci Süre : Boşanma sebebini öğrenme tarihinden itibaren 6 ay
    2. İkinci Süre : Her halde bu sebebin doğumundan itibaren 5 yıl
  2. Af : M.K.nun 161/3 mad. Gereğince affeden tarafın dava hakkı yoktur. Af açık veya örtülü olabilir. Örtülü aftan söz edebilmek için eşin davranışlarından af iradesinin bulunduğunun açık olarak anlaşması gerekir.
  3. Küçük Düşürücü Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürmeye Dayalı Boşanma

M.K.nun 163 mad. göre bu sebeplere kusura dayalı özel fakat nisbi boşanma sebebi sayılmıştır.

      1. Küçük Düşücü Suç İşleme : Evlenmeden sonra işlenmiş olması şarttır. Hangi suçların küçük düşürücü nitelikte olduğu, toplumdaki anlayışa göre hakim tarafından takdir edilmektedir. Evlenmeden önce işlenmiş olan küçük düşürücü suç nedeniyle, bu nedene dayanarak boşanma davası açılamaz, ancak eş bunu bilmediğini belirterek şartlar var ise hata ya da hileye göre evlenmenin iptali veya evlilik birliğinin sarsılması nedeniyle boşama davası açabilir. Küçük düşürücü suçlara örnek olarak ;
        1. Dolandırıcılık
        2. Hırsızlık
        3. Irza geçme,
        4. Hileli iflas örnek verilebilir.
      2. Haysiyetsiz Hayat Sürme : genellikle, randevu evi işletme, ayyaşlık, kumarbazlık, hayat kadını olarak çalışma şeklinde kabul edilir. Haysiyetsiz hayat sürmeden bahsedilmek için bunun evlilik birliğinden sonra ve devam eder nitelikte olması gerekir. Bir defalık yapılmış olması bu nedene dayanarak boşanma davası açmak için yeterli değildir. Evlenmeden önce böyle bir durumun varlığı halinde bunu bilmeyen eş hata ya da hileye dayanarak evliliğin iptalini isteyebilir.

Her iki durumun da diğer iş için birlikte yaşamayı ondan beklenemez hale getirmesi,

Her iki durumda da eşlerden birinin küçük düşürücü suç işlemesi ya da haysiyetsiz hayat sürmesi, diğer eş için onunla birlikte yaşamayı çekilmez hale getirmemişse, sırf bu hususlardan birinin varlığı boşanma sebebi oluşturmaz. Her iki tarafın da küçük düşürücü suç işlemesi veya haysiyetsiz hayat sürmesi halinde, hiçbiri diğeri aleyhine evlilik birliğinin kendisi için çekilmez hale geldiğini ileri sürerek boşanma davası açamaz. Her iki durumun da taraflar için evlilik birliğini çekilmez hale getirdiğini takdir yetkisi hakime aittir.

Dava Süresi

Her iki durum içinde kanunda herhangi bir dava açma süresi öngörülmemiştir. Yani bu nedenlere dayanılarak boşanma davası her zaman açılabilir. Ancak burada şu hususa dikkat etmek gerekir, yukarıda sayılı nedenlerin varlığını yıllar önce öğrenmiş birinin, bu nedenlere dayanarak yıllar sonra dava açması halinde, bu durumun birlikte yaşamanın davacı eş yönünden beklenemez hal sayılacağının yorumlanması mümkündür.

  1. Terke Dayalı Boşanma

M.K.nun 164 maddesine göre eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terke ettiği ya da haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az 6 ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hakim tarafından palına ihtar sonuçsuz kalmış ise, terk edilen eş boşanma davası açabilir. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan ve haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır.

Ortak konutun terki haklı bir sebebe dayanıyor ise, terkin varlığından söz edilemez.

Eşlerden birinin eşini anne ve babasıyla yaşamaya zorlaması, diğer eşin evi terk etmesi için haklı bir sebep olarak kabul edilir.

Dava Öncesi İhtar

Terke dayalı boşanma davası açılmadan önce eş hakimden veya noterden evi terk eden eşin ortak konuta dönmesi için ihtarda bulunulmasını talep eder. Hakim veya noter tarafından terk eden eşe ortak konuta dönmesi (dönme masrafları davacı tarafça karşılanır) gerektiği, dönmemesi halinde sonuçlarına katlanacağı ihtarını içerir muhtıra gönderilir. Muhtıra tebliğine rağmen ortak konuta dönmez ise aşağıda belirtilen sürelerin dolması halinde terke dayalı boşanma davası açılır.

Boşanma davası açmak için kanunda belirtilen 6 aylık sürenin 4 ayı dolmadan ihtar isteminde bulunulamaz. İhtardan sonra da 2 ay geçmedikçe de dava açılamaz. Buradaki 2 aylık süre ihtarnamenin diğer eşe tebliğinden itibaren, eğer ihtarda masrafların da karşılanacağı hususu yazılmış ise, paranın alındığı veya alınmaktan imtina edildiği tarihten itibaren başlar.

Medeni Kanununa göre terkin şartları şunlardır ;

Eşlerden birinin ortak konutu terk etmesi

Ortak konutu terk, evlilik birliğinin kendisine yüklediği görevleri yerine getirmemek amacıyla olmalıdır.

Terk için haklı sebebin sonradan ortadan kalkması ve buna rağmen eşin ortak konuta dönmemesi

Diğer eşi ortak konuta terke zorlama ya da haklı bir sebep olmadan onun ortak konuda dönmesini engelleme

Terkin en az 6 ay sürmüş olması

Terk eden eşe hakim ya da noter tarafından ihtarda bulunulması ve eşin buna rağmen dönmemesi

dava öncesinde eş mahkemeye başvurarak terk eden eşe ihtar gönderilmesini ister.

Terke dayalı boşanma davasına yukarıdaki şartların varlığı halinde hakim tarafların boşanmalarına karar verir. Bunun haricinde tarafların evlilik birliğinin sarsılıp sarsılmadığını araştırmaz.

  1. Akıl Hastalığına Dayalı Boşanma

M.K.nun 165 maddesine göre, Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hale gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla eş tarafından boşanma davası açılabilir.

Akıl sağlığı, özel, nisbi ve doğal olarak kusura dayanmayan bir boşanma sebebidir.

Akıl hastalığının boşanma nedeni sayılabilmesinin şartları ;

  1. Akıl hastalığının evlilik sırasında var olması, (Akıl hastalığının evlenmeden önce de var olması ve halen devam ediyor olması ayrıca mutlak butlan sebebi sayılır)
  2. İyileşmeyeceğinin resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmiş olması,
  3. Akıl hastalığı sebebiyle diğer eş için ortak hayatın çekilmez hale gelmesi, (çekilmezliğin var olup olmadığını hakim objektif olarak ve diğer eş yönündün durumu sübjektif olarak takdir eder)

Dava Süresi

Hastalığın iyileşebilir durumda olması halinde, bu nedene dayanarak dava açma imkanı yoktur. Şartların dava açıldığı esnada devam ediyor olması halinde dava her zaman açılabilir. Kanunda bununla ilgili bir süre öngörülmemiştir.

GENEL BOŞANMA SEBEPLERİ

Boşanmanın yukarıda sayılan özel nedenlerinin bulunmaması ve taraflar arasında evlilik birliğinin temelinden sarsılacak şekilde geçimsizliğin mevcut olması ve bu durumda taraflardan ortak hayata devam etmesinin beklenemez duruma gelmesi halinde boşanmanın genel sebeplerinden söz etmek mümkündür.

Genel boşanma sebepleri nisbidir.

M.K.nun 166 maddesine göre 3 tür genel boşanma sebebi vardır. Bunlar ;

  1. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması,
  2. Eşlerin birlikte dava açması (Anlaşmalı boşanma)
  3. Ortak Hayatın Kurulamaması veya Ayrılık
  4. Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması

M.K. 166 mad. göre evlilik birliği ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

Kural olarak boşanma davasını her iki tarafta açabilir. Ancak davacının kusuru davalının kusurundan çoksa veya davalının hiç kusuru yoksa, davalı kusur nedeniyle boşanma davasına itiraz edebilir.

Bu tür davalarda sebeplerin varlığı hakim tarafından değerlendirilmektedir.

Boşanma Şartları :

  1. Evlilik birliğini temelinden sarsılmış olmalı : buradan kastedilen eşler arasında önemli fikir ve duygu ayrılığının bulunmasıdır. Evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı hallerin büyük bir çoğunluğu geçimsizlik şeklinde ifade edilir.

Doktirin ve Yargı Kararlarına göre aşağıda yazılı hususlar evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılmasını gerektirir. Bunlar ;

    1. Eşine kötü muamelede bulunmak, hakaret etmek, başkalarının yanında küçük düşürmek,
    2. Ahlaken düşük bir hayat sürmek
    3. Eşinden başkası ile ilişkide bulunduğu görünümü yaratmak
    4. Cinsel uyuşmazlık
    5. İktidarsızlık
    6. Evin ve çocukların bakımını ihmal ederek bir işte çalışmak,

Yargıtay tarafından evlilik birliğinin temelinden sarsan sebepler olarak kabul edilmeyen durumlar ;

    1. Karı ve kocanın kendi kusuru olmaksızın, tehlikeli bir hastalığa tutulması,
    2. Eşlerden birinin diğerinin kısıtlanmasını talep etmiş olması,
    3. Eşler arasında yaş farkı bulunması,
    4. Eşler arasında din yada milliyet farkının bulunması,
    5. Kadının iş arkadaşı ile sokakta görülmüş olması,
    6. Kadının üvey çocuğuna bakmaması
  1. Evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olması, en az eşlerden biri için ortak hayatı sürdürmesi beklenemeyecek derecede olmalı
  2. Anlaşmalı Boşanma (Eşlerin Boşanma Hususunda Anlaşmaları)

M.K.nun 166. Maddesine göre Evlilik birliği en az 1 yıl sürmüş ve eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğer eşin açmış olduğu davayı kabul etmesi halinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu durumda hakimin tarafları bizzat dinleyerek, iradelerini serbestçe açıkladığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hakim tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önüne alarak bu anlaşmanın gerekli gördüğü yerlerde değişiklik yapma hakkına sahiptir. Bu değişiklikler taraflarca da kabul edilmesi halinde boşanmaya karar verir.

Anlaşmalı boşanma genel ve mutlak bir boşanma sebebidir.

Anlaşmalı Boşanmaya Karar Verilebilmesinin Koşulları

  1. Evlilik en az 1 yıl sürmüş olmalı
  2. Boşanmak için eşler ya birlikte mahkemeye başvurmalı y ada bir eş diğerinin açtığı boşanma davasını kabul etmelidir.
  3. Hakimin tarafları bizzat dinlemesi gerekir
  4. Tarafların yapmış oldukları anlaşmaların hakim tarafından uygun bulunması, (Hakim tarafından taraflar arasında yapılan anlaşma veya hakimin değiştirdiği kısımların taraflarca kabul edilmemesi halinde dava reddedilir)
  5. Ortak Hayatın Kurulamaması veya Ayrılık

M.K.nun 166/4 maddesi gereğince, boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak 3 yıl geçmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.

Boşanmanın Şartları

  1. Daha önce herhangi bir boşanma sebebine dayanılarak açılan davanın reddedilmiş olması,
  2. Boşanma talebinin reddi kararının kesinleşmesinin üzerinden 3 yıl geçmiş ve bu süre içerisinde ve bu süre sonunda açılacak boşanma davası devam ederken her ne sebeple olursa olsun ortak hayat kurulmamış olmalı, (burada ortak hayatın kurulmamış olmasından kasıt tarafların kısa süreli de olsa karı koca gibi birlikte yaşamak amacıyla bir araya gelmemeleridir – Bu süre kesintisiz olmalıdır. Hakim bu hususu resen dikkate alır.)
  3. Eşlerden birinin boşanma davası açması.

BOŞANMA DAVASI HAKKINDA GENEL BİLGİLER

Davanın Konusu

M.K.nun 167 maddesine göre boşanma davası açmaya hakkı olan eş, dilerse boşanma, dilerse ayrılık isteyebilir. Boşanma davası evliliğin sona erdirilmesine ilişkin bir irade beyanı olmasına karşılık, ayrılık evlilik birliğinin devamın rağmen eşlerin ortak hayatı tatil etmelerini sağlar. Hakim görülmekte olan bir davada davacının boşanmayı talep etmesi halinde boşanmaya karar verebileceği gibi, tarafların barışma, yani ortak hayatı yeninde kurmaları ihtimalini görürse ayrılığa da karar verebilir. Ancak hakimin bu takdir yetkisi anlaşmalı boşanma ve ortak hayatın kurulamaması ya da fiili ayrılık nedeniyle açılan boşanma davalarında bulunmamaktadır.

Yetkili ve Görevli Mahkeme

Yetkili Mahkeme : M.K.nun 168.mad. göre eşlerden birinin yerleşim yeri ya da boşanma davası açılmadan önce tarafların son 6 ay içerisinde birlikte oturdukları yer mahkemesi.

Görevli Mahkeme : Aile Mahkemesi bu tür mahkemelerin bulunmadığı yerde Asliye Hukuk Mahkemeleri

Dava Ehliyeti

Boşanma davası açma hakkı kişiye mutlak sıkı sıkıya bağlı haktır. Eş sınırlı ehliyetsiz, yani ayırt etme gücüne sahip kısıtlı da olsa, davayı yasal temsilcisinin rızasını almadan açabilir yada savunmada bulunabilir. Ancak davaya devam edilmesi için vasi atanması gerekir. Taraflardan birinin ölümü halinde boşanma davası düşer çünkü evlilik ölüm nedeniyle sona ermiştir.

Boşanma ve Ayrılık Davalarında Usul ve Alınacak Önlemler

  1. Hakim dilerse dava esnada tarafları uzlaşmaya yani tekrar evlilik birliğini sağlamaları konusunda teşvikte bulunabilir. Ancak bu bir zorunluluk değildir.
  2. Hakim maddi vakıalar hakkında resen veya taraflarından birinin istemi üzerine taraflara veya bunlardan birine yemin teklif edemez.
  3. Tarafların ikrarı hakimi bağlamaz.
  4. Hakim ortaya konulacak delilleri serbestçe takdir eder ve vicdani kaanatine göre karar verir.
  5. Hakim taraflardan birinin istemi üzerine duruşmanın gizli yapılmasına karar verebilir.
  6. Boşanmanın feri sonuçlarına ilişkin eşlerin yapmış oldukları anlaşmalar hakim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmazlar.

M.K.nun 169.maddesine göre boşanma ve ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri resen alır. Bu önlemler başlıca şunlardır ;

  1. Dava sırasında ortak konutta kimin oturacağına tarafların kendi aralarında anlaşmaması halinde hakim tarafların durumlarına bakarak bir karar verir, ayrıca taraflardan ekonomik durumu kötü olan için diğer taraftan dava süresi sonuna kadar belirlenecek uygun bir miktarın tedbir nafakası olarak alınmasına karar verebilir. Düzenli geliri olan birine tedbir nafakası verilemez. Ayrıca verilecek tedbir nafakası davanın açıldığı tarihten itibaren başlar.
  2. Eşlerin anlaşmayla mal ayrılığını seçmemeleri halinde hakim bu konuda bir karar alır.
  3. Dava süresince eşler ayrı yaşayacağı için tarafların varsa çocukları konusunda, çocukların kim tarafından bakılacağı ve ihtiyaçlarına tarafların nasıl katkıda bulunacağı konusunda gerekli tedbirleri alır.

Ayrılık Kararı ve Sonuçları

M.K.nun 167 maddesine göre boşanma davası açmaya hakkı olan eş, dilerse boşanma, dilerse ayrılık isteyebilir. Boşanma davası evliliğin sona erdirilmesine ilişkin bir irade beyanı olmasına karşılık, ayrılık evlilik birliğinin devamın rağmen eşlerin ortak hayatı tatil etmelerini sağlar. Hakim görülmekte olan bir davada davacının boşanmayı talep etmesi halinde boşanmaya karar verebileceği gibi, tarafların barışma, yani ortak hayatı yeninde kurmaları ihtimalini görürse ayrılığa da karar verebilir. Ancak hakimin bu takdir yetkisi anlaşmalı boşanma ve ortak hayatın kurulamaması ya da fiili ayrılık nedeniyle açılan boşanma davalarında bulunmamaktadır.

M.K.nun 171. Maddesine göre ayrılık kararı verildiği zaman kararda sürenin de belirtilmesi gerekmekte olup, bu süre en az 1 yıl ve en fazla 3 yıl olabilir.

Ayrılık kararı verilmesi halinde hakim tarafların barınma yeri, geçinme giderleri ve varsa çocukların durumu konusunda taraflar anlaşamamış ise bu konuda gerekli tedbirleri alır.

Ayrılık kararında belirtilen sürenin dolması veya tarafların ayrılık süresi içerisinde tekrar bir araya gelmeleri halinde ayrılık kendiliğinden sona erer. Eğer tekrar bir araya gelinmemiş ise boşanma davası açılır.

Boşanma Kararı ve Sonuçları

Mahkemece verilmiş olan boşanma kararının kesinleşmesiyle evlilik sona erer. Bu nedenle boşanma kararı bozucu yenilik doğuran bir karar, boşanma davası açmak ise bozucu yenilik doğuran bir haktır.

  1. Boşanma Kararının Eşler Yönünden Sonuçları
    1. Evlilik birliğinin sona ermesi ve eşlerin yeniden evlenebilmeleri
    2. Mal rejiminin tasfiyesi
    3. Evlenmeyle kazanılan kişisel durumun korunması veya değiştirilmesi (Kadın boşandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaati olduğunu ve bunun kocaya zarar ermeyeceğini ispatlarsa, istem üzerine hakim kocanın soyadını taşımasına izin verebilir.)
    4. Eşlerin birbirlerine karşı miras hukukundan doğan haklarının sona ermesi,
    5. Evlilik birliğinin devam ettiği sürece karı kocanın birbirlerinden olan alacakları için duran zamanaşımı, boşanma kararının kesinleşmesiyle işlemeye başlar.
  2. Boşanma Kararının Çocuklar Yönünden Sonuçları (Bu sonuçları hakim resen düzenler)
    1. Velayet
    2. Çocukla kişisel ilişki kurulması
      1. Çocukla, kendisine velayet verilmemiş olan ana a da baba arasındaki kişisel ilişkinin düzenlenmesi
      2. Çocukla 3.kişiler arasında ilişki kurulmasının düzenlenmesi, (olağanüstü haller mevcutsa, çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçü de çocuk ile kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı diğer kişilere, özellikle hısımlara da tanınabilir)
    3. Çocuğa iştirak (bakım) nafakası bağlanması
  3. Boşanmanın Mali Sonuçları (Talep edilmesi halinde karara bağlanan sonuçlar)
    1. Maddi Tazminat (isteme koşulları şunlardır)
      1. Maddi tazminat isteyen eşin boşanmada hiç kurunun bulunmaması ya da kusurunun daha az olması,
      2. Davalı tarafın kusurlu olması
      3. Davacının mevcut ya da beklenen bir menfaatinin zedelenmesi.
      4. Maddi tazminatın miktarı
    2. Manevi Tazminat (isteme koşulları şunlardır)
      1. Davalının kusurlu olması
      2. Davacının kişilik hakkının zedelenmesi
      3. Manevi tazminatın şeklinin ve miktarının belirlenmesi
    3. Yoksulluk Nafakası (Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak kaydıyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Yoksulluk nafakasının koşulları şunlardır.)
      1. Tarafların birin talepte bulunması
      2. Talep eden eşin kusursuz yada daha az kusurlu olması
      3. Nafaka isteyen eşin yoksulluğa düşmesi
      4. Takdir edilecek nafakanın, bunu ödeyecek olan eşin mali gücü ile orantılı olması,
      5. Nafaka davasında görevli ve yetkili mahkeme (boşanma sonrası açılmış ise davacının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir)
      6. Nafakanın süresi (Yoksulluk nafakası süresizdir. Tarafların ölümüne kadar ya da aşağıda belirtilen hallerde sona erer)
        1. Tarafların yeniden evlenmesi ya da ölümü halinde kendiliğinden kalkar
        2. Evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşama, yoksulluğun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürme halinde mahkeme kararıyla kalkar.

Maddi Tazminat, Nafaka ve Manevi Tazminatın ödeme şekilleri

Maddi tazminat ve nafakalar toptan veya irat şeklinde (düzenli aralıklarla) ödenmesine karar verilebilir. Ancak manevi tazminatlar defaten bir defada ödenir.

Nafaka ve Maddi Tazminatın Değiştirilmesi

Tarafların mali durumunun değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.

Nafaka veya maddi tazminatın sona ermesi

  1. Tarafların yeniden evlenmesi ya da ölümü halinde kendiliğinden kalkar
  2. Evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşama, yoksulluğun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürme halinde mahkeme kararıyla kalkar.

Zamanaşımı

Boşanma davası esnasında maddi tazminat, manevi tazminat ve yoksulluk nafakası talep edilmemiş olması halinde, boşanma davasından sonra maddi, manevi tazminat ve yoksulluk nafakasını talep etmek için boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içerisinde dava açılması gerek. Aksi takdirde zamanaşımı nedeniyle böyle bir dava açma imkanı kalmayacaktır.

EVLİLİK BİRLİĞİNDE MAL REJİMİ

Mal rejiminde, eşlerin evlenmeden önce ve evlenmeden sonra edindikleri malların mülkiyeti durumunun nasıl olacağı, bu malların nasıl yönetileceği, malların gelirinden kimin hangi oranda yararlanacağı, malların dolayısıyla doğan borçlardan kimin, ne ölçüde sorumlu olacağı, evlilik sona erdiğinde veya yasada gösterilen diğer durumlarda malların nasıl paylaşılacağı ve bunun gibi sorunlar, eşler arasındaki mal rejimine ilişkin kurullar düzenlenir.

Mal Rejimi
Yasal Mal Rejimi Seçimlik Mal Rejimi
  • Edinilmiş Mallara Katılma
  • Mal Ayrılığı
  • Paylaşmalı Mal Ayrılığı
  • Mal Ortaklığı

T.M.K. yasal mal rejimini edinilmiş mallara katılma rejimi olarak kabul etmiştir. Bu mal rejimine hakim olan temel ilke eşlerin evlilik süresince emekleri karşılığında elde ettikleri mallar üzerinde hak sahibi olmalarıdır.

  1. Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminde Hakim Olan Başlıca İlkeler
    1. Emek karşılığı edinilen mallarda hak sahipliği ilkesi
    2. Hak sahipliğinin evlilik süresince edinilen mallarla sınırlı olması ilkesi
    3. Hak sahibi olan eşe ayni değil, bir alacak hakkı tanınması ilkesi (istisna : eşin konut ve konut eşyasında kendisine (ayni, oturma, yararlanma, mülkiyet) bir hak tanıması)
  2. Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminin Başlangıç ve Sona Ermesi
Başlama Anı Sona Erme Anı
  • Evlenme ile (Başka bir mal rejimini kabul etmemişlerse)
  • Evlilik Sırasında (sözleşme ile önceden kabul ettikleri rejimden vazgeçerek yasal mal rejimini kabul etmeleri ile)
Evliliğin Sona Ermesi Evlilik Birliği Devam Ederken
  • Ölüm
  • Boşanma
  • Butlan, iptal
  • Eşlerin sözleşme ile başka bir mal rejimine geçmeleri
  • Eşlerden birinin talebi üzerine mahkeme kararıyla

Mal rejiminin mahkeme kararıyla sona erdirilebilmesi için haklı bir sebebin varlığı gerekmektedir. Takdir yetkisi hakime aittir. Bir kısım haklı sebepler şunlardır ;

  1. Eşin borca batık olması,
  2. Eşin malvarlığı, geliri ve borçları hakkında diğer eşi bilgilendirmemesi
  3. Talepte bulunan eşin yararlarının diğer eş tarafından tehlikeye düşürülmesi
  4. Diğer eşin ayırt etme gücünü sürekli olarak kaybetmiş olması

Edinilmiş mallara katılma rejiminde mal ayrılığı rejimine dönüşünün mutlaka eşlerden biri tarafından talep edilmesi gerekir.

  1. Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminde Mal Grupları
Karının Mal Varlığı Kocanın Mal Varlığı
  • Emek Karşılığı Edindiği Mallar
  • Kişisel Malları
  • Emek Karşılığı Edindiği Mallar
  • Kişisel Malları
Mal Rejiminin Sona Ermesi Halinde Mal Rejiminin Sona Ermesi Halinde
  • Karının Mal Varlığı

Emeği ile edindiği Mallar ½ + Kocanın emeği ile edindiği mallar ½ + Kendi Şahsi Malları

  • Kocanın Mal Varlığı

Emeği ile edindiği Mallar ½ + Karının emeği ile edindiği mallar ½ + Kendi Şahsi Malları

Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminde Eşlerin Kişisel ve Edinilmiş Malları

Kişisel Mallara Dahil Olan Mallar
Kanundan Dolayı Sözleşmeden Dolayı
  1. Kişisel Kullanım Eşyası (yüzük, takı vs.)
  2. Katılma rejiminden önceki mallar (ev, araba vs.)
  3. Katılma rejimi süresince miras yoluyla kazanılan mallar
  4. Karşılıksız kazanma yoluyla elde edilen mallar (bağışlar), bir malın aslen kazanılması
  5. Yukarıda yazılanların yerine geçen değerler
  1. Bir meslek ve sanatın icrası için gerekli olan ve edinimli mallara dahil olması gereken mal varlığı değerleri (Taksi şoförünün arabası, avukatın ofisindeki büro malzemesi vs.)
  2. Kişisel malların gelirleri.

Kişisel mallara dahil olan mallar yukarıda sayılmış olup, bu malların edinilmiş mallar grubuna dahil edilmesi söz konusu değildir.

Edinilmiş Mallara Dahil Olan Mallar
Emek Karşılığı Edinilen Mallar Paylı Mülkiyete Dahil Olan Mallar
  1. Düzenli edinilen mallar (çalışmasının karşılığı olan mallar)
  2. Düzenli elde edinilmeyen mallar (Sosyal Güvenlik ve Sosyal Yardımlaşma Kurumu ve Kuruluşlarının veya personele yardım amacıyla kurulan sandık vb. yaptığı ödemeler)
  3. Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar
  4. Kişisel malların gelirleri
  5. Edinilmiş mallar yerine geçen değerler
  1. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır.
  2. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinimli mal kabul edilir.

Edinilmiş mallara dahil olan mallar taraf anlaşması ile kanunda öngörülen hallerde kişisel mallara dahil edilebilir.

Edinilmiş Malların Yönetimi, Yararlanma ve Tasarruf

M.K.na göre her eş, yasal sınırları içerisinde kişisel malları ile edinilmiş mallarını yönetme, bunlardan yararlanma ve bunlar üzerinde tasarrufta bulunma hakkına sahiptir.

Kanunda Öngörülen Sınırlamalar

  1. Aile konutu paylı mülkiyet (paylı mülkiyette kişinin kendi payı üzerinde diğer eşin rızası olmaksızın tasarruf edebileceği eşler arasında kararlaştırılabilir)
  2. Eşlerden birinin bazı malvarlıkları üzerinde diğer eşin rızası olmadıkça tasarruf işlemi yapamayacağına hakim tarafından karar verilmesi.

İspat : Edinilmiş mallara katılma rejiminde tasfiye esnasında ispat çok önemlidir.

Tasfiye aşamasında belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse bu iddiasını ispatla yükümlüdür.

Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır.

Bir eşin bütün malları aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir.

Sorumluluk : Edinilmiş mallara katılma rejiminde eşlerden her biri, 3 kişilere karşı kendi borçlarından dolayı bütün malvarlığıyla sorumludur. Ancak bunun 2 istisnası vardır. Bunlar

  1. Birinci İstisna : mal rejiminin değiştirilmesi veya tasfiye halinde söz konusu olur. Mal rejiminin değişmesi veya tasfiyesinde alacaklılarının hakları
  2. İkinci İstisna : Eşler evlilik birliğinin sürekli ihtiyaçlarından dolayı müteselsil sorumludurlar. Eşin temsil yetkisi olmadığı anlaşılmıyorsa yine müteselsil sorumluluk vardır.

Borçların Ödenmemesi Halinde Hangi Mal Varlığının Sorumlu Olacağı

Öncelikle borcun doğu anı çok önemlidir. Borç, evlilik birliğinden önce doğmuş ise borç altına girmiş olan eş, kendi kişisel mal varlığı ile sorumlu olur. Evlilik birliği sırasında doğan borçlardan, sorumlulukta ise, borçların sınıflandırılması gerekir.

Kural : Her borç ilişkin olduğu mal kesimini yükümlülük altına sokar. Ancak borcun hangi kesime ait olduğunu belirlemek mümkün değilse, borcun talep edilebileceği mal varlığı edinilmiş mallardır.

Eşler Arasındaki İlişkilerin Eşlerin Mal Varlıklarına Etkisi

  1. Eşler Arasındaki İlişkiler

Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi içerisinde eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur ve bu alacak o malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır, değer kaybı olduğunda ise katkının başlangıcındaki değer esas alınır. Böyle bir malın tasfiyeden önce elden çıkarılmış olması halinde hakim diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler.

  1. Eşlerin Mal Varlıkları Arasındaki İlişki

Öncelikle eşlerin hangi mal varlıklarına sahip olduklarının belirlenmesi gerekir. Bir eşin malları aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir.

  1. Denkleştirme Çeşitleri

Eşlerden biri bir mal kesiminden diğer kesimdeki malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkıda bulunmuşsa, değer artması veya azalması karşısında denkleştirme, katkı oranına ve malın tasfiye zamanındaki değerine veya mal daha önce elden çıkmışsa hakkaniyete göre yapılır.

Katılma Rejiminin Tasfiyesi

Eşler arasındaki mal rejimi hangi nedenle olursa olsun son bulduğunda, mal rejiminin tasfiyesine gidilir. Buradaki amaç, ilk olarak eşlerin mal varlıklarını birbirinden ayırmaktır.

Katılma rejiminin tasfiyesinde, eşlerin aşağıdaki talepleri göz önünde tutulur.

  1. Her eş diğer eşte bulunan mallarını geri alır
  2. Değer artış payını talep eder.
  3. Paylı mülkiyette, mülkiyet üzerinde daha fazla menfaati olan taraf diğer eşin payının karşılığını ödeyerek malın tümün verilmesini talep eder
  4. Eşlerin tasfiye aşamasında karşılıklı borçları ile ilgili düzenlemenin yapılmasını talep eder.

Mal Rejiminin Tasfiye Anı ve Mal Rejiminin Sona Ermesi Anının Tespiti

Her iki anı da birbirinden ayırmak gerekir. Eşlerin kişisel malları ile edindikleri mallar, mal rejiminin sona ermesi anındaki durumlara göre ayrılır. Bu malların değerlendirilmesi anı tasfiye anıdır. Ancak bunun bir istinası vardır. TMK.nun 235/2 maddesi gereğince edinilmiş mallara hesapta eklenecek olanların değeri, malın devredildiği tarih esas alınarak hesaplanır. Yani evlilik birliği içerisinde edinilen bir malın yine evlilik birliği içerisinde satılması halinde burada devir tarihi baz alınacaktır.

Mal rejiminin tasfiyesinde malların değeri belirlenirken bu malların sürüm değeri de esas alınır. Eğer belirlenmesi istenilen değer, bütünlük arzeden bir tarımsal işletme ise, o işletmenin gelir değeri de esas alınır.

Artık Değerin Hesaplanması

Artık değer, eklenmeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlarda dahil olmak üzere her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır. Değer eksilmeleri hesapta göz önüne alınmaz.

Genel Hatlarıyla Eşlerin Paylarının Hesaplanması

  1. Öncelikle eşlerin kişisel ve edinilmiş malları birbirinden ayrılır.
  2. Evlilik birliği içindeki kazançlar her iki mal grubuna birden dahil olamaz. Bu nedenle, kazancın hangi mal grubuna gireceği belirlenir.
  3. Eşlerden birinin, diğerinin mal varlığının artmasına ilişkin faaliyetlerinden dolayı diğer eşin mal varlığında artış meydana gelmişse, bu eş diğerinden uygun bir miktarın kendisine ödenmesini talep edebilir.
  4. Kişisel mallar ile edinilmiş mallar arasında denkleştirme istenir
  5. Eşin borcu varsa, bu borç onun edindiği mallardan düşülür. Burada dikkat edilmesi gereken 2 husus vardır. Bunlar ;
    1. Henüz ödenmemiş borçlar
    2. Diğer eşin mal varlığından alınan bir meblağın talep edilmesi
  6. Eşlerden birini mal rejiminin sona ermesinden önceki 1 yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar veya bir eşin mal rejimin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler, bu devirlerin değeri devirler yapılamamış gibi edinilmiş mallara eklenir.
  7. Yukarıda sayılan işlemler yapıldıktan sonra, artık değer bulunur. Yani eklenmeler ve denklemelerden elde edilen miktarlarda dahil olmak üzere her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra artık değer bulunur.
  8. Her eş diğerinin artık değerinin yarısı üzerinde talep hakkına sahiptir. Alacaklar takas edilir. Eşlerden birinin alacağın, diğer eşin edilmiş malları karşılamıyorsa, 3.şahıslara yapılan karşılıksız kazandırmalarla ilgili tenkise gidilir. Alacaklar takas edilirken, takas talebine gerek yoktur. Çünkü takas kanundan dolayı söz konusudur. Ancak zina veya hayata kast nedeniyle boşanma halinde hakim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.

ÖRNEK :

Kocanın Mal Varlığı

  1. A 30.000.TL.ye araba satın almıştır. Evlilik birliği sona erdiğinde arabanın 5.000.TL. borcu kalmıştır. Arabanın 25.000.TL.sini çalışarak kazandığı para ile ödemiştir. Arabanın bugünkü değeri 18.000.TL.dir.
  2. A kazandığı paradan 10.000.TL. faizsiz olarak arkadaşına ödünç olarak vermiştir.
  3. A bir pul koleksiyonunu miras yolu ile kazanmıştır. Değeri 7.000.TL.dir.

Karının Mal Varlığı

  1. Evlendikten sonra kazancı ile hesap açtırmıştır. Faizi ile birlikte hesapta 6.000.TL. vardır.
  2. Evlilik birliği içinde miras yolu ile bir taşınmaza sahip olmuştur. O zamanki değeri 100.000.TL.dir. Bugünkü değeri 250.000.TL.dir. miras intikal ederken üzerindeki ipotek 50.000.TL. halen durmaktadır.
Kocanın Karının
Edinilmiş Mallar Edinilmiş Mallar
  • Araba alındığı tarihteki değeri 30.000.TL.
  • Tasfiye halinde
  • Araba 18.000.TL. – Borç 5.000.TL.
  • Ödünç verdiği miktar 10.000.TL.
  • Banka hesabındaki 6.000.TL.
Kişisel Mallar Kişisel Mallar
  • Pul koleksiyonu 7.000.TL.
  • Taşımaz miras yoluyla 100.000.TL. tasfiye adında 250.000.TL, üzerindeki ipotek 50.000.TL.

Eşlerin Paylarının Hesaplanmasında

  1. Kocanın Mal Varlığı
Edinilmiş Mallar Kişisel Mallar
Aktifte Artış Pasifte Artış Aktifte Artış Pasifte Artış
  • Otomobilin bugünkü değeri
  • Arabanın kalan borcu
  • A’nın arkadaşına verdiği faizsiz borç
  • Pul Kolleksiyonu
18.000.TL.

10.000.TL.

5.000.TL. 7.000.TL.
28.000.TL. 5.000.TL. 7.000.TL.
SONUÇ 23.000.TL. 7.000.TL.
  1. Karının Mal Varlığı
Edinilmiş Mallar Kişisel Mallar
Aktifte Artış Pasifte Artış Aktifte Artış Pasifte Artış
  • Banka Hesabındaki Para
  • Miras Yoluyla Taşınmaz
6.000.TL. 250.000.TL İpotek

50.000.TL.

6.000.TL. 250.000.TL 50.000.TL
SONUÇ 6.000.TL. 200.000.TL.

Kanuna göre artık değere katılma : (TMK.236)

  • Karının kocanın artık değeri üzerindeki payı ½ : 23.000 / 2 = 11.500.TL.
  • Kocanın karının artık değeri üzerindeki payı ½ : 6.000 / 2 = 3.000.TL.

Artık değerinin bulunabilmesi için aktif değerlerden pasif değerlerin çıkartılması ile eldi edilen tutardır. Değer eksilmeleri hesaba dahil edilmez.

Aktif Değerler : tasfiye sırasında mevcut olan edilmiş mallar, eklenecek değerler ve kişisel mallara giden edinilmiş malların karşılığından oluşur.

Aktif Değerler
Tasfiye Sırasında Mevcut Olan Edinilmiş Mallar Eklenecek Değerler Kişisel Mallara Giden Edinilmiş Malların Karşılığı
  • Malların tasfiye esnasındaki değerleri esas alınır.
  • Mal rejiminin sona ermesinden önceki 1 yıl içinde diğer eşin rızası olmadan yapılan karşılıksız kazandırmalar
  • Bir eşin, mal rejiminin devamı süresince, diğer eşin katılma alacağını azaltma için yaptığı devirler.
  • Denkleştirmeye gidilir.

Pasif Değerler : Değer artış payı, edinilmiş mala giden kişisel malların karşılığı ve borçlar dahildir.

Aktif Değerler
Değer Artış Payı Edinilmiş Mala Giden Kişisel Malların Karşılığı Borçlar
  • Eşlerden birine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç veya gereği gibi karşılık almaksızın diğer eşin katılması. Eş alacak hakkına sahip olur. Eşler dilerse değer artık payından yazılı bir anlaşma ile vazgeçebilir.
  • Evlilik birliği içinde sarfedilen emek eşit değerde olduğu için artık değerde yarı yarıya taraflara verilmelidir. Bütün artık değerin yarısı paylaştırılır.

Sözleşmeye Göre (Artık Değerin Belirlenmesi)

Eşler edinilmiş mallara katıma payının sözleşme ile belirleyebilir veya edinilmiş malların tümü eşlerden birine bırakılabilir. Ancak bu yapılırken, eşlerin ortak olmayan ocuklarının ve altsoylarının saklı payları etkilenmemelidir.

Katılma Alacağı = Artık Değer / Katılma Oranı’na göre hesaplanır.

Katılma alacağının alacaklısı eşlerdir. Ölüm halinde bunu talep etme hakkı mirasçılara geçer. Katılma alacağına ilişkin hak devredilebilir nitelikte ve alacağın temliki yoluyla 3.kişilere devredebilir.

Katılma alacağının borçlusu diğer eş veya ölen eşin mirasçılarıdır. Ölen eş sağlığında (ölümünden önceki 1 yıl içerisinde) 3.kişiye karşılıksız kazandırmada bulunmuşsa, sağ kalan eşin katılma alacağını, eşin edinilmiş mallarından alamaması halinde, 3.şahıslara başvuru hakkı vardır. Eşin dava hakkı 1 ve 5 yıllık süreyle sınırlandırılmıştır.

Katılma alacağı ve değer artış payı kural olarak parayla ödenir. İstisna hallerde borçlu eş, para vermek yerine, ayın verilmesini teklif edebilir. Ancak alacaklı eş para yerine ayın verilmesini talep edemez.

Paylı Mülkiyetin Tasfiyesi

Kocanın Edinilmiş Malları Karının Edinilmiş Malları
Aktifte Artış Pasifte Artış Aktifte Artış Pasifte Artış
  • Otomobil (Sürüm Bedeli)
  • Karısına karşı olan borcu
  • Karısının Kocasından Olan Alacağı
8.000.TL. 3.000.TL. 3.000.TL.
8.000.TL. 3.000.TL. 3.000.TL.
Kocanın Artık Değerinin ½’si kadının : 2.500.TL.

Karının Artık Değerinin ½’si erkeğin : 1.500.TL.

5.000.TL. 3.000.TL.
Takastan sonra karının talep halkı 2.500 – 1.500 = 1.000.TL.dir

Taraflar isterlerse sözleşme ile başka bir paylaşım şekli kararlaştırabilirler.

Mal Rejiminin Tasfiyesinde Göz Önünde Tutulacak Özel Haller (Aile Konutunun ve Ev Eşyasının Eşlerden Birine Bırakılması)

Eşlerden birinin ölümü ile malların tasfiyesine gidildiğinde, sağ kalan eşin aile konutu ve ev eşyası üzerinde bir katılma alacağı doğmuşsa, aynı hak talep edebileceği kanunda düzenlenmiştir. Konut veya ev eşyası üzerinde kendisine mülkiyet hakkı verilmesini talep edebilir. Bu durumda konutun ve ev eşyansın değerini ödemelidir.

Tasfiye ölüm dışındaki bir nedenle gidilmişse, eşin aile konutu ve ev eşyası üzerinde ayni bir talep hakkı olmaz.

Eşler arasında yasal mal rejimi varsa, eşlerden biri ölüme bağlı tasarruf yapmadan ölmüşse, eşin yasal miras payı verilmeden önce mal rejiminin tasfiyesine gidilir.

Başka Bir Kaynaktan Hazırlanan Mal Rejimi

EVLİLİK BİRLİĞİNDE MAL REJİMİ

Mal rejiminde, eşlerin evlenmeden önce ve evlenmeden sonra edindikleri malların mülkiyeti durumunun nasıl olacağı, bu malların nasıl yönetileceği, malların gelirinden kimin hangi oranda yararlanacağı, malların dolayısıyla doğan borçlardan kimin, ne ölçüde sorumlu olacağı, evlilik sona erdiğinde veya yasada gösterilen diğer durumlarda malların nasıl paylaşılacağı ve bunun gibi sorunlar, eşler arasındaki mal rejimine ilişkin kurullar düzenlenir.

Mal Rejimi Türleri

  1. Yasal Mal Rejimi – Sözleşmesel Mal Rejimi

Yasal mal rejimi, eşlerin aralarında yaptıkları bir mal rejimi sözleşmesiyle kanunda öngörülen mal rejimlerinden birini seçmedikleri sürece, kanun koyucu tarafından seçmiş sayıldıkları mal rejimidir. Edinilmiş mallara katılma rejimidir.

Sözleşmesel mal rejimi ise, taraflara kanun tanıdığı yetki ve öngördüğü sınırlamalar içerisinde eşlerin aralarında yapmış oldukları mal rejimi sözleşmesi ile belirledikleri ve ilke olarak her zaman değiştirebildikleri mal rejimidir.

  1. Olağan Mal Rejimi – Olağanüstü Mal Rejimi

Olağanüstü nitelikli hallerde, mal ayrılığı rejiminin doğrudan kanun tarafından veya hakim kararına dayalı olarak ve en azından eşlerden birinin iradesine karşı ve mal rejimi olarak belirlenen durumlara olağanüstü mal rejimi denir.

Olağan Mal Rejimi ise, edinilmiş mallara katılma rejimi (Yasal Mal Rejimi), paylaşmalı mal ayrılığı, mal ortaklığı rejimleri ve eşlerin anlaşarak seçtiği durumlarda mal ayrılığı rejimidir.

Mal Rejimi Sözleşmesi

Mal Rejimi Sözleşmesi : eşlerin evlenmeden önce veya sonra yaptıkları, aralarında geçerli olmasını istedikleri mal rejimi sistemini belirledikleri veya aralarındaki mal rejimini değiştirdikleri yada kaldırdıkları sözleşmelerdir. Ancak taraflar istedikleri mal rejimini kanununun belirlediği sınırlar içerisinde seçer, değiştirir veya kaldırabilir.

Mal Rejimi Sözleşmesinin Şartları

  1. Kurucu olgu : Tarafların anlaşması
  2. Geçerlilik Şartları
      1. Ehliyet
        1. Mal rejimi sözleşmesi yapabilmek için ayırt etme gücüne sahip olmak gerekir.
        2. Küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızasını almaları gerekir. Bu rıza gerektiğinde sözleşmenin geçerliliği için tamamlayıcı bir olgu olabilir.
        3. Mal rejimi özleşmesi yapmak eşler için mutlak bir kişiye sıkı sıkıya bağlı hakkın kullanımıdır.
        4. Vasinin mal rejimine izin vermesinin yanında, vesayet makamı olan Sulh Hukuk Mahkemesinden de izin alınması gerekir.
        5. Kendisine yasal danışman veya kayyım atanan eş, tek başına izne gerek olmaksızın mal rejimi sözleşmesi yapabilir.
      2. Şekil
        1. Mal rejimi sözleşmesi noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılabilir.
        2. Taraflar evlenme esnasında hangi mal rejimi seçtiklerini yazılı olarak evlendirme memuruna bildirebilirler. Ancak bu bildirim mal rejimi sözleşmesi ile düzenlemeye yetkili oldukları mal rejimi hukuku konuları bakımından yeterli değildir.
        3. Mal rejimi sözleşmesinin taraflarca ve gerektiğinde yasal temsilcinin de imzalaması gerekir.
      3. Hüküm ve Sonuçları
        1. Mal rejimi sözleşmesi evlenmeden önce veya sonra yapılabilir.
        2. Mal rejimi sözleşmesi düzenlendiği esnada şarta ve süreye bağlanabilir.
        3. Medeni Kanununun yürürlüğe girmesinden önce evlenen eşler arasında aralarında düzenlemiş oldukları mal rejimi devam eder. Ancak kanun yürürlüğe girdikten 1 yıl içerisinde başka bir mal rejim seçilmediği takdirde, bu tarihten geçerli olmak üzere yasal mal rejimi seçilmiş sayılır.
        4. M.K.nun yürürlüğe girmesinden önce açılmış olan boşanma veya iptal davaları sonuçlanıncaya kadar eşler arasında tabi oldukları mal rejimi devam eder. Davanın reddedilmesi halinde 1 yıl içerisinde mal rejimini değiştirmedikleri takdirde, kanunun yürürlüğe (1 Ocak 2002) girdiği tarihten itibaren yasal mal rejimini seçmiş sayılırlar. Ayrıca bu 1 yıllık süre içerisinde yasal mal rejimini kabul ettiklerini ve evlenme tarihinden itibaren yasal mal rejiminin geçerli olduğu yönünde anlaşma yapabilirler.
        5. Her ne kadar yukarıda da belirtildiği üzere 1 yıl süre içerisinde seçim yapılması istenilmiş ise de taraflar bu sürenin sonunda mal rejimi değişikliği yapabileceği gibi bunun geçmişe de etkili olmasını kararlaştırabilirler.
  3. Mal rejimi sözleşmesinin sona ermesi : Taraflar anlaşarak aralarındaki mal rejimi sözleşmesini her zaman ortadan kaldırabilirler.

Olağanüstü Mal Rejimi

Bir evlilik birliğini koruyu tedbir olarak olağanüstü mal rejimine geçiş ya eşlerden birinin talebi ile ya da doğrudan kanun gereği kendiliğinden gerçekleşir.

  1. Talep üzerine Hakim kararıyla Olağanüstü Mal Rejimine Geçiş
    1. M.K.nun 197/2 Maddesi gereğince olağanüstü mal rejimine geçiş

Taraflar arasında görülmekte olan davada tarafların birlikte yaşamalarına ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine, birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya e eşlerin mallarının yönetimine ilişkin tedbirler almasına ilişkindir.

    1. Haklı bir sebebe dayalı olarak olağanüstü mal rejimine geçiş

M.K.nun 206 maddesinde (aşağıda yazılı maddeler) varlığı halinde eşler arasındaki (mal ayrılığı dışındaki) yasal ve sözleşmesel rejimlerin eşlerden birinin talebi üzerine hakim kararıyla “ileriye etkili olacak” mal ayrılığına dönüştürülmesidir.

Haklı bir sebebe dayalı olarak olağanüstü mal rejimine geçişin şartları şunlardır ;

  1. Eşlerden birinin talebi
  2. Haklı bir sebebin varlığı,

M.K.nun 206 maddesinde sayılan haklı sebepler bazıları şunlardır ;

    1. Diğer eşe ait malvarlığının borca batık veya ortaklıktaki payının haczedilmiş olması,
    2. Diğer eşin, istemde bulunanın veya ortaklığın menfaatlerini tehlikeye düşürmüş olması,
    3. Diğer eşin, ortaklığın malları üzerinde bir tasarruf işleminin yapılması için gereken rızasını haklı bir sebep olmadan esirgemesi,
    4. Diğer eşin, istemde bulunan eşe malvarlığı, geliri, borçları veya ortaklık malları hakkında bilgi vermekten kaçınması,
    5. Diğer eşin sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksun olması.
  1. Yetkili ve Görevli Mahkeme ; Eşlerden herhangi birinin yerleşim yerindeki Aile Mahkemesidir. Bu yoksa bu sıfatla Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir.
  2. M.K.nun 210 mad. uyarınca olağanüstü mal rejimi

Mal ortaklığını kabul etmiş olan eşlerden birine karşı icra takibinde bulunan alacaklı, haczin uygulanmasında zarara uğrarsa, hakimden mal ayrılığına karar vermesini talep edebilir. Davayı her iki eşe karşı da yöneltebilir. Yetkili mahkeme borçlunun yerleşim yeri mahkemesidir.

  1. Talep olmaksızın kanun gereği olağanüstü mal rejimine geçiş

M.K.nun 209 mad. gereğince mal ortaklığını kabul etmiş olan eşlerden birinin iflasına karar verilmesi halinde, ortaklık kendiliğinden mal ayrılığına dönüşür. Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesi veya mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hallerinde de edinilmiş mallara katılma, paylaşmalı mal ayrılığı mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere kendiliğinden sona erer.

  1. Olağanüstü mal rejiminin sona ermesi.

Genel Sona Erme : Olağanüstü mal rejimine geçiş ile sona eren mal rejimi tasfiye edilir. Olağanüstü mal rejimine geçişe karar veren aile mahkemesi aynı zamanda tasfiye davası içinde yetkilidir. Eşler her zaman yeni bir mal rejimi sözleşmesiyle önceki veya başka bir mal rejimini kabul edebilir. Mal ayrılığına geçişi gerektiren sebebin ortadan kalkması halinde hakim eşlerden birinin istemi üzerine eski mal rejimine dönülmesine karar verebilir.

Anlaşmaya dayalı sona erme : Eşler her zaman yeni bir mal rejimi sözleşmesiyle önceki veya başka bir mal rejimini kabul edebilir. Olağanüstü mal rejimi yürürlükte iken bile, mal rejimi sözleşmesiyle edinilmiş mallara katılma rejimini kabul edebilirler.

Eşlerden birinin talebi üzerine sona erme : eşlerden birinin mal varlığına haciz koyduran alacaklı ikna edildiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine hakim, mal ortaklığının yeniden kurulmasına karar verebilir.

Mal Rejiminin Tasfiyesinde Yetkili ve Görevli Mahkeme

Görevli Mahkeme : Aile Mahkemesi bu tür mahkemelerin bulunmadığı yerde Asliye Hukuk Mahkemesi

Yetkili Mahkeme : Eşler veya mirasçılar arasında bir mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalarda ;

  1. Mal rejiminin ölümle sona ermesi durumunda ölenin son yerleşim yeri mahkemesi
  2. Boşanmaya, evliliğin iptaline veya hakim tarafından mal ayrılığına karar verilmesi durumunda, bu davalarda yetkili olan mahkeme,
  3. Diğer durumlarda davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi

Eşlerin Mal Varlıklarının Yönetimi

Kural olarak eşler seçtikleri mal rejimi ne olursa olsun, kendi mal varlıklarını kendiler yönetir. Dilerse eş bu yönetimi diğer eşe bırakabilir. Bu durumda aksi kararlaştırılmamışsa vekalet hükümleri uygulanır.

Mal Varlığı ile İlgili Envanter Yapılması

Eşler dilerse kendilerine ait malvarlıkları ile ilgili envanter yapılmasını isteyebilir. Burada amaç envantere yazılan malların kendilerine ait olduğunu ispatlama da kolaylık sağlamasıdır. Eğer malların getirilmesinden itibaren 1 yıl içerisinde envanter yapılırsa doğru olduğu karine olarak kabul edilir. Eğer 1 yıl içerisinde getirilmez ise M.K.nun 7 mad. göre resmi senet hükmünde olur. Envanter düzenleme ve onaylama biçiminde noter aracılığıyla yapılır.

Eşler Arasındaki Borçlar ve Borç Ertelemesi

Mal rejimi yapılması eşler arasındaki borcun muaccel hale gelmesine engel değildir. Borcun yerine getirilmesi halinde evlilik birliğinin tehlikeye düşmesine neden olacak şekilde önemli güçlüklere girmesi durumunda, bu eş, gayri resmi olarak diğer eşten, resmi olarak da mahkemeden süre talebinde bulunabilir. Durum ve koşullara göre hakim eşten teminat isteyebilir. Borcun ertelenebilmesi için şu şartların bulunması gerekir ;

  1. Eşin diğer eşe olan borçlarının vadesinde ifasının eş için ciddi zarara ve kayıplara neden olması
  2. Evlilik birliğinin borcun vadesinde ifasına bağlı olarak objektif olarak tehlikeye düşmesi
  3. Bu zorluklara bağlı tehlike durumu, erteleme ile sone ermelidir.
  4. Erteleme isteyen eşin mahkemeden talepte bulunması.

Yasal Mal Rejimi Olarak Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi

31.12.2001 tarihinden önce evlenenler için yasal mal rejimi mal ayrılığı, 01/01/2002 tarihinden sonra geçerli olan yasal mal rejimi ise edinilmiş mallara katılma rejimidir. Eski mal rejiminde yer alan taraflar isterlerse yeni mal rejimi seçerek evlilik tarihinden itibaren geçerli olmasını kararlaştırabilirler.

Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminde Hak Sahipliği

Edinilmiş mallara katılma rejimi, eşlerin edindiği mallar ile kişisel mallarını kapsar.

Edinilmiş mallara katılma rejiminde temel kural edinilmiş mallar ile kişisel malların değiştirilmezliğidir. Ancak bunun bir istisnası vardır. Eşler aralarında yapacakları sözleşme ile, bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan edinilmiş mallarını kişisel mal varlığı sayılacağını kararlaştırabilirler.

Eşlerin kişisel malı olarak nitelenmeyen bütün malvarlığı ile kime ait olduğu belirlenemeyen mallar eşlerin edinilmiş malıdır.

Edinilmiş Mal Rejimine Konu Mallar

  1. Eşlerin Kanuni Edinilmiş Malları

Edinilmiş Mallar, mal rejiminin devamı süresince yani rejime katılmanın başladığı tarihten sona erdiği tarihe kadar eşlerden her birinin karşılığını vererek emek, para veya diğer malvarlığı unsurları ile edindikleri mallardır.

Edinilmiş Mallar Özellikle Şunlardır ;

  1. Çalışmanın karşılığı olan edimler
  2. Sosyal Güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardımcı olmak amacıyla kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler
  3. Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar
  4. Kişisel malların gelirler (aksi sözleşme ile kararlaştırılabilir – Önemli olan nokta edinilmiş mal rejimi süresince kişisel mallardan elde edilen gelirler ve ürünler edinilmiş mal sayılır. Evlenmeden önceki edinilmiş mallar kişisel mal olarak kalır.)
  5. Edinilmiş malların yerine geçen değerler. (Örneğin eşin ücretini biriktirerek satın aldığı daire, edinilmiş mal niteliğindeki bir arabanın pert olması nedeniyle sigorta şirketince ödenen sigorta tazminatı)
  6. Diğer edinilmiş mallar (edinilmiş malların gelirleri, eşlere adının gaspı veya şeref ve haysiyetinin ihlali veya ekonomik kişilik hakkının ihlali nedeni ile ödenen maddi tazminatlar edinilmiş mal sayılır)

 

  1. Eşlerin Kanuni Kişisel Malları

M.K.nun 220 maddesine göre aşağıdakiler kanun gereğince kişisel mal olarak kabul edilir.

  1. Sadece eşlerden birinin ihtiyaçlarına yönelik, gelir getirmeyen, diğer eş ve aile üyelerinin kullanımı dışındaki eşyalar, (eşlerin mesleklerini icrası için gerekli olan eşya, kişisel kullanmaya yarayan eşya kapsamında yer almaz)
  2. Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma (bağışlama, ihraz, define vs.) yoluyla elde ettiği mal varlığının değerleri,
  3. Manevi tazminat alacakları,
  4. Kişisel mallar yerine geçen değerler.

Kişisel mallar edinilmiş mallar rejiminin sona ermesi halinde yapılacak tasfiyenin dışında kalır.

  1. Sözleşmesel Kişisel veya Edinilmiş Mallar

Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle, bir mesleğin icrası veya işletme faaliyeti için tahsis ettikleri edinilmiş mallar dahil mal varlığı değerlerini kişisel mal sayabilirler. Ayrıca bunun dışında bu mallardan elde edilen gelirlerin de kişisel mal sayılmasına karar verebilirler.

İspat : Edinilmiş mallara katılma rejiminde tasfiye esnasında ispat çok önemlidir.

Tasfiye aşamasında belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse bu iddiasını ispatla yükümlüdür.

Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır.

Bir eşin bütün malları aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir.

Edinilmiş Malların Yönetimi, Yararlanma ve Tasarruf

M.K.na göre her eş, yasal sınırları içerisinde kişisel malları ile edinilmiş mallarını yönetme, bunlardan yararlanma ve bunlar üzerinde tasarrufta bulunma hakkına sahiptir.

Paylı Mülkiyet Payı Üzerinde Tasarruf

Eşlerden biri diğerinin rızası olmadan paylı mülkiyet konusu maldaki payı üzerinde tasarrufta bulunamaz. Diğer eşin izni olmaksızın tasarrufta bulunulması haline 3.kişinin iyiniyeti hiçbir şekilde etkili olmaz. Ancak taşınmaz payına yolsuz tescille sahip olan 3.kişinin, tapu kaydındaki yolsuz kayda iyiniyetle güvenerek ayni hak iktisap eden 3.kişilerin iktisapları (taşınmazın sahibi olma) hakları korunur.

Eşler hali hazırda mevcut paylı mülkiyet konusu mallara ilişkin yapacakları, hükmün uygulama imkanını kaldıran veya sınırlayana aksi yöndeki anlaşmaları geçerlidir.

Üçüncü Kişilere Karşı Sorumluluk : Edinilmiş mallara katılma rejiminde eşlerden her biri, 3 kişilere karşı kendi borçlarından dolayı bütün malvarlığıyla sorumludur.

Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminin Sona Ermesi ve Tasfiyesi

  1. Sona Erme : Mal rejimi 3 şekilde sona erer.
    1. Eşlerden birinin ölümü (Gaiplik durumunda gaiplik kararının kesinleşmesiyle, ölüm tehlikesi veya son haber alma tarihinden başlayacak şekilde edinilmiş mallara katılma rejimi yasa gereği kendiliğinden sona erer)
    2. Başka bir rejimin kabulü
    3. Mahkemece evliliğin iptali veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesi ve mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hallerinde, mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sonar erer.
  2. Tasfiye : Edinilmiş mallara katılma rejiminde tasfiye, kural olarak eşler arasında geçerlilik şekline tabi olmayan bir tasfiye anlaşmasına dayalı olarak kendilerince belirlenen kurallar çerçevesinde yapılabilir. Eşlerin anlaşamaması halinde eşlerden birinin veya mirasçıların istemiyle yenilik doğuran dava niteliğindeki tasfiye davası ile yapılır.

Boşanma veya iptal davası sonunda tasfiye işleminin yapılabilmesi için boşanma ve iptal kararının kesinleşmesi şarttır.

Tasfiye Davası Açma Yetkisi Olanlar ; Eşlerden biri, eşlerden biri ölmüşsü bunların mirasçıları.

Zamanaşımı : Tasfiye davası açılması için herhangi bir hak düşürücü veya zamanaşımı süresi yoktur.

Görevli Mahkeme : Aile Mahkemesi, yoksa Asliye Hukuk Mahkemesi

Yetkili Mahkeme :

  1. Mal rejiminin ölümle sona ermesi durumunda ölenin son yerleşim yeri mahkemesi
  2. Boşanmaya, evliliğin iptaline veya hakim tarafından mal ayrılığına karar verilmesi durumunda, bu davalarda yetkili olan mahkeme
  3. Diğer durumlarda davalı eşin yerleşim yeri mahkemesidir.

Tasfiye Nedeniyle Malların Geri Verilmesi

Her eş diğer eşte bulunan mallarını geri alma hakkına sahiptir. İade edilmemesi halinde iade işlemleri zilliyetliğin iadesine ilişkin hükümlere göre yapılır.

Eşlerin Paylı Mülkiyetindeki Bir Malın Eşlerden Birisine Tahsisi

Tasfiye aşamasında paylı mülkiyete konu bir mal var ise, eşlerden birisinin kanunda öngörülen diğer olanaklardan yararlanabileceği gibi, daha üstün bir yararı olduğunu ispatlaması halinde, diğerinin payını ödemek suretiyle o malın bölünmeden kendisine verilmesini isteyebilir. Eşin bu talep hakkı kurucu yenilik doğuran bir hak niteliğindedir.

Eşin yukarıda belirtilen talebi üzerine verilecek bedel üzerinde eşler anlaşıp, yapılan anlaşma dayalı olarak pay devri yapılmaz ise, üstün hak sahibi eş dava yoluna başvurabilir. Bu nedene başvurarak dava açmanın şartları şunlardır;

  1. Sadece eşlerin paylı mülkiyetinde olan eşya ve eşyalar bulunmalı
  2. Eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejimi sona ermiş ve tasfiye başlamış olmalı
  3. Hak sahibi eşin üstün bir yararı bulunmalı
  4. Üstün hak sahibi olan eşin sahip olduğu yenilik doğuran hakkı mal rejiminin tasfiyesi tamamlanana kadar kullanmış olması (Başka bir değişle paylı mülkiyete konu mal ile ilgili anlaşma veya dava hakkını bu süre zarfında kullanması gerekir)
  5. Taşınmazlarda tahsis dava yoluyla gerçekleşmiş ise mahkemece verilmiş olan kararın kesinleşmesiyle birlikte, bunun tapuya tescil edilmesi.

Borçlara ilişkin Eşlerarası Düzenlemeler

Eşler karşılıklı borçları ile ilgili düzenlemeler yapabilirler. Ayrıca eşler 3.kişilere olan borçlarını da aralarında düzenleyebilirler.

*Değer Artışı Payı Alacağı*

Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi içerisinde eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur ve bu alacak o malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır, değer kaybı olduğunda ise katkının başlangıcındaki değer esas alınır. Böyle bir malın tasfiyeden önce elden çıkarılmış olması halinde hakim diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler.

Taraflar kendi aralarında yapacakları anlaşma ile değer artışından pay almayacaklarını veya değer artışındaki alacağı pay oranın değiştirebilirler.

Şartları :

  1. Diğer eşe ait bir malvarlığı unsuruna yönelik katkı
  2. Bağışlama kastı ve karşı edimin olmaması
  3. Mal rejiminin tasfiyesi anında bir değer artışının varlığı
  4. Mal rejiminin tasfiyesinin talep edilmiş olması,

Değer Artışı Payı Alacağının Hesaplanması

Değer artışı payı alacağının hesaplanması 3 aşamadan oluşur. Bunlar ;

  1. Değer artışının hesaplanması
  2. Değer artışı payının hesaplanması
  3. Değer artış payı alacağının hesaplanması.
  4. Değer Artışının Hesaplanması : Değer artışının hesaplanmasında malın ilk değeri ile son değeri arasındaki fark alınır.
  5. Değer Artış Payının Hesaplanması : Değer artış payı, başlangıç değerine olan katkının oransal olarak katıda bulunulan malvarlığı unsurundaki değer artışına yansıtılması yoluyla bulunur.

Örnek : Gülden, 01/05/2010 tarihinde eşine babasından kalan ve o tarihteki değeri 300.000,00.TL. olan daireye, 60.000,00.TL. vererek dairenin yenilenmesine katkıda bulunmaktadır. Dairenin tasfiye esnasındaki değeri 540.000.TL.dir. Bu durumda ;

Değer Artışı : 540.000 – (300.000+60.000) = 180.000.TL.

Katılma Payı : 300.000 / 60.000 =1/5 oranında yani 5+1=6 pay harcamasına 1 pay katkıda bulunmuştur.

Değer Artış Payı : 180.000 / 6 = 30.000.TL.dir.

  1. Değer Artış Payı Alacağının Hesaplanması : Değer artış payı, temel alacak (yatırım miktarı) ve hesaplanan değer artış payının toplamından ibarettir. Yukarıdaki örnek üzerinden gidecek olursak,

Değer Artış Payı Alacağı : 60.000.TL.+ 30.000.TL. = 90.000.TL.dir.

***HISIMLIK***

Soybağı dar ve geniş anlamda olmak üzere iki gruba ayrılır. Dar anlamda soybağı, çocukla ana ve baba arasında bağı, geniş anlamda soybağı ise birbirlerine kan bağı ile bağlı olanlar arasındaki ilişkiyi ifade eder.

Soybağının Kurulması
Ana Tarafından Baba Tarafından
Kanundan Dolayı Hakim Kararı ile Kanundan Dolayı Hukuki bir İşlemle Mahkeme kararı ile Hakim Kararı ile
  • Doğum ile
  • Evlat Edinme
  • Çocuğun evlilik birliği kurulmasından 180 gün sonra veya evlilik birliğinin sona ermesinden 300 gün sonra doğması
  • Evlilik dışında ana rahmine düşen çocuğun ana babasının doğumdan sonra evlenmesi.
  • Tanıma
  • Babalık Davası
  • Evlat Edinme

Soybağı Çeşitleri

Çocuk ile ana ve baba arasındaki soy bağı, meydana geliş şekillerine göre değişiklik göstermektedir. Soybağı genel olarak kan bağına ve sözleşmeye dayanan soybağı olmak üzere gruplandırılır.

SOYBAĞI
Mahkeme Kararıyla Kurulan Kan Bağıyla Kurulan
  • Evlatlık ile evlan edinen arasındaki soybağı (Buradaki soybağı ilişkisi egemenlik tasarrufuna dayanır. Hakim Kararıyla doğar)
  • Ana, baba ve çocuk arasında kan bağına dayanan soybağı (Buradaki soybağı doğumla kazanılır)
  1. Evlilik İçinde Doğan Çocuğun Ana ve Babaya Soybağı ile Bağlanması,
    1. Çocukla Ana Arasında Soybağının Kurulması : Ana ile çocuk arasındaki soybağı doğum ile kurulur. Ananın çocuğu tanıması söz konusu olamaz. Ana veya çocuk aralarındaki soybağını reddedemez.
    2. Çocukla Baba Arasında Soybağının Kurulması : Çocuk evlilik birliği içinde veya evlenme sona erdiği tarihten 300 gün içerisinde doğmuş ise çocuğun babasının koca olduğu karinesi geçerlidir. Çocuğun daha sonra doğması halinde, babaya soybağı ile bağlanması için, çocuğun evlilik sırasında ana rahmine düşmüş olduğunun ispatlanması gerekir. Gaiplik ve ölüm karinesinin alınması halinde 300 günlük süre ölüm tehlikesi veya son haber tarihinden işlemeye başlar.
    3. Soybağının Belirlenmesinde Karine : Çocuk evliliğin sona ermesinden başlayarak 300 gün içerisinde doğmuş ve ana da bu sırada yeniden evlenmiş ise, burada hem birinci kocanın hem de ikinci kocanın baba olması karinesi geçerlidir. Buna karinelerin çatışması denir. Bu durumda ikinci evlilikteki koca baba sayılır. Bunun aksinin ispatlanması halinde birinci koca baba sayılır.
    4. Soybağının Reddi : Koca, baba olduğu karinesini çürüterek soybağının reddedebilir. Çocukta soybağının reddi davası açabilir. Dava ana ve babaya karşı yöneltilir.
      1. Soybağının Reddi Davasını Açmaya Hakkı Olanlar
        1. Koca
        2. Çocuk
        3. Diğer İlgililer (Kocanın red davası açmaması halinde)
          1. Kocanın altsoyu
          2. Kocanın anası, babası
          3. Baba olduğunu iddia eden kişi
          4. Kayyım
      2. Soybağının Reddinde İspat Yükü
Çocuk Evlilik İçinde Ana Rahmine Düşmüşse Çocuk Evlenmeden Önce veya Ayrı Yaşama Sırasında ana Rahmine Düşmüşse
  • Soybağının reddini ileri süren davacı, kocanın baba olmadığını ispatla yükümlüdür.

Evlenmeden başlayarak 180 gün, evlilik sona erdikten itibaren 300 gün geçtikten sonra doğan çocuk, evlilik içinde ana rahmine düşmüş karinesi söz konusudur.

  • Soybağının reddini ileri süren davacı, sadece bu olguyu ispatla yükümlüdür.

Davacı, gebe kalma döneminde kocası ile cinsel ilişkide bulunduğunu inandırıcı delillerle ispatlarsa babalık karinesi geçerlidir.

      1. Soybağının Reddinde Hak Düşürücü Süre
KOCA ÇOCUK İLGİLİLER KAYYIM
Doğumu veya baba olmadığını, ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkekle cinsel ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl, gecikmede haklı bir sebep var ise bu sebebin ortadan kalktığı tarihten itibaren işlemeye başlar ve her halde çocuğun 5 yılını geçmesi ile sona erer. Ergin olduğu tarihten itibaren 1 yıl içerisinde Dava açma süresi sona ermeden, kocanın ölümünü, ayırt etme gücünü kaybetmesinin veya baba hakkında gaipli kararının alındığını öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl (Kocanın ret süresini geçirmesi veya açıkça veya zimmi olarak çocuğun kendisinden olduğunu açıklaması halinde ilgililer dava açamaz) Atama kararının kendisine tebliğinden itibaren 1 yıl e her halde doğumdan başlayarak 5 yıl içinde. (Kocanın ret süresini geçirmesi veya açıkça veya zimmi olarak çocuğun kendisinden olduğunu açıklaması halinde ilgililer dava açamaz)
      1. Soybağının Reddinde Yetkili Mahkeme ve Yargılama Usulü
        1. Yetkili Mahkeme : taraflardan birinin dava veya doğum sırasındaki yerleşim yeri mahkemesidir.
        2. Dava Açma Süresi : Bir önceki maddede yazılı süreler.
        3. Yargılama Usulü : Hakim maddi olguları resen araştırır. Delilleri serbestçe takdir eder.
  1. Çocuk Evlilik Dışında Doğmuş, Ana ve Baba Sonradan Evlenmiş İse,

Evlilik dışında doğmuş olan çocuğun ana ve babasının evlenmesiyle evlilik içinde doğmuş sayılır. Bu durum nüfus müdürlüğüne bildirilerek tescil işlemi yapılır. Evlenme ile kurulan soybağına itiraz edilmesi mümkündür. İtiraz edenler kocanın baba olmadığını ispatla yükümlüdürler

İtiraz ve İptal Hakkına Sahip Olanlar
  • Ana ve Babanın Yasal Mirasçıları
  • Çocuk, çocuğun ölüm veya ayırt etme gücünü kaybetmesi halinde çocuğun altsoyu
  • Cumhuriyet Savcısı
  1. Çocuk Evlilik Dışında Doğmuş olup, Baba Tarafından Tanınmış veya Açılan Babalık Davası Kazanılmış ise
    1. Tanıma : Evlilik dışında doğan bir çocuk babanın tanımasıyla, babaya soybağı ile bağlanır. Tanıma tek taraflı bir hukuki işlemdir. Tanıma yapılmasının yolları şunlardır ;
      1. Nüfus Müdürlüğüne yazılı başvuru
      2. Mahkemeye yazılı başvuru
      3. Resmi senet ile
      4. Vasiyetname ile

Bir kimsenin evlilik dışı çocuğu tanıması için onun ile başka bir erkek arasında soybağının kurulmamış olması gerekir. Ayrıca tanımayı yapan tanıma işlemini yapabilmesi için velayet altında ise kendi irade beyanı ile birlikte velinin izin, vesayet altında ise kendi irade beyanı ile vasinin izni gerekir.

Tanıma işlemini yapan kurumlar tanımayı babanın ve çocuğun kayıtlı olduğu nüfus müdürlüğüne bildirir. Nüfus Memuru tanımayı çocuğa, çocuk vesayet altında ise vesayet makamına bildirir.

Tanımanın İptalini Talep
Tanıyanın Dava Hakkı Diğer İlgililerin Dava Hakkı
Ananın dava Hakkı Çocuğun (ölmüşse altsoyu) Hazine Diğer İlgililer Cumhuriyet Savcısı
  • Yanılma, aldatılma, korku nedeniyle tanımışsa
  • Doğumdan başlayarak 1 yıl
  • Ergin olduğu tarihten itibaren 1 yıl
  • Defterdar
  • Mal Müdürlüğü
  • İptal davası Ana ve çocuğu arşı açılır.
  • Davacının tanımayı ve tanıyanın baba olmayacağın öğrendikleri tarihten itibaren 1 yıl, her halükarda tanımanın üzerinden 5 yıl geçmekle sona erer.
  • Süre hak düşürücü süredir.
  • Öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl, tanımanın üzerinden 5 yıl geçmekle sona erer.
    1. Babalık Davası

Evlilik dışında doğan çocuk ile baba arasında soybağı mahkeme kararıyla da kurulabilir. Dava babaya karşı, baba ölmüş ise onun mirasçılarına karşı açılır.

Evlenmeden başlayarak 180 gün, evlilik sona erdikten itibaren 300 gün geçtikten sonra doğan çocuk, evlilik içinde ana rahmine düşmüş karinesi söz konusudur. Davacı, gebe kalma döneminde kocası ile cinsel ilişkide bulunduğunu inandırıcı delillerle ispatlarsa babalık karinesi geçerlidir. Aksi ispat edilir ise babalık karinesi düşer.

 

Babalık Davasında Hak Düşürücü Süre
Ananın dava hakkı Çocuğu Kayyım Tayin Edilmiş ise Çocuk Çocuk ile başka erkek arasında soybağı varsa
Doğumdan itibaren 1 yıl Atamanın tebliğinden itibaren 1 yıl Ergin olduğu tarihten itibaren 1 yıl İlişkinin ortadan kalkmasından itibaren 1 yıl

Yukarıda yazılı 1 yıllık sürenin gecikmesini haklı kılan bir neden olması halinde, nedenin ortadan kalktığı tarihten itibaren 1 ay içerisinde dava açılabilir.

Ana babalık davası ile birlikte veya ayrı olarak baba ve mirasçılarına karşı doğum giderleri, doğumdan önceki ve sonraki 6’şar haftalık geçim giderleri, gebelik ve doğumun gerektirdiği diğer giderlerinin ödenmesi için dava açabilir.

 

Evlat Edinme

Evlat edinme, evlat edinen ile evlatlık arasında hakim kararıyla kurulan bir soybağı söz konusudur.

Evlat Edinmenin Koşulları
Küçükler İçin Ergin ve Kısıtlılar İçin
  1. Evlat edinenin 1 yıl süreyle küçüğe bakması ve eğitmesi
  2. Evlat edinmenin küçüğün yararına olması
  3. Evlat edinenin diğer çocuklarının yararlarını hakkaniyete aykırı biçimde zedelememesi
  1. Evlat edinenin altsoyunun olamaması + Evlat edinilecek olanın bedensel veya zihinsel özürlü olması nedeniyle bakıma muhtaç olması ve evlat edinen tarafından en az 5 yıl süreyle bakılıp gözetilmiş olması veya,
  2. Evlat edinen tarafından küçükken en az 5 yıl süreyle bakılıp, gözetilmiş olması veya
  3. Diğer haklı sebepler mevcut ise ve evlat edinilen evlat edinen ile en az 5 yıldır aile halinde yaşıyor ise evlat edinecek kişi evli ise, eşinin rızasıyla evlat edinebilir.
Evlat Edineceklerin Koşulları
Tek Başına Birlikte
  • Evli olmayan kişi 30 yaşını doldurmuş olmalı,
  • Evli eş, 30 yaşını doldurmuş olmalı + diğer eş ayırt etme gücünden sürekli yoksun olmalı veya 2 yılı aşkın bir süreden beri nerede olduğu bilinmiyor olmayı veya 2 yılı aşkın bir süreden beri mahkeme kararıyla eşinden ayrı yaşıyor olmalı.
  • Eşlerin en az 5 yıldan beri evli olmaları veya
  • 30 yaşını doldurmuş olmaları
  • Eşlerden biri en az 2 yıldır evli ise ve 30 yaşını doldurmuş ise, diğerinin çocuğunu evlat edinebilir.

Evlat edinmede küçüğün rızası ve yaşı

Evlat edinen ile evlat edinilen küçük arasında en az 18 yaş fark olmalıdır.

Evlat Edinmede Rıza
Evlat edinilen ayırt etme gücüne sahipse Evlat edinilen velayet altında ise Evlat edinilen vesayet altında ise
Ana babanın rızasının aranması Ana babanın rızasının aranmaması
  • Evlat edinilenin rızası aranır.
  • Ana ve babanın rızası
  • Rıza küçüğün doğumunun üzerinden 6 hafta geçmedikçe verilmez
  • Rıza, tutanağa geçirilme tarihinden itibaren 6 hafta içerisinde geri alınabilir. Rıza geri alındıkta sonra tekrar verilirse bu rıza kesindir. Geri alınamaz.
  • Kim olduğu veya uzun süreden beri nerede oturduğu bilinmiyorsa veya ayırt etme gücünden sürekli yoksun ise
  • Küçüğe karşı özen yükümlülüğünü yerine getirmiyorsa rıza aranmaz.
  • Ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı aranmaksızın vesayet dairelerinin izni gerekir.

Evlat edinmede şekil ve usul

Yetkili Mahkeme : Evlat edinenin oturma yeri, birlikte evlat edinmede eşlerden irinin oturma yeri mahkemesidir.

Hakim evlat edinme ile ilgili gerekli araştırmaları yapar. Evlat edinme başvurusundan sonra evlat edinen vefat etmiş olursa veya ayırt etme gücünü kaybederse, hakim yine de evlat edinmeye karar verebilir.

Evlat Edinmenin Hükümleri

  1. Evlat edinmeyle, evlatlık ve evlat edinen arasında soybağı ilişkisi kurulur. Bu ilişki sadece evlat edinilen aile ilgilidir. Evlat edinme halinde evlatlığın asıl ailesi ile olan bağları kopmaz, ayrıca evlat edinen ailenin hısımları arasında hısımlık doğmaz.
  2. Evlat edinen ile evlatlık arasında ve buların biri ile diğerinin altsoyu ve eşi arasında evlenme engeli oluşur.
  3. Evlat edinilen, evlat edinenin altsoyu gibi saklı paylı mirasçı olur. Fakat evlat edinilen, evlat edinenin hısımlarının mirasçısı olamaz.
  4. Velayet hakkı evlat edinene geçer.
  5. Evlat edinilen küçük ise evlat edinenin soyadını taşır. Ergin ise istediği soyadı kullanmakta özgürdür. Evli ve bayansa ise eşinin soyadını taşır.
  6. Evlat edinme, evlatlığın vatandaşlığını etkilemez. Ancak küçük olan evlatlık, vatansız olur veya anası, babası bulunmaz veya nerede olduğu bilinmez ise Türk vatandaşlığını alır.

Evlatlık İlişkisinin Kaldırılması

Evlatlık ilişkisi 2 halde sone erer. Bunlar ;

  1. Rızanın bulunmaması nedeniyle
  2. Diğer noksanlıklar nedeniyle
  3. Rızanın Bulunmaması Nedeniyle Sona Erme : Evlat edinme ilişkisi kurulurken, yasal bir sebep olmaksızın rıza alınması gereken ilgililerin rızası alınmamışsa, bu kişiler mahkemeden evlatlık ilişkisinin kaldırılmasını isteyebilirler. Ancak evlatlık ilişkisinin kaldırılmasından küçüğün menfaati ağır biçimde etkilenecekse evlatlık ilişkisi kaldırılmaz.
  4. Diğer Noksanlıklar Nedeniyle Sona Erme : Evlat edinme ilişkisi rızanın dışında esasa ilişkin sebeplerden biri nedeniyle sakatsa, evlat edinmenin iptali C.Savcısı veya herhangi bir ilgilinin istemiyle açılır. Noksanlıkların dava aşamasında tamamlanmış olması halinde veya noksanlıkların usule ilişkin olması veya evlatlık ilişkisinin kaldırılmasından küçüğün menfaati ağır biçimde etkilenecekse evlatlık ilişkisi kaldırılmaz.

**Soybağının Hükümleri**

Ana Baba ile Çocuk Arasındaki İlişkileri Düzenleyen Genel Esaslar Velayet Çocuk Malları
  • Soyadı
  • Çocukla kişisel ilişki
  • Karşılıklı Yükümlülükler
  • Çocukların bakım ve eğitim giderlerini karşılama
  1. Soyadı : Ana ve baba evli ise çocuk ailenin, evli değil ise annenin soyadını taşır. Çocuk evlilik dışında doğmuş, baba çocuğu tanımış veya açılan babalık davası kazanılmış olsa da, çocuk babanın soyadını taşımaz.
  2. Çocukla Kişisel İlişki
    1. Ana Baba ve Çocuk Arasında : Velayet Hakkına Sahip Olmayan ana, baba ile çocuk arasında uygun bir kişisel ilişki kurulmasını hakimden talep eder. Bu ilişkinin sınırı çocuğun eğitiminin, yetiştirilmesinin, velayete sahip tarafın çocukla ilişkilerinin zedelenmemesini teşkil eder. Kişisel ilişki kurma hakkı ana babanın kişilik hakkıdır, fakat dokunulamayan bir kişilik hakkı değildir.
    2. 3.Kişilerle Özellikle Hısımlar ve Çocuklar Arasında : Kanun koyucu hısımlarla, çocuk arasında kişisel bir ilişki kurulmasına da müsaade eder. 3.kişiler ile kurulacak kişisel ilişkinin sınırlaması ana ve baba ile olan sınırlama ile aynıdır. Kişisel ilişki kurulmasına karar verme ve kaldırma yetkisi çocuğun oturduğu yer mahkemesine aittir. Velayet hakkına sahip kişinin rızası olmadıkça, çocukla kişisel ilişik ancak mahkeme kararının düzenlenmesinden sonra kurulabilir,.
  3. Karşılıklı Yükümlülükler
  4. Çocukların Bakım ve Eğitim Giderlerine Katılma : Çocukların bakım ve eğitim için gereken masrafları karşılamak ana, babaya aittir. Bu yükümlülük sadece ana ve babaya aittir. Ana ve babanın ekonomik durumunun çok kötü olması halinde veya çocuğun özel durumu olağanüstü harcamalar gerektirdiğinde veya olağanüstü bir durumun varlığı haline çocuğun malları satılır ve çocuğun bakım ve eğitim masrafları buradan karşılanır. Ana ve babanın bakım borcu çocuğun ergin olmasına kadardır Ancak çocuk eğitimine devam ediyorsa, ana ve aba kendilerinden beklenecek ölçüde olmak üzere normal eğitim süresi bitinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdür.

Nafaka miktarını hakim belirler. Bu belirlemede çocuğun ihtiyacı, ana babanın hayat koşulları ve ödeme gücü ile çocuğun geliri dikkate alınır. Nafaka aylık irat şeklinde ödenir. Durumun değişmesi ve tarafların istemi üzerinde nafaka miktarını hakim tekrar gözden geçirerek, yeni bir miktar belirleyebilir.

Nafaka talep hakkı olanlar şunlardır ;

  1. Küçüğe fiilen bakan ana veya baba
  2. Ayırt etme gücüne sahip olmayana atanan kayyım veya vasi
  3. Ayırt etme gücüne sahip küçük

Nafakanın belirlenmesine kadar geçecek süre içinde nafaka ile ilgili hakim gerekli önlem ve tedbirleri alır. Bunlar tedbir nafakası ödenmesine karar verme, güvence gösterme vs. gibi olabilir.

 

Velayet

Kural olarak, küçüklerin, istisnai olarak kısıtlıların bakım ve korunmalarının sağlanması için, onların kişileri ve malları üzerinde ana ve babanın sahip oldukları görev, yetki ve hakların tümüdür.

Velayetin kapsamı sınırlıdır. Velayet çocuğun kişiliği ve mallarının bakımı ve yönetimi ile çocuğun 3.kişilerle olan ilişkilerinde temsili içerir.

Velayet hakkı evlilik birliği devam ederken eşler birlikte kullanır. Eşlerden biri ölür veya gaipliğine karar verilirse, diğeri velayet hakkını tek başına kullanır. Boşanma da hakim velayet hakkını eşlerden birine veya atayacağı bir vasiye verebilir.

Küçüklerin velayetleri ergin oluncaya kadar sürer. Hakim kısıtlılar da velayet altına alabilir. Bu iki velayet arasındaki farklar şunlardır.

  1. Kısıtlı velayet altına alınacaksa, sadece ana veya babadan birine velayet hakkı verilir.
  2. Kısıtlı velayet altına konulmuş ise, velinin kısıtlının mal varlığında istifade hakkı yoktur.
  3. Kısıtlı velayet altına konmuşsa, ana babanın kısıtlıyı terbiye ve tedip etme hakkı yoktur.
  4. Veli, kısıtlının mallarına ilişkin olarak önemli tasarruflarda bulunuyorsa, kısıtlının (ayırt etme gücüne sahip olan ergin) rızasını almak zorundadır.
  5. Kısıtlılık kararının kaldırılmasıyla, velayet hakkı kendiliğinden kalkar.
  6. Kısıtlının velayet hakkının kaldırılması için kısıtlının menfaati yeterlidir.

Ana ve baba evli değil ise, velayet hakkı anaya aittir. Ana küçük, kısıtlı veya ölmüş ise veya velayet anadan alınmışsa, hakim çocuğu vasi atar veya velayetini babaya verir.

Velayetin Kapsamı

  1. Velayet çocuk ergin oluncaya kadar onunla ilgili alınması gereken kararları alma hususunda veliye yükümlülük yükler ve onları yetkili kılar.
  2. Velayet, çocuğun menfaatine yöneliktir. Velayetin sınırını çocuğun menfaati belirler.
  3. Çocuk, velayet devam ettiği sürece ana, babasının sözünü dinlemekle yükümlüdür.
  4. Önemli konularda, ana baba çocuğun düşüncesini göz önünde tutar.
  5. Çocuk ana babasının rızası olmaksızın evi terk edemez, yasal sebepler yoksa, bu hak çocuktan alınamaz.
  6. Çocuğun adını, ana ve baba birlikte koyarlar.

Çocuğun dini eğitimini belirleme hakkı ana ve babaya aittir. Ana ve babanın bu hakkını sınırlayan her türlü anlaşma geçersizdir. Çocuk ergin olduktan sonra, dinini seçmekte özgürdür.

Eşler, çocuğun her türlü eğitimini sağlamakla yükümlüdürler.

  1. Çocuğun fiil ehliyeti : Küçük çocuk ayırt etme gücüne sahip değilse, fiil ehliyetine de sahip değildir. Ana, baba çocuğun yasal temsilcisi olarak onu temsil ederler.

Küçük çocuk, ayırt etme gücüne sahipse, çocuk sınırlı ehliyetsizler grubuna dahil olacağı için, sınırlı ehliyetsizlerin yapabilecekleri her türlü işlemi yapabilirler.

Çocuk borçlarında ana babanın çocuk malları üzerindeki haklarına bakılmaksızın kendi malvarlığı ile sorumludur.

Ayırt Etme Gücüne sahip küçüğün ana babasının rızasıyla onlar adına yaptığı hukuki işlemler geçerlidir. Bu işlemlerden dolayı borç altına girecek olan ana ve babadır.

Çocuğun ana babası ile veya 3.kişilerle ana babanın menfaatine uygun hukuki işlem yapması mümkündür. Ancak borç altına girmesi, bir kayyımın katılmasına ve hakimin onayına bağlıdır.

  1. Çocuğun Temsili : Çocuğun menfaati gözetilmek kaydıyla, ana baba temsil düşmanlığı olmayan her hukuki işlemi çocuk adına yapabilirler.

Çocuğun Korunması

Çocuğun korunması için gerekli önlemlerin alınması için aranan koşullar şunlardır ;

  1. Çocuğun menfaati ve korunması tehlikeye düşmüş olmalı
  2. Ana babanın çare bulamaz olması
  3. Ana babanın güçsüz olması.

Çocuğun Korunması için alınacak önlemler

  1. Bir ailenin yanına yerleştirmek
  2. Bir müesseseye yerleştirmek

Hakimin çocuğu bir aile yanına veya müesseseye yerleştirmesi için aranan koşullar şunlardır ;

  1. Hakimin kendiliğinden karar alması
    1. Çocuğun bedensel ve zihinsel gelişimi tehlikede ise
    2. Çocuk manen terk edilmiş ise
  2. Hakimin ana ve babanın veya çocuğun istemi ile karar alması
    1. Çocuğun aile içinde kalması ailenin huzurunu aşırı ölçüde bozuyorsa,
    2. Durumun gereklerine göre başka çare kalmamışsa.

Velayetin Kaldırılması

Ana babanın velayet hakkı kural olarak çocuk ergin oluncaya kadar geçerlidir. Bununla birlikte çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlerden sonuç alınamaz veya bu önlemler yetersiz kalırsa, velayetin kaldırılmasına karar verilir.

Velayetin kaldırılma sebepleri şunlardır ;

  1. Ana babanın velayet görevini gereği gibi yerine getirmemesi
  2. Ana babanın deneyimsizliği
  3. Ana babanın hastalığı
  4. Ana babanın özürlü olması
  5. Ana babanın başka yerde olması veya benzeri sebepler nedeniyle
  6. Ana babanın çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması.

Ana babanın çocuğa yeterli ilgi göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması, ana babanın yeniden evlenmesi kural olarak velayetin kaldırılması sonucunu doğurmaz. Ancak mahkemeye başvurarak bu nedenlerle velayetin kaldırılması istenebilir. Çocuğun velayeti kaldırılmış olsa bile ana babanın bakım yükümlülüğü devam eder.

Çocuk Malları

Ana ve baba velayetleri devam ettiği süre çocuğun mallarını yönetmekle yükümlüdürler. Evlilik sona erdiğinde, velayet kendisine kalan eş, hakime çocuğun malvarlığı dökümünü gösteren bir defter vermek ve mal varlığı ile ilgili önemli değişiklikleri hakime bildirmekle yükümlüdür.

Ana babanın velayet hakkı süresince veya velayet hakkının kaldırılmasında kusurlu olmaması halinde velayet hakkı kaldırılmış olması halinde bile çocuğun mallarını kullanma hakkına sahiptirler.

Ana baba çocuğun mallarının gelirini çocuğun bakımına, yetiştirilmesine ve eğitimine harcar, geriye kalan kısmı ise çocuğun mallarına katılır.

Çocuk mallarının korunmasında hakimin başvuracağı yollar şunlardır.

  1. Ana babaya talimat vermek
  2. Belirli zamanlarda hesap istemek
  3. Malların tevdiine veya güvence gösterilmesine karar vermek
  4. Malların yönetimini bir kayyıma devretmek.

Ana ve babanın çocuğun mal varlığındaki yönetimlerinin sona ermesi halinde mallar ;

  1. Çocuk ergin olmuşsa, çocuğa
  2. Çocuk ergin değilse vasisine veya kayyımına devredilir.

*Geniş Anlamda Aile İlişkileri*

Geniş anlamda aile ilişkileri denince, bu konuda üç düzenleme yapılmıştır. Bunlar Nafaka Yükümlülüğü, ev düzeni ve aile malları.

  1. Nafaka Yükümlülüğü

M.K.nun 364 m. Gereğince yardımla yükümlü olanlar üstsoy, altsoy ve kardeşlerdir. Bunların dışında kalan hısımların birbirlerine yardım yükümlülüğü yoktur.

  1. Üstsoy ve Altsoy Arasında :
    1. Yardım nafakası yükümlülüğü velayet hakkı sona erdikten sonra söz konusu olur.
    2. Evlat edinen ile evlatlık arasında yardım nafakası yükümlülüğü vardır.
    3. Üstsoyun ve altsoyun, birbirinden yardım nafakası isteyebilmesi için nafaka isteyenin yoksulluğa düşmüş olması, nafaka ödeyecek olanın da yoksulluğa düşmeden yardım edebilecek durumda olması gerekir. Nafaka ödeyecek olanın yoksulluğa düşecek olması halinde bu yükümlülük ortadan kalkar.
  2. Kardeşler Arasında : Kardeşlerin birbirine yardım etmeleri için refah içerisinde olmaları gerekir. Bir kimse geleceği için kaygı duymadan, toplumun lüks saydığı ihtiyaçları karşılayabilecek durumdaysa refah halinde yaşıyor demektir.

Nafaka davası mirastaki sıraya göre açılır. Yoksulluk nafakası, istisnai hallerde farklı sırada bulunanlardan istenebilir.

Nafaka davası taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılır. Yardıma muhtaç kişi herhangi bir kurumda kalıyorsa, bu kurum yetkililerinin de dava açma hakkı vardır.

  1. Ev Düzeni : Ev başkanı, idaresi altındaki kimseler arasında düzeni sağlayan ve nezaret görevini yüklenen veya yüklenmesi gereken kimsedir. Ev başkanının idaresi altına çocuklar, hizmetkarlar, çıkarlar vs. girer.

Ev Başkanının Koşulları : Ev başkanlığından söz edebilmek için bir arada aile halinde yaşamak ve bir otoriteye tabi olmak koşulu aranır.

Ev Başkanının Görevleri :

  1. Eşyaya özen gösterme yükümlülüğü
  2. Eve ait düzenin kurulması ve işlenmesi
  3. Gözetim ve Özen Gösterme Yükümlülüğü
  4. Ev Başkanının Sorumluluğu
  5. Altsoyun Denkleştirme alacağı : Ana, baba veya büyük ana ve büyük baba ile birlikte yaşayan ergin çocuklar, emeklerini veya gelirlerini aileye özgülemişlerse, bu emeklerine karşılık uygun bir tazminat isteyebilirler. Altsoy bu alacağını borçlunun ölümü halinde talep eder.
Alacaklının alacağını borçlunun sağlığında isteyebilmesi için aşağıdaki hallerin bulunması gerekir,
Birlikte yaşamanın sona ermesi İşletmenin el değiştirmesi Borçluya karşı İcra Takibi Yapılması Borçlunun iflası

Bu alacak zamanaşımına uğramaz, ancak borçlunun terekesinin paylaşımına kadar istenebilir.

**VESAYET HUKUKU**

Vesayet, kişisel ve mali menfaatlerini korumak iktidar ve ehliyetinden yoksun olan ve velayet altında bulunmayan küçükler ile reşit olmalarına rağmen velayet altına konmayan, fakat özel bakım isteyen kişilerin korunması amacıyla devletçe teşkilatlandırılmış, ferdin bakımını, ihtimamını ve temsilini gerçek kişilere tevdi eden bir müessesedir.

 

Velayet ve vesayet arasındaki başlıca farklar şunlardır.
Velayet Vesayet
Doğuşları Bakımından Hısımlıktan doğar, velayet ana ve babaya tanınan bir yetkidir. Mahkeme kararıyla doğar, vesayet, vasi, Sulh ve Asliye Hukuk Mahkemesi, Kayyım ve yasal danışmanları içine alır.
Tabi Tutulan Kimseler Bakımından Küçükler içindir. İstisnaen kısıtlılar da velayet altına alını. Kısıtlılar için söz konusudur. İstisnaen küçüklerde vesayet altına alınır.
Kişi Üzerindeki vazife ve yetkileri bakımından Velinin çocuğa ait yetki ve görevlerinin kapsamı daha geniştir. Veli kendi imkanları ile çocuğun yetiştirilmesini, bakımını ve geçimini zağlamak zorundadır. Vasinin çocuğa ait yetki ve görevleri daha dardır. Vasi çocuğun yetiştirilmesi, bakımı, geçimi için kendi imkanlarına başvurmaz.
Mallar üzerindeki görev ve yetkileri Veli, küçüğün malları üzerinde mahkemeye hesap vermez, çocuğun malları üzerinde dilediği gibi tasarruf eder, yaptığı hizmetler için ücret istemez. Vasi, vesayet altındaki mallar için defter tutar, Sulh Hukuk Mahkemesi hakimine hesap verir. Mallar üzerinde kural olarak tek başına tasarruf edemez. Yaptığı hizmetler için ücret talep edebilir.
Temsil Yetkisi Bakımından Veli, temsil yetkisini kullanırken kural olarak mahkemenin iznini almak zorunda değildir. Vasi bazı işlemleri yaparken Sulh, bazı işlemleri yaparken Sulh ve Asliye Hukuk Mahkemelerinden izin almak zorundadır.
Sona Erme Bakımından Velayet kanundan doğar. Bu itibarla velinin azli ve istifası mümkün değildir. Vesayet mahkeme kararı ile doğar. Vasinin azli mümkündür. Ayrıca vasi istifada edebilir.

Vesayet Organları : Kamu vesayet organları ve aile vesayeti organları olmak üzere 2’ye ayrılır.

  1. Kamu Vesayet Organları şunlardır ;
  2. Vasi
  3. Vesayet daireleri
    1. Sulh Hukuk Mahkemesi (vesayet makamı – Yabancı ülkede Türk Konsolosluğu)
    2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Denetim makamı)
  4. Kayyım
  5. Yasal danışmanlık (öğretide kabul ediliyor)
  6. Vasi : vesayet altındaki küçük ya da kısıtlıya özen göstermek, malvarlığını yönetmek ve hukuki işlemlerde onu temsil etmek üzere Sulh Hukuk Mahkemesince atanan kişidir. Vasinin görevleri şunlardır ;
  7. Vesayet Daireleri :
    1. Vesayet Makamı olan Sulh Hukuk Mahkemesi : vasi atamak, vasi atanmasına kadar geçen sürede önlemler almak, kayyım atamak, bazı işlemlerin yapılmasına izin vermek ve vasiyi denetim altında tutmakla görevlidir.
    2. Denetim Makamı olan Asliye Hukuk Mahkemesi : Denetim organıdır. Aile vesayetine izin vermek ve son vermek, kısıtlama kararının ilanının tehirine karar vermek, sulh hukuk mahkemesinin kararlarına karşı yapılan itirazları incelemekle görevlidir.
  8. Kayyım : belirli bir işin görülmesi ya da mal varlığının veya bir malın yönetilmesi için sulh hukuk mahkemesince atanan kişidir.
  9. Yasal Danışmanlık (Kanuni Müşavirlik) : ergin bir kişinin kısıtlanmasına yeterli sebep olmadığı halde, yine de menfaatinin korunması için, fiil ehliyetinin tahdidinin gerektiği bazı muamelelerde görüşü alınmak üzere kendisine yasal danışman tayin edilir.
  10. Aile Vesayet Organları

Aile vesayetini kamu vesayetinden ayıran tek şey Sulh Hukuk Mahkemesinin yerini Aile Meclisinin almasıdır. Aile meclisi en az 3 kişiden kurulur. Bu kişilerin vesayet altına alınacak olanın yakın kan veya kayın hısımı olması gerekir. Aile meclisine hısımlar ve eşten başkası üye olamaz. Üyelerin fiil ehliyetine sahip olması gerekir. Aile meclisi 4 yıl için seçilir. Aile meclisinin kurulması Asliye Hukuk Mahkemesinin iznine bağlıdır. Aile meclisinin kurulması için, vesayet altındakinin menfaatinin bunu gerektirmesi aranır. Ayrıca aile meclisi üyelerinin maddi bir teminat göstermeleri gerekir. Kefil olarak teminat gösterilmez.

Aile meclisi görevini yapmadığı veya vesayet altındaki kişinin menfaati gerektiriyorsa, denetim makamı, her zaman aile meclisini değiştirebileceği gibi, görevine de son verebilir.

Vesayeti Gerektiren Haller
Küçüklük Kısıtlılık
  • Ana babanın ölmesi
  • Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı
  • Ana babanın gaipliği
  • Savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşam tarzı, kötü yönetim
  • Ana babadan velayetin kaldırılması
  • Özgürlüğü bağlayıcı ve 1 yıldan fazla süreli hapis cezası
  • Evlilik dışında doğup da velayetin anaya verilmemesi
  • İstek üzerine kısıtlama
  • Boşanmada velayetin ana veya babaya bırakılmaması
  • İşlerini görmemek, bu nedenle korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gerekmesi. (Sosyal Sebep)
  • Velayet hakkına sahip ana, babanın kısıtlılık altına alınması.
  • Başkalarının güvenliğini tehlikeye sokmak. (Sosyal Sebep)

Bir kimsenin vesayet altına alınması için, onun hakkında kısıtlılık kararı alınma sebebinin varlığı tek başına yeterli olmayıp, sosyal bir sebebinde bulunması gerekir.

Savurganlık, Alkol ve Uyuşturucu Madde Bağımlılığı, Kötü Yaşam Tarzı, Kötü Yönetim
Kısıtlılık Sebebinin Varlığı Sosyal Nedenin Varlığı
  • Savurganlık
  • Alkol bağımlılığı
  • Uyuşturucu madde bağımlılığı
  • Kötü yaşam tarzı
  • Kötü yönetim
  • Kendisine darlık ve yoksulluğa düşürme tehlikesi veya
  • Ailesine darlık ve yoksulluğa düşürme tehlikesi ve bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olması veya
  • Başkalarının güvenliğini tehdit etmesi.

İstek üzerine kısıtlama için şu şartların varlığı gerekir ;

  1. Talep
  2. Yaşlılık, Sakatlık, Deneyimsizlik, Ağır Hastalık
  3. İşlerini gerektiği gibi yönetememesi.

Kısıtlılık Kararının verilmesinde usul ; kısıtlılık kararı, kısıtlının nüfusa kayıtlı olduğu yerde, hem de yerleşim yerinde ilan edilir. Kısıtlılık hükümleri, iyiniyetli 3.kişilere karşı ilan tarihinden itibaren başlar. Yetkili Mahkeme, kısıtlanacak ya da vesayet altına alınacak küçüğün, yerleşim yeri mahkemesidir.

Vasi Atanması

Bir kişinin vasi olarak atanabilmesi için ergin olması ve bu görevi yapmaya ehil olmalıdır. Vasi olarak atanacak kişi bu işe ayıracak vakti olmalıdır. Mahkeme birden fazla kişiyi vasi olarak atayabilir. Bu durumda vasi olarak atacak kişilerin bu durumu birlikte kabul etmeleri gerekir.

Vasi olarak atanacak kişiler için bir takım koşullar vardır. Bunlar ;

  1. Olumlu Koşullar
    1. Ergin olma
    2. Bu görevi yapabilecek yetenekte olma
  2. Olumsuz Koşullar (Vasiliğe engel olan koşullar)
    1. Vesayet altında bulunanlar
    2. Kamu haklarından yoksun olanlar veya haysiyetsiz hayat ürenler
    3. Menfaatleri kendisine vasi tayin edilecek kişinin menfaatleri ile önemli ölçüde çatışanlar veya onunla aralarında düşmanlık olanlar
    4. İlgili vesayet dairelerinin hakimleri,

Vasi tayininde Mahkemenin göz önünde tutacağı özel durumlar

  1. Ana baba ile vesayet altına alınacak kişinin isteğini göz önünde tutar. Haklı sebepler engel değilse, istek doğrultusunda atama yapılır.
  2. Yakın hısımlara ve eşlere öncelik tanınır.

Vesayet bir kamu görevi olduğu için, vesayet bölgesinde oturan herkesim vasiliği kabul etme zorunluluğu vardır. Aile meclisince atanma halinde vasiliği kabul yükümlülüğü yoktur.

Vasilikten kaçınma sebepleri şunlardır ;

  1. 60 yaşını bitirmiş olmak
  2. Bedensel özürleri veya sürekli hastalıkları nedeniyle vesayeti güçlük içinde yapacak olanlar
  3. Dörtten fazla çocuğun velisi bulunanlar
  4. Üzerinde vasilik görevi bulunanlar
  5. Cumhurbaşkanı, TBMM ve Bakanlar Kurulu üyeleri, hakimler ve savcılar.

Vasi Tayininde yetkili mahkeme küçüğün veya kısıtlının yerleşim yeri mahkemesidir. Kısıtlı ve küçüğün yerleşim yeri değiştiği takdirde dosya yetkisizlikle yeni adreslerine gönderilir ve bundan sonraki işlemlerde yetkili mahkeme bu yer mahkemesi olacaktır.

Vasinin Vesayet Görevinden Kaçınması veya Bu Göreve 3.Kişilerin İtirazı

Vasi tayini edilen kişi vasilikten kaçınma sebeplerini taşıyorsa vasilikten çekilebilir.

3.kişiler, vasi ayin edilen ile ilgili şu itirazları sunarak vasiliğin iptalini talep edebilirler. Bunlar ;

      1. Vasi tayin edilen kişinin vasi olmasını engelleyen nedenler bulunduğunu belirterek
      2. Eşin bir hısımlarının önceliği bulunduğu iddiasına dayanarak,
      3. İlgililerin isteğinin göz önünde tutulmadığını ileri sürerek.

Vasilikten çekilen veya itiraz edilen vasi, yeni vasi atanıncaya kadar görevine devam eder.

Vasilikten alma görevi denetim makamı olan Asliye Hukuk Mahkemesine aittir. Denetim makamınca vasilikten alınma karar verildiği takdirde durum vesayet makamına bildirilir ve vesayet makamı hemen yeni bir vasi ataması yapar.

Kayyımlık

Kayyım, sınırlı bir görev sahası içinde göre yapan bir vesayet organıdır. Vasinin aksine, kayyım sadece bir malın idaresi veya belli bir veya birkaç işin görülmesi için Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından tayin edilir. Bu haliyle kayyımlık bir temsil niteliği taşı. Çünkü kendisine kayyım tayin edilen kişinin fiil ehliyeti değişmez.

Kayyımlık çeşitleri şunlardır ;

  1. Temsil Kayyımlığı : bir kişinin muayyen bir veya birkaç işini görmek amacıyla tayin olunmasıdır.
  2. Yönetim Kayyımlığı : Malların idare ve muhafazası için, gerekli hukuki işlemleri yapmak üzere atanma halidir.
    1. Kanundan dolayı
    2. İstek üzerine : isteğe bağlı kısıtlama sebeplerinden biri bulunan ergin, isteği üzerine kayyım atanır.
  3. Karma Kayyımlık (öğretide kabul edilmiştir) : temsil kayyımlığının ve yönetim kayyımlığının bir arada bulunmasıdır.

Yetkili Mahkeme :

  1. Temsil Kayyımlığında, o kişinin yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesi
  2. Yönetim Kayyımlığında, mal varlığının en büyük parçasının bulunduğu yerin Sulh Hukuk Mahkemesi

Sona Erme

  1. Temsil Kayyımlığında işin sona ermesiyle
  2. Yönetim kayyımlığında mahkeme kararıyla
  3. Kayyım azlinde görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.
  4. Eğer kayyımlık ilan edilmişse, kaldırma kararı da ilan edilmelidir.

Yasal Danışmanlık

Bir kimsenin kısıtlanmasına yeterli sebep olmamakla birlikte, medeni haklarını kullanma ehliyetinin bazı yönlerden sınırlanmasını kişinin menfaatine olması halinde, o kişiye yasal danışman atanır. Kendisine vesayet organı atanan kişi, sınırlı ehliyetliler grubuna dahildir.

Yasal danışmanlık çeşitleri :

  1. Oy Danışmanlığı : M.K.nun 429 maddesinin 1 fıkrasında 9 bent olarak sayılan işlemlerde sınırlı ehliyetli kendi başına yapamaz. Bu nedenle oy danışmanının onay vermesi gerekir.
  2. Yönetim Danışmanlığı : sınırlı ehliyetlilerin bütün mallarının yönetimini üstlenmiştir. Bu yönetim onunda elde edilen gelir üzerinde ise, sınırlı ehliyetli tam tasarruf serbestisine sahiptir.
  3. Karma Danışmanlık (öğretide kabul edilen) : Oy ve Yönetim Danışmanlığının birlikte kullanıldığı danışmanlıktır.

Yetkili Mahkeme, yasal danışman atanacak kişinin yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesidir. Yasal danışmanlığın sona ermesine denetim makamı olan Asliye Hukuk Mahkemesi karar verir.

Koruma Amacıyla Özgürlüğün Kısıtlanması

Ergin bir kimsenin ;

  1. Akıl Hastalığı veya akıl zayıflığı varsa,
  2. Alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı,
  3. Ağır tehlike arzeden bulaşıcı hastalık veya serserilik

Sebeplerinden biriyle toplum için tehlike oluşturuyorsa, kişinin korunmasının baka türlü sağlanamaması durumunda, tedavisi, eğitimi veya ıslahı için kişi elverişli bir kuruma yerleştirilir.

Böyle bir erginin varlığını öğrenen kamu görevlileri durumu derhal yetkili vesayet makamına bildirir. Karar verme yetkisi ilgilinin yerleşim yeri vesayet makamı olan Sulh Hukuk Mahkemesine aittir. Ancak acil durumlarda ilgilinin bulunduğu yer vesayet mahkemesi de karar verebilir. Bu şekilde karar verilmesi halinde mahkeme ayrıca ilgilinin yerleşim yeri vesayet makamına bilgi verir.

Mahkemece verilmiş karara karşı ergin veya yakınları tarafından denetim makamına itiraz edilebilir.

Yukarıda yazılı sebeplerin varlığının olup olmadığının tespiti açısından mutlaka sağlık kurulundan rapor alınması gerekir, ayrıca karar verilirken ilgili kişinin de mutlaka dinlenilmesi gerekir.

Vasinin ve Vesayet Dairelerinin Görev ve Yükümlülükleri

Vasinin Yükümlülükleri
İşe Başlarken Vasinin Görevleri İşin Devamı Sırasında Vasinin Görevleri İşin Sonunda Vasinin Görevleri
  • Defter tutmak
  • Değerli şeylerin saklanması
  • Taşınırların satımı
  • Paraların yatırılması
  • Ticari ve sınai işletmeler hakkında karar almak
  • Taşınmazların gerekiyorsa satılması için Sulh Hukuk Mahkemesinden izin almak.
  • Vesayet altındaki kişiye özen
  • Malların yönetimi
  • Kişinin temsili (Vasi kural olarak vesayet altındakinin her türlü hukuki işlemlerini yapar. İstisnai olarak kişiye sıkısıkıya bağlı haklar, vesayet altındaki kimsenin meslek ve sanatla uğraşması için izin verilmemişse, vesayet altındaki kimsenin serbest malları ile sınırlı ehliyetsizin yaptığı izin ve icazete bağlı işlemleri yapamaz. Vasi vesayet altındaki adına kefil olamaz, vakıf kuramaz, önemli bağışlar yapamaz)
  • Sulh Hukuk Hakimine rapor ve kesin hesap vermek.
  • Malların Teslimi

Vasinin ve vesayet organlarının kendilerine yüklenen görevi hiç veya gereği gibi yapmamaları yüzünden vesayet altındaki kişinin uğradığı zararları tazminle yükümlü olup, bunun için hukuka aykırı bir fiil, kusur, zarar ve illiyet bağının bulunması gerekir.

Sorumluluk davalarını açma yetkisi ;

  1. Vesayet altındaki kişi ergin olmuşsa kendisi,
  2. Yeni atanan vasi,
  3. Vesayet altındaki kişi için atanan kayyım.

Sorumluluk davalarında davalı konumda olanlar ;

  1. Vasi
  2. Vesayet makamı hakimi
  3. Denetim makamı üyeleri
  4. Devlet

Dava açmak için öngörülen zamanaşımı adi ve olağanüstü olmak üzere 2’ye ayrılır.

Olağan zamanaşımı : 1 yıldır. Sorumlu vasi ve kayyıma karşı açılacak tazminat davasında kesin hesabın tebliğ tarihinden itibaren 1 yıl. Yasal danışmanlar için zamanaşımı genel hükümleri tabidir. Devlete karşı açılan tazminat davalarında da süre 1 yıldır. Bu süre vasi, kayyım ve yasal danışmana zararın tazmin ettirilemeyeceği anlaşıldıktan sonra başlar. Devletin rücu davası, rücu hakkının doğumundan ibaren 1 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

Olağanüstü Zamanaşımı :

  1. Hesap yanlışlığı veya olağan zamanaşımı süresinin işlemeye başlamasından önce bilinmesi mümkün olmayan bir sebebe danan sorumluluk hallerinde 1 yıl
  2. Hesap yanlışlığında, zamanaşımı zarara uğrayanın yanlışlığı öğrendiği günden itibaren 1 yıldır.
  3. Olağan zamanaşımının işlemeye başladığı tarihten itibaren 10 yılın sonunda olağanüstü zamanaşımı da sona erer.
  4. Olayda cezai zamanaşımı süresi daha uzunsa, vesayetten doğan davanın zamanaşımı süresi de uzar.
Vesayeti Sona Erdiren Sebepler
Vesayet altına alınan kimseye ilişkin sebepler Vasilik sıfatını sona erdiren sebepler
Kendiliğinden sona erme Mahkeme kararı ile sona erme
  • Vesayet altındakinin ölümü, gaipliği
  • Vesayet altındakinin ergin olması
  • Evlat edinilme
  • Hapis halinin sona ermesi
  • Kısıtlılık sebebinin sona ermesi
  • Vasinin ölümü
  • Vasinin kısıtlanması
  • Sürenin sona ermesi
  • Görevden çekilme

 

Yorumlar

Yorumlar

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir