Sigorta Sözleşmesinin Unsurları

1. Sigortanın Konusu
Zarar sigortalarında sigortanın konusu, sigortalının rizikoya maruz olan şeye ilişkin menfaatidir. Menfaat, sigortalı ile rizikoya maruz olan şey arasındaki değer ilişkisidir. Sigortalının bu ilişki dolayısıyla zarara uğrama ihtimaline karşı sigorta himayesi sağlanır. Sigorta sözleşmesi ile sigortanın konusunun tam olarak belirlenmesi ve poliçede belirtilmesi gerekir.

Aktif zarar sigortalarında menfaat, sigortalı ile (mal, alacak, beklenen kâr gibi) menfaatin ilişkin olduğu şey arasındaki değer ilişkisi, pasif zarar sigortalarında ise sigortalı ile pasifin artması rizikosuna maruz olan malvarlığı arasındaki değer ilişkisidir. Hayat sigortalarında, bir şahsın kendisinin veya üçüncü şahsın hayatının devamı veya sona ermesi durumu ile ilişkisi sigortalanır.

2. Riziko
2.1. Kavram
Sigorta hukukunda riziko, gerçekleşip gerçekleşmeyeceği veya ne zaman gerçekleşeceği belli olmayan, ancak gerçekleşmesi hâlinde zarar veya diğer bir ekonomik bir ihtiyaç doğuran olaydır. Rizikoyu teşkil eden olay, sigorta ettirenin ve sigortalının kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı bir fiili olamaz; zira sigorta ettiren veya sigortalının bu tür bir fiilinden doğacak zararını teminat altına almak amacıyla sigorta yapılamayacağı hüküm altına alınmıştır (TTK m. 1404).

Kural olarak sigorta sözleşmesinin yapıldığı sırada gerçekleşmiş olan ya da gerçekleşmesi ihtimali ortadan kalkmış olan riziko sigorta edilemez (TTK m. 1458). Ancak sigorta ettiren, sigortalı ve sigortacı sözleşmenin yapıldığı sırada rizikonun gerçekleştiğini ya da gerçekleşme ihtimalinin olmadığını bilmiyorsa sözleşme geçerlidir. Buna karşılık sigorta ettiren veya sigortalı sözleşmenin yapıldığı sırada rizikonun gerçekleştiğini ya da gerçekleşme ihtimalinin ortadan kalktığını biliyor, sigortacı bilmiyorsa, sigortacı sözleşme ile bağlı değildir; ancak ödenmesi gereken primin tamamına hak kazanır.

2.2. Sigortalanan riziko
Hayat sigortalarında, sigorta ettirenin ya da üçüncü bir şahsın (sigortalı – riziko şahsı) hayatının belirli tarihte hayatta olması ya da belirli bir tarihten önce ölümü ya da her ikisi rizikoyu oluşturur ve belirlenmesi kolaydır. Aynı şekilde sigortalının uğrayacağı kaza sonucu ölüm, geçici veya sürekli engellilik ya da iş göremezlik hallerinin sigortalandığı kaza sigortalarında, sözleşmede öngörülen hastalıklardan birinin veya birkaçının sözleşme süresi içinde gerçekleşmesi veya ortaya çıkması hali için sigorta teminatı verilen hastalık sigortalarında rizikonun tespiti güçlük yoktur.

Buna karşılık zarar sigortalarında, sigortalanan rizikonun belirlenmesi son derece önemlidir; fakat kolay değildir; zira sigortalının sigorta konusu menfaati dolayısıyla zarara uğramasına neden olabilecek çok sayıda ve çeşitte riziko söz konusudur ve sigortalının maruz bulunduğu tüm bu rizikoların teminat altına alınması sigorta tekniği açısından mümkün değildir. Bu nedenle sigortalanan rizikonun, öncelikle tür itibariyle, daha sonra da zaman ve yer itibariyle belirlenmesi, böylece sigortanın teminatının sınırlanması zorunludur.

Rizikonun tür itibariyle belirlenmesi, (yangın, hırsızlık vs. gibi) hangi olayın riziko teşkil ettiğinin belirlenmesidir. Ancak bazen bu belirleme yeterli olmayabilir; ayrıca riziko teşkil eden olayın tanımlanması da gerekli olabilir. Örneğin yangın sigortalarında riziko teşkil eden olay yangındır; ancak TTK’nda ve Yangın Sigortası Genel Şartları’nda yangın tanımlanmamıştır ve öğretinin yangın tanımı esas alınmaktadır.

Tür itibariyle belirlenen rizikonun belirli bir zaman dilimiyle sınırlandırılması gerekir. Bu zaman diliminin başlangıcından önceki ve sona ermesinden sonraki rizikolar teminat kapsamında değildir. Ayrıca sigortalanan rizikonun, gerçekleşebileceği yer itibariyle de sınırlandırılması gerekir. Örneğin sigortanın Türkiye sınırları içinde geçerli olduğuna dair kayıtlar sigortalanan rizikoyu yer itibariyle sınırlandıran kayıtlardır.

SK m. 11 / 4 hükmünde “sigorta sözleşmelerinde kapsam dahiline alınmış olan riskler haricinde, kapsam dışı bırakılmış risklerin de açıkça belirtileceği; belirtilmemiş olan risklerin teminat kapsamında sayılacağı” öngörülmüştür. Buna karşılık TTK’nun 1409. maddesinde “sigortacının, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu” hüküm altına alınarak SK m. 11 / 4 hükmünden farklı bir düzenleme getirilmiştir. Buna göre sözleşme ile teminat kapsamına alınan riziko veya rizikoların belirlenmesinin yeterlidir; ayrıca teminat altına alınmayan rizikoların belirtilmesi gerekli değildir. Bununla birlikte sigorta genel şartları ile özel şartlarda teminat harici bazı haller ile teminat harici olmakla birlikte teminat altına alınması kararlaştırılabilecek bazı haller veya zararlar hakkında hüküm yer almaktadır.

3. Sigorta Bedeli
3.1. Kavram
Sigorta bedeli, sigortalan rizikonun gerçekleşmesi halinde sigortacının ödemekle yükümlü olduğu miktarın üst sınırını ifade eder. Prim miktarının belirlenmesi bakımından da önemli olan sigorta bedelinin sözleşme ile belirlenmesi ve poliçede gösterilmesi gerekir.

3.2. Sigorta bedelinin belirlenmesi
Sigorta bedeli, kural olarak sözleşen taraflarca belirlenir. Ancak SK ve diğer kanunlara göre ihdas edilen zorunlu sigortalarda teminat tutarı, diğer bir ifade ile sigorta bedeli, taraflarca değil, Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakan tarafından tespit olunur ve Resmi Gazete’de yayımlanır (SK m. 12)

Aktif zarar sigortalarında sigorta bedeli, normal olarak sigorta değerine eşit bir bedel olarak belirlenir. TTK m. 1460 hükmüne göre “Sigorta değeri sigorta olunan menfaatin tam değeridir.” Sigorta değeri, sadece aktif zarar sigortalarında söz konusu olur ve sigorta konusu menfaatin değerini ifade eder. Sigorta konusu menfaat değeri ise, menfaatin ilişkin olduğu şeyin değeridir. Örneğin, değeri 3.000.000 TL olan bir gemiye ilişkin malik menfaatinin değeri, dolayısıyla sigorta değeri de 3.000.000 TL olup, sigorta bedelinin de 3.000.000 TL olarak belirlenmesi gerekir. Sigorta bedeli, sigorta değerinden yüksek ise aşkın sigorta, düşük ise menfaat değeri altında (eksik) sigorta söz konusu olur.

Pasif zarar sigortalarında menfaat değeri başlangıçta belirlenebilir nitelikte değildir. Bu nedenle bu tür sigortalarda sigorta bedeli taraflarca belirlenir. Sigorta bedelinin sigorta (menfaat) değerine eşit olması ilkesi geçerli olmadığından aşkın sigorta ya da menfaat değeri altında sigorta söz konusu olmaz.

Sigortalanan hayata bir değer biçilemeyeceğinden, hayat sigortalarında da sigorta bedelinin sigorta değerine eşit olması ilkesi geçerli değildir. Hayat sigortalarında da sigorta bedeli taraflarca belirlenir.

3.3. Aktif zarar sigortalarında sigorta değerinin belirlenmesinde özel durum (takseli sigorta) ve sigorta bedelinin sigorta değerine eşit olmamasının sonuçları

3.3.1. Takseli sigorta
TTK m. 1464 hükmüne göre taraflar sözleşme ile sigorta değerini belirli bir para olarak belirlemişlerse, bu para taraflar arasında, sigorta değeri için esas olur. Belirlenen bu para “takse” olarak adlandırılır ve sigorta değerinin bu şekilde belirlendiği sigortaya da “takseli sigorta” denir. Takse esaslı şekilde fahiş ise, sigortacı taksenin indirilmesini isteyebilir; umulan kazanç takselenmiş ise, taksenin sözleşme yapıldığı sırada ticari tahminlere göre elde edilmesi mümkün görülen kazancı aşması hâlinde sigortacı bunun indirilmesini isteyebilir.” (TTK m. 1464 / 2). Buna göre taksenin indirilmesini talep hakkı sadece sigortacıya ait olup, sigorta ettiren, (yüksek prim gibi) herhangi bir nedenle taksenin fahiş olduğu iddiası ile taksenin indirilmesini talep edemez.

3.3.2. Menfaat değeri altında sigorta (Eksik sigorta)
Uygulamada “eksik sigorta”, “noksan sigorta” ya da “düşük sigorta” olarak da anılan “menfaat değeri altında sigorta”, TTK’nun “eksik sigorta” kenar başlıklı 1462. maddesinde düzenlenmiştir. TTK m. 1462 hükmü “Sigorta bedeli, sigorta değerinden az olduğu takdirde, sigorta edilmiş menfaatin bir kısmının zarara uğraması hâlinde sigortacı, aksine sözleşme yoksa, sigorta bedelinin sigorta değerine olan oranına göre tazminat öder.” şeklindedir. Menfaat değeri altında (eksik) sigortalarda kısmî zarar halinde zararın sigorta bedeli ile sigorta değeri arasındaki orana göre kısmen tazmin edilmesi, “oran kuralı” (nispet kuralı) olarak adlandırılmaktadır. Buna göre menfaat değeri altında sigorta durumunda, teminat kapsamındaki rizikonun gerçekleşmesi sonucu sigorta konusu menfaatin ilişkin olduğu şey tam zıyaa uğradığı takdirde, sigortacı, sigorta bedeli kadar sigorta tazminatı öder. Sigorta konusu menfaatin ilişkin olduğu şeyin kısmen veya tamamen hasarlandığı ya da kısmen zıyaa uğradığı hallerde ise, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, sigortacı, meydana gelen zararın sigorta bedelinin sigorta değerine oranı miktarında tazminat ödemekle yükümlüdür.

TTK m. 1426 uyarınca sigortacı, sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar tarafından, rizikonun, tazminatın veya bedel ödeme borcunun kapsamının belirlenmesi amacıyla yapılan makul giderleri, bunlar faydasız kalmış olsalar bile, ödemek zorundadır. Eksik sigortanın yapıldığı hâllerde TTK m. 1462 hükmü kıyas yolu ile bu masraflar için de uygulanır. Ayrıca sigorta ettirenin koruma önlemleri alma yükümlülüğü gereği yaptığı masrafların tazmininde de TTK m. 1462 hükmü kıyas yolu ile uygulanır (TTK m. 1448 / 3).

3.3.3. Aşkın sigorta
Aşkın sigorta hakkındaki TTK’nun 1463. maddesine göre sigorta bedeli sigorta olunan menfaatin değerinin üstünde ise, aşan kısım geçersizdir. Bu sebeple, sigorta bedeli ile sigorta priminin onu karşılayan kısmı indirilir ve tahsil edilmiş fazla prim geri verilir. Sigorta ettirenin, mali çıkar sağlamak amacıyla kötüniyetle yaptığı aşkın sigorta sözleşmesi geçersizdir. Sözleşme yapılırken geçersizliği bilmeyen sigortacı, durumu öğrendiği sigorta döneminin sonuna kadar prime hak kazanır (TTK m. 1463 / 2).

4. Sigorta himayesi
Sigorta sözleşmesi ile sigortacı sigorta himayesi sağlamayı taahhüt eder. Hayat sigortalarında sigortacının taahhüt ettiği sigorta himayesi, sözleşmede belirlenen rizikonun gerçekleşmesi halinde sözleşme ile kararlaştırılan bedelin ödenmesidir.

Zarar sigortalarında sigortacının, sigorta konusu menfaatin maruz bulunduğu tüm rizikoları ve bu rizikolardan birinin gerçekleşmesi sonucu meydana gelen tüm zararları üstlenmesi mümkün değildir. Sigorta tekniği, sigorta himayesinin kapsamının belirlenmesi ve sınırlanmasını zorunlu kılmaktadır. Zarar sigortalarında sigorta himayesinin kapsamı, öncelikle (i) sigortalanan menfaat ve menfaatin ilişkin olduğu şey (X isimli gemi ya da Y adresinde bulunan fabrika ve buna ilişkin malik menfaati gibi), (ii) sigortalanan riziko veya rizikoların türü (denizcilik rizikoları, yangın, hırsızlık gibi) (iii) rizikonun gerçekleşebileceği yer (“belirlenen seyrüsefer sahası” gibi) ve (iv) zaman (X – Y tarihleri arasındaki dönem gibi) (v) sigortalanan zarar (“sadece tam zıya” ya da “doğrudan sonucu olan maddi zararlar” gibi) unsurları vasıtasıyla belirlenir.
Bu unsurlar vasıtasıyla kapsamı belirlenen sigorta himayesi, söz konusu unsurlara göre himaye kapsamında olan (i) bazı zarar ve zarar sebeplerinin teminat dışında olduğunun (istisna – teminat harici haller) kararlaştırılması; (ii) sigorta ettiren ve / veya sigortalının bazı davranışlarda bulunma ya da bulunmama ile yükümlü kılınması (görev) (iii) sigortacının sorumluluğunun belirli bir durumun varlığı veya yokluğu ya da yapma veya yapmama tarzında belirli davranışta bulunulmuş olması şartına bağlanması suretiyle sınırlandırılır.

5. Sigorta primi
Sigortacı, “… bir prim karşılığında …” sigorta himayesi sağlama borcunu üstlenir (TTK m. 1401 / 1). Bütün sigorta sözleşmelerinde prim, sigortacının sigorta himayesi sağlama ediminin karşılığıdır. Sigorta primi yerine sigorta ücreti terimi de kullanılmaktadır. Prim miktarı, Türk Lirası olarak ya da yabancı bir para cinsi ile tespit edilebilir. Sigorta bedelinin yabancı para üzerinden belirlendiği hâllerde, prim miktarı da bu para üzerinden belirlenmektedir. Prim miktarı sigortacılık esasına ve genel kabul görmüş aktüeryal tekniklere uygun olarak belirlenir. Prim, safi prim ve buna eklenen aracı komisyonu, vergiler, personel gideri, poliçe basım ücreti gibi çeşitli giderlerden oluşur. Safi primin belirlenmesinde, sigortacı tarafından üstlenilen rizikonun gerçekleşme ihtimâli, sigorta bedeli, teminat süresi ve sigortacının zarar sorumlusu üçüncü şahıslara rücu imkânı dikkate alınır.

Yorumlar

Yorumlar

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir