Borçlar Hukuku Çözümlü Pratik Çalışma Serisi No: 1

OLAY: Bayan (A), evinin balkonundan halı silkelerken bir anlık dalgınlığı sonucu elinden halıyı düşürür ve halı aşağıda yoldan geçen (B)’nin kafasına düşer. Halının üstüne düşmesi sonucunda (B)’nin kafası yere çarpar; sağ kolunda kırılma, sağ ayak bileğinde çatlak oluşur. Hastaneye götürülen (B)’nin tedavisi yapılarak, taburcu edilir. Ancak (B), kolundaki kırık tedavisi nedeniyle 6 hafta çalışamayacaktır.

1) (B)’nin uğradığı zararlar için (A)’ya başvurma imkanı var mıdır? Gerekçesiyle açıklayınız.

Cevap: (A)’nın davranışı hukuka uygun olmayan fiillerden haksız fiildir. Haksız fiilden bahsedebilmek için, hukuka aykırı bir fiilin olması, bu fiili yapan kişinin kusurlu olması, bu fiille uygun illiyet bağı içinde zarar meydana gelmiş olması gereklidir. Burada (A)’nın halıyı düşürmesi hukuka aykırı bir fiildir. Halıyı düşürmesinin sebebi anlık dalgınlığı olduğundan fiilin meydana gelmesinde kusuru vardır. Balkondan düşen bir halının bir insanın üzerine düşmesi sonucunda, yere düşmesi ve çeşitli kırıkların oluşması yaşamda olması normal sonuçlar olduğundan fiile uygun illiyet bağı içinde (B)’nin zarara uğraması söz konusudur. Bu nedenle olayda haksız fiilden dolayı (A), (B)’nin zararlarını tazmin borcu altına girmiş; taraflar arasında bir borç ilişkisi doğmuştur.

2) (A)’nın halıyı silkelediği yer apartmanın arka tarafında bulunan, düşen eşyaları almak dışında kimsenin kullanmadığı bir boşluk olsa ve (B) oraya arkadaşları ile içki içmek için gizlice girmiş olsaydı, yukarıdaki soruya vereceğiniz yanıtta bir değişiklik olur muydu?

Cevap: Halının düşürüldüğü yerine apartmanın boşluğu olması haksız fiilin koşullarını değiştirmez. B u durumda dahi (A), haksız fiil uyarınca (B)’nin uğradığı zararları karşılamakla yükümlü olur. Ancak bu ihtimalde (A)’nın kusurunun derecesinde bir farklılık olacaktır. Bir önceki ihtimalde (A) normal bir insandan beklenen özeni göstermediği için ağır ihmal derecesinde kusurlu kabul edilecekken; bu ihtimalde dikkatli bir insandan beklenen özeni göstermemiş olması nedeniyle hafif ihmali olduğu kabul edilecektir. Ancak dikkat edilmesi gereken husus, failin kusuru hangi dereceden olursa olsun; haksız fiilin oluşumu açısından kusurlu olması yeterli olacaktır. Kusurun derecesinin önemi, tazminatın hesaplanmasında, hakime takdir hakkı tanıyıcı nitelik taşımasında yatar. Hakim kusurun derecesinin düşüklüğünü dikkate alabileceğinden, burada hafif ihmale dayalı olarak haksız fiilin oluşması nedeniyle; belki tazminatta indirime gidebilecektir. Ama zorunlu değildir.

3) (B)’nin tazminat talebinin kapsamı ne olacaktır?

Cevap: (B)’nin, (A)’nın hukuka aykırı fiili sonucunda maddi zararları vardır. Bedensel yaralanma hali TBK m. 54’te düzenlenmiştir. Buna göre, öncelikle bedensel olarak yaralanmış olduğundan tedavi edilmesi gerekir. Hastane, doktor, ilaç gibi tüm tedavi masrafları fiili zarar niteliğindedir. Bunun dışında altı hafta çalışamamasından dolayı kazanç kaybı söz konusu ise, yoksun kalınan kar niteliğindedir. Ayrıca sağ ayak bileğindeki çatlaktan veya kolundaki kırıktan dolayı, ileride muhtemel sakatlıklar olacaksa, bunlardan dolayı da (iş görme gücünün azalmasına bağlı olarak) gelirden yoksun kalmaya dayalı olarak, yine maddi zarar talep edilebilecektir. Ayrıca sakat kalmaya veya travmatik olaylara bağlı olarak duyulan elem, üzüntüye dayalı da manevi tazminat talep edebilir (TBK m. 56).

Bu konuda tazminatın belirlenmesi konusunda 6098 sayılı TBK m. 55 ile özel bir düzenleme getirilmiştir. Buna göre, sosyal güvenlik ödemelerinin bazılarının (başkalarından sonradan tahsil edilmesi mümkün olmayan gibi) indirilemeyeceği ve belirlenen tazminatın hakkaniyet düşüncesine bağlı olarak indirilip artırılamayacağı esası getirilmiştir. Elbette bu düzenleme, hakimin takdir hakkını düzenleyen TBK m. 51 ve indirim sebeplerini düzenleyen TBK m. 52’nin bedensel varlığı halinde uygulanmayacağı anlamına gelmez.

4) (B)’nin bir hafta sonra bu düşmeden dolayı ortaya çıkan beyin kanaması sonucunda oldukça pahalı bir ameliyat geçirmiş ve iki hafta boyunca yoğun bakımda kalmış olması durumunda, (B)’nin bu masraflarını (A)’dan talep etme imkanı var mıdır?

Cevap: Yüksekten düşen bir cismin bir kişinin üstüne düşmesi sonucunda, yere düşüp başını çarpması doğal bir sonuçtur. Baş çarpmaya dayalı olarak da, iç kanama geçirme riski yaşanması; ameliyatlar olunması da gerekebilir. Bu durumda tüm bu zararların, ne zaman ortaya çıktığından bağımsız olarak; hala hukuka aykırı fiilin yaşamın normal gidişinde ortaya çıkarabileceği nitelikte olaylar olması sonucunda (B), (A)’dan bunların da karşılanmasını talep edebilecektir. Bir başka ifadeyle, bu zarar kalemleri de fiil ile uygun illiyet bağı içinde olup; haksız fiil sorumluluğu kapsamında yer alacaklardır.

5) (B)’ye doktorlar tarafından beyin kanaması riski hatırlatılmış ve iki hafta boyunca yatak istirahatı verilmiş olmasına rağmen, (B)’nin iki gün sonra çalışmaya başlaması nedeniyle beyin kanamasının meydana gelmesi durumunda, yukarıdaki soruya verdiğiniz yanıtta değişiklik olur muydu?

Cevap: Bu ihtimalde ise durum biraz farklıdır. Burada mağdur (B)’nin de fiili sonuca etkilidir. Mağdurun fiili, eş deyişle birlikte (müterafık) kusuru sonucunda zarar meydana gelirse veya mağdurun fiili zararın artmasına sebep olursa, hakim bunu indirim sebebi olarak dikkate alabileceği gibi; mağdurun birlikte kusurunu değerlendirerek tazminata hiç hükmetmeyebilir (TBK m. 52). Burada da, beyin kanaması riski olmakla birlikte; sonuç kesin değildir. (B)’nin fiili sonucunda oluşmuş olması veya durumun daha ağırlaşmış olması muhtemeldir. Bu tür bir durumda, hakim mağdur olan (B)’nin de birlikte kusurunu dikkate alarak; ya tazminattan indirime gider ya da ağırlığına bakarak, hiç tazminata hükmetmeyebilir.

6) B’nin geçirdiği beyin kanaması sonucunda vefat etmiş olması durumunda, tazminat talebine ilişkin ne yönde değişiklikler olacaktır?

Cevap: B’nin yere düşerek başını çarpması sonucunda, ameliyat geçirerek ya da geçirmeyerek; başka hiçbir husus etkili olmadan, çarpmaya dayalı beyin kanaması sonucunda vefat etmesi halinde, talepler ölüm halini de kapsayacaktır. Buna göre, (B)’nin halefi olarak terekeden doğan hak kapsamında, (B)’nin ölümüne kadar doğmuş olan tüm maddi masraflar, tereke alacağı olarak talep edilecektir. Bu aşamada (B) açısından doğmuş olan manevi zarar ise, ancak (B) tarafından daha önce talep edilmişse mirasçılar tarafından da talep edilebilir (TMK m. 25/4). Bunun dışında TBK m. 53 uyarınca cenzae masrafları da talep edilecektir. Bunlar, mağdurun vefatına bağlı olarak, mirasçılar tarafından talep edilecek zarar kalemleridir.

Bunlar dışında, TBK m. 53/son uyarınca, mirasçı olup olmamasına bakmaksızın, mağdurun yakınlarına destekten yoksun kalma tazminatı talep etme imkanı getirilmiştir. Bu kapsamda, birlikte yaşadığı sevgilisi, yakınlar gibi; okuttuğu çocuğu gibi kişiler vefat eden kişinin desteğinden yoksun kalmaları dolayısıyla tazminat talebinde bulunabileceklerdir. Bu tazminatın hesaplanmasında, vefat edenin yaşı, geliri, yakınına destek olma gibi hususlar takdire bağlı olarak dikkate alınacaktır. Ayrıca vefatından üzüntü duyan ölenin yakınları, kişisel alacak hakkı olarak manevi tazminat da talep edebilir (TBK m. 56).

Burada destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında, bedensel zararlarla ilgili olarak açıklanan TBK m. 55’teki esaslar geçerli olacaktır.

7) Beyin kanamasının (B)’nin vefatı ile sonuçlanmasında, beyin kanaması riski dikkate alınmadan (B)’nin taburcu edilmesinin de payı olması durumunda yanıtınızda bir değişiklik olur muydu?

Cevap: Burada beyin kanaması geçirmesinde iki husus etkilidir; biri kafasını düşme sonucunda çarpması, diğeri ise taburcu edilmesi. Bu tür iki fiile bağlı olarak, sonucun oluşumunda ikisinin birlikte etkisi olduğunda, buna birlikte illiyet denmektedir. Sonucun kesin olarak birinden olmadığı ya da sonraki fiilin önceki fiili tamamen manasız hale getirmediği bu gibi durumlarda, her iki kişi de zararlardan müteselsilen sorumludur. Bu halde, mağdurun talepleri açısından, eş deyişle dış ilişkide bütün zararlardan sorumluluk söz konusu ise de, rücu ilişkisinde zararın oluşumundaki payları dikkate alınır.

8) Beyin kanamasının (B)’nin vefatı ile sonuçlanması, (B) yoğun bakımda olduğu dönemde hemşire (H)’nin dosyada yazılı ilaçlardan bazılarını atlamış olması durumunda yanıtınızda bir değişiklik olur muydu?

Cevap: Bu ihtimalde ise, ilacın verilmemesi sonucunda bu zararın oluştuğu açıksa, artık ilk hukuka aykırı fiilin sonuçlarının burada sona ermesi gerekir. Bu tür durumlarda ilk fiille sonraki zarar arasında, illiyet bağının kesilmesi söz konusu olup; (A) burada sadece tedavi masraflarından ve yoksun kalınan kardan; bir başka deyişle, ölüm anına kadar olan zararlardan sorumlu olur. Bundan sonra, ölüme bağlı doğan sonuçlar açısından üçüncü bir kişinin ağır fiiline bağlı olarak illiyet bağının kesilmeis sonucunda (A)’dan talep edilemeyecekler; üçüncü kişi olan hemşire (ve adam çalıştıran veya ifa yardımcısı kullanan hastane) bu zararları karşılamakla yükümlü olacaktır.


Pratik çalışma ile ilgili her türlü sorunuzu bizlere çekinmeden sorabilirsiniz. İyi çalışmalar.

yirmisekiz.net

Yorumlar

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir