Tebligat

Tebligatın Amacı ve Önemi

Tebligat, muhataba yapılan bildirimin yazılı olarak belgelendirilmesidir. Yukarıda da belirtildiği üzere, tebligat, sürelerin başlangıcını tespit bakımından da son derece önemlidir (m. 91). Ancak tebligat ve tebellüğ[1] kavramları birbirinden ayrıdır. Bir hususun muhataba bildirilmek üzere hazırlanıp tebliğe çıkarılması, muhatap açısından süreyi başlatmaz. Tersine, muhataba belgenin ulaştığı ve bunun belgelendirildiği tarih, tebliğ tarihi sayılır ve muhatap bakımından süre, tebellüğden itibaren işler.

Tebligat, Tebligat Kanunu hükümlerine göre PTT Genel Müdürlüğü veya memur aracılığıyla yapılır.

Tebligat Kanunun uygulama şeklini gösteren bir de Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik vardır.

HMK, tarafların ve üçüncü kişilerin duruşmaya davetlerini de düzenlemektedir. Mahkemenin, bir kimseyi taraf, taraf vekili, tanık veya bilirkişi olarak huzuruna çağırmasına davet, davetin yazılı şekline de davetiye denir. Davet ile tebliğ aynı şeyler değildir.

Tebligat Yapılma Şekilleri

Tebligat, yazılı, memur eliyle veya elektronik yolla olmak üzere üç şekilde yapılabilir.
Yazılı tebligat PTT eliyle yapılmaktadır.

Tebligat, kural olarak PTT İdaresi tarafından yapılır (Teb. K. m. 1; Teb. Yön. m. 4). Bu kuralın istisnaları vardır;

Adli ve idari yargı mercileri ile diğer adalet daireleri kendiliğinden (resen) veya talep halinde işin niteliğine göre, dairelerinde çalışan memurlar aracılığıyla tebligat yapılmasına karar verebilirler (Teb. K. m. 41).

Diğer kanunlarda özel hüküm bulunması halinde veya ertelenmesinde sakınca olacak işlerde veya aynı yerde bulunan Teb. K. m. 1’de yazılı daire ve müesseseler arasında veya bu daire ve müesseselerde bulunan kişilere yapılacak tebligat, o müesseselerin kendi memurları veya mahalli mülki amirin emriyle zabıta aracılığıyla yaptırılır (Teb. K. m. 2; Teb. Yön. m. 4).

Duruşma esnasında veya kalemde, mahkeme tarafından sıfatları usulen tespit edilen avukat sekreterlerine ve stajyerlerine, müteakip oturum gün ve saatinin bildirilmesi, avukata tebliğ hükmündedir (Teb. K. m. 37; Teb. Yön. m 59).

Ayrıca elektronik yolla tebligat olanağı vardır (Teb. K. m. 7/a).

Yukarıdaki istisnalar dışında tebligat, PTT tarafından yapılır (bu durum Türkiye için geçerlidir).

Yabancı bir ülkede tebligat, o ülkenin yetkili makamı aracılığıyla yapılır.

Yabancı ülkelerde bulunan kimselere tebliğ olunacak evrak, Adalet Bakanlığı aracılığıyla Dışişleri Bakanlığına, oradan da ilgili Türkiye Elçiliği veya Konsolosluğa gönderilir (Teb. K. m. 25/2).

Tebligatın Nerede ve Nasıl Yapılacağı

Tebligat, tebliğ yapılacak şahısa, bilinen en son adresinde yapılır. Ancak, kendisine tebliğ yapılacak kişinin başvurusu veya kabulü şartıyla her yerde yebligat yapılması da mümkündür (Teb. K. m. 10).

İlk olarak, muhatabın bilinen adresine tebligat yapılmaya çalışılmalıdır; bu adreste tebligat yapılamazsa, o takdirde muhatabın MERNİS kaydındaki adresine yapılan tebligat geçerli ve usulüne uygundur.

Gerçek kişiler bakımından, muhatabın bizzat kendisine tebligat yapılması gerekir. Ancak her zaman ve her durumda muhataba ulaşmak mümkün olmayabilir. Bu nedenle kanun koyucu, muhatap yerine tebligat yapılabilecek kişileri de düzenlemiştir. Buna göre, örneğin, kendisine tebliğ yapılacak kişi adresinde bulunmazsa tebliğ, kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır (Teb. K. m. 16).

Muhatap yerine başka bir kişiye tebligat yapılabilmesi için, bu kişinin muhatapla birlikte aynı konutta yaşaması gerekir. Aynı konut, ortak ev anlamına gelip, bir apartman dairesindeki komşu veya apartman görevlisi, muhatap yerine tebligat yapılabilecek bir kişi değildir. Çünkü bu kişiler, aynı konutta yaşamamaktadırlar. Aynı konutta muhatap yerine tebligat yapılabilecek kişi ile muhatap arasında bir kan bağı veya yakınlık olması gerekmez. Muhatap yerine tebligat yapılacak kişinin o konutta devamlı olarak oturuyor olması gerekir. Hizmetçiden kasıt ise günübirlik gelen yardımcı değil, o evde sürekli olarak ve bir iş ilişkisiyle bulunan kişidir.

Muhatapla aynı konutta oturan ve muhatap yerine tebligat yapılabilecek kişinin görünüş itibariyle on sekiz yaşından aşağı olmaması ve belirgin bir şekilde ehliyetsiz bulunmaması gerekir (Teb. K. m. 22).

Muhatap ve tebligatı almaya yetkili kişinin aynı davada hasım (karşı taraf) olması halinde, bu kişiye tebligat yapılamaz (Teb. K. m. 39). Örneğin, aynı evde yaşayan kadın, kocası adına tebligatı almaya yetkili olmakla birlikte, kendisinin açtığı boşanma davasının dilekçesini muhatap adına alamaz.

Muhatap, veya muhatap yerine kendisine tebligat yapılabilen kişiye tebliğ evrakı verilir, bu kişilerin imzası alınır ve bu husus, tebliğ memuru tarafından tutulan tutanakta belirtilir. Bu tarih, muhatabın evrakı tebellüğ tarihi olup, tebliğle işlemeye başlayan süreler, bu andan itibaren işleyecektir.

Muhatabın adresine gelindiğinde muhatap ya da yetkili kişileri bulmak her zaman mümkün olmayabilir veya bu kişiler evrakı almaktan kaçınabilirler. Bu durumda tebligatın nasıl gerçekleştirileceği de ele alınmıştır;
İlk olarak, muhatap veya muhatap yerine kendisine tebligat yapılacak kişilerden birisi adreste bulunmazsa veya bulunmasına rağmen tebligatı almaktan kaçınırsa, tebliğ memuru, tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti üyesinden birine veyahut zabıt amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tekrar söz konusu adrese geri gelir. Bu kez, evrakı alan kişinin adresini içeren ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır ve aynı zamanda, yalnızca adreste bulunmama haline özgü olmak üzere, tebliğ olunacak kişiye haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır (Tebligat K. m. 21/1). Muhatap, tebligatı almaktan kaçınmış ve evrak muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birisine teslim edilmişse, artık komşu, yönetici, kapıcıya haber verme koşulu bulunmayıp, yalnızca ihbarnamenin kapıya yapıştırılmasıyla yetinilecektir. İlgili, evrakı daha sonraki bir tarihte almış ve içeriğini geç öğrenmiş olsa bile, tebligat, ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı o gün itibariyle yapılmış sayılır ve süreler işlemeye başlar.

Gösterilen adrese gelindiğinde, bu adresin muhataba ait olmadığı veya onun bu adresten taşınmış olduğu ya da muhatabın bu adreste hiç yaşamamış olduğu gerekçesiyle tebligatın yapılamaması durumunda, tebliğ memurunun komşu, yönetici veya diğer kişilere sormak suretiyle yeni adresi tespit etmeye çalışması gerekir. Tebligat Kanunu bir varsayım olarak MERNİS’te yer alan adresi, bilinen en son adres olarak kabul etmiş (Teb. K. m. 10) ve kişilere bir yükümlülük getirmiştir. Buna göre, gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin yerin muhtar veya ihtiyar heyeti üyesinden birine veyahut zabıt amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi, gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır (Teb. K. m. 21/2).

Kendilerine evrak teslim edilebilecek yerin muhtar veya ihtiyar heyeti üyesinden birine veyahut zabıt amir veya memurları, kendilerine verilen evrakı kabul etmek zorundadırlar (Teb. K. m. 21/3).

Tebligat konusunda sık karşılaşılan olasılıklardan birisi de, muhatap adına tebligatı kabule yetkili kişilerin, muhatabın geçici olarak adresten ayrıldığını bildirmeleridir. Örneğin muhatabın eşi, muhatabın altı ay için yurt dışına gittiğini belirtmesi durumunda. Bu durumda evrakı kabule yetkili kişiler, tebliğ edilen evrakı almak zorundadırlar. Bu evrakı aldıkları takdirde, bu tarihte muhatabın kendisine tebligat yapılmış sayılır. Ancak teblip evrakını kabulden çekinme halinde tebligat, yukarıda belirtilen Teb. K. 21. maddesine göre yapılır, fakat bu halde tebligat, ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün sonra yapılmış sayılır (Teb. K. m. 20).

Her durumda tebligatın yapılıp yapılmadığı veya kime yapıldığı ile tebligata ilişkin diğer hususlar tebliğ mazbatasında gösterilir (Teb. K. m. 23).

Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, tebligat mutlaka ve mutlaka vekile yapılır, müvekkile yapılamaz. Vekil varken müvekkile yapılan tebligat usulsüzdür. Bir kişinin birden fazla vekili varsa, tebligat bunlardan birine yapılır (Teb. K. m. 11/1). Avukat tarafından takip edilen işlerde avukatın bürosuna yapılacak tebligatın resmi çalışma gün ve saatleri içinde yapılması gerekir.

Vekile yapılan tebligatın geçerli olması için, vekilin bu sıfatla davaya bizzat katılmış olması gerekir.

Dava ehliyeti bulunmayanlara yapılacak tebligat, bunların yasal temsilcilerine yapılır.

Resmi tatil günlerinde ve adli tatil sırasında da tebligat yapılabilir. Gece vakti de tebligat yapılabilir.

Tüzel Kişilere Tebligat

Tüzel kişilerin yetkili temsilcileri, tebligat yapılabilecek gerçek kişilerdir. Birden fazla yetkili temsilci varsa, bunlardan yalnızca birisine yapılması yeterlidir (Teb. K. m. 12). Yetkili temsilcilerin bizzat tebligatı alamaması halinde tebligat, o tüzel kişinin memur veya çalışanlarına yapılır (Teb. K. m. 13).

Tebligatta Bazı Özel Durumlar

Kendisine Tebligat Kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan mahkemeye bildirmek zorundadır. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır (Teb. K. m. 35/1).

İlanen Tebligat

Adil yargılanma hakkı, muhatabın bilgisine ulaşacağına güvenilen bir yöntemle tebligatın yapılmasını gerektirir. Bu bakımdan değişik olasılıklar gözetilerek ve araştırmalar yapılarak muhataba ulaşılmaya çalışır. Bu konudaki yetki, mahkemeye aittir. Mahkeme çeşitli yerlere (banka, tapu sicil müdürlüğü vs. gibi) yazmak suretiyle muhataba ait bir adres bulmaya çalışır. Bütün bu çabalar sonuç vermez ve muhatabın MERNİS’e kayıtlı bir adresine de ulaşılamazsa, tebligatta son çare, tebligatın ilanen yapılmasıdır. Böylece aleni bir şekilde tebliğ konusunun muhataba bildirilmesi amaçlanmaktadır. İlanen tebligat yapılabilmesi için muhatabın adresinin meçhul olması gerekir.

İlanen tebliğ, son ilan tarihinden itibaren yedi gün sonra yapılmış sayılır. İlanen tebliğe karar veren mahkeme, duruma göre daha uzun bir süre belirleyebilir. Ancak, bu süre 15 günü geçemez (Teb. K. m. 31).

Usulsüz Tebligat

Tebliğ memuru tarafından yapılacak en küçük hata, tebligatı usulsüz hale getirir. Ancak, usulsüz tebligat, geçersiz tebligat anlamına gelmez. Nitekim Tebligat Kanunu, tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır diyerek (Teb. K. m. 32) muhatabın öğrenmiş olması halinde tebligatı geçerli saymakta, usulsüz tebligatın adeta iyileştiğini kabul etmektedir. Fakat bu durumda, muhatabın öğrendiğini bildirdiği tarih, tebliğ tarihi sayılmaktadır.

Usulsüz de olsa tebligatı alan kimse (öğrendiğini beyan ettiği) bu tarihten itibaren, o işlem için öngörülen sürede gereğini yapmazsa hakkını kaybedebilir.

Muhatap usulsüz tebliği öğrenememişse, tebligat yapılmamış sayılır (Teb. Yön. m. 53/1). Muhatabın usulsüz tebliği öğrenip öğrenmediği ve öğrenmişse bunun tarihi, muhatabın kendi beyanına göre tespit edilir. Yoksa muhatabın tebliği öğrendiğinin ve bunun tarihinin iddia ve ispatına izin verilmemektedir. (Teb. Yön. m. 53/3).

Tebligat Suçları

Tebligat Kanununun önemli özelliklerinden biri de, bazı tebligat suçları kabul etmiş olmasıdır. Bu suçlar şunlardır; yanlış adres bildirilmesi, kendisine yapılması gereken tebligatı yapmamak, muhatap adına kendilerine tebligat yapılan kimselerin, tebliğ evrakını muhataba vermemeleri; yalan beyan .. (diğer tebligat suçları için Teb. K. m. 54-56).


[1] Tebellüğ, bildirimi almak anlamına gelir. (TDK)

Yorumlar

Yorumlar

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir