Kıymetli Evrak / Temel Kavramlar

TEMEL KAVRAMLAR

KIYMETLİ EVRAK

Kıymetli Evrak Tanımı

TTK 645/1; “Kıymetli evrak öyle senetlerdir ki, bunların içerdikleri hak, senetten ayrı olarak ileri sürülemediği gibi başkalarına da devredilemez.”

Kıymetli Evrakın Unsurları

Tanımdan anlaşıldığı üzere, bu unsurlar, senet ve devredilebilir nitelikte bir hak olarak ortaya çıkmaktadır.

Maddi (somut) unsur: Senet

Belge, veri ortamı/taşıyıcısıdır. Belgenin her zaman kağıt olmasına gerek yoktur. Makul her türlü somutlaştırma aracı belge olarak kabul edilmelidir.

Senet ise bir iradeyi yazı ile yansıtan bir belgedir. Belgenin senet niteliği kazanabilmesi için irade beyanını (yazı ile) açıklayan kişinin imzasının da bulunması gerekir. Güvenli elektronik imza, elle atılan imza ile aynı hukuki sonucu doğurur. Fakat güvenli elektronik imza ile yapılamayacak işler de vardır;

TTK 1526/1; “Poliçe, bono, çek, makbuz senedi, varant ve kambiyo senetlerine benzeyen senetler güvenli elektronik imza ile düzenlenemez. Bu senetlere ilişkin kabul, aval ve ciro gibi senet üzerinde gerçekleştirilen işlemler güvenli elektronik imza ile yapılamaz.”

Maddi olmayan (soyut) unsur: Devredilebilir nitelikte bir hak

Kıymetli evrakın içerdiği hak, devredilebilir nitelikte bir hak olmak zorundadır. Niteliği itibarıyla devredilemez nitelikte olan, örneğin kamu hukukundan kaynaklanan vatandaşlık hakkı gibi haklar ile kişiye sıkı sıkıya bağlı olan haklar kıymetli evraka konu olamazlar.

Bir senedin kıymetli evrak olabilmesi için içerdiği hakkın mutlaka devredilebilir nitelikte olması gerekir.

Kavramsal Özellikleri

Hak ve Senet Birliği: Hak, senetten ayrı olarak ileri sürülemeyeceği gibi, senetten ayrı olarak devredilemez de. Hak senedi izler. Bu nedenle kıymetli evraka dayanarak hak talep eden senedi ibraz (ve teslim) etmelidir; kıymetli evrak borçlusu da ancak senedi ibraz ve teslim edene ödeme yapmakla yükümlüdür (TTK 646).

Devredilebilirlik (Dolanım/Tedavül Yeteneği): Kıymetli evrak dolanım/tedavül amaçlı düzenlenir. Bir senedin devredilme olanağının, devredilebilirliğinin varlığı o senedin mutlaka devrini zorunlu kılmaz. Önemli olan, o senedin devredilebilir olmasıdır.

Kıymetli evrakta devredilebilirliğin biçimi kanun tarafından sınırlandırılmıştır.

Kıymetli evrakta devir biçimi ve senedin türü bakımından sınırlılık ilkesi mevcuttur.

Özelliklerin Yasal Görünüm Biçimleri

Çifte ibraz kaydı, hak ve senet birlikteliğini teyit etmekte; hakkın senetsiz devredilemeyeceğini ve ileri sürülemeyeceği ortaya koymaktadır (TTK 646).

Kıymetli Evrak Sınıflandırmaları

  1. Temsil ettikleri hakkın türü bakımından

    a) Alacak senetleri: Bu senetler bir alacak hakkı içerirler. Para alacağı senetleri veya diğer alacak senetleri olarak ikiye ayrılırlar. Para senetlerinin en tipik örnekleri kambiyo senetleridir. Diğer alacak senetleri ise konşimentodur.b) Emtia senetleri: Emtia senetleri, çeşitli emtia üzerinde ayni hak türünden (mülkiyet/rehin) bir hakkı içerirler. Emtia senetleri, makbuz senedi ve varanttan oluşur.[1][2]

    c) Ortaklık hakkı veren senetler: Bunlar, sermayesi paylara bölünebilen ticaret ortaklıklarında sermaye payını temsil ederler. Sadece anonim ortaklıklar ve sermayesi paylara bölünmüş komandit ortaklıkların çıkardığı nama ve hamiline yazılı pay senetleri ile bunların yerine çıkarılabilecek ilmühaberler ortaklık hakkı veren kıymetli evrak niteliğini haiz senetlerdir.

    d) Ortaklığa katılma senetleri: Ortaklık hakkı vermeyen, ancak ortaklığın mali haklarından (kara, tasfiyet sonucunda kalan tutara katılma gibi) birini ya da bir kısmını sağlayan senetlerdir. Bunlara örnek olarak kurucu intifa senetleri, diğer intifa senetleri, kardan pay alma hakkı veren tahviller verilebilir.

    e) Karma nitelikli senetler: Bu senetlerde parasal bir alacak hakkı ve ayrıca taşınmaz rehni ya da taşınmaz yükü söz konusu olmaktadır. Bunlara örnek olarak ipotekli borç senedi ve irat senedi gösterilebilir.

  2. Kurucu ya da açıklayıcı olmaları bakımından

    a) Kurucu kıymetli evrak: Bu tür kıymetli evrakta senedin içerdiği hak, kıymetli evrakın düzenlenmesi ile doğar; senet düzenlenmeden önce hak mevcut değildir. Buna örnek olarak kambiyo senetlerini verebiliriz.b) Açıklayıcı kıymetli evrak: Bu tür kıymetli evrakta; senedin içerdiği hak, kıymetli evrakın düzenlenmesinden önce de vardır; senedin düzenlenmesi sadece mevcut hakkın dışa vurulması bakımından işlevseldir.
  3. Kamu güvenliğine sahip olup olmamaları bakımından

    a) Kamu güvenliğine sahip olan kıymetli evrak: Kamu güvenliğine sahip olan kıymetli evrakta; senedi devralan, bir yandan senedi devredenin tasarruf yetkisi, diğer yandan senedin içeriği bakımından korunmuştur. Kamu güvenliğine sahip olan kıymetli evrak emre ve hamiline yazılı kıymetli evraktır.b) Kamu güvenliğine sahip olmayan kıymetli evrak: Bunlar nama yazılı olan senetlerdir. Nama yazılı senetlerde; senedin yeni hamili senetten doğan hakkı senette yazılı olduğu biçimde değil, kendisinden önceki hamillerin sahip olduğu hakkı onların sahip olduğu kapsamda elde ettiğinden kamu güvenliğinin koruması söz konusu değildir.Kamu güvenliğine sahip olan senetler
Özellikler Sonuçlar
Ciro + teslim (emre yazılı senetler) ya da teslim (hamile yazılı senetler) ile devir Hızlı dolanım/tedavül yeteneği (iyi niyetle iktisabın korunması)
Senet metninin senette yazılı olan hakkı oluşturması (yazının hakkı belirlediği kıymetli evrak) Devirde senetten doğan hakların geçmesi (kişisel def’ilerin ileri sürülememesi)
  1. Yaratılmalarına neden olan temel ilişki ile bağlantıları bakımından

    a) Soyut kıymetli evrak: Kıymetli evrakın içerdiği hakkın hukuki nedeninin senette açıklanmamış olduğu hallerde soyut kıymetli evraktan söz açılır. Soyut kıymetli evrak dayanağını TBK 18’de bulur; borcun sebebini içermese bile borç tanıması geçerlidir. Soyut kıymetli evraka örnek olarak kambiyo senetlerini gösterebiliriz.b) İlli kıymetli evrak: İlli kıymetli evrakta, kıymetli evrakın içerdiği hak senedin doğumuna neden olan temel ilişkiye göre biçimlenir. İlli kıymetli evraka örnek olarak pay senetlerini, katılma intifa senetlerini ve ödünç senetlerini gösterebiliriz.
  2. İskonto esasına tabi olup olmamaları bakımından

    Bazı para senetlerinde senedin ihraç fiyatı, üzerinde yazılı olan tutardır; senedi ihraççıdan satın almak isteyen bu bedeli öder (örnek: tahvil). Bazı para senetlerinde ise senedin üzerinde yazılı olan bedel anapara+vadeye kadar olan faizi içerir. Bu senetlerde ihraç fiyatı iskonto işlemi ile bulunur.İskonto esasına tabi senetler: senet bedeli = ihraç fiyatı + vadeye kadar olan faiz

    İskonto esasına tabi olmayan senetler: senet bedeli = ihraç fiyatı

  3. Asıl senet – Yan senet

    Asıl senet asıl alacağı, yan senet ise asıl hakka bağlı alacağı içerir.
  4. Devir şekilleri bakımından (nama / emre / hamiline yazılı kıymetli evrak)

    Nama yazılı kıymetli evrak -> devir beyanı ve zilyetliğin geçirilmesiEmre yazılı kıymetli evrak -> ciro ve zilyetliğin geçirilmesi

    Hamiline yazılı kıymetli evrak -> zilyetliğin geçirilmesi

MENKUL KIYMET

Menkul kıymet, kıymetli evraka göre yeni bir kavramdır.

SerPK 3/1/o; “Menkul kıymetler: Para, çek, poliçe ve bono hariç olmak üzere; 1) Paylar, pay benzeri diğer kıymetler ile söz konusu paylara ilişkin depo sertifikalarını, 2) Borçlanma araçları veya menkul kıymetleştirilmiş varlık ve gelirlere dayalı borçlanma araçları ile söz konusu kıymetlere ilişkin depo sertifikalarını ifade eder.

Kural olarak, türüne göre devredilebilir nitelikteki bir ortaklık ya da alacak hakkını yahut ortaklık benzeri bir hakkı içeren, tedavül yeteneğine de sahip bulunan menkul kıymetlerin kıymetli evrak vasfında olduğu kabul edilmelidir. SerPK 3/1/o’da açıkça ifade edilmiş olmasa da, TTK 645’te sayılan şartları haiz bulunan menkul kıymetler, kıymetli evrak olarak nitelendirilebilir.

Muhtelif Tür Menkul Kıymet

Menkul kıymetlerin kaynakları; TTK, TMK, SerPK ve diğer bazı kanunlar, SerPK’ya dayanarak SPK’nın düzenlediği tebliğler ile Bakanlar Kurulu kararlarıdır.

1) TTK

a) Pay senedi, kupon ve talon (TTK 484 vd. ve TTK 661)

b) İlmühaber (TTK 486)

c) İntifa senedi (TTK 502 vd.)

d) Borçlanma senetleri ile alma ve değiştirme hakkını içeren senetler (TTK 504 vd.)

2) TMK

a) İpotekli borç senedi (TMK 898 vd.)

b) İrat senedi (TMK 903 vd.)

c) Rehinli tahvil (TMK 930 vd. ve TMK 970 vd.)

d) Rehin makbuzu (TMK 964 vd.)

3) SerPK

a) İpoteğe ve varlığa dayalı menkul kıymet

b) İptek ve varlık teminatlı menkul kıymet

c) Kira sertifikası

4) SPK Tebliğleri

a) Oydan yoksun hisse senedi

b) Yatırım fonu katılma belgesi

c) Depo sertifikası

d) Hisse senedine dönüştürülebilir tahvil

e) Değiştirilebilir tahvil

f) Katılma intifa senedi

g) Kardan pay alma hakkı veren tahvil

h) Banka bonosu

ı) Finansman bonosu

i) Altın, gümüş ve platin bonosu

j) Gayrimenkul sertifikası

k) Kar ve zarar ortaklığı belgesi

l) Ortaklık varantları

m) Aracı kuruluş varantları

5) Özel Kanun ve Bakanlar Kurulu Kararları

a) Hamiline yazılı mevduat sertifikası

b) Gelir ortaklığı senedi

EVRAKSIZ KIYMETLİ EVRAK

Evraksız kıymetli evrak, kendi içinde çelişkili bir kavram gibi görünmekle birlikte; aslında; kıymetli evrakın senet unsuru ile ilgili olarak yaptığımız, kanuni tanımda (TTK 645) yer alan senet ifadesinin belge olarak anlaşılması gerektiği yönündeki açıklamayı destekler niteliktedir.

Menkul kıymetlerin, ihraç edildikleri vakit, milyonlarla ifade edilen sayıda çıkarılıyor olmaları; bunun beraberin her birinin saklanmasının ve üzerlerinde işlem yapılmasının çok külfetli olması; ayrıca kar payı, faiz, bedelsiz pay senedi, rüçhan hakkı gibi hakları kullanmak üzere kupon kesmek için senet sahiplerinin her seferinde bankaya gitmek zorunda kalmaları, evraksız kıymetli evrak kavramının ortaya çıkmasına neden olan başlıca etkenlerdir. Evraksız kıymetli evrak sayesinde, menkul kıymetlerin devri ve borsada satılması da oldukça kolaylaşmaktadır. Böylelikle saklayıcı kurumların, senetleri hareket ettirmeksizin, bütün işlemleri kayıt ile yapmaları sağlanmıştır.

Evraksız kıymetli evrakın ortaya çıkışından önceki aşamalarda, menkul kıymetlerin bankalardaki kiralık kasalarda kapalı tevdi, sonrasında da gene bankalarda her hamilin adına açık tevdi yoluyla saklanmaları yöntemleri kullanılmıştır. Zamanla ihraç edilecek tüm menkul kıymetleri temsil edecek tek bir senedin çıkarılması usulüne geçilmiş, daha sonrasında söz konusu tek senedin ihracından da vazgeçilmiştir.

SerPK 13’e göre;

(1)Sermaye piyasası araçlarının senede bağlanmaksızın elektronik ortamda kayden ihracı esastır. Kurul, kayden ihraç edilecek sermaye piyasası araçlarını ve kayden izlenecek hakları belirler; türleri ve ihraççıları itibarıyla kaydileştirmesine, kayıtların tutulmasına ve üyelik şartlarını kaybeden ihraççıların paylarının kayden izlenmesinin sona erdirilmesine ilişkin usul ve esasları düzenler. (2) Kaydi sermaye piyasası araçları, nama veya hamiline yazılı olmalarına bakılmaksızın isme açılmış hesaplarda izlenir. Kurul, sermaye piyasası aracının türüne ve ihraççısının veya MKK üyesinin niteliğine göre sermaye piyasası araçlarının hak sahibi ismine hesap açılmaksızın hesapların toplu olarak tutulmasına karar verebilir. (3) Kaydi sermaye piyasası araçlarına ilişkin haklar, MKK tarafından izlenir. Kayıtlar, MKK tarafından oluşturulan elektronik ortamda, bu kuruluşun üyelerince tutulur. (4) Kaydileştirilmesine karar verilen sermaye piyasası araçlarının Kurulca belirlenen esaslar çerçevesinde teslimi zorunludur. Teslim edilen sermaye piyasası araçları kendiliğinden hükümsüz hâle gelir. Teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları ise kaydileştirilme kararından sonra borsada işlem göremez, aracı kurumlarca bu sermaye piyasası araçlarının alım satımına aracılık edilemez (…)(1) . (İptal dördüncü, beşinci ve altıncı cümleler: Anayasa Mahkemesi’nin 22/10/2015 tarihli ve E.: 2015/29, K.: 2015/95 sayılı Kararı ile.) (1) (5) Kayden izlenen sermaye piyasası araçları üzerindeki hakların üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesinde, MKK’ya yapılan bildirim tarihi esas alınır. (6) Payların devrinin, 6102 sayılı Kanunun ilgili hükümleri çerçevesinde ortaklıklar tarafından pay defterine kaydında, ilgililerin başvurusuna gerek kalmaksızın MKK nezdinde izlenen kayıtlar esas alınır. (7) Kayden izlenen sermaye piyasası araçlarına ilişkin tedbir, haciz ve benzeri her türlü idari ve adli talepler münhasıran MKK’nın üyeleri tarafından yerine getirilir. İlgili kanunlar uyarınca elektronik ortamda tebligatı yapılan alacakların takip ve tahsiline ilişkin hükümler saklıdır.

KIYMETLİ EVRAKA BENZEYEN SENETLER

Kıymetli evraka benzeyen senetler, özellikleri itibarıyla kıymetli evraka çok yakın olan, ancak dikkatli bir gözlem ile saptanacağı üzere kıymetli evrakın özelliklerini taşımamaları nedeniyle kıymetli evraktan uzaklaşan senetlerdir. Bu senetler, kıymetli evraktan kıymetli evrakın bazı özelliklerinin var olmaması nedeni ile uzaklaştıklarında dahi, kıymetli evrakın bazı özelliklerini haiz oldukları için kıymetli evrak ile karıştırılmakta ve bu nedenle de kıymetli evraka benzeyen senetler başlığı altında özel olarak incelenmektedirler.

Klasik öğretide, kıymetli evraka benzeyen bu senetler ibraz ve teşhis senetleri olarak adlandırılmakta ve aşağıdaki biçimde incelenmektedir.

1) İbraz Senetleri (Prasentationspapiere)

İbraz senetleri bir hakkı içerme biçimlerine göre; borçlunun senedi ibraz eden ve maddi hukuk bakımından bir hak sahibi/gerçek hak sahibi olan kişiye edimde bulunması gerektiği, ancak senet ibraz edilmeden maddi hukuk bakımından hak sahibi/gerçek hak sahibi olduğunu (sair suretle) kanıtlayana da edimde bulunabileceği senetlerdir.

İbraz senetleri, adi borç senetleri gibi bir borç taahhüdü içerirler; buna ek olarak bu senetlerde, borçlunun senedi ibraz edene edimde bulunabileceği, ancak edimde bulunmakla yükümlü olmadığı kaydı yer alır.

İbraz senetlerinde; alacaklının hakkını ileri sürebilmesi için, borçlu talep ettiği takdirde senedi ibraz etmesi gerekir (alacaklı bakımından ibraz). Buradan anlaşılıyor ki, borçlu, senet ibraz edilmediği sürece edimde bulunmaktan kaçınabilir; ancak senet ibraz edilmeden de edimde bulunabilir. Öte yandan, alacaklının hakkını ileri sürebilmesi bakımından sadece ibraz yeterli değildir; alacaklı, o senedi ibraz etmiş olmasına rağmen, borçlu istediği takdirde gerçek hak sahibi olduğunu kanıtlamakla yükümlüdür.

İbraz senetlerinde; ibraz senedine konu olan hak, alacağın temliki (TBK 183 vd.) yolu ile devredilir.

Bu bağlamda ibraz senetlerinin devrinden söz açılması isabetli değildir; temlik edilen ibraz senedine konu olan haktır ve bu hak senet teslim edilmeden de devredilebilir (yazılı şekil şartı, TBK 184/1); ancak alacağı devralan senedin kendisine teslim edilmesini isteyebilir.

Alacağın temlikinden sonra önceki alacaklıya ödemede bulunan borçlu, iyi niyetli olması halinde, borcundan kurtulur (TBK 186). Borçlu senet ibraz edilmeden de ödeme yapabileceği için (tek taraflı ibraz kaydı), burada senedin ibrazını talep etmemiş olması kendisinin iyi niyetini zedelemez.

İbraz senetlerinin zıyaı halinde TBK 105’teki usul uygulanır.

İbraz senetlerinin işlevleri

1) İbraz senetleri, borçlu bakımından kolaylık sağlar; borçlu, edimde bulunmak için senedin ibrazını talep edebilir; bu suretle borçlunun işlerinin akışında güvenli bir durum yaratılmış olur.

2) İbraz kaydı, her borcu temerrüt bakımından ihtara tabi borç haline getirir; ödeme gününün açıkça saptanmış olduğu hallerde bile temerrüt, ancak ibraz üzerine ödeme yapılmaması halinde söz konusu olur. Senedin ibrazı, ihtar yerine geçer.

3) İbraz kaydı; senedin para borcunu içermesi halinde, bu borcun, TBK 89/1-b.1’deki kuralın aksine, “aranılacak borç” haline dönüşmesine yol açar.

2) Teşhis Senetleri (Legitimationspapiere)

Teşhis senetleri bir hakkı içerme biçimlerine göre; borçlunun; senedi ibraz edene borçtan kurtulacak biçimde edimde bulunabileceği; ancak edimde bulunmak zorunda olmadığı, tam aksine senedi ibraz edenden maddi hukuk bakımından hak sahibi/gerçek hak sahibi olduğunu kanıtlamasını talep edebileceği senetlerdir.

Bilindiği üzere borçlar hukukunda borçlu, ancak gerçek hak sahibine edimde bulunmakla borcundan kurtulur. Bu nedenle borçlu, edimde bulunduğu alacaklının kimliğini ve gerçek hak sahibi olup olmadığını denetlemelidir. Teşhis senetleri, borçluyu, söz konusu denetim yükümlülüğünden kurtarmaktadır. Bu senetlerde, borçlu, senedi ibraz eden, ancak gerçek hak sahibi olmayan bir kişiye iyi niyetle yaptığı ödeme sonucunda borcundan kurtulur.

Teşhis senetleri de borç taahhüdü içerir; bundan başka bu senetlerde, borçlunun, senedi ibraz edeni hak sahibi olarak kabul etmeye ve ona borçtan kurtulacak biçimde ödemede bulunmaya yetkili olduğu, ancak buna zorunlu olmadığı kaydı yer alır.

Bu senetlerin teşhis işlevi, bazen işin niteliği gereği söz konusu olur.

Emanetçiye teslim edilen eşya için verilen emanet makbuzu ile vestiyer fişi, doktrinde teşhis senedine örnek olarak gösterilmektedir.

Teşhis senetlerinde alacaklının hakkını ileri sürebilmesi için senedi ibraz etmesi zorunludur; buna karşı borçlu, senet ibraz edilmeden de edimini yerine getirebilir (borçlunun senedin ibrazını talep etmemesi).

Burada ibraz senetlerinden farklılık şuradadır; teşhis senetlerinde, alacaklı tarafından senedin ibrazı, bir diğer anlatımla alacaklının senede zilyet olması borçlu bakımından alacaklıyı teşhis işlevi görür; borçlu, senedi ibraz edene, onun gerçek hak sahibi olup olmadığını denetlemeden, edimde bulunur/bulunabilir. Ancak, teşhis kaydı, sadece borçlunun yararına olduğu için, onun senedin ibrazına rağmen alacaklıdan kendisinin gerçek hak sahibi olduğunu kanıtlamasını talep etmeye yetkisi vardır.

Teşhis senetlerinde borçlunun kötü niyetli olması halinde; senetlerin teşhis işlevi ortadan kalkar. Buna göre; borçlunun senedi ibraz edenin hak sahibi olmadığını bildiği ya da somut halde bilmesi gereken durumlarda edimini yerine getirmekle borcundan kurtulması söz konusu olmaz.

Teşhis senetlerinde de hak alacağın temliki yolu ile devredilir (TBK 183 vd).

Teşhis senetlerinin zayi olmaları halinde yine TBK 105’teki usul uygulanır.

Teşhis senetlerinin işlevleri

Teşhis senetlerinde, borçlunun senedi ibraz edene edimde bulunmakla borcundan kurtulması/kurtulabilmesi onun açısından kolaylık sağlar ve kendisi için daha elverişli bir ortam yaratır. Buna karşı, alacaklı açısından bir yarar sağlamadıkları gibi, senedin kaybı alacaklı için büyük bir riziko oluşturur; çünkü; borçlu, senedi ibraz eden, ancak gerçek hak sahibi olmayana iyi niyetli olarak edimde bulunmakla borcundan kurtulmuş olur.

İbraz senetleri ve teşhis senetleri, hak ve senet birliğinin tam olarak bulunmadığı senetlerdir. Bu senetlerde hak+senet birlikteliği tam olarak yoktur ve bu nedenle de kıymetli evrak değildirler. Bu senetlere; vestiyer fişi, emanetçiye teslim edilen eşya için verilen emanet makbuzu, bagaj senedi ve ispat belgeleri (adi senetler) örnek gösterilebilir.

Aynı zamanda, hak+senet birlikteliğinin tam olarak bulunmamasının doğal bir sonucu senedin dolanım (tedavül) yeteneğinden de yoksun olmasıdır.

Dolanıma (tedavüle) özgülenmemiş ya da düzenleyenin dolanımı (tedavülü) engelleyebileceği senetler hususunda ayrı birkaç cümle kurmak gerekirse; bu senetlerde, senedi düzenleyenin amacı, senedi ilk teslim ettiği kişiye ifada bulunmaktır, dolanıma (tedavüle) koymak değildir. Zira, bu kişi bir edimi yerine getirmiştir (ücreti ödenerek bilet alınması gibi). Bir başka deyişle, bu senetlerde yer alan hak devredilebilen bir hak olmasına rağmen, bu senetler dolanım amacı ile düzenlenmiş değildirler. Üzerlerinde ismi yazılı olmayan senetler (sinema, tiyatro, konser, maç, otobüs, tramvay, metro biletleri –aynı biçimde: jeton/akbil), borçlu ve alacaklının durumu itibarıyla kıymetli evraka nazaran bir farklılık arz etmeseler de, dolanım yeteneği bakımından kıymetli evrak grubuna girmezler; bunlar dolanıma özgülenmiş değildirler. Bu senetlerin dolanımı arızidir (istisnaidir). Daha ziyade ilk hamile ulaştırılması amacı ile başkasına devredilebilirler (konser biletlerinin satılmak için toplu olarak bir aracıya teslimi).

Bu senetlerin üzerinde isim yazılı olanlarında, borçlu, alacaklının kimliğini denetleyebilir ve sadece bu kişiye karşı edimde bulunabileceğini ileri sürebilir. Bu senetlerin dolanımı, borçlu tarafından, üzerlerine isim yazılarak ve/veya özel bir kayıt konularak engellenebilir.

KIYMETLİ EVRAKIN İPTALİ

Kıymetli evrakın iptali TTK 651-652/1 hükümlerinde genel olarak düzenlenmiş, TTK 652/2 ve 653’te ise kıymetli evrakın çeşitli türleri (nama, emre, hamiline) ile çeşitli kıymetli evrakın iptaline dair özel hükümlerin saklı tutulduğu belirtilmiştir.

Zayi Olma (Zıya) Kavramı

Kıymetli evrakın iptali senedin zıyaı halinde söz konusu olur (TTK 651).

Kıymetli evrakın zayi olması ise; senedin çalınma, kaybolma, yanma, yırtılma gibi nedenlerle hamili tarafından ibrazının imkansız olması ya da senedin hamilin elinde olmasına rağmen üzerine bir şey dökülmesi, silinmesi gibi nedenlerle üzerinde yazılı bulunan hakkın saptanmasının zorlaşması, imkansız hale gelmesidir.

Görüldüğü üzere, kıymetli evrakın zayi olması muhtelif biçimlerde ortaya çıkabilir; bunları sınırlayıcı olarak belirlemenin imkanı yoktur.

İptal Talebi ve Kararı

Kıymetli evrak zayi olduğu ya da zıyaın ortaya çıktığı anda senet üzerinde hak sahibi olan kişinin talebi üzerine mahkemece senedin iptaline karar verilebilir (TTK 651).

Zayi Olma Hallerine Göre Ortaya Çıkabilecek Farklı Durumlar

Kıymetli evrakın zayi olmasında zayi olma hallerine göre farklı durumlar söz konusu olabilir. Gerçekten, bazı zayi olma hallerinde senedin bir başkası tarafından kullanılması mümkün iken (çalınma, kaybolma), diğer bazı hallerde bu mümkün olmaz (yanma). Bu nedenle, çalınma ve kaybolma gibi haller diğer hallere nazaran farklı bir durum yaratır. İptal sürecinde bu hususun dikkate alınması gerekir.

İşte bu nedenle, zıya halinde iptal sürecinde senedin kullanılmasına imkan olan hallerde; senedin kullanılmasını, bu bağlamda devredilmesini ya da ödeme talebi ile borçluya ibraz edilmesini önlemek için bir ihtiyati tedbir kararına gereksinim olduğuna işaret edilmelidir.

Zayi Olma Dışında İptal Davası Olanağının Olup Olmadığı Sorunu

Yukarıda da belirtildiği üzere, kıymetli evrakın iptali senedin zıyaı halinde söz konusu olmaktadır. Zayi olma halleri sınırlı değildir, bu bakımdan yukarıda muhtelif örneklere işaret edilmişti.

Kıymetli evrakın iptali zayi olma halinde söz konusu olduğuna, bu kavramın da; senedin çalınma, kaybolma, yanma, yırtılma gibi nedenlerle hamili tarafından ibrazının imkansız olması ya da senedin hamilin elinde olmasına rağmen üzerine bir şey dökülmesi, silinmesi gibi nedenlerle üzerinde yazılı bulunan hakkın saptanmasının zorlaşması ya da imkansız olması anlamına gelmesi nedeniyle bu gibi haller dışında iptal davası söz konusu olamaz.

Yargıtay, çeklerin zayi olmaksızın, sadece kullanılamayacak hale gelmesi nedeniyle iptal davası açılamayacağına karar vermiştir. Bu kararın isabetli olmadığını düşünüyoruz.

Uygulamada, özellikle kambiyo senetlerinde; senedin doğumuna neden olan temel ilişkinin hiç bulunmadığı (örnek: hatır senetleri), tamamen ya da kısmen ifa edilmediği ya da iradeyi bozan nedenlerle sakatlandığı hallerde olduğu gibi; senedin düzenlenmesine ya da devredilmesine dayanak olan hukuki nedenin hiç bulunmaması, tamamen ya da kısmen ortadan kalkması ya da hükümsüz olması vs. hallerinde de iptal davası adı altında dava açılmaktadır.

Her ne kadar iptal davası olarak açılmakta ise de, bu dava, aşağıda türlerini ayrı ayrı incelerken göreceğimiz gibi teknik anlamda iptal davası olmayıp, gerçekte İİK 72 anlamında bir menfi tespit davasıdır.

İptal davası ile menfi tespit davası şu bakımlardan birbirinden ayrılır;

1) İptal davası çekişmesiz yargı, menfi tespit davası ise çekişmeli yargı işlerindendir.

2) İptal davasında, maddi olarak senet zayi olmuştur; ancak içerdiği hak, varlığını ve geçerliliğini korumaktadır. Menfi tespit davasında, maddi olarak senet varlığını korumaktadır; fakat içerdiği hak, kısmen ya da tamamen yoktur ya da ortadan kalkmıştır.

3) İptal davasını zıya sırasında senedi elinde bulunduran kimse; menfi tespit davası ise, borçlu olmadığını iddia eden kimse açar.

İptal Davası Sonucunda Alınan İptal Kararının Hükümleri

İptal davası sonucunda alınan iptal kararı ile senet elinde iken zayi ettiğini söyleyen kişinin iddiası ispatlanmış ve buna bağlı olarak senet iptal edilmiş olur.

Bu halde iptal kararı ile birlikte, senedi zayi ederek iptal davasını açan kişi senedin vadesinin gelmiş olup olmadığına bağlı olarak, senette yer alan hakkını senetsiz ileri sürebilme ya da masrafları kendisine ait olmak üzere, yeni bir senet düzenlenmesi kararının verilmesini mahkemeden talep etme imkanı kazanmaktadır. Bir başka deyişle, senedin iptali kararı, iptal kararı almış kişiyi kendiliğinden hak sahibi yapmaz.

Bu durumda iptal kararı almış kişi, elinde senet olmadığı için sadece esas borçluya başvurabilir; başvurma borçlularına (kural olarak) başvuru olanağı yoktur. Esas borçlunun, ödememe için sahip olduğu hukuki olanakları (def’ileri) kullanabileceği açıktır.

Ancak, iptal davası sonucunda alınan karar maddi hukuku ilgilendiren bir karar olmadığından, senedi elinde bulunduran kişinin, senedin haksız olarak iptal edildiği savını ileri sürerek, lehine iptal kararı verilen kişiye karşı, senet bedelinin bu kişiye ödenmiş olması halinde sebepsiz zenginleşme davası, senet bedeli henüz ödenmemişse hak sahipliğine yönelik muarazanın men’i (çekişmenin önlenmesi) ile yeni senet düzenlenmiş olan hallerde ayrıca bu senedin iadesi (istirdadı) davası açması mümkündür.

KIYMETLİ EVRAKTA SINIRLI SAYI (NUMERUS CLAUSUS) İLKESİ

Kambiyo senetleri bakımından sınırlı sayı ilkesi hiç tereddütsüz kabul edilmelidir. Kambiyo senetleri dışındaki senetler (kıymetli evrak) bakımından kesin bir sınırlama yoktur.

 

  1. Emtia senetlerinin içerdiği hak üzerinde tasarruf bu senetlerin devri için kanunda öngörülen biçimde olur: Ciro + Teslim (TTK 838/1)
  2. Emtiayı senetsiz olarak iyi niyetle iktisap eden kişinin iyi niyeti korunur ve bu kişi emtia üzerinde hak sahibi olur (TMK 988)

Yorumlar

Yorumlar

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir