Ayni Haklara Hakim Olan İlkeler

 

1) Belirlilik ilkesi

Bir eşya, tüm olarak bir ayni hak konusu. Mesela bir hayvan gövdesi; kulakları Ece’ye, bacakları bana, gözleri Doruk’a ait olması mümkün değil. Bu nedenle bir eşya bütün bütünleyici parçaları ve tümüyle ayni hak konusu olur deriz. Bunun bir istisnası kat mülkiyetidir. Belirlilik ilkesi bakımından 854. maddede önemli bir kuralımız var. (TMK 854/2; Bölünen taşınmazın parselleri tapu kütüğüne ayrı ayrı kaydedilmedikçe rehne konu olamaz.) Belirlilik ilkesini ortaya koyan kural budur. Bir taşınmaz tapu kütüğüne kaydedilmiş. Çok büyük bir taşınmazınız var, gelip de yarısını rehnediyorum diyemezsiniz. Toprak ve imar ile ilgili mevzuata göre bölünebiliyorsa olur fakat olmuyorsa olmaz.

 

2) Açıklık ilkesi

Hak güvenliği; Bir kimsenin malvarlığında elverişsiz bir değişikliğin onun rızası olmadan meydana gelmemesini ifade eder. İşlem güvenliği ise, bir kimsenin malvarlığında beklediği elverişli bir değişikliğin, onun bilmediği nedenlerle meydana gelmemesini ifade eder. Hak güvenliği, eşya hukukunda malik açısından büyük önem taşıyor. İşlem güvenliği ise malikle ilişkiye girecek kişiler bakımından büyük önem taşıyor. Ayni haklar, herkese karşı ileri sürülebilen haklardır, aynı zamanda devredilebildiği için işlem güvenliği çok önemlidir.

 

3) Güvenin korunması ilkesi

Taşınırlarda zilyetlik, taşınmazlarda tapu sicili ile ayni hak dışa açıklanır. Bazen gerçek hak durumu ile dışa akseden hak durumu farklı olabilir. Bu durumda hukuk düzeni bu açıklanan duruma güveni koruma yoluna gidilmiştir. Taşınmazlarda bu güven mutlaktır, taşınırlarda sınırlandırılmıştır. Kanun koyucu, çatışan bu iki çıkar arasında bir seçim yapmak zorundadır. Ve bu seçimde, tescile ve zilyetliğe güvenenlerin edinimlerini, kazanımlarını kural olarak koruma yoluna gitmiştir. Bu koruma, taşınırlarda daha sınırlı, fakat taşınmazlarda çok geniş kapsamlıdır. Böylelikle işlem güvenliğini de korumuş olmaktadır. Peki hak güvenliği ne olacak bu durumda? Devlet, yanlış sicil tutmadan dolayı sorumlu oluyor, yolsuz tescilden ötürü devlet de onlara karşı tazminatla yükümlü oluyor.

 

4) Sınırlı sayı ve tipe bağlılık ilkesi

Ayni haklarda istediğiniz ayni hakkı yaratamazsınız. Hangi ayni haklar yaratılabilinir? Ancak kanunda öngörülmüş ayni haklar yaratılabilinir. Aynı zamanda bu ayni hakların içeriğini belirleme konusunda da tarafların fazla bir özgürlükleri yoktur. Mülkiyette birkaç noktada, rehinde ondan da az noktada içerik belirleme özgürlüğü vardır. Bir tek irtifak haklarında biraz daha geniş olmak suretiyle içerik belirleme özgürlüğü vardır.

 

5) Ayni hakkın hak düşürücü süreye ve zamanaşımına tabi olmaması ilkesi

Kural olarak yenilik doğuran haklar hak düşürücü süreye tabidir. Re’sen dikkate alınır. Alacak haklarındaki zamanaşımı defidir. Ayni haklarda hak düşürücü bir süre söz konusu olmaz. Kadastro kanununda bir 12. madde vardır, kara bir leke. Kadastro tutanakları kesinleştikten sonra önceki haklara dayanarak dava açma hakkı 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi tutulmuştur. Anayasa mahkemesine bir tarihte gidilmiş ve anayasa mahkemesi bu hükmü iptal etmemiş, fakat şimdi gidilse oldukça açıktır ki iptal edilecektir. Fakat durum ne olacak belirsiz, kimse de dava açmıyor 🙂

Yorumlar

Yorumlar

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir