Deniz Hukuku / Uluslararası Kamu Hukuku Ders Notu

DENİZ HUKUKU

Devletin kara, hava ve deniz ülkesi vardır. Denizlerin hepsi devletin deniz ülkesini oluşturmaz.

Deniz hukuk çok eski bir alandır. Roma Hukukunda bile karşımıza çıkmaktadır. Asıl olarak I. Dünya Savaşı sonrasında gelişmiştir. Var olan örf adet hukuku kuralları antlaşmalarla düzenlenmiştir. I. Dünya Savaşı sonrası deniz hukukuna ilişkin üç büyük konferans düzenlenmiştir:

1958 I. Deniz Hukuku Konferansı: 4 tane antlaşma yapılmıştır.

1960 II. Konferans: 4 tane antlaşma yapılmıştır.

1973 III. Konferans

1982’de Deniz Hukuku Sözleşmesi ile deniz hukukuna ilişkin sorunlar tek bir metinde toplanmıştır. Bu sözleşme 1994’ten itibaren yürürlüktedir. 82 Deniz Hukuku Sözleşmesi çekinceye kapalı bir sözleşmedir. Türkiye taraf değildir. Karasularının 12 mil olması dışındaki hükümleri örf adet hukuku gereği uygulamaktayız. 12 mil kuralına ısrarlı itirazda bulunduğumuz için bununla bağlı değiliz.

 

Romalılarda deniz hukukuna ilişkin kurallar vardı fakat sadece Akdeniz’e ilişkin olduğu için uluslararası hukuktan ziyade iç hukuku ilgilendiriyordu. Digesta’da denizlerin herkese açık olduğu belirtilmiştir.

İspanya ve Portekiz (kaşif devletler) ile deniz hukukunun önemli arttı. Deniz yolları önem kazandı. Denizler ikiye bölünmüş durumdaydı: Portekiz’in egemenliğinde olan denizler ve İspanya’nın egemenliğinde olan denizler. Bu devlet bu bölgelerde vergi topluyordu. Üçüncü kaşif devlet ise Hollanda oldu. Hollandalı Hugo Grotius Mare Liberium’u (Denizlerğin Serbestliği) yazdı. Denizlerin kimsenin mülkiyeti olmadığını, sınırlandırılamayan alanlar olduğunu iddia etti. Bunu dini, sosyal ve hukuki açıdan gerekçelendirdi. John Selden ise Mare Clasum (Kapalı Deniz) yazdı. Tam tersi görüşü savundu. Denizlerin devlet egemenliğine tabi olmasını savundu. Bu görüş deniz hukukunu şekillendiren görüş oldu. (İngiltere güçlendikten sonra açık deniz teorisini savunmuştur.)

 

Denizler önce ikiye ayrılmıştır:

  • Açık Deniz
  • Devletin Deniz Ülkesi
  1. İç Sular
  2. Kara suları
  3. Dünya Savaşı sonrası üçlü ayrım yapıldı:
  • Devletin egemenliğine tabi denizler
  1. İç sular
  2. Kara suları
  • Devletin deniz yetki alanı
  1. Münhasır ekonomik bölge
  2. Kıta sahanlığı
  • Açık Deniz

 

Deniz hukukun kaynakları antlaşmalar ve örf adet hukuku kurallarıdır.

Deniz hukukunun süjeleri bayrak devleti ve kıyı devletidir.

 

Gemiler

  • Özel kişilere ait gemiler (hepsi ticari gemi sayılır)
  1. Ticaret gemileri (Yolcu/yük taşırlar)
  2. Ticari amaç dışında kullanılan gemiler
  • Devlet tüzel kişisine ait gemiler
  1. Savaş gemileri (DHS m.29’a göre devlet gemisidirler)
  2. Kamu hizmetinde kullanılan gemiler
  3. Ticari olanlar
  4. Ticari olmayanlar

NOT: Savaş gemileri her zaman bayrağını taşıdığı devletin yetkisi altındadır. Ticaret gemileri üzerinde kıyı devletin bazı yetkileri vardır.

 

Devletin Egemenliğine Tabi Deniz Alanı

İç suları ve karasularıdır.

Esas hat

Esas hattın gerisi iç suları, ilerisi kara sularıdır.

Normal esas hat: 82 Deniz Hukuku Sözleşmesinin 5.maddesine göre normal esas hat karasularının genişliğini ölçmeye yarar. Kıyı doğrultusundaki en düşük cezir hattıdır (suların en çok çekildiği hattır).

Düz esas hat: 7.maddeye göre kıyının derin bir şekilde girintili çıkıntılı olduğu yerlerde veya kıyının hemen yakınında kıyı boyunca uzanan bir adalar saçağı varsa, karasularının genişliğinin ölçülmesi için esas alınan hattın çiziminde uygun notları birleştiren düz esas hat yöntemi kullanılabilir.

Düz esas hattı Norveç uygulamıştır. İngiltere buna itiraz etmemiştir. Norveç bunu kanunlaştırınca itiraz etmiştir ama Divan artık bu bir örf adet hukuku kuralına dönüştüğü için İngiltere’nin bununla bağlı olduğunu, itiraz etmekte geç kaldığını söylemiştir. Bu olay 1951’de yaşanmıştır. Henüz deniz hukukuna ilişkin bir sözleşme yoktur.

Devlet isterse normal esas hat ve düz esas hattın bir kombinasyonunu kullanabilir.

Esas hattın çizilmesinde devletler limanlarını iç sularına dahil edecek şekilde çizgi çekebilir.

Esas hattın çizilmesinde devlet körfezlerini iç sularına dahil edecek şekilde çizgi çekebilir (körfezin ağzını kapatacak şekilde çizgi çekerek).

Çizilen çizgi kıyıdan ciddi şekilde sapmamalıdır ve kıyının ana istikametinde gitmelidir.

Devletin egemenliğine tabi deniz alanı esas hattan itibaren 12 mile kadardır. Bu mesafeden sonra karasuları sona erer. (Türkiye’ye göre Ege’de 6 mile kadardır.)

Orta hat kuralı

12 mile “kadar” deniyor. Kıyıları karşı karşıya veya yan yana olan devletler arasında 12+12 mil deniz alanı her zaman bulunmayabilir. Bu durumda karasularının sınırlandırılması gerekir. 82 Deniz Hukuku Sözleşmesinin 15. Maddesi bu hususu düzenlemiştir. Bu durumda iki devletten hiçbirisi, aralarında aksini öngören bir anlaşma olmadıkça, karasularını, her noktası iki Devletten her birinin karasularının genişliğinin ölçülmeye başlandığı esas hatlar üzerindeki en yakın noktalara eşit uzaklıkta olan orta hattın ötesine geçirmeye yetkili değildir. Bununla beraber, tarihi bir hak veya diğer özel şartlar sebebiyle iki Devletin karasularını bu hükümle bağdaşmayan bir şekilde sınırlandırmasının gerekli olduğu hallerde bu hüküm uygulanmaz.

Kısacası ya devletler anlaşma yaparak çözecek ya da orta hat kuralını uygulayacaklar ve esas hatlar üzerindeki en yakın noktalara eşit uzaklıkta olan orta hattın ötesine geçmeyecekler. Bununla beraber tarihi bir sorun veya özel bir durum varsa orta hat kuralı uygulanmaz, taraflar anlaşmak zorundadır.

 

Karasularının Hukuki Rejimi

Karasuları devletin egemenliği altındadır, devletin ülkesinin bir parçasıdır. Kara ülkesi, iç suları ve karasuları aynı ölçüde devletin egemenliği altındadır. Karasularındaki egemenlik, karasularının deniz yatağını ve toprak altını olduğu kadar karasularının üzerindeki hava sahasını da kapsar.

 

3.maddeye göre “Her devletin karasularının genişliğini bu sözleşmeye uygun şekilde belirlenen esas hatlardan itibaren 12 deniz milini aşmayan bir sınıra kadar tespit etme hakkı vardır.” Karasularının genişliğinin ilanı bağlı tek taraflı bir işlemdir. 12 mile kadar bu hak verilmiştir. Fakat bu ilan başka bir devleti olumsuz etkileyecekse tek taraflı olarak yapılamaz. Hiçbir devlet kendi haklarını başka bir devlete zarar verecek şekilde kullanamaz. Böyle durumlarda 3.madde tek başına işletilemez, özel koşullar gereği 15.madde ile birlikte işletilmelidir ve antlaşma yapılmalıdır. (Türkiye’nin Ege sorununda temel argümanı budur.)

 

KARASULARINDA DEVLET EGEMENLİĞİNİN İSTİSNALARI

  • Zararsız geçiş: Zararsız geçiş sadece karasularından yapılır.

Madde 17 Zararsız geçiş hakkı

Denizde kıyısı olsun veya olmasın, bütün Devletlerin gemileri bu Sözleşmenin hükümlerine tabi bir şekilde karasularından zararsız geçiş hakkına sahiptir.

 

Madde 19 Zararsız geçişin anlamı

1.Geçiş, kıyı Devletin barışına, düzenine veya güvenliğine halel getirmedikçe zararsızdır. Geçiş, bu Sözleşme ve milletlerarası hukukun diğer kurallarına uygun şekilde cereyan edecektir.

2.Yabancı bir gemi kıyı Devletinin karasularında aşağıdaki hareketleri yaparsa, bu geminin geçişinin onun barışına, düzeninle veya güvenliğine halel getirdiği kabul edilecektir:

  1. a) Sahildar devletin(=kıyı devletinin) egemenliğine, toprak bütünlüğüne veya siyasi bağımsızlığına karşı tehdide veya kuvvete başvurulması veya Birleşmiş Milletler Antlaşmasında belirtilen uluslararası hukuk ilkelerine aykırı diğer herhangi bir davranışta bulunulması;
  2. b) Herhangi bir tip silahla deneme veya manevralar yapılması;
  3. c) Sahildar devletin savunmasına veya güvenliğine zarar verecek şekilde bilgi toplanması;
  4. d) Sahildar devletin savunmasına veya güvenliğine zarar vermeyi amaçlayan her türlü propagandada bulunulması;
  5. e) Her türlü uçağın uçurulması, güverteye indirilmesi veya gemiye alınması;
  6. f) Her türlü askeri makinaların uçurulması, güverteye indirilmesi veya gemiye alınması;
  7. g) Sahildar devletin gümrük, maliye, sağlık veya muhaceret konularındaki kanun ve kurallarına aykırı bir şekilde mal, para veya kişilerin gemiye alınması veya gemiden çıkartılması;
  8. h) İşbu Sözleşmeye aykırı olarak, bilerek ve isteyerek ağır kirlenmeye sebebiyet veren fiillerde bulunulması;
  9. i) Balık avlama faaliyetlerinde bulunulması;
  10. j) Araştırma veya ölçüm faaliyetlerinde bulunulması;
  11. k) Sahildar devletin herhangi bir haberleşme sisteminin veya diğer herhangi bir deniz teçhizat veya tesisinin işleyişini engelleyecek her türlü faaliyette bulunulması;
  12. l) Geçişle doğrudan ilgisi bulunmayan diğer her çeşit faaliyette bulunulması.

NOT: Bunlar sınırlı sayıda değildir.

 

Zararsız geçiş durmadan yapılır. Ancak fırtına vb. sebebiyle zorunlu olarak durulmuşsa bu zararsız geçişe halel getirmez.

 

Madde 22 : Karasularında gidiş geliş yolları ve trafik ayırım şemaları

1- Seyrüsefer güvenliği gerektirdiği taktirde sahildar devlet, kendi karasularında zararsız geçiş hakkını kullanan yabancı gemilerden, kendisinin belirlemiş olduğu ulaşım yollarını kullanmalarını ve gemilerin geçişlerinin düzenlenmesi amacıyla kendisi tarafından öngörülen trafik ayırım şemalarına uymalarını talep edebilir.

2- Özellikler, tankerlerden, nükleer güçte çalışan gemilerden ve radyoaktif maddeleri veya özü itibariyle tehlikeli veya zararlı diğer maddeleri taşıyan gemilerde, sadece bu ulaşım yollarını kullanmaları talep edilebilir.

3- Sahildar devlet işbu madde uyarınca ulaşım yollarını tespit ederken ve trafik ayırım şemalarını düzenlerken, aşağıdaki hususları gözönünde bulunduracaktır:

  1. a) Yetkili uluslararası Kuruluşun tavsiyeleri;
  2. b) Uluslararası deniz seyrüseferinde geleneksel şekilde kullanılan bütün dar su yolları;
  3. c) Bazı gemilerin ve dar su yollarının özel nitelikleri;
  4. d) Trafik yoğunluğu.

4- Sahildar devlet, bu ulaşım yollarını ve bu trafik ayırım şemalarını, gerekli şekilde yayınlayıp duyuracağı deniz haritalarında açıkça belirtecektir.

Madde 23 : Nükleer güçle çalışan yabancı gemiler ve radyoaktif maddeler veya özü itibariyle tehlikeli veya zararlı diğer maddeler taşıyan gemiler

Yabancı gemilerden nükleer güçle çalışanlar ile aynı şekil radyoaktif maddeleri veya özü itibariyle tehlikeli veya zararlı diğer maddeleri taşıyanlar karasularından zararsız geçiş hakkını kullanırlarken bu gemiler için uluslararası anlaşmalarda öngörülen belgeleri bulundururlar ve özel tedbirleri alırlar.

Madde 24 : Sahildar devletin yükümlülükleri

1- Sahildar devlet, işbu Sözleşmede öngörülen haller dışında, karasularından yabancı gemilerin zararsız geçişlerine engel olmayacaktır. Özellikle, işbu Sözleşmeyi veya işbu Sözleşmeye uygun olarak kabul edilmiş herhangi bir kanun veya herhangi bir kuralı uygularken, sahildar devlet aşağıdaki davranışlardan kaçınacaktır.

  1. a) Yabancı gemilere, bunların zararsız geçiş haklarını kullanmalarını engelleyecek veya kısıtlayacak yükümlülükler getirmek;
  2. b) Belirli bir devletin gemilerine veya belirli bir devletten veya devlete veyahut da belirli devlet hesabına yük taşıyan gemilere karşı hukuki veya fiili ayrım yapmak.

2- Sahildar devlet, karasularında seyrüsefere ilişkin bilgisi dahilindeki her türlü tehlikeyi uygun şekilde duyuracaktır. (Bildirim yükümlülüğü vardır)

 

Madde 27 : Yabancı bir gemide cezai yargı yetkisi

1- Karasularından geçen yabancı gemide, geçiş sırasında işlenmiş bir suçtan ötürü bir şahsın tutuklanması veya bir soruşturmada bulunulması amacıyla sahildar devlet aşağıdaki durumlar dışına cezai yargı yetkisini kullanmamalıdır:

a)eğer suçun sonuçları sahildar devlete uzanıyorsa;

Buna örnek gemiden denize ceset atılmasıdır, bundan kıyı devleti etkilenir.

  1. b) eğer suç ülkenin barışını veya karasularında düzeni bozacak nitelikte ise;
  2. c) eğer yerel makamların yardımı gemi kaptanı veya geminin bayrağını taşıdığı devletin bir diplomasi ajanı veya konsolosluk memuru tarafından talep edilmiş ise; veya
  3. d) eğer bu tedbirler uyuşturucu maddelerin veya uyuşturucu ilaçların gayri meşru trafiğinin önlenmesi için gerekli ise;

Ceza hukuku mülkilik ilkesini temel alır. Uluslararası hukukta böyle değildir. Kıyı devlet yargı yetkisini sadece bazı istisnai durumlarda kullanabilir. Uluslararası hukukta normalde bayrak devleti önceliklidir. Örneğin geminin içindeki aşçılar kavga etmişse bu bayrak devletinin yetkisindedir.

2- 1. paragraf hükümleri, sahildar devletin, iç sulardan gelerek karasularından geçen bir yabancı gemide tutuklamalarda bulunmak veya soruşturma yapmak için kanunlarında öngörülen bütün tedbirleri almak hakkına halel getirmez.

Suç iç sularda işlenmişse iç sulardan çıkıp karasularına giden gemiyle ilgili olarak kıyı devlet her zaman yetkilidir.

3- 1. ve 2. paragraflarda öngörülen hallerde sahildar devlet kaptan talep ettiği takdirde, herhangi bir tedbir almadan önce geminin bayrağını taşıdığı devletin bir diplomasi ajanını veya bir konsolosluk memurunu bundan haberdar edecek ve bu ajan veya memur ile gemi mürettebatı arasındaki teması kolaylaştıracaktır. Bununla beraber, acil durumla da bu haber verme, tedbirler uygulanırken yapılabilir.

4- Yerel makamlar tutuklamanın uygun olup olmadığını veya nasıl yapılacağını incelerken, seyrüsefer gereklerini de gerektiği şekilde gözönünde bulundururlar.

5- XII. Kısmın uygulanması veya V. Kısma uygun olarak kabul edilmiş kanun ve kuralların ihlali halleri hariç olmak üzere; sahildar devlet, karasularından geçen yabancı bir gemide, eğer gemi yabancı bir limandan gelip iç sulara girmeksizin sadece karasularından geçmekte ise, geminin karasularına girmesinden önce işlenmiş bir suç dolayısıyla tutuklama veya soruşturma yapmak için hiç bir tedbir alamaz.

 

!!! İç sularda devlet egemenliğinde hiçbir istisna getirilmemiştir. Örneğin devlet hiçbir yabancı gemiyi iç sularına almak zorunda değildir.

 

KITA SAHANLIĞI

Madde 76- Kıta Sahanlığının Tarifi

Bir kıyı devletinin kıta sahanlığı, kara ülkesinin doğal uzantısı boyunca karasularının ötesinde kıta kenarının dış sınırına kadar uzanan veya kıta kenarının dış sınırının (200 mile kadar uzanmadığı) yerlerde, karasularının ölçülmeye başlandığı esas hatlardan itibaren 200 mile kadar uzanan sualtı alanlarının deniz yatağı ve toprak altını kapsar.

Kıta sahanlığı deniz tabanı ve onun altındaki zenginlikle ilgilidir, deniz ve hava dahil değildir.

!! Egemenlik ve yetki alanı farklı kavramlardır. Karasuları devletin egemenliğindeyken kıta sahanlığı devletin yetki alanındadır. Egemenlik durumunda devletin zaten bütün hakları vardır, ancak bazı istisnalar getirilebilir. Yetki alanı durumunda ise uluslararası hukuk devlete bazı yetkiler verir.

Madde 77-Kıyı Devletinin kıta sahanlığı üzerindeki hakları

  1. Kıyı devleti kıta sahanlığı üzerinde onu araştırmak ve kaynaklarını işletmek amacıyla egemen haklar kullanır.
  2. Birinci paragrafta zikredilen haklar, kıyı devleti kıta sahanlığını araştırmazsa veya kaynaklarını işletmezse bile, hiç kimsenin kıyı Devletinin rızası olmadan bu faaliyetlere tevessül edemeyeceği manasında inhisaridir.
  3. Kıyı Devletinin Kıta Sahanlığı üzerindeki hakları, etkin ve farazi işgale veya herhangi bir açık duyuruya bağlı değildir.
  4. Bu kısımda zikredilen doğal kaynaklar, sabit (sadenter) türlere ait canlı organizmalarda, yani avlanma (hasad) safhasında ya deniz yatağının üzerinde ya da altında hareketsiz olan veya deniz yatağı veya toprakaltı ile devamlı şekilde fiziki temas halinde olmadıkça hareket edemeyen organizmalarla birlikte, deniz yatağı ve toprak altının mineral ve diğer canlı olmayan kaynaklarından ibarettir.

Madde 78- Üstteki sular ve hava sahasının hukuki statüsü ve diğer devletlerin hakları ve serbestileri

  1. Kıyı devletinin kıt sahanlığı üzerindeki hakları, üstteki suların veya bu sular üzerindeki hava sahasının hukuki statüsünü etkilemez.
  2. Kıyı Devletin kıta sahanlığı üzerindeki haklarının kullanılması, seyrüsefer ve diğer devletlerin bu sözleşmede öngörülen diğer hak ve hürriyetlerini ihlal etmemeli veya bunlara haksız bir müdahale sonucunu doğurmamalıdır.

 

 

 

BİTİŞİK BÖLGE

Esas hattan itibaren 24 mildir. Zaten 12 mil kara sularıdır. Sonraki 12 mil için de sözleşmenin tanıdığı bazı yetkiler söz konusudur.

Madde 33- Bitişik Bölge

  1. Bitişik bölge olarak tanımlanan ve karasularına bitişik bir bölgede, kıyı Devleti,
  2. Gümrük, maliye, muhaceret veya sağlıkla ilgili kanunlarının ve düzenlemelerinin ülkesinde veya karasularına ihlal edilmesini önlemek
  3. Yukarıda anılan kanunların ve düzenlemelerin ülkesinde veya karasularında vuku bulan ihlalini cezalandırmak için gerekli olan her türlü kontrolü icra edebilir.
  4. Bitişik Bölge, karasularının ölçülmeye başlandığı esas hattan itibaren yirmi dört mili geçemez.

 

MÜNHASIR EKONOMİK BÖLGE

Tamamen fiktif bir bölgedir. Kıta sahanlığı gibi coğrafi bir dayanağı yoktur.

Madde 55- Münhasır Ekonomik Bölgenin Spesifik Rejimi

Münhasır ekonomik bölge, karasularının ötesinde ve ona bitişik bir saha olup bu Kısımda tesis edilmiş olan spesifik hukuki rejime tabidir. Buna göre, kıyı devletinin hakları ve yargı yetkisi ve diğer devletlerin hakları ve serbestileri bu sözleşmenin hükümleri ile düzenlenir.

Madde 57- Münhasır Ekonomik Bölgenin Genişliği

Münhasır ekonomik bölge, karasularının genişliğinin ölçülmeye başlandığı esas hatlardan itibaren 200 deniz milinin ötesine geçmeyecektir.

Madde 56- Kıyı Devletinin Münhasır Ekonomik Bölgedeki hakları, yargı yetkisi ve görevleri

  1. Kıyı Devleti, münhasır ekonomik bölgede aşağıda belirtilen,
  2. Deniz yatağının üzerindeki suların ve deniz yatağının ve bunun toprak altının canlı ve canlı olmayan doğal kaynaklarını araştırma ve işletme, muhafaza etme ve idare etme amacıyla ve sudan, akıntılardan ve rüzgardan doğal kaynaklarını araştırma ve işletme, muhafaza etme ve idare etme amacıyla ve sudan, akıntılardan ve rüzgardan enerji elde edilmesi gibi bölgenin diğer ekonomik işletme ve araştırma faaliyetleri hususunda egemen haklara,
  3. bu Sözleşmenin ilgili hükümleriyle sağlanmış bulunan,
  4. suni adaların, tesislerin ve yapıların kurulması
  5. deniz araştırmaları
  • deniz çevresinin muhafazası ve korunması, hususların yargı yetkisine
  1. bu Sözleşme ile sağlanmış bulunan diğer haklar ve görevlere sahiptir.

 

MEB= kıtasahanlığı+su (Su kütlesiyle ilgili bütün ekonomik haklar kıyı devletine verilmiştir: rüzgar enerjisinden yararlanma, balıkçılık vb.)

 

MEB mutlaka ilan edilmelidir, yoksa haklardan yararlanılamaz. Kıta sahanlığı ilan edilmemiş bile olsa kıyı devlet o bölgeye ilişkin haklardan yararlanır.

 

58- 59- 60 bu maddeleri oku:

Madde 58 : Münhasır ekonomik bölgede diğer Devletlerin hakları ve yükümlülükleri

1- Münhasır ekonomik bölgede, sahili bulunsun veya bulunmasın, bütün devletler, işbu sözleşmenin ilgili hükümlerinde öngörülen şartlar içerisinde, 87. Maddede sözkonusu olan seyrüsefer serbestliği ile uçuş serbestliğinden ve denizaltı kabloları ve petrol boruları döşeme serbestliğinden; keza, bu serbestliklerin kullanımına ilişkin olarak, özellikle gemilerin, uçakların ve denizaltı kabloları ve petrol borularının işletilmesinde, denizin uluslararası diğer yasal amaçlarla kullanılması serbestliğinden işbu Sözleşmenin diğer hükümleri ile bağdaşır bir şekilde yararlanırlar.

2- 88, ila 115. Maddeler ve ilgili diğer uluslararası hukuk kuralları işbu Kısma aykırı olmadığı ölçüde münhasır ekonomik bölgeye de uygulanır.

3- Münhasır ekonomik bölgede devletler, işbu Sözleşme uyarınca haklarını kullanırken, ve yükümlülüklerini yerine getirirken, sahildar devletin haklarını ve yükümlülüklerini gerektiği şekilde gözönünde bulunduracaklar; ve sahildar devletin işbu Kısım ve diğer uluslararası hukuk kuralları uyarınca kabul ettiği kanun ve kurallar, işbu sözleşme ile bağdaşır olduğu ölçüde, riayet edeceklerdir.

 

Madde 59 : Münhasır ekonomik bölge içerisinde Sözleşmenin ne hak ve ne de yetki tanıdığı durumda uyuşmazlıkların çözümünün esası

İşbu sözleşmenin münhasır ekonomik bölge içerisinde ne sahildar devlete ve ne de diğer devletlere haklar ve yetki tanımadığı ve sahildar devletin menfaatleri ile diğer devlet veya devletlerin menfaatleri arasında uyuşmazlık çıkan durumlarda bu uyuşmazlık, hakkaniyete dayanarak ve diğer bütün ilgili şartlar ışığında sözkonusu menfaatlerin taraflar için ve uluslararası toplumun bütünü için olan önemi gözönünde bulundurularak çözümlenmelidir .

 

Madde 60 : Münhasır ekonomik bölge içerisinde sun’i adalar tesisler ve yapılar

1- Münhasır ekonomik bölgede, sahildar devleti:

  1. a) Sun’i adalar;
  2. b) 56. Maddede öngörülen amaçlar veya diğer ekonomik amaçlarla tesis ve yapılar;
  3. c) Bölgede sahildar devletin haklarını kullanmasını engelleyebilecek tesis ve yapılar inşa etmek ve bunların inşaasına, işletilmesine ve kullanılmasına izin vermek ve inşaasını, işletilmesini ve kullanılmasını düzenlemek konularında münhasır hakka sahip olacaktır.

2- Sahildar devlet, bu sun’i adalar, tesisler ve yapılar üzerinde gümrük, maliye, sağlık, güvenlik ve muhaceret konularındaki kanun ve kurallardan doğanlar dahil olmak üzere, münhasır yetkiye sahip olacaktır.

3- Bu sun’i adaların tesislerin ve yapılan inşaatı gereken şekilde duyurulmalı ve mevcudiyetlerini sürekli olarak belirtecek işaretler idame ettirilmelidir. Terkedilen veya kullanılmayan tesisler ve yapılar, seyir güvenliğini sağlamak amacıyla, bu konuda yetkili uluslararası kuruluş tarafından konulmuş ve genel kabul görmüş uluslararası kurallar gözönüne alınarak, kaldırılacaktır. Bunların kaldırılmasında balıkçılık deniz çevresinin korunması ve diğer devletlerin hakları ve yükümlülükleri de gereken şekilde göz önüne alınacaktır. Tamamiyle kaldrılamayan bir tesis veya yapıdan geride kalan parçaların yeri, boyutları ve derinliği uygun şekilde ilan edilecektir.

4- Sahildar devlet gerektiği takdirde, bu suni adalar, tesisler veya yapıların etrafında, hem seyir güvenliğini ve hem de suni adaların, tesislerin ve yapıların güvenliğini sağlamak üzere içerisinde uygun tedbirler alabileceği, makul boyutlarda güvenlik bölgeleri kurabilir.

5- Sahildar devlet uygulanabilir uluslararası kuralları gözönünde bulundurarak, güvenlik bölgelerinin genişliğini tespit edecektir. Bu güvenlik bölgeleri, sun’i adaların, tesislerin veya yapıların niteliği ve işlevleri ile makul bir bağlantı içerisinde tespit edilecek ve bunların genişliği, genel kabul görmüş uluslararası kuralların izin verdiği veya yetkili uluslararası kuruluşun tavsiye ettiği sapmalar dışında, suni ada, tesis veya yapının dış kenarlarından itibaren ölçülmek üzere 500 metreden fazla olamayacaktır. Güvenlik bölgelerinin genişliği, gereken şekilde duyurulacaktır.

6- Bütün gemiler, bu güvenlik bölgelerine saygı gösterecekler; ve sun’i adaların, tesislerin, yapıların ve güvenlik bölgelerinin yakınlarında seyrüsefer konusunda genel kabul görmüş uluslararası kurallara uyacaklardır.

7- Sun’i adalar, tesisler veya yapılar ve bunlar etrafındaki güvenlik bölgeleri, uluslararası seyrüseferde kullanılan belli başlı deniz yollarına engel olabilecek yerlerde kurulamaz.

8- Sun’i adalar, tesisler ve yapılar ada statüsüne sahip değildir. Kendilerine özgü karasuları yoktur ve varlıkları, karasularının, münhasır ekonomik bölgenin veya kıta sahanlığının sınırlandırılmasını etkilemez.

 

Özetle MEB ekonomik haklar verir. Diğer devletlerin boru ve kablo döşeme hakkı saklıdır. Diğer devletlerin MEB üstünden uçuş hakkı da vardır.

 

ÖRNEK:

  • Seyrüsefer serbestisi
  • Boru kablo döşeme
  • Uçma
  • Bilimsel araştırma
  • Suni ada/yapı kurma
  • Balıkçılık

 

Açık denizde 1-6 hepsi bütün devletler için vardır.

Münhasır ekonomik bölgede 4, 5, 6 kıyı devletine 1, 2, 3 ise üçüncü devletlere ait haklardır.

1 karasularında olmaz, karasularında zararsız geçiş olabilir.

!!! Kıyıdan açık denize gidildikçe kıyı devletin hakları azalır, diğer devletlerin hakları artar.

 

AÇIK DENİZ

Münhasır ekonomik bölgenin özel rejimi dikkate alınarak karasularının ötesidir. Kural açık denizde serbestliktir. Açık denizlerden herkes serbestçe yararlanabilir.

 

Madde 87- Açık denizlerin serbestliği

1- Açık denizler, sahili bulunsun veya bulunmasın bütün devletlere açıktır. Açık denizlerin

serbestliği, işbu Sözleşmede yer alan şartlar ve diğer uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde kullanılır. Bu serbesti, sahili bulunsun veya bulunmasın bütün devletler için, inter alia(diğerleri  yanında), aşağıdakileri kapsar:

  1. a) Seyrüsefer serbestisi;
  2. b) Açık deniz üzerinden uçma serbestisi;
  3. c) VI. Kısım saklı kalmak şartıyla, denizaltı kabloları ve petrol boruları döşeme serbestisi;
  4. d) VI. Kısım saklı kalmak şartıyla, sun’i adalar ve uluslararası hukukun izin verdiği diğer

tesisleri inşa etme serbestisi;

  1. e) 2. Bölümde zikredilen şartlar saklı kalmak şartıyla, balık avlanma serbestisi;
  2. f) VI. ve XIII. Kısımlar saklı kalmak şartıyla, bilimsel araştırma serbestisi.

2- Bu serbestiler bütün devletler tarafından, diğer devletlerin açık denizlerin serbestliğini

kullanmalarındaki çıkarları ve Bölge’de yürütülen faaliyetlere ilişkin olarak işbu Sözleşme ile tanınmış olan haklar, gerektiği şekilde göz önünde bulundurularak, kullanacaktır.

 

NOT: Suni ada ile ada farklıdır. Adanın karasuları, kıta sahanlığı, münhasır ekonomik bölgesi olur. Suni adanın ise kendine göre deniz alanları yoktur. Bunları kuran devletlere suni ada etrafında (açık denizde) 500 metrelik güvenlik bölgesi kurma hakkı verir ua hukuk. Bu sadece güvenlik açısındandır.

 

Madde 88- Açık denizlerin barışçı amaçlara tahsisi

Açık denizler barışçı amaçlarla kullanılacaktır.

 

Madde 89- Açık denizler üzerinde egemenlik iddialarının geçersizliği

Hiçbir devlet, açık denizlerin herhangi bir kısmını kendi egemenliğine tabi tutmayı yasal olarak ileri

süremez.

 

Madde 90- Seyrüsefer hakkı

Sahili bulunsun veya bulunmasın her devlet, açık denizlerde kendi bayrağını taşıyan gemileri

seyrettirme hakkına sahiptir.

 

Madde 91- Gemilerin Tabiiyeti

1- Her devlet, gemilere hangi şartlar ile tabiiyetini vereceğini, gemilerin kendi ülkesinde tescil

şartlarını ve kendi bayrağını çekme hakkına sahip olmaları için gerekli şartları tespit edecektir. Gemiler bayrağını çekme iznine sahip oldukları devletin tabiiyetine sahiptir. Devlet ile gemi arasında gerçek bir bağ bulunmalıdır.

2- Her devlet, bayrak çekme hakkını verdiği gemilere bununla ilgili belgeleri verecektir.

 

Madde 92- Gemilerin Hukuki Statüsü¸

1- Gemiler tek bir devletin bayrağı altında seyredecekler ve uluslararası antlaşmalarda ve işbu

Sözleşmede açıkça belirtilen istisnalar dışında, açık denizlerde o devletin münhasır yetkisine tabi

olacaklardır. Mülkiyetin gerçekten nakli veya sicilde değişiklik durumları haricinde bir gemi yolculuk

sırasında veya bir limanda bayrağını değiştiremez.

2- İki veya daha fazla devletin bayrağı altında seyreden ve bunları işine geldiği gibi kullanan bir

gemi, bu tabiiyetlerden hiç birini diğer devletlere karşı ileri süremez ve tabiiyetsiz bir gemi gibi işlem görür.

 

!! Açık denizde nasıl bir suç işlenirse işlensin geminin bayrağını taşıdığı devlet yetkilidir. Bu yetki sadece cezai yetkiden ibaret değildir.

Açık denizde bayraksız (tabiiyetsiz) gemi uluslararası hukukun korumalarından mahrum kalır. İsteyen devlet bu gemiyi alıp ülkesine götürebilir.

Yorumlar

Yorumlar

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir