Külli Halefiyet ve Sonuçları

Sözcük anlamı olarak halefiyet; bir başkasının yerine geçmeyi ifade etmektedir. Miras bırakandan sonra gelen, onun haklarına halef olan kişiler için kullanılır. Miras yer alan değerlerin bütün aktif ve pasifiyle herhangi bir işleme gerek kalmaksızın (taşınmazlarda tescil, taşınırlarda zilyetliğin devri, alacaklarda alacağın temliki hükümlerine uyulmasına gerek kalmaksızın) bir bütün olarak intikaline külli halefiyet denmektedir.

Halefiyet, en geniş anlamıyla bir hukuki olay, işlem veya ölüm sonucunda, bir kimsenin intikale elverişli özel hukuk ilişkilerinin tamamen veya kısmen bir diğer kimseye geçmesi ve o kimsenin yerine kaim olması şeklinde tanımlanmaktadır.

 

Külli halefler mirasçılardır. Atanmış ya da yasal mirasçı olması fark etmez. Burada şu önemli; “Öldüğümde mal varlığım içerisinde yer alan 1983 model yeşil Renault marka otomobilimi bahçıvan Mehmet’e bırakıyorum.” dediği zaman mirasçı ataması yapmış olmaz. Bu bir belirli mal vasiyetidir. Bu sebeple külli halefiyet yaratan bir durum değildir.

*Külli halefler borçlardan da sorumludurlar. Bu borçlar sözleşmeden doğan borçlar olabileceği gibi sebepsiz zenginleşmeden veya haksız fiilden doğan borçlar da olabilir. Külli intikal ilkesinin sonuçlarını hafifletmek amacıyla çeşitli yollar öngörülmüştür; tutulan defterin mucibince kabul edilmesi, terekenin resmi tasfiyesini istemek, mirası reddetmek (öğrendikten itibaren 3 ay içerisinde yapılması gerekir) gibi imkanlar vardır.

 

Bir hukuki olay sonucunda, bir kimsenin intikale elverişli hukuki ilişkileri arasında bulunan belirli bir mal veya hakkın intikali için yasanın aradığı özel şartlara uyarak bir diğer kimseye geçmesi haline cüzi halefiyet denir. Sözleşmelerin beraberinde getirdiği ifa yükümlülüğü kapsamında bir mal varlığının veya bir hakkın karşı tarafa devredildiği hallerde hep cüzi halefiyet söz konusudur.

 

Miras hukukunda kural olarak tüm hak ve borçlar kural olarak kendiliğinden mirasçılara geçer. Mirasçılar borçlar bakımından sadece ellerine geçmiş olan aktiflerle değil tüm mal varlıklarıyla sorumludurlar. Sadece devletin veya resmi tasfiye istemiş olan mirasçıların borçlardan sorumluluğu ellerine geçen aktifler kadardır.

Örneğin; mirası devlete kalan bir kişiden bahsedecek olursak; 10.000 TL aktifi 40.000 TL pasifi olduğunu düşündüğümüzde devlet sadece kendisine geçen 10.000 TL ile sorumlu olacaktır. Bu parayı, alacaklılara (mevcut olayda borcun 1/4ü ödenebildiği için) her alacağın 1/4ü ödenecektir.

/// Yani, mirasçılar borçlar bakımından tüm mal varlıklarıyla sorumluyken, devlet yalnızca eline geçmiş aktif kadarıyla sorumludur. ///

 

Vasiyet alacakları cüzi haleftirler. Vasiyet alacaklısı hangi durumda söz konusu olur? Yukarıda bahsettiğimiz 1983 model yeşil Renault marka otomobilin bahçıvan Mehmet’e kalsın denildiği vasiyetnamede, bahçıvan Mehmet’in sahip olduğu hak bir cüzi halefiyet halidir. Mirasçılara karşı yöneltilmesi gereken bir talep hakkı vardır. Burada bahçıvan Mehmet, mirasbırakanın ölümünden sonra mirasçılara gidecek ve söz konusu otomobili isteyecektir. Çünkü mirasçılar külli halefiyet ilkesi gereği ölümün gerçekleşmesiyle bu otomobili de iktisap etmiş oldular. Mehmet belirli mal vasiyeti alacaklısı olmuştur.

Vasiyet alacaklıları mirasbırakanın değil, mirasçıların cüzi halefidirler. Ölümle birlikte cüzi halefler, kendisine vasiyet edilen şey için sadece bir alacak hakkı elde etmektedirler.

*Cüzi halefler tereke borçlarından sorumlu değildirler.

*Külli halefler ölüm olayına bağlı olarak, doğrudan doğruya hak sahibi olurlarken, cüzi halefler kendilerine vasiyet edilen şey yönünden mirasçılara karşı bir alacak hakkı elde etmiş olurlar.

*Külli halefler, mirasbırakanın borçlarından dolayı kendi mal varlıkları ile sınırsız sorumludurlar. Cüzi halefler ise borçlardan sorumlu değildirler.

 

Külli intikal asıl olduğu için hukukumuzda en az bir külli halef vardır. Mirasın sadece cüzi haleflere intikali söz konusu değildir.

Yorumlar

Yorumlar

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir