Ahmet Önel – Erteleme Oyunu


ERTELEME OYUNU

 

Ahmet ÖNEL

Oyun Kişileri

A (ALİ / AYDIN)

B (BERRİN / BERNA)

C (CEM / CELAL)

1. Sahne

Nikah salonu önü.

B. (BANKTA OTURMAKTADIR; ÇANTASINDAN SİGARA ÇIKARIR, ATEŞ ARANIR; GEZİNMEKTE OLAN ALİ’YE SESLENİR) Ateşiniz.. yok mu?

A.(İLGİSİZ) Var!

B.İyi de…

A.Yetiştirmem gerekiyor, öyle değil mi?

B.Boş verin, kalsın.

A.Hemen pes ettiniz.

B.Ne yapmalıydım?

A.İsteyebilirdiniz.

B.İlginç!

A.Oysa beklediniz. Orada, öylece, bir tanrıça gibi durdunuz ve Prometeus’un ateşi, yetiştirmesini beklediniz.

B.Anlaşıldı. (İÇ ÇEKER) Rica etsem.. bana ateşiniz lütfeder misiniz?

A.(YAKLAŞIR; SİGARAYI YAKAR) Açıkçası, bu daha uygar.

B.Teşekkür ederim.

A.Önemli değil. Çakmak taşımıyorsunuz. Söylesenize, siz kadınlarınki sahici bir unutkanlık mı?

B.Aslında ben…

A.Oysa erkeklere çakmak muamelesi yapan bir kadına benzemiyorsunuz.

B.Kadınlara karşı öfkeli misiniz?

A.Kim demiş! Onlara bayılırım.

B.Bir an için, canınızın yanmış olabileceğini düşündüm.

A.Benim tahammül edemediğim , o komik ayrıcalığınız.

B.Biraz kaba olmuyor musunuz?

A.İçten oluyorum diyelim. Örneğin sizinle, beş dakikadır değil de beş yıldır tanışıyormuş gibi konuşuyorum.

B.Bu doğru değil ki!

A.Tavrım mı?

B. Beş dakikadır tanıştığımızı nereden çıkardınız?

A.Doğru, tanışmıyoruz. Canım, otobüste yan yana düşüp gevezelik eden insanlara rastlamadınız mı hiç? Tanışıp tanışmadıkları kimin umurunda?

B.Her zaman böyle misiniz?

A.Böyle derken neyi kast ettiğinize bağlı. (B.YANITLAMAZ) Patavatsız, kaba… Hem konuşmaktan yana değil, hem de alabildiğine geveze…

B.Siz söylediniz!

A.Bu doğru. (GEZİNİR; SAATİNE BAKAR) Bir çeyrek saatlik bir gecikme. Çoktan karı koca olmalıydılar.

B.Cem’in nikah töreni için buradasınız!

A.Hayır, Defne’nin.

B.İyi ya işte..Sanırım ikisi evlenecekler.

A.Cem’i fazla tanımıyorum.

B.Ben de… (HATIRLAYAMAZ) Adı neydi?

A.Defne. Defne’yi tanımıyorsunuz.

B.Evet. (SAATİNE BAKAR) Bu gidişle de mümkün olmayacak.

A.Bir iki dakika daha bekleyip dağılırız.

B.(GÜLER) Dağılırız! Bu sözcüğü sevdim.

A.Sözcükler ilginizi çekiyor demek…

B.Hepsi hepsi, o kadar. Yazar değilim.

A.Ya?

B.Nasıl?

A.Nesiniz peki?

B.Seramikle uğraşıyorum.

A.Kolay kırılabilir şeylerle.

B.Orası size kalmış. Kırmamak için özenli davranmayı öğreniyorsunuz.

A.Yine de bana göre olmadığı muhakkak.

B.Şüphesiz!

A.Sakarlığımdan söz ediyordum, siz kabalığıma yordunuz. Çevremde sağlam tuzluk bile bulunmaz benim.

B.(ALAYCI) Biraz dikkat!

A.Yine güldünüz. Sizce ben eğlenceli biri miyim?

B.Bilmem.. Belki de.

A.Çalışmalarınızı görmek isterdim.

B.Seramikler ilginizi çeker mi?

A.Görmeden ne söyleyebilirim ki?

B.Ama az önce…

A.(SÖZÜNÜ KESER) Şu sorunuz örneğin… İlginizi çeker mi? Aşık olur musunuz gibi bir genelleme yapmak mümkün mü? Günün birinde bambaşka birine rastlarsınız ve..

B….çarpıp kırarsınız!

A.Size kendimi oldukça kötü tanıttım anlaşılan.

B.Bunu bir türlü beceremedik aslında.

A.Neyi?

B.Tanışmayı.

A.Bu doğru. (ELİNİ UZATIR) Adım, Ali. Ayrıca özür dilerim… Sanırım biraz kabaydım.

B.Savunma içgüdüsü diyelim. Neyse, kısa sürdü. (ELİNİ UZATIR) Kolay atlattınız.

A.Devam edin.

B.Başka ne söylememi bekliyorsunuz?

A.Adınızı.

B.A! Özür dilerim… Adım, Berrin.

A.(YİNELER) Berrin! Yoksa siz de şahit misiniz?

B.Evet.

A.Şahitler yerlerini aldılar, oysa evlenecek olanlar meydanda yoklar.

B.Ancak siz şaşırmadınız.

A.Defne’yi iyi tanırım.

B.Yani?

A.Alem biridir. Çok yoğun olduğu için yerine birini gönderebilirdi örneğin.

B.Onu bile yapmadı ama.

A.Tek yanlı bir suçlama olmuyor mu bu?

B.Cem! Tabii, bir de o vardı. Zavallı çocuk! Umarım başı dertte değildir.

A.Umarım şansını zorlamıyordur!

B.Neredeyse iyi oldu diyeceksiniz.

A.Bir şey söylemiyorum. Yine de fikrimi sorsaydınız, Cem arkadaşımız da Defne’yi yeterince tanımamış derdim.

B.Yeterince tanısaydı, şu evlilik işinden vazgeçerdi. Böyle mi söyleyecektiniz?

A.Topu ustalıkla bana attınız. İçinizden geçeni bana söyletip işin içinden sıyrılıverdiniz.

B.Hangi işin içinden? Neler söylüyorsunuz?

A.Bu kez gülmediniz.

B.Söyledikleriniz şaka değildi.

A.Korkarım alındınız bile…

B.Bu konuyu kapatsak mı?

A.Hangi konuyu?

B.Sanırım son konuştuklarımızdan rahatsız oldum…

A.Nadide bir parçayla karşı karşıyayız.

B.Ne dediniz?

A.Yarattığınız seramikler kadar dayanıksız, sırça olmalısınız.

B.Konuyu kapattığımızı sanıyordum.

A.İkinci uyarı! Şakalara ne oldu ki? Tüm kadınlar şakalara bayılır. (B. YANITLAMAZ) Belki de evliliği önemsiyorsunuz. (B. YANITLAMAZ) Mayınlı tarlaya girdim anlaşılan. Peki.. geri adım atıyorum.

B.Çok garip!

A.Nedir garip olan?

B.Sanki sizinle uzun zamandır tanışıyormuşuz gibi geldi birden.

A.Söylemiştim.

B.Neyi?

A.Ha beş dakika, ha beş yıl. Sizce fark eder mi?

B.Buna belki beş yıl sonra karar verebilirim.

A.İşte bu akıllıcaydı.

B.Teşekkür mü etmeliyim?

A.İçinizden geldiği gibi davranın.

B.Yıllardır aynı tiyatrodalar. Birbirlerini iyi tanıyor olmalılar.

A.Olmalılar! İyi niyet taşlarıyla ev duvarı örüldüğü nerede görülmüş!

B.Bunu bilemezsiniz.

A.Bilmek istemem.

B.Demek evli değilsiniz.

A.Bunu bana doğrudan doğruya da sorabilirdiniz.

B.Öğrenmek için çaba gösterdiğimi düşünmeyin, olur mu?

A.Nereden çıkardınız?

B.En iyisi unutalım.

A.Oyun gibi. (YİNELER) Hadi unutalım. İyi de unutamadım, şimdi ne olacak? Yine güldürdüm sizi.

B.Siz..neyle uğraşıyorsunuz?

A.Şu an sizinle.

B.(GÜLER) Yine de bir yanıt bekliyorum.

A.Neyle uğraşıyorum! Her şeyle… Gerekirse seramikle.

B.Ya sakarlık?

A.Önce kollarımı bir güzel aldırtırım.

B.Benle eğleniyorsunuz.

A.Ya siz?

B.Mesleğinizi sorarken ciddiydim.

A.Meslek sormadınız ki bana?

B.Bazen çok zor oluyor…

A.Konuşmak mı?

B.Sizle konuşmak.

A.Çünkü konuşmuyorum. Yazı yazıyorum.

B.Neler yazıyorsunuz?

A.Şu ara..hiçbir şey!

B.Çünkü sözcükleri kırdınız…

A.İnsanları da.

B.Demek mektup yazıyordunuz!

A.Ortaya bu çıkıyor, değil mi?

B.Belki mektuptan başka şeyler de….

A.Sizi daha fazla yormayayım. Şu sıralar bir oyun üzerinde çalışıyorum.

B.Tiyatro oyunu yazıyorsunuz.

A.Yazıyordum!

B.Ertelediniz.

A.Belirsiz bir süre için…

B.Neden?

A.Yazmıyorum çünkü…yazamıyorum diyelim.

B.Yolunda gitmeyen bir şey mi var?

A.İnsanlar beni şaşırtıyor. Bu da yazdıklarımla ilgili olarak şüpheye düşürüyor beni.

B.Belki yeterince sokağa çıkmıyor, otobüslere binmiyorsunuz…

A.(GÜLER) Doğru olabilir!

B.Hep ayı yerlere gidiyor, aynı insanları görüyorsunuz. Dostların nikah törenlerine gidiyorsunuz örneğin… Onlar gelmiyor ve siz çok eğleniyorsunuz. Ya da acı çekiyorsunuz diyelim.

A.İlle adını koymak gerekiyor mu?

B.Elbette. Sonuçta, yazdıklarınızla ilgili şüpheleriniz artıyor. Bu insanlara güvenilebilir mi? Ne zaman ne yapacağı belli olmayan bu kalabalık için neler yazabilirim ki!

A.Yalan mı? Kimseler yok ortalıkta.

B.Ve yazmaktan vazgeçiyorsunuz.

A.Siz söylediniz.

B.Oysa asıl yazmanız gereken bu belki de.

A.Nedir o?

B.Neden vazgeçiyorlar? Neden erteliyorlar? Neden önce var, sonra.. sonra birden yoklar! Ya da kendinizi yazın. Yazmayı neden ertelediğinizi yazın.

A.Yapmayın!

B.Ürktünüz. Bence burnunuzu odadan dışarıya çıkarmayın siz.

A.(ALAYCI) Önerinizi dikkate alacağım.

B.Alay etmeyin. Kavganız özcüklerle değil sizin. İnsanlarla! Onlarla savaşacak gücünüz yok.

A.Kim demiş beş yıl diye! Daha öncelerden tanıyorsunuz beni.

B.Sizi tanımak hiç zor değil.

A.Doğru. Bana her manavda rastlayabilirsiniz. (DURUR) Yine güldüremedim.

B.Ne çok konuştuk!

A.Demek sizi şaşırtmadım.

B.Hangi konuda?

A.Bilmem… Önce kaba, ardından saldırgan bir kimlik sergiledim size. Şimdi de beyaz bayrak sallıyorum. Beklediğiniz gibi…

B. Bir şey beklemiyordum. (BİR AN DURUR) Ne kadar kolay kaçıyorsunuz?

A.Kaçmak? (DEVAM ETMEZ)

B.Neden sustunuz?

A.Konuştuklarımızı düşünüyordum.

B.Kağıt kalem verebilirim…

A.Anlamadım.

B.Çakmağım yok ama kağıt kalem var yanımda.

A.Bütün bu konuştuklarımızı… yazılabilir şeyler mi sanıyorsunuz?

B.Yazar sizsiniz. Siz karar verin.

A.Saçma!

B.Oyununuz mu?

A.Konuştuklarımız!

B.Bence çok farklı şeyler değil…

A.İşe bakın! Neler yazdığımı bilmiyorsunuz ki…

B.Evet ama çok fazla abarttığınızın farkındayım.

A.Abartı?

B.Yazdıklarınız burada, şu sokakta olup bitenlerden daha önemli değil…

A.Bu sizin yargınız.

B.Belki de işin başında buraya eğlenmeye geldiniz. Niyetiniz bir oyun izlemekti.

A.Farklı bir oyunla karşılaştığım ise bir gerçek.

B.Bizimki mi? Gördünüz mü..yine abarttınız.

A.Giderek ilginçleşiyor!

B.Başka söyleyecek bir şeyiniz yok mu?

A.Bizim kurduğumuz oyunla ilgili olarak mı? Pekala, şikayet edecek değilim. Yine de bir soru işareti var kafamda. Nasıl biteceğini bilmiyorum.

B.Yaşayın..ya da izleyin gitsin!

A.Gözüm sizinki kadar kara değil.

B.Burnunuzu da dışarı çıkarmayın sakin. Daha önce söylemiş miydim?

A.Sonsuza kadar yineleyebilirsiniz. Zevkle dinlerim.

B.İşte bu sözler yakışmadı size.

A.Hafif kompliman koktu ve sizi ürküttü…

B.Belki…

A.Oysa alışık olmalısınız. Benzeri durumlarla karşılaşmışsınızdır.

B.Korktuğum da bu.. Benzeri durumlar! Farklı olduğunuzu düşünmüştüm. (A. YANITLAMAZ, GEZİNMEYE BAŞLAR; BİR SÜRE BEKLER) Güzel konuşuyorduk… Sohbeti sabote ettiğinizin farkında mısınız?

A.Siz buna sohbet mi diyorsunuz?

B.Sonunda eğlenceniz yarım kaldı.. Yeteri kadar malzeme çıkaramadınız. Yazmaktan vazgeçmeniz için bir neden daha.

A.Biliyor musunuz, bana acımasızca yüklenmiyorsunuz.

B.Bunu yazın!

A.İlginç değil k!

B.(ALAYCI) Ah, unuttum! Yazılacak şey ilginç olmalıydı.

A.Bırakın bu da benim seçimim olsun. Ayrıca… şartlar eşit. Siz de benim küçük küçük biblolarımı yapıp sonra bol bol kırarsınız.

 

B.Ben yaptıklarımı kırmam.

A.Unutmuşum…kıran bendim!

B.Hala görmek ister miydiniz?

A.Seramiklerinizi mi? Bunca taciz ateşinden sonra bile mi?

B.Neden olmasın! (SAATİNE BAKAR) Evet…Dağılabiliriz artık.

A.(YAKLAŞIR) Ben…

A.(ELİNİ UZATIR) Vedalaşalım mı?

  1. (GİRER; ÖZENLİ GİYİNMİŞTİR, ANCAK BİTKİN BİR HALİ VARDIR)

Harika Hala burada olmanızın bir açıklaması var mı acaba?

B.Cem! Nerelerdesin?

C.Bu soruya en az on değişik yanıtım olabilir Berin. İstersen hiçbirini vermeyeyim.

A.Ya Defne? O nerelerde?

C.Merhaba. Sen Ali olmalısın. (ŞAŞKIN) Şey…Sizden özür diliyorum… diliyoruz… Her neyse işte. Elde olmayan nedenlerden ötürü…

B.Bir de neler olduğunu söylesen?

C.Ertelendi. Hepsi bu kadar! Defne son dakikada evlilik için hazır olmadığına karar verdi. Düşünebiliyor musunuz? Bir saat kadar önce… Damat bey gelini almaya gidiyor ve…

A.Çok şaşırmadım. Defne bu işte.

C.Onu iyi tanıyorsun!

A.Yeterince tanıdığım söylenemez. Öyle olsaydı buraya da gelmezdim.

C.Yeterince tanısaydım evlenelim demezdim!

B.Şimdi de kızın arkasından dedikodu yapıyorsunuz.

A.Bu da bir tür akıl yürütme tabii…

C.Zavallı durumumdan felsefi sonuçlar çıkarmanız şart mı?

B.Üzgünüm Cem!

C.Boş ver. Buna benzer bir oyun oynamıştım yıllar öncesinde. Ne yapmam gerektiğini biliyorum yani… (A. YA DÖNER) Defne senden söz etmişti…

A.Umarım iyi şeyler söylemiştir.

C.Onun şahidi olacaktın demek. İlk deneyimin mi?

B.Zavallı durumlara ne oldu Cem bey?

C.Yapma Berin… Saçlarımı mı yolayım yani? Durumu gurur meselesi yapmak ise çok demode. Evet, hepsi bu kadardı. Bu vesileyle tanışmış olduk Ali bey!

A.Daha hoş bir ortamda olabilirdi…

C.Daha kötüsü de olabilirdi! (CANI SIKKIN) Keyfim yok çocuklar… Kusura bakmayın… Tekrar teşekkürler.. (ÇIKAR)

B.Evet? Söyleyecek bir şey yok sanırım. Şimdi gerçekten dağılabiliriz.

A.Programın var mı?

B.Nasıl?

A.Sonuç olarak bir törene geldik, öyle değil mi? Her ne kadar bağ bozumu törenlerini hatırlatıyorsa da…yine de kutlanmalı!

B.Kutlanacak bir şey var mı sizce?

A.Tanışmamızı kast etmiştim…

B.Beş yıl önce tanışmamış mıydık?

A.O kadar oldu mu? Zaman nasıl da geçiyor! (ELİYLE DAVETİNİ YİNELER. ÇIKARLAR)

Işık

2. Sahne

Bar.

  1. ve C. Barda oturuyorlar. C. B.’nin sigarasını yakar

C.Aklından bir sözcük tut…

B.Ne dedin?

C.Aklından bir sözcük tut dedim.

B.Pekala..Tuttum!

C.Tamam. Şimdi bırakabilirsin!

B.Nasıl?

C.Tuttuğun sözcüğü özgür bırak dedim. Umarım kuş değildi… O zaten kendi başına uçabilir…

B.Bu oyun mu?

C.Öyle diyelim, öyle olsun…

B.Bence tuhaf bir oyun!

C.Bazen burada kendi kendime oynarım. Adı sözcük azat etme oyunu. Kuralları çok kolay… Önce tutuyor, sonra salıveriyorsun! Tut ve bırak, hepsi bu…

B.(ALAYCI) Hoş geldin Cem!

C.Ben hep buradaydım. Hoş gelen sensin. Sahi, bizim bu mekana pek uğramazdın.

B.Sorgulamaya gerek var mı? İçimden geldi, buradayım işte.

C.Bekleyelim bakalım..Kokusu çıkar.

B.Ne kadar kötü niyetlisin!

C.Kötü niyetli değilim..Düpedüz kötüyüm ben.

B.Bu da yeni moda mı Allah aşkına?

C.Neymiş o?

B.Kendini aşağılıyorsun.

C.En büyük hobimdir. Moda olduğunu bilmiyordum.

.

B.Hoş bir yer.

C.Ne kadar aceleci bir tespit. Her gece geliyorum ve hala nasıl bir yer olduğuna karar vermiş değilim.

B.(GÜLÜMSER) Biliyor musun, seni görmek hoşuma gitti.

C.Teşekkürler Berrin. Biliyorsun, böyle konuşmalara eski filmlerde iltifat diyorlar. Geçmiş yüzyıllardan kalan hımbıllık da diyebiliriz.

B.Bu teşekkür de benden!

C.Özür dilerim..Boş boğazlıktı!

B.Artık kimse yüzüne karşı söylenen güzel sözcüklere tahammül edemiyor.

C.Alışkanlığımız yok. İki güzel sözcükte tüm komplekslerimiz içten içe köpürmeye başlıyor. Kısacası aşağılık bir yanımız var. Hiçbir övgü bu leşi yerinden kıpırdatamaz.

B..Oysa?

C.Oysa sözcükler yerinde olmalı. Taş gibi gerçek ver ağır! (OYNAR) Bu akşam ne kadar kepazesiniz! Ah, o sizin kepazeliğiniz! Hanımefendi nasıllar peki? Kendileri gelemediler ama ancak suratınıza tükürdüklerini iletmemi rica ettiler…

B.(ALAYCI) Evet… Bu iltifatlar daha rahatlatıcı!

C.Haksızlık etmeyelim. Hala geçerli olan kavramlar var…

B.Bir örnek daha rica edelim bakalım.

C.Hala genç ve güzelsin!

B.Ne demezsin!

C.Söylediklerim ciddiydi. Yüzünün eskimeyen bir ışığı var senin. Keşke sevgilin olsaydım Berrin.

B.Ne değişirdi?

C.Çok şey. Örneğin daha rahat bir yerde..bir döşekte sohbet ediyor olabilirdik.

B.Çirkin espri sana yakışmıyor Cem.

C.Beceremem zaten.

B.Denizaltı!

C.Ne?

B.Sözcük. Demin sormuştun ya…

C. Ha! Demek bırakmadın. Oyunun kurallarına aykırı bu. (BEKLER) Denizaltı!…İşe bak! Seni ele veren bir sözcük bu.

B.Uydur bakalım…

C.Diplerde bir yerde kim bilir neler gizliyorsun. Beni yormasan…o gizemli içinizde ne varmış ne yokmuş, tek tek sıralasan…

B.Gizlim saklım yok!

C.Bu gece..neden buradasın?

B.Buna takılman şart mı? Her gece buradasın. Her gece için ayrı bir gerekçe arıyor musun?

C.Başlarda evet… Sonra yoruldum ve bıraktım.

B.Sana rastlayabileceğimi düşünmüştüm. Sohbet ederiz dedim…

C.Hiçbir sürpriz yok desene.

B.Bu ne demek şimdi?

C.Sürprizlerim yok işte. Çünkü yaşam rengim yok. Alanlarım, mekanlarım sayılı. Bana burada rastlayacağını biliyor ve gerçekten de buluyorsun. Ne zavallılık!

B.Bu saçma sapan yargıları nereden bulup çıkarıyorsun?

C. Kendi derinliklerimden.

B.Çok hoşsun!

C.Öyle bakma bana… Bir şeyim yok benim. O krizi atlatalı çok oldu. Evlilik benim bir adama iki numara fazla. Konunun buraya gelmesini istemiyorum Berrin. Birazdan sulu gözlü herifleri gibi ağlayacağımı sanıyorsan avucunu yalarsın. (DURAKLAR) Yaşam sürüyor gördüğün gibi. Ne saçma bir laf ama! Her yere, görebildiğin her deliğe tıkayabilirsin. Yaşam sürüyor!

B.Ya oyun!

C.Oyun! Tek sözcükle berbat!

B.Şu anda hangisinden söz ediyorsun?

C.Devam edeninden değil… Üzerinde çalıştığımız oyundan söz ediyorum.

B.Yani provalar….

C.Yürümüyor. O da bir tıkaç gibi… Geldi ve bir yere oturdu. Milim kıpırdamıyor. Bu yüzden bu gün çalışmayı erken tatil ettik.

B.Ya Defne? O nasıl?

C.Sormak zorunda mısın?

B.Düşünerek sormadım…

C.Nasıl olduğunu bilmiyorum diyelim…

B.Her gün birliktesiniz!

C.İş ilişkisi! Ne kötü bir tanımlamaydı…

B.Ya dostluk?

C.Defne’yle dostluk filan yapılmaz Berrin. Belki rol gereği!

B.Harika! Evlenmeye kalkışmıştınız…

C.Kimse kulağımı çekmemişti.

B.Belki de doğru olanı yaptı.

C.Son dakikada kaçarak mı? Tabii ya! Bütün kaçanlar gibi haklıydı haspa…

B.Suçluyor musun?

C.Aksine, kutluyorum. Alçak sesle! Hatta hiçbir şey söylemeden… Uzaktan ve..her provada!

B.Ali söylemişti.

C.Ali bey! Sevgili yazarımız ne buyurmuşlardı bu konuda?

B.Böyle alaycı konuşma!

C.İnanılır gibi değil! Alındın… Önemsiyorsun onu.

B.Olamaz mı?

C.Görüşüyor musunuz yoksa?

B.Evet!

C.Fazlası?

B.Seni ilgilendirir mi?

C.Haklısın. İleri gittim. Kıskandım, hepsi bu.

B.Şımarmalı mıyım?

C.Denizaltı su yüzüne doğru yol alıyor…

B.Hala alay ediyorsun Cem!

C.Alay ediyorsam alçağın iriyim. Böyle şeyleri önemserim ben.

B.Pek..sağlığına!

C.Sağlığına. E, kelamı söylemedin!

B.Kelam?

C.Ali bey’in kitabından. Birinci bap!

B.Defne’yi yeterince tanımadığını söyledi.. hepsi bu.

C.Nerden çıkarmış dersin? (ALAYCI) Yakından tanıyan birinin gözlemiyle evlere servis!

B.Cem!

C.Niyetim seni kırmak değildi…

B.Bu kez sanırım biraz alındım…

C.Dürüst ol. Bunu düşünmemiştin.

B.Neyi?

C.Yarayı kanatmayalım istersen. İki kişilik masada iki arpacı kumrusu çok fazla.

B.(KİNAYELİ) Sağ ol! Beni rahatlattın.

C.Kaşındın! (DURGUN) Özür dilerim.. beni bilirsin işte… Kendi halimde sözcükleri azat ediyorum.. derken sözcükler birbiri ardına uçup gidiyorlar..her birine bir parçam takılı… biraz yalnızlık…bir parça umutsuzluk…

B.Ne o? Tek kişilik bir oyun mu bu?

C.Ne olduğu umurumda mı?

B.Ne yapacaksınız peki?

C.Defne’yle mi? Bir şey yapmamız gerekmiyor. Herkes kendi işiyle uğraşsın. Merhaba merhaba! Hepsi bu kadar. Bu repliği söylerken sesini biraz daha alçak perdeden almalısın güzelim…. Öfke barındıran bir sözcük değil bu… Gizli bir sevecenlik taşıdığı bile söylenebilir… Ne demiştik az önce? Ah..bu akşam ne kadar kepazesiniz! Olmuyor sevgilim!..Olmuyor küçük hanım… Rolü yeterince benimsememişsiniz… Yeteneklerinizin sınırlı olduğunu akıl etmeliydim…

B.Bunların her biri bir itiraf!

C.Neyin itirafı?

B.O kadına tutkunsun.

C.En azından öyle görünmeliyim. Onun gibi bir oyuncu bulamam.

B.Aynı zamanda bir sahtekarsın.

C.Aldım kabul ettim.

B.Cem… Ne yapacaksınız peki?

C.Az önce de sordun… Bir şey yapmamız gerekmiyor ki!

B.Oyunu sordum.

C.Oyun! Her gün toplanıp okuyoruz işte. Kimse ayaklanıp karakterleri canlandıracak cesareti gösteremiyor.

B.Bırakın gitsin. Silah zoruyla mı çalışıyorsunuz?

C.İyi bir metin bulamadık.

B.Biliyor musun, Ali…

C.Sonra?

B.Boş ver!

C.(ISRARLI) Dinliyordum!

B.Birden saçma geldi.

C.Onun bir oyun yazmakta olduğunu söyleyecektin.

B.Biliyordun!

C.Tabii.

B.Bir göz atsaydın…

C.Bitiremedi ki!

B.Tamamlamaya çalışıyor. (TEDİRGİN) İçkim itti..

C.Utandın.. Yani onu önerirken…

B.Yakalandım mı?

C.Umarım gereğinden fazla önemsemiyorsundur.

B.Sanırım tam tersi!

C.(GÜLER) Tuzağa düştün! Ben oyun metninden söz ediyordum.

B.Oyunu okumadım tabii. Ancak merak ediyorum.

C.Ben de!

B.Gerçekten mi?

C.İyi bir oyuna ihtiyacımız var berrin. Ya tutarsa?

B.Evet..Gerçek bir sahtekarsın!

C.Hizmetinizdeyim majesteleri!

B.Gelmekle iyi etmişim…

C.Baksana, yeni fincanlar filan yok mu?

B.Seramikleri mi soruyorsun?

C.Tamam, öyle olsun.

B.Bir sergiye hazırlanıyorum.

C.Açılıştan haberim olsun. Filleri alıp geleceğim.

B.O kadar çabuk olacağını sanmam.

C.Yaklaşık bir tarih söyleyebilirsin…

B.Benim ayıcıkları alıp oyununuza gelmemden on gün sonra.

C.Hiç altta kalmıyorsun.

B.Sen başlattın…

C.Filler ayılar… Kırıp döküyor, acıtıyoruz. Ne kadar zavallı, ne kadar yalnızız. Merhaba yaşam! Her şey senin için!

B.Yeni birisini bulmalısın…

C.Nasıl yani?

B.Bir kadın!

C.Sadece bir tane mi?

B.Şaka yapmıyorum.. Sorunların var, kabul et.

C.Hem de diz boyu. Borçlar, salon kirası, iptal edilen bağlantılar., oyuncu kaprisleri…Önerdiğin şeye bak. Yeni bir soruna ihtiyacım yok.

B.Sorun sensin desem?

C.Farkındayım, merak etme. Ama bir kadın… hayır! Ne istiyorum biliyor musun Berrin?

B.Dinliyorum…

C.Adını bilmediğim bir ülke.. Dilini bilmediğim insanlar… Takviminden habersiz olduğum bir zaman…

B.Ürkütücü bu. Bir ölüm tarifi gibi.

C.Belki de haklısın.. Tanrım! Ben ne istediğini bilmeyen bir faniyim! Ya yolculuğa ne dersin?

B.Yolculuk?

C.Şu sözünü ettiğim ülkeye! Pekala birlikte gidebiliriz.

B.Beni doğruluyorsun Cem. Sorunun kadınlar.

C.Allah kahretsin! Kafası zehir gibi çalışan kadınlara tahammül edemiyorum. Yolculuğa yalnız çıkıyorsun oğlum!

B.Yanında düşlerini götür…

C.Düşlerim bile yok benim. En son düş gördüğümü yine bir düşte görmüştüm….

B.Aklımı karıştırıyorsun.

C.Önce Okyanusa yelken açardık…

B.Daha önce sergi açmalıyım.

C.Doğru ya…sergiye filler…

B.Oyuna ayılar…

C.Aklından geçeni söyle.

B.Tanıştığımız günü düşündüm birden. Durmaksızın konuşuyordun. Yapacaklarını birbiri ardına sıralıyordun Cem… Çılgının biri diye düşünmüştüm…

C.Sonra?

B.Sonra her şeyi erteledin.

C.Bir şeyin adını koyuyorsun bence…Yerini, zamanını belirliyorsun… Sonra o şey uzaktan beliriyor… bir buzdağı gibi… için ürperiyor…kolların kendiliğinden düşüyor…Coşkunun yerini bu kez panik alıyor…Ardından, yarın diye fısıldıyorsun..yarın hallederim…

B.(SİGARA ÇIKARIR) Ateşin… (GÜLÜMSER)

C.Söylediklerim güldürdü seni.

B.Yo, aklıma biri geldi birden.

C.Ali!

B.Nereden bildin?

C.Çok hoş gülümsedin!

B.Yakalandım demek.

C.(B. NİN SİGARASINI YAKAR) Ya o? Gülümsüyor mu?

B.Yakayı ele verecek kadar değil.

C.Kulübe hoş geldi öyleyse.

B.Nasıl?

C.Desene erteliyor. Üstelik en olmayacak şeyi.

B.İşte bu gerçek bir iltifattı.

C.Sonunda göze girdim.. (İÇERİYE GİREN A’YI GÖRÜR) Ancak saltanatım uzun sürmeyecek…

B.Neden?

C.Söz konusu adam… Ali bey! Sonunda buraya geldi…

A.(YANLARINA YAKLAŞIR) Merhaba Cem! Berrin?

C.(AYAĞA KALKAR) Yemin ederim bu kümese ilk kez geliyorsun.

A.Doğru. (B’YE DÖNER) Seni aradım…

B.(ŞAŞKIN) Beni?

A.Önce eve telefon ettim.. yoktun. Ben de seni bulabileceğim yerleri dolaşmaya karar verdim.

B.Bu gece…çalışacaksın sanıyordum.

A.Pek yol alamadım.

B.Erteledin!

A.Evet ama..ne önemi var ki bunun?

C.Kulübe geldiğini söylemiştim…Az önce!

A.Ne diyor bu?

B.Aldırma. Konuşuyorduk…

C.Meramımı anlatabilirim. Çalışıyordun, bıraktın… Yani erteledin. Bunun adını koyalım önce.

A.Bunu sorun haline getirecekseniz gidip çalışmayı sürdürebilirim…

B.Harika bir sohbet!

A.Şaka yapıyorum. Yazamayacağımın farkındayım…

C.Biz de ondan söz etmiyor muyduk?

A.Nasıl?

C.Şu oyun…

A.İnanayım mı? Nasıl söz edebilirsiniz? Ne yazdığımla ilgili en ufak bir bilginiz yok…

C.Bence arayışlarımızı yazıyorsun… Arayanları anlatıyorsun… Arananlar bıyık altından gülümsüyorlar…

B.Cem!

A.Saçmalık bütün bunlar…

C.Saçma olmayan bir şey söylesene!

A.Ben.. ben Berrin’i görmek istemiştim.. (GÜLER) Neden şansınızı zorluyorsunuz?

B.Bu savunma yeterli…

C.Benden de kabul!

A.Sonunda beraat ettiğime sevindim.

C.Peki neden bu kadar zor oldu?

A.Hangisi?

B.Sohbete katılmak…

C.Hayır hayır…Oyunu sürdürmek…

A.Bilmece gibi konuşuyorsun Cem. Sohbete başlamadan yoruldum. (OTURUR) E? Bana ısmarlayacağınız bir zehir yok mu?

C.Şimdi alıp geliyorum.. Sahi, sen buralarda yenisin. Ne içersin?

A.Votka limon.

C.Takılmalarımı hoş gör. İyi ki geldin Ali.. Ayrıca zaten buradaydın. (UZAKLAŞIR)

A.Burası dördüncü viteste…

B.Cem’i hoş gör. Biraz alkollü.

A.Defne sendromu sürüyor desene.

B.Kolay değil…

A.Sen.. iyi misin?

B.Gördüğün gibi. (YAKLAŞIR) Birden nükseden bu merak hoşuma gitmedi değil…

A.(HEYECANLI) Seni özledim ve…

B.Kendini sokağa attın.

A.Evet.

B.Çalışmayı erteledin.

A.Allah aşkına bunu ikide bir kafama kakmayın!

B.Ben hoş görüyorum. (GÜLER) Peki başka?

A.Sana söylemek istediğim bir şey var Berrin.

B.Meraklandırma beni.

A.Aslında.. aslında ertelediğim daha önemli bir şey var.

B.Devam et.

A.Yani kimi davranışlar… bize ait kararlar.. (B. GÜLER) Neden güldün?

B.Deminden beri Cem’le bunları konuşuyoruz Ali. Barın arkasından bizi dinlemediğine emin misin?

A.Ciddi şeyler söylemek için buradayım.

B.Özür dilerim… Belki de hoşuma gitti… Evet? Bize ait kararlardan söz ediyordun…

C.(ELİNDE KADEHLER; GİRER) Votka limon beyefendinindi… Ya siz hanımefendi?

B.(TEDİRGİN) Bir şey istemem Cem…

C.Özel sohbet. Uzaklaşabilirim…

B.Yo! Burada kal lütfen!

C.Yanılıyor muyum?

A.Ne dedin?

C.Önemli bir şey söyleyeceksin.

A.Evet..Sanırım bunu ertelemeyeceğim. (İÇER)

B.Hey! Yavaş biraz…

A.Tamam… Berrin! Bütün gece seni aradım…çünkü..

C.Dışarıdan konuşanı vururum..Sen rahat ol!

A.Ben..

C.İçinden geldiği gibi!

A.Aslında…

C.Yazarken daha kolay oluyor değil mi? Şu kahrolası sözcükler! Bazen kendilerini, hiç ele vermiyorlar.

A.Cem..Lütfen! (BİR AN BEKLER; KARARLI) Berrin…benimle evlenir misin?

C.Hepsi hepsi bu kadardı işte… Acısız ve dikişsiz! Bugün teklif, yarın deniz!

B.(ŞAŞKIN) Ali.. şaşırdım birden ve…

C.(KADEHİ KALDIRIR) Ve denizaltı konuşur. Merhaba gün ışığı!

Işık

3. Sahne

Ev içi.

kanepede kitap karıştırıyor, B. Canı sıkkın,girer

B.Olacağı buydu. Kısa devre. Kısa bir devre, uzun bir bekleyiş. (DURUR) Atölyedeki koca fırın kullanılmaz durumda, düşünebiliyor musun? Çocuğun bir anlık dalgınlığı! Önce büyük bir gürültü, ardından sessizlik. İnanamıyorum, en az bir aylık bir gecikme… Bir ay! Ali? Beni duydun mu?

A.Efendim?

B.Beni dinlemiyorsun.

A.Yo, kulağım sende. Bir sözcük arıyordum.

B.Benim…

A….söylediklerini de sözcüğü sözcüğüne yineleyebilirim, tamam mı?

B.Pekala. Evet?

A.Evet ne?

B.Neler söyledim az önce?

A.Bu sınavı sık sık yapmak zorunda mısın?

B.Sık yinelemek zorunda kaldığım bir durum demek…

A.Fazlasıyla.

B.Bunun bir anlamı olmalı.

A.Ne gibi?

B.Dinlenmediğim duygusunu yaşatıyorsun bana.

A.Yapma Berrin’

B.Harika doğrusu! Önemli bir sorunum var ve…

A.(KİTABI BIRAKIR; KALKAR) Bir dakika!

B.(DEVAM EDEREK) ..ve ben… bir aptal gibi… boşuna konuşuyorum! Ya da bir deli gibi… tek başına!

A.Seni utandırabilirim.

B.Çocukça!

A.Fırından söz ediyordun.

B.Dayanılır gibi değil…

A.Elektrik kontağı. En az bir aylık bir erteleme…

B.Yeter, dinlemek istemiyorum.

A.Kabul et, sınavı verdim. Daha ne istiyorsun Allah aşkına?

B.Hiçbir şey! Umarım bunu da duymuşsuzdur.. (ÇIKAR)

A.(YÜKSEK) Sergin gecikecek…canın buna sıkıldı… Baksana, belki de bir çözüm bulabiliriz. Sezginler’n fırınından yararlanabilirsin belki. (YANIT BEKLER; GELMEZ, KOLTUĞA GEÇER, KİTABI ALIR) Topu topu bir aylık gecikme… Dünyanın sonu değil ki yavrum! Aslında…sanki sorunun benimle. (B. GİRER) Ne istiyorsun benden?

B.Biraz ilgi!

A.Kadınca bir tepki bu. Sana yakışmıyor.

B.İnsanca desek nasıl olur?

A.Peki, özür dilerim..

B.Duvara çizik atmalıymışım…

A.Nasıl?

B.Özür diliyorsun. Çok kolay özür diliyorsun.

A.Bunun için de özür dilerim.

B.Bu da günün komikliği olsun!

A.Daha önceleri gerçekten komik bulurdun.

B.Daha önceleri? O kadar çok mu geçti?

A.Günün birinde, daha önce hiç gitmediğin bir yerde, yalnızca o akşam için masa arkadaşım olan birine, bak ahbap… ben de denedim ama beceremedim demek istemiyorum…

B.Öyleyse gayret!

A.Ne demek bu?

B.Bir şeyler yapmalısın!

A.Haklısın. Örneğin bilmediğim yerlere gitmem. Tanımadığım adamlarla içmem.

B.(GÜLER) Yeter!

A.Sonunda güldürdüm.

B.Canım çok sıkkın.

A.Bir şeyler yolunda gitmiyor ve öfkeleniyorsun.

B.(ALAYCI) Ya! Oysa sizi örnek alsam kim bilir ne kadar rahat ederdim Ali bey!

A.Golü kaçırmadın.

B.Hak ettin. Son iki aydır parmağını bile kıpırdatmadın.

A.Başa döndük.

B.Yani?

A.Zorun benimle.

B.Tek satır yazmadın Ali. Söz vermiştin.

A.Oyunla ilgili kaygılarım var Berrin… Biliyorsun. En az beş kez başa döndüm.

B.Paylaşmayı dene!

A.Lafın buraya geleceğini biliyordum. Öyle ya, dostların akılcı önerilerine kulak verilebilir.

B.Cem’den söz ediyorsan…

A.Söz eden ben değilim ki! Konuyu buraya getiren sensin.

B.O bir yönetmen.

A.Yazar değil ama! Neden anlamak istemiyorsun?

B.Bildiğin gibi yap… Benim sorunlarım bana yeter.

A.(SEVECEN) Atölyeye gidelim mi?

B.Gecenin bu saatinde mi? Ortalık rezildir şimdi. Her yer kir pas içindeymiş. Yarın ustalar gelecek. Sonra da temizlikçiler…

A.Ciddi bir tehlike atlattığınızın farkında mısınız? Yangın çıkabilirdi.

B.Aslında endişelendin ama belli etmiyorsun.

A.(DOKUNDURMAYI FARK EDER) Nereden çıkardın? Sırf böyle söylemem gerektiği için böyle söyledim!

B.Beni seviyorsun!

A.Katılmıyorum…

B.Ne?

A.Her zaman benim yerime konuşmak zorunda mısın?

B.Tamam sustum, sen söyle.

A.Ismarlama olmuyor!

B.Bekleyebilirim. (DURUR) Komik olduğumuz muhakkak! (TELEFON ÇALAR)

A.Ben bakarım… Alo? Cem? Bu nasıl bir iletişim, anlamak mümkün değil… Evet, az önce senden söz ediyorduk… Elbette kötü! Nasıl? Evdeyiz işte! Bir şey? Yo getirme…. Peki, görüşürüz… (TELEFONU KAPATIR) Birazdan buraya geliyor.

B.Provaları yok muydu?

A.Anladığım kadarıyla bir kez aha hüsran! Sanırım bu oyundan vaz geçecekler.

B.Ali!

A.(ANLAMIŞ) Hazır değilim!

B.Yazdıkların kadarıyla… Bir göz atsa ne ö çıkar?

A.Boş ver! Biliyor musun, seni yeni keşfettiğim bir yere götürmeyi düşünüyordum. Kısmet! Cem gelecek….

B.İnanayım mı?

A.Hadi bunun için de bir sınav yapalım.

B.Nasıl yapacağız?

A.Önerimi daha önceden peçeteye yazmıştım…

B.Peçete? Nerede?

A.Sözlüğün içinde.

B.(KARARSIZ) Yalan söylüyorsun!

A.Denemesi bedava. (KİTABI UZATIR; B. ÇEKİNGEN BİR İKİ ADIM ATAR, A. ONU YANINA ÇEKER) Gel buraya!

B.(SEVİMLİ) Yalancı! Bırak beni…

A.Her zaman kandırabilirim.

B.Çok mu safım?

A.Çok dürüstsün.

B.Aslında sen de…

A.(KESER) Uzatma. Karşılıklı cilaya gerek yok…

B.Çirkindi!

A.Ne?

B.Yoksa komplekslerin mi var?

A.Mümkün!

B.Belki de bu yüzen yazamıyorsun.

A.Bilmem…

B.Düşünene, oyunun bir harika olmuş..Eleştirmenler seni yere göğe sığdıramıyorlar…kaçacak delik aranırsın sanırım…

A.Bunu bir düşünmeli.

B.(ABARTILI) Bu akşam ne kadar kepazesiniz!

A.Ne dedin?

B.Hanımefendi, yüzünüze tükürdüklerini iletmemi rica ettiler…

A.İyi misin? Nedir bu saçmalıklar?

B.Adı üstünde, saçmalık işte. (KİTABI ALIR) Hangi sözcüğü arıyordun?

A.Bilsem arar mıyım?

B.Yazar gizli dünyasını asla açık etmemektedir.

A.Farkında mısın, sorununu unuttun.

B.Atölye mi? Hayır, unutmadım… Ancak yapacak bir şey yok. (BEKLER) Nereye götürecektin?

A.Nasıl?

B.Cem gelmeseydi yani…

A.Unutmadın demek! Kırık dökük, alabildiğine salaş bir yere götürecektim… Ancak insana güzel şeyler anımsatan bir yanı olduğu d muhakkak. Üstelik, özellikle bu gece tüm masalarını patlamış fırın sahibi seramikçilerin doldurduğuna bahse girerim. Aralarında bir iki tane oyunlarını gün ışığına çıkarmaya yeminli oyun yazarına rastlamak da mümkün tabii. Müthiş barışçı bir ortam… Herkes tatlı tatlı içkisini yudumluyor… Arada bir tuhaf şakalar yapıp gevrek gevrek gülüyorlar…

B.Derken, sabaha karşı sokağa dökülüyoruz… Dışarıda akşamdan kalma bir yağmur…

A….ve bir düzine ıslak sokak köpeği… Daha sonra hep birlikte kafalarımızı gökyüzüne çevirip bir ağızdan ulumaya başlıyoruz…

B….birden başımıza gece bekçileri üşüşüyor ve bizi semtin karakoluna götürüyorlar…

A.Sabah çayı için!

B.Umarım öyledir. Peki sonra?

A.Sonrası yok… Öykü burada bitti.

B.Sıradan bir öykü oldu….

A.Ama birlikte ürettik!

B.Biliyor musun, sende bu var…

A.Neymiş o?

B.Küçümsüyorsun… Yazdıklarını küçümsüyorsun… Belki de karar veremediğin konu bu.

A.(ALAYCI) Sence bu insanlar için bir şeyler yazmaya değer mi?

B.Aptalca bir şaka.

A.Beklediğim tepki. Ne güzel şakalaşıyorduk…

B.Bazı şeyleri…

A….ciddiye almalıyım!

B.En kolayını yapmaya devam et.. Alay et!

A.Yine de sana bayılıyorum!

B.Böyle söylenirken bile, öyle mi?

A.Dozu artar mı dersin?

B.Yaşamadan bilinmez!

A.Doğru.

B.Bu laf benim değil.. Hatırlasana, Cem’le Defne için söylemiştin.. Yaşamadan bilinmez.

A.Sıradan bir genelleme!

B.Sana ait olduğu için mi? (A. YANITLAMAZ; KİTABI KARIŞTIRMAYI SÜRDÜRÜR) Ya sen?

A.Nasıl?

B.Aşık mıydın Defne’ye?

A.(ŞAŞKIN, GÜLÜMSER) Gecenin sorusu mu bu?

B.Yüzün kızardı.. Kaçıyorsunuz Ali bey… Kaçıyorsunuz.

A.Berrin? Şakamı yapıyorsun?

B.Neden alındın? Konuşuyorduk…

A.Onunla çok eski arkadaştık..

B.O?

A.Defne’den söz ettiğimizi sanıyordum…

B.Adını söylemek istemiyorsun.

A.Elbette. Çünkü ona hala aşığım! Adını söyleyince i,çimde bir şeyler hop ediyor…

B.Gereksiz bir tepkiydi.

A.Pekiştirmek için gerekliydi! Adam eski aşığından söz eden karısına öfkelenir.. Karısı sakindir… Tüm dikkatini tepkinin dile getiriliş biçiminde yoğunlaştırmıştır. Adamın tepkisi giderek artar.. Kadın sonunda geri adım atar…

B.Oyunu ertelememiş miydin?

A.(AYAĞA KALKAR) Yazıldı bitti bile. İzliyorsunuz Berin hanım! Öğrenmek istediğin başka bir şey var mı? Telefonlaştığımızı söylemiş miydim?

B.Vodvil olduğunu bilmiyordum…

A.Kendimle eğlenmesini iyi bilirim.

B.Farkında mısın, gerçekten de savunmaya geçtin.

A.Öyle mi?

B.Donanımın müthiş! Kendini saklayacaksan baş edemem seninle.

A.Saçmalık bütün bunlar! Kendimi neden saklamaya kalkayım ki?

B.Aptal bir kıskançlık krizi mi yaşadığımı sanıyorsun?

A.Bir şey anlamadım!

B.Sana kızdım..hepsi o kadar.

A.Kızdın mı? Neden?

B.Defne’ye haksızlık yaptın.. Tıpkı oyun gibi. Sürekli erteledin onu. Belki de boşuna yükleniyorum sana.. Tarzın bu senin… Haz aldığın bile söylenebilir… (KİTABI ALIR; SALLAR) Sözcüklere takılıyorsun!

A.Zararsız olduğunu sanıyordum.

B.Kullan onları! Yürekli ol…

A.Bunları söyleten bir şey olmalı…

B.Aşk gibi!

A.Bu iyiydi. Yine de aradığım sözcük değil.

B.Bir an için kıskandığımı düşündün…Ne komik!

A.Bir duygum olsaydı… sözcükleri kullanırdım.

B.Sorunun bu belki.

A.Sorunum?

B.Acıktığının bile farkına varmıyorsun bazen.

A.Ne mantık!

B.Kendisi konuşmaz ama yazar! Bu ara ikisini de yapmıyor.

A.Erteliyor.. En büyük eğlencesi!

B.Canını sıktım…

A.Bu da senin eğlencen. Önceleri yapmazdın. (TEDİRGİN) Defne’yi nereden çıkardın Allah aşkına?

B.Belki de kadın için üzülüyorum..

A.Bu düşünceni sakın ona söyleme.

B.Bir şeyler söylemesi gereken sendin. Zamanında!

A.Sana söyledim ama…

B.Hayatının davranışıydı. O akşam işi gücü bıraktın…

A.Müthiş bir tempoyla çalışıyordum…

B.Belki de bundan rahatsız oldun. Diyaloglar kendiliğinden akıp gidiyor.. Birden ürktün! Yazdıkların seni çoktan aşmıştı.. İstesen de frenleyemiyordun.. (DURUR) Ne yazmıştın? O gece… Madan kalkmadan hemen önce!

A.Bilmek mi istiyorsun?

B.Evet.

A.Adam.. kadına onu sevdiğini söylüyordu.

B.Bu daha korkunç!

A.Hangisi?

B.Bıraktığın yerden sürdürdün. Oyundan hayata kolaycacık geçiverdin.. Tanrım! Kendimi herhangi bir sözcük gibi görüyorum.. Bir ad..Berrin…konuşma çizgisi.. üç nokta…

A.Bu çok aptalca!

B.Berrin, çizgi.. neden böyle söylüyorsun Ali… soru işareti…

A.Kes artık!

B.Ali, çizgi..kes artık…ünlem…

A.Allah kahretsin! (KOLTUĞA GEÇER; ZİL SESİ DUYULUR)

B.Cem geldi! (KAPIYA GİDERKEN DURAKLAR) Tamam… Ne yaptığımızın bile farkında değilim. Belki bu kez benim özür dilemem gerekecek. (ZİL SESİ) Yaptığımız şey her ne ise… ertelesek iyi olacak! (ÇIKAR.; A. KİTABI KARIŞTIRIR, BIRAKIR; SIKINTIYLA DOLANIR)

C. (GİRER) Merhaba… Savaş kokusu var burada.

A.Hoş geldin Cem.

C.Telefondaki sesin daha keyifliydi. (B. GİRER)

A.Uzatma.

C.Ne olur mutlu edin beni. Tartıştığınızı söyleyin. Vazo kırıklarına bayılırım. Boşuna toplamasaydınız…

A.İstersen baştan alalım.

C. Bu daha da hüzünlü. Kavga provaları!

B.Karnın aç mı?

Hayır. Siz de az önce birbirinizi yediğinize göre bu konuyu geçelim.

B.Tadını kaçırma!

C.Tamam, kestim. Siz anlatmıyorsunuz madem, ben anlatacağım.

B.Çalışmanız…

C.Yürümüyor. Olmayan şey yürür mü?

B.Sürekli sızlanıyorsun!

C.Haklısın, bunu sevdik sanırım. Oyunu çalışmayı bir vicdan azabı gibi sürdürmeyi sevdik. Neye benziyor dersiniz?

B.Hayata diyeceğim ama çok bayat olacak.

C.Olsun, doğru doğrudur. Ali bey… konuşmuyorsun!

A.İçki ister misin?

C.Hayır demem. Telefonda öneren sendin.

A.Pekala. (MİNİ BARA GİDER)

C.Nesi var bunun?

A.Aksi herifin biriyim, tamam mı!

C.Sancılı diyelim. Sanatçı çabalıyor ama.. olmuyor!

A.Sana daha çok uydu bu. Benim çabaladığım filan yok.

C.Bu da bir yöntem. Gizli uğraş!

A.(İÇKİ UZATIR) Lisedeyken yapardık.

C.Neyi?

A.O zaman benzer bir yöntemin olduğundan haberimiz yoktu. Tiyatroyu sevdiğimiz, ancak yeterince tanımadığımız yıllar. Üç beş kişiydik… Okulun sahnesine zıplar, içimizden geldiği gibi konuşmaya başlardık. Bambaşka kimliklerle!

C.Araştırmacı tiyatro!

A.Kodlama! Adını koyabileceğimiz bir şey olsaydı bu kadar yürekli davranamazdık belki. Aradığımız ne biliyor musun? İçtenlik!

C.O Allahın cezası kalemle kağıt bizlerden habersiz buluşup bir şeyler karalamıyor ne yazık ki…

A.Bu gerçek için teşekkürler!

B.(YAKLAŞIR; TEDİRGİN) Benim…

A.(YARDIMCI) Cem anlayışla karşılar, rahatsız olma.

C.Keyifsiz olduğun belli. Git yat en iyisi. Ben de çok kalmayacağım zaten.

A.Örneğin ne kadar?

C.Repliklerim bitene kadar demek isterdim ama kağıt üstünde bir şey görünmüyor.

B.Sana iyi geceler öyleyse.

C.Onu sormayacak mısın?

B.Onu?

C.Defne’yi canım!

B.Hep sorar mıydım?

C.Bilmem…

B..Belki sormamı istedin. (GÜLER) Artık onu çok merak etmiyorum!

C.Yeni yeni maceraları da kesmiyor demek ki. Senin için sıradanlaştı belki de.

B.Bence kendisi için de.

C.Bu gün provada örneğin… (VAZGEÇER) Ne saçmalık! Boş verin gitsin…

B.Kötü oynadın Cem. Hala merak etmiyorum.

C.(CANI SIKKIN) Bara gitmeliydim. Her akşamki gibi…

A.(KARARLI) Sana oyunu vereceğim.

C.Nasıl?

A.Okuman için! Hem de bu gece… Madem yazılmış bir şeyler var, paylaşılmalı.

C.Duyduklarım doğru mu?

B.Ali?

A.Şu an sahnedeyim ve içimin sesine kulak verdim. Pazarlıksız…öylesine.

C.Liseli çocuk fısıldadı. Sakınma kendini!

A.Alay edeceksen…

C.Asla! Bu sır aramızda kalacak.

A.Evet…Alay etseniz de canım sıkılmayacak. Bekleyin… (ÇIKAR)

C.Bu gerçekten Ali mi? Senin kocan! İnanılır gibi değil. Ne yaptın ona? (B. YANITLAMAZ) Yatmıyor musun peki? Vazgeçtin. Anlaşıldı… Hiçbir sözcüğü kaçırmak istemiyorsun. Yerinde olsam ben de öyle yapardım. Senin yerinde olsam….Peki şimdi kimin yerindeyim? Bir içki daha alabilir miyim Berrin? (B. YANITLAMAZ; C. MİNİBARA DOĞRU İLERLER)

Işık

4. Sahne

Ev içi.

ve C.nin ellerine oyun metinleri olabilir

B.(SARILMAYA ÇALIŞAN C.DEN KURTULARAK) Yapma! Sırası değil…

C.Rahatlarsın sanmıştım.

B.Aklın nerede senin?

C.Aklım yok ki! Olsaydı burada olmazdım.

B.Ne demek şimdi bu?

C.İyi ki akılsızım demek. İyi ki akılsızım ve burada yanındayım. (B. NİN ELİNİ TUTAR) Gerginsin… Elin buz gibi. Korkuyor musun?

B.Hayır!

C.Belki bir başka zaman…

B.(TEDİRGİN) Ne dedin?

C.Hazır değilsin. İstersen bir başka zaman tamamlayalım şu işi.

B.Ne dediğinin farkında mısın?

C.Ben yalnızca…

B.İnanılır gibi değil! Ertelememizi istiyorsun!

C.Öyle bir şey söylemedim.

B.Başladık..bitirelim.

C.Duymak istediğim de buydu.

B.Oyun mu oynuyorsun benimle?

C.Zaman geçiririz, fena mı? Saat yedi oldu. Kaçta gelecekti?

B.Dokuza yirmi kala. Hiç değişmez.

C.Epey şaşıracak. (TAKLİT) İyi akşamlar hayatım! Hey sen! Sen ne arıyorsun burada? Yoksa fabrikada bir aksilik mi var? Hayır patron, aksilik hayatta. Kısa bir şaşkınlık ve…güm! (B. YE) Hiç eğlenmiyorsun.

B.Bir profesyonel gibi davranmamı bekleme. (C. GÜLER) Neden güldün?

C.Ben daha önce bir kez denemiştim, biliyor musun?

B.(İLGİSİZ) Anlatmadın.

C.Sadece denemiştim dedim. Dokuz yaşında. Belki de on.. Dinlemek ister misin?

B.Sanmıyorum.

C.Nefret ederdim. Amcamdan!

B.Amcandan mı?

C.Öyle. Hamlet’in öyküsüne benziyor değil mi? Amcamdan tiksinirdim. Çok kötü kokardı. Ne zaman masaya otursa kusmak gelirdi içimden. Uzun zaman bizimle birlikte yaşadı. Bu süre içeri,sinde bir kez olsun banyoya girdiğini görmedim. Ekşimiş yoğurt kokardı, düşünebiliyor musun?

B.Devam etmesen?

C.Nasıl?

B.Dinlemek istemediğimi söylemiştim.

C.Zaman çabuk geçer diye düşünmüştüm…

B.Başka şeylerden söz edelim.

C.Öyle olsun. (KANEPEYE UZANIR; HEMEN YANINDAKİ DERGİYİ ALIR, KARIŞTIRIR, BIRAKIR) Harika görünüyorsun. Gülümserken de, endişeliyken de… Bayılıyorum sana. Bunu biliyorsun. Bir kez daha söylemek istedim. Hoşuna gitmedi mi? (B. YANITLAMAZ; C. KALKAR) Ne yaptım biliyor musun?

B.Ne dedin?

C.Fare zehiri almaya karar verdim. Fare gibi kokan biri fare gibi ölmeli. Sokağın köşesinde yaşlı bir aktar vardı. Günün birinde kararlı adımlarla dükkandan içeriye girdim…

B.Anlatmak seni rahatlatacak mı?

C.Hiç değilse sonunu dinle.

B.Adamın yemeğine zehir koyduğunu söylemeyeceksin umarım. Sırf ter koktuğu için.

C.Onunki ter kokusu değildi… Sanki başka bir şey! Ölmesi filan umurumda değildi biliyor musun… Zehiri yuttuğu an kokunun kesileceğine inandırmıştım kendimi.

B.Sonra?

C.Sonunda meraklandın, gördün mü? Dinle.. Aktar sevimli bir ihtiyardı. İsteğimi duyunca endişelendi. Fare zehirini babamın gelip alması gerektiğini söyledi bana.. Yine de, dükkandan dışarı çıkacağım sırada yanıma yaklaştı, eğildi ve kulağıma ne fısıldadı biliyor musun? Tabii zehir amcan içinse o zaman durum değişir evlat!

B.Saat sekize geliyor.

C.Son söylediğim şakaydı. (B. YANITLAMAZ) Yıllar sonra bu öyküyü babama anlattım. Kızdı, tahmin edebileceğin gibi. Ancak tahmin ettiğin nedenle değil! Aynen şöyle demişti…Başladığın işi bitirmelisin evlat! (BEKLER) Gülmedin.. Baksana, şu yastık kılıflarını yıkamalısın. Pasaklı biri olduğunu düşünmek bile istemem.

B.Yastık kılıfları mı?

C.Şunları koklasana! Amcamın bir süre de sizde kaldığına yemin edebilirim.

B.Bütün bunları neden yapıyorsun?

C.Zevzeklik ettiğim doğru…

B.Ben…iyiyim.

C.Belki ben iyi değilim. Böylelikle rahatlıyorum… (KALKAR; YAKLAŞIR) Sen de anlatmalısın.

B.Neyi anlatmalıyım?

C.Seni bu noktaya getiren şeylerden söz et. Öfkeni tazele.

B.Bilmediğin şeyler değil.

C.Kaçamak bir yanıt bu. Bin kez daha dinleyebilirim. Öfkeni dışlamana bayılıyorum biliyor musun? Öyle hoş oluyorsun ki…

B.Aptalca konuşuyorsun.

C.(TABANCA ÇIKARIR) Tek kurşunla işini bitirebilirim. Bunun için fazla akıllı olmaya gerek var mı?

B.(PANİKLE) Kaldır ortadan!

C.Bunun adı var güzelim. Tabanca!

B.Sırası değil…

C.Daha öncelerde deneyim yaşamalı.. Mutlaka yaşamalı. Kokmuş amcalara, teyzelere her zaman ihtiyaç var bana sorarsan. (B. YE YAKLAŞIR) Yeter artık.. Sakin olmalısın! (TUTAR)

B.Anladım. (SERT) Bırak beni!

C.Yalnızca dokundum.

B.Tanınmayacak haldeyim!

C.Kendini sürekli yargılama. Bir karar verdin, sonuna kadar gitmelisin. Eylemin dinin olsun, şüpheler ise cehennemin!

B.Ne kadar rahatsın…

C.Yeni bir karar değil bu. Seni tanıdığım an onu öldürmeye hazırdım…

B.Bilmiyorum…

C.Seni rahatlatacak başka şeyler anlatabilirim…

B.Kendini zorlama.

C.Ondan nefret ediyorsun!

B.Bu yeni bir şey değil…

C.Daha nasıl aşağılayabilirim ki! (BİR AN DURAKLAR) Aldatıyor seni. İğrenç herifin biri o!

B.Vazgeçecek değilim… Beni kışkırtmaya çalışman gereksiz…

C.Anlat… Zevk alıyor değil mi?

B.Konuşmak istemiyorum.

C.Bildiğini biliyor! Bu da ona bir başka keyif veriyor olmalı. Nedense pek çok erkek paylaşır bu ahmaklığı.

B.Ya sen?

C.Kötü olabilirim. Aptal, akılsız hatta hayvan! Ama aldatmam.

B.Sekizi geçiyor…

C.Evet, bildiğini bili,yor. Peki neyin sınaması bu? Vazgeçilmez biri olduğunu kanıtlama çabası tabii, başka bir açıklaması var mı? (TAKLİT) Bak tatlım, yeteri kadar hoş tutmalısın beni. Biliyorsun, seçenekler var…

B.Söylediklerin canımı sıkıyor.

C.Söylediklerim canını acıtıyor. (B. YANITLAMAZ) Kim bilir nasıl güzel başlamıştı.. İşin başında… Cilveleşiyordunuz… Kumrular gibi! O zamanlar yastıklar da kokmuyordu. İnsanı bir diğerinin gırtlağını sıkmaya hazır hale getiren ne olabilir sence? Hayat? Zaman? Hiçbir şey? Konuşsana!

B.Sürekli erteledim.

C.Erteledin.. Neyi?

B.El sıkışıp ayrılabilirdik…

C.Yapmadın. Onu yeniden kazanacağını düşündün.

B.Belki de…

C.Biliyor musun, derdimiz sevgi, bağlılık filan değil bizim. Karşımızdakini şu kadarcık umursamıyoruz. Bizi asıl çileden çıkaran yenilgi.

B.Uyumak istiyorum.

C.Yıllar sonra trafik kazasında öldü.

B.Kimden söz ediyorsun?

C.Amcamdan! Bir kamyon…böcek gibi ezdi geçti onu. Bu oyun değildi. Gerçek…acı bir ölüm.

B.Üzüldün mü?

C.İnanmayacaksın ama kokusunu aradım.

B.Benim aramak isteyeceğim hiçbir şey olmayacak.

C.Siz kadınlar… Öfkeniz bile öyle dürüst ki!

B.Siz erkekler…

C.Rezilizdir! Yine de ne yapar eder sıyrılırız işin içinden. Şu senin başına gelen kolay kolay bir erkeğin başına gelmez. (B. YANITLAMAZ) Bir kadın.. başka bir erkeği sevebilir ama ilk anlatacağı kişi kocasıdır. Yalan mı?

B.Yapamadım.

C.Neden sizden yanayım sanıyorsun? Kadınları seviyorum çünkü. Yalnızca hoş oldukları için değil tabii. Dobra oldukları için de!

B.Teşekkür mü etmeliyim?

C.Ne bileyim! Yine de benden biraz hoşlanmanı isterdim.

B.Bundan söz etmesek… Şimdilik!

C.(ALAYCI) Daha sonra durumu bir kez daha gözden geçirirler ve ilişkilerini adlandırırlar.

B.Lütfen şu tuhaf şakalarına son ver.

C.Aldırma bana.

B.Neden buradasın?

C.Yerinde bir soru. Neden buradasın? Benim için gözünü kırpmadan birini öldürmeye nasıl hazır olabilirsin? Of! Kafamı neden karıştırıyorsun peki? Bu benim sorumdu! (B. YANITLAMAZ) Senin yanındayım ve böyle anlarda var olduğumu fark ediyorum. (BEKLER) Fabrikaya her girişinde içim kıpır kıpır ederdi… Ayak seslerinden anlardım geldiğini… Sanki içimde bir kuş tarlası ve sen tümünü birden gökyüzüne salardın… Binlerce kuşun serinliğini yaşatıyorsun bana.. Şu an burada olmam için yeterli

değil mi?

B.Yerinde olmak isterdim. (C. YE YAKLAŞIR) Devam etsene…

C.Neyi anlatmamı istiyorsun? Tabii ya, ne eşeğim! Bölümdeki bütün başlar senden yana dönerdi… İçimden tekrar tekrar, kim bilir kaç kez kopardığım kafalar! Sonra.. o odasından çıkar ve çeker alırdı aramızdan. Makinelerin başında, oyuncağı elinden alınmış çocuklar gibi kalakalırdık. Suratımıza kapatılan kapının ardında yine senin yüzünü görmeye çalışırdık. Onlarca kafada yaratılan binlerce resim! Bir atölye dolusu adamın birbirinden habersiz oluşturduğu apaydınlık bir kadın resmi!

B.Odada sürekli kavga ederdik. Ağlatırdı beni…

C.Kim bilebilirdi ki! Bir işaretin yeterdi oysa. (DERGİYİ ALIR; OKUR GİBİ) İşçilerin patrona karşı gerçekleştirdikleri, ayaklanmanın gerekçeleri araştırılıyor. Sınıfsal olduğuna dair bulgulara rastlanmadı…

B.Seni anlamıyorum… Bir çılgın olmalıyım ben…

C.Biliyor musun, her an yan çizebilirsin! Hedefi şaşırmamak için kafamın temiz olması gerekiyor. Kafamı karıştırıyorsun… (TEDİRGİN) Vazgeçtiğini mi söyleyeceksin?

B.Düşünmek istiyorum… Yeniden… Sakinlik istiyorum..

C.(BAĞIRIR) Ya şimdi, ya da hiçbir zaman! (B. Yİ SARSAR) Duydun mu beni?

B.Canımı acıtıyorsun…

C.Erteleyemezsin, anlıyor musun? Hayatımı bir adamı gebertme provalarıyla geçiremem…

B.Sakin ol! Lütfen…

C.(TABANCAYI YENİDEN ÇIKARIR) Bu kez mutlaka kullanacağım… Namluya sürdüğüm kurşun bile artık hiçbir mavalı yutmaz… Onda..belki de kendimde… Ama mutlaka kullanacağım! Ertelemene asla izin vermeyeceğim, anlıyor musun?

B.Yeter!(KURTULMAYA ÇALIŞIR)

C.Uzak dur benden!

A. O ANA KADAR İZLEYİCİNİN GÖRMEDİĞİ BİR KONUMDA OTURMAKTADIR, OYUNA KATILIR , KOLTUĞUN KENARINA BİR KAÇ KEZ VURUR

B.(PANİK HALİNDE) Kapı çalınıyor! O…o geldi!

C.Bu saatte mi?

B.(ŞAŞKIN) Her zamankinden yarım saat önce!

C.Ne fark eder!

B.Sakın bir çılgınlık yapma. Duydun mu beni?

C.Dinle… Kapının arkasına geçiyorum..Asıl sen… Sakın bir yanlışlık yapma! Çünkü bu gerçek bir çılgınlık olur… (SAKLANIR)

A.(YAKLAŞIR) Hayatım! İyi misin?

B.Sen…erken geldin!

A.Haklısın. Öğleden sonra bir toplantı vardı ve…

B…ertelendi!

A.Nasıl da bildin! Rengin çok kötü…kötü… çok kötü.. (GÜLMEYE BAŞLAR; OYUNDAN ÇIKMIŞTIR) Evet… Oldukça kötü değil mi? Kabul edin, kötü bir oyuncuyum…

C.(GİZLENDİĞİ YERDEN ÇIKAR) Boş ver. Bu iyi bir yazar olduğun gerçeğini değiştirmez.

A.Sevdin mi gerçekten?

C.Biliyor musun, sende her şey var, yalnızca kendine güvenin eksik.

A.Başlama yine..

C.Bu kez oyunu almama engel olamazsın. Üstelik silahlıyım.

B.Kötü şakalar yapmak yok.

C.Okumayı bitirdiğimizi sanıyordum!

A.Berrin…katkın için teşekkür ederim.

C.Ben de rol önermeliyim. Çok başarılıydı…

B.Kötü şakalara son vermedik mi?

A.Ben izledim. Okumanın ötesinde bir şeydi yaptığın.

B.Abartmıyor musunuz?

A.Tamam tamam! Ali bey.. Anlaşmamızı kutlamak için bir şişe kapağı açabilirsin. Yazarlık görevin oyunu yazmakla tamamlanıyor sanıyorsan yazık sana!

A.Yapma Cem! Çok geç oldu..

C.Hiçbir şey için geç değildir!

B.Artık bir başka akşama…

C….ertelediğini söyleme sakın!

B.Uzatma. Oyuna dönmek istemiyorum..

C.Peki, hiç değilse tokalaşalım. Oyunu teslim aldığımıza dair dostça bir tokalaşma.

B.Defne rolünü sevecek.

C.Hayatının rolü! (DURAKLAR) Biliyor musunuz, belki de iyi oldu…

A.Nedir iyi olan?

B.Evlenmemiş olmanız.

C.Müthiş bir sezgi! Sözünü ettiğim buydu.. Döndüğümde evde beni bekleyen bir ustabaşıyla burun buruna gelmek hoşuma gitmezdi…

A.Bu kadar etkilendin demek. Sevinmeli miyim?

C.Zevzeklik ettim.

A.Biraz da haksızlık.

C.Ne gibi?

A.Defne’ye acımasız davranıyoruz. Hepimiz için geçerli bu. Yanılıyorsam beni bağışlayın. Berrin?

B.Uyumak istiyorum…

C.Bu replik oyundakinden değil. Gerçekten uykusu gelmiş olmalı. Ben çıkıyorum. (OYUN METNİNİ ALIR) Yarın provalara başlıyoruz Üstat. Tiyatroya uğramayasın diye söylüyorum!

A.Merak etme, gelmem!

C.Asıl meraklandığım başka bir konu… Sahnelenecek ilk oyunun bu! Kırk kez kapımızı aşındırman gerekirken… (BEKLER) Beklediğim tepki gelmedi… Bu bir uyarı bence. Oyuncu susar ve kapıya doğru yönelir.. (ÇIKMAK ÜZEREDİR) Arkamda bir tatsızlık bırakmıyorum, değil mi? (YANIT GELMEZ; ÇIKAR)

Işık

5. Sahne

Ev içi

A.(GÖMLEĞİNİN ÜST DÜĞMESİNİ KAPATMAYA ÇALIŞARAK GİRER) Bu lanet gömleği giymeli miyim sence?

B.İçinden geldiği gibi davran.

A.Bütün söyleyeceğin bu mu?

B.Ne söylememi bekliyordun?

A.(CANI SIKILMIŞ) Anlaşıldı…

B.Gömlek düğmesine lanetler yağdıran kocayı sakinleştirmeye çalışan bir kadın olmalıydım aslında.

A.Bu fena bir fikir değil… Bir denesen!

B.(TAKLİT) Ah, haklısın şekerim. O gömlek gerçek bir kabus! Senin boynun kalınlaşmadığına göre, şu saklandığı gardropta bize inat giderek yakasını daraltıyor olmalı. Ama onu hoş gör. Hiç değilse bu gecelik. Bu gece şık olmalısın, biliyorsun. Flaşlar patladığında olabildiğince cazip görünmelisin.

A.Hiç fena değil!

B.Oysa kadın ne yapıyor? Kocasının şu küçük kaprisini bile taşımaktan yana değil. Adamcağızın işin tadını çıkarma oyununa asla katılmıyor.ç Kuru, yavan bir yanıtla karşılıyor onu.

A.(KARŞI TAKLİT) İçinden geldiği gibi davran şekerim.

B.Şekerim yoktu. Epeyce basitleştiriyor gördüğün gibi. Neden not almıyorsun?

A.Ah! Oyunun büyüsüne kapılmış olmalıyım…

B.Tek sözcüğünü bile unutmazsın. Bu gecekinde değilse bile bir sonraki oyunda mutlaka izleriz. Çok kikirdeyeceğimiz kesin.

A.Hepsi bu kadar mıydı?

B.Bence yeterliydi. Kısa ve hoş bir seyirlik.

A.Sürdürebilirdin. Malzemen hayli birikmiş…

B.Usta sensin. Benim yerime sürdür istersen.

A.Denerim. Şuradan devam ederim örneğin.. (TAKLİT) Sevgilim, bu gece sana eşlik ediyorsam, bu biraz da öyle olması gerektiği için! (BEKLER) Nasıl?

B.(ALAYCI) İsteyince bal gibi anlaşıyoruz.

A.Ne demezsin! İtiraf et, oyununa başarıyla katıldım. Sen benimkine katlanamadın bile.

B.Öfke doluydu. Lanet gömlek ve diğerleri…

A.Sonuçta süt dökmüş kediye döndüm. Ne gömlek, ne tırmık! Son düğmeyi de sesimi çıkarmadan iliklemeye çalışıyorum.

B.Sıkıldım artık!

A.Çok çabuk değişiyorsun. Ayak uyduramıyorum.

B.(ÖFKELİ) Ali… lütfen!

A.Hiçbir şeye tahammülün kalmadı senin.

B.Kendim olmak istiyorum.

A.Bu oyunu öğrenebileceğini hiç sanmam!

B.Ne kadar değiştin…

A.Olması gerektiği gibi.

B.Sözünü ettiğim bu değil…

A.Farklı bir frekans! Ali’den Alilere yatay geçiş…

B.Dediklerini anlamıyorum bile.

A.En son ne zaman gülümsedin? Bir yerlere tarih düşmüş olmalıyım.

B.Eğlenceli değil…

A.Gecemi rezil etmek zorunda mısın peki?

B.Belki bunda haklısın… Özür dilerim.

A.Şu an seramik sergisinin açılışına gidiyor da olabilirdik…

B…ve sen benim yaptığımı yapmazdın!

A.Bu doğru.

B.Sırtımı acıtan fermuara en az benim kadar lanetler yağdırırdın!

A.Şüphen mi var! (ŞAKACI) Dünyanın bütün fermuarları… kahrolun!

B.Belki de seni kıskandığımı düşünüyorsun.

A.Kıskanmak mı? Çatlıyorsun! (DURUR) Peki… Basitleşeceğimiz bir sohbeti sürdürmeyelim…

B.Gerçek olacaksak basitleşelim. Birbirimizi daha kolay çözeceksek… yakın olabileceksek…

A.Bunlar kuruntu…

B.Bırak dilimin ucuna gelenleri söyleyeyim… Yoksa sözcükler paslanacak….

A.Sen de değiştin!

B.Bu neydi peki? Suçlama mı, tespit mi?

A.Tespit…sanırım!

B.Umurumda değil. Buraya nasıl geldiğimi merak ediyor musun acaba? Hiçbir şey için pişman olmayacağım bir noktadayım. Belki kanepedeki akşam sohbetlerimiz için acı çekebilirim… Uzun, şakacı, adresi belirsiz o sohbetler için… Hepsi o kadar!

A.Listem daha uzun olurdu.

B.(A.NIN DÜĞMESİNİ DÜZELTİR) Yanlış ilik!

A.Sağ ol!

B.Evet, her şey yolunda!

A.Lanet olsun…Gerçekten lanet olsun! Böyle olacağımızı asla tahmin edemezdim.

B.Şimdi de arınma seansı mı?

A.Söylenmek istediğimi mi sanıyorsun?

B.Sözcükler dilinin ucuna kadar geldiyse… neden olmasın! Pas zararlıdır.

A.Belki bir başka zaman..

B.Ne aptalca! Bu geceyi korumak için yapıyorsun bunu. Geri adım atıyorsun… Dürüst olamadın… Hiçbir zaman dürüst olamadın…

A.Bir iki de cinayetim vardır…Bilmek istersin!

B.Hiç formunda değilsin, biliyor musun? Kaçak dövüşmeyi marifet sayıyorsun. Vur ve kaç! Hiçbir zaman ertelemedin bunu.

A.Daha hazırlanacaksın!

B.Zamanın farkındayım. Beni o koketlerle karıştırma.

A.Bildiğin gibi yap…

B.(ÇANTASINDAN SİGARA ÇIKARIR) Ateşin var mı?

A.Ateş mi? (GÜLER)

B.Neden güldün?

A.İlk gün aklıma geldi birden…

B.İlk gün?

A.Tanıştığımız ilk gün. Ateş istemiştin benden, unuttun mu?

B.Unutmamak için sigarayı bırakmaktan vazgeçtim desem? Deli gibi ateş aranıyordum… Beni gören kırk yıllık tiryaki sanabilirdi…

A.Seni biri gördü ve…

B…söylene söylene ateşini uzattı. Aman Tanrım! Ne kadar zor olmuştu. Tıpkı şimdiki gibi…

A.(SİGARASINI YAKAR) Artık söylenmiyorum.

B.Ya da her şeye!

A.Haksızlık ediyorsun Berrin. Ben güzel şeyleri hatırlamaktan yanayım.

B.Güzel şeyler?

A.O gün..çok hoştun!

B.Tam bir kapı arası komplimanı.

A.Dilimin ucuna geldiği gibi konuştum…

B.Oyundan ödünç sözcüklerle!

A.Çıldırtırsın!

B.Bu gece ne kadar sevimsizsiniz küçük hanım! Sevgilim, bir timsah kadar soğuk olduğunu söylemiş miydim?

A.Neden çıkıp gitmiyorsun?

B.Gitmek mi? Sırası var sanıyordum…

A.Bence sahneyi kaçırdın. Neden sana söylüyorum ki, ben de gidebilirim salında.

B.Kestirme bir geçiş…

A.Nasıl?

B.Lanet olası gömleğinden, birinin evden defolup gitmesine ani bir geçiş.. Oyun içinde başarılı bir pasaj olduğu söylenemez.

A.Yeter artık…sıkıldım!

B.Sen başlattın… Yazdıkların başlattı. Üstelik yazmakla da kalmadınız Ali bey… Tutup oynamaları için verdiniz!

A.Katkınızı inkar etmeyin!

B.Doğru. Hayatımızdan kopya çektiğini düşünüyorum bazen. Kimi zaman da yazdıklarını yazıyormuşsun gibi geliyor bana. Her iki durum da saçmalık!

A.Tepkinin gerekçesi bu mu?

B.Yaşadığımı izlemek istemiyorum!

A.Kendine haksızlık ediyorsun…

B.Kendiliğinden, hesapsız akan sözcükler…Bir omuza yaslanarak paylaşılan yenilgi… zayıflık…sığınma… Güçsüz ama apaçık!

A.Oysa akıp giden hayat bu denli açık değil. Kaos ve belirsizlik… Aldatmaca ve yalan!

B.Böyle şeyler söylemedim…

A.Sana basitleşmeyelim demiştim..

B.Beni suçlayamazsın.

A.Yakınlığımı ısrarla reddeden sensin… Asla yumuşak bir omuz sunmadın bana. Hep kaçtın! Şimdi de suçluyorsun. Varsa eğer, yanlışımı bulmamam yardımcı olmuyor bu tavrın. Sana karşı dürüstüm! (SARSAR) Duydun mu beni? Dürüstüm dedim!

B..Sarsma beni!

A.Lanet olsun…Lanet olsun!

B.Bağırırken boyun damarların şişiyor.. Üst düğmeyi açmayı denesen… Lanet olsun! Bu gecenin sözcüğü de bu olmalı! (ÇIKAR)

A.(ZİL SESİ) Tam sırası! Mahalleyi ayağa kaldırmadık umarım… ( ÇIKAR; DIŞARIDAN) Sen! (GİRERLER) Burada ne arıyorsun? Kuliste olmalısın…

C.Hazırlanıyor muydunuz? Acele etmeseniz iyi olur!

A.Neler olup bittiğini söylemeyecek misin? Ters giden bir şey var…

C.Sadece bir şey mi?

A.Defne!

C.Tam isabet! İntihar girişimi…

A.İnanamıyorum!

C.Şu an hastanede. Neyse ki öbür taraftan kabulü gelmedi. Atlattı sayılır…

A.Prömiyer gecesi intihar girişimi! Olacak şey mi?

C.Bir kutu ilaçla pekala oluyor işte. İlk girişimi de değil…

A.Sahi mi?

C.Bilmiyorsun…

A.Aman Tanrım!

C.Sezmiştim… Daha öncekilerden söz ediyorum. Ancak niyetlendi ve vazgeçti… Her seferinde… Ama bu gece yaptı yapacağını.

A.Durumu iyi mi gerçekten?

C.Çabuk toparlayacak. Yarına kadar hemşirelere yeni bir gösteri gerçekleştirmezse tabii!

A.Biri yanında kalmalı.

C.Ben değil! Ne sokakta, ne sahnede.. Artık ona hiçbir yerde katlanamıyorum… Dünyanın tek sevgilisi değil o … Tek kadın oyuncusu da… Belki tek kabusu olabilir!

B.(GİRER) Ben hazırım! (C. Yİ GÖRÜR) Cem? Neler oluyor?

A.Defne..

B.Evet?

A.İntihara kalkışmış. Bu gece…

B.(SOĞUK) Rolleri karıştırmış olmalı…

A.Bütün söyleyeceğin bu mu?

B.Kötü bir şey mi söyledim?

A.Nasıl bu kadar duyarsız olabilirsin?

B.Evet…Onun için üzülebilirim…Senin için de… Oyunun ertelendi!

A.Bunları söylediğine inanamıyorum Berrin!

B.Senin oyunundayız ve bana bunları söyletiyorsun…

C.Hey! Yapmayın… Bu gece için yeteri kadar olaya tanık oldum.

B.Merak etme, eni başlayan bir tartışma değil…

C.Bilseydim seyircileri de peşimden getirirdim.

A.Her şey bu kadar kötü olmak zorunda mı?

B.Üstümdekileri çıkarabilir miyim? (BEKLER) Başka bir önerisi olan? Sesi çıkan? (ÇIKAR)

A.Gördün işte… Söylediklerini duydun. Tanıyabiliyor musun?

C.İşin başından beri böyle miydi yani?

A.(ŞAŞKIN) Ne işi?

C.Lafın gelişi işte… Ne söylediğimin farkında mıyım ben? İşe bak! Kıskandı ha? Seni Defne’den kıskandı… Berrin! Şu güçlü, kendine sonsuz güveni olan kadın… Ne dünya!

A.Onun yanına gitmelisin.

C.Ne dedin?

A.Defne’nin yanına gitmelisin!

C.İkinci perde mi başlıyor? (SAKİN) Tamam..Gidiyorum… Ben yalnızca… (DURAKLAR) Üzüldüm biliyor musun… Neye ya da kime diye sormayacak kısın?

(A. YANITLAMAZ) Doğru ya! Senin oyununda herkes kendi sorusunu yine kendisine soruyordu… (ÇIKAR; A. KOLTUĞA GÖMÜLÜR GİBİ OTURUR)

Işık

6. Sahne

Tiyatro girişi.

Gişenin üstünde “Oyunumuz Ertelenmiştir” yazısı. Masa, kahve makinesi..

B.(YAZIYI OKUR) Oyunumuz ertelenmiştir. Bütün söyleyecekleri bu mu?

C.Kötü bir sürpriz oldu.

B.Nasıl da hazırdım! Çoktandır tiyatroda oyun izlememiştim… Oysa oyunları ertelenmiş… Keşke ortaya biri çıksa da bunun bir şaka olduğunu söylese…

C.Üzüldüm… Yani senin için… Bilseydik başka bir program yapardık.

B.Oyunculardan birinin başına bir kaza filan gelmiş olmalı. Görünmez kaza!

C.Bunu bilmek seni rahatlatır mıydı?

B.Bilsem.. belki durumu daha kolay kabul ederdim.

C.İstersek öğrenebiliriz.. Yani erteleme gerekçesini…

B.Yo, biraz abarttım… Sonuçta buraya kadar geliyor ve geri dönüyorsun. Kabul edemediğim bu olmalı..

C.Belki de oyun yazarı…

B.Ne dedin?

C.Yazar, dedim. Son provalardan birinde öfkeyle oyuncuların arasına dalmış ve ortalığı karıştırmıştır.. (TAKLİT) Oyunumu rezil etmenize izin vermeyeceğim!

B.Asıl bunu izlemek isterdim.

C.Müzikli bir yere gidelim mi?

B.(ŞIMARIK) Tiyatro izlemek istiyordum…

C.İki kadeh içince belki izletecek kadar bir şeyler yapabilirim.

B.Bir şey anlamadım.

C.Öğrenciyken tiyatro çalışmalarında görev almıştım. Yıl sonu gösterişleri… Doktor hasta komiklikleri filan…

B.Sen doktordun!

C.(GÜLER) İzlemiş miydin yoksa?

B.En ön sıradan!

C.Rolümü aklımda kaldığı kadarıyla yineleyebilirim. (TAKLİT) Hastayı getirin lütfen! (B. GÜLER) Keyfin yerine geldi…

B.Kahve içelim mi?

C.Neden olmasın! (MAKİNEDEN ALIR)

B.Aslında benim de bir denemem olmuştu…

C.Deneme?

B.Oyunculuk canım!

C.(KAHVEYİ UZATIR) Hasta siz miydiniz acaba?

B.Celal!

C.Şaka yaptım! Tiyatroyu seviyorsun..Hayatı, insan ilişkilerini önemsemekle ilgili bu. Çevrene farklı bir gözle bakıyor, davranışları irdeliyorsun…

B.Neler yaşıyormuşum!

C.Sonra…seviyorsun!

B.Anlamadım…

C.Beni seviyorsun. Üstelik rol yapmadan!

B.Belki de baş kadın oyuncunun giysisi yetişmemiştir…

C.Ne dedin?

B.Erteleme gerekçesi olabilir pekala. Kostümler filan…

C.Cesaretlenip bir iki şey söylemeye niyetlenmiştim…

B.Fark ettim ve…birden ürktüm!

C.(İÇ ÇEKER) Ne dünyada yaşıyoruz! Bazen güzel sözcükler bile ürkütücü gelebiliyor. Dinlenmeden üstelik…

B.Birbirimize alışacağız.

C.Yolun başındayız.

B.Oyunun başındayız!

C.Nasıl?

B.Yolun başı dedin, oyunun başı dedim. Çağrışım yaptı birden.

C.Bizde de ertelenir mi sence?

B.Ne dedin?

C.Beraberliğimizden söz etmiştim…

B.Anladım. Yani az önce de anlamıştım. Çok sevimli gelmediği için yanıtlamadım.

C.Boş boğazlık ettim…

B.Keyfini kaçırdım…

C.Yo, hayır!

B.Ben tanrıçaydım!

C.Tanrıça?

B.Okuldaki rolümden söz ediyordum.. Bir Yunan klasiğiydi sanırım…

C.Tanrıça demek! Yakışmıştır…

B.Rolümü nasıl da benimsemiştim! Evdekiler az çekmedi benden. Günlerce yemek masasını toplamadım… Sıradan insanlar ne güne duruyor! (GÜLERLER) Kahve için teşekkürler.

C.Berna.. Seni tanıdıkça daha çok tanımak istiyorum… Gördükçe daha çok görmek… Hepsi bu kadardı sanırım. (B. GÜLER) Neden güldün?

B.Şimdi daha az ürkütücü geldi.

C.Sevindim. Benden güzel sözcükler duymaya alışmalısın…

B.Günün birinde kesilir diye korkuyorum belki.

C.Tanrıçalar korkmaz!

B.Sakın erteleme olur mu? Aklına gelen güzel ne varsa söyle. Mutlaka söyle! (GÜLER) Bugünkü hakkını kullandın…

C.Söylemek istediğim bir şey daha vardı…

B.Peki.

C.Şanslı biriyim ben.. (DURUR) Bitti!

B.Dejavu!

C.Dejavu? (HATIRLAR) Sen bu anı daha önce yaşadın!

B.Kesinlikle. Şanslı biriyim ben… Kesinlikle yaşadım!

C.İlginç olmalı…

B.Bilmem! Lisede deli dolu üç kızdık. Bütün hocaların yaka silktiği, aklı bir karış havada kızlardan işte… Bir coğrafya hocamız vardı… Müthiş yakışıklı bir adam! Sanırım üçümüz de aşıktık ona. O ülkeleri anlatırken, bizler de onun hülyalı gözlerinde bambaşka yolculuklara çıkardık. Sonra… yine bir tiyatro oyununa toplu bilet almıştık. Fikir sahibi kimdi, söylemeye gerek var mı? Biletlerden biri de tabii hocamız içindi.. Ona sürpriz yapmış, son gün söylemiştik…

C.Gelmek istemedi.

B.Aksine, çok sevindi. Biz deli kızlar mutluluktan uçuyorduk. Takıp takıştırma konusunda gizli bir yarışa girişmiştik sanki. Sözleştiğimiz saatte tiyatroda buluştuk ve.. (YAZIYA BAKAR) benzeri bir duyuruyla karşılaşacağımızı nereden bilebilirdik?

C.Oyunumuz ertelenmiştir!

B.İşin başında canımız sıkılmıştı. Hocamız gelmiş, duyuruyu görmüş ve dönmüş olmalıydı. Birden havası kaçmış renkli balonlara dönüvermiştik. Biz öyle bir köşede karalar bağlamışken coğrafyacımız yanımıza yaklaştı..

C.Uzaktan sizi izlemiş..

B.Fark etmemiştik. Yanımıza yaklaştı, sıcacık gülümsedi ve…biliyor musunuz, aslında ben çok şanslı biriyim dedi… (BEKLER) Öyküsünü daha sonra öğrenecektik. Tatsızlıklarla dolu koca bir hayat!

C.Hoş bir öykü yine de…

B.Bütün bu gevezeliği neden yaptım anıyorsun?

C.Neden?

B.Az önce söylediklerinden. Hak ettim mi bilmem ama çok güzeldi.

C.Biliyor musun, neredeyse bu erteleme iyi ki olmuş diyeceğim.

B.İçimizden geldiği gibi konuşuyoruz… Rahatça! Geldiğimizde nasıl da tedirgindik!

C.Tiyatronun yararlarını reddetme! Değiştik ve geliştik…

B.Belki de buna benzeyen bir şeydi…

C.Oyun mu? Belki de. Adam ve kadın… sonsuza kadar birlikte olmaya karar vermişlerdir… Yine de akıllarını bir iki soru yakalarını bir türlü bırakmaz. Ne kadar tanıyorsun onu? Doğru bir seçim olduğuna emin misin? Ya yanılıyorsan? (DURAKLAR) Ya yanılıyorsan?

B.Böyle sorularım yok.

C.Oyundan söz etmiştim. Yürümek ister misin?

B.Burayı sevdim.. Biraz daha oturalım mı?

C.Neden olmasın! (GÜLER) Hala inanamıyorum… Yarın bu saatlerde evli iki insan olacağız.

B.Ne değişecek sence?

C.Bilmem… Daha önce hiç evlenmemiştim!

B.Bense en az bir elin parmakları kadar! (GÜLER)

C.Güzel gülüyorsun. Sen de bunu erteleme olur mu?

B.Bir liste çıkarmaya ne dersin? Kötü sözcükler ertelenecek, gülümsemeler asla!

C.Biraz da işimize geliyor sanırım. Tembel varlıklarız. Göze alamadığımız bir şey ertelemek için gerekçeler bulmak çocuk oyunundan farksız. Düşünsene… Uzun yolculuklar düşler, ne var ki bir türlü yola çıkamayız. Okunacak kitaplar, gezilecek sergiler, çalınacak yeni kapılar, beynimizin küf kokulu erteleme odasında boş yere sırlarının gelmesini beklerler. Bence insan erteleyen bir hayvandır!

B.Oyunda olsaydık burada alkışlardım sanırım..

C.Söylediklerimi yalanlasana! Düzenli yaşamak isteriz. İyi para kazanmak, sevdiğimiz bir işle uğraşmak arzumuzdur. Bu küçücük, evet bence bu küçücük beklentiler için kimi zaman kapımıza kadar gelen hoş sürprizleri elimizin tersiyle kenara iteriz. Çocuk sahibi olmayı, heykel oymayı, gitar kursuna gitmeyi, yamaca tırmanmayı, mağara keşfetmeyi… ne bileyim, belki de sana saçma sapan gelecek pek çok şeyi erteleriz. Dostlarla hafta sonu buluşup bir bira içmek bile yalnızca iyi bir fikir olarak kalır nedense.

B.Geçmişle yüzleşmeyi sevmiyoruz belki de…

C.Korkaklığımızdan!. Kuşkular ve tedirginlikler çevremizi kuşatmıştır çünkü. Geçmişten kaçar, gelecekten ürkeriz. Sırf bu nedenle günübirlik iğreti programlarla tıka basa doldururuz yaşamımızı. Sonuçta bir çiçek koklamak kadar basit, bir çocukla sohbet etmek kadar sıradan, bir şiiri anlamaya çalışmak kadar büyülü nice güzellikler hep birlikte o küflü odanın kapısına yığılır. Kapıdaki yazıyı çok sonra fark ederiz. Dikkat…hayat ertelenmiştir! (DURUR) Özür dilerim… Bütün bu gevezelik…

B.Dilinin ucuna kadar gelmiş sözcükler..

C.(GÜLER) Evet… Ertelemedim!

B.(KALKAR) Beni eve bırakır mısın?

C.Gece yeni başlıyor sanıyordum.

B.Belki bir şeylerden korktum!

C.Aptalcaydı..yani söylediklerim… Seni huzursuz ettim.. Bazen çenemi tutamıyorum!

A.GİRER; GİŞEYE YAKLAŞIR, YAZIYI OKUR, ÇIKMAK ÜZERE DÖNER

B.(A.YI FARK EDER) Celal! Eski bir arkadaşım bu… (SESLENİR) Aydın!

A.(DÖNER; B. Yİ GÖRÜR) Berna!

B.Ne hoş bir sürpriz değil mi? Aydın çok eski bir arkadaşım Celal!

C.Merhaba! (ELİNİ UZATIR)

A.Merhaba Celal! (ELİNİ UZATIR; TOKALAŞIRLAR)

B.Celal, nişanlım! Biliyor musun, yarın evleniyoruz!

A.Ne hoş! Şimdiden kutluyorum sizi.

B.Seni nasıl da tanıdım!

A.Bunu iyiye yormalı. Fazla değişmemişim…

B.Görüşmeyeli öyle çok oldu ki…

C.Oyunun ertelenmesi gerçekten işe yaradı!

B.İzleyecek miydin?

A.Ertelenmiş! Geciktim zaten…

B.Yalnız mıydın?

A.Yo..Bir arkadaşımla…Demet’le gelecektik.

B.Demet?

A.Tanımazsın. Son dakikada işi çıktı.

C.Sonu gelmeyen işler…

A.Kararsız kaldım.. Sonra haydi Aydın dedim kendime. Tek başına hiç mi oyun izlemedin?

B.Tiyatroyu seversin!

A.Seninle yarışamam.

B.Hala yazıyor musun?

A.Karalıyorum diyelim…

B.Celal, tevazu seni yanıltmasın. Aydın eskiden beri sahne için metinler yazar.

C.Ne güzel bir uğraş!

A.Berna abartıyor. Amatörce şeyler işte…

C.Tek söyleyeceğim şu, sakın yarıda bırakma!

B.Celali’n bu geceki takıntısı. Dilinin ucuna gelen sözcükleri söyle…

A…kaleminin ucuna gelenleri yaz!

C.Anlaştık!

A.E, burada ne duruyorsunuz? Bir yere gidip bir şeyler içelim…

C.Gecenin en güzel önerisi..

B.(KARARSIZ) Bilmiyorum…

C.Berna, geçmişten kaçma!

B.Gelecekten ürkme! Peki, haydi gidelim…

C.Aydın! Sana rastlamamız iyi oldu doğrusu..

.

A.Ben de sevindim.

C.Hey, bakın aklıma ne geldi…

B.Yine bir parlak fikir…

C.Dinle, seveceksin. Yarın nikahımız var ve henüz belirlenmiş şahitlerimiz yok..

B.Anladım. Aydın? Ne dersin? Yarın benim nikah şahidim olur musun?

A.Sevinirim.. Saat kaçta, nerede?

C.İşini sıkı tutan biriyle beraberiz. Merak etme, planın ayrıntılarını konuşacağız ahbap! Önce kapağı hoş bir yere atalım bakalım.. Sahi, nereye gidiyoruz?

A.Ara sıra uğradığım bir bar var… Pek parlak bir yer sayılmaz ama seveceksiniz…

C.Öyleyse daha ne bekliyoruz?

B. VE A. KONUŞARAK ÇIKARLAR. C. BİR AN İÇİN YAZININ ÖNÜNDE DURUR; ARKALARINDAN KOŞAR…

Işık

Oyunun Sonu

Yorumlar

Yorumlar

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir