Vasıf Öngören – Oyun Nasıl Oynanmalı

OYUN NASIL OYNANMALI

Vasıf Öngören

GİRİŞ

Perde önünde sağda ve solda iki yükselti. Sağda iki döner koltuk. Solda bir küçük masa. Masanın üzerinde bir teyp, arkasında bir koltuk… Işıklar kararırken, yarışına-cılar ve noter perde önüne çıkarlar. Karı-koca yarışma-cılar sağdaki koltuklara, noter soldaki koltuğa oturur… Sunucu perde önüne gelir…

SUNUCU Sevgili seyircilerimiz, yarışmalı oyunumuza hoş geldiniz. Ben (Oyuncu kendi adını söyleyecek-tir)…, tiyatromuz, adına hepinize iyi eğlenceler dilerim… Yarışmalı oyunumuz, (gösterir) sayın noter Recai Güler Beyin gözetiminde sürdürülecek… Sağ tarafımda yarışmamıza katılan sayın yarışmacılarımızı görüyorsunuz… İsimlerini saklı tutuyoruz.. Daha rahat yarışabilsinler diye… Bununla birlikte kendilerini kısaca tanımaya çalışalım. (Kadın yarışmacıya) Ne iş yaparsınız efendim? Bir yerde çalışıyor musunuz?

KADIN Hayır çalışmıyorum efendim. Ev kadınıyım…

SUNUCU Ev kadınısınız… Çok güzel… (Erkek yarışmacıya) Siz efendim?

ERKEK Ben bir ilaç firmasının propagandisti-yim…

SUNUCU Nasıl bir iş bu? Biraz açıklar mısınız?

ERKEK Firmamıza ait ilaçların, doktor ve ecza-cılarca tanınmasını sağlarım.. Bu ilaçlan tanıtmaya çalışırım.. Doktorlar, reçetelerinde yazsınlar, eczacılar bu ilaçları bulundurup satsınlar diye…

SUNUCU İşinizi sever misiniz?

ERKEK Severim..

SUNUCU Yarışma kurallarına göre evli olmalısını/.. (Kadına) Kaç yıldır evlisiniz?

KADIN Eşimle altı yıldır evli bulunmaktayız… Altı yıldır evli bulunmaktayız.. Altı yıldır evliyiz..

SUNUCU Çocuğunuz var mı?

KADIN Bir kızımız, var..

SUNUCU Kaç yaşında?

KADIN Beş yaşında..

SUNUCU Başka çocuk istemiyor musunuz?

KADIN (Güler) Hayır.. İstemiyoruz.. İnsan tek çocuğunun bile geleceğinden emin olamıyor..

SUNUCU Son bir soru.. Bu yarışmaya neden katıldınız?

KADIN Vallahi eşim katılmamızı istedi.. Ben de..

Olur dedim..

SUNUCU (Erkeğe) Siz?

ERKEK Şansımızı denemek istedim..

SUNUCU Kazanmayı umuyorsunuz elbette?

ERKEK Elbette.. Kazanma umudumuz olmasa neden

yarışalım?

SUNUCU Öyleyse size başarılar dileyelim.. Şansınız bol olsun.. Sevgili izleyicilerimiz şimdi hep birlikte hayata dair bir oyun izleyeceğiz.. Lütfen oyunu dikkatli izleyelim, çünkü yarışmamız bu oyun üzerine.. Sorumuz açık.. Bu oyun nasıl oynanmalı? (Notere) Başlayabilir miyiz sayın noter?

NOTER Başlayabilirsiniz..

SUNUCU Evet sevgili seyirciler, sayın yarışmacılar, işte hayata dair bir oyun, hep birlikte izliyoruz..

(Işıklar karanr)

BİRİNCİ OYUN

(Bir gecekondunun içi… Sabalıat ve iki kızı, Sevil ile Sevgi, özenle bir ziyafet sofrası hazırlamaktadırlar.. Özenle giyindikleri, telaşlı oldukları hemen göze çarpar..)

SEVGİ (Bir tabakla içeri girer.. Sofraya tabağı yerleştirir..Aynada kendisine çeki düzen veren annesine) Anne…

SABAHAT (İşini sürdürür) Hı?..

SEVGİ (Fısıltı ile) Beybabam, ablamın film çevirmesini neden istemiyor?

SABAHAT Haa..

SEVİL (Girer.. Elinde bir şişe Yeni Rakı..) Anne bunu masaya koyalım mı?

SABAHAT Teldolaba koy şimdilik.. Allah vere de soğuk olsaydı bari.. Soğuk mu?

SEVİL Eh işte.. (Gidecekken, birden durur.) Anne?

SABAHAT Ne var? Çene çalıp durma, köfteler oldu mu?

SEVİL Oldu, hazır.. Anne, şey… Beybabam nasıl içki içer? Çabuk sarhoş olur mu? SABAHAT (Hayretle, kızına bakar) Bazen.. Çok içtiği

zamanlar.. Neden sordun?

SEVİL Bir şişe daha mı alsaydık acaba? Ya yetmezse..Ne olur ne olmaz.. Bir şişe daha alalım istersen…

SABAHAT (Öfkeli) Aman sen karışma.. Adamı zilzurna yapacak değiliz ya.. Biraz neşelensin yeter.. Aklı başında olmalı ki.. (Bozulur) Hadi sen git işine bak.. Sen karışma.. Nerdeyse gelir beybaban.. (Sevil çıkar)

SEVGİ (Fısıltı ile) Beybabam diyorum, neden Sevil ablamın film çevirmesini istemiyor? Zengin olsak fena mı?

SABAHAT İstemiyor işte.. (Sevil, köfteleri getirir)

SEVGİ Razı gelmezse ne olacak?

SEVİL (Kararlı) O bana karışamaz.. O benim öz babam değil.. Bana annem karışır..

SABAHAT Ne demekmiş o? Senin de baban.. Bu yaşa kadar kim baktı sana?

SEVİL Neden benim istikbalimle oynuyor madem..

SABAHAT Dükkânı varken iyiydi de, iflas edip işçi olunca mı kötü oldu. O zaman babandı da şimdi neden baban değilmiş.. Siz ele güne rezil olmayın diye, bu yaşta fabrikaya girdi. Daha ne yapsın?

SEVİL İlk filmimde beşbin lira verecekler.. Onun beş ayda kazandığını bir seferde kazanacağım..

SEVGİ Beybabam razı gelir, görürsünüz bak, razı gelir..

SEVİL Yarın dergi yayınlanıyor.. Sinema yarışmasında “Anadolu Güzeli” seçildim diye boy boy resimlerim yayınlanacak.. Herkes öğrenecek.. O razı gelmezse, film çevirmeyecek miyim?

SABAHAT Kızım ben istemiyor muyum? Görüyorsun işte, elimden geleni yapıyorum.. Bir haftadır neler çekmedim. Yanına bile gitmedim.. Ama onun kafası almıyor, kötü bir şey sanıyor bu işi… Bize yakışmaz diyor… Ne yapayım?

SEVİL Film çevirmek kötü bir şey mi? Bak anne o razı gelmezse, iki gözüm önüme aksın kaçarım… Bunu böyle bilin.

SABAHAT Kız, insanı çileden çıkartma… Öyle şeyler düşüneceğine, gönlünü yapmaya çalış…

SEVGİ Beybabam razı gelir. Anneciğim sen kandırırsın onu. Beşbin lira vereceklermiş dersin… Zengin olacağız dersin… Değil mi ama?

SABAHAT İnşallah… Neyse, durun bakalım… Hadi siz sofrayı tamamlayın, hiç eksik kalmasın… Hoşuna gidecek şeyler yapın… Bu gece razı edersek, ederiz işte…

SEVGİ Ben hemen boynuna sarılırım…

SABAHAT Sen hemen öyle atılıp film işini karıştırma… Yavaş yavaş… Ben bilirim.

SEVİL Önce rakı içsin, neşelensin… İyice içsin, ondan sonra…

SEVGİ Sevil abla sen de güler yüzlü ol ama…

SEVİL Olur… Anne, koku sürdün mü? (Gülümser) Bol sürün olmaz mı?

SABAHAT Sen karışma… Git işine bak sen… (Arkasından) Terbiyesiz… (Sevil çıkar… Sabalıat küçük esans şişesini bulur… Kulak arkalarına göğüslerinin arasına acele acele sürer)

SEVGİ (Pencereden bakarken birden bağırmaya başlar) Anne beybabam geliyor… Yanında iki adam var…

SABAHAT İki adam mı? Nasıl, iki adam? (Pencereden bakar) Hay Allah ne yapmalı, eve getiriyor… Adamları eve getiriyor… Şimdi sırası mı, eve adam getirmenin? (Bağırır) Sevil… Sevil çabuk gel… Masayı masayı toplayalım. Otururlarsa gitmezler…

SEVİL (Acele girmiştir) Yetiştiremeyiz ki…

SEVGİ Anne geldiler… Eyvah geldiler…

SABAHAT Sevil, geç öbür tarafa, tut masayı… Geç çabuk… İçeri kaçıralım… (Masayı dar bir kapıdan geçirmeye çalışırlar)

SEVGİ Anne geldiler, vallahi geldiler, nerdeyse içeri girecekler…

SABAHAT Kapıyı tut açmasınlar… (Sevgi kapıya koşar) Sevil çabuk ol…

SEVİL (Kapının kenarına çarpar) Of… Aman anne yavaş..

SABAHAT Kız çabuk ol… (Kapı çalınır) Kız açma sakın… (Masayı geçirirler, fakat anlaşılan öbür tarafta yer yoktur… Masanın bir ucu kapıdan görünür… Kapı bir daha çalınır… Sabahat eline geçirdiği bir örtü ile masanın görünen kısmını örterek, gizlemeye çalışır…)

SEVGİ (Fısıldar) Anne…

SABAHAT (Fısıltı ile) Aç, şimdi aç… (Sevil ‘le birlikte kaybolurlar)

SEVGİ (Kapıyı açar) Hoş geldiniz…

AHMET Buyurun arkadaşlar, içeride konuşalım.

I. İŞÇİ Biz girmeyelim Ahmet Abi… Bizi komiteden bekliyorlar… Her şeyi konuştuk, bize bir şey söyle, biz gidelim…

AHMET Bakın arkadaşlar, ben düşündüğümü açıkça söyleyeyim size… Bir takım arkadaşlarınız, isçileri örgütlemek istedi.. Patronlar tuttu bu arkadaşlarınızı işten attı.. Siz de bir direniş komitesi kurdunuz, direnişe geçeceğiz diyorsunuz.. Belki yarın ya da öbür gün geçeceksiniz de… İyi güzel bunlara hiç karşı değilim ben… Bana da katıl diyorsunuz.. Diyelim ki katıldım.. Patronlarda tutup beni işten atarlarsa.. Sözgelimi.. Diyorsunuz ki, atamaz,. Ama adam atıyor birader.. Tuttu attı işte.. Çoluk çocuk sahibiyim.. İki tane kızım var.. Beni işten atarsa ne olacak.. Siz, benim çocuklarım için ne yapabileceksiniz? Onların emniyetini sağlayabilir misiniz? Şimdi ben kızlarımın üstüne nasıl böyle bir kumar oynayabilirim?

I. İŞÇİ (Güler) Direnişe katılmazsan çocukların emniyette mi olacak Ahmet Abi? Bak abi sen namuslu bir adamsın.. Ama daha yeni işçi oldun.. Senin patronlara yağ yakmadığını biliyoruz, onun için aramıza katıl diyoruz.. Herifçioğulları işten adam çıkartabiliyorsa her zaman çıkartabilir.. Eninde sonunda sen de anlarsın bu işi.. Ama bak, sen ben de işten atılırsam ne olacak, çocuklarıma kim bakacak diyorsun.. Siz ne yapabilirsiniz diyorsun, tamam mı? Binlerce işçi direnişe geçiyoruz, farkında değil misin? İşten çıkartılan arkadaşlarımız için onların çocukları . için, hepimiz için.. Çocukların emniyette olabilmesi için.. Hem bir seferlik değil, bütün zamanlar için.. Bütün çocuklar geleceklerinden emin oluncaya kadar.. İşçiler olarak örgütlendiğimiz gün, örgütlü mücadele ettiğimiz gün, ancak o gün, çocuklar emniyette demektir.. Bunun dışında iğne ucu kadar umudun yoktur abicim.. Çocuklar için zerre kadar emniyet yoktur..

AHMET Vallahi bilmem ki.. Sen de öyle bir anlatıyorsun ki, hani..

II. İSÇİ Abi, Komite bizden haber bekliyor.. Biz geç kaldık hemen gitmemiz lazım..

AHMET Yahu ayakta kaldınız, geçip biraz otursaydınız?

I. İŞÇİ Biz kaçalım. Sana son bir şey daha söyleyeyim.. Yeryüzüne işçinin örgütlü gücünden daha büyük bir güç gelmedi.. Unutma bunu.. Çocuklarımız için, örgü denmekten başka yapabileceğimiz hiçbir şey yoktur.. Sen bir düşün başka bir yol bulursan bize de söyle.. Yarın biz seni bir daha ararız.. Şimdilik hoşça kal..

II. İŞÇİ Hoşça kal.

AHMET Güle güle arkadaşlar.. (İşçiler uzaklaşır.. Ahmet içeri girer)

SEVGİ (Babasının boynuna sarılır) İçeri girecekler diye öyle korktuk ki.. Biz sana neler hazırladık neler..

AHMET (Gülerek gelen Sabahat’a) Hayrola?

SABAHAT Hoş geldin.. Hiç, ne olacak, çocuklar bir şeyler hazırlamıştı da sana..

SEVİL (Telaşla girer) Hoş geldin beybaba.. (Annesine usulca) Anne gördün mü rakı ocağın yanında kalmış ısınmış..

SABAHAT Rakı ısınmış mı?

AHMET Rakı bile var.. Allah Allah hangi dağda kurt öldü? Demek ziyafet var bize..

SEVGİ Hem de neler var, neler.. Hep senin sevdiklerini yaptı Sevil ablam..

AHMET Bunun bir arkası vardır ya hayırlısı..

SABAHAT Aman ne arkası olacak canım.. Çocuklar istedi, bir şeyler yapıverdik işte.. O kadar yoruluyorsun..

AHMET Ne fayda rakıyı ısıtmışsınız.. Sıcak rakı içilir mi şimdi?

SABAHAT Sevgi koş, şu komşulardan azıcık buz iste de gel..

SEVGİ (Hemen fırlar) Şimdi.. Şimdi ben gider getiririm..

SABAHAT (Sevil’e) Tut da şu masayı getirelim.. (Masayı içeri getirmeye başlarlar) O adamlarla birlikte gelince, toplamaya fırsat yoktu, masayı kaçırdık.. (Elinde bir kapla Sevgi evden çıkar)

SABAHAT (Masayı taşırlarken) Sen de bu arada bir yıkan ferahla istersen..

AHMET Bu işin altında bir numara var ya, dur bakalım.. (Çıkar)

SEVİL (Masayı düzeltirken) Şişeyi ocağın yanına bırakmışım dalgınlıkla.. Suya koydum. Canı sıkılmış gibi, değil mi anne?

SABAHAT (Aynada, telaşlı) Açılır birazdan..

SEVİL Aman anneciğim, ne yap yap bu gece onu kandır, razı et..

SABAHAT (Ne demek istedi der gibi bakar) Terbiyesiz… Sen her şeye karışma.. (İş gösterir) Şuraları düzelt.. (İçeriye girer.. İçerden) İstersen pijamalarını giy, daha rahat edersin..

SEVİL (Masayı bir kere daha gözden geçirir.. İçeriyi dinler bir ara.. Sonra ellerini kaldırıp dua eder.. Yüzünü sıvazlar..)

AHMET (İçeri gelirken) Yarın cevap bekliyorlar. (Sofraya bakar) Yaa, var, bu işte bir numara var.. (Oturur, Sevil arkasına bir yastık yetiştirir) Sağ ol kızım.. Eee.. bizim rakı nerde?

SEVİL (Fırlar) Şimdi getiririm., (çıkar)

AHMET (Sabalrat ‘m giyimine kuşamına bakar.. Sabalıat, kırıtır) Sabahat Hanım, Sabahat Hanım… Bayram değil, seyran değil, ne oluyor böyle..

SABAHAT (Cilveli) Aman, belki özledik işte seni.. (Sevil rakı ile gelir, masaya koyar.)

AHMET Hadi bakalım siz de oturun..

(Kapı açılır Sevgi girer.. Elindeki kap boştur, ağlamaklı, dudaklarını ısırmaktadır..)

SABAHAT Ne oldu kızım? Neyin var?

SEVGİ (Ağlamasını güçlükle tutar) Ben bir daha o kadının evine gitmem..

AHMET Buz mu yokmuş?

SEVGİ (Babasına hışımla) Sen neden bize buzdolabı almıyorsun? Gitmem işte, öldürseniz bir daha onların kapısına gitmem. Çingene karı, bir surat bir surat etti. İkide bir açılırsa kapısı bozulurmuş da.. Dolap bozulurmuş.. Her önüne gelen kapılarını çalıp, buz istiyormuş da.. (Duraklar) Buz yok dedi.. (Ağlar) Kapıyı suratıma kapadı.. Ne hakkı var? Çingene karı ne olacak?

SABAHAT Sus kız, ağlama.. Ne yapalım, biz de iste-

yınca, buzdolapları olmuş neye yarar.. Zaten o dolabı da neyle aldılar, belli değil ya..

AHMET Gel benim güzel kızım, sen benim yanıma gel, boşver..

SEVGİ Gelmem.. Sen neden bize buzdolabı almıyorsun?

AHMET Ne yapalım kızım, bizim de buzdolabımız olmayıversin..

SEVGİ Olmayıversinmiş.. Herkesin var ya..

SEVİL Olsun biz de alırız..

AHMET Bugüne kadar buzdolabı ile mi yaşadık? Olmazsa olmasın.. Hadi gel otur..

SEVGİ Herkesin var.. Herkes çocuklarına neler alıyor.. Sen bize..

AHMET (Sinirlenir) Sus ulan eşşoğlu eşşek..Yoksa yok ne yapalım.. Anandan dolapla mı doğdun? (Bir sessizlik.. Sabahat başıyla işaret eder.. Sevgi gelir oturur)

SEVİL Olsun.. Biz de alırız..

BİRİNCİ YARIŞMA

SUNUCU Sevgili seyirciler, olanları gördünüz işittiniz. Hayatın kendisi gibi, hayata dair bu oyunumuz da, sürecek.. Ama nasıl? İşte önümüzdeki sorun bu.. Evet OYUN NASIL OY-NANMALI?.. (Yarışmacılara) Siz bir anne olarak, siz de bir baba olarak, içinde yaşadığımız hayata göz önüne alarak.. Nasıl sürsün isterdiniz? Elinizde olsa bu oyunu nasıl sürdürürdünüz?

KADIN Ben olsam, yani benim elimde olsa, oyundaki kıza film çevirtirdim.. Film çevirebilir mesela, değil mi?

ERKEK Ben de, şahsen, elimde olsa, kızın film çevirmesini sağlardım.

SUNUCU Güzel.. Oyun başka türlü sürmemeli de diyorsunuz böylece.. Doğru mu acaba?

KADIN (Bir süre düşünür) Vallahi ben film çevirsin isterdim.

ERKEK Başka türlü sürmemeli. Kız film çevirmeli.. Yani oyun böyle oynanmalı..

SUNUCU Peki sayın yarışmacılarımız teşekkür ederim.. Elimizde olsa, kıza, yani Sevil’e film çevirtirdik diyorsunuz.. Biz size bu olanağı tanıyoruz.. Şu andan itibaren elinizde böyle bir olanak, böyle bir güç var.. Oyun siz nasıl dilerseniz, öyle sürecek..

KADIN Yani biz ne dersek o mu olacak?

SUNUCU Evet..

KADIN Mesela kız film çevirsin dersem..

SUNUCU Sevil film çevirecek..

KADIN Aman ne güzel.. O zaman Sevil film çevirsin tabii..

SUNUCU Siz de oyun böyle mi sürsün istiyorsunuz?

ERKEK Evet…

SUNUCU Hayata dair oyunumuzu, böyle sürdürerek, belli bir sonuca varacağınızı düşünüyorsunuz sanırım.. Oyunu öyle değil de böyle sürdürmenizin bir sebebi olmalı..

ERKEK Elbette.. Gayet açık..

SUNUCU (Keser) Özür dilerim bir saniye.. Biraz sonra, bu “gayet açık” nedeninizi bize anlattığınız zaman, oyunu sürdürmüş olacaksınız ve oyunumuzu sürdürdüğünüz için tiyatromuzdan yüzer lira kazanacaksınız.. Umduğunuz sonucu gerçekleştirmek için oyuna her karıştığınızda, oyunu her değiştirdiğinizde, yani oyunu her sürdürüşünüzde, bu kazancınız bir kat artacak.. Varmayı umduğunuz sonucu, sahnemizde gerçekleştirdiğiniz zaman da tüm biriken parayı tiyatromuz size hediye edecektir.. Çünkü, böylece tiyatromuz, OYUN NASIL OYNANMALI sorusuna bir cevap vermiş olacak.. Anlaştık mı efendim?

ERKEK (Güler) Evet..

SUNUCU Şimdi lütfen bize, oyunu neden böyle

sürdürmek istediğinizi kısaca açıklar mısınız? (Noter’e)Evet sayın Noter.. (Noter, teybi çalıştırır) Evet sizi dinliyoruz..

ERKEK (Öksürür) Hayatta esas kazanmaktır.. Hepimiz kazanmak için çalışıyoruz.. Bir kazanma umudu taşıyoruz.. Kazanan her şeye sahip demektir.. Bu ailenin kızı, film çevirme fırsatı bulmuş.. Önlerinde bir başka kazanma yolu yoktur.. Bir artist çok, bugün için çok kazanan bir kişi demektir.. Şimdi, kızın film çevirmemesi, ayaklarına kadar gelmiş kısmeti tepmek olur.. Bu bakımdan yapabilecekleri başka hiç bir şey yok.. Mesela işçilerin hareketine katılmak hem yararsızdır, hem de tehlikelidir.. İşçileri böyle zararlı davranışlara itenler, solculardır.. Bu işin altında da gene mutlaka solcuların parmağı vardır.. Bizim fabrikada da solcular, bizim işçilerimizi, aynı böyle kandırıp kışkırtmaktadırlar.. Şimdi bu bakımdan, tek kazanma umudu, kızın film çevirmesidir.. İşte bunun için oyun böyle oy-nanmalıdır.

SUNUCU Şimdi de bayan yarışmacımızı dinleyelim..

KADIN (Banda alınmanın rahatsızlığı) Efendim, şimdi bu durumda, yani bu ailenin durumu kötü.., bunu gördük.., durmakla bir şey olmaz.., bir şeyler yapmaları gerekir.. Ama kızları film yarışması kazanmış.. Şimdi film çevirirse, yani film çeviren bir artist, bugün zengin demektir.. O zaman durumlarını düzeltmek için film çevirmeleri uygundur.. Mesela kız kaçarım diyor.. Küçüğü ağlıyor, dolapları yok çünkü.. Kız film çevirmezse ne yapabilirler? Kız film çevirmezse, babası işçilerle bir olacak mesela.. Adamı işten atarlarsa ne olacak? İnsan olan bir insan, kızları varken böyle bir kumar oynamamalıdır.. Çünkü kız çocuğu başkadır.. Bir ana baba kızına sahip olamıyorsa, ne yapsa boştur.. Çünkü onlar her şeylerini kaybetmiş demektir.. Önlerinde, çocuklarına sahio çıkabilmek için başka bir vol

yoktur. Bunun için oyun böyle oynanmah-dır…

SUNUCU Çok teşekkürler.. Böylece her yarışmacımız bizden yüzer lira kazandı.. Sayın noter her bir yarışmacı için ayrı ayrı yüzer lira koyuyor ve böylece oyunumuz sürüyor.. Ancak bu arada sevgili seyircilerimizden birkaç şey rica edeceğim.. Sevgili seyircilerimiz, gördüğünüz, gibi böyle bir oyun ilk defe oynanıyor. Yarışmacılarımızın, oyunu sürdürmelerine katılmayabilirsiniz.. Önerilerini beğenir ya da kızarsınız.. Bunu reaksiyonlarınızla, mesela alkışlayarak, ya da gülerek, orası size kalmış, gösterebilirsiniz… Ancak, lütfen, kendilerine müdahale etmeyin, bir şey önermeyin, sufle vermeyin ve fısıldamayın.. İkinci bir nokta da şu, oyunun sürdürülüşünü lütfen iyi izleyin.. Çünkü yarışmacılarımızla aramızda bir anlaşmazlık doğarsa, karan siz vereceksiniz. Hani bilirsiniz, bizim topluca oynanan oyunlarımız vardır, yüzük oyunu gibi, fincan oyunu gibi.. Elbirliği ile oynanır.. Gelin bu oyunda elbirliği ile oynayalım.. Sağ olun varolun.. Ve.. Sevgili seyircilerimiz, oyunumuz sürüyor, Sevil film çeviriyor.. İkinci oyun..

İKİNCİ OYUN

(Bir film seti., set işçileri.. Işıkçılar.. Sabalıat ve Ahmet gelirler, bir kenarda dururlar…)

AHMET Burayı buluncaya kadar canım çıktı.. Sabahtan beri burayı anyorum.

PRODÜKSİYON AMİRİ (Asistan ‘a) Aman elinizi çabuk tutun, bugün çekim tamamlanmalı.. İş yarına sarkmasın.. Ayrı kira vermeyelim..

ASİSTAN (Bağırarak) Haydi arkadaşlar elinizi çabuk tutun biraz.. İş bugün bitmeli.. (Ahmet’i görür)

Ne istiyorsunuz? Kimsin sen?

AHMET (Nerdeyse hazımla geçer) Şey efendim..

SABAHAT Kocam, asistan bey. (Asistan gülümser. Gider) Gel istersen biz çıkalım. Bak adamların işleri başlarından aşkın.

AHMET Bir şey demedi işte adam.. Bir de ben göreyim bakalım, bu nasıl bir işmiş..

SABAHAT (Sıkıntılı) Peki fabrika ne oldu? Neden işe gitmedin?

AHMET Direniş başladı.. Fabrika stop etti.. İçeri girip çıkmanın imkânı yok.. Baktım nasıl olsa iş yok, bir de ben gidip göreyim şu sinema numarasını dedim.. Her gece anlata anlata iyice meraklandırdınız.. (Etrafa baktnır, ürkek) Şimdi ne yapıyorlar?

SABAHAT Şimdi hazırlık yapıyorlar.

AHMET Ne hazırlığı?

SABAHAT Şimdi çekim yapacaklar ya canım, onun hazırlığı.. Sahneyi hazırlıyorlar.. Bilsen ne güzel oluyor..

AHMET Sevil nerde?

SABAHAT İçeride, hazırlanıyor.. Elbise falan değiştiriyor.. (Gene telaşlanır) Hay Allah, şimdi seni burda görünce heyecanlanacak, gördün mü? Heyecanlanıp şaşıracak, rolünü iyi çevireme-yecek. Gel istersen biz dışarı çıkalım ha? Kız şaşırmasın..

AHMET (Ters ters bakar) Bu kadar yabancının arasında şaşırmıyor da, beni görünce mi şaşıracak..

SABAHAT Canım sen babasısın.. Seni görünce heyecanlanır tabii.. (Bir süre) Şey şimdi fabrikada seni aramazlar mı? Ya başına bir iş gelirse? Keşke ayrılmasaydın fabrikadan..

AHMET Allah allan, işçiler direnişe geçti diyorum, anlamıyorsun.. Değil ben, patron kendisi bile giremez şimdi fabrikasına..

ASİSTAN Tamam mıyız arkadaşlar?

IŞIKÇI Tamamız…

ASİSTAN (Yüksek sesle) Set hazır.. (Rejisör girer) Abi tamamız..

REJİSÖR İyi. (Sevil, jön ve “İyi kalpli uşak” gelirler.. Yerlerini alırlar..Sevil babasını görür. Birden ürktüğü görülür..)

SABAHAT (Usulca) Bak, gördün mü? Nasıl heyecanlandı.. Gel biz çıkalım..

AHMET (Usulca fakat sert) Kes be, kes..

REJİSÖR Sevil sen surdasın.. Onun seni terkettiğini sanıyorsun, tamam mı? Bohçanı hazırladın.. Üzgünsün.. Evi terkediyorsun.. Hayal kırıklığına uğradın.. Yeniden eski yoksul hayatına dönüyorsun.. Tam gitmeye davrandığında, şöyle, şu yönde bir iki adım atıyorsun.. Birden gözlerine inanamıyorsun.. Çünkü, senin bıraktığını sandığın sevgilin tam karşında duruyor.. Üstelik yaralı.. Bir an bakışıyorsunuz.. Hiç konuşma yok.. (Yumruğunu sıkarak) Tam bir gerilim.. Sonra birden fırlıyorsun, koşuyorsun ve birbirinize sarılıyorsunuz.. (Jön ‘e) Tam bu sırada sen “Geldim” diyorsun.. Artık mutlusunuz.. Sarılıp öpüşmeye başlıyorsunuz.. Tam güvercinler gibi.. (Ahmet irkilerek karısına bakar, Sabahat “sus” işareti yapar) Bu sırada iyi kalpli uşak, gözyaşlarını göstermemek için, başını çeviriyor.. Kamera ikinizi baş planda, güvercinler gibi öpüşürken yakalıyor.. ve son.., Tamam mı? Şimdi bir prova..

AHMET (Sabalıat’a ters ters bakmaktadır)

SABAHAT (Kapatır gibi) Son..

AHMET (Hâlâ bakmaktadır)

SABAHAT Film bitiyor..

REJİSÖR Evet.. Şimdi bir prova.. Herkes yerini alsın.. (Kameramanla bir şeyler konuşur.. Vizörden bakar.. Kamera yapacağı lıareketi dener.. Rejisör uşağın yerini hafifçe değiştirir..) Evet deneyelim.. (Kamera ilk yerine getirilir.. Rejisörün komutu ile, acele bir trafik provası yapılır.. Sevil sarılmayı aceleye getirip yapmaz.. Geçiştirir.. Gözleri ikide bir babasına takılmaktadır.)

REJİSÖR Evet başlıyoruz dikkat.. (Işıklar yanar)

Hazır., dikkat motor.. (Rejisörün anlattıkları tanı bir melodram oyunculuğu ile gerçekleştirilir. Ancak Sevil, jön ‘e doğru koştuktan sonra, maniadan ürken bir at gibi, durur sarılamaz)

REJİSÖR Stop.. Stop.. Ne oldu niye durdun? Niye yapmadın?

SEVİL (Anca duyulur bir fesle) Şey şaşırdım birden..

REJİSÖR Tam şaşırmanın sırası.. Yeniden..

SABAHAT (Hazırlık yapılırken kocasına usulca) Bak gördün mü? Kız sen varsın diye rolünü şaşırdı.. Ölür mu canım, hadi biraz çıkalım..

AHMET (Dişlerinin arasından) Konuşma ulan..

REJİSÖR (Yüksek sesle, sinirli) Evet kesin gürültüyü.. Hazır.. (Işıklar yanar) Dikkat, motor.. (Olay aynen tekrarlanır Sevil sarılmaya gelince gene durur.)

REJİSÖR Stop.. Stop.. Ne oluyor yahu, ne oluyor? Uyuyor musun sen? Yoksa alay mı ediyorsun bizimle? Efendim? Niye oynamıyorsun?

SEVİL (İyice utanmıştır) Affedersiniz, yapamıyorum..

REJİSÖR Ne demek yapamıyorum?

SEVİL Yapamıyorum.. Utanıyorum..

REJİSÖR (Kendisini tutmaya çalışarak, dişlerinin arasından) Hayır efendim, hayır. Utanmayacaksın, oynayacaksın.. Bugüne kadar utanmıyordun da şimdi nerden çıktı bu utanma numarası..

SEVİL (Çaresiz) Daha sonra çekseydik..

REJİSÖR (Çevresindekilere) Buyurun, buyurun bakalım.. (Dolaşmaya başlar) Haydi buyurun. Kızım sen oyuncusun.. İşin oynamak, utanmak değil. Utanasın diye para vermiyorlar sana.. Filmin sonuna gelmişin, utanıyorum diyorsun, senin yerine başkasını oynatamam ya.. Utanmak falan dinlemem, oynayacaksın.. Ben bu filmi bitirmek zorundayım anlıyor musun?

P. AMİRİ (Asistana) Abicim geç kalıyoruz.. Yetişmeyecek iş..

ASİSTAN (Rejisöre) Abicim geç kalıyoruz.

REJİSÖR Tamam, tamam.. Herkes yerini alsın.. Şu işi bitirelim.. (Sevil’i karşısına alır, telkin eder) Bak Sevil, filmde sen Sevil değilsin, yoksul bir kızsın, seyirci öyle görüyor.. Sen Sevil değilsin, yoksul bir kızsın, üvey babandan ve onun eziyetlerinden bıktın..

SABAHAT (Kendisine ters ters bakan kocasına) Film ayol, film icabı..

REJİSÖR Kaçtın evden.. Çünkü senin hakkında kötü niyetler besliyordu, değil mi? Beş parasız, büyük şehirde yalnız kaldın.. Herkes senden yararlanmak istedi.. Uçurumun kenarına kadar geldin.. Ama, zengin yakışıklı bir delikanlı seni çetenin elinden kurtardı.. Birbirinize aşık oldunuz.. Ama çete arkanızı bırakmadı.. Evlenmek istediniz, ama ailesi razı olmadı.. Sana oyunlar çevirdiler.. Seni sevgiline kötü tanıttılar.. Oysa sen onun olmuştun.. Çünkü ona güveniyordun..

AHMET (Karısına “bu da mı oldu ” dercesine bakar)

SABAHAT (Telaşlı) Sus ayol film icabı..

REJİSÖR O ailesinin oyununa geldi ve seni terketti.. Artık hiç bir umudun yok.. Bohçanı topladın, gidiyorsun.. Belki de kendini öldürmeyi bile düşünüyorsun.. Hıçkırıklar, boğazında düğümleniyor.. Gitmek üzeresin.. Ama o ne? İşte tam karşında o duruyor.. Sevdiğin adam.. Gerçeği iyi kalpli uşaktan öğrendi.. Çete ile vuruştu. Senin için hayatını tehlikeye attı.. Ailesini terk etti ve sana geldi.. Üstelik yaralı ve halsiz.. İşte bak tam karşında (işaret eder, ışıklar yanar.. Herkes yerini almıştır.) Sevdiğin insan, hayatındaki biricik insan.. Mutluluğun karşında duruyor.. Koş koş ona.. Sarıl sarıl sevdiğine.. Koş koş.. (Kameraya işaret eder) (Sevil can havli ile koşar.. Yaralı jön’e sarılır.. Öpüşmeye başlarlar)

AHMET (Karısına) Ne oluyor? Yahu ne oluyor?

SABAHAT Sus, sus Allahını seversen sus.. Bak ne güzel oluyor..

AHMET (Karısını iteler) Çekil ulan.. Sevil.. Sevil..Dur.. Seni kandırıyorlar.. (Ortaya atılır) Bırak ulan.. Bırak kızı.. Bırak eşşoğlu eşşek..

REJİSÖR (Dövünür.) Yahu bu kim? Ulan atın şunu dışarıya.. İçine sıçtınız her şeyin..

JÖN (Uşağa) Böyle mizansen var mıydı yahu? (Uşak kendilerine doğru gelen Ahmet’i engellemek ister, ancak Alımet, uşağı devirip, Jön ‘e yetişir, kızı ayırır.. Sevil, ağlayarak kaçar.. Her kafadan bir ses çıkmaya başlar..)

AHMET Bırakın ulan kızı.. Siz burada gözbağcılığı mı yapıyorsunuz? Beni mi kandıracaksınız? Yok o Sevil değilmiş de başkasıymış.. Göz göre göre, kızımı aldatıyorsunuz.. Polis çağırın yahu.. Bir polis çağırın.. (Alımet’in bu sözleri, “Bu da kim yalın. Bu da nerdeıı çıktı?” “Deli mi var?”, “Sevil’in babasıymış.”, “Yahu kendine gel be adam, ne yapıyorsun? “, “Abi dövelim mi?” gibi konuşmalarla sürekli kesilmiştir.. Ortalık tam bir ana baba günü)

SABAHAT (Giiçbela yetiştiği kocasını çekmeye çalışır) Ahmet gel, gel gidelim..

AHMET (Tam zıvanadan çıkmıştır) Nereye gidiyorum be.. Polis çağırın.. Burada göz göre göre, genç kızları tuzağa düşürecekler ha? (Ceketini çekiştirmekte olan Sabahat ‘ı iter.) Siktir git ulan şurdan.. Ulan biz pezevenk miyiz ha? Biz pezevenk miyiz ulan? Polis gelsin.. Biz pezevenkbaşı mıyız burda? Ha..

İKİNCİ YARIŞMA

(Bir sessizlik.. Yarışmacılar şaşkın birbirlerine bakarlar..)

KADIN Şimdi ne olacak?

SUNUCU Evet şimdi ne olacak? Biz de bunu sizden

soruyoruz.. KADIN Aaa… Ne biçim insanlar var dünyada.. Kızı

ne hale soktu.. Kız nasıl film çevirsin bir daha..

Yerin dibine geçti.. (Kocasına) Şimdi ne yapacağız?

(Yeni buzdolabı odanın tanı ortasına yerleştirilmiştir.)

AHMET (Dolabın kapağını açar) Tamam.. Neyini/ varsa getirin bakalım..

SEVGİ Önce buzluğa su koyalım.. Bakalım ne kadar zamanda yapacak?

AHMET (Keyifli) Öyle ya önce buz yapsın bakalım.. (Buzluğu açar, buz kaplarını çıkarır.) Şimdi nasıl olacak? Bunlara su koyacağız anlaşılan..

SABAHAT Ver ver.. (Alır kapları Sevil’e verir) Sevil şunlara su koy.. Önce temiz bir yıka..

SEVGİ (Elinde tuttuğu açıklama kitapçığından bakarak işaret eder) Beybaba, şimdi şurayı son numaraya getirelim ki çabuk soğuşun.. (Annesine) Aman anne, hadi sen de bir şeyler getir.. Yerleştirelim.. (Ahmet soğutma ayarını çevirir)

SABAHAT (Köşede duran fileyi gösterir) Şunları koyun önce.. (Çıkar)

SEVİL (Kaplardan suyu döknıemeye çalışarak getirir) Buzluğu açın.. (Ahmet buzluğu açar, Sevil usulca kapları yerleştirir)

AHMET Dökme.. Yavaş yavaş.. Hah tamam.

SEVGİ (Fileyi dolabın önüne koyar) Abla hadi bunları yerleştirelim..

SABAHAT (El işlemesi bir örtüyle gelir) Bunu da üstüne serelim..

SEVGİ Aman anne, örtü olur mu hiç?

AHMET Niye olmazmış?

SEVGİ Hiç filmlerde görmedin mi, kimse örtü örtmez ki buzdolabının üstüne..

SABAHAT (Örtüyü örtmüştür bile) Sus kız, sen karışma.. Niye örtülmeyecekmiş bal gibi örtülür.. Şimdi sandıktan çıkarttım.. Mis gibi..

SEVİL Aman neyse, hadi şunları yerleştirelim..

(Fileyi açarlar, Sevgi kitapçığa bakarak, neyin nereye yerleşeceğini gösterir.)

SEVGİ O ne? Margarin şuraya.. Tamam.. O kıyma mı? Ne kadar az? Oraya değil canım, şuraya.. Hah tamam oraya.. Beybaba bak bakalım, buz

olmuş mu?

AHMET (Sinirli) Canım hemen olur mu? (Gene de açar bakar) Olduğu gibi duruyor. Hiçbir şey olmamış.. Su..

SEVGİ (Bilmiş) Tabii daha erken.. Abla şunları çı-kartsana.. Ne var onun içinde? Elma mı? Bak, onlar buraya..

AHMET (Yerleştirmek isteyen Sevil’e) Sen ver, ver bana.. Yerleştiriyoruz işte, değil mi?

SEVGİ (Zaten suratı asık olan ablasına hemen bir iş gösterir) Ablacığım sen içerden şişelere su koy, yerleştirelim. Bak buralar boş kalıyor.

SEVİL (Sinirli) Öf aman.. (Gider)

SABAHAT (Büyük bir kavanoz salça ile gelir) Bunu koyun bunu..

SEVGİ O olmaz.. Konmaz o..

SABAHAT Laf.. Sen karışma her şeye, konacak işte..

SEVGİ Sığmaz anneciğim.. Hem de iyi olmaz.. Bak sen onu şişelere doldur.. (Gösterir) Buraya koyacağız.. Yaaa..

SABAHAT (Bir an ne diyeceğini bilemez) Peki buz olmuş mu bakalım?

AHMET (Hemen buzluğa davranır) Canım hemen olur mu? (Bakar lıayretle) Olduğu gibi duruyor.. Su..

SABAHAT Hemen öyle su mu? Sakın bu dolap buz yapmıyor olmasın?

AHMET Öyle şey olur mu canım?

SABAHAT Olur, olur.. Bize gelince olur.. Nerde bir uğursuzluk, aksilik olsa, gelir bizi bulur..

SEVGİ Daha erken.. Kaç dakika oldu ki.. Biraz sonra olur.. (Babasına iş gösterir) Bunları şuraya, sebzeliğe koyacaksın..

AHMET (Yerleştirir) Kız, sakın bozuk falan olmasın?

SEVGİ Bozuk değil, çalışıyor işte.. (Gitmeye davranan annesine) Anne anne..

SABAHAT (Durur bakar) Ne var?

SEVGİ Anneciğim, unutmayalım da radyodan

reklam saatini kaçırmayalım. SABAHAT Ne var ki?

SABAHAT Bu akşam bizim buzdolabının da reklamını yaparlar.. Değil mi ne güzel.. SABAHAT (Hoşlanır) Aa, vallahi kız aklınla bin yaşa…

Bizimkini de söyler. SEVGİ Hadi anne çabuk ol.. Böyle kapağı açık kalırsa

bozulur sonra..

SABAHAT Şimdi şimdi.. (Çıkar) SEVİL (İki şişe su ile gelir) Keşke birkaç şişe, şişe suyu

alsaydık…

AHMET Getir getir., (şişelen alır) SEVGİ Bak şuraya.. Şişeler şuraya.. AHMET Kız başlarım şimdi sülalenden ha.. Kör

müyüz koyuyoruz işte.. SEVGİ (Bir süre baktnır) Bomboş kaldı, hiç dolmadı

ki.. SEVİL İçerde yemekler var.. Onları da koymalı..

(Seslenir) Anne gelirken yemekleri de getirse-

ne..

SABAHAT (İçerden) Sen gel şu şişeyi al.. SEVİL Buz olmuş mu? AHMET Hemen olur mu canım.. (Bakar) Hay Allah

olmamış.. (Sevil çıkar) SEVGİ Hiç olmadı ki.. Bak buraya yumurta koymak

lazım.. Sonra (İçeriye) Annee.. SABAHAT Ne var, SEVGİ Peynir var mı? SABAHAT (Bir süre sonra) Azıcık var.. SEVGİ Onu da getir madem.. (Dolabın boş kalması

canını sıkmıştır) Bomboş kaldı.. SEVİL (Büyük bir şişeye doldurulmuş salçayı getirir)

Böyle hiç hoş olmadı.

AHMET Ver ver.. (Alır yerleştirmeye çalışır) SEVGİ Şuraya beybabacığım, bak şuraya.. AHMET Hay senin beybabanın.. (Dediği yere koyar) SABAHAT (Elinde iki kalaylı kapla gelir) Bu yemekleri

de koyalım.. Dolabın olması çok iyi oldu..

SEVGİ Aman anne, bu kaplarla olur mu canım?

SEVİL Ne alaturka.. Hiç yakışıyor mu?

SABAHAT Hay Allah koksun mu yemekler canım?

SEVGİ Vallahi hiç yakışmıyor, ne kadar alaturka..

AHMET Ya sabır.. (Kararsız bekleyen karısına) Durma öyle be getir.. (Alır yerleştirir)

SEVGİ Hiç uymadı işte.. Zaten dolmadı da..

SABAHAT Gerçekten hiç dolmadı..

SEVGİ Bir şeyler almalı..

AHMET (Sevgiyle) Git öyleyse bakkaldan bir şişe rakı al da, soğuk bir rakı içelim..

SEVGİ Hahh.. Alalım.. Yumurta da almak lazım.. (Kitapçıktan ıikıırgibi) Bira da alalım biz de annemle bira içeriz.. Biraz daha sebze alalım.. (Okumaktan vazgeçer) Ben gidip alırım.. İyice dolduralım buz-dolabımızı. Ha beybabacığım, dolduralım değil mi? Hem bozulmaz ki, durur.. Nasıl olsa alacak değil miyiz?

AHMET (Haşlanmıştır) Dolduralım anası satayım.. Kendi buzumuzla içelim rakımızı.

SABAHAT (Kızları ile birlikte) Buz oldu mu acaba?

AHMET (Hemen açar bakar) Olmuyor..

SABAHAT (Bir sessizlikten sonra) Kapağı hep açık, belki de, ondan olmuyor.

AHMET (Kapıyı acele kapatır) Dur bakalım belki de… (Hepsi dolabın karşısına geçer, seyrederler)

SEVGİ Ev ne kadar eski kaldı..

SEVİL Hiç uymadı..

SABAHAT Bir de çamaşır makinemiz olsaydı..

SEVGİ Ya elektrik süpürgesi..

SABAHAT Ya..

SEVİL Eşyalar ne kadar eski gözüktü değil mi?

SEVGİ Anne.. Anne.. Bir de fırınlı ocak almalı değil mi?

SEVİL Şu masaya bak, döküntü gibi.. Ne kadar alaturka..

SEVGİ Çok alaturka..

SEVİL Ev bu/.dolabına hiç uymadı..

SEVGİ İstesek hepsini alırız, ama…

SABAHAT Ah bir alabilsek..

SEVGİ İstesek bal gibi alırız.. Sevil ablam iki üç film daha çevirse, tamam hepsini alırız..

AHMET (Birden tokatı patlatır) Defol git, ne a lacaksan al gel.. Cırcır böceği gibi. Bu film işi bir daha konuşulmayacak demedim mi ben? (Sevgi kor-knrak annesine sığınır. Sabalıat bakkal defterini verir..)

SABAHAT Bana da nane likörü al.. Önümüz zaten kurban bayramı.. Misafire tutarız.. (Seı>gi çıkar) Vallahi başımıza devlet kuşu konmuş, sen neler söylüyorsun? (Bekler) Yeni film teklif etmişler..

AHMET Kes ulan..

SABAHAT Aman konuşması da mı yasak canım, konuşuyoruz işte.. Eksiklerimizi tamamlasak fena mı?

AHMET Başlarım şimdi gelmişinden geçmişinden.. Ben pezevenk miyim ulan..

SABAHAT Aa ne alakası var.. Ne olmuş sanki, film çeviriyorlar, yalancıktan sahici bir şeyler değil ki..

AHMET (Üstüne yürür) Yeter ulan yeter.. Ağzını açma, ağzına sıçarım şimdi.. Sus.. Konuşma.. Sahici değilmiş.. Elin oğlu gözümün karşısında, düpedüz, tövbe yarabbi.. Yalancıktanmış.. Benim defterimde bunlar yazmaz, anlaşıldı mı?

SEVİL (Kararlı) Beybaba..

AHMET (Keser) Sus ulan konuşma..

SEVİL Susmayacağım işte.. İstersen döv, öldür.. Susmayacağım.. Sen benim öz babam değilsin.. Sen bana karışamazsın..

AHMET (Sevil ‘in üstüne yürümekteyken, birden durur.. Biran.. Kararsız.. Sabalıat’a bakar) Ya..

SABAHAT Sevil..

SEVİL Susmayacağım anne, ne hakkınız var benim istikbalimle oynamaya. O benim öz babam değil. Ben film çevireceğim, yeni teklif var, öldürseniz dövseniz gene çevireceğim..

AHMET Ya..

SEVİL Namuslu ol, namuslu ol.. Ama karnımı/ı doyuramıyoru/.. Buralarda mı geçecek ömrümü/? Bu bataktan cıkarsana madem bi/.i.

AHMET Ya.. Demek öyle..

SEVİL Bi/, insan değil miyiz? Annemi kardeşimi insan gibi yaşatsana.. Öyle namuslu geçinmek ko-lay..

AHMET Yaa.. Demek… Seni orospu., demek..

SEVİL Ben onları insan gibi yaşatacağım, sen de yasatsana.. Senin beş ayda kazandığını ben on günde kazandım ama..

AHMET Orospuluk edersen daha da kazanırsın..

SEVİL Kazandığım parayı elimden alırken, öyle düşünmedin ama.. Buzdolabını alırken orospu parası demedin ama.. (Ağlar) Ben orospu deği-İim.. Gücün yetiyorsa, sen alsaydın ya.. Herkesin içinde rezil ettin beni.. Ne hakkın var? Nefret ediyorum senden.. Şimdi de orospu olduk değil mi?

SABAHAT (Gider kızına sarılır) Sus kızım, ne dediğini kulağın duyuyor mu?

SEVİL Ben film çevireceğim anne.. Ne yapsanız çevireceğim. İşte bu kadar..

AHMET (Öfkesinden ne yapacağını bilememektedir) Bana bak, Sabahat, bu benim kızım değil.. Benden böyle soysuz zaten çıkmaz.. Şimdi beni dinle.. Bak boşsun benden anladın mı? Şer’an boşsun.. Müslümansan boşsun.. Eğer bu kız film çevirirse, işte o andan itibaren benden boşsun.. Ya bu orospuyu dizinin dibine bağlarsın, ya da sen de onunla birlikte siktir olup gidersin.. İşte bu kadar.. Konuşma.. Bak dinimi inkâr edeyim, boşsun.. (Sessizlik)

SEVİL (Usulca) Korkma anne.. (Bu arada Sevgi nefes nefese, neşeyle gelir..)

SEVGİ Anneciğim, ne olur kızma.. İşte şimdi buz-dolabımızı dolduracağız.. Her şeyi aldım.. Ketçap bile aldım.. Ne olur kızmayın bana olur mu?

(Elindekileri dolabın önüne kın/ar) Beybaba açsana bakalım, buz olmuş mu?

AHMET Kes kız.. (Gider dolabı açar, buzluğa bakar, bir an sevinir) Olmuş olmuş su donmuş.. Donar tabii.. Buz, olmuş..

ÜÇÜNCÜ YARIŞMA

KADIN Aaa, ben böyle adam görmedim.. Ne yapacağı/, şimdi.. Kız film çevirirse adam karısını boşayacak..

ERKEK Boşanmazlarsa, kız film çevircmeyecek ama.. Boşansınlar..

KADIN Boşansınlar mı? Aaa yazık, niye yuvalarını yıkalım? Günah.. Allah kimsenin yuvasını yıkmasın..

ERKEK Boşanmazsa, bu sefer kızı kaybedecek anası.. Şimdi aklını kullan.. Bu yarışma. Boşatmazsak, yarışmayı kaybederiz..

KADIN Niye?

ERKEK Kaybederiz.. Bizim kıza film çevirtmemiz lazım.. Kız film çevirmeli ki, biz de kazanabilelim..

KADIN (Anlar) Haa.. Tabii canım.. Bir kere kız film çevirmeli o şart..

ERKEK Kızı kaybedersek yarışmayı da kaybettik demektir.. Onun için biz, şimdi bunları ayıracağız.. (Karısını etkilemek isteyen bir tavırla) Oyun icabı tabii..

KADIN Her şeyde bir hayır vardır derler.. Adam da çok inatçı yani.. Hak etti doğrusu.. Hem bu adam olmazsa, onlar da istedikleri gibi rahat rahat film çevirirler..

ERKEK İstedikleri gibi, bol bol film çevirirler, olur biter bu iş..

KADIN Rahata ererler vallahi.. Film artistleri neler kazanıyor neler..

ERKEK Demek şimdi ayırıyoruz, karı kocayı?

KADIN Ah, ne yapalım.. Ayıralım da ki/, film çevirsin.. Bir an evvel ayrılsınlar bari.

SUNUCU Ahmet’le Sabahat’i ayırıyorsunuz, böylece Se-vil film çevirebilecek.. Sayın yarışmacılar, oyu-nu bir kez daha sürdürdünüz.. İkişer yü/ lira kazanarak, kazancınızı dörderyüz liraya yükselttiniz.. (Noter paraları ekler) Sevgili seyircilerimiz, yarışmalı oyunumuz sürüyor. Ahmet’le Sabahat dört ay içinde ayrıldılar. Ve dört ay film çeviremeyen Sevil, yeni bir film teklifi aldı.. Hep birlikte izliyoruz ve dördüncü oyun..

DÖRDÜNCÜ OYUN

(Bir film bürosu. Küçük bir firmaya ait olduğu bellidir. Sabahat ve Sevil beklemektedirler.)

SABAHAT Kaç lira verecekler acaba? Hiçbir şey söylemediler mi kızım?

SEVİL Başrolmüş.. Çok iyi bir rol.. Gelsin görüşelim demişler..

SABAHAT Parası? Parası için bir şey söylememişler mi?

SEVİL Hayır. Şimdi konuşacaklar anlaşılan..

SABAHAT (Bir süre sustuktan sonra) Eee, başrol olduğuna göre?

SEVİL Çok iyi rolmüş..

SABAHAT Çok iyi rol olduğuna göre, parası? Parası da yüksek olur mu acaba?

SEVİL Herhalde..

SABAHAT İnşallah.. İnşallah kızım.. (Bir süre) Ev sahibi çok sıkıştırıyor.. Yerin dibine geçtim.. Hiç alışkın değilim ki ben.. Elin adamı gelip kapıya dayanıyor.. İkiyüzelli lira nafaka ile..

SEVİL Artık sıkıntılar bitecek anne.. Bak gördün işte, teklif aldık geldik.. Bundan sonra, zaten o Al-lahın belası evde oturmayacağız ki.. Alsın evini başına çalsın.. Oralara bir daha adımımızı bile atmayacağız.. O pislikten, pis insanların ara-

sında oturmaktan kurtulacağız..

SABAHAT Neyse hayırlısı olsun..

SEVİL İşte meydanda, bu filmden sonra çıkarız oradan, iyi bir muhite taşınırız. Şimdi, mesela, bir otuzbin lira alsak..

SABAHAT (Hoplar) Otuzbin lira mı?

SEVİL Başrol oynayanlar yüzbinler alıyor anne..

SABAHAT Otuzbin lira ha.. Otuz bin verseler.. (Heyecanlanır) Kız kimse gelmeden şu rujunu mujunu tazele bari.. (Sevil çantasına davranır, abartılı makyajını daha abartmaya başlar) Sanki o yüzbin alanlar senden daha mı güzel? Sen yarışma bile kazandın.. “Anadolu Güzeli” seçildin.. Hem onlar kart kart karılar.. Sen hepsinden gençsin tazesin..

SEVİL (Ara verip yetiştirir) Hem şimdi istedikleri gibi film de çevirebileceğim. Karışanım da yok.. (Devam eder)

SABAHAT Eee, o zaman, o zaman daha iyi ya.. Sen hepsinden güzelsin, gençsin, tazesin. Onlar yüzbinler alırsa, senin daha fazla bile alman İazım. Lazım ama bilmem ki..

SEVİL Şimdi otuz bin isteyelim de, daha sonra.. Zamanla..

SABAHAT (Bir süre) Ah şu ev kirasını bir ödesek..

SEVİL Aman anne.. Artık o evde oturmayacağız ki.. Şişli’de Osmanbey’de, ne bileyim, kibar insanların arasında oturacağız.. O pislikten kurtulacağız.. O halktan, insanların arasından kurtulacağız.. Hiç ilgimiz olmayacak onlarla..

SABAHAT Hiç inanamıyorum..

SEVİL Ne olacakmış.. Bir eve taşınırız. Bin lira olsun mesela kirası.. Birden veririz altı aylık kirayı, hiç kira derdimiz kalmaz.. İyice döşeriz, bütün eksiklerimizi alırız..

SABAHAT O zaman daha fazla isteyelim.. Bunların hepsine yetmez ki otuz bin lira..

SEVİL Düşündüğün şeye bak.. Durmadan film çevireceğim ayol..

SABAHAT Allah gönlüne göre versin kızım.. (Bir süre) Ama biz gene de elli bin isteyelim, sonra pazarlık yaparı/,.. Otu/bine ineriz… Yirmibes bine bile insek olur.. (Susarlar)

SABAHAT (Sırıtarak) Kız..

SEVİL Hı..

SABAHAT Artık biz de sosyete oluyoruz değil mi?

SEVİL Hı hı.. (Susarlar.. Kapı açılır.. Yapımcı gelir..)

YAPIMCI (Sevil’ih dini sıkarken) Kusura bakmayın beklettim.. Hoş geldiniz Sevil Hanım..

SEVİL Hoş bulduk..

YAPIMCI (Sabahat ‘in elini sıkar) Hoş geldiniz…

SEVİL Annem..

SABAHAT Ben annesiyim. Hoş bulduk..

YAPIMCI Çok iyi memnun oldum.. (Masasına gidip oturur) Çok iyi bir rol.. Yeni bir tip arıyorduk.. Seni söylediler.. İyiymiş ilk filmin. İyi resim veriyormuşsun.. Ben görmedim.. Bütün filmleri görecek zaman mı var bizde.. (İnceler gibi) Evet, evet.. İyi bir tipin var Anadolu için.. Aklını kullanırsan, bu işten ekmek yersin.. Neyse uzatmadan meseleyi bağlayalım.. Dediğimiz gibi iyi bir rol.. Senin için büyük fırsat.. Tuğrul’la oynayacaksın.. Eee.. Önümüzdeki hafta çekime başlıyoruz.. Eee.. On günlük falan bir iş.. Eee, başka.. Haa.. Dörtbin lira alacaksın..

SABAHAT Ne dörtbin lira mı? O kadarcık mı?

YAPIMCI (Bir an Sabalıat ‘a bakar) Evet.. Dörtbin lira.. Sevil’in fiyatı bugün için bu kadar..

SABAHAT Sevil’den daha yaşlı kadınlar ellibin yüzbin alıyor da, neden..

YAPIMCI Elli bin de alırlar yüz de.. Onlar tutunmuş oyuncular.. Onları halk tutmuş bir defa.. Sevil daha yeni.. Fiyatı yok daha.. Başlangıç.. Aslında bu film büyük bir fırsat Sevil için.. Hele bir tanınsın, ismini duyursun.. SABAHAT (Pazarlıkçı) Olmaz.. Ama olmaz ki.. Sevil

de yarışma kazandı değil mi ama.. YAPIMCI Eee?

SARAHAT Sevil, o para alanlardan hem daha genç hem daha güzel.. Allah için.. Biz de ellibin isteriz..

YAPIMCI (Gülmeye baslar) Çok iyi valla.. Ee neden yetmişbeşbin değil, ya da yüz bin değil de, neden elli bin? Neden kırkbin ya da otuz bin değil?

SABAHAT Peki kırkbin olsun..

YAPIMCI Peki neden kırkbin?

SABAHAT Başkalarına o kadar çok para veriyorsunuz ya.. Siz onlara neden çok para veriyorsunuz madem.

YAPIMCI Onlar tanınmış halk tarafından tutunan oyuncular.. Sinemaya gideceği zaman seyirci afişlerde önce onların ismini arar. Onlar halkı sinemaya getirdikleri için o kadar para alırlar.. Sevil’in daha hiç seyircisi yok.. Zamanla onunda olur. Ne kadar seyircisi olursa o kadar para alır.. Sizin anlayacağınız, Sevil’in fiyatını halk belirleyecek..

SABAHAT (Güvensiz) Aman canım halk ne bilecekmiş Sevil’in fiyatını.. Ne anlarlar onlar.. Filmi yapan siz değil misiniz? Fiyatı da siz bilirsiniz..

YAPIMCI Ben burda güzel olanlara para dağıtmak için film yapmıyorum ya. Film yapıp para kazanıyorum.. Alıyorum boş filmi, falan falan artistlerin oynadığı filanın rejisörlüğünü yaptığı bir konu ile dolduruyorum.. Sonra da satıyorum bu doldurulmuş filmi.. Falan artistin fiyatı elli binse, diyelim o film bana yüzellibine mal olur. Falan artist değil de filan oynarsa, onun da fiyatı on-binse, film bana yüzonbine mal olur.. Ben elli bin verdiğim oyuncunun filmini daha yüksek fiyata satacağımı bilmezsem, onu niye oynatayım.. Çünkü onun belirli bir seyircisi var. Halk onu tutuyor filmine gidiyor. O da bize diyor ki, eğer halkı benim sinemaya getirmemi istiyorsan bana bu parayı vereceksin diyor. Eee Sevil’in daha hiç seyircisi yok.. Halk daha tanımıyor bile Sevil’L Ben ona şimdi başrol veriyorum.. Tanınması için bundan büyük fırsat olur mu?

Köpek sürüsü kadar genç ki/ bu rolü on para almadan oynayacakları gibi, üstüne vermeyecekleri yoktur, sen ne sanıyorsun hanım tey/e..

SABAH AT Ya..

YAPIMCI (Gelir.) Ya.. Şimdi nereye gitse Scvil’in fiyatı dört bindir.. Tutunursa artar..

SARAHAT Artar mı?

YAPIMCI Vallahi Sevil tam Anadolu’ya uygun bir tip.. Aklını kullanırsa şansı var.. Öyle olmasa ben de film teklif etme/d im doğrusu..

SABAHAT İnşallah..

YAPIMCI Peki Sevil sen ne diyorsun? Hiç konuşmuyorsun..

SEVİL Ama ben ilk filmimden beşbin almıştım.

SABAHAT Bu sefer de onbin olsun artık.. Bakın si/ de söylüyorsunuz güzel diye.. Anadolu beğenir diye..

YAPIMCI İyi ya, madem beşbinle başladın biz de indirmeyelim. Beş bin tamam mı?

SABAHAT Bilmem ki.. (Kapı açılır Tuğrul girer)

YAPIMCI Tuğrul’cuğum, hoş geldin., (öpüşürler)

SABAHAT (Sevil’i dürter) Aaa, ben bunu tanıyorum kız..

SEVİL Tuğrul bu işte.. Meşhur..

SABAHAT Hihh..Omu?

YAPIMCI Tanıştırayım.. Tuğrul.. Ve genç yıldızımız Sevil., (îkisi el sıkışırlar)

TUĞRUL Nasılsınız?

DÖRDÜNCÜ YARIŞMA

(Yarışmacılar bir süre birbirlerine kaçamak bakarlar gülümserler..)

KADIN Bana kalırsa, o adam, filmci, bizimkileri kandırıyor..

ERKEK (Gülümser) Yok canım adam doğru söylüyor.. Büyük paralar alabilmek için önce tutun-

mak şart..

KADIN Neden?

ERKEK Sen olsan tutunmuş bir oyuncunun filmine mi gidersin, hiç tanınmadığın bir artistin filmine mi?

KADIN Doğru.. Önce tutunmuş, ünlü artistlerin filmine gider herkes.. (Susarlar) Peki ne olacak şimdi? Ne olacak? Ne yapacağız?

ERKEK Yapacağımız.. Biz de Sevil’i ünlü bir artist yapmak zorundayız..

KADIN Yapabilir miyiz? Aman ne güzel. Evet ünlü bir artist yapalım Sevil’i. (ü/r şiire) Peki nasıl yapacağız?

ERKEK Sevil’i halka tanıtmamız lazım.. Bizim işlerde de böyledir.. Tanıdığı ilacı alır halk.. İlacı halka tanıtmak için, reklam yapılır.. Alabildiğine reklam yapılır ki, halk ilacı tanısın, alırken onu alsın diye..

KADIN Aman canım, ilaç başka artist başka.. Filmlerde oynadıkça halk tanır onu..

ERKEK Sırf film çevirerek tanınırsa olmaz.. Bence bütün yollan deneyerek, en kısa yoldan kendisini halka tanıtması gerekir..

SUNUCU Yanılmıyorsam, yarışmacılarımız ayrı ayrı yollar öneriyorlar..

ERKEK (Telaşla) Yok canım, hiç de ayrı ayrı değil.. İkimiz de aynı şeyleri söylüyoruz..

SUNUCU Yani?

ERKEK Yani, Sevil bir yandan bol bol film çevirirken, öte yandan da eline geçen bütün olanakları kullanarak reklamını yapmalıdır ki, bir an önce tanınmış bir artist olsun.. (Karısına) Öyle değil mi?

KADIN Öyle tabii.. Hem film çevirir, tanınır, hem de reklam yapar tanınır.. Reklam da yapar.. Artistler durmadan reklamlarını yapar.. (Kocasına) Öyle değil mi?

ERKEK Elbette.. Alabildiğine reklam yapsınlar..

SUNUCU Oyunu bir kere daha sürdürdünüz ve

dörderyüzlira daha kazandım/,.. (Noterdörderyiiz lira daim ayırır) Böylece kazançlarını/, ayrı ayrı sekizyüz lira oldu.. Sevgili seyirciler.. Yarışmalı oyunumuz sürüyor.. Sevil tanınmak için neler yaptı, hep birlikte i/liyoru/ ve beşinci oyun..

BEŞİNCİ OYUN

(Ayw ev.. Perde açılırken kapı hızlı hızlı vurulmaktadır.)

SARAHAT (Kapıyı açar.. Sevil ve Tuğrul telaşla girerler) Ah.. Tuğrul..

SEVİL Geldi mi? (Elinde paketler vardır)

SABAHAT Kim geldi mi? Ev sahibi geldi.

SEVİL Hayır canım, gazeteci birisi geldi mi?

SABAHAT Gazeteci mi? Yo. (Tuğrul’a) Hoş geldin Tuğrul. Bize geldin demek..

TUĞRUL Sevil’i ya da beni arayan oldu mu hiç?

SABAHAT Hayır kim gelecekti?

SEVİL (Tuğrul’a) Gördün mü hayatım geç kalmamışız.. Gel şöyle otur, nerdeyse gelir.. (İçeri yürür) Gazeteden Tuğrul’un arkadaşı bir fotoğrafçı gelecek, reklam için..

TUĞRUL Sen alışveriş işini uzatınca.. Geç kaldık diye korktum.. Kızım sen de öyle bir yerde oturuyorsun ki, yalnız gelsem dünyada çıkartamazdım burayı.. (Saatine bakar) Bu oğlan da garanti bulamamıştır burayı.. Yoksa şimdiye kadar çoktan gelmiş olurdu.. Yahu işe bak.. Oğlanın dünya kadar işi vardı, bizim hatırımıza yarım saatini ayırdı, şimdi onu da ev aramakla geçirirse.. (Bir an) Belki de bir aksilik çıktı, aynlamadı gazeteden.. Dur ben bir telefon edip sorayım gazeteden.. (Kapıya yürür) Bakkalda var mı telefon?

SABAHAT Var ama, iki liraya ettiriyor..

TUĞRUL Ha Sevil.. Sen de hazırlan.. Soyun giyin ne yapacaksan yap.. Oğlan gelince bekletmeyelim.. (Çıkar)

SEVİL Her şeyi Tuğrul ayarladı.. Artık şansımız

açılacak görürsün bak.. Neler varmış da bizim haberimiz yokmuş. Biz burda oturup pinekliyoruz.. Müthiş bir reklam olacak anne. Yarın da Hilton da havuza gideceğiz, Tuğrul’la.. Gece kulüpleri falan.. (İçeri geçer)

SABAHAT Hilton’a mı? Yahu ne oluyor anlamadım ki? Gazeteci gelecek demek.. Evin haline bak.. (Etrafı düzeltmeye çalışır) Hiç insan buraya gazeteci getirir mi? Gazeteci gelecek ev mi burası.. (Birden.. Yüksek sesle) Sevil.. Sevil gördün mü başımıza geleni.. Ev sahibi gelecek birazdan.. Tam sırasıydı yani.. (Bağırır) Bonoyu kırdırdın mı?

SEVİL (İçerden) Kırdırdım.

SABAHAT İyi bari.. Parayı ver de ben götürüp vereyim.. Bir de buraya gelmesin.. Gazeteci falan, rezil oluruz valla.. SEVİL (İçeriden telaşlı) Anne.. Anne para yok.. Bikini

mayo aldım. Alışveriş yaptım.. SABAHAT Para yok mu? Mayo mu? Kız sürüm sürüm sürün inşallah.. Şimdi mayonun sırası mı? Aman Allahım mahvolduk.. Gördün mü? Adam geldi, açtı ağzını yumdu gözünü.. Ben de adamı tersledim iyi mi.. Birazdan Sevil gelecek gel al paranı dedim.. Hah.. Kepaze olduk.. Gazetelere geçeceğiz..

SEVİL (Üstünde bir sabahlık telaşla gelir) Canım keyfimden almadım ya. Fotoğraf çektireceğim.. Ne olacak şimdi?

SABAHAT Elinin körü olacak.. Mayosuz çektirseydin olmaz mıydı.. Mayolu resim de nerden çıktı. (Kapı şiddetle vurulur) Eyvah.. Geldi.. SEVİL Ev sahibi mi? Ne olacak şimdi? SABAHAT Kız git içeri git.. Gözükme.. Daha gelmedi derim.. (Kapı ısrarla vurulur) Kim o?.. Git içeri.. (Sevil gider. Sabalıat kapıyı açar.. Tuğrul’dur) TUĞRUL (Telaşlı) Geldi mi? SABAHAT (Şaşkın) Kim? TUĞRUL Kim olacak canım, gazeteci arkadaş.. Te-

lefon ettim, çoktan çıkmış..

SABAHAT Gelmedi, kimse gelmedi.

TUĞRUL Bulamadı.. Ben gidip bir bakmayım (Gider)

SABAHAT (Kapıyı kapatırken) İnşallah bulamayıp gitmiştir..

SEVİL (Gelir.. Annesinin dediklerini dm/muştur) Ağzını bayıra aç.. Aaa. Bizim için hayat memat meselesi.. Tuğrul onu buraya gelmeye kandırıncaya kadar, göbeği çatladı..

SABAHAT Hiçbir şey anlamıyorum, anladın mı? Bu senin yaptığın işlerden hiçbir şey anlamıyorum.. Film film dedin, başımı/a neler getirdin.. Herifçioğlu, dayanıyor kapıya, kiramı isterim de kiramı isterim.. Ben alışkın değilim böyle şeylere..

SEVİL Sıkma canını. Yeni bir film var.. Bu sefer yedi bin alacağım. Hemen taşınırız buradan.

SABAHAT Üst üste iki film çeviremiyorsun ki.. Aldığını borçlara yatırıyoruz. Sonra gene burada kalıyoruz.. (Birden) Bu sefer yedi bin mi veriyorlar.. Arttı mı? Neden?

SEVİL Tuğrul buldu bu filmi.. Birkaç sevişme sahnesi falan da var.. Neyse boş ver bunları.. Benim reklam işimi falan, Tuğrul üstüne aldı.. Size kalsa bir bok yiyemeyeceksiniz dedi.. Yarın Hilton’a gideceğiz.. Gece kulüplerine falan da gideceğiz beraber.. Dedikodular çıkarttıracak, Tuğrul.. Resimler, gazeteler, dergiler, durmadan bizden bahsedecek, anlıyor musun.. Hepsini yapacak Tuğrul..

SABAHAT Kız..

SEVİL Ne var?

SABAHAT Bu Tuğrul’un evlenme niyeti falan var mı? Bak şimdi adım çıkartacak..

SEVİL Aman anne, ne diyorsun sen Allah aşkına.. Oğlanın amacı, benim reklamımı yapıp beni tanıtmak.. O neler yapıyor bizim için sen neler söylüyorsun? (Durur. Gülümser) Bakalım.. Hem

belli olma/, ki.

SABAHAT (Birden Sevil ‘in sabahlıkla durduğunu fark eder) Kıx, bu ne hal? Niye soyundun? Adamlar nerdeyse gelecek? Giyinsene madem..

SEVİL Hazırlandım işte.. Bikinili çekecek adam..

SABAHAT Nasıl bikinili?

SEVİL Canım gazeteler giyinik resmimi neden bassınlar? Onlara çıplak fotoğraf lazım anlaşana..

SABAHAT Tuh Allah seni kahretsin.. Bir de utanmadan söylüyor.. (Kapı vurulur) Yarabbi sen aklımı koru. Kız git.. İçeri gitsene, ne duruyorsun? (Sevil gider, Snbahnt kapıyı açar.. Tuğrul ve gazeteci girerler)

TUĞRUL Demedim mi bulamamış.. Az daha gidiyordu. Labirent gibi yerler birader.. (Etrafa ba-kınır) Sevil nerde? Hazırlanmadı mı daha? Erol’un işi var gidecek..

SEVİL (Girer) Ben hazırım.. (Erol’a) Hoş geldiniz..

EROL Hoş bulduk.. Hemen başlasak hiç vaktim yok.. (Etrafına bakmır, yadırgadığı bellidir) Nerde çeksek?

SABAHAT Hay Allah.. Şey surda.. Surda çekin, buzdolabının önünde..

TUĞRUL Önemli değil canım her yerde olur.. Erol işini bilir..

SABAHAT Yani dolabın önünde daha iyi olurdu..

EROL (Makinesini Imzırlamıştır) Buyrun.

SEVİL (Dolabın önüne gelir.. Tam sabahlığım çıkartacağı sırada, kapı vurulur)

SABAHAT Hay Allah. Sevil sen içeri git. Durma hadi çabuk..

TUĞRUL Ne oluyor canım?

SABAHAT Şey., ha.. Tabii bizim burası mutaassıp muhit.. Komşulardan birisi ise söz olur.. Bir dakika ben şimdi bakarım.. (Acele kapıya gider. Kapı bir daha vurulur.. Sabahat açar.. Sevgi okuldan gelmektedir.) Hay Allah cezanı versin. Sen misin?

SEVİL Ne oldu? Ne yaptım?

SARAHAT Sus konuşma.. Hadi sen çık dışarıda bekle., (içeriye bakar) Şey oyna iste.. (Sonra eğilir kulağına bir şeyler söyler.. Sevgi çıkmak üzereyken) Dalga geçme sakın.. Gördün mü koş bana haber ver.. (Gitmeye davranan Sevgi’ye) Sevgi durdur.. Dur sen beceremezsin kaçırırsın simdi.. (İçer-dekilere) Ben şöyle komşuya kadar gideyim.. Siz daha rahat çalışırsınız.. Hem de kimse gelip rahatsız etmez.. (Sevgi’ye) Çık çık.. Hadi eğlenme.. (Çıkarlar)

EROL Aman abicim vakit kaybediyoruz.

TUĞRUL (Seslenir) Sevil.. Sevil., çabuk ol..

(Sevil acele gelir.. Bir yandan da sabahlığını çıkartmaya çalışırken)

EROL tamam bozmayın. (Çeker.) Yana biraz. (Çeker) Çok güzel (Çeker)

BEŞİNCİ YARIŞMA

KADIN Reklam falan ama, Sevil’in öyle soyunması çıplak fotoğraf çektirmesi doğru olmadı galiba..

ERKEK Her işin bir kuralı var.. Nasıl reklam yapsın? Artistlerin de kendine göre bir reklam biçimi var.. Önemli olan, basının ondan bahsetmesi, resimlerini yayınlaması gerekiyor.. Madem, gazeteler, giyinik olarak resmini basmıyorlar, o da basında çıkabilmek için soyunacak yani her yola başvuracak..

KADIN Sonra? Sonra ne olacak?

ERKEK Ne olacağı var mı? Halk kendisini iyice tanıyıncaya kadar, reklam yapacak.. Halk Sevil’i tanımaya başladıktan sonra da, Sevil’in fiyatı yükselecek.. Yoksa ne için reklam yapsın..

KADIN Bilmem ama.. Madem artistlerin de böyle şartlan var, uyacak mecburen.. Tanınıncaya kadar, elinden geldiği kadar reklam yapsın.. Fiyatı artırıncaya kadar..

ERKEK Evet fiyatı artıncaya kadar.. Reklam.. Bi/im işimizde de böyledir.. Her işte de böyle olur.. Eninde sonunda reklam yolu ile tanınır ve fiyatı artmaya başlar.

KADIN (Sunucuya) Evet.. Fiyatı artıncaya kadar, reklamına devam edecek. Fiyatı artsın..

SUNUCU Evet, Sayın yarışmacılarımız.. Oyunu bir kere daha sürdürdünüz ve bizlerden sekizyüzer lira daha kazanarak, kazancınızı tam binaltıyüz liraya yükselttiniz.. Sayın Noter doğru mu?

NOTER Doğru efendim.. Her yarışmacının binaltıyüz lira oldu kazancı..

SUNUCU Sevgili seyircilerimiz gördüğünüz gibi, yarışmalı oyunumuz devam ediyor, şimdi, Sevil’in fiyatı nasıl arttı hep birlikte i/liyoruz.. Altıncı oyun..

ALTINCI OYUN

(Bir film seti.. Tarihi bir film çevrilmektedir. Sabaluıt’la bir köşede konuşmakta olan Suzan tarihi giysiler içindedir.)

ASİSTAN (Rejisöre) Sevil Hanım hazırlanınca tamamız efendim..

REJİSÖR (Dışarıya doğru giderken) Tamam olunca haber verin.. (Çıkar Asistan onu izler)

SUZAN Yoo.. Çok iyi çıkış yaptı.. Aferin doğrusu.. Sevil de fıstık gibi kız doğrusu şansı çok..

SABAHAT Galiba bu sefer şansımız açıldı..

SUZAN Sabişciim, esas iş bu şansı iyi kullanmakta..

SABAHAT Sağdan soldan epey talep var doğrusu..

SUZAN (Telaşlanır) Millet de hiç sektirmiyor yani.. Bundan sonra Sevil’e sahip çıkmak isteyen çok olur hayatım.. Öyle her teklife evet demeyeceksin…

SABAHAT Çok sıkıştık Su/an’cığım.. Bu işleri bilirsin.. Öyle ince eleyip sık dokuyacak halde değili/ valla…

SUZAN (Telaşlı) Sakın ha.. Aman canikom dikkat. Bu işler öyle aceleye gelme/.. Her önüne gelene evet dediniz mi üç günde ayağa düşersin!/ ayol.. Yüzünüze bakan olmaz vallahi..

SABAHAT Ne yapalım hayatım.. Boş duracak değiliz ya.. Çalışması lazım.. Eninde sonunda..

SUZAN (Keser) Sakın ha.. Bak beni dinle canikom.. Şimdi o kadar çok reklamdan sonra elbette Se-vil’e çok talep olur.. Hani öyle böyle değil. Kütür kütür kız maşallah.. Benim ömrüm bu işin içinde geçti.. Ben de sana bir teklif getirdim. Çok dikkatli olmak lazım bu işte.. Teklif kimden geliyor.. Neyin nesi.. Ne kadar veriyor.. Sonra, en önemlisi, ne kadar zaman.. Başına bela olabilir mi.. Bunları hep baştan iyice hesaplayacaksın.. Ben öylelerini gördüm ki.. Baştan bana her şeyi verecekmiş gibi davranır, sonunda bakarsın o seni sömürüyor..

SABAHAT Aman ne olacak? En fazla zaten on beş yirmi gün sürer.. Ondan sonra bir başka..

SUZAN (Keser) Aaa, sen delirdin mi ayol? Sevil o durumda mı şimdi? Birisine evet dedin mi, o sizi en aşağı iki sene idare etmeli.

SABAHAT (Şaşırır) Nasıl iki sene?

SUZAN Elbette canikom, iyi para temiz para kazanmak istiyorsan, aklını kullanacaksın.. Öyle her teklifi kabul etmeyeceksin.. İşi ayağa düşürmeyeceksin..

SABAHAT Aman Suzan, ne dediğini anlamıyorum vallahi.. Açık açık söylesene ayol..

SUZAN (Güler) Sabırsızlanma hayatım benimki gibisini araşan bulamazsın.. Bir kere çok sağlam.. Adanalı.. Anlıyor musun? Çok zengin.. Evli. Ayda iki sefer ancak gelir buraya., işinin başından ayrılamaz.. En iyisi orta yaşını da geçti. Şimdi bunu bir yıl idare etsin Sevil, bir daha sırtınız yere gelmez.. Eli açıktır.

SABAHAT (Aptalladır) Yani yapımcı mı? SUZAN (Kahkaha atar) Korkma ayol, ne yapımcısı.. Eskidendi o.. Ben eskiden tanırım. Sevil’e bayılmış.. Adana’dan telefon üstüne telefon.. Merak etme ben bir kere konuşurum dedim.. Şimdi ilk ağız bir Avrupa yaptırırız bunlara, onbeş, yirmi gün.. Gerisini sen bana bırak.. SABAHAT (Birden Suzan ‘in dediklerini kavrar) Aaa.. Sen şey mi demek istiyorsun.. Aman allahım.. Yani, şey mi demek istiyorsun? SUZAN Bırak şimdi bunları.. Öteki teklifler kimlerden? Söyle Allahaşkma benden sır çıkmaz.. SABAHAT Sen başka şeyden konuşuyorsun, Suzan.. Biz böyle düşünmedik.. Biz bilmeyiz ki öyle şeyler.. Ben, film tekliflerinden söz ettim.. SUZAN Aman dalga geçme Allahım seversen.. Şimdi

numara mı yapacağız birbirimi/e ayol? SABAHAT Vallahi film teklifi var.. Ben onu söylüyordum.. İlk defa, mesela, büyük bir firmaya film yapıyor.. Tuğrul’un dediğine göre. Kudret Bey, çok ilgileniyormuş Sevil’le.. İşletmeciler de tutuyormuş.. Kudret Bey bu filmden sonra bir tane daha düşünüyorum demiş.. SUZAN Aman Sabiş, gözünü seveyim öyle saf ayaklara yatma.. Şimdi bilmiyorum, öteki teklifler kimlerden geldi, ama, beni dinlersen, bunu kaçırma.. Adam çok zengin, çok değil bir yıl idare edin tamam.

SABAHAT İki gözüm önüme aksın, film teklifi ayol.. Kimseden öyle teklif meklif gelmedi.. Biz öyle şeyler bilmeyiz..

SUZAN (Bir an doğru mu söylüyor diye bakar) Bana bak Sabiş, sen beni işletiyorsun galiba ama, boş ver de beni iyi dinle.. Sinema minema.. Binlercesi şansını dener bu işte.. Ama halk bunlardan üç beş tanesini tutar.. Onlar da sinemadan ekmek yer.. Film başına yüz bin, yüz elli bin alırlar.. Bin kişide bir kişi.. Eee, ya gerisi? Geriye kalanlar ne olacak? Hah.. İşin ince noktası burada.. Ge-

riye kalanlar aklını kullanmadı mı, saman alevi gibi bir parlayıp yok olurlar. Bu işten para ka-zanacaksan adamını iyi seçeceksin.. Anladın mı? Duymuşsundur, elin oğlu, tuttu, isviçre’de villa aldı mesela, karıya. Şimdi buldun mu böylesin! bulacaksın. SABAHAT İsviçre’de villa mı aldı.. (Eliyleanlatmaya

çalışır) Hani bu işlerden dolayı mı? SUZAN Tabii kızım.. Aklını kullanırsan el oğlunda

para çok.. SABAHAT (İyice meraklanııııştır) Peki, o zaman sinema

işleri ne oluyor? Artık film çevirmiyor mu? SUZAN Çevirmez olur mu hayatım.. Film Sevil’in reklamı.. Reklamını yapacak ki değeri artsın.. Yoksa rasgele bir karıdan farkı kalmaz ki.. O zaman da elin oğlu ne diye o kadar masraf etsin, Sevil’e.. Adam sadece bir kadınla ilişki kurmuyor, ünlü birisi ile birlikte oluyor.. Herkesin tanıdığı birisi, ama, sadece kendisine ait.. Onun için döküyor parayı.. Zengin dediğin, kimsede olmayana sahip çıkmak ister, yoksa zenginliği ne işe yarayacak?

SABAHAT (Hayretler içerisindedir) Aaa.. Kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi böylesi.. (İlgiyle) Demek böyle yapanlar var ha? SUZAN Aklını kullanan yapar canikom.. Herkes bilir bunu.. Bu işlere girdin mi, para kazanmak için iki yolun var.. Binde bir ihtimalle, halk seni tutarsa, filmden para kazanırsın.. Binde bir anladın mı.. Halk seni tutacak da.. Nerden bileceksin.. Ya da aklını kullanacaksın.. Yükünü tutmaya bakacaksın.. Sonra bu fırsat her zaman eline geçmez.. Şimdi elindeki fırsatı değerlendirdin, değerlendirdin.. Yarın birde bakarsın ki iş işten geçmiş.. İstesen de olmaz.. Biz nelerini gördük nelerini… İsimleri bile kalmadı şimdi.. (Birden gürültüler duyulur.. Sevil eski dönemlere ait bir gelinlikle gelir.. Gerçekten tam bir Anadolu güzeli olmuştur şimdi. Herkes yerini almaya başlar..)

SUZAN (Yerinden kalkarken) Vay alçak vay.. Bana bak Sabiş, aklını kullan bu kız milleti birbirine sokar, kahrolayım.. Vay alçak vay.. Bela bu.. (Uzaklaşır)

REJİSÖR (Asistanla birlikte girer. Gelir Sevil ‘i inceler) Harika.. Çok güzel.. Tam halkın aradığı.. Tam Anadolu.. Tuğrul… Tuğrul nerde? TUĞRUL (Tarihi giysiler içinde. Damat) Burdayım

abi..

REJİSÖR Hah gel.. (Yerlerini işaret eder.. Giriş hsınında bir gürültü olur.. Sinirli bağırır) Ne oluyor? Ne oluyor? Ahır mı burası? Ne bu gürültü? BİR SET İŞÇİSİ: (Yaklaşır) Kudret Bey geliyor.. Karısı

da var. REJİSÖR Önceden söylesenize be.. (Hemen kapıya

koşar)

TUĞRUL (Sevil ‘e) Aman dikkatli ol.. Senin için geldi.. Seninle ilgili bir düşündüğü var.. İstediğini yapabilir.. Yeter ki istesin.. Çok rahat ol.. Kendini oyna.. Daima kendini oyna.. (Kudret, karısı, Rejisör girerler)

KUDRET Siz işinize bakın.. Biz size engel olmayalım.. Biraz seyredip gideriz.. (İki sandalye yetiştirilir.. Otururlar)

REJİSÖR Herkes yerine.. (Tuğrul’a) Nerede kalmıştık? Hah.. Sen, usul, usul intikam alır gibi duvağını açıyorsun.. (Sevil’e) Sen put gibisin ve nefretle bakıyorsun.. Çünkü sevdiğin yoksul adamı hapise attıran, bu adam.. (Tuğrul’a) Sen sırıtarak diyorsun ki.. (Asistan ‘a) Ne diyor? ASİSTAN (Senaryodan okur) “Nasılmış güzel sultanım.. Bizim arzu ettikten sonra elde edemeyeceğimiz yoktur yeryüzünde”. Bu kadar.. REJİSÖR Bu kadar.. Bu sefer Sevil, sen, böyle dişlerinin arasından nefretle cevap veriyorsun.. Ne diyor? ASİSTAN (Okur) “Belki bedenime sahip olabilirsiniz,

ama ruhuma asla” bu kadar.. REJİSÖR Tamam.. Asla, diyorsun ama, gözlerinden kıvılcımlar saçılıyor.. (Asistan’a) Sonra bu ne

diyor?

ASİSTAN (Okur) “Ya demek öyle? Peki öyle ise, ruhun da bana evet deyinceye kadar ben de elimi sürmeyeceğim.. Gerekirse bütün bir ömür boyu” tamam..

REJİSÖR Tamam. O /aman sen, Tuğrul, sözünü bitirip sırtını çeviriyorsun, Suzan’ı yanına alıp çıkıp gidiyorsun.. Şimdi çabuk bir prova.. (Çok nede İtalyan bir pruva yapılır.)

REJİSÖR Tamam mıyız? Herkes yerini alsın.. Işık.. Dikkat.. Hazır.. Motor.. (Sahne çekilir) Stop.. Çok iyi.. Biraz daha canlı olabilirdi tabii.. Neyse..

KUDRET (Yanlarına gelen Rejisör’e) Bak ne diyor?

REJİSÖR Buyrun efendim..

K. KARISI Peki sonra ne oluyor? Dediğini yapıyor mu adam..

REJİSÖR Evet dokunmuyor kıza..

K. KARISI Aman ne saçma..

REJİSÖR (Şaşırır) Anlamadım?

K. KARISI Şimdi bu adam hem evlensin, hem de yıllar boyu, kıza dokunmasın. Olur mu canım? Kim inanır buna? Hiç inandıncı değil.. Saçma..

REJİSÖR Hanımefendi, anladığım kadarı ile siz bizim sinemamızı tanımıyorsunuz.. Kızın sevdiği, filmin gerçek kahramanı zindanda.. Şimdi bu adam kıza dokunsa film yatar.. İş yapmaz.. Çünkü, halk kıza, gerçek kahramandan başkasının el değdirmesine razı gelmez.. İstemez bunu.. Halk, bizim sinemada el değmiş kız kabul etmez.. Tıpkı kendi özel hayatında olmasını istediği gibi.. Çünkü filmin kahramanları, seyircinin kendisidir.. Onlarla özdeşleştirir kendisini.. Kıza, biri el değdirse, artık onu kendi sevgilisi gibi kabul edemez.. Erkekle evlenmesine razı gelmez.. Oysa erkek, on yıl sonra zindandan çıkacak.. Anlatabiliyor muyum? Kıza dokunulmuş olsa, film yatar.. Halk kabul etmez.. İşte bu yüzden, o canavar gibi adam, bir söze alınır ve kıza dokunmaz.. Çünkü tersini halk kabul etmez.

K. KARISI İyi ama bunun inanılacak yanı yok ki.. Halk inanır mı buna?

REJİSÖR (Güler) İnanma/,.. İnanma/ ama, işine geldiği için, aldırma/. Üstünde durma/. Türk sinemasında bu kural kesindir.. Bunun dışına çıkıldı mı, yapımcının kasası terler.. Halk böyle istiyor.. Bunun için bi/im sinemamız, aslında bir halk sinemasıdır.

KUDRET Ancak, benim aklımı kurcalayan başka bir şey var.. Benim bildiğim kadarı ile Sevil, Tuğrul’la birkaç filmde oynadı.. Birlikte sevişme sahneleri falan da çektiler.. Seyirci, bunu biliyor.. Şimdi bu sahneyi seyredince ne diyecek?

REJİSÖR (Şaşalar) Şey.. Elbette o ayrı bir film..

KUDRET Senin dediklerin doğru ise (karısına) gerçekten doğrudur, (rejisöre) o zaman bu filmin de iş yapmanıası gerekiyor.. Öyle değil mi?

REJİSÖR Öyle.. Öyle ama abi, bu filmde Scvil’i oynat diye sen söyledin.. Sen istedin..

KUDRET Elbette.. Ben söyledim.. Şimdi bu durumda Sevil’in bundan sonra genç kız oynayacağı filmlerin, pek öyle şansı yok, demektir.. Ne dersin?

REJİSÖR Eh öyle tabii. Çünkü Sevil kendisini yanlış tanıttı.. Aslında fiziği çok uygun ama..

KUDRET (Kalkar karısı da onu izler) Fakat bu giysiler Sevil’e çok iyi gitmiş, öyle değil mi?

K. KARISI Gerçekten çok güzel..

KUDRET Tam bir Anadolu güzellik sembolü.. Sevil, bana bir uğrayın bakalım biraz konuşalım.. Bana, gene de biraz şansın olabilirmiş gibi geliyor.. Anlaşabilirsek.. (Karısını öne geçirir) Şimdilik hoşça kalın.. (Rejisör ve bazıları onları geçirirler)

SEVİL Ne demek istedi?

TUĞRUL (Sevinçli) Bir bildiği var.. Seninle ilgili bir planı var anladığım kadarı.. Fakat bu çok önemli Sevil, bu adam tuttuğunu kopartır, anlıyor musun.. Ama bazı şartları var..

DİR TEKNİSYEN: (Dışardan gelerek) Tuğrul Abi.. Kudret Boy seni çağırıyor.. (Tuğrul koşarak çıkar)

SUZAN (Sevil V) Kız, sen ne afet oldun böyle.. Milleti kırıp geçireceksin, kör olasıca. (Sabnlmt’a doğru ilerler) Sabis.. Sabiş.. Palavralara kulak asma.. Aklını kullan.. Böyle kı/ın var, kıymetini bil..

ALTINCI YARIŞMA

ERKEK (Karışım uyarır) Sakın kendini oyuna kaptırma, yoksa kaybederi/… Serinkanlı olmalıyız..

KADIN İyice karıştı her şey.. Eğer o kadının, Suzan mıydı, ne onun dedikleri doğruysa..

ERKEK Doğru.. İşte bütün mesele burda /aten..

KADIN Doğruysa Sevil’in bizim istediğimi/ gibi bir artist olması binde bir ihtimal.

ERKEK Evet.. Binde bir ihtimal.. Serinkanlı olalım.. Dikkat edersen, oyun içinde bize karşı tuzaklar var..

KADIN Tuzak mı? Bize karşı? Nasıl yani?

ERKEK Biz yarışmacıyız.. Sevil kazandığı sürece, kazanıyoruz.. Doğru değil mi?

KADIN Evet doğru..

ERKEK Şimdi biz, oyunu ciddiye alır, Suzan’ın isteklerini önemsemezsek, yarışmacı olarak kazanabileceğimiz bir fırsatı kaçırmış oluruz..

KADIN Nasıl yani açıkça, sen Suzan’ın teklifini mi kabul edelim diyorsun?

ERKEK Bak bu bir oyun, bir yarışma.. Ciddi bir şey değil.. Bizim için önemli olan kazanmak Suzan’ın teklifini kabul edersek kazanırız.. Apaçık bir şey..

KADIN A.. Senden hiç böyle bir şey umma/dım.. Olur mu öyle şey canım?

ERKEK Canım oyun oynuyoruz.. Gerçekte böyle bir şey olmuyor ki?..

KADIN Ben öyle yapamam.. Ben Sevil’i tutunmuş bir artist yapmak istiyorum.. Kudret Bey, hani

o film patronu, kızla ilgileniyor işte.. Önce onun ne diyeceğini öğrensin..

ERKEK Sakin olalım.. Yarışıyoruz.. Sevil’in öyle bir artist olması binde bir ihtimal.. Senin dediğin gibi oynatırsak, bizim de kazanma ihtimalimiz binde bir.. Ama benim dediğim binde 999…

KADIN Hayır bin de bir de olsa, ben Suzan’ın dediği yönde oyunun oynanmasını istemem.. Ben kararımı verdim.. Binde bir ihtimal de olsa, ünlü bir artist olmalı.. Gidip Kudret Beyin teklifini öğrensin..

ERKEK (Kızar) Ben de kesinlikle, Suzan’ın teklifini kabul etsin diyorum ne olacak şimdi?

KADIN Olsun.. Ben kararımı verdim..

SUNUCU (Erkeğe) Sizin kararınız..

ERKEK (Dııraksar, karısına ters ters bakar) Ben, efendim, söylemiş olduğum gibi, meseleye yarışma açısından baktığım için.. Yani önemli olan, yarışmada kazanmak olduğu için.. Sevil’in en garantili olarak kazanması Suzan’ın dediklerine göre.. Yani demek istiyorum ki..

SUNUCU Yani siz, Suzan’ın teklifini kabul etsinler ve oyun öyle oynansın istiyorsunuz.

ERKEK Evet..

SUNUCU Sevgili seyircilerimiz.. Gördüğünüz gibi ortaya değişik bir durum çıktı.. Oyunun iki ayrı yönde oynanması isteniyor.. Oyun her iki türlü de oynanabilir. Ancak hangi yönde oynanacağına, yarışmacıların kendi aralannda karar vermeleri yani anlaşmaları gerekiyor.. Böylece yarışmacılarımızdan biri, yarışmadan çekilmiş olacaktır.. Başka bir deyişle, şu anda yarışmacılarımızdan biri kaybetti.. Kendi aralarında anlaşamazlarsa, oyunun nasıl oynanmasına sizler karar vereceksiniz.. Ancak, yarışmacılarımız bunu kendi aralannda kararlaştırabilirler.. Bunun için, oyunumuza onbeş dakika ara veriyoruz.

ARA

ARADAN SONRA

SUNUCU Evet, sevgili seyircilerimi/, simdi yarışmacılarımı/dan bir anlaşmaya varıp varamadıklarını hep birlikte öğrenelim. Bir karara varabildiniz mi, sayın yarışmacılar?

ERKEK Evet efendim.. Ben yarışmadan çekiliyorum.. Yarışmayı eşim götürecek..

SUNUCU Nedenini söyleyebilir misini/.?

ERKEK Kudret Beyin, o film patronunun, teklifini görüşsünler.. Binde bir ihtimal de olsa, bu yol sonuna kadar denenmeli.. Eğer bu teklif işlerine gelmezse, benim önerdiğim yola gene dönebilirler.. Böyle düşündüğümü/ için, ben çekiliyorum..

SUNUCU Evet, sevgili seyircilerimiz gördüğünüz gibi, erkek yarışmacımız böylece kaybetmiş oldu.. Oyunumuzu bayan yarışmacımız sürdürdü böylece bizden binaltıyüz lira daha kazanarak kazancını üçbinikiyüz liraya yükseltti.. (Noter, erkek yarışmacının parasını, kadın yarışmacının parasına ilave eder..) Sizi de teşekkürlerimizle sahneden alalım.. Buyurun.. (Çıkartır) Şimdi sevgili seyircilerimiz, büyük film yapımcısı Kudret Beyin, Sevil için yaptığı teklifi hep birlikte izliyoruz.. Yedinci oyun..

YEDİNCİ OYUN

(Kııdret’in film bürosu.. Son derece iyi döşenmiştir.)

SABAHAT Başka firmalara film çevirmek istersek, neden sizden izin alalım..

Senaryoları önce siz görecekmişsiniz.. Peki, siz kabul etmezseniz, bize de film çevirtmezseniz, ne olacak?

KUDRET Ben senede dört film garanti ediyorum.. Sevil için belli bir yatırım yapacağım.. Ancak benim uygun gördüğüm filmleri çevirebilir.. Çünkü ben kendisine, bir program hazırladım.. Bu programa aynen uyulacak.. Giyiminden kuşamına, makyajından hayat hikâyesine, filminden özel yaşantısına kadar, her şeyi bu programa uygun olacak.. Şimdi, kendisine yeni bir tip uyguluyorlar.. Karar verirsem, artık benden izinsiz makyajını bile değiştirmeyecek..

SABAHAT O zaman, biz size ait oluyoruz..

KUDRET Evet.. Benimle anlaşma imzaladığınız andan itibaren, Sevil kayıtsız şartsız firmamıza ait demektir.. Çünkü bunun karşılığında, kendisini zirveye çıkaracağız..

SABAHAT Öyle diyorsunuz ama, ben bir türlü anlamıyorum bunun nasıl olacağını..

KUDRET Bakın size kısaca ve elden geldiğince açık bir kere daha anlatayım.. Seyirci sinemaya eğlenmeye gelir deriz.. Ama nasıl olup da eğlendiğini çok azımız bilir.. Seyirci hüngür hüngür ağlıyor filmde.. Ama gene de eğleniyor.. Bu ne biçim eğlence? Seyirci film başladı mı, filmdeki kahramanla özdeşleşir, kendisini bir tutar o kahramanlarla, hiç farkında olmadan.. Kahramanların duygulanın paylaşır, yaşantılarına ortak olur.. Sevinirlerse sevinir, üzülürlerse üzülür.. Bu yoldan onların filmdeki yaşantılarına ortak olur.. Verir üç beş lira.. Girer sinemaya, iki saat içinde, yaşamadığı yaşayamadığı, yaşamasına imkân olmayan bir yaşanhyı, bu kahramanlarla kendisini bir tutarak yaşayıverir.. Rahatlar.. Boşalır.. Tabii o zaman da filmden bir tat almış olur.. Eğlence dedikleri, işte bu tatdır.. Kabaca.. Bu kahramanlar iki tanedir.. Biri genç kız dediğimiz, öteki genç erkek.. Genç kız demek, belli ki erkeğin

sevgilisi demek.. Seyirci kendisini erkeğin yerine koyuyorsa, seyircinin de sevgilisi demek olur.. Si/ hiç Anadolu’da yaşadım/, mı?

SABAHAT Evet.

KUDRET Anadolu’da, sevgili demek, el değmemiş kız demektir.. Yani evlenilebilir olmak demektir.. Doğru mu?

SABAHAT Doğru..

KUDRET Sevil, para kazanmak için filmlerde genç kız oynamak /orunda.. Yani genç erkeğin, do-layısı ile seyircinin sevgilisi olmak zorunda.. Ama seyirci işte Sevil’i sevgilisi olarak kabul etmek istemiyor.. İnanmıyor ona..

SABAHAT Neden?

KUDRET Çünkü Sevil, çıplak fotoğraflar çektirdi mi çektirdi.. Filmlerde soyunup sevişti mi? Soyundu da sevişti de.. Adı Tuğrul’la çeşitli dedikodulara karıştı mı? Karıştı.. Eee.. Böylece, filmlerde artık genç kız olarak inandırıcı değil. Sevil’i sevgilisi olarak görmek istemiyor..

SABAHAT Doğru mu söylüyorsunuz? Vallahi doğru söylüyorsunuz.. Ben o kadar da söyledim kendisine ama, beni hiç dinlemedi ki..

KUDRET Dinlese ne yapabilirdi, kendisini duyurmak tanıtmak için, bu yaptıklarını yapmak zorundaydı.. Yapmasa hiç film çeviremezdi.. Ama böyle yapınca da halk, onu tutmadı.. Tutmak istemesine rağmen tutamadı.. Çünkü, Sevil halkın güzellik kavramına uygun.. Halk da her şeyden önce güzeli sever.. Ama bu güzel kusurlu bir güzel..

SABAHAT Peki ne yapmak lazım..

KUDRET Halka Sevil’in evlenilebilir birisi olduğunu anlatmak ve ona bunu inandırmak lazım.. Biz de, özel hayatı ile filmdeki tipi birbirini tamamlayan oyuncular tutulur.. Yani inandırıcılığı özel hayatı ile sağlar.. Özel hayatı başka filmde yaptıkları başka olursa, inandırıcı bir oyuncu olamaz..

SABAHAT Peki ne olacak?

KUDRET Şimdi Sevil’i, özel hayatında da kimsenin dokunamadığı, sağda solda görünmeyen, dedikodusu olmayan birisi olarak halka tanıtmak gerekiyor.. Kısaca evlenilebilir, evlenmeye değer birisi olarak.. Ne filmlerinde, ne özel hayatında, erkek eli değdirilemeyen birisi.. Bu halka anlatılıp, inandırılabilirse, işte ancak o zaman, Sevil, halkın sevgilisi, yani tutunan bir oyuncu olur.

SABAHAT Ya?

KUDRET Şimdi siz şunu düşüneceksiniz.. Kendi başınıza bunu sağlayabilir misiniz? Kendi olanaklarınızla, halka kendinizi böyle tanıtıp, onu inandırabilir misiniz.. Yapabilecekseniz, hiç de benimle bir anlaşmaya girmeniz gerekmiyor.. Gidin, yapın.. Yapabilir misiniz?

SABAHAT Bil… Bilmem..

KUDRET Yapamazsınız.. Bu bir sermaye ve organizasyon işi.. Bunu ancak bir firma yapabilir.. Sevil’i belli bir programa göre, belli tip filmlerde oynatarak basın yolu ile belli bir biçimde tanıtarak, en geç bir yıl sonra ona bir ödül kazandırarak, bir firma bu dediklerimi gerçekleştirebilir.. Sevil’i bir efsane haline getirebilir..

SABAHAT Gerçekten mi? Yapabilir misiniz bunu? Halk kanar mı acaba?

KUDRET Evet.. Ancak bir şartla.. Sevil firmaya bağlanırsa.. (Kapı vurulur)

KUDRET Evet.

MECİT (Kapıdan) Geldik abi..

KUDRET Gelin.. (Sevil yepyeni bir görüntü içindedir)

KUDRET (Sevil ‘i dikkatle inceler) Çok güzel.. Evet tamam.. Oldu bu iş..(Mecit’e) Erkan gelmiş mi?

MECİT Dışarda fotoğrafçısı var.. O da buralarda olsa gerek..

KUDRET Gel Sevil.. Şu fotoğraflarını çektirelim.. (çıkarlar)

MECİT (Sabalıat’a) Nasıl olmuş beğendin mi?

SABAHAT (Şaşkındır) Evet.. (Mecit dışarı çıkarken,

Sıızan girer) MECİT (Acele kenara çekilen Sıızan ‘a) Ne haber Suzan..

Nasılsın? SUZAN (Dikkatlegülümser) Çok mersi Mecit Abicim..

Sen nasılsın?

MECİT Ben de mersi’yim (Çıkar).

SABAHAT (Gelip kendisini öpen Snzan ‘a) Bu adam kim ayol?

SUZAN Bu mu? Mecit.. Hiç duymadın mı? Kudret Beyin fedaisidir.. Eee ne haber? Nerelerdesin ayol? Seni buluncaya kadar canım çıktı.. Adam durmadan telefon ediyor.. Ne diyeceğimi şaşırdım vallahi..

SABAHAT Vallahi ben de şaşırdım..

YEDİNCİ YARIŞMA

SUNUCU Evet sayın yarışmacımız.. Kudret Beyin teklifini duydunuz.. Şimdi oyunu nasıl sürdürmeyi düşünüyorsunuz?

KADIN Şey- Şeyi bilmiyorum.. Kudret Beyin dedikleri doğru mu acaba?

SUNUCU Nasıl? Yani neyi bilmek istiyorsunuz?

KADIN O şeyi.. Filmin kahramanları ile seyirciler arasında.. Bir şeyler oluyor dedi, yani nasıl bir şeyler oluyor? Bilmiyorum ki?

SUNUCU Bir sinema dergisinde okumuştum.. Bir profesörümüz, bu ilintiyi, yani seyirci ile film oyuncusu arasındaki alışverişi şöyle açıklıyor.. Aklımda kaldığı kadarı ile tabii.. Hani masallarda büyücüler vardır.. Bunlar, büyü yapmak istedikleri kişinin bir bebeğini yaparlar.. Büyücü, yaptığı bebeğe iğneyi bahnrsa, büyü yaptığı kişi iğne kendisine batınlıyormuş gibi, acı çeker.. Bebeğin saçım çekseniz, onun da saçı çekilmiş gibi acı duyar.. Duymuşsunuzdur.. Masallarda çok vardır.. İşte sinemada da oyuncu sanki seyircinin bebeğidir.. Aralarında öyle bir büyü

vardır, diyor.. Filmin kahramanı acı çekti mi, seyirci de çeker.. Filmin kahramanı bir mücadeleyi kazandı mı, seyirci sevinir.. Güç durumda kalırsa, seyirci üzülür, ağlar..

KADIN Vallahi doğru.. Ben kaç filmde ağlamışımdır.. Sonra filmden çıkınca deli miyim ben diye düşünmüşümdür.. Demek ki Kudret Beyin dediği doğru.. Ana kız tek başlarına bu işi başaramayacaklarına göre, teklifi kabul etsinler.. Suzan’ın teklifini kabul edeceklerine, elbette bunu kabul etsinler.. Bir yıl sonra ödül aldıracağım diyor.. Aldırsın bakalım.. Eğer dediğini yapabilirse.. Onlar da iyice bir eve taşınırlar.. Yeni eşyalar alsınlar.. İşte böylece.. Rahata kavuşurlar..

SUNUCU Evet, sevgili seyircilerimiz gördüğünüz gibi, yarışmacımız oyunu sürdürüyor böylece bizden (Noter’e) Ne kadar sayın noter?

NOTER Üçbinikiyüz lira daha kazandılar ve al-tıbindörtyüz lira oldu..

SUNUCU Altıbindörtyüz lira kazanmış oldu.. Ve şimdi hep birlikte bir yıl sonra, Sevil’le Saba-hat’ın yeni evini izliyoruz.. Sekizinci oyun..

SEKİZİNCİ OYUN

(Aradan birbuçuk sene geçmiştir. Sevil ve Sabahat’ın yeni taşındıkları apartman, oldukça iyi döşeli bir salon.. Kudret, Rejisör, Sevil ve Sabahat karşılıklı oturmuşlardır. Tam ortalarında özenle yerleştirilmiş bir adet ödül vardır.. Rejisör, elindeki ikinci şampanyayı patlatır.. Ve bardaklara kayar.. Hepsi son derece neşeli ve içkilidirler..)

REJİSÖR Hadi.. Durmak yok Sevil’imizin şerefine (Hepsi içerler)

SABAHAT Sonracığıma, bu koltuk takımlarını aldım.. Herkes çok beğendi..

SEVİL Vallahi rüyada gibiyim.. Öyle hafifim ki..

KUDRET Daha iyi günlere.. (İçer)

SABAHAT (Rejisöre) Çamaşır makinesi alınca, rahat ettim doğrusu.. Sevil, neydi o. (Tamamlayamaz) Aç da müzik dinlesinler canım..

SEVİL (Çok neşeli içer) Ah her istediğim oldu.. Öyle mutluyum ki.. Anne sana bir şey söyleyeceğim. (Heyecanlanır) Ama.. Dur dur.. Sonra..

SABAHAT Senin dilinin altında bir şeyler var ama.. Dur bakalım hayırlısı.. (Ötekilere) Bir şeyler döndürüyor bu ama ben anlamadım.. Sizin haberiniz var mı bir şeyler oluyor buna.. (Çok neşeli ve süslüdür Sabalınt.. Saçları yapılı yepyeni biri)

REJİSÖR Ödül sarhoşluğu derler buna Sabişciğim, ödül sarhoşluğu.. Biz alamadık ama neyse.. (Bardağı kaldırır) İçelim.. Şerefe..

SEVİL (Yeni doldurulmuş bardağım sonuna kadar içer) Oh., mutluluğun şerefine..

SABAHAT A vallahi bu domuzda bir iş var..

KUDRET Yoo, gerçekten bir şeyler var Sevil’de..

SABAHAT Söylesene kız.. Var sende bir domuzluk..

SEVİL (Rejisöre) Ah bir bardak daha içersem belki söylerim.. (Bardağını uzatır)

SABAHAT Kız ne oldu sana? Sarhoş olacaksın ayol..

SEVİL Ben çoktan oldum zaten.. Anneciğim sana bumu jdem var..

SABAHAT Tamam demedim mi var bunda bir şeyler.. Söyle bakalım..

SEVİL (Söyleyecekmiş gibi dur vazgeçer.. Gerçekten sarkış gibidir) Yoo, burda olmaz (kalkar) Gel içeride söyleyeyim.. (Elinden tutup kaldırmaya çalışır)

SABAHAT (Kalkar) Hadi bakalım.. (Berikilere, ne yapayım der gibi ellerini iki yana açar.)

REJİSÖR Bak bizi burada unutmayın ha., (tçer)

KUDRET Şimdi artık işin ikinci safhasına geldik. Tamamen Sevil’e dayanan filmler yapacağız..

REJİSÖR Abi, bir köy filmi daha yapalım.. Şimdi bu ödülün arkasından iyi gider, şöyle festivallik bir film ne dersin ha?

KUDRET Yok gereksiz..

REJİSÖR Sen istemedin.. İsteseydin ben de ödül alabilirdim.. Niye izin vermedin?

KUDRET Amaç Sevil’in duyulması.. Sen tanınmış bir rejisörsün.. Sen ödül alsaydın Sevil, senin isminin altında kaybolurdu.. Oysa bu bizim işimize gelmez.. Bizim filmin başka türlü ödül almaması Sevil’i daha iyi ortaya çıkarttı.

REJİSÖR Peki şimdi ne düşünüyorsun?

KUDRET (Bir an) Agah film yapamayız bu yıl.. Üç tane film.. Şimdi Samsun işletmecisi haber göndermiş.. Fındık üreticisi bu yıl perişan.. Şimdi nasıl film yapacağız?

REJİSÖR Tabii bol gözyaşı..

KUDRET Sevil zengin ama sevdiğine kavuşamıyor.. Tam mutlu olacakken, kanserden kurtulamı-

. Y.or-REJİSÖR Adana’dan haber var mı?

KUDRET Bu yıl pamuk iyi, çok para var bu sene

Çukurova’da.

REJİSÖR Demek ki iki film de avantür yapacağız.. KUDRET Sevil yoksul, acı içinde, sonunda zengin

sevgilisi ile evleniyor.. Bu arada bol bol macera

ve seks..

REJİSÖR Ve bol seks.. KUDRET Bir de Sevil, yoksulken şarkıa oluyor. Zengin

oluyor. Kendisine eziyet edenlerden intikam alıyor.. SABAHAT’IN SESİ: (İçerden) Senin kafanı kırarım,

terbiyesiz.. SEVİL Vız gelirsiniz hepiniz vız gelirsiniz anladın

mı.. SABAHAT Sus ahlaksız, konuşup durma.. Saçma

sapan şeylerle.. Madem o kadar seviyordu neden

şimdiye kadar bekledi.. SEVİL Niye bana engel oluyorsun canım.. SABAHAT Seni öyle kurda kuşa kaptırmam ben..

Kendine gel aklını başına topla..

SEVİL Benim aklım başımda.. Azıcık sen aklını başına topla..

SADAHAT Artık dilin uzadı değil mi.. Katiyen izin vermiyorum.. Aptal, serseri..

SEVİL Aptal sensin..

SABAHAT Tüh Allah belanı versin.. Kudret Beye anlatacağım.. Mukavelen var.. Olmaz..

SEVİL Hiç kimse umurumda değil anlıyor musun.. Film de çevirmem var mı bir diyeceğin..

SABAHAT (Hırsla içeri girer) Buyurun bakalım, bir bu eksikti.. (Sevil arkasından gelir)

REJİSÖR Hayrola ne oluyorsunuz canım?

SABAHAT Kudret Bey artık ne yapacaksan yap ben başa çıkamadım, bu Tuğrul’la evleneceğim diye tutturmuş.. Tutmuş, bugün buna evlenme teklif etmiş iyi mi?

SEVİL Bunda ne kötülük var canım.. Birbirimizi seviyoruz..

SABAHAT Haha.. Seviyormuş. Sevene bak sevene.. Bugüne kadar aklı nerdeydi? Bugüne kadar neden evlenme teklifi etmedi de tam sen ödül alıp, yıldızın parlayınca, birden aklı başına geldi.. Tabii şimdi altın yumurtlayan tavuk oldun çünkü.. Şimdi horozlanıyor eşşoğlu essek..

SEVİL Terbiyesiz? Koskocaman kadın olacaksın.. Hiç yakışıyor mu.. Dar günlerimizde o kadar yardım etti, o zaman ondan iyisi yoktu değil mi nankör sende..

KUDRET Sevil, ayıp ayıp sakin ol..

SEVİL (Ağlamaya başlar) Ama ben onu seviyorum, sadece onu seviyorum..

(Küçücük el işaretleri ile gerçekten samimi duygularım anlatmaya çalışır) Böyle böyle.. Çok seviyorum o da beni seviyor.. Ne var bunda.. İnsanlar birbirlerini sevemez mi?

SABAHAT Dur, dur madem.. Madem seni seviyor, neden evlenmek istiyor.. Seni seviyorsa evlen-

mesin bakalım.. İspat etsin sevdiğini.. SEVİL Senin aklını para almış başka hiçbir şey görmüyor gözün.. (Üstüne yürür) Ben onu istiyorum anlıyor musun, istiyorum.. Ben seviyorum, ben istiyorum var mı bir diyeceğin?

SABAHAT Ben de olmaz diyorum. Anladın mı olmaz diyorum..

SEVİL Sana bok yemek düşer..

SABAHAT (Aniden takati patlatır) Seni orospu seni (Saçından yakalarsa da erkekler araya girer) Kız.. Seni alçak domuz parçalarım seni valla..

SEVİL Onunla evlenmesem de film çevirmeyeceğim işte. Anladın mı.. Hiç bir şey umurumda değil.. Kudret Bey.. İsterseniz mahkemeye verin.. Benim mukavelemde evlenemez diye bir kayıt yok..

SABAHAT Ama sen daha onsekizini bitirmedin.. Ben izin vermiyorum..

KUDRET Yeter yeter artık.. Ne yapıyorsunuz canım. Hem tam böyle bir gecede..

REJİSÖR (Sabalıat ‘a) Otur şuraya Sabiş, kendine gel, sakin olun canım.. Allah Allah şimdi bu da nerden çıktı başımıza.. Oturun canım sakin olun..

KUDRET (Göğsüne yaslanıp ağlamakta olan Sevil’in saçlarını okşayarak sakinleştirmeye çalışmaktadır) Sevil.. Sakin ol yavrum.. Canım hepimizin başından geçti.. Sevmek insanlara mahsustur.. Hayırlısı ne ise o olur.. Şimdi böyle tartışmanın gereği yok. (Bir yandan Sabalıat’a karışmamasını işaret eder eliyle) Durun bakalım ben sevgiye saygı duyarım.. (Usulca kulağına fısıldar gibi) Sevil.. Yavrum nasıl sakinleştin mi biraz.. Hadi git içeri yüzünü yıka.. Sonra üstüne bir şey al.. Biz seninle çıkıp hava alalım biraz.. Hadi yavrum, dediğimi yap bakalım. (Hafif lıafif içeri götürür) Hadi çabuk ol biz seninle çıkıp biraz dolaşalım.. Hadi.. Herşeyin bir çaresi vardır..

SEVİ L (Bir an Kudret ‘e baknr) Ne kadar iyisiniz? (İçeri gider)

KUDRET Ama çabuk ol biraz.. Üstüne de bir şey al..

SABAHAT Gördünüz mü terbiyesizi? KUDRET Canım siz de biraz sakin olun..

SABAHAT Peki ne olacak? Bırakacak mıyız bunu evlensin?

KUDRET Olmaz öyle şey, evlenirse şimdiye kadar yaptığımız her şey durur. Dünya kadar yatırım yaptım ben onun üzerine.. O halkın evlenmek istediği birisi.. Artık kimse ile evlenmemesi lazım.. En azından uzun bir süre..

SABAHAT Peki ne yapacağız?

KUDRET (Çok acele sufle verir gibi) Sabahat Hanım, bu işi başka türlü halledeceğiz.. Tuğrul’la konuşacağız.. (Rejisöre) Mecit’le halledeceğiz.. Sen biz gittikten sonra, Sabahat Hanıma ne demek istediğimi anlatırsın.. İşi bana bırakın..

SEVİL (Gözleri kızarmış gelir) Gidelim.

KUDRET (Kolunu omıızuna atar) Gidelim yavrum..

SEKİZİNCİ YARIŞMA

KADIN Hay Allah.. Tam da evlenecek sırayı buldu.. Bak şimdi.. Ne güzel her şeyleri olmuşken, üstelik ödül de kazanmışken, şimdi evlenirse.. Halk onu kendi sevgilisi gibi seviyor.. O da kalkıp bir başkası ile evlenecek.. Olmaz.. Evlenmemeli.. Kudret Bey bu işe engel olur.. Engel olması lazım.. O da dünyanın parasını yatırdı..

SUNUCU Kudret Bey, adamı Mecit aracılığı ile bu işi çözeceğini söyledi..

KADIN Mecit? Mecit kimdi? Gördünüz mü karış-

tırdım.. SUNUCU Kudret Beyin fedaisi!

KADIN Fedai medai, Mecit Macit.. Her neyse, ne yapıp yapıp kızın evlenmesine engel olsun..

SUNUCU Evet sevgili seyirciler.. Yarışmacımız oyunu sürdürüyor ve (Notere bakar)

NOTER Altıbindörtyüz lira veriyoruz ve onikibin-sekizyüz lira..

SUNUCU Onikibinsekizyüz lira oluyor kazancı.. Ve şimdi, Kudret Bey’in Sevil’in evlenmesini nasıl engellediğini hep birlikte izliyoruz.. Dokuzuncu oyun..

DOKUZUNCU OYUN

(Boş bir mahzen.. Külçe Mine getirilmiş Tuğrul’un üzerinde oturduğu bir sıra.. Bir sandalyede Sabalmt oturmaktadır.. Mecit, bir ayrı sandalyede oturur.. İki adam Tuğrul düşmesin diye tutmakta ve gerektiğinde Mecit’in emirlerini uygulamaktadırlar.. Tuğrul, Mecit ve adamlarınca perişan bir luıle ge-tirttmiştir.. Yüzü gözü, üstü başı kan içindedir. Akan kan, boynundan içeri kadar gitmiş ve donmuştur.. Anlaşılan uzun bir süredir dayak yemektedir..)

MECİT Kafanı kaldır ulan.. (Adamlardan birisi, Tuğrul’un saçlarından tutup başını kaldırır) Tamam mı anlaştık mı?

TUĞRUL (Bir şeyler söylemek ister.. Ne dediği anlaşılmaz lumıurtular çıkartır)

MECİT (Sanki ne demek istediğini anlamış gibi..) Aferin tosunum.. Bak aklın başına geliyor demek.. Bana bak Tuğrul, bu işi bitirelim. Şunu kafana koy.. Hiçbir şey olmasa, temizletirim seni.. Ulan sen ki bu işleri bilir geçinirsin.. Bizde cinayetin kilosu iki bin lira.. Tamam mı.. Cevap ver ulan..

TUĞRUL (Başını sallamak ister)

MECİT Hah bak biliyorsun.. Bu kızı sana bırakmazlar aslanım. Kız şimdi altın yumurtluyor.. Bu kızı sana yed irmeyeceğimiz, gün gibi ortada.. Bunu adın gibi biliyorsun.. Senin gibi neler neler geçti elimizden.. Kaç araba kazası oldu, sayısını ben bile unuttum. Bu işin kanununu biliyorsun. Senin adına bir miligram şans yok.. Şimdi dediklerimi aynen yapacak mısın, yapmayacak mısın, açıkça söyle.. Hadi konuş.. (Adamına) Bırak saçını (Tuğrul’un başı önüne düşer) Şimdi tek kelime ile cevap isterim orospu çocuğu, tek kelime ile.. Evet ya da hayır.. (Duymak ister gibi kulağını uzatır) Cevap gelsin.. Yoksa yeniden başlayacağız.. Tamam mı aslanım.. Cevap gelsin..

TUĞRUL (Bir şeyler söylemek ister.. Homurtu)

MECİT Zorlan biraz, zorlan, cevap gelsin.. Evet mi hayır mı?.. Bu kulak duysun hele.. (Bir ara) Bekliyoruz ulan puşt.. Konuş..

TUĞRUL (Homurtular arasında) Evet..

SABAHAT Hah.. Çok şükür.. Bak iyi oldu Tuğrul.. Neden o kadar inat ettin oğlum. Ben senin Sevil’i sevdiğini biliyorum zaten.. Ama niye ille evlenmek istiyorsun.

MECİT Adana’ya ineceksin.. Yanına bir de fıstık vereceğiz.. Yeşim’i biliyor musun onu.. Orada o kızı iyice ye.. Ne bok yersen ye.. Sonra gazeteciler seni orada yakalayacaklar.. Tamam mı? Yeşim’le yaşadığını onu çılgınca sevdiğini filan söyleyeceksin.. Bu sefer hakiki rol yapacaksın.. Anladın mı? İkinizin fotoğrafları yayınlanacak.. Öpüşürken möpüşürken.. Anladın değil mi? Tamam mı aslanım.. Kabul mü? Cevap gelsin..

TUĞRUL (Homıırdanır)

MECİT Ben öyle yuvarlak laflardan anlamam.. Tamam de.. Tamam de de duyalım..

TUĞRUL (Güç anlaşılır bir biçimde) Tamam..

MECİT Aferin tosunum.. Bak şimdi aklın tam yerine gelmiş.. Sonra buraya döneceksin.. Kudret Bey sana Yeşim’le birlikte oynayacağınız bir film hazırlayacak, oynayacaksınız. Bu filmden temiz bir elli bin alacaksın.. Ve artık Sevil diye birisi olmayacak senin için.. Okey? TUĞRUL (Homıırdanır)

MECİT Aferin ulan iyi konuşuyorsun şerefsizim.. Gazetecilere falan gerekli rolünü çekersin aslanım artık tamam mı.. Bu iş bu kadar.. (Adamlarına) Hadi bakalım şimdi götürün.. Kral gibi bakılacak anlaşıldı mı.. Bir dediği iki olmayacak.. (Adamlar, Tuğrul’u kaldırırlar) Yavaş, ulan, bitti artık. Acıtmayın canını.. (Kendisi de kalkar, yanına yaklaşır.. Handiyse dostça) Tuğrul ben seni gerçekten severim.. Sen iyi çocuksundur.. Bizi sen mecbur ettin.. Bundan sonra, elimden geleni yaparım sana.. Bu iş böyle.. Anlıyorsun değil mi? (Eliyle omuzıınıı okşar) Hadi şimdi güle güle.. İki günde çelik gibi olursun.. (Adamlar Tuğrul’un koluna girerek kapıya doğru götürürler.. Tam çıkacaklarken) Ha.. Bir dakika. Tuğrul.. Oyun yok ha.. Bir oyun olursa, seni temizletmek zorunda kalınm.. Yazık etme kendine.. Hadi güle güle.. (Çıkarlar) MECİT (Bir sigara yakar) Ee. Kocakarı, naber.. Bu iş bitti..

SABAHAT Çok şükür Sevil’i kurtardık.. MECİT O sana öyle geliyor. SABAHAT (Telaşlanır) Niye? Yoksa daha sonra gene.. MECİT (Keser) Yok artık Tuğrul’dan bir tehlike

yok..

SABAHAT O zaman..

MECİT Toriği çalıştır kocakarı.. Şimdi Sevil ne yapacak sanıyorsun?

SABAHAT Biraz ağlar mağlar.. Ama sonra unutur.. Genç daha ayol, çocuk..

MECİT Ne çocuğu ulan, kızın yaşı gelmiş, kudu-ruyor, sen hâlâ çocuk diyorsun.. Şimdi bu senin kız çocuğu, film çevirmeyecek mi?

SABAHAT Çevirecek tabii..

MECİT Çevirecek ya.. Ee sadece film mi çevirecek.. Her seferinde, en yakışıklısından genç bir oğlanla karşılıklı oynayacak da sadece film mi çevirecek.. Toriği çalıştır kocakarı, toriği.. Bu arada başka filmler de dönecek..

SABAHAT Aman dikkat ederiz artık.

MECİT Dikkat edermiş.. Ulan birkaç zaman sonra, bir başkasına aşık olursa, ne bok yiyeceksin.. Gene herifi tutup buraya mı atacağız sanıyorsun..

SABAHAT (Şaşırmış) Ee.. Ne yapacağız.. Mecburen dikkat edeceğiz..

MECİT Ulan, kız kızgın kısrak gibi, o kadar erkeğin arasında dolaşacak da.. Canı hiç erkek istemeyecek mi bunun.. İple bağlasan tutamazsın anladın mı?

SABAHAT Ne olacak?

MECİT Şimdi bu Tuğrul’u kaybedince, karşısına çıkan ilk herife aşık olur.. Eh, o da haklı.. Onda da nefis var.. Şimdi kızın başını bağlamazsak bu işin çıkarı bulunmaz..

SABAHAT Nasıl başını bağlayacağız.. Birisi ile mi evlendirelim diyorsun?

MECİT Olur mu birisi ile evlendi mi, hapı yuttu.. Sinemada şöhreti durur.. Asla evlenmeyecek bir defa.. O halkın sevgilisi numarası ile, anladın mı? İşini götürecek.. Beri yandan bunun da bir erkeğe ihtiyacı var.. Rahibe değil ya bu.. Üstelik, başıboş kaldı mı tehlikeli, hemen evleneceğim diye tutturuyor kız, tam kızışmış valla..

SABAHAT Doğru vallahi.. Peki ne yapalım? Sen ne diyorsun?

MECİT Şimdi, Sevil’e öyle birisi lazım ki, bir kere Sevil’le evlenmesin.. Üstelik Sevil’in adını dedikoduya falan karıştırmasın. Hem de işin içinde olup, kızı başkasının kapmasına engel olabilsin.. Yani hem kızı, hem işi idare edebilecek birisi olmalı tamam mı?

SABAHAT İyi ama Öylesini nerden bulacağız?

MECİT Toriği çalıştır kocakarı, toriği çalıştır. Kudret Bey varken, başkasını aramaya gerek var mı?

SABAHAT (Şaşırır) Kim? Kudret Bey mi? Olur mu canım? (Bir ara) İyi.. İyi ama o evli.

MECİT Daha iyi ya iki gözümün nuru, kocakarı, daha iyi ya..

DOKUZUNCU YARIŞMA

SUNUCU Evet sevgili seyirciler, şu ana kadar, yarışmacımız oyunumuzu dokuz kez sürdürdü ve bildiğiniz gibi, bizden tam onikibinsekizyüz lira kazandı.. Oyunumuzu onuncu kez sürdü-rebilirse, kazancı, yirmibeşbinaltıyüz liraya yükselmiş olacak.. Şimdi yarışmacımızdan soruyoruz.. Oyunu nasıl sürdüreceksiniz?

KADIN (Heyecanlandığı açıkça belli olur.. Bir süre durur.. Noter’in fıesaplamakta olduğu paralara bakar.. Yavaş bir sesle) Mesleğinde.. Başarı.. Yani ilerleyebilmesi için., öyle yapsın..

SUNUCU Anlamadım. Yani nasıl yapsın?

KADIN O adamın, neydi adı.. Ha, Mecit.. Mecit’in dediği yol.. (Sürdüremez)

SUNUCU Yani Sevil, Kudret Beyle ilişki kursun..

Sabahat da yardımcı olsun diyorsunuz.. KADIN (Panik içindedir) Şey, yani.., evet.. (Hafifçe)

Öyle istiyorum..

SUNUCU Evet, sevgili seyircilerimiz, gördüğünüz gibi, yarışmacımız…

KADIN (Keser) Şey., bir dakika..

SUNUCU Buyurun?

KADIN O Kudret Bey evli.. Bu bakımdan.. Karısı buna karşı çıkar..

SUNUCU Evet?

KADIN Karşı çıkınca, belki, boşanırlar.. Yani karısını boşayabilir.. O zaman da pek mahzuru kalmaz.. Sevil de böyle ister..

SUNUCU Anlıyorum.. Sevgili seyircilerimiz, oyunumuz bir kez daha sürüyor.. Yarışmacımızın kazancı şu anda tam yirmibeşbinaltıyüz liraya yükseldi.. Ve şimdi hep birlikte Kudret Beyle karısının tartışmasını izliyoruz.

ONUNCU OYUN

(Bir villanın bahçeye bakan cephesi.. Bahçe zeminden başlayan bir balkon ve içeri giriş kapısı.. Görünen yüzü

baydan boya, perdelerle örtülü bir penceredir. Bahçede kadınlı erkekli bir kalabalık, dolaştırılan içkiler.. Garsonlar.. İçeriden bir orkestranın müziği gelir.. İlerlemiş bir saat genel olarak herkes aşırı içkilidir.. Çok az bir aydınlık.. Kuytularda çiftler..)

l. KADIN Ay aman bıktım şu Kadriye’nin çenesinden (Etrafına toplananlara bir şeyler anlatan orta yaşlı bir kadını gösterir) Gecenin içine etti doğrusu. Bir kişi çıkıp da susturamadı şu kadını..

I. ADAM (Sarlıoştur) Ben sustururum.. Hem de bu evden dışarı çıkartırım onu.. Ama karşılığım senden isterim.

I. KADIN (Güler) Aman git işine.. Sen kim Kadriye’yi susturmak kim?

I. ADAM Ben onu hem sustururum, hem de bu evden çıkartırım..

I. KADIN Atma atma.. Kadriye bu gece fabrikasından, oğlundan, oğlunun çektiklerinden başka bir şey konuşmaz da dinlemez de.. İyi ki bir fabrikasında grev oldu.. Kendisini kahraman yaptı…

I. ADAM Ben Kadriye’yi hem sustururum, hem çırılçıplak soyarım, hem de bu evden çırılçıplak çıkartırım. Ama sen benim şartımı kabul et..

I. KADIN (Çok neşelenir) Kadriye’yi çırılçıplak soy kabul ediyorum..

II. ADAM Harika azizim.. Bunu yaparsan geceyi kurtarırız… Günlerce dillerden düşmez. (Güler) Düşünebiliyor musun, Kadriye striptiz yapıyor (Güler)

I. KADIN Enfes… Başaramazsan biz seni soyarız ama.. Tamam mı?

I. ADAM Tamam.. Gelin benimle.. (Kadriye ‘ye doğru ilerler)

KADRİYE (Aşın derecede sarlıoştıır) Şeytan diyor ki, kapat fabrikayı, aç kalsınlar.. Öğrensinler Hanya’yı Konya’yı.. Ne demek grev mrev.. Bu isçilere bu kadar yüz verilirse olacağı budur elbette.. Nefret ediyorum şu pis işçilerden..

I. ADAM (Atılır) Haydi canım sen de. Kimi kandırıyorsun? İşçilerden nefret ediyormuş.. Daha geçen gün her şeyimi onlara borçluyum demişsin..

KADRİYE (Aşın öfkelenir) Kim? Kim uydurmuş bu aşağılık sözleri?

I. ADAM Kim olduğunu boşver.. Hatta (Biraz bekler) artık doğru mu bilmem.. Beni işçiler falan mı giydirir demişsin.. Herşeyimi onlar hazırlar o güzel elleri ile, yoksa üstüme giymem demişsin..

KA DRİ YE (Öfkeden patlayacak gibi) Terbiyesizler.. Kim? Ben? Ben mi? O kaba saba insanların elinin değdiği şeyi üstüme değdirir miyim ayol..

I. ADAM Ne demek? Yani şimdi işçi eli değse.. KADRİYE İğrenirim. Bir saniye bile o pis şeyin bedenime değmesine tahammül edemem.

1. ADAM Al bir palavra daha.. Çıkartıp atar mısın yani?

KADRİYE Bir saniye beklemem. Sen beni ne sanıyorsun..

I. ADAM Ya ben senin üstünde işçi eli değmiş bir şey olduğunu ispat edersem, çıkartıp atacak mısın? Bak burda herkes şahit.. Palavra yok..

KADRİYE Atacağım.. Üstümde işçi eli değmiş küçücük bir şey göster, ne istersen yaparım.. Çıkartmazsam dünyanın eiı şerefsiz insanıyım. Sen beni ne sanıyorsun?

I. KADIN (Kışkırtıcı) Şimdi hapı yuttun.. Hadi ispat

etil. ADAM (Aynı tavırla) İspatla.. Şeref sözü verdi çıkartacak…

1. ADAM İspatlarım.. Herkes içeri gelsin.. Sizler jüri olacaksınız…

(Kadriye’ye) Jürinin kararına ikimiz de boyun eğeceğiz tamam mı?

KADRİYE Tamam.. (İçeriye yönelirler.. Büyük bir uğultu ve ne§e.. Kahkahalar, konuşmalar herkes içeriye yönelir.)

l. ADAM (Balıçenin karanlığına doğru seslenir) Hey

ordakiler, koşun koşun, Kadriye’yi soyuyoruz.

(Kalabalığın içeri girmesi ile, Kudret ile karısı göze

çarpar.. Karısı, Kudret ‘i tutmuş içeri gitmesine engel

olmaktadır..)

KARISI (Çok sinirlidir) Nereye gidiyorsun? Kaçma..

KUDRET (Sakin gülerek) Neden kaçayım? Şunu kaçırmayalım.. Sonra kavga edersin..

KARISI Rica ederim bu kadar sakin olma.. Çıldıracağım.. Çok fena şeyler yapacağım.. Neden küçük bir orospudan ayrılamıyormuşsun.. Ne demek? Hayır istemiyorum.. Bırakacaksın, anlıyor musun? Bırakacaksın, vazgeçeceksin bu Sevil’den..

KUDRET (Sakin, gülerek) Vazgeçemem sevgilim.

KARISI Bana sevgilim deme.. Deme.. Bir de böyle konuşma çıldırıyorum.. Çok fena şeyler olacak sonra. (Oradaki boş bir sandalyeye oturur.. Kudret de oturur.. Arkalarında kalan geniş ve uzun pencerenin perdesinde, bir masanın üzerine çıkartılan Kadriye’nin görüntüsü belirir. Tanı bu sırada, bahçeden üstlerini acele acele düzeltmeye çalışarak gelen bir çift, kapıyı açarak içeri girerler.. İçeriden birinci adamın sesi duyulur. Görüntüler bu sesi destekler)

I. ADAM (İçeride) Sayın Jüri heyeti.. Kadriye’nin üzerindeki bu tuvaletin kumaşını hepimizin bildiği gibi, işçiler dokudu. (Kalıkahalar) Dokuyan makineleri işçiler yaptı. Bu kumaşı bir makas kesti, bu makası işçiler yaptı.. Bu kumaş dikildi.. İşçilerin yaptığı iplikle dikildi.. Nakışlan süsleri, işçi elinden çıktı.. Demek ki şu anda, Kadriye’nin üstünde binlerce işçinin eli var. Sayın jüri heyeti şimdi karar sizin.. (Bütün kalabalık tempo tutarak ÇIKART, ÇIKART diye bağırmaktadır. Çığlıklar, kahkalıalar.. Orkestranın davulu da tempoya katılır.. Gürültüye sinirlenen Kudret’in karısı, hışımla kapıyı kapatır.. Sesler kesilir.. Kudret neşelidir. Perdedeki görüntüden, Kadriye’nin elbisesini çıkartısını izlemektedir.)

KARISI Bırak şimdi şu salağı.. Vazgeçeceksin.. Kesin

olarak söylüyorum vazgeçeceksin. KUDRET (Gözü pencerede, neşeli ve sakin) Vazgeçe-

mem sevgilim.

KARISI Neden? Niyetin nedir? Bana bunu açıklamak zorundasın. Tadına bakmaksa bakmışsın.. Git başkası ile ilgilen.. Neden ille de Sevil diye inat

ediyorsun? Bu sürekli ilişki ne demek oluyor? Açıkça, yüzüme karşı, ilgim sürecek diyorsun.. Bunu bana açıklamak zorundasın.. Çıldıracağım diyorum sana.. (Saçlarım açılıncaya kadar çeker.. Aadan inler) Iıııııhh.. Cevap ver.

KUDRET (Sakin, perdeyi seyretmektedir) Çünkü sevgilim, Sevil bizim altın yumurtlayan (belirtir) BÜYÜLÜ tavuğumuzdur da ondan.. Ben aptal mıyım?.

KARISI Amaan, seninde bir şey söylediğin yok ki.. Bir tutturmuşsun, sihirli tavuk, sihirli tavuk.. Neymiş bu sihir.. Merak ettim doğrusu..

KUDRET (Gülümser) Bunu anlatmak uzun sürer. Sevgilim.. Ben bu kız için yatırım yaptım. Fiziği çok uygundu. Tuttum onu öyle bir hale getirdim ki, halk için Sevil, kendisini rahatça, korkusuzca birleştirebileceği bir film oyuncusu oldu.. Duygularını korkusuzca ona teslim edebiliyor.. Kısaca onun sevgilisi oldu.. Bir süre sonra onun kahramanı haline gelecek. Belirli bir program uyguluyorum onun için.. O halkın, somut elle tutulur, gözle görülür basan sembolü oldu.. İşte, gecekondudan geldi, ünlü zengin birisi oldu.. Her gün görüyor bunu.. Onun filmlerinde iki saat için zengin oluyor, yaşayamadığı bir hayatı onunla birleştirerek yaşıyor, zengin olabiliyor.. Anlıyor musun? O artık halkın somut kazanma umududur.

KARISI Bana ne canım ne olursa olsun.. Ben onun halk üzerindeki büyüsünü sormuyorum.. Senin üzerindeki büyüsünü soruyorum.. Seni nasıl büyülediğini öğrenmek istiyorum., bunu anlat bana.. Neden sürekli ilgi kuruyorsun?

KUDRET Sen galiba biraz fazla kaçırdın.. Bunda anlamayacak ne var? Sevil de bir kadın.. Onun da bir erkeğe ihtiyacı var.. Şimdi herkes ona sahip olmaya çalışıyor.. Yani onu herhangi bir erkeğe teslim edeyim de, o mu kazansın?

KARISI Şimdi para kazanmak için, ille de bir küçük orospuya ihtiyacımız olduğunu söyleme lütfen.. Film çevirmekse gene çevirirsin.. Nasıl olsa mukavele ile bağlamadın mı onu sen? Daha ne? Hem biz yeteri kadar zenginiz.. Hiç de o domuzun kazandıracağı beş on kuruşa ihtiyacımız yok.. İstemem eksik olsun..

KUDRET (Hayret ve öfke ile karısına bakar) Senin bu derece aptal, bu derece manyakça konuşabileceğini hiç düşünmemiştim.. Demek yeteri kadar zenginsin. (Gittikçe öfkesi artmaktadır) Ya demek yeteri kadar zenginsin kuş beyinli salak. (Kulunu tutar, sarsar) Biz nasıl ayakta duruyoruz biliyor musun sen?

KARISI (Ürkmüştür) Canımı acıtıyorsun Kudret.

KUDRET Bu kafayla gidersen, çok fena acıtırlar canını senin. Bir tek gün çalışmadığın halde, hiçbir özelliğin olmadığı halde, neden bu kadar rahat yaşıyorsun, hiç düşünmedin mi sen? Kırk milyon insandan herhangi birisisin. Nasıl oluyor da böyle yaşayabiliyorsun ha? Kırk milyonda bir.. Kırk milyonun biri.. Bit kadar.. Bit kadarsın anlıyor musun? Bit bit kadar.. Senin bir aylık makyaj berber paranla bütün bir yıl yaşayan milyonlar var.. Ö parayla milyonlarca insan bir yıl yaşıyor, salakoğlu salak..

KARISI Kudret rica ederim, benimle terbiyeli konuş..

KUDRET (Çılgın gibi olmuştur) Seni neden bir bit gibi ezmiyorlar ha? Mecburlar mı senin kanlarım emmene.. Hiçbir şey yapamadığın halde seni taşımaya mecburlar mı? Sen bunları nasıl bilmezsin? Nasıl düşünmezsin.. Sıradan bir kadın gibi konuşursun? Benim karım olarak sen nasıl böyle konuşabilirsin ha?

KARISI (Korkmuştur) Kudret, sakin ol hayatım.. Rica ederim, sakin ol..

KUDRET Neden sana müsaade ediyorlar biliyor musun? O kadar büyük, o kadar güçlü oldukları

halde, neden böyle güçsüz gözüküyorlar? Çünkü omurgaları yok. Birlikte davranamıyorlar.. Birlikte düşünüp birlikte davranamıyorlar.. Dav-ranabilseler senin bu yaşamına izin verirler mi sanıyorsun? Böyle davranmıyorlar, çünkü örgütlü değiller, yani omurgaları yok… Yok çünkü bunu engelliyoruz.. Bütün gücümüzle bunu engelliyoruz.. Sürekli kazanma umudu koyuyoruz önlerine, durmadan.. Durmadan kazanma umudu veriyoruz.. Kendi paçalarım kurtarmaya çalışıyorlar, işte o zaman.. Gemilerini kurtaran kaptan olmak istiyorlar.. Kazanma umutları oldukça tek tek kalıyorlar.. Toplu davranmaktan kaçıyorlar.. İşte o zaman omurgasız kalıyorlar.. Omurgasız kaldıkları sürece onlar kaybetmeye mahkum.. Ve onlar kaybettikleri için sen kazanıyorsun.. Sen kazandığın için o sürekli kaybediyor.. Kaybediyor tehlikeli., işte o zaman durum tehlikeli.. Kaybetmeye mahkum olduğunu bilmemeli.. Ona her gün, durup dinlenmeden yorulup, usanmadan, kazanma umudu vermemiz lazım.. Kazanabileceğine inanması, bu umutla yaşaması lazım. Kazanacağına inandığı sürece korku yok.. Anlıyor musun aptal. Sevil nedir sanıyorsun sen.. Sadece bizlere üçbeş kuruş kazandıran birisi mi? Sevil onlara kazanma umudu veriyor her gün yeniden.. Onlann kazanma umudu o.. Budala.. Sevil bu umudu ayakta tuttuğu için kazanıyoruz.. Sevil onlar için kazanmanın sembolü.. Gözleri ile görüp, kendileri ile bir yaşadıkları, canlı bir örnek.. (Bir süre bekler.. Sakinleşir) Bir daha böyle tehlikeli şeyler düşünme..

KARISI İyi ama, ben bunlara karşı bir şey demiyorum ki.. Yani.. Yani ben de bir kadın değil miyim? Ben de bir dişi değil miyim? Neden erkeğimi bir başkası ile paylaşayım? Benim kadınlık gururumu nasıl çiğnersin?

KUDRET (Perde çırılçıplak kalan gölgeyi gösterir) Sen,

herkes gibi sıradan bir kadın değilsin ki.. Benim karımsın.. Çocuklarımın anasısın.. Toplumda yerin ayrı.. Toplumdaki yerini hiç düşünmeden, kendini bir dişi olarak göstermeyi nasıl göze alabiliyorsun? O zaman işte aynen böyle çırılçıplak, zavallı bir yaratık olursun…

KARISI Ama bu ilişkinden ürküyorum.. Onunla o dişi domuzla evleneceksin sen..

KUDRET (Birden gülmeye başlar) Sen bu gece sırılsıklam sarhoşsun, ne dediğini bilmiyorsun.. Bir kere ben istesem de Sevü’le evlenemem..

KARISI (Yüz buldu ya) Yoo evlenirsin., evlenirsin.. Bırakırım seni.. Git evlen o dişi domuzla.. Çünkü sen de domuzun tekisin..

KUDRET (Keyifli) Sen olmasan da, ben o domuzcukla evlenemem.. İstesem de evlenemem…

KARISI (Samanı gizlemeye çalışarak) Hah, nedenmiş o?

KUDRET Çünkü Sevil’le evlenmek demek, altın yumurtlayan tavuğu kesip, yemek demektir de ondan.. Onun büyüsünün sürebilmesi için, evlenmemesi lazım.. Seyirci onu evlenilebilir olarak, sevgilisi olarak görmeye devam etmeli.. Evlendi mi büyü durur.. Büyülemez artık.. İnandırıcılığı kalmaz artık..

KARISI (Çok sevinir, gizlemeye çalışır) Ama ilişkini sürdürüyorsun..

KUDRET (Çenesini okşar) Küçük budala, o da bir kadın değil mi? Onun da bir erkeğe ihtiyacı yok mu? Başka bir erkekle ilişki kurmaya bırakırsam, bütün budala kadınlar gibi onun peşinden gitmez mi? Oysa o sadece bizimdir.. Anlıyor musun? Bizim.. Hiç kimseye kaptırmayız onu.. O aynı zamanda senin demektir.. Çocuklarının demektir.. Çocuklarının garantisi demektir.. (Bu arada perdedeki görüntüden, kadının apar tapar telaşla masadan indiği görülür. Bu arada bir kaç kişi kapıyı açarak dışarı çıkarlar. Kahkalıalarla gülmek-

tedirler.. İçeriden çılgın bir neşenin gürültüsü gel- ‘ mektedir. Görüntüde kadının arkasından giden bir kalabalık, yavaş yavaş uzaklaşırlar ve sesleri duyulur.)

“Halıyı da işçiler dokudu basma” “Parkeleri işçiler döşedi, basma” “Bu evi de işçiler yaptı, çık evden” “Arabaya binme” “Yollara basma” “Ormana kaç, ormana kaç”

KARISI Bir şey daha soracağım sana. KUDRET (Çok neşeli) Sor sevgilim.

KARISI Peki mutluluk ne? Mutlu olmak mümkün mü?

KUDRET Mutluluk kazanmaktır, sevgilim..

ONUNCU YARIŞMA

SUNUCU Sevgili seyircilerimiz, yarışmalı oyunumuzun ilgi çekici bir noktasına geldik.. Şu anda ortada tek yirmibeşbinalhyüz lira var.. İlgiyle yarışmacımızın oyunu nasıl sürdüreceğini bekliyoruz.. Oyunu sürdürdüğü anda, kazancı ellibirbinikiyüz liraya yükselecek.. Evet sayın yarışmacımız, nasıl heyecanlı mısınız?

KADIN Evet.. Tabii..

SUNUCU Şimdi ne yapmayı düşünüyorsunuz? Oyunu buraya kadar sürdürdünüz bu duruma getirdiniz.. Şimdi ne yapmayı düşünüyorsunuz?.

KADIN Bu Kudret Bey ne yaptığını iyi biliyor.. Madem ki Sevil bir süre sonra, artık tam zirveye çıkacak, şimdi hiçbir şey belli etmezler, beklerler.. Tam zirveye çıkınca, artık kimse onların durumunu bozmayacak hale gelince, o zaman kendi başlarına, işlerine geldiği gibi davranırlar.. Baştan hiçbir şey belli etmezler.. Çünkü Kudret Bey ol-

madan o duruma gelemezler. Ama artık tam halkın sevdiği bir yıldız olunca Kudret’e ihtiyaçları kalmaz.. Halk onları tuttuktan sonra, Kudret bir şey yapamaz.. İşte o zaman rahata ererler. Kurnaz olmaları lazım.. Köprüyü geçinceye kadar ayıya dayı diyecekler. SUNUCU Evet oyunu bir kere daha sürdürdünüz ve kazancınız tam ellibirbinikiyüz liraya yükseldi.. Şimdi sevgili seyircilerimiz, ayıya nasıl dayı denir, hep birlikte izliyoruz.. Onbirinci oyun.

ONBİRİNCİ OYUN

(Sevil ve Kudret.. Bir gazeteci ile yaptıkları röportajın sonu. Sevil, makyaj ve giyimini artık sadeleştirmiş, davranışlarına emniyet gelmiştir.) GAZETECİ : (Ayaktadır) Abi, istersen, şöyle bol miktarda mektubun arasında bir resim çekelim. İki gün üstüste, röportaj yaptığımızı anons edeceğiz ya.. Halktan gelen tebrik telgrafları ve mektuplar arasında, falan diye veririz..

KUDRET Yazıyı yayınlamadan iki gün önce reklamını yapmak iyi.. (Sevile) Getir şu mektupları.

SEVİL (İçeriye doğru bağırır) Hacer Hacer..

HACER (İçerden) Buyur hanımcığım.. Geliyorum.. (Gelir)

SEVİL Hacer, ne kadar mektup varsa etrafta topla getir.. Resim çektireceğim..

KUDRET (Gazeteci ‘ye) Reklamda ne yazacaksın? Onu da tespit edelim. “Halkoylan ile yılın en iyi oyuncusu seçilen” (Gazeteci notlar) bir de.. (Dü-şiinür) Bir de şunu yaz Erkan.. “Gecekondudan doğan büyük yıldız, halkın desteği en büyük gücümdür” İkinci gün, “Halkın istediklerinin dışına çıkmam.. Halkın isteği benim en büyük

rehberimdir”.. Sen bunu süslersin artık.. HACER (Eli kolu dolu, bir çuvalı sürükleyerek gelir..) Bu kadar yeter mi, Kudret Bey..

KUDRET Yeter.. Haydi çekin..

(Divanın üzerine bütün mektuplar boca edilir.. Çuval ayak ucuna konur.. Sevil, rasgele açar.. Divana oturup poz verir..)

SEVİL Kudret, nasıl olsun?

KUDRET Gene baygın bak, ama neşeli, mutlu bir

görüntü ver.. SEVİL (Çok alışılmış bir biçimde, ikiletmeden yerine

getirir isteği).. FOTOĞRAFÇI Harika.. (Üst üste pozlar alır) Bir de

öyle.. Evet..

KUDRET Tamam, yeter.. ERKAN : Oldu abicim, biz kaçalım.. (Gidecekken durur) Ha abi, sen patrona bir telefon etsen.. İyi bir yere alalım. Birinci sayfaya girsek çok iyi olur..

KUDRET Olur.. Ben ararım..

(Erkan ve fotoğrafçısı, Kudret ve Sevil’in ellerini sıkarak giderler. Hacer onları geçirir)

SEVİL (Bir koltuğa oturmuş olan Kudret’in btrynuna sarılır) Sana bir şey hazırlayayım mı? İçki falan..

KUDRET (Neşelidir) Fena olmaz.. (Öper)

SEVİL (Doğrulur) Kudret.. Birdenbire o kadar artırırsak..

KUDRET (Alaycı) Evet?

SEVİL Şey..Yani bozulmaz mı yapımcılar?. (Kalkar)

KUDRET Bozulmasına bozulurlar ama, ellerinden hiçbir şey gelmez.,

SEVİL Sen yaparsın.. (Bağırır) Hacer Hacer.. Gel şu mektupları topla.. (Bir dolaptan içki ve bardak çıkartır..) Buz ister misin

hayatım?.. KUDRET Evet..

SEVİL (Gelmiş olan Hacer’e) Git önce buz getir.. (Hacer gider) Peki nasıl açıklayacaksın?

KUDRET İlk önce, yılın en iyi oyuncusu ve en sevilen yıldızı seçildiğini, iyice duyuracağız.. Ardından.. Ortalık tam kıvamına gelince.. Gene basın yolu ile, fiyatını yüzbine çıkardığını, duyuracağız.. Bomba gibi patlayacak haber.. (Hacer buz getirmiştir.. Sevil bardaklara buz attıktan sonra, getirip Kudret’e bardağını verir. Kendisi de dizinin dibine oturur.. Hacer mektupları toplar..) Hemen arkasından biz yeni filmin çekimine gireceğiz.. Anadolu, bunu kendi zaferi gibi karşılayacak.. Sanki parayı kendisi kazanıyormuş gibi.. Günlerce konuşur..

SEVİL Gerçekten halk beni bu kadar çok mu seviyor? Bazen hiç inanamıyorum..

KUDRET (Güler) Seviyor elbette.. Bir açığını görmediği sürece de sevecek..

HACER (Topladığı mektupları götürürken) Sevil Hanım, bunlara bir yer yapsak.. Hep getir götür, eskiyecek..

SEVİL Aman götür sen.. Sana ne? Konuşuyorum surda değil mi?

HACER Götürüyorum.. Hani ben iyi olur diye düşündüm de.. (Gene durur) Sevil Hanımcığım..

SEVİL Gene ne var? Ay sen beni konuşturmayacak mısın canım?

HACER Şey.. Oğlum geldi, arkada bekliyor.. Bugün ev kirasını götürmek zorundayız da..

SEVİL Ay şimdi patlayacağım.. Şimdi konuşuyorum diyorum sana. Duymuyor musun? Çık git Al-lahını seversen, sinirlendirme şimdi beni.. Annemden iste gelince.. Öf.. (Kııdret’e) Sonra hayatım?

KUDRET (Hacer’in çıkışım bekler) Buna karşı iyi davran..

SEVİL Ay aman çok geveze..

KUDRET Aldırma iyi davran.. Dışarıda senin hakkında kötü konuşmasın.. İşte bunlara çok dikkat edeceksin.. (Kapının zili)

SEVİL Hacer.. Kim o?

SABAHAT Benim, ben..

SEVİL Annem..

KUDRET Sen Hacer’in parasını ver.. Bunlara çok

dikkat et. Arada bir ufak tefek bahşiş ver.. Bir

iki küçük hediye falan al.. SABAHAT (Elinde bir paket neşeli, girer) Aman..

Ayaklanma kara sular indi.. Nerelere gitmedim,

nerelere.. (Oturur) Ay, çok yoruldum ayol..

Hacer.. Bana soğuk bir şey ver.. Ay..

SEVİL Elindeki ne? Ne aldın?

SABAHAT (Hemen davranır) Hiç kimsede olmayan bir makine aldım.. Hiç kimsenin evinde görmedim, şimdiye kadar. (Paketi açar, gösterir) Sen hiçkimsede gördün mü böyle bir şey?

SEVİL Aaa, o neymiş öyle? Neye yarıyor?

SABAHAT Bilmiyorum.

SEVİL Eee niye aldın öyleyse?

SABAHAT Bakayım, eksik bir şeyimiz kalmış mı diye, vitrinleri dolaştım biraz.. Bir yerde bunu gördüm.. Hiç kimsenin evinde görmemiştim. Bizde de yok., girdim aldım..

SEVİL Niye sormadın?

SABAHAT A, aptal, sorsam bilgisiz derler, sorar mıyım hiç, Kudret Bey bilir onun ne işi yaradığını?

KUDRET (Sevil ‘e) Ver bakalım şunu.. (Sevil getirip verir. Bakar sonra gülümser) Yahu Ampermetre bu..

SEVİL (Hayal kırıklığına uğramış) Ampermetre mi?

Aaa..

SABAHAT (Hacer ‘in getirdiği suyu içmiştir) Her neyse neye yarar..

SEVİL Aman anne, böyle aptal aptal şeyler yapıyorsun.. Ne bileyim elektrik filan ölçer işte.. Okuldayken okuturlardı..

SABAHAT İyi ya canım.. Biz de bizim elektrikleri ölçeriz.. Sevgi’ye veririz, okulda işine yararsa.. Ben ne bileyim canım.. Aldım işte.. (Hacer’e) Al şunu.. (Bardağı verir) Esas haberimi dinle sen.. Müthiş bir teklif aldım..

SEVİL Ne teklifi?

SABAHAT (Kudret’e bakmamaya çalışarak) Bir gazinoda.. Gecede peşin olmak şartı ile onikibin-beşyüz lira veriyor.. Yüzbin lirası peşin..

SEVİL Ben ne yapacağım gazinoda, şarkı mı söyleyeceğim?

KUDRET Hangi gazino bu? Kim bu teklifi yapan?

SABAHAT (Kudret’i duymamazhğa gelir) Sahneye çıksın da ne yaparsa yapsın diyor adam, fıkra anlatsa gene olur dedi. Hem sen bal gibi şarkı söylersin.. Herkes nasıl söylüyor.. Adam, siz hiç merak etmeyin, ben her şeyi hazırlarım diyor, zaten..

KUDRET (Kestirip atar) Olmaz öyle saçma şey..

SABAHAT (Gene Sevil’e) Bizim de artık kendimizi düşünmemizin zamanı geldi.. Ben kabul ettim.. Şimdiye kadar da emlakçı emlakçı dolaştım.. Geniş iyi güzel bir daire aradım.. Bir tane boğazda varmış, Bebek’te.. Yarın gidip oraya bakacağım..

SEVİL Canım ben şarkı söylemesini falan bilmem.. (Kudret’e) Ben şu Hacer’in parasını vereyim değil mi?

KUDRET Ver.. (Sevil çıkınca) O senin dediklerin olmaz.. Çıkart onları kafandan.

SABAHAT Olmayacak nesi var.. Ben olur dedim bile..

KUDRET Olmaz dedim, sana.. Sevil şimdi o paralı adamların karşısına çıkıp, onları eğlendirdi mi, her şey tepetaklak olur.. Halk kabul etmez.. Sen delirdin mi? Halk tam Sevil’i zirveye çıkartmışken, intihar etmek olur bu. Şimdi Sevil’den güçlü olan yok piyasada, arkasında halk var çünkü.. Halkın gücünden büyük güç olur mu? Kimseye nasip olmadı böyle bir sevgi.. Şimdi, şarkıcı olarak paralı insanların eğlencesi oldu mu, halk birden bırakır.. Soğur Sevil’den… Aldatılmış hisseder kendisini.. Ben böyle saçmalığa izin veremem..

SABAHAT Kudret Bey.. Sevil benim kızımdır.. Biz de kendimizi düşünmek zorundayız.. Bundan sonra böyle.. Kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz.. Sizin iyiliklerinizi unutmayız elbette.. Elbette size öncelik tanırız.. Her bakımdan..

KUDRET Sen kim oluyorsun ulan.. Şunun konuşmasına bak.. Kapat çeneni bir daha da bu işlere karıştığım görmeyeceğim.. Sersem budala..

SABAHAT (Kendisinden emin) Terbiyeli konuşun Kudret Bey.. Benim evimde..

KUDRET (Sinirlenir) Siktir ulan.. Kendi eviymiş.. Adam mı oldun, budala..

SABAHAT Ne olacak, ömür boyu, Sevil’i senin metresin olarak mı bırakacağım sandın.. Sırtından kazandığın yeter.. Bundan sonra böyle olmayacak.. Kendi işimize ben karar vereceğim.. Sevil benim kızım bunu aklınıza koyun..

KUDRET Vay maymun vay.. Demek Sevil senin..

SABAHAT (Kalkar) İşinize nasıl gelirse.. Bu iş artık böyle devam etmeyecek.. (Çıkarken) Aman ne yoruldum.. Gidip üstümü değiştireyim Hacer.. (Kudret kalkar.. Biraz düşünür.. Gidip bir koltuğun üzerine attığı ceketini alır giyer., içkisini bitirir.. Sevil

gelir)

SEVİL Tam dediğin gibi yaptım hayatım.. Gönlünü aldım.. Oğluna da para verdim.. İyi yapmış mıyım?

KUDRET (Sevil ‘i tam karşısına alır, omuzlarından tutar) Beni dinle..

SEVİL (Şaşırmış) Dinliyorum sevgilim.. KUDRET Benimle evlenmek ister misin?

SEVİL (Önce şaşırır. Ardından büyük bir sevinçle bmj-nııııa atılır) Kudret.. Gerçekten mi? (Tekrar yüzüne bakar) Ciddi mi söylüyorsun Kudret?

KUDRET Benimle evlenir misin?

SEVİL (Tekrar boynuna sarılır) Oh.. Evet.. Elbette..

KUDRET (Yavaş yavaş saçını okşarken..) Beni iyi dinle Sevil.. Şimdi, bundan kimseye ama hiçkimseye söz etmeyeceksin.. Annene bile.. Senin evleneceğini halk duymamalı.. Duyarsa mahvoluruz.. Onun için, benim dediklerimi aynen yapman lazım..

SEVİL Aynen, sevgilim..

KUDRET İlk önce sana ayrı bir ev bulacağım.

ONBİRİNCİ YARIŞMA

KADIN (Öfkeli, lıeyecanla) Alçak adam, kızı kandırıyor.. Aptal kız.. Sabahat buna razı olamaz.. Bütün ilişkilerini kessin.. Bu adama karşı mücadele etmesi gerek.. Yoksa kızı kapacak adam.. Evet mücadele etmesi gerek.. Yoksa kızı kapacak adam.. Evet mücadele etmesi gerek.. Kızı kaybeder yoksa..

SUNUCU Nasıl mücadele edebilir?

KADIN Halk kimi tutuyor? Onu mu? Sevil’i mi? Elbette Sevil’i.. Sabahat adamın yaptığı bu al-

çaklığı, herkese duyurmalı..

SUNUCU Nasıl duyurabilir?

KADIN Canım duyursun işte, söylesin herkese.. Basın toplantısı yapar mesela.. Hah tamam basın toplantısı yapsın. Adamın nasıl bir adam olduğunu, halkı nasıl aldattığını, halk için aslında neler söylediğini, Sevil’i nasıl kandırdığını bir bir açıklasın.. Kudret’in sadece kendisini, kendi çocuklarını düşündüğünü, bir bir anlatsın.. O dediklerini unutmadım ben.. Herkes duydu.. Polise haber versin.. Halkı yardıma çağırsın.. Halk onları tutar.. Halkı arkasına alsın.. Bu adamla ilişkilerini kesinlikle bitirsinler.. Çeksin alsın kızı, elinden geleni ardına koymasın. Bu adamlarla mücadele etmesi lazım.. Alçak adam.. Kendisini ne sanıyor..

SUNUCU Evet sevgili seyirciler, yarışmacımız Kudret’e karşı mücadele edilmesini ve bu mücadelenin nasıl yapılması gerektiğini söyleyerek, oyunumuzu onikinci defa sürdürdü ve böylece kazancı tam yüzikibindörtyüz liraya yükseldi.. Ve şimdi hep birlikte izliyoruz. Sabahat Kudret’e karşı.. Onikinci oyun..

ONİKİNCİ OYUN

(Sabalıat, tıpkı dokuzuncu oyundaki Tuğrul gibi, kan revan içindedir. Mecit karşısında bir sandalyede oturmaktadır.. İki adam yerde sürünen Sabalıat ‘ı tekmelemektedir.)

SABAHAT (Yarım yamalak, güç anlaşılır bir biçimde) Mecit.. Mecit.. Aslanım.. Ayağının altını öpeyim.. Yeter dövmesinler.. Mecit kölen olayım..

MECİT (İşaret eder, adamlar durur) Sen neyine güvenip, basın toplantısı yaparsın salak kocakarı.. Demek Kudret Bey kızını kandırıyor, onu sö-mürüyor, öyle mi? (İşaret eder, Adamın biri,

böğrüne şiddetli bir tekme atar.. Sabalıat böğürür) Kafasız kocakarı.. Ulan sen kim oluyorsun, bit, pire., tahtakurusu., sümüklüböcek..

SABAHAT Mecit, yeter.. Kölen olayım..

MECİT Ulan sen köle olacak bir yaratık mısın? Ha? Eşşoğlu eşşeğin boku. Ha.. Sen köle olacak adam mı oldun? Sen de kuş kadar beyin var mı ulan sen bu dünyada boşuna ortalık kirletiyorsun be.. (Adamlarına) Gebertin şu hamamböceğini.. (Adamlar iki taraflı tekmelerle Sabalıat’ı dövmeye başlarlar)

SABAHAT (Can luıvli ile Mecit’in bacaklarına sarılır. Acı ile bağırmakta son gücü ile Mecit’in ayaklarına sarılmaktadır) Meciiit. Oy anam yeter.. Öldüm.. Mecit ayağını öpeyim.. Ölüyorum.. Tövbe.. Ayaklannın altını öpeyim Mecit’im.. Aslanım Of.. Allaaaah.. Yapmayın ölüyorum.. Of., öldüm.. Mecit Mecit Meciiiiit..

MECİT (Ayağı ile Sabalıat’ın kafasına basar.. Adamlar durur)

SABAHAT (İnlemektedir.. Sayıklar gibi) Mecit.. Mecit yiğidim.. Köpeğin olayım Mecit.. Yeter.. Kapına it olayım.. Tövbe.. Tövbe… Mecit..

MECİT Bak kocakarı müsveddesi.. Artık sana hayat fazla.. Seni temizleyeceğim anlıyor musun?. Sen başından büyük işlerin altına girdin.. Çok dolaştın ayak altında..

SABAHAT Mecit.. Allahım seversen.. Bağışla, acı, bilemedim.. Mecit.

KUDRET (Adamlarına) Allah Allah.. Kocakarının aklı başına geldi mi acaba? Yoksa bizi mi kandırıyor?.

I. ADAM Gelmişe benzer abi..

MECİT Yoo. Sen bu kocakarıyı tanımazsın.. Uyutuyor bizi..

SABAHAT Değil Mecit.. Tövbe.. Vallahi bilemedim..

Kölen olayım bağışla.. Mecit’im, aslanını.. MECİT İşte size bir kırkayak.. Ama bunun ayakları yalan üzerine, bir adımda kırk yalan.

SABAHAT Mecit’im.. Değil, yalan değil, iki gö/üm önüme aksın yalan değil. Söyle emret ne istersen yaparım. Kapına it olurum, Mecit’im.. Bağışla..

II. ADAM Abi bana doğru söyler gibi geldi.. MECİT (Ayağım başından kaldım) Sanmam. Temizlemeli bu kırkayağı..

SABAHAT (Bağırmaya çalışır) Mecit’im yalan değil.. Allahıma dinime imanıma yalan değil..

MECİT Yani aklın başına geldi öyle mi? Tövbe mi ediyorsun şimdi yani sen..

SABAHAT Tövbe.. Bin defa tövbe.. MECİT Yani bundan sonra senin Sevil diye bir kızın yok öyle mi?

SABAHAT (Biran duraklar. Adam tekmeyi vıınır) Yok.. Benim Sevil diye bir kızım yok..

MECİT Galiba akıllandı bu.. Neyse kaldırın bakalım şunu yerden..

(Adamlar Sabahat ‘t koltuğa oturturlar.. Sabaluıt güç durmaktadır)

SABAHAT Tövbe Mecit’im, vallahi tövbe..

MECİT Demek senin Sevil diye bir kızın yok, ha?

SABAHAT Yok..

MECİT (Değişir.. Gerçekten meraklı) Peki, kocakarı, sen gerçekten inandın mı, öyle basın toplantısı falan yaparak, kıza sahip olabileceğine, ha? Yani sen bu dünyayı hiç mi tanımıyorsun yahu. Halkı yardıma çağırıyorsun.. Allah Allah.. Yani şimdi sen buna gerçekten inanıyor musun? Sen hangi dünyada yaşıyorsun? Polise gidiyorsun, Kudret kızımı kaçırdı diye.. Bir insan nasıl bu kadar aptal olur.. Sen tek başına Kudret’le mücadele edeceksin ha? Tek başına bu Kudret’i yeneceksin ha? Bir başına şu kaz kafanla, ha?

SABAHAT Bilemedim, Mecit’im.. Ah bilemedim.. Yanımda sen gibi biri olsaydı o zaman..

MECİT (Hayretle) Eee, o zaman?

SABAHAT (Umutlanır.. Kımıldamaya çalışır) Seninle birlikte olsaydık.. Sevil’i de sana verirdim.. O zaman.. Böyle olmazdı Mecit’im.. Her şey senin olurdu.. Ben bir şeycik istemezdim..

MECİT (Bir süre şaşkın bakakalır.) Sen gerçekten sandığımdan aptalsın.. Bana bak, kocakarı, bu sözünden ötürü seni gebertirdim ama, değmezsin.. Kulağını aç, iyi dinle.. Kudret Bey’in elinde kaç tane tarihsiz rakam yeri açık senet var, Se-vil’in imzası ile biliyor musun sen? Ömür boyu çalışsa, borcunu ödeyemez.. Kaç çeşit mukavele imzaladı Kudret Beyle biliyor musun sen?

SABAHAT (İnler gibi bir ses çıkarır)

MECİT Hepsini bir kenara bırak.. Kudret’i gerçekten tanımıyor musun sen?. Senin basın toplantısı nasıl çıktı gazetelerde, gördün mü? Bütün gazeteler senden deli diye söz ediyor.. Sen bir delisin halkın gözünde şimdi, haberin var mı? Kudret seni deli yaph.. Bütün söylediklerin güme gitti.. Tek satır yazmadı hiçbiri senin ağzından.. Sen Kudret’i tanıyor musun Kudret’i? Ben seninle birlikte olsam ne olacak? Sen beni hapisten koruyabilir misin? Benim gibi on tane Mecit olsa, yüz tane Mecit olsa, Kudret’in yanında ne yazar, ha? (Acır gibi bakar) Sen demek, bu Kudret’le tek başına mücadele edeceksin ha, kazanacaksın.. Demek yanında bir Mecit olsa kazanacaksın. Sen bakar körmüşsün kocakarı, resmen bakar kör-müşsün.. Sen halkı yardımına çağırıyorsun ha? Halk seni oynattı diye biliyor eşşoğlu essek, sersem kan… (Sigara yakar) Şimdi uzatmadan sonuca gelelim.. Senin artık Sevil diye bir kızın yok.. Sen onu kaybettin anladın mı? Tamam mı? (Bekler) Konuş, bu kulak duysun?

SABAHAT Kaybettim..

MECİT İyi.. Bundan sonra ağzını açarsan bu iş biter, seni temizlerim tamam mı?

SABAHAT Açmam Mecit..

MECİT Aferin, göreceğiz.. Sana ne yapacağını nasıl davranacağını ben söyleyeceğim.. Dediklerim yapıldı mı, bu evde oturursun.. Kiran ödenir.. Biraz da cep harçlığı bile var.. Anlaşıldı mı?

SABAHAT Anlaşıldı..

MECİT Oldu kocakarı.. Biz gidiyoruz.. Her şeyi aklında tut.. Sen olmasan da dünya yürür, unutma.. Hadi bakalım.. (Adamları ile birlikte çıkar) (Saballat, bir süre öylece kalır.. Sonra güçlükle doğrulur.. Ayağa kalkmaya çalışır.. Acı çeker.. Eşyalara tutunarak, içeri gitmeye çalışır.. Beceremez düşer.. Yığtlır.. Işıklar lıafifçe kararmaya başlar, tam kararmadan tekrar aynı tempoda açılır.. Kapı açılır.. Sevgi okuldan döner.. Sabalıat hâlâ yerdedir..)

SEVGİ (Seslenir) Anne.. Anne.. (Bekler, birden görür., koşar) Anne.. Anneciğim.. (Yanına çömelir.. Sabalıat acıyla doğrulur) Anne.. (Ağlamaya başlar) Anneciğim, benim güzel anneciğim ne oldu sana? Düştün mü?

SABAHAT Hı.. Düştüm..

SEVGİ (Ne yapacağını bilemez) Anneciğim, nerden

düştün, canım anneciğim, canın çok mu acıyor..

Ah ne yapsam? Doktor.. Doktor çağıralım.. SABAHAT (Korku ile) Dur.. Yok istemem.. Doktor

istemem.. Sen de bağırıp durma, yok bir şey işte..

Yardım et (Kalkmaya çalışır, Sevgi yardım eder)

SEVGİ (Özenle tutmakta açılmamaya çalışmaktadır) Ah sevgili anneciğim.. Acıyor mu? Acıyorsa söyle.. Yavaş yavaş.. (Oturtur., içeri koşar, ıslak bir bezle gelir, özenle yüzünü silmeye çalışır) Acırsa söyle..

SABAHAT Ablan yaptı.. Bıraktı gitti bizi..

SEVGİ (Şaşırmış) Ablam mı yaptı.. Niye? Nereye gitti?

SABAHAT Bıraktı işte bizi.. O adamla gitti.. Şimdi artık hiçbir şeyimiz yok.. Bebek’te bulduğum daireyi de alamayacağım.. Her şeyi kaybettik yavrum. (Ağlar)

SEVGİ Demek ablam bizi, yalnız bırakıp gitti.. Ağlama anneciğim.. Olsun.. Giderse gitsin, ben bakarım sana.. Bir işe girerim, çalışırım.. Bırakırım okulu, bakarım sana.. Oh anneciğim, benim güzel anneciğim, ne olur ağlama? Ben çalışırım, sen üzülme…

SABAHAT Senin çalışmanla.. Senin çalışmanla, Bebek’te daire alınmaz ki kızım.. (Ağlar)

SEVGİ (Annesine sarılır) Anneciğim benim ne olursun ağlama.. (O da ağlamaya başlar.. Sabalıat kızını sever, okşar.. Bir süre sonra okşamaları, yoklamaya dönüşür.. Dikkatle kızının büyüdüğünü araştırır..) Dur bakayım., (ayırır) Şöyle karşıma git..

SEVGİ (Ayrılır.. Karşısına geçer.. Şaşırır, korkar) Anne.. Anne neyin var? Niye öyle bakıyorsun? Anne ne oluyorsun?

SABAHAT Bana bak bakayım, yüzüme doğru.. (Sevgi bakar) Sen büyümüşsün. Bir ameliyatla burnunu azıcık kaldırırsak tamam.

SEVGİ (Ürkek) Anneciğim, beni korkutuyorsun.

SABAHAT Ablan da film çevirmeye başladığı zaman senin kadardı.

SEVGİ Anneciğim, ne demek istiyorsun? Anlamıyorum?

SABAHAT Anlarsın.. Çantamın içinde defterim var.. Git getir.. Ağlama.. Telefon edeceğim çabuk..

ONİKİNCİ YARIŞMA

SUNUCU Sevgili seyircilerimiz ortada tam 102.400 lira var.. Yarışmacımızın ne yapacağını bekli-

yoruz.. Evet sayın yarışmacımız, ne düşünüyorsunuz? Oyunu nasıl sürdüreceksiniz?

KADIN Şimdi Sevil’i o adamdan artık geri alamaz.. Zaten alsa da faydası yok, çünkü o kadar senedi imzalamış, aptal kız.. (Düşünür.. Gözleri ikide bir paralara kaymaktadır) Evet, mümkün değil..

SUNUCU Yani, Sevil’i kesin olarak kaybetti annesi, öyle mi?

KADIN Evet öyle.. SUNUCU Peki, bu durumda..

KADIN Bu durumda, artık en iyisi küçük kızı artist yapması.. Ablasının şöhreti var. Şimdi küçük kızı yetiştirsin.. Hem çok şey öğrendi artık.. Küçük kız film çevirsin..

SUNUCU Çok yazı k, sayın yarışmacımız, çok yazık.. Yarışmayı ne kadar güzel sürdürdünüz, 102.400 lira kazanmıştınız, ne yazık ki şu anda kaybettiniz..

KADIN (Aniden bağırarak) Nasıl? Kayıp mı ettim? Neden? Neden kaybediyormuşum? Hani ne dersem olacaktı? Küçük kız film çevirsin diyorum işte..

SUNUCU Çok üzgünüm ama, ne yazık ki kaybettiniz.. (Noter’e) Sayın noter, bantı bize dinletebilir misiniz?

NOTER Hay hay.. (Teybi çalıştım.. Kadıntn konuşmasını ararlar..)

Bantdan : (Erkeğin konuşmasının bir kısmı duyulur..) Kadının konuşması:

SUNUCU Şimdi de bayan yarışmacımızı dinleyelim..

KADIN Efendim, şimdi bu durumda, yani bu ailenin durumu kötü.. Bunu gördük.. Durmakla bir şey olmaz.. Bir şeyler yapmaları gerekir.. Ama, kızları film yarışması kazanmış.. Şimdi film çevirirse, yani film çeviren bir artist, bugün

zengin demektir. O zaman durumlarını düzeltmek için, film çevirmeleri uygundur.. Mesela kız kaçarım diyor.. Küçüğü ağlıyor, dolapları yok çünkü.. Kız film çevirmezse ne yapabilirler? Kız film çevirmezse babalan işçilerle bir olacak mesela.. Adamı işten atarlarsa ne olacak? İnsan olan bir insan.. Kızları varken böyle kumar oy-namamalıdır.. Çünkü kız çocuğu başkadır.. Bir ana baba kızma sahip olamıyorsa, ne yapsa boştur.. Çünkü onlar her şeylerini kaybetmiş demektir. Önlerinde, çocuklarına sahip çıkabilmek için başka yol yoktur.. Bunun için oyun böyle oynanmalıdır. (Noter teybi durdurur)

SUNUCU Oyun böyle oynanmalıdır dediniz.. Şimdi kız film çevirsin diyorsunuz.. Oysa kızın film çevirmesini oynadık..

KADIN Hayır.. (Ağlamaklı) Hayır ama olamaz..

SUNUCU Ne olamaz efendim?

KADIN Kaybetmiş olamam. Ben kaybetmedim.. O zaman hep kaybedeceğim demektir. Küçük kızı deneyelim..

SUNUCU Aynı oyunu ikinci defa oynamamızı istiyorsunuz.. Biz bu oyunu oynadık.. Ve şimdi siz artık oyunu sürdüremiyorsunuz.. Sürdüre-mediğiniz için de kaybettiniz..

KADIN İyi ama, bu oyunu böyle oynarsanız, herkes kaybeder..

SUNUCU Peki, oyunu nasıl oynasaydık?

KADIN Şimdi küçük kız başka, o da..

SUNUCU Kusura bakmayın bu oyun oynandı.. Siz oyunu sürdüremiyorsunuz.. Üzülmeyin kazanmak varsa kaybetmek de vardır..

KADIN Hayır.. Kaybetmedim.. Kaybedemem.. Yani nasıl olur.. Hayır itiraz ediyorum.. Sayın Noter.. Ne olur bir şeyler söyleyin..

SUNUCU Bir dakika, bir dakika sakin olun lütfen.. Madem ki itiraz ediyorsunuz o zaman şöyle yapacağız.. Paralan sayın notere teslim ediyoruz.. Yarışmanın kuralı gereği, son söz sevgili seyircilerimizin olacak.. Seyircilerimiz nasıl bir karar verirse, siz de biz de buna uymak zorundayız.. Tamam mı, anlaştık mı hanımefendi?

KADIN (Yaşlı gözlerle, ürkek bir hayvan gibi seyircilere bakar) Peki., ama.. Kaybetmedim..

SUNUCU Sevgili seyircilerimiz.. Biliyorsunuz bu oyun her gün oynanıyor.. Bir karar vereceksiniz, hanımefendi kazandı mı, yoksa kayıp mı etti? Size bir zaman tanıyoruz.. İyice düşünüp bir karar verin.. Kazanan oldu mu? Unutmayın bu oyun her gün oynanıyor.. Sizin kararınıza kadar da böyle oynanacak.. Sevgili seyircilerimiz, elbirliği ile bir oyun oynadık, sağ olun var olun, kararınızı çabuk verin..

SON

Yorumlar

Yorumlar

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir