Borçlar Hukuku Ders Notu 23 Haziran 2017

İçeriği ve kapsamı nedir tazminatın?

 

Aynen tazmin-Naklen tazmin ayrımı

 

BK 51; “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.

Tazminatın irat biçiminde ödenmesine hükmedilirse, borçlu güvence göstermekle yükümlüdür.”

 

Hakim tazminatın sermaye veya irat şeklinde ödenmesine karar verebilir. İrat biçiminde ödenme taksitler halinde olur. Sermaye biçiminde ödendiğinde bir kerede tazminatın tamamı ödenir.

Tam tazmin ilkesi: Hakim, tazminatın miktarını, kapsamını, içeriğini serbestçe belirleyecektir. Ancak hukukumuzda tam tazmin ilkesi geçerlidir. Yani kural olarak, zarar veren zarar görenin haksız fiillerle uğradığı zararın tamamını tazminle borçludur. Daha önce de belirttiğimiz gibi tazminatın üst sınırı zarardır. Ve kural olarak tazminat zarara eşittir. Ancak kimi durumlarda hakim zararın daha azına da hükmedebilir (indirim sebeplerinden dolayı).

 

BK 52; “Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.

Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir.”

Bu anlamda ileride değineceğimiz üzere; haksız fiilin işlendiği andan itibaren fail ihtarsız olarak temerrüde düşer. Doğrudan doğruya temerrüde düşer. Bunun neticesinde de failin, temerrüt faizi ödemesi gerekir.

BK 117/2; “Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.”

Siz zararı verdiğiniz andan itibaren o zararı gidermekle yükümlü olursunuz. Eğer o anda zararı gidermediyseniz gecikme faizi ödeme yükümlülüğünüz ortaya çıkar. Bu da tazminata eklenecek konulardan birisidir.

 

Zararın Belirlenmesinde Denkleştirme (Yararların Zararlardan Düşülmesi)

Kimi yararların zararlardan düşülmesi söz konusu olabilir. Ekonomik menfaatler, yararlar tazminatın hesaplanmasına, zararın belirlenmesi aşamasında düşülecektir. İki tane şeyi birbirinden ayırmak gerekir. İki farklı unsur var; birisi zarar. Hakim zararı tespit eder. Nihai tazminat miktarını tespit etmesi ayrı bir şey. Önce zararı tespit eden hakim, sonrasında bu zararın şu kadarını tazmin etmeye hükmediyorum der. Zararın belirlenmesi aşamasında yararların düşülmesine gelirsek; hakim zarar miktarını tespit etmeye çalışıyor (net bir hesaplama yapmaya çalışıyor). Yararların zararlardan düşülmesi; bunun için denkleştirmeden söz edebilmek için; … Birkaç örnek; bir kimse yaralanıyor, yaralandığı için bir süre hastanede kalıyor. Tedavi masrafları, o sürede çalışamaması vs. zararların içine konulur. Fakat bu kişi bir hafta hastanede yattığı için yemek masrafı-yol masrafı yapmadı. Bunlar hep denkleştirmeye tabii tutulacak. Bir başka örnek; yaraladığınız kişi hastaneye yattı ve hastaneye yattığı sırada hemen yan odada bulunan çok zengin bir iş adamıyla aşk yaşamaya başladı ve evlendiler. Arada uygun illiyet bağı yok.

  • Zarar görenin kendi faaliyetinden kaynaklanan yararlar denkleştirmeye tabii tutulur. Örneğin; bir trafik kazasında adamın arabasını hurdaya çıkardınız, kullanılamaz hale geldi. Arabanın değeri 20.000 TL, isteyeceğiniz zarar 20.000 TL’nin tamamı mıdır? Hurdanın da bir değeri var. Diyelim ki 2000 TL’ye satacak. Geri kalan 18.000 TL’yi siz tazmin edeceksiniz. Kanun koyucu diyor ki; zarara uğradıysan tabii ki tazminini iste fakat sana bir külfet yüklüyorum. Bu zararın artmaması için, hatta azalması için bir takım şeyler yapacaksın. Aksi taktirde tazmin etme hakkından mahrum ederim diyor. O halde zararı azaltma külfeti, her bir zarar gören bakımından bir külfettir. Yukarıda BK 52’yi vermiştik.
  • Üçüncü şahıslar tarafından yapılan yardım ve ödemelerin bazıları da denkleştirmeye tabii tutulur. Örneğin; Ebru’nun arabasına çarptım, 10 gün boyunca çalışamadı (direksiyon dersi veriyordu). Ebru’nun babası Ebru’ya yeni bir araba aldı. Ve Ebru bu sayede çalışmaya devam etti. Bu durumda üçüncü kişiler tarafından yapılan bu kazandırma denkleştirmeye tabii tutulabilir mi? Hayır. Ama kimi hallerde üçüncü kişiler tarafından yapılan bu tip yardım ve ödemelerin denkleştirmeye tabii tutulması söz konusu olabiliyor. Örneğin sorumluluk sigortaları tarafından durum tam olarak böyle. Sorumluluk sigortasında; sigorta şirketi uğranılan zararı giderir. Diyelim ki birisi kusurlu olarak aracanıza çarptı. Sigorta şirketi sizin uğradığınız zararı giderir ve ardından zarar veren kişiye rücu eder. Bu gibi hallerde yapılan yardımlar bakımından iki kere zararın tazmin ettirilmesi mümkün olamayacaktır.
  • Diğer bir takım yararlar bakımından da somut olay çerçevesinde yapılacak değerlendirme neticesinde denkleştirmeye tabii tutulabilir. Hastanede yatılan süre boyunca yemek ve yol masrafları olmayacağı için denkleştirmeye tabiidir. 

Bununla birlikte kimi durumlarda zarar bedeli belirlenemiyor olabilir. Örneğin uzuvlarından birisini kaybeden birinin ekonomik durumu sarsıntıya girebilir. Zarar nasıl hesaplanacak? BK 50/2; “Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.” 


Tazminatın İndirilmesi

BK 51; “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.

Tazminatın irat biçiminde ödenmesine hükmedilirse, borçlu güvence göstermekle yükümlüdür.”

BK 52; “Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.

Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir.”

 

Tazminatın indirilmesinin sebepleri şunlar olabilir;

  • Failin kusurunun ağırlığı tazminattan indirim sebebi olarak düzenlenmiştir.
  • Zarar görenin rızası (Zarar görenin hukuka aykırı rızası)
  • Zarar görenin birlikte kusuru (zarar görenin ortak kusuru): Zarar gören, (hafif) zararıyla kusurun artmasına sebep olmuşsa ortak kusur-birlikte kusur söz konusu olur. 52. maddenin 1. fıkrasında bu durumdan bahsedilmektedir. Zararın doğmasına ya da artmasına sebep olan kişi faile ek bir üçüncü kişiyse ne olacak? Üçüncü kişinin ağır kusuru illiyet bağını keser. Üçüncü kişinin ağır kusuru indirim sebebi olmaz. Çünkü üçüncü kişinin ağır kusuru varsa iki fail vardır. Zarar gören zararın artmasına sebep olmuşsa bu da ortak kusur olarak değerlendirilir.
  • Diğer sebepler;
a) Umulmayan haller: Esasında burada bahsedilen olaylar kazalardır. Mücbir sebebe ulaşmayan, zarar verenin irade ve davranışından bağımsız, zararın meydana gelmesine veya artmasına etkili olan olaylar. Bunlar mücbir sebep boyutuna ulaşmış olsalar illiyet bağını kesecekti. Fakat bunlar mücbir sebep değil. Bu anlamda bunlar tazminattan indirim sebebidir. Örneğin mağdur hastaneden enfeksiyon kaptı. Failin indirim sebebi olarak karşımıza çıkmaktadır. 
b) Zarar görenin bünyevi yatkınlığı: Örneğin; Adamın kafatasında bir çatlak var. Ve siz şaka yollu kafasına vurduğunuzda kafatasında çatlak olduğu için adam beyin kanaması geçiriyor. Bu durumda siz bu zarardan sorumlu musunuz? Hocaya göre burada uygun illiyet bağı yok. Uygun illiyet bağının var olduğu kabul edilmeli, yani sorumluluk kurulmalı fakat tazminattan “zarar görenin bünyevi yatkınlığı” nedeniyle indirim yapılmalıdır.
c) Hatır işleri: Zarar, zarar görenin hatrına yapılan bir iş olarak yapılmışsa bu bir tazminattan indirim sebebi olur. Örneğin otostop yapan birini iyiniyetle arabanıza aldınız ve sizin kusurunuzdan dolayı kaza yaptınız. Bu da bir tazminattan indirim sebebidir.

 

Zararın Hesaplanmasına İlişkin Özel Durumlar

  • Mülkiyet hakkının ihlaline ilişkin zararlar (şeye ilişkin zararlar): Şeye ilişkin zarar, bir malın tahrip edilmesi, yok edilmesi veya ona zarar verilmesi ile ilgili zararlardır. Şeye ilişkin zararlar üç grup olarak tazminata sebep olur;
a) Bedelin tazmini
b) Tamir masrafları
c) Yoksun kalınan kazanç
Bu üç gruptan biri veya ikisi karşınıza çıkacaktır. 
a) Bedelin tazmini: Bedelin tazmini, yok etme neticesinde mevcut olur. Tazminat bakımından biz aynı türden bir malın teslimi için gerekli piyasa fiyatını ele alırız. Aynı türden bir malın yenisini alıp verebilmek için ne kadar bir ödeme yapılmalıdır, zarar veren bu malın aynısını almak isterse fiyatı nedir? Bunu tazmin ederiz. Eğer mal niteliği gereği kullanılmak suretiyle değeri azalan bir malsa, bu bedeli düşeriz ve ikinci el fiyatını tazmin ederiz. Örneğin cep telefonunu kırdınız. Kullanılmakla değeri düşen bir mal. Fakat bazı mallar bakımından ikinci el talep edilemeyebilir veya ikinci el piyasası mevcut olmayabilir.
b) Tamir masrafları: Malın değerini aşan tamir masrafı yapılabilir mi? Malın değeri 1000 TL. 2000 TL’ye tamir yapılabilir mi?
*Malın tamiri malın değerini aşıyorsa; en fazla malın değeri kadar masraf yapılabilir. Hasar gören malın değeri düşmüşse, düşen değer de tazminat olarak istenebilir. 
c) Yoksun kalınan kazanç: Ticari bir malın zarar görmesi durumunda bunun kullanılamaması durumunda yoksun kalınan kazancın tazmin edilmesi gerekecektir.
  • Ölüm nedeniyle doğan zararlar: Ölüm, tek başına zarar oluşturmaz. Ölenin bir zararı yoktur. Ölüm nedeniyle mirasçılar ve yakınlar zarara uğrayabiliyor. BK 53; “3- Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır: 1. Cenaze giderleri. 2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar.” Zarara uğrayan kişilerin, kişinin ölümü nedeniyle (fiilen ve düzenli olarak) geçimine katkı sağlayan, mali yardım ve destekten yoksun kalmaları nedeniyle talep edebilecekleri tazminattır. Eski hayat kalitesinin sürdürülüp sürdürülemeyeceği meselesi önemlidir. Çok tartışmalıdır.
  • Vücut bütünlüğünün ihlali nedeniyle doğan zararlar (bedensel zararlar): BK 54; “Bedensel zararlar özellikle şunlardır: 1. Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar.” Bedensel zararın bedeli tam olarak tespit edilemiyorsa? BK 75; “Bedensel zararın kapsamı, karar verme sırasında tam olarak belirlenemiyorsa hâkim, kararın kesinleşmesinden başlayarak iki yıl içinde, tazminat hükmünü değiştirme yetkisini saklı tutabilir.” Ancak bunu kendi başına yapamaz. Hakim yetkiyi saklı tutmuşsa taraflardan birinin dava açması gerekiyor. Hakim bu hakkı saklı tutmak zorunda değil.

 

Yorumlar

Yorumlar

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir