Medeni Usul Kitap Özeti

MEDENİ USUL HUKUKU

SYF 642 – 706

KARAR DÜZELTME

HMK, karar düzeltme ile ilgili hükümlere yer vermemiştir; ancak, HMK m. 3’e göre, bölge adliye ( istinaf ) mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar HUMK’nun temyize ilişkin hükümleri ve karar düzeltme hükümleri ( HUMK m. 427 – 444 ) uygulanmaya devam edilmiştir. Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş kararlar ve 20.07.2016’dan önce verilmiş ilk derece mahkemesi kararları hakkında kesinleşinceye kadar HUMK’nun ilgili hükümleri uygulanmaya devam edilecektir.

Karar düzeltme, olağan bir kanun yoludur. Bir hüküm hakkında Yargıtay’ın temyiz incelemesi sonucunda vermiş olduğu karara karşı karar düzeltme yolu açık ise, o hüküm, ancak karar düzeltme yoluna başvurulmaması veya başvurunun reddi ile kesinleşebilir.

Olağan kanun yolunda esas olan, alt dereceli mahkemenin kararına karşı üst dereceli mahkemeye başvurulmasıdır. Karar düzeltme yolunda ise karar düzeltme talebi, bir üst mahkemece değil, temyiz kararını veren aynı mahkeme tarafından incelenir.

Karar düzeltme yolunun amacı, temyiz incelemesini yapan Yargıtay’ın da hakimlerden oluşması ve hata yapmış olması ihtimalidir.

Karar düzeltme ülkemize özgü bir kanun yoludur.

  1. DÜZELTİLMESİ İSTENEBİLECEK KARARLAR

Karar düzeltme yolu ancak Yargıtay’ın temyiz incelemesi sonucunda vermiş olduğu kararlara karşı tanınmış olan bir kanun yoludur ve temyiz yolunun devamı niteliğindedir. Bir hükme karşı süresi içinde temyiz yoluna başvurulmamış ve bu nedenle karar kesinleşmemiş ise artık o karara karşı karar düzeltme yoluna da başvurulamaz. Temyiz edilemeyen kararlara karşı, temyiz yoluna gidilemeyeceği gibi, karar düzeltme yoluna da gidilemez.

Aşağıdaki Yargıtay kararlarına karşı karar düzeltme yoluna gidilemez:

    1. Sulh hukuk mahkemesi kararlarının temyiz edilmesi üzerine verilen Yargıtay kararları. İstisnaları:
      1. Sulh hukuk mahkemesinin mirasçılık belgesi verilmesi hakkındaki isteklerle bu belgenin değiştirilmesi veya iptali davaları hakkındaki kararlarının temyizi üzerine verilen Yargıtay kararları.
      2. Kira ilişkisine dayanan davalara ilişkin olmak üzere sulh hukuk mahkemesinden verilen kararların temyizi üzerine verilen Yargıtay kararları.
      3. Kat Mülkiyeti Kanunundan doğan davalarda sulh hukuk mahkemesinden verilen kararların temyizi üzerine verilen Yargıtay kararları.
    2. Miktar veya değeri, kanunda belirtilen karar düzeltme sınırı ile ilgili parasal tutardan az olan davalara ait hükümlerin onanması veya bozulmasına ilişkin Yargıtay kararları.
    3. Görevsizlik, yetkisizlik, hakimin reddi, dava veya karşı davanın açılmamış sayılması, davaların birleştirilmesi kararlarına ilişkin Yargıtay kararları ile yargı yeri belirlenmesi hakkındaki Yargıtay kararları.
    4. Tazvih kararının temyizi üzerine verilen Yargıtay kararları.
    5. Hakemlerin verdiği hükümlerin ve HUMK’nun tahkim hükümlerine göre mahkemece verilecek kararların onanmasına veya bozulmasına ilişkin Yargıtay kararları.
    6. İş mahkemeleri kararlarının temyizi üzerine verilen Yargıtay kararları.
    7. Aynı Yargıtay kararı aleyhine birden fazla karar düzeltme yoluna başvurulamaz.
      1. Yargıtay, karar düzeltme talebini süre aşımından dolayı reddetmiş ve bunu yaparken karar düzeltme süresinin hesaplamasında açık bir hataya düşmüş ise, bu ret kararına karşı karar düzeltme yoluna gidilmesi ve bu defa karar düzeltme talebinin esası hakkında inceleme yapılması mümkün olmalıdır.
      2. Yargıtay’ın karar düzeltme talebini ret veya kabul etmesi sonucunda, mahalli mahkeme hükmü bozulmuş, mahkeme bozmaya uyarak yeni bir hüküm vermiş ve bu hüküm temyiz edilmişse, Yargıtay’ın bu temyiz üzerine vereceği karara karşı, karar düzeltme yoluna başvurulabilir.
  1. KARAR DÜZELTME SEBEPLERİ
    1. Temyiz dilekçesi ve karşı tarafın cevap dilekçesinde ileri sürülüp hükme etkisi olan itirazların kısmen veya tamamen cevapsız bırakılmış olması.
    2. Yargıtay kararında birbirine aykırı fıkralar bulunması.
    3. Yargıtay’da temyiz incelemesi sırasında hükmün esasını etkileyen belgelerde bir hile veya sahteliğin ortaya çıkması.
    4. Yargıtay kararının usul ve kanuna aykırı bulunması.
  2. KARAR DÜZELTME YOLUNA BAŞVURULMASI

Ancak davanın tarafları gidebilir. Fer’i müdahil, yalnız başına karar düzeltme yoluna başvuramaz. Hukuki yararın bulunması gerekir. Kendi temyizi üzerine hüküm bozulmuş olan taraf, kural olarak karar düzeltme yoluna gidemez. Karar düzeltme yoluna başvurabilmesi için bir tarafın, hükmü temyiz etmiş olmasına gerek yoktur. Süre, 15 gündür. Bu süre, hak düşürücü süredir. Taraflardan biri süresi içinde karar düzeltme talebinde bulunursa diğer taraf, karar düzeltme dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren 15 gün içinde vereceği ayrı bir dilekçe veya cevap dilekçesi ile karar düzeltme talebinde bulunabilir. Buna, katılma yoluyla karar düzeltme denir.

Bir dilekçe ile yapılır. Hükmün icrasını durdurmaz. Ayrıca, karar düzeltme yolunda Yargıtay, icranın durdurulmasına karar veremez.

  1. KARAR DÜZELTME TALEBİNİN İNCELENMESİ

Kural olarak temyiz incelemesi gibidir. Karar düzeltme aşamasında duruşma yapılamaz. Yargıtay incelemeyi, dosya üzerinde yapar. İlk önce, karar düzeltme talebinin usuli şartları taşıyıp taşımadığı incelenir. Yapılan ön incelemede usuli şartların mevcut olduğu anlaşılırsa Yargıtay, karar düzeltme talebinin, kanunun saydığı sebeplere uygun olup olmadığını araştırır. Yargıtay’ın bu araştırmayı yapması için karar düzeltme dilekçesinde hangi karar düzeltme sebep veya sebeplerine dayanıldığının açıkça gösterilmesine gerek yoktur. Re’sen araştırılır. Yargıtay, bu aşamadan sonra esas hakkında incelemeye başlar.

    1. Karar düzeltme talebinin esastan reddedilmesi: Talepte bulunan taraf, sebebin hükme etkili olup olmadığını kendisi takdir edemeyeceğinden, karar düzeltme isteme yetkisini kötüye kullanmış ve Yargıtay’ı gereksiz yere işgal etmiş sayılamaz; para cezası verilemez.
    2. Karar düzeltme talebinin esastan kabul edilmesi: Yargıtay, temyiz incelemesi sonucunda vermiş olduğu kararını düzeltir.

YARGILAMANIN İADESİ

Bazı ağır yargılama hatalarından ve noksanlıklarından dolayı, maddi anlamda kesin hükmün ortadan kaldırılmasını ve daha önce kesin hükme bağlanmış olan bir dava hakkında yeniden inceleme ve yargılama yapılarak yeni bir karar verilmesini sağlayan olağanüstü bir kanun yoludur. Sadece kesinleşmiş kararlara karşı başvurulabilir.

  1. YARGILAMANIN İADESİ SEBEPLERİ

Yargılamanın iadesini isteme süresi üç aydır.

    1. Yeni bir senet veya belgenin ele geçirilmiş olması: Davaya bakıldığı sırada mevcut, hükmü etkileyecek nitelikteki, hükmün verilmesinden sonra elde edilen ve yargılama sırasında zorlayıcı bir sebepten dolayı veya lehine bir hüküm verilen karşı tarafın eyleminden dolayı elde edilememiş olması gerekir. ( YENİ )
    2. Hükme esas alınan senedin sahte olduğunun sonradan anlaşılması: Hükümden sonra verilen bir mahkeme kararı ile, hükme esas alınmış olan senedin sahteliğine karar verilmiş olmalıdır. Hükme esas alınmış olan senedin sahte olduğunun, hüküm lehine olan tarafça, mahkeme veya resmi bir makam huzurunda ikrar edilmiş olmalıdır. ( YENİ )
    3. Hükme esas alınan bir ilamın kesin bir hükümle ortadan kalkmış olması: ( YENİ )
    4. İfadesi hükme esas alınan bir tanığın hükümden sonra yalancı tanıklıktan mahkum edilmiş olması: ( YENİ )
    5. Bilirkişinin kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun bir mahkeme hükmü ile sabit olması: ( YENİ )
    6. Lehine hüküm verilen tarafın yalan yere yemin ettiğinin kendi ikrarı veya yazılı delil ile sabit olması: ( YENİ )
    7. Lehine hüküm verilen tarafın hükme etkisi olan bir hile kullanmış olması: ( YENİ )
    8. Vekil veya temsilci olmayan kişiler huzuru ile davanın görülüp hükme bağlanmış bulunması: ( İPTAL )
    9. Davaya bakması yasak olan bir hakim tarafından davaya bakılmış ve hüküm verilmiş olması: ( İPTAL )
    10. Tarafları, dava sebebi ve konusu aynı olan bir dava hakkında birbirine aykırı kesinleşmiş iki hüküm bulunması: ( İPTAL ) 10 yıl.
    11. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararı bulunması.
    12. Lehine hüküm verilen ile aleyhine hüküm verilen arasında hile yapılmış olması: Hükmün taraflarının hüküm aleyhine olan tarafın alacaklılarına veya haleflerin zarar vermek için anlaşarak hile ile o taraf aleyhine hüküm verilmesini sağlamış olması gerekir.
  1. YARGILAMANIN İADESİ USULÜ

Ancak davanın tarafları başvurabilir. Hukuki yarar şarttır. Birbirine aykırı iki hüküm bulunması halinde ikinci hüküm ile birinci hüküm lehine olan tarafa zarar verildiğinden, yargılamanın iadesine isteme hakkı, birinci hüküm lehine ve fakat ikinci hüküm aleyhine olan tarafındır. Süre, bir aydır. Hak düşürücü sürelerdir ve kendiliğinden gözetilir. Dava, hükmü vermiş olan mahkemeye açılır ve o mahkeme tarafından incelenip karara bağlanır.

Davacı, karşı tarafın zarar ve ziyanını ödeyeceğine dair mahkemece takdir olunacak teminatı göstermek zorundadır. Dava, hükmün icrasını kendiliğinden durdurmaz. Mutlaka duruşma yapılarak incelenir.

  1. YARGILAMANIN İADESİ İSTENEMEYECEK OLAN KARARLAR

Çekişmesiz yargıda verilen kararlar ve icra mahkemesinin ödeme emrine itirazın kaldırılması taleplerinin ret veya kabulüne ilişkin kararlarına karşı istenemez.

KESİN HÜKÜM

İlk derece mahkemesinin verdiği nihai kararın kesinleşmesi halinde kesin hüküm ortaya çıkar. Uyuşmazlık da son bulur böylece. Kesin hükmün amacı, kişiler arasındaki uyuşmazlıkların kesin biçimde hem kesinleşme anı hem de gelecek için çözümlenmesidir. Adalete güven kesin hüküm müessesi ile sağlanır.

Kesin hükmün bu amacı, iki şekilde gerçekleşir:

  1. Şekli anlamda kesin hüküm.
  2. Maddi anlamda kesin hüküm.

ŞEKLİ ANLAMDA KESİN HÜKÜM

Karara karşı kanun yolunun bulunmaması veya var olanların tüketilmesi anlamına gelir. Amacı, bir davanın sona ermesine hizmet etmektir.

  1. ŞEKLİ ANLAMDA KESİNLİĞİN MEYDANA GELMESİ

Bazı kararlar verildikleri anda kesindir. Kanun yoluna tabi olanlar, kanun yoluna başvurma süresinin geçmesiyle kesinleşir. Kanun yoluna başvurmaktan feragat ve başvurma talebinin reddi ile karar şeklen kesinleşir.

  1. ŞEKLİ ANLAMDA KESİNLİĞİN SONUÇLARI

Artık olağan kanun yollarına gidilemez. Şekli anlamda kesinlik, maddi anlamda kesinliğin şartıdır. Bazı istisnai hallerde hükmün icra olunabilmesi için şekli anlamda kesinleşmiş olması gerekir.

  1. ŞEKLİ ANLAMDA KESİNLİĞİN SONA ERMESİ

Kural olarak sona ermez. İstisnai olarak, eski hale getirme talebinin kabul edilmesi ile şekli anlamda kesinlik ortadan kalkar.

MADDİ ANLAMDA KESİN HÜKÜM

HMK m. 303’de düzenlenmiştir. Yargısal kararlara kanun tarafından tanınan gerçeklik niteliğidir.

    1. Yargısal kararlara tanınan bir niteliktir.
    2. Kanun tarafından tanınmaktadır.
    3. Yargısal kararın gerçek olarak kabul edilmesini zorunlu kılar. Kesinleşen mahkeme kararı yanlış dahi olsa, doğru olan mahkemenin vardığı sonuçtur.

Yargısal kararlara tanınan bu yasal gerçeklik niteliğinden dolayı, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak, aynı dava konusu hakkında yeni bir dava açılamaz; açılırsa bu dava dinlenmez. Amacı, uyuşmazlığın bütün bir gelecek için son bulmasına hizmet etmektir.

  1. MADDİ ANLAMDA KESİN HÜKMÜN ŞARTLARI

Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için her iki davanın taraflarının, her iki davanın dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.

    1. Tarafların aynı olması:

Tarafların her iki davada da aynı sıfatla hareket etmesi gerekmez. Cüz’i halefler için ise; dava konusu edilen şey, dava açılmasından önce üçüncü kişiye devredilmişse davanın devralan üçüncü kişiye karşı açılması gerekir; dava konusu, davanın açılmasından sonra ve fakat kesin hükmün ortaya çıkmasından önce devredilirse, kesin hüküm devralanı etkilemez. HMK m. 303.3, .4, .5.

    1. Dava sebeplerinin aynı olması:

Dava sebebi hukuki sebepler değil, davanın dayanağı olan vakıalardır. Davacının mahkemeye bildirdiği ve fakat mahkemenin bununla bağlı olmadığı hatta doğru olup olmadığını kendiliğinden araştırıp incelemekle yükümlü olduğu hukuki sebep, davanın sebebi olamaz. Aynı taraflar arasında, aynı konuda açılan ikinci davanın dayandığı vakıalar, birinci davada ileri sürülen vakıalardan farklı ise, birinci dava sonucunda alınan hüküm, ikinci davada kesin hüküm teşkil etmez ve ikinci dava dinler; çünkü iki dava arasında sebep birliği mevcut değildir. Aynı vakıalara dayanarak yeni bir hukuki sebep ileri sürmek suretiyle yeni bir dava açılamaz; çünkü hakim, hukuki sebebi re’sen araştırır. İkinci dava, kesin hüküm nedeniyle esasa girmeden reddedilir. İkinci davanın dayandığı vakıalar ilk davada incelenmemişse kesin hüküm itirazından bulunulamaz. Kesin hükümden sonra ortaya çıkan vakıalara dayanarak yeni bir dava açılması halinde iki davanın dava sebepleri farklı olur.

    1. Dava konularının aynı olması:

Dava konusu, dava ile elde edilmek istenen talep sonucudur. İlk dava ile ikinci davanın konularının aynı olup olmadığını anlamak için mahkemenin, ilk davada verilen kararın hüküm sonucu ile ikinci davanın talep sonucunu karşılaştırması gerekir.

  1. MADDİ ANLAMDA KESİNLİĞİN ORTAYA ÇIKMASI

Eda ve tespit hükümlerinde kesin hüküm, hale ve geçmişe etkilidir. Yenilik doğuran kararlar ise geleceğe etkilidir.

  1. MADDİ ANLAMDA KESİN HÜKMÜN UYGULAMA ALANI
    1. Kararların Çeşidi Bakımından:
      1. Maddi anlamda kesinliğe elverişli olmayan kararlar: Çekişmesiz yargı kararları.
      2. Maddi anlamda kesinliğe elverişli olan kararlar: Çekişmeli yargıya ilişkin bütün nihai kararlar, davayı esasından halleden hükümler, usule ilişkin nihai kararlar, hakem kararları ve icra mahkemesinin takip hukukuna ilişkin kararları.
    2. Kararın İçeriği Bakımından Maddi Anlamda Kesin Hükmün Uygulama Alanı:
      1. Hüküm sonucu: Maddi anlamda kesinlik yalnız hüküm sonucu hakkında ortaya çıkar.
      2. Gerekçe: Gerekçenin kesin hüküm gücü yoktur; ama maddi anlamda kesinlikten tamamen soyut bir kavram da değildir. Hüküm sonucu açık değilse, gerekçe hüküm fıkrasını açıklamaya ve kesin hükmün kapsamını belirlemeye yardım eder. Usulden ret olup olmadığını anlamak için yine gerekçeye başvurulur. Hüküm sonucuna sıkı sıkıya bağlı olan gerekçe kesin hüküm teşkil eder.
  2. MADDİ ANLAMDA KESİN HÜKMÜN ETKİLERİ
    1. Kesin hükmün bağlayıcı olması: Mahkemeler, aynı konuda aynı dava sebebine dayanarak, aynı taraflar hakkında verilmiş olan bir kesin hüküm ile bağlıdır.
    2. Kesin hüküm itirazı: Kesin hüküm itirazı, bir davanın konusunu oluşturan uyuşmazlığın, daha önce kesin bir hükümle çözümlenmiş olması nedeniyle, mahkemece yeniden inceleme konusu yapılamayacağına ilişkin usuli bir itirazdır. Tarafların kesin hüküm itirazını ileri sürmekten feragat etmeleri bir şey değiştirmez.
    3. Kesin hükmün kesin delil olması: HMK m. 303.1, .2. Aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak ve aynı hukuki ilişki hakkında açılan ikinci davanın konusu, birinci davadakinden farklı olsa bile, iki davanın da temelini oluşturan hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığı hakkında verilmiş olan hüküm ikinci davada kesin delil teşkil eder. Bir davada verilen kesin hüküm, bu davanın taraflarından biri tarafından başka birine karşı açılan ve konusu ile dava sebebi aynı olan ikinci bir davada güçlü bir takdiri delil teşkil eder.
  3. MADDİ ANLAMDA KESİN HÜKÜM VE YENİLİK DOĞURAN ETKİ

Yenilik doğuran kararlar maddi anlamda kesin hükümden dolayı değil, yenilik doğuran etki gücüne sahip oldukları için değiştirilemez ve ilişkin oldukları işler hakkından yeniden dava açılmaz. Maddi anlamda kesin hüküm terimi sadece eda ve tespit hükümleri içindir. Kesin hüküm beyan edicidir, yenilik doğuran etki yapıcıdır. Kesin hüküm hale ve geçmişe etkilidir, yenilik doğuran geleceğe etkilidir. Kesin hüküm, sadece tarafları ve haleflerini etkiler, yenilik doğuran herkese karşı ileri sürülebilir.

HUKUK MAHKEMESİ KARARLARI İLE CEZA MAHKEMESİ KARARLARININ BİRBİRİNE ETKİSİ

Hukuk mahkemeleri özel hukuktan doğan uyuşmazlıkları, ceza mahkemeleri ise ceza kanunlarının ihlali halinde Devletin cezalandırma hakkından ileri gelen uyuşmazlıkları çözmekle görevlidir. Ceza davaları, Cumhuriyet Savcısının düzenlediği iddianame ile açılırken, özel hukuk davaları hukuki menfaati olan gerçek veya tüzel kişilerce açılır. Ceza davası açmak bir yükümlülük iken hukuk davası açmak bir olanaktan ibarettir. Hukuk yargılamasında tasarruf ilkesi, taraflarca getirilme ilkesi ve taleple bağlılık gibi kurallar geçerli iken ceza davalarında, kendiliğinden harekete geçme ve araştırma ilkesi, delillerin serbestçe değerlendirilmesi gibi kurallar geçerlidir.

  1. HUKUK MAHKEMESİ KARARLARININ CEZA MAHKEMESİNE ETKİSİ
    1. Hukuk mahkemesi kararının ceza mahkemesinde kesin hüküm oluşturması: Aslında medeni yargıya tabi olan; fakat özel kanun hükümleri ile ceza mahkemelerinde de görüleceği kabul edilmiş olan davalarda, hukuk mahkemesi kararı ceza mahkemesinde de kesin hüküm oluşturur. Örneğin, sahtelik davası üzerine hukuk mahkemesinin senedin sahte olmadığı yönündeki kararı, yaş düzeltme kararı.
    2. Hukuk mahkemesi kararının ceza mahkemesinde kesin delil oluşturması: Hukuk mahkemesi kararının ceza mahkemesinde kesin hüküm oluşturduğu ve bağladığı durumlarda, hukuk mahkemesi kararı, ceza mahkemesinde kesin delil de oluşturur. Örnekler yukarıdaki ile aynı. Bekletici sorun yapılan hukuk davası hakkında verilen karar ceza davasında kesin delil teşkil etmelidir.
  2. CEZA MAHKEMESİ KARARLARININ HUKUK MAHKEMESİNE ETKİSİ
    1. Ceza mahkemesi kararının hukuk mahkemesinde kesin hüküm oluşturması: Aslında medeni yargıya tabi olan ve fakat özel kanun hükümleri ile ceza yargısında görülebileceği kabul edilmiş olan davalarda ceza mahkemesi kararı, hukuk mahkemesinde istisnai olarak kesin hüküm oluşturur. Örneğin, ceza mahkemesinin sahtecilik suçunu işleyenleri cezaya mahkum etmesi.
    2. Ceza mahkemesi kararının hukuk mahkemesinde kesin delil oluşturması:
      1. Ceza mahkemesi kararının hukuk mahkemesinde kesin hüküm oluşturduğu hallerde kesin delil oluşturması:
      2. Haksız fiilden doğan tazminat davalarında ceza mahkemesi kararının hukuk mahkemesinde kesin delil oluşturması: Ceza mahkemesinin mahkumiyet karının haksız fiilin tespitine ilişkin bölümünün hukuk mahkemesinde de kesin delil olarak değerlendirilmesi gerekir. Ceza mahkemesinin mahkumiyet kararı, hukuk mahkemesinde kusurun takdiri, zarar miktarının tayini, illiyet bağının mevcut olup olmadığı hususlarında kesin delil oluşturmaz. Beraat kararının haksız fiil vakıasına ilişkin tespit bölümü, hukuk mahkemesinde kesin delil oluşturur. Haksız fiilin işlenmediğini veya sanık tarafından işlenmediğini tespit eden beraat kararı, bir vakıayı tespit eden beraat kararı ve bir fiilin hukuka aykırı bulunmadığını tespit eden beraat kararı hukuk mahkemesinde kesin delil oluşturur. Delil yetersizliğinden dolayı verilmiş olan beraat kararı kesin delil oluşturmaz.
      3. Boşanma davalarında ceza mahkemesi kararının kesin delil oluşturması: Ceza mahkemesinin boşanma sebebi olan bir suçtan dolayı verdiği mahkumiyet kararı kesin delil oluşturur. Ceza mahkemesinin beraat kararı boşanma davasında kesin delil teşkil etmez; ancak, ceza mahkemesinin beraat kararında fiilin işlenmediği kesin biçimde tespit edilmişse, beraat kararı, boşanma davasında kesin delil teşkil eder.
      4. Yargılamanın iadesinde ceza mahkemesi kararının kesin delil oluşturması:
      5. Bekletici sorun yapılan hallerde ceza mahkemesi kararının hukuk mahkemesinde kesin delil oluşturması:
    3. Hukuk mahkemesinde kesin delil oluşturan ceza mahkemesi kararının aksinin ispatı:

Hukuk mahkemesinde ceza mahkemesi kararının aksi, ceza mahkemesi kararından sonra oluşan bir kesin delil ile ispat edilebilir.

MADDİ ANLAMDA KESİN HÜKMÜN SONA ERMESİ

Aşağıdaki hallerde kesin hükme bağlanmış olan davaya tekrar bakılması mümkündür.

  1. YARGILAMANIN İADESİ

Yargılamada ağır hataların veya önemli eksikliklerin olması, bir adli hata ortaya çıkarabilir. Kanun, bu durumda dava hakkında yeni bir hüküm verilmesine istisnai olarak olanak tanımaktadır.

  1. DEĞİŞİKLİK DAVASI

Hükmün verilip kesinleşmesinden sonra, hükmün verildiği sırada ona temel olan şartlar değişebilir. Maddi anlamda kesin hüküm gücünü kazanmış olan bir hüküm, tekrar gözden geçirilebilmekte ve hükmün yeni şartlara göre değiştirilmesi mümkündür. Haksız fiilden dolayı tazminat davalarında zararın sonuçlarını tayin etmek mümkün değilse, hakim davayı yeniden inceleme ve tazminat hükmünü değiştirme yetkisini saklı tutabilir.

HÜKMÜN TASHİHİ VE HÜKMÜN TAVZİHİ

  1. HÜKMÜN TASHİHİ

Hükümdeki maddi hataların düzeltilmesi anlamına gelir. HMK m. 304’te düzenlenmiştir. Kanunun izin verdiği hükmü tashih etme olanağı, hükümdeki yazı ve hesap hatası gibi açık maddi hatalarla sınırlıdır.

  1. HÜKMÜN TAVZİHİ

Hükümdeki belirsizliğin giderilmesi veya hükmün içerdiği çelişik sonuçların ortadan kaldırılması anlamına gelir.

    1. Tavzihi gerektiren haller: HMK m. 305’te düzenlenmiştir. Kural olarak yalnız hüküm sonucu hakkında olur. Hükmün gerekçesinin açıklanması için tavzih yoluna başvurulamaz; ancak hüküm sonucu ile gerekçe arasında bir çelişki varsa, bu çelişkinin giderilmesi için tavzih yoluna başvurulabilir. Üst dereceli mahkeme kararları hakkında da tavzih yoluna başvurulabilir. Tavzih için hükmün kesinleşmesini beklemeye gerek yoktur.
    2. Tavzih usulü: HMK m. 306’da düzenlenmiştir. Hükmün icrası tamamlanıncaya kadar tavzihi istenebilir. Hüküm ancak onu veren mahkeme tarafından tavzih edilebilir. Tavzih talebinin kabul veya reddine ilişkin kararlara karşı kanun yolu açıktır. Yalnız tavzih kararı hakkında kanun yolu incelemesi yapılır; esas karar hakkında kanun yolu incelemesi yapılamaz.

YARGILAMA HARÇLARI, GİDERLERİ VE ADLİ YARDIM

YARGILAMA HARÇLARI VE GİDERLERİ

  1. YARGILAMA HARÇLARI

Yargılama harcı, mahkemelerin gördüğü hizmete karşılık olarak bu hizmetten yararlananlardan Devletin aldığı paradır. Harçlar, hak arayanların hak arama özgürlüklerini fiilen, serbestçe ve kolaylıkla kullanabilmelerini temin etmek üzere, adil ve ödenebilir olmalıdır.

Harçlar, kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Yargı harçlarını, davayı açan veya harca konu olan işlemin yapılmasını isteyen kişi ödemekle yükümlüdür. Dava açılması, davaya katılma, tevdi mahalli tayini, ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve delil tespiti talepleri, başvurma harcına tabidir.

Taraflar veya vekilleri tarafından ertelenmelerine sebebiyet verilen celselerden, konusu belli bir değerle ilgili davalarda nispi; belli bir değeri bulunmayan davalarda maktu duruşma harcı alınır.

Karar ve İlam Harcı:

    1. Maktu karar ve ilam harcı: Konusu para ile değerlendirilemeyen bir şey olan davalarda alınır. Örneğin, boşanma davası.
    2. Nispi karar ve ilam harcı: Konusu para olan veya para ile değerlendirilebilen malvarlığı hakkı olan davalarda alınır. Bu harcın oranı, hüküm altına alınan miktarın veya malın değerinin binde 68.31’idir. Bu miktar, maktu karar ve ilam harcından az olamaz.

Yalnızca dava konusu edilen pay bedeli üzerinden harç alınır. HMK m. 302. Davanın reddi halinde, karar ve ilam harcı maktudur. Bir de keşif harcı bulunmaktadır; bu harç da maktudur. Kira tespit davalarında harç, aylık kira farkı üzerinden alınır. Karşı davalar ayrı davalar gibi harca tabidir.

Bazı dava ve işler harçtan müstesnadır. Örneğin, vasi tayini ve azli, hakimin reddinin kabulü. Ayrıca, kamu hukuku adına Cumhuriyet Savcıları tarafından hukuk mahkemelerinde açılan davalar harçtan müstesnadır. Tüketici mahkemelerinde açılan davalar harçtan muaftır. Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe, ondan sonraki işlemler yapılmaz.

  1. YARGILAMA GİDERLERİ

Tarafların, davanın görülmesi ve sonuçlanması için ödedikleri paraların tümüne denir. Dar anlamda yargılama giderleri, dava için gerekli olan bir iş veya hizmetin gerektirdiği giderlere denir. Yargılama giderleri HMK m. 323’de sayılmıştır.

Vekalet ücretinin yargılama giderlerinden olması, davanın tarafların davayı vekil aracılığıyla takip etmiş olmaları hali içindir. Davacı, yargılama harçları ile Gider Avansı Tarifesinde belirlenen tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Gider avansı, her türlü tebligat ve posta ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade eder.

Davacı bakımından getirilen ve dava şartı olan gider avansı yanında, taraflardan her birinin incelenmesini talep ettiği delil için avans yatırma yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu, delil avansıdır. HMK m. 324’te düzenlenmiştir.

Hakim ara kararında, yatırılmasını istediği yargılama giderlerinin ne olduğunu taraflara açıklamalı ve vereceği kesin sürenin hukuksal sonuçlarını belirtmeli ve bunları tutanağa geçirtmelidir. HMK m. 325 re’sen yapılması gereken işlerle ilgili giderleri düzenler.

  1. YARGILAMA HARÇ VE GİDERLERİNDEN SORUMLULUK

HMK m. 326’da düzenlenmiştir. Bu durumun bazı istisnaları vardır. Bunlar, HMK m. 312, m. 327 ve m. 329’da karşımıza çıkar.

Feri müdahil olarak davada yer alan kimse, yanında katıldığı taraf mahkum olursa, yalnız müdahale giderlerinden sorumlu tutulur. Diğer ilgili maddeler, HMK m. 328 ve m. 332’dir.

Mahkeme hükmünde yargılama giderlerini tamamen veya kısmen unutmuş ve hüküm bu şekilde kesinleşmiş ise, davayı kazanan taraf yargılama giderleri için ayrı bir dava açamaz; yargılama giderlerine asıl davada kendiliğinden karar verilir.

Kural olarak, ancak esas hakkında verilen hüküm ile birlikte yargılama giderlerine hükmolunur. Eğer, usule ilişkin nihai kararla dava sona eriyor, yani dava dosyası, başka bir mahkemeye gönderilemiyorsa, mahkemenin nihai kararla birlikte, yargılama giderlerine kimin katlanacağı hakkında karar vermesi gerekir. Usule ilişkin kararla dava sona ermiyorsa, mahkemenin böyle bir nihai kararda yargılama harç ve giderlerine kimin katlanacağını belirtmesine gerek yoktur; çünkü dava hala devam etmektedir. Örneğin, mahkemenin görevsizlik kararı vermesi. HMK m. 331.2.

Yalnız davanın tarafları yargılama giderlerinden sorumlu tutulabilir.

  1. AVUKATLIK ( VEKALET ) ÜCRETİ

Yargılama giderlerindendir.

    1. Müvekkil ile vekil arasındaki avukatlık ücreti:

Bir taraf, davada kendini vekil vasıtasıyla temsil ettirmiş ise vekiline bir vekalet ücreti ödeyecektir. Bu, avukatlık ücretidir.

      1. Ücret sözleşmesi yapılmış ise:

Vekalet ücreti, vekil ile müvekkil arasında serbestçe kararlaştırılır. Yazılı olmayan anlaşmalar, genel hükümlere göre ispatlanır. Bu ücret, Ücret Tarifesindeki asgari miktarın altında olamaz. Avukat, ücretsiz dava alabilir.

Yapılacak avukatlık ücreti sözleşmesi, dava konusu para dışındaki mal ve haklardan bir kısmının aynen avukata ait olacağı hükmünü taşıyamaz. Bu, hasılı davaya ( dava sonucuna ) iştirak yasağıdır. Yargılama gideri olan vekalet ücreti aksine sözleşme yapılmadıkça avukata aittir. Bu durumda ücret sözleşmesinde kararlaştırılmış olan vekalet ücreti ve mahkemenin yargılama gideri olarak hükmetmiş olduğu vekalet ücreti olmak üzere iki tane avukatlık ücreti bulunmaktadır.

      1. Ücret sözleşmesi yapılmamış ise:

Davayı takip eden avukat, müvekkilinden Ücret Tarifesindeki asgari vekalet ücretini isteyebilir. Yine iki adet avukatlık ücreti karşımıza çıkar.

    1. Yargılama gideri olan vekalet ücreti:

HMK m. 323.1.ğ. Davada haklı çıkan taraf lehine vekalet ücretine hükmedilebilmesi için, o tarafın davanın başından sonuna kadar vekil tarafından temsil edilmiş olması şart değildir. Vekalet ücreti, Ücret Tarifesi’ne göre belirlenir; ancak istisnai olarak vekil ile müvekkil arasında kararlaştırılmış olan vekalet ücreti, yargılama gideri olan vekalet ücretine esas teşkil edebilir.

    1. Avukatlık asgari ücret tarifesi:

Yargılama gideri olarak karşı tarafa yükletilecek vekalet ücreti bu tarifeye göre hesaplanır. Vekil ile müvekkil arasında hukuken geçerli bir ücret sözleşmesi yapılmamış olan hallerde, avukatın müvekkili iş sahibinden isteyebileceği vekalet ücreti de bu tarifeye göre belirlenir. Davalar için, duruma göre nispi vekalet ücreti veya maktu vekalet ücreti hesaplanır.

    1. Ortak hükümler:

Avukatlık ücretine artı olarak karşılık dava, bağlantı ve ilişki bulunsa bile başka dava ve icra takipleri veya başka her türlü hukuki yardımlar ayrı ücrete tabidir. Avukatın, vekalet ücretine hak kazanabilmesi için davayı sonuna kadar yürütmesi gerekir. Bu nedenle, ücret sözleşmesinde aksi kararlaştırılmamışsa, vekalet ücreti davanın sonunda muaccel olur.

Üzerine aldığı işi haklı sebep olmaksızın takipten vazgeçen avukat ücret isteyemez ve peşin almış olduğu vekalet ücretini geri vermek zorundadır. Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir.

Avukat, müvekkil tarafından verilen veya onun namına aldığı malları, parayı ve diğer her türlü kıymetleri, vekalet ücreti ve giderlerin ödenmesine kadar, kendi alacağı oranında elinde tutabilir. Bu, hapis hakkıdır.

Yorumlar

Yorumlar

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir