Medeni Usul Hukuku 2 – Pratik Çalışma

Olay I: A ile B noterde bir satış sözleşmesi yapmışlar fakat B’nin vadesinde borcunu ödememesi üzerinde A, B aleyhine bir alacak davası açmıştır. Açılan davada B, noter senedindeki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerek bir sahtelik davası açmıştır.
SORULAR
1. Söz konusu bu sahtelik davası kime karşı açılmalıdır? Neden?
Burada HMK 208 gereği hem senet lehine sonuç doğuran hem de senede resmiyet kazandıran kişiye karşı sahtelik davası açılacağı için şekli mecburi dava arkadaşlığı söz konusu olacaktır. Maddi mecburi dava arkadaşlığı için ortak bir hakkın varlığı ve bu hakkın da onlara karşı ileri sürülebiliyor olması gerekir. Burada ortak bir hak yoktur; kanun koyucu resmi senedin sahteliği davasında tarafların bir arada bulunmasını öngörmüştür. Bu nedenle şekli mecburi dava arkadaşlığı vardır.
2. Bu davada, davalıların hukuki durumu nasıl nitelendirilir? Neden?
Şeklinin maddiden farkı, şeklide bağımsız davalar olması ve usul işlemlerinin beraber yapılmak zorunda olmamasıdır. Halbuki maddide tek bir dava vardır ve dava arkadaşları tek taraftır; usul işlemlerini beraber yapmak zorundadırlar.
3. Alacak davasına bakan mahkeme, sahtelik davasını bekletici sorun yapabilir mi? Neden?
Yapılır. Bir davanın incelenmesi ve sonuca bağlanması, başka mahkemede bakılan davanın sonuçlanmasına bağlıysa önce onun sonuçlanması beklenir. Sahtelik hükmü ilk davayı etkileyecektir. Çünkü sahtelik hükmü verilirse artık o senet ilk davada göz önüne alınmayacaktır. Ya da sahte olmadığı yönünde karar verilirse senet ilk davada karara esas teşkil edebilecektir. Bu nedenle her halükarda ilk davaya bakan mahkemenin sahtelik davasını bekletici sorun yapması gerekir.
4. B, sahtelik davasının yanı sıra resmi belgede sahtecilik suçundan dolayı şikayetçi olmuş ve bunun neticesinde bir ceza kovuşturması başlamıştır.
a) Yapılan ceza kavuşturması sonucunda verilen kesinleşmiş beraat kararı,
hukuk mahkemesinde görülen sahtelik davasını nasıl etkiler?
Sahteciliğe ilişkin HMK 214’te özel düzenleme mevcut. 214/2 hükmü gereği, sahtelik konusunda ceza mahkemesinin vereceği beraat kararı hukuk mahkemesinde sahteliğin incelenmesini engellemez dense de, beraat kararının niteliği yönünden ayrıma gitmek gerekir. Eğer ceza mahkemesi beraat kararını o kişinin suçsuz olduğu nedeniyle vermişse bu kararın hukuk mahkemesini bağlaması gerekir. Ancak suçun varlığının ispat edilememesi nedeniyle beraat kararı verilmişse bu kararın hukuk mahkemesini bağlamaması gerekir.
b) Hukuk mahkemesince belgenin sahteliğine karar verilmesi halinde bu durum, ceza mahkemesini nasıl etkiler?
Ceza mahkemesinde ispat ölçüsü farklı olduğundan tek başına bağlamaz.

214/1 gereği eğer hukuk davası önce sonuçlanır ve bu davada belgenin sahte olmadığına hükmedilmiş olursa ve bu karar da kesinleşirse ceza mahkemesi bununla bağlıdır.
Olay II: Ankara’da bir apartman inşa etmekte olan E, apartmanda kullanılacak fayansların temini ve ince işlerin yapılması için müteahhit F ile bir sözleşme yapmıştır. Yaptıkları sözleşmeye göre E, 50.000 TL tutarındaki malzeme bedelini on eşit taksitte F’ye ödeyecek, bununla birlikte, sözleşmeden doğan uyuşmazlıklar, tahkim yoluyla çözülecektir.
SORULAR
1. Taraflarbuuyuşmazlıklailgiliarabuluculuğabaşvurabilirmi?Neden?Sözleşmedebir tahkim şartı bulunmasaydı vereceğiniz cevap değişir miydi?
Tahkim sözleşmesinin olumlu tarafı sözleşmeden doğacak uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözülecek olması, olumsuz tarafı ise uyuşmazlığın çözümünde devlet mahkemelerine gidilemeyecek olmasıdır. Ancak arabuluculuk bu kapsamda değildir. Tahkim sözleşmesinin varlığı arabuluculuğa gidilmesine engel oluşturmaz. Arabuluculuğa gitmenin şartı ise uyuşmazlığın üzerinde serbestçe tasarruf edilebilir olmasıdır. Olaydaki sözleşme de arabuluculuğa elverişlidir.
Arabuluculuk ile verilecek karar doğrudan doğruya icra edilebilir değildir. Bunun için mahkemeden icra edilebilirlik şerhinin alınması gerekir. Bu belge ilam niteliğinde bir belge olur.
Tahkim sonucu verilen belge bir ilamdır.
2. E’nin taksitleri ödemede temerrüde düşmesi üzerine F, E’nin yerleşim yeri Asliye Ticaret Mahkemesinde bir alacak davası açmıştır.
a) E, bu davaya nasıl karşı koyabilir? Neden?
İlk itiraz olan tahkim itirazını ileri sürebilir. En geç cevap dilekçesi ile bunu belirtmelidir.
b) F ile E arasındaki tahkim sözleşmesi “bundan sonra aramızda çıkacak her türlü uyuşmazlık tahkim yoluyla çözülecektir” şeklinde olsaydı, a şıkkına vereceğiniz cevap değişir miydi?
Tahkim şartının açık, net ve kayıtsız olması, ayrıca uyuşmazlığın da belirlenebilir olması gerekir. Ucu açık şekilde her türlü uyuşmazlığı kapsayacak bir tahkim şartı geçerli değildir. Bu nedenle E ilk itiraz olarak tahkim itirazı ileri sürse de hakim, tahkim şartının geçerli olup olmadığını değerlendirecek ve itirazı kabul etmeyecektir.
c) F ile E arasındaki sözleşmedeki tahkim şartı ”bu sözleşmenin uygulanmasından doğan uyuşmazlıklarda İzmir Mahkemeleri yetkilidir, ayrıca tahkim yoluna da başvurulabilir” şeklinde olsaydı, a şıkkına vereceğiniz cevap değişir miydi?
Bunun gibi alternatifli öngörülen tahkim sözleşmesi de geçersizdir (bu durum sözleşmesini etkilemez). Hakim ilk itirazı dikkate almaz.
3. E ile F, yapılan inşaattaki bir bağımsız bölümün F lehine tescili hususunda anlaşmışlar ancak E tescile yanaşmamıştır.

a) F, tescil talebiyle tahkim yoluna başvurabilir mi? Neden?
HMK 408’e göre taşınmaz üzerindeki ayni haklardan kaynaklı uyuşmazlıklar
tahkime elverişli değildir.
b) F, tescil talebiyle tahkim yoluna başvurur ve seçilen hakem de F’nin talebi doğrultusunda hüküm kurarsa, E hangi yola başvurabilir?
Tahkime elverişli olmayan bir uyuşmazlık hakkında verilen tahkim kararına karşı 1 ay içinde iptal davası açılabilir (HMK 439). Eğer dava açılmazsa hüküm kesinleşir; ancak bu tapuda icra edilemez. Bu hüküm icrai nitelikte olmasa da sonradan açılacak bir davada delil olarak kullanılabilir, ama yine de hakim bu hükmü göz önüne almayabilir.
4. E’nin taksitleri ödemede temerrüde düşmesi üzerine F, uyuşmazlığı çözmesi için T’yi hakem seçmiş ve bu durumu E’ye bildirmiştir. E ise D’yi hakem seçmiş, D ile T de yaptıkları bir toplantıda M’yi hakem seçmişler ve görev belgesi düzenlemek suretiyle tahkim yargılamasına başlamışlardır.
a) Yapılan tahkim yargılamasında hakem heyeti, tüm delilleri incelemiş ve hukuken F’nin haklı olduğuna kanaat getirmiş dolayısıyla da E aleyhine hüküm kurmuştur. E, bu hükme nasıl karşı koyabilir? Neden?
Sadece iptal davasına gidebilir. Ancak iptal sebepleri kanunda sınırlı sayıda düzenlenmiştir. Bu bağlamda maddi hukuka ilişkin iptal sebepleri olmadığı için bunlara ilişkin gidilebilecek bir kanun yolu yotur.
b) Yapılan tahkim yargılamasında hakem heyeti F’nin haklı olduğuna kanaat getirmiş ve E aleyhine hüküm kurmuştur. F, bu hükmü nasıl icra ettirebilir? Neden?
Hakem kararının imzalanması ile o karar mahkeme kararı gibi icra edilebilir hale gelir.
c) Yapılan tahkim yargılamasında hakem heyeti E tarafından ileri sürülen hiçbir delili dikkate almadan karar vermiş ve E aleyhine hüküm kurmuştur. E, bu hükme nasıl karşı koyabilir?
Hakem heyetinin bu kararı tarafların eşitliğine aykırıdır. 439/f bunu bir iptal sebebi olarak düzenlemiştir. Bu iptal sebebi maddi hukuktan değil, yargılama sırasında yapılan bir hatadan kaynaklı iptal sebebidir.
5. F, tahkim yargılaması sırasında, E ile aralarında bulunan başka bir sözleşmeden doğan alacağını da talep etmiş, hakem heyeti de F’nin talebi doğrultusunda hüküm kurmuştur.
a) Hakem heyetinin kararı doğru mudur? Neden?
Burada kısmi bir iptal söz konusu olur. Burada tamamının iptalinde davacının da davalının da yararı yoktur. Sadece tahkim sözleşmesinin dışında kalan uyuşmazlık hakkında verilen karar yönünden iptal kararı verilebilir.
b) E, bu hükme nasıl karşı koyabilir?
Bu hükme karşı iptal davası açabilir. Kısmi iptal olduğu için hükmün geri kalanı yönünden icra edilebilirlik devam eder.

Yorumlar

Yorumlar

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir