Ceza Özel Kapsamlı Özet

 SOYKIRIM VE İNSANLIĞA KARŞI SUÇLAR

  • Soykırım insanlığa karşı suçlar, savaş suçları uluslar arası hukuk tarafından tüm insanlığın huzur ve düzenini bozan, ağır insan hakları ihlaline yol açan çok ciddi suçlardır.
  • Bu suç niteliği itibari ile sadece doğrudan yöneldikleri kişilere değil, tüm uluslar arası toplumun huzur, barış, güvenliğine zarar verdikleri için, tüm insanlığı ilgilendirmektedir.
  • Ceza kanununda düzenlenen soykırım ve insanlığa karşı suçlara ilişkin hükümler adeta ölü hükümlerdir. Yani barış zamanında bile belki hiç işlenmeyecek olan suç tipi. Yani nerden baksan bir hitler zamanında olmuş bir de Sırplar yapmış çok az örneği.
  • İnsana karşı değil insanlığa karşı bir suç. Yani bir grubun yer yüzündeki varlığını hedef almaktadır.

 

Madde 76 – (1) Bir plânın icrası suretiyle, millî, etnik, ırkî veya dinî bir grubun tamamen veya kısmen yok edilmesi maksadıyla, bu grupların üyelerine karşı aşağıdaki fiillerden birinin işlenmesi, soykırım suçunu oluşturur:

  1. a) Kasten öldürme.
  2. b) Kişilerin bedensel veya ruhsal bütünlüklerine ağır zarar verme.
  3. c) Grubun, tamamen veya kısmen yok edilmesi sonucunu doğuracak koşullarda yaşamaya zorlanması.
  4. d) Grup içinde doğumlara engel olmaya yönelik tedbirlerin alınması.
  5. e) Gruba ait çocukların bir başka gruba zorla nakledilmesi.

(2) Soykırım suçu failine ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir. Ancak, soykırım kapsamında işlenen kasten öldürme ve kasten yaralama suçları açısından, belirlenen mağdur sayısınca gerçek içtima hükümleri uygulanır.

(3) Bu suçlardan dolayı tüzel kişiler hakkında da güvenlik tedbirine hükmolunur.

(4) Bu suçlardan dolayı zamanaşımı işlemez.

 

 

  • Soykırım suçunda korunmak istenen asıl hukuki değerin bireysel değerler olmadığı anlaşılmaktadır. Korunan değer milli etnik ırki veya dini grubun tüm insanlık ailesi içerisinde var olma hakkıdır.
  • Bu suçun fail herkes olabilir. Ama bir kimsenin kendi yeteneği ve imkanlarıyla, bu suçu tek başına işlemesi oldukça zordur.
  • Bu suçun geniş anlam ve dar anlamda olmak üzere iki tip mağduru var;
    • Geniş anlamda uluslararası toplumu oluşturan tüm insanlardır
    • Dar anlamda mağduru ise, soykırım teşkil eden fiillere maruz kalan milli, etnik, ırki veya dinsel bir grubun üyeleridir. (farklı türden gruplara yapılan fiiller soykırım olarak değerlendirilmiyor. İlla bunlar olmak zorunda)
    • Sınırlı sayıda sayılan bu grupların ortak özelliği, gruba aidiyetin doğum ile kendiliğinden oluşması ve bu nedenle reddi mümkün olmayan kalıcı ve sürekli bir niteliğe sahip olmasıdır. (siyasi gruplar olmuyor yani mesela)
  • Bu suçun konusu soykırıma maruz kalan milli, etnik, ırki veya dini gruba mensup olan kişilerin fiziki varlığıdır
  • Soykırım suçunu oluşturan fiillerin neler olduğu 76. Maddede 5 bent halinde tek tek sayılmış ve maddede belirtilenlerin dışında kalan fiillerle bu suçun işlenmesi mümkün değil.
  • Soykırım suçunu oluşturan bu fiiller icrai bir hareketle işlenebileceği gibi, ihmali bir hareketle de gerçekleşebilir.
  • Bir grubun kültürünü, dinini ve dilinin yok edilmesine yönelik fiiller bu suçu oluşturmaz.
  1. Kasten öldürme: milli, etnik, ırki veya dini bir gruba mensup olan kişilerin yaşamlarının kasten sona erdirilmesidir.
    1. soykırım maksadıyla tek bir kişinin öldürülmesi yeterlidir. En az iki kişi olmak zorunda değil
    2. kasten öldürmenin ihmali bir hareketle gerçekleşmesi halinde de soykırım suçu oluşur. Bir yetkilinin, öldürülme tehlikesi altında olan kişilerin korunmasında gerekli önemleri almaması sebebiyle o kişilerin ölmelerine yol açması gibi.
  2. Kişilerin bedensel ve ruhsal bütünlüklerine ağır zarar verme: klasik anlamda yaralama suçunun ağırlaştırılmış halini oluşturur bu fiil.
    1. İşkence veya gayriinsani, aşağılayıcı veya zalimce davranışlardır.
    2. Zararın kalıcı ve telafisi imkansız bir zarar olması gerekmez. (silah dipçiği ile vurulmak, uyuşturucu vermek bile yeterli)
    3. Grup üyelerinin maruz kaldığı bedensel veya ruhsal zararlar, grubun tamamen veya kısmen yok olması tehdidini doğuracak ağırlıkta olmalıdırlar.
  3. Grubun tamamen veya kısmen yok edilmesi sonucunu doğuracak koşullarda yaşamaya zorlanması: grup üyelerinin toplu halde fiziksel varlığının ortadan kaldırılmasını hedeflemektedir bu fiil.
    1. Yaşam koşullarının ağırlaştırılması suretiyle, onların yavaş yavaş yok edilmesi sonucunu doğuracak davranışlarda bulunmakla bu fiil gerçekleştirilir. ( toplama kamplarına grup üyelerini hapsetmek, tıbbi yardımdan mahrum etmek, günlük besin miktarını azaltmak)
    2. Maruz bırakılan şartlar grubun en azından bir kısmının yok olmasına elverişli olmalıdır.
  4. Grup içinde doğumlara engel olmaya yönelik tedbirlerin alınması: bu fiiller, biyolojik soykırım olarak da adlandırılmaktadır ve kısırlaştırma ve zorunlu doğum kontrolü(çocuk düşürme), kadın ve erkeklerin birbirinden ayrı tutulması ve evliliğin engellenmesidir.
    1. Grubun etnik yapısını değiştirmeye yönelik cinsel saldırı fiilleri de bu kapsamda sayılabilir.
    2. Grup içinde doğumlara engel olmaya yönelik tedbirlerin alınması yeterlidir, failin amacına ulaşması gerekmemektedir.
  5. Gruba ait çocukların bir başka gruba zorla nakledilmesi: bu da biyolojik soykırım olarak kabul edilmiştir.
    1. Soykırımı oluşturan diğer seçimlik hareketlerden farklı olarak grup üyelerinin bedensel imhası söz konusu değil bunda.
    2. Maddede geçen zorla kavramı sadece fiziksel zor kullanarak gerçekleştirilen nakilleri değil manevi zorla gerçekleştirilen nakilleri de kapsamaktadır.
    3. Çocukları uzaklaştırıp grupla bağlarının kesilmesi olay. Bu sayede bir nevi o grubu yok ediyorsun uzun sürede.
  • Suçun oluşabilmesi için soykırım suçunu oluşturan fiillerin bir planın icrası suretiyle işlenmesi gerekmektedir. Genel hatlarıyla tasarlanmış plan bile yeterlidir.
  • Bu plan mutlaka devlet politikasının bir parçası olarak icra edilmesi gerekli değil.
  • Soykırım suçunun manevi unsuru;
    • Soykırım suçu ancak kasten işlenebilir. Taksirle bu suç işlenemez.
    • Kasıt dışında bir manevi unsur olarak maksat unsuru da vardır. ‘bir grubu tamamen veya kısmen yok etmek maksadı’
    • Şimdi burada Sırpların yaptığı soykırım üzerinde durulmuş ve eleştirilmiş mahkemenin kararı. Fail Sırp olmayan herkesi öldürmeyi amaçlamış demişler ve belirli bir grubu hedef almadığını diyerek soykırım olarak nitelendirmemişler. Kitaptaki adam da demiş ki sırp olmayan bir grubu öldürdüğünün bilince olduğu için fail, failin bu bilgisi kastın varlığı için yeterli. Failin milli etnik ırki ve dini bir gruba saldırdığını bilmiş oluyor. Bu yüzden aslında soykırım suçu olarak nitelendirilmelidir diye. Yani Sırp olmayan herkes de bir başka gruptur diyor.
    • Failde belli bir grubu sayısal olarak önemli bir bölümünün yok etme amacının varlığı yeterlidir.
  • Bu suçun hem hukuki niteliği hem de koruduğu hukuki değerden ötürü bu suçu hukuka uygun hale getiren herhangi bir sebebin varlığı kabul edilemez.
  • İçinde bulunduğu örgütün katı hiyerarşik yapısı nedeniyle, istememesine rağmen, bu fiile iştirak etmek zorunda kalan kişilerin durumu, kusur değerlendirilmesinde dikkate alınmalıdır.
  • İçtima;
    • Soykırım amacıyla kaç kişi öldürülmüş veya yaralanmışsa mağdur sayısınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilecektir. ( 10 kişi yaralanmışsa 10 kez ağırlaştırılmış hapis cezası verilecektir.
    • Koşullu salı verilmeye ilişkin kurallar dikkate alındığında bir kişi soykırım amacıyla öldürmekle yüz kişiyi öldürmek arasında infaz kurumunda gerçekleşecek süre bakımından 6 yıllık bir fark bulunmakta (bence gereksiz bir bilgi ama yazdım daha belki sen gerekli bulursun sınav için)
  • İştirak bakımından bu suç bir özellik göstermez çünkü her türlü iştiraklı halleri de farklı suçu oluşturmakta.
  • Zaman aşımı bu suçta işlememektedir.
  • Yurt dışında işlenen soykırım suçunun Türkiye’de soruşturulması ve kovuşturulması için;
    • Failin Türkiye’de bulunması gerekir
    • Türkiye’nin taraf olduğu uluslar arası bir anlaşmadan kaynaklanan bir yükümlüğünün olması gerekir.
    • Adalet bakanının talebi olması gerekir.

KASTEN ÖLDÜRME SUÇU

  • Bir insanı kasten öldüren müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.
  • Korunan hukuki değer, kişinin hayat (yaşama) hakkıdır. Bu hak, kişinin kendine dahi korunan, üzerinde tasarruf edilmesi mümkün olmayan doğal, dokunulmaz, devredilemez ve vazgeçilemez bir haktır.
  • Bu suç fail bakımından özellik göstermiyor yani herkes tarafından işlenebilir
    • Fail ile mağdur arasında akrabalık ilişkisi olması suçu nitelikli hale sokar.
    • İntihar etmek bir suçu oluşturmaz. İntihara teşvik etmek suç olarak tanımlanmış
    • Mağdurun talebi üzerine öldürülmesi halinde de kasten öldürme suçu gerçekleşir.
  • Bu suçun mağduru ölen insandır. Öldürülenin yakınları mağdur değildir sadece bu suçtan zarar gören kişilerdir.
    • Cumhurbaşkanına suikast ayrı bir suçtur.
    • Mağdurun yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürülmesi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılır.
    • Yani mağdur herkes olabilir ama bazı durumlarda mağdurun belirli bir insan olması önemli oluyor çünkü bu suçun nitelikli hali gerçekleşmiş oluyor. (suçun mağdurunun üstsoy altsoy olması)
  • Bu suçun konusu başka bir insanın hayatını oluşturur. Ana rahminde bulunan cenin veya fiilden önce ölmüş bir insan bu suçun konusunu oluşturmaz.
    • Bir insan hayatının doğumunun tamamlanmasıyla değil, başlamasıyla öldürme suçunun konusunu oluşturacağı kabul edilmektedir.
    • Hayat, ölümle sona erer. Ama kişinin ne zaman ölmüş olduğu konunu problemli biraz. Tıp biliminde biyolojik ölüm ve beyin ölümü ayrımı yapılır. Organ ve doku nakli hizmetleri nedeniyle beyin ölümü kabul edilmektedir.
    • gerek beyin gerek biyolojik ölüm gerçekleşmiş kişiye karşı kasten öldürme suçu işlenemez. (işlenemez suç, suçun konusu yok çünkü)
  • bu suç serbest hareketli bir suç. (kanunda şu hareketler doğrultusunda işlenir gibi bir ibare yok çünkü). Önemli olan fiilin, ölüm neticesini meydana getirmeye elverişli olmasıdır
    • failin kastı öldürmeye yönelik olsa dahi fiilin icrasında kullandığı araç öldürmeye elverişli değilse kasten öldürme söz konusu olmaz.
    • Aracın elverişliliği ile aracın yetersizliği bir birine karıştırılmamalıdır. (tetiğe basmasına rağmen tutukluk yaptığı için ateş almaması aracın yetersizliğidir, araç normalde elverişlidir)
    • Aracın elverişliliği konusunda mağdurun özellikleri de önem arz etmekte.( şeker hastasına şeker vermek. Kalp hastasına heyecanlandırıcı haber vermek gibi. Normalde heyecanlı haber vermek suç değil ama kalp hastasına vermek suç teşkil edebilir.)
    • Mağdurun ölümüne neden olacak bir fiilin sonucunu giderilmesini kasten engelleyen de bu suçu işlemiş olur. (kalp krizi geçiren bir insanın ilaç almasını engellemek gibi)
    • Ölündürme neticesinin belirli hareketlerle işlenmesi suçun nitelikli halini oluşturabilir.( eziyet çektirerek öldürmek gibi.)
  • Kasten öldürme suçu neticeli bir suçtur. Mağdurun ölmesiyle suçun netice unsuru tamamlanmış olur.
    • Kasıt olsa da elinde olmayan sebeple ölürse teşebbüs olur.
  • İsnat konusu var. Özetlemek istesem de aynı şeyleri yazacak gibiyim bence orayı oku.
  • Bu suçun manevi unsuru kasttır. Doğrudan kasıt olabileceği gibi olası kasıt da olabilir.
  • Kastın öldürmeye mi yaralamaya mı yönelik olduğunu belirlemeye yönelik Yargıtay’ın ölçütleri var;
    • Fail ile ölen arasında ciddi husumet bunup bulunmadığı
    • Olayda kullanılan aracın öldürmeye elverişli olup olmadığı
    • Ölendeki darbe sayısı ve şiddeti
    • Darbelerin vurulduğu bölgelerin hayati bakımdan önemi
    • Failin davranışlarına kendiliğinden mi yoksa engel bir nedenin etkisiyle mi son verdiği
    • Failin suç aletini kullanış biçimi
    • Olay öncesi, esnası ve sonrasında failin ölene yönelttiği davranışları ve sözleri
  • Hukuka uygunluk hali mevcuttur bu suçta. (meşru müdafaa, zorundalık hali gibi)
  • Hukukumuz ötenaziyi yasaklamıştır. Ötenazi 3’e ayrılmaktadır;
    • Aktif ötenazi: hastanın bilinçli talebi üzerine ağrılarının giderilmesi amacıyla yaşamının kısaltılması
    • Dolaylı ötenazi: hekimin hastanın acılarını azaltmak veya dindirmek amacıyla tıp bilimine göre verdiği ilacın kaçınılmaz yan etkisi olarak hastanın yaşamının kısaltılması
    • Pasif ötenazi: ölmek üzere olan hastanın yaşamını uzatan tedbirlerin, hastanın talebi üzerine alınmaması veya alınmış olan tedbirlerin uygulanmasının yarıda bırakılması. Ama pasif ötenazi hastanın tedaviyi ret kapsamında değerlendirilmelidir ve bu yüzden hekimin ceza sorumluluğu söz konusu değil

Madde 82 –  Kasten öldürme suçunun;

  1. a) Tasarlayarak,
  2. b) Canavarca hisle veya eziyet çektirerek,
  3. c) Yangın, su baskını, tahrip, batırma veya bombalama ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silâh kullanmak suretiyle,
  4. d) Üstsoy veya altsoydan birine ya da eş veya kardeşe karşı,
  5. e) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
  6. f) Gebe olduğu bilinen kadına karşı,
  7. g) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
  8. h) Bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak ya da yakalanmamak amacıyla,
  9. j) Kan gütme saikiyle,
  10. k) Töre saikiyle,

İşlenmesi hâlinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.

  1. Kasten öldürme suçunun tasarlayarak işlenmesi: Tasarlanmadan ne anlaşılması gerektiğini kanun açıklamamış doktrine bırakmış.
    1. Soğuk kanlılık teorisine göre tasarlamanın; suç işleme kararı ile harekete geçme arasında bir zaman geçmiş olması ve failin soğukkanlılıkla hareket etmiş olması diye iki unsuru var. Tasarlamada cezanın artımına neden olarak soğukkanlılıkla hareket etmesini göstermektedirler.
    2. Plan kurma teorisi ise; suç işleme kararı ile harekete geçme arasında geçen sürede suçun işleneceği yeri, zamanı, suçun işleniş şeklini belirleyen ve suçun icrası hakkında bir plan kurarak fiili gerçekleştiren kişi tasarlayarak hareket etmiştir.
    3. Yargıtay ise her somut olayı göz önünde bulundurarak belirlenmesi gerektiğini söylemektedir ve kararlarında tasarlamanın varlığı için mutlaka öldürme kararı ile fiilin icrası arasında belirli bir sürenin geçmesini ve bu sürenin içerisinde failin öldürme kararında ısrar ve sebat edip caymayarak soğukkanlı bir şekilde fiilin işlenmesini aramaktadır.
  • Failin fiilin icrasından sonra kaçması ve delilleri yok etmesi de genellikle tasarlanmanın içerisinde yer alır.
  • Öldürme neticesi bakımından olası kastın varlığı halinde olayda tasarlanmanın bulunduğu söylenemez.
  • Akıl hastası veya algılama veya davranışlarını yönlendirme yeteneği zayıf olan insanların kasten öldürme suçunu tasarlayarak işlemesi mümkün değildir
  1. Kasten öldürme suçunu canavarca hisle veya eziyet çektirerek işlenmesi: her iki halde de faildeki ahlaki kötülüğün yokluğu ve insana özgü duygulardan yoksunluk cezanın artırılmasını gerektirmiştir.
    1. Eziyet çektirerek işlenmesi, tasarlama gibi suçun bir işleniş şekli olduğu halde, canavarca hisle öldürme failin sübjektif durumuyla, onun ruh dünyasıyla ilgili bir husustur.
    2. Yargıtay canavarca his kavramını, toplum bilinci ve ahlakının geniş tepkisini çeken, amacı itibari ile tehlikeli ve vahşi kötülük eğilimini sergileyen psikolojik bir güdü olarak ifade eder. (anüse şişe sokmak satanist inançlar doğrultusunda bir insanın şeytana kurban edilmek üzere öldürülmesi, acı çektirmek ve sadist duyguları tatmin etmek için öldürülmesi)
    3. Eziyet çektirerek öldürmede ise failin amacı mağdurun hemen ölmesi değil acı çekerek yavaş yavaş ölmesidir. Bu itibarla eziyetin mağdur ölmeden yapılması şarttır. (dişlerinin tırnaklarının sökülmesi).
    4. Eziyet teşkil eden fiiller mağdurun öldürmesine yönelik değil de ona eziyet ve işkence etmek maksadıyla uygulanıyorsa bu nitelikli hal gerçekleşmez.
  2. Kasten öldürme suçunun yangın, su baskını, tahrip, batırma veya bombalama ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silâh kullanmak suretiyle işlenmesi: bu şekilde öldürme belirli bir kimsenin öldürülmesi amacıyla icra edilen fiilin belirli olmayan kimseler hakkında genel tehlike yaratmış olmasıdır.
    1. Bu hükmün uygulanabilmesi için belirtilen genel tehlike yaratan fiillerin veya tehlikeli araçların bir kimsenin öldürülmesine yönelik kullanılması gerekmektedir. Yani zaten mesela patlayıcı maddelerin taşınması falan genel tehlike yaratan bir suç. Bunlar taşınırken birinin ölmesi suç. Bu bentteki nitelikli ha için bir kişi bu patlayıcıyla öldürmeye yönelik bir kast olması. Bu durumda farklı neviden fikri içtima kuralları gereği tehlike yaratma suçundan değil nitelikli kasten adam öldürmeden dolayı ceza verilir.
  3. Kasten öldürme suçunun üstsoy veya altsoydan birine ya da eş veya kardeşe karşı işlenmiş olması: nitelikli hal olarak kabul edilmesinin birinci nedeni yakın akrabasını öldüren failin ahlaki kötülüğünün ve kınanabilir eğiliminin fazlalığıdır ve bu kişilere karşı suçun daha kolay işlenebilecek olmasıdır. Failin saldırısı karşısında mağdur daha savunmasız ve hazırlıksızdır.
    1. Kanun hangi yakın akrabanın öldürülmesini nitelikli hal oluşturacağını saymak suretiyle belirlemiş ve dar tutmuştur.
    2. Medeni kanun hükümlerine göre akrabalık ilişkisinin belirlenmesi kabul edilmekte ve evlilik dışı veya dini nikah ile kurulan evlilik bağı içinde meydana gelen akrabalıklar bu bent kapsamında değerlendirilmemektedir.
    3. Mutlan butlan ile sakat olan bir evlenme ilişkisinin devamı sırasında meydana gelen öldürmelerde de nitelikli halin uygulanacağı kabul edilmektedir.
  4. Kasten öldürme suçunun çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi: bu nitelikli halin kabul nedeni de faildeki ahlaki kötülüğün çokluğu ve fiilin icrasının kolaylığıdır.
    1. Çocuk henüz 18 yaşını doldurmamış kişidir. Kişinin 18 yaşından önce reşit kılınıp kılınmadığının ya da çocuğun kendini savunamayacak durumda olup olmadığının önemi yoktur. 18 yaşını doldurmuş olmaması yeterli. Çocuklar kasten öldürme suçuna karşı özel olarak korunmuşlardır.
    2. Beden ve ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunmama kavramının içine uyku hali, bilinçsizlik, narkoz etkisinde olma, alkol veya uyuşturucu madde etkisinde bulunma, yaşlılık girmektedir.
    3. Mağdurun kendini savunamayacak duruma düşmesinde kusurun bulunmamasının da bu nitelikli halin uygulanmasını engellemez.
  5. Gebe olduğu bilinen kadına karşı işlenmesi: böyle bir nitelikli halin kabul edilmesinin nedeni iki canın birden yok edilmesidir.
    1. Failin öldürdüğünü kadının gebe olduğunu bilmesi şarttır.
    2. Öldürdüğü kadının gebe olduğunu öngörmekte ama bu hususta kuşkusu varsa, bu nitelikli hal gerçekleşmez.
    3. Gebe olduğu kadını öldürdüğünde çocuk ölsün ya da ölmesin bu nitelikli hal halen daha vardır.
  6. Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle işlenmesi: bu nitelikli halin kabulünün nedeni, bir kimsenin kamu görevi yapmasından dolayı öldürülmesini önlemek ve böylece kamu adına yapılan görevin güven içinde yerine getirilmesini sağlamaktır.
    1. Öldürülen kişinin kamu görevlisi olması ve görevi başında öldürülmesi yeterli değildir. Önemli olan mağdurun, görevini gereklerine uygun olarak yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürülme fiiline maruz kalması.
    2. Mağdurun öldürüldüğünde emekli olması veya görevinden istifa etmiş olması da önemli değildir. Önemli olan kişisel bir nedenden dolayı öldürülmemiş olması.
    3. Tanığın ya da bilirkişinin, tanıklık veya bilirkişilik görevini yapması nedeniyle öldürülmesi halinde de bu nitelikli hal oluşur.
  7. Bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak ya da yakalanmamak amacıyla işlenmesi:
    1. Kasten öldürme, bu bentte belirtilen amaçlarla işlenmesi halinde araç suç niteliğindedir yani kasten öldürmenin belirtilen amaçlarla icra edilmesi yeterli olup, failin amaç suçu işlemesi veya amacına erişmesi önemli değildir.
    2. Failin kendisinin veya bir başkasının işlediği bir suçu ortaya çıkmasını önlemek, suçun üzerini örtmek amacıyla işlediği cinayetler bir suçu gizlemek amacı içerisine girer
    3. Suçu gizlemenin, açığa çıkmasını önleminin en önemli yöntemi suça ilişkin delilleri ortadan kaldırmaktır. Bu itibarla bir suçun delillerini ortadan kaldırmak için işlenen cinayetler aynı zamanda suçun gizlenmesi amacını taşır.
    4. Failin yakalanmamak amacıyla kasten öldürme suçunu işlemesi halinde de failin kendi suçunu gizleme maksadına yakın bir motivasyonla hareket ettiğini söylemek gerekir. (yakalanma emir olan bir failin polis durdurduğunda yakalanmamak için polisi öldürmesi)
    5. Fail öldürme fiilin suç teşkil eden başka bir haksızlığı icra etmede veya onun işlenmesini kolaylaştırmada araç olarak kullanmışsa, suçun işlenmesini kolaylaştırmak maksadının varlığından söz edilir. (failin sigorta dolandırıcılığını işleyebilmek için mağduru öldürmesi)
  8. Kan gütme saikiyle işlenmesi: bu nitelikli halin amacı kan davalarını sona erdirmektir
    1. Kasten öldürme suçunun kan saikiyle işlenmesi için bazı koşullar aranmaktadır;
      1. Olaya neden olan önceki hadise, ölümle sonuçlanmış olmalıdır.
      2. Fail, önceki suç failini veya onun mensubu olduğu grup ya da aileden birisini öç alma duygusuyla ve görev bilinciyle öldürmelidir.
  • İlk öldürülen ile ikinci suçun faili arasında kan hısımlığının bulunması şart olmayıp, suçun kan gütme saikiyle işlenmesi yeterlidir.
  1. İlk öldürme olayı ile ikinci olay arasında kısa olmayan bir zaman geçmeli, bu süre içinde fail, ilk öldürme olayından duyduğu her türlü acı kızgınlık ve öfkeden arınarak geleneklerin etkisiyle bir görevi yerine getirme istek ve bilinciyle hareket etmelidir.
  1. Taksirle işlenen öldürme suçlarına kan gütme saikiyle karşılık verilmesi kabul edilemez.
  2. İlk suç kasten işlenmiş olsa da sonra bu suçun meşru savunma nedeniyle hukuka uygun olması, failin kan gütme saikiyle hareket etmesine engel değildir.
  3. Şimdi şöyle bir konu var. Fatma Sıla’yı öldürdü. Mert de Fatma’yı Sıla’yı öldürdü diye öldürdü. Burada hem kan gütme saikiyle işlenmiş bir suç olabilir hem de haksız tahrik. Yargıtay her somut olayda değerlendirilmeli diyor. Eğer mertte kan gütme saikinin şartlarının hepsi varsa kan gütme oluyor. En önemli şart bunu belirleyen bence 4. Madde: ilk öldürme olayından duyduğu her türlü acı kızgınlık ve öfkeden arınarak geleneklerin etkisiyle bir görevi yerine getirme istek ve bilinciyle hareket etmelidir. Bir de Yargıtay kısa olmayan zaman şartını yine hâksiz tahrik olup olmadığını belirlemek için koymuş. Ki bu da 4. Şartta bahsediliyor. Sonuç olarak bu konuda en önemli şey bu şartların bilinmesi çünkü bu nitelikli halin belirlenmesiyle alakalı asıl olay; haksız tahrikten ayırmak amacıyla, kan gütme saikinin oluşup oluşmadığı
  1. Töre saikiyle işlenmesi: ülkemizde cinsel saldırıya uğrayan kız çocuklarının, ailesinin istemediği bir kişiyle arkadaşlık eden veya evlenen kadınların öldürülmesi şeklinde ortaya ve töre cinayeti olarak adlandırılan fiilerin önlenmesi amaçlanmıştır.
    1. Töre saikiyle öldürmenin varlığından söz edebilmek için, öldürme fiilinin törelerin, ananenin gereklerine uygun bir görevi yerine getirmek adına işlenmesi gerekir. Yani töre failin öldürme fiilini işlemeye yöneltmeli, fail törenin yüklediği görevi yerine getirme bilinciyle ve bunun oluşturduğu baskıdan kurtulma amacıyla mağduru öldürmeli.
    2. Öldürülmeye neden olan mağdur davranşının fail tarafından ailenin namus ve şerefini eksilten bir davranış olarak nitelendirmesi yeterlidir.
    3. Kişinin kendi namusunu temizlemek veya aile şerefini kurtarmak amacıyla işlediği her cinayet, töre saikiyle öldürmenin kapsamına sokulmamalıdır. Zira kanun koyucun buradaki amacı çarpık töre ve namus anlayışının önüne geçerek bu anlayışın toplumda yerleşmesini ve hukukun önüne geçmesini engellemektir.
    4. Namus motifi olmasına karşın tutku aşk kıskançlık nefret gibi duyguların altında gerçekleştirilen öldürme fiillerini de töre saiki ile öldürme olarak nitelendirmemek gerekir.
  • Kasten öldürme fiilini işleyen kişilerin, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönetme yeteneğinin bulunmaması halinde cezalandırılması mümkün değildir.
    • Bu yetenekler kişinin yaşının küçük olması, akıl hastası olması olabilir, veya bu yeteneklerin geçici sebeple ortadan kalkması ya da önemli derecede azalması olabilir.
    • Zorunluluk halinin veya cebir ve tehdit altında olmanın şartlarının gerçekleştiği hallerde meydana gelen öldürme fiilleri bakımından faili mazur görmek gerekir. Ama mazur görülmesi için bir şart var bu da bir başka yaşamın korunması nedeniyle mümkündür. Yani feda edilen değer korunan değerden az olmamak zorunda. Yani ben seni tehdit etsem ki git sılayı öldür yoksa kardeşine tokat atcam. Senin öldürmen hukuken mazur görülmez. Çünkü feda edilen değer sılanın hayatı korunan değer kardeşine tokat atılmaması. (tam korunan değeri bilemedim ama sen anladın işte)
    • Kusurluluğu önleyen bir hal de haksız tahrik hali. Cezada indirim yapılır.
  • Kasen öldürme suçu mağdurun ölmesiyle tamamlanır. Şayet fail elverişli hareketlerle kasten öldürme suçunu doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamazsa, bu suça teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur
    • Suçun icra hareketlerini elinde olmayan nedenlerle tamamlayamamış olabilir veya neticeyi gerçekleştirememiş olabilir. Her iki durumda da teşebbüsten yargılanır.
    • Kasten öldürme suçunun icrasına başlayan fail, icra hareketlerinden gönüllü olarak vazgeçer veya icra hareketlerini bitirmesine rağmen mağdurun ölmesini kendi çabalarıyla önlerse, kasten öldürmeye teşebbüsten cezalandırılmaz. Bu durumda failin cezası işlemek istediği suça göre değil, gerçekleşen neticeye göre belirlenir. (üff işte gönüllü vazgeçme durumun her şartı bunun içinde geçerli desin geçsin ya)
  • Kasten öldürme suçuna iştirakin her haliyle katılmak mümkündür.
    • Kasten öldürme fiiline iştirak edenler, suçu birlikte işlemeye karar vermişler ve her birisi de fiil üzerinde fonksiyonel hakimiyet kurmuşlarsa müşterek faillerdir. Öldürme neticesini kimin gerçekleştirdiğinin önemi yoktur.
    • Aynı kişiye ateş eden şahıslar arasında birlikte suç işleme iradesi yoksa ve birbirlerinden habersiz olarak ateş ediyorlarsa bu durum müşterek faillik değil yan yana failliktir ve her fail kendi meydana getirdiği neticeden sorumludur.
    • Mağdurun kimin silahından çıkan kurşunla öldüğü tespit edilemiyorsa şüpheden sanık yargılanır kuralı gereği her iki fail de kasten adam öldürmeye teşebbüsten yargılanır.
    • Kasten öldürme suçu bir başkasının üzerinde hakimiyet kurmak suretiyle dolaylı fail olarak da işlenebilir. (tehdit falan işte)
    • Bir kimse tehdit ve cebirle birini intihara mecbur ederse kasten adam öldürme suçundan yargılanır.
    • Kasten öldürme suçuna bir başkasını azmettiren veya bu suçun işlenmesine kanunda gösterilen şekillerde maddi ve manevi yardımda bulunan kişiler ise bu suça şerik olarak iştirak etmiş olurlar.. fail suçun icrasına başlamadığı takdirde şeriklerin ceza sorumluluğu doğmayacaktır.
    • Failin kusurunun bulunmaması veya suçun icrasından gönüllü olarak vazgeçmesi nedeniyle ceza almaması, şeriklerin suça teşebbüsten dolayı cezalandırılmalarına engel değildir.
  • Kasten öldürme suçu zincirleme suç olarak işlenebilir. (öldürememiş sonradan hastanede işini bitirmesi gibi)
    • Zincirleme suça bağlanan sonuç, fail hakkında tek bir ceza verilmesi bu cezanın ¼ ten ¾ e kadar artırılmasıdır.
    • Kasten öldürme suçu aynı nevi fikri içtimada şeklinde de ortaya çıkabilir. Bu içtima şekli bakımından önemli olan husus kasten öldürme suçunun birden çok kişiye tek bir fiille işlenmesidir.
    • Farklı neviden içtima şeklinde de olabilir. (vitrinin arkasındaki adamı öldürmek için ateş edince vitrindeki malların da zarar görmesi gibi)
  • Kasten öldürme suçunun temel şeklinin cezası müebbet hapistir, nitelikli halinin cezası ağırlaştırılmış müebbet hapistir.
  • Fail suçu işlediği sırada akıl hastası veya ceza sorumluluğu bulunmayan bir çocuk ise kendilerine özgü güvenlik tedbirleri uygulanacaktır.
  • Kasten öldürme suçundan dolayı açılan davalar ağır ceza mahkemesinde görülür. Bu suç terör örgütü çerçevesinde işlenmişse terör suçu sayılır ve görevlendirilmiş ağır ceza mahkemelerinde bakılır.

İHMALİ DAVRANIŞLA İŞLENEN KASTEN ÖLDÜRME SUÇU

  • İcrai hareket yasaklanan bir davranışın yapılması, ihmali hareket ise emredilen davranışın yapılmaması demektir.
  • Bu suçla korunan hukuki değer de kişinin yaşama hakkıdır. Kişinin yaşama hakkının garantörü olan kişilerin bu yükümlülüklerini yerine getirmemesi suretiyle de ihlal edilir.
  • Bu suçun faili herkes olamaz. Fail, ancak başkasının yaşamını koruma gözetme bakımından hukuki yükümlülük altında bulunan kişiler olabilir. Bu itibarla suç faili olarak özgü suç niteliği taşımaktadır.
  • Bu suçun mağduru hayata sona erdirilen kişidir. Ölen kişinin yakınları suçtan zarar görenlerdir.
  • Bu suçun konusunu da başka bir insanın hayatı oluşturur.
  • İhmali davranışla işlenen öldürme suçunda, ölüm neticesi meydana gelmesi sorumluluk için şarttır. Ölüm sonucu meydana gelmediği taktirde bu neticeyi önlemekle yükümlü olan kişileri teşebbüsten sorumlu etmek mümkün değil.
  • Kişinin ihmal göstermemesi yani ölüm neticesinin önlenmesine yönelik icrai davranışta bulunma yükümlülüğün ya kanuni düzenlemelerden (mesela kolluk kuvvetinin birinin canına olan saldırıyı haber alıp önlemek için bir şey yapmamaları. Kanundan kaynaklanan önleme vazifeleri var) ya sözleşmeden (örneğin çocuğun bakıcısı sözleşme gereği çocuğa bakmalıdır. Çocuğun balkondan sarktığını görüp hiç bir şey yapmıyorsa ihmali davranışla işlenen kasten adam öldürme suçundan yargılanır.) ya da önceden gerçekleştirdiği tehlikeli davranıştan (örneğin sen birine arabayla çarptın ve o kişi yaralandı, senin aracını durdurup yaraladığın kişiye yardım etmek veya yardım edilmesini sağlamak gibi bir yükümlülüğün var) kaynaklanabilir.
  • Bu suçun oluşabilmesi için failin kasten hareket etmiş olması gerekir. Bu suç olası kasıtla da işlenebilir ve bu durumda cezasından indirim yapılır ama bu suç taksirle işlenemez.
  • İhmali hareket taksirle de işlenebilir ama şayet failin ihmali davranışı taksirle gerçekleşmiş ve kişi ölmüşse, bu durumda taksirle öldürme suçunun oluştuğun düşünülmelidir.
  • Bütün hukuka uygunluk sebepleri bu suç bakımından da söz konusu olabilir.
  • Kişi yükümlü olduğu icrai hareketi yerine getirme imkan ve iktidarına fiilen sahip değilse, kişiyi cezalandırmak mümkün değildir.
  • İhmali suçlarda somut olayda failin icrai harekette bulunması kendisinden beklenebilir olması gerekmektedir. Kimseden hukuken talep edilemeyeceği hallerde kusurdan söz edilemez.
  • İhmali suçlarda fail neticeyi meydana getiren nedensellik sürecine hakim değildir. Bu yüzden ihmali davranışla işlenen kasten adam öldürme suçunda teşebbüs söz konusu değildir.
  • İhmali davranışla kasten öldürme suçuna şerik olarak katılmak mümkündür. Şeriklerin ölüm neticesini önleme yükümlülüğünün olması gerekmez. (öz çocuğunu aç bırakarak ölmesine sebep ol diye azmettiren kişi örneği gibi. Baba-çocuk ilişkisinde garantörlük vardır baba garantördü ihmali davranışta bulunamaz. Ama azmettirenin garantör olma zorunluluğu yok yani ölüm neticesini önleme zorunluluğu yok)
  • Kovuşturma usulü yönünden kasten adam öldürme suçuyla aynıdır.
  • Yaptırım ise 83/3. Maddesinde açıklanmıştır. Cezada indirim hakim taktirine verilmiştir.

Madde 83 – (1) Kişinin yükümlü olduğu belli bir icrai davranışı gerçekleştirmemesi dolayısıyla meydana gelen ölüm neticesinden sorumlu tutulabilmesi için, bu neticenin oluşumuna sebebiyet veren yükümlülük ihmalinin icrai davranışa eşdeğer olması gerekir.

(2) İhmali ve icrai davranışın eşdeğer kabul edilebilmesi için, kişinin;

  1. a) Belli bir icrai davranışta bulunmak hususunda kanunî düzenlemelerden veya sözleşmeden kaynaklanan bir yükümlülüğünün bulunması,
  2. b) Önceden gerçekleştirdiği davranışın başkalarının hayatı ile ilgili olarak tehlikeli bir durum oluşturması, gerekir.

(3) Belli bir yükümlülüğün ihmali ile ölüme neden olan kişi hakkında, temel ceza olarak, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmi yıldan yirmi beş yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine onbeş yıldan yirmi yıla kadar, diğer hâllerde ise on yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunabileceği gibi, cezada indirim de yapılmayabilir.

İNTİHARA YÖNLENDİRME SUÇU

Madde 84 – (1) Başkasını intihara azmettiren, teşvik eden, başkasının intihar kararını kuvvetlendiren ya da başkasının intiharına herhangi bir şekilde yardım eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) İntiharın gerçekleşmesi durumunda, kişi dört yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Başkalarını intihara alenen teşvik eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Metinden çıkartılan cümle: 29/06/2005-5377 S.K./10.mad)

(4) İşlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan veya ortadan kaldırılan kişileri intihara sevk edenlerle cebir veya tehdit kullanmak suretiyle kişileri intihara mecbur edenler, kasten öldürme suçundan sorumlu tutulurlar.

  • Bir kimsenin kendi yaşamına kendisinin son vermesi demek olan intihar, ahlaka aykırı olan bir davranıştır ve dolayısıyla hukuken de tasnif edilemez.
  • maddedeki intihara yönlendirme suçunu oluşturan davranışlar, TCKnın faillik ve şeriklik olarak 2’ye ayırdığı iştirak şekillerinden, yalnızca şeriklik statüsünü oluşturan azmettirme ve yardım ettirme fillerini kapsamaktadır.
  • İntihar edenin kişinin yaşamı sona erecektir, intihara teşebbüs edip başarılı olamayan kişi ise yaşamına son vermeye kast etmiş bulunmaktadır.
  • Bu durumda bir başkasını intihara teşvik veya yardım ederek yönlendirmek, o kişinin hayatına yönelik saldırı gerçekleştirmek anlamına gelir, dolayısıyla bu suçla korunan hukuki değer, kasten yada taksirle adam öldürme suçlarında olduğu gibi, kişinin yaşama hakkıdır.
  • Bu suçun faili herhangi bir kimse olabilir.
  • maddede belirtilen nitelikli haller bu suç bakımından uygulama alanı bulmaz
  • Suçun mağduru intihara azmettirilen teşvik edilen intihar kararı kuvvetlendirilen veya intiharına herhangi bir şekilde yardım edilen kişidir.
  • İntihara yönlendirme suçunun konusu intihar eden şahsın hayatıdır.
  • Suç teşkil eden haksızlık bir kimsenin intihara yönlendirmesi onun intihar kararının kuvvetlendirilmesiyle oluşur.
  • Mağdurun intihar etmesi yalnızda suçun neticesi sebebiyle ağırlaşmış şeklini oluşturur.
  • İntihara yönlendirme suçu seçimlik hareketli bir suçtur.
    • Bu hareketlerden sadece birinin yapılması suçun oluşması için yetelidir.
  • Suçun oluşması için mağdurun intihar etmesi aranmadığı için bu suç sırf hareket suçudur.
  • İntihar fiilini gerçekleştiren kişi bizatihi mağdurun kendisi olmalıdır.
  • Failin intihara katkısı maddede seçimlik olarak sayılan hareketlerle sınırlı olmalı, mağdurun kendi yaşamına son vermesi kendi iradesiyle aldığı karara istinaden bizzat kendisi tarafından gerçekleştirilmelidir.
    • Yani ipi boynuna geçiren mağdurun altındaki sandalyeye tekme atan kişi kasten öldürmeden dolayı cezalandırılacaktır.
  • Suç teşkil eden seçimlik hareketlerden intiharı azmettirme, aklında intihar düşüncesi olmayan kimsede intihar düşüncesi uyandırarak intihar etmesi yönünde karar verdirmek ve böylece intiharın ilk ve etkili sebebi olmak demektir.
  • İntihara teşvik ise intihar etmeyi düşünen ve fakat henüz bu konuda kararını vermemiş olan kişiyi intihar kararı vermeye yöneltmektir.
  • İntihar kararını kuvvetlendirme intihar kararını vermiş olan kişinin bu kararını güçlendirmek almış olduğu intihar kararını icra safhasına koymak için motive etmektir.
  • İntihara karar vermiş olan bir kimsenin intiharını fiilen ve etkili bir şekilde kolaylaştırmaya yönelik her türlü hareket yardım etme sayılır.(Bir kimseye intihar etmesi için silah zehir , ip vermek gibi.)
  • İhmali hareketle intihara yardımın söz konusu olabilmesi için intihar olayıyla karşılaşan kişinin intiharı önlemek konusunda hukuki bir yükümlüğünün bulunması gerekir.(Açlık grevi, ölüm orucunda yetkililer bununla ilgili tedbirler almalı.)
  • Tedavi olmayı reddeden bir hastaya tıbbi yardımda bulunmayan hekimin bu davranışının intihara ihtimali davranışlara yardım olarak nitelendirilmesi ve ceza sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.
  • İntihara yönlendirme suçunun manevi unsuru kasıttır
    • yani fail bir başkasını intihara azmettirdiğini , teşvik ettirdiğini onun intihar kararını kuvvetlendirdiğini veya başkasının intiharına yardımda bulunduğunu bilmelidir.
  • Suçun taksirli işlenebileceği kanunda düzenlenmediği için başkasını taksirle intihara yönlendirme suç teşkil etmez.
  • Bu fiilin hukuka aykırılığını ortadan kaldıracak bir hukuka uygunluk sebebinin gerçekleşmesi zor gözükmektedir. Yoktur yani.
  • İntiharın gerçekleşmesi; intihara yönlendirme suçunun bir nitelikli hali değil ve 84. maddenin de gerekçesinde belirtildiği gibi, neticesi sebebiyle ağırlaşmış şeklidir.
  • Sırf hareket suçu olan intihara teşvik suçunun teşebbüsünün mümkün olamayacağı düşünülmektedir.
  • Failin temel suç tipini işlerken ağır neticelere yönelik olarak doğrudan kastı bulunmakta ve fakat ağır neticeler gerçekleşmemekte ise fail ağırlaşan neticeye teşebbüsten cezalandırılabilir.
  • Bu suçta ancak icra hareketlerini gerçekleştiren kişi fail olabileceğinden müşterek veya dolaylı faillik mümkün değildir.
  • Bu hareketlere bir başkası ancak şerik olarak katılabilir. Buna karşılık yardım etme hareketi bakımından hem müşterek faillik hem de şeriklik her şekliyle gerçekleşebilir.(Bir kimsenin intihar edeceği platform birlikte hazırlayan kişiler bu suçun müşterek faili olurlar.)
  • Bu suç zincirleme suç şeklinde işlenebilir.(Failin ilaç içerek intihara azmettirdiği kişinin ilaç içmesine rağmen ölmemesi durumunda eline silah vererek intihar etmesini istemesi halinde intihara yönlendirme suçu zincirleme suç şeklinde işlenmiş olur ve zincirleme suça ilişkin arttırma hükmü uygulanır.)
  • Aynı neviden fikri içtima hükmü yalnızca 1. Fıkrada düzenlenen suç bakımından uygulama alanı bulabilir.
  • İntihara yönlendirme suçunun cezası iki yıldan beş yıla kadar hapistir.
  • Şayet intihar gerçekleşmişse ceza 4yıldan 10 yıla
  • Başkalarını intihara alenen teşvik suçunun cezası ise 3yıldan 8 yıla kadar hapistir.
  • Hükmedilen ceza iki yıl veya daha altı olursa ceza ertelenebilir.
  • Bu suç soruşturma ve kovuşturma makamları tarafından resen takip edilir.
  • Bu suçun davasına asli ceza mahkemesi bakıyor.

TAKSİRLE ÖLDÜRME SUÇU

  • Bu suçla korunan hukuki değer kişinin yaşama hakkıdır.
    • Kişini yaşama hakkı , bu hakkı tanımayan, bilinçli olarak başkasının yaşamını sona erdiren davranışlarla ihlal edilebileceği gibi hukuk toplumunun bu hakkın korunması için bireylerden istediği özen yükümlülüğüne aykırı davranmak suretiyle de ihlal edilebilir.
  • Kanun koyucu kişilerden başkalarının hayatını sona erdirebilecek özensiz davranışlardan kaçınmalarını istemektedir.
  • Taksirle öldürmeyle kasten öldürme suçu arasında netice bakımından bir farklılık yoktur.
  • Taksir dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesini öngörmeyerek gerçekleşmesidir.
  • Taksirle öldürme suçunun tipik haksızlık alanında incelenmesi gereken konuların özen yükümlülüğüne aykırı bir davranışın bulunması, bu davranışın ölüm neticesine sebebiyet vermesi, ve neticenin öngörülebilirliğini de içine alan neticenin, objektif isnat edilebilirliği olduğu söylenebilir.
  • Ancak taksirle haksızlıktan sorumluluk için failin işlediği bu fiil nedeniyle kusurlu bulunması da gerekir.
  • Taksirle öldürme suçunun faili herkes olabilir.
    • Ancak belli meslekleri icra eden kişiler bakımından aranan özen yükümlülüğünü , ancak bu meslek erbabı kişiler ihlal edebilirler.(Bir hastanın hastalığının teşhisi ve tedavisi bakımından günümüz tıp bilimine göre gösterilmesi gereken özen.)
  • Bu suçun mağduru herkes olabilir., taksirle öldürülen kişilerin yakınları ise suçtan zarar gören olabilirler.
  • Bu suçun konusunu başka bir insan hayatı oluşturur.
  • Diğer taksirli suçlar gibi, taksirle öldürme suçu da icrayı ve ihmali bir hareketle işlenebilir.
  • Taksirle işlenen fiiller de , dış dünyada tezahür eden iradi insan davranışlarıdır.
    • Bu yüzden taksirli suçlarda da fiil iradidir ve belirli bir amaca yöneliktir.
    • Taksirin cezalandırılmasının nedeni belirli bir amaca yönelik olarak hareketi yönlendirememekten kaynaklanmaktadır.
  • Taksirin esasını objektif dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık oluşturmaktadır.
  • Özen yükümlülüğü , kişinin davranışının meydana getirebileceği neticeyi öngörme ve neticenin vuku bulmasından kaçınma , meydana gelmemesi için önleyici tedbirleri alma yükümlülüğüdür.
  • Toplumsal yaşamda belli faaliyetlerde bulunan kişilerin başkalarına zarar vermemek için bir takım önlemler alması ve bazı davranış kurallarına uyma zorunlulukları vardır, taksirli suçlar bu kuralların ihlal edilmesi sonucu ortaya çıkarlar ; fail tedbirli ve öngörülü davranmadığı için cezalandırılır. Bu bakımdan taksirli suçlarda sorumluluğun nedeni öngörebilme imkanının varlığına rağmen sonuca iradi bir hareketle neden olmaktan kaynaklanmaktadır.
  • Taksirli davranışın ölüme neden olmaması halinde failin , bu suça teşebbüsten dolayı cezalandırılması söz konusu olmaz ki zaten teşebbüse ilişkin kurallar ancak kasten işlenen suçlarda uygulanır.
  • Ölüm neticesinin meydana gelmesi objektif cezalandırabilme şartı olarak değerlendirilmelidir yani suçun bir unsuru değildir.
  • Taksirli suçlarda failin hukuk normları veya müşterek tecrübe kurallarıyla kendisine yüklenen dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmış olması bu suçların oluşması bakımından tek başına yeterli değildir. Bu yükümlülük ihlalinin bir kimsenin ölümüne neden olması ve ölüm neticesinin faili objektif olarak isnat edilebilmesi gereklidir.
  • Gerçekleşen ölüm neticesiyle failin objektif dikkat özen yükümlülüğünü ihlal eden davranışı arasına nedensellik bağı bulunmaktadır.
  • Doğal bir bağ olan nedensellik bağı taksirle öldürme suçunda yalnızca icrai hareketle gerçekleşen özen aykırı davranışla ölüm neticesi arasında bulunabilecektir. Buna karşılık objektif dikkat ve özen yükümlülüğü ihmali davranışla ihlal edilmiş ise böyle bir davranışla ölüm neticesi arasında doğal anlamda bir nedensellik bağı bulunmaz. Objektif özen yükümlülüğünün ihlali ister icrai ister ihmali davranışla gerçekleştirilsin ölüm neticesi falilin fililinin eseri olmalı.
  • Taksirle öldürme suçunda neticenin faile objektif olarak isnat edilebilmesi için öncelikle Neticenin objektif olarak öngörülebilir olması gerekir. Neticenin öngörülebilir olmadığı durumlarda bu neticenin faile objektif olarak isnat edilmesi de mümkün değildir.
  • Neticenin öngörülebilir özen yükümlülüğün varlığını gösterir şayet olayda dikkat ve özen yükümlülüğü yoksa öngörülebilirliği de yoktur.
  • Ölüm neticesine mağdurun serbest iradesiyle gerçekleştirdiği davranışın neden olması halinde bu neticenin başkasına objektif olarak isnat edilmesi de mümkün değildir. Mağdurun kendi sorumluluğunda olan riskler bir başkasına isnat edilemez.
  • Ölüm neticesinde birden çok kişinin taksirli davranışının neden olması halinde herkes kendi kusurundan dolayı sorumlu olur her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı verilir.
  • Hukuka aykırılık unsuru bakımından taksirle öldürme suçu ile kasten öldürme suçu arasında esaslı bir farklılık yoktur.
  • Taksirli suçlarda neticenin fail tarafından öngörülebilirliği kusurun belirlenmesinde göz önünde bulundurulmalıdır.
    • Kınama yargısında bulunulabilmesi için kişin kusur yeteneğinin bulunması gerekir.
    • Failin içinde bulunduğu durum itibarıyla sonucun kendisi tarafında öngörülmesi mümkün değilse , kusurlu sayılmayacaktır.
  • Bir kimse haksız tahrik altında kalarak taksirli bir suç işleyebilir.(Taksi şoförü kendisine kaba davranan müşterisine kızdığı için aracı geç fark eder ve ona çarpmamak için ani fren yapması nedeniyle müşterinin kafasını kapıya çarpmasına ve yaralanmasına neden olursa taksi şoförü haksız tahrik indiriminden yararlanmaktadır.)
  • Taksirli öldürme suçunda cezayı ağırlaştıran hallerden birisi de bilinçli taksirdir.
  • Yukarıda anlatılanlarda adam bilinçli taksiri göz önünde bulundurmamış hiç.
  • Bilinçli taksir kişinin ön gördüğü neticeyi istememesine karşın neticenin meydana gelmesi halinde oluşur. Taksirli suça ilişkin ceza 1/3 ünden yarısına kaadr arttırılır.
  • Taksirle bilinçli taksir arasında herhangi bir benzerlik bulunmamaktadır . taksirde fail özen yükümlülüğüne aykırı davranırken bu fiilin ölüm neticesini meydana getirebileceğini öngörmeden hareket etmektedir.
  • Bilinçli taksirde fail fiilin meydana getirebileceği ölüm neticesini öngörerek fillini icra etmektedir.
  • Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı bir fiilin birden çok ölümle birlikte yaralanma neticesine yol açması daha ağır cezalandırılmıştır. Yani hem aynı neviden fikri içtima hem farklı neviden fikri içtima var.
  • Taksirle öldürme suçunda şahsi cezasızlık sebebi veya cezada indirim gerektiren şahsi sebep failin kişisel ve ailevi durumu bakımında artık bir cezansın hükmedilmesini gereksiz kılacak şekilde mağdur olmasına yol açmışsa oluşur.(Trafik kazasında kaybettiği eşi nedeniyle acı ve üzüntü ona artık bir ceza verilmesini gereksiz kılacak şekilde mağdur etmektedir.)
  • Taksirle bir insanın ölümüne neden olmanın cezası 2 yıldan 6 yıla kadar hapistir.
  • Taksirli davranış sonucunda birden çok kişi ölmüş veya birden çok kişiyle birlikte bir veya birden çok kişi yaralanmışsa failin cezası 2 yıldan 15 yıla kadar hapistir.
  • Taksirle öldürme suçunun takibi şikayete bağlı olmayan resen kovuşturulur.

 

 

 

 

 

VÜCUT DOKUNULMAZLIĞINA KARŞI SUÇLAR

 

Her insan, toplum içinde saygınlığını ve kişiliğini serbestçe geliştirmesini mümkün kılan ve kişilik hakkı olarak adlandırılan bir takım haklara sahiptir. Bu kapsamda yer alan haklardan birisi de kişinin vücut dokunulmazlığıdır.

Vücut dokunulmazlığı, anayasalar tarafından da teminat altına alınmış haklardan birisidir.

Vücut dokunulmazlığı, anayasalar tarafından da teminat altına alınmış haklardan birisidir.

Ayrıca vücut dokunulmazlığı, karşılığında ceza hukuku yaptırımı öngörülmüş olan yasaklayıcı ve emredici ceza normları vasıtasıyla da korumaya alınmıştır. Nitekim hemen bütün çağdaş ceza kanunlarında vücut dokunulmazlığını ihlal eden fillerin suç olarak nitelendirildiği ve ceza yaptırımına bağlandığı görülmektedir. Buna paralel olarak Türk Ceza Kanununda da vücut dokunulmazlığını ihlal eden filler, Özel Hükümlere ilişkin İkinci Kitabın “Kişilere Karşı Suçlar”ın düzenlendiği İkinci Kısmının İkinci Bölümünde “Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar” başlığı altında yaptırım altına alınmıştır. Kanunun bu Bölümünde; kasten yaralama, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış şekli , kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi, taksirle yaralama, insan üzerinde deney ve organ ve doku ticareti suçları düzenlenmiştir.

KASTEN YARALAMA SUÇU

Korunan Hukuki Değer

Yukarıda da belirtildiği gibi, kişinin şahsiyetini serbestçe tekâmül ettirebilmesi için bedeniyle ilgili olarak da özgürlüğe ve dokunulmazlığa sahip olması gerekmektedir

Bu kapsamda vücut dokunulmazlığına karşı suçlarla korunan hukuki değer, kişilerin bedeni tamlılclan, esenlikleri, sağlık ve sılihatleridir. Yaralama, klasik olarak beden ve ruhsal yönden olmak üzere ikiye ayniarak incelenmekte, vücut dokunulmazlığının ihlali de bu kapsamda değerlendirilmektedir. Dolayısıyla vücut dokunulmazlığının ihlali dendiğinde, bunun bedene ve ruh sağlığına yönelik ihlalleri kapsar şekilde anlaşılmasının temelinde bu ayrım bulunmaktadır.

Suçun Unsurları

1- Tipikliğin Maddi Unsurları

a-       Fail

Kanunda, suçun faili olmak bakımından herhangi bir özellik aranmamıştır. Bu nedenle, kasten yaralama, herkesin faili olabileceği genel bir suçtur. Bununla birlikte, 86. maddenin 3. filcrasındalcı nitelikli hallerden bir kısmı ancak belli vasıflara sahip kişiler tarafından gerçekleştirilebilir. Bu kapsamda, kasten yaralamanın, üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe karşı işlenen şekli ile kamu görevlisi tarafından görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi, ancak bu vasıfları taşıyanlar tarafından işlenebilme özelliği taşımaktadır.

b-       Mağdur

Suçun mağduru, vücudu üzerinde yaralamaya yönelik hareketin gerçekleştirildiği kişidir. Mağdur, ancak hayatta olan kişiler olabilir.

Suçun mağduru olabileceklerde kural olarak herhangi bir özellik aranmamıştır. Ancak 86. maddenin 3. fıkrasında kasten yaralamanın belli kişilere karşı işlenmesi suçun nitelikli hali olarak düzenlenmiştir. Buna göre, kasten yaralamanın üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe karşı; beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı ve kamu görevlisine karşı yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle işlenmesi, cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli hali oluşturmaktadır.

c- Suçun Konusu

Suçun konusunu, fail dışında, yaşayan başka bir insanın vücudu oluşturur. Dolayısıyla kişinin kendisini yaralaması, kasten yaralama suçunu oluşturmaz. Bu nedenle, bir kişiyi kendisini yaralamaya azmettiren veya bu kişinin kendisini yaralamasına yardım eden kişi. cezalandınlmaz6. Ancak, kişinin kendisini yaralaması, kendini askerliğe elverişsiz hale getirme gibi başka bir suçu oluşturabileceği gibı; kişinin, kendisini cebrin veya tehdidin etkisi altında ya da aldatılarak yaraladığı hallerde, dolaylı faillik hükümleri uygulanarak cebri veya tehdidi uygulayarak ya da aldatarak aracının (kendini yaralayan) iradesine hâkim olan arka plandaki şahıs cezalandırılabilecektir. Vücut dokunulmazlığına ilişkin koruma, yaşama hakkında olduğu gibi, doğumla başlamakta ve ölümle sona ermektedir. Bu nedenle, henüz ana rahmindeki cenine yönelik filler, neticede çocuğun ana rahminde zarar görmesine ve sakat olarak doğmasına neden olsalar dahi, çocuk bakımından kasten yaralama kapsamında değerlendirilemeyecektir.

Kasten yaralama suçu, tam olarak doğmuş bir kişiye karşı işlenebilir. Canlı bir bedenden ayrılan tabii vücut parçaları ve uzuvları, ayrılma anından itibaren kasten yaralama suçunun koruma alanı dışında kalırlar”.

d- Fiil

Kasten yaralama suçu serbest hareketli bir suçtur. Kanunda suçun hangi hareketlerle işlenebileceği gösterilmemiş, vücut bütünlüğüne çeşitli şekillerde zarar veren her fıilin bu suçu oluşturabileceği kabul edilmiştir. Dolayısıyla bu suç, vücuda acı vermeye veya sağlığı bozmaya ya da algılama yeteneğini bozmaya elverişli ve uygun her hareketle işlenebilır. Kişinin vücuduna acı verilmiş, sağlığının veya algılama yeteneğinin bozulmuş olması neticeyi oluşturmaktadır.

e- Netice

aa- Vücuda Acı Verilmesi

Kasten yaralama ilk olarak vücuda acı veren hareketlerle işlenebilir.

Vücuda acı veren hareket, kişinin vücut tamlığını, dokunulmazlığını ve esenliğini ihlal eden bir özellik arz etmektedir. Bu nedenle, vücuda acı verme, vücuda fiziki temasla hissettirilen maddi acının yanı sıra, vücut esenliğini ihlal eden manevi etkilenmelerı de kapsamaktadır.

Genel kabuk göre acı verme, mutlaka vücut üzerinde etkisi olan, fiziki olarak hissedilen davranışlarla kişiye maddi acı hissettirme şeklinde anlaşılmaktadır. Buna  göre, vücut dokunulmazlığını ıhlül eden her etkili eylem değil, vücut dokunulmazlığını ihlal eden ve aynı zamanda acı veren hareketler kasten yaralamanın unsurunu oluşturacaktır.

Filler kişinin sağlığının bozulmasına neden olmuşsa, kasten yaralamayı oluşturabilecektir.

Kanunumuz, vücuda acı verilmesini kasten yaralama kapsamında değerlendirmiş, ancak bunun derecesi (ağırlığı) konusunda bir belirlemede bulunmamıştır. Vücut dokunulmazlığını ve esenliğinı ihlale elverişli hareketin bulunup bulunmadığını, sübjektif olarak mağdura göre değil, objektif bir ölçütle ortalama bir insanı dikkate alarak belirlemek gerekmektedır.

bb- Sağlığın Bozulmasına Neden Olmak

Kasten yaralama, sağlığın bozulmasına neden olmak şeklinde de işlenebilir. Sağlığın bozulmasına neden olma, “süresine bakılmaksızın bir rahatsızlığa sebebiyet veren veya var olan rahatsızlığı devam ettiren ya da artıran her türlü patolojik durum” şeklinde anlaşılmalıdır.

Sağlığın bozulma süresi önemli değildir. Kasten yaralamanın sağlığın bozulması yoluyla işlenebilmesi için vücuda acı verilmesi gerekli değıldir. Ancak çakışma mümkündür.

Kişinin psikolojisinin bozulması da kasten yaralama kapsamında değerlendirilmelidir. Kişinin, sürekli ve rahatsız edici bir şekilde takip edilerek depresyona sokulması kasten yaralama kapsamında değerlendirilmelidir.

Kasten yaralama, vücuda herhangi bir vınislin bulaşmasına sebebiyet verilmesiyle de ışlenebilir. Virüs bulaştınlması, bunun vücut üzerinde bir rahatsızlığa ve patolojik bir duruma sebebiyet verip vermediğine bakılmaksızın sağlığın bozulması kapsamında değerlendirilmelidir.

cc- Algılama Yeteneğinin Bozulmasına Neden Olmak

Suç, algılama yeteneğinin bozulmasına neden olmak suretiyle de işlenebilir. Algılama yeteneği, insanın çevresindeki olguları gözlemleyebilme yeteneği, kısacası, idrak kabiliyetidir. Kişinin kendi varlığının bilincinde olmasını engelleyen, düşünme yeteneğini bozan, iradesine göre davranabilme kabiliyetini etkileyen her davranışın bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği doktrinde kabul edilmektedir. Bir kimsenin yiyecek veya içeceğine sarhoş edici veya uyuşturucu madde karıştırılarak, onu ne yaptığını bilmez hale getirilmesınin bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği belirtilmektedir. Buna karşılık, doktrinde, aklı melekelerde “bulanıklık ve karışıklık meydana getiren hallerinin, esasen aynı zamanda sağlığın bozulmasına neden olma anlamına geldığl, bu nedenle kasten yaralama suçunun unsurları arasında bu seçimlik harekete yer vermenin gereksiz olduğu da belirtilmektedir“.

f- Nedensellik Bağı ve Objektif İsnadiyet

Kasten yaralama suçunda netice, yaralamaya yönelik fiilin sonucu olarak kişinin acı çekmesi, sağlığının veya algılama yeteneğinin bozulmasından ibarettir. Somut olayda, bu neticelerden birinin gerçekleştiğinin sabit olması gerekir. Ancak yaralamayı oluşturan neticelerden birinin gerçekleşmesi failin sorumlu tutulması için yeterli değildir. Buna ilave olarak, bu neticelerin failin yaralamaya yönelik fiilinin sonucu olduğunun tespit edilmesi de gere- kir. Eğer acı verme, sağlığın bozulması veya algılama yeteneğinin bozulması ile failin fiili arasında neden sonuç ilişkisi kurulamıyorsa nedensellik bağının yokluğu nedeniyle neticenin faile isnadı mümkün değildir.

Diğer yandan, bazı hallerde, failin fiili ile netice arasında nedensellik bağı kurulabilmesine rağmen, neticenin somut olayda doğrudan doğruya failin fiilinin eseri olduğu tespit edilemez. Bu şekilde, neticenin faile objektif isnat edilemediği hallerde de failin meydana gelen neticeden sorumlu tutulması mümkün değildir. Örneğin, fail mağduru silahla ayağından yaralar. Yaralı halde hastaneye kaldırılan mağdur, hastanedeki yanlış tedavi sonucu gelişen kangrenden ayağını kaybeder. Bu gibi hallerde, organlarından birinin işlevinin yitirilmesine neden olma şeklinde ortaya çıkan ağır netice ile failin fiili arasında nedensellik bağının varlığına rağmen, doğrudan failin fiilinin ihtiva ettiği rizikonun veya tehlikenin gerçekleşmesini oluşturmayan bu netice faile isnat edilemez.

2- Tipikliğin Manevi Unsurlar

Kasten yaralama suçu, doğrudan kastla işlenebileceği gibi, olası kastla da işlenebilir. Failin, fiilinin yönelik olduğu kişiyi, fiilinin muhatabına acı vereceğini sağlığını bozacağını veya algılama yeteneğini etkileyeceğini bilerek hareket ettiği hallerde doğrudan kastından söz edilir.

Nitelikli hallerin faile isnat edilebilmesi için de bu nitelikli hallerin fail tarafından bilinmesi veya en azından muhtemel addedilmesi gerekir.

Failin düşündüğü uzuv yerine başka bir uzuv üzerinde fiili gerçekleştirmesi veya gerçekleştirmeyi düşündüğü neticenin yerine bir başka neticenin gerçekleşmesi sonuç üzerinde etkili değildir. Ancak failin bu yanılgısı cezanın belirlenmesinde göz önünde bulundurulabilir.

Suçun oluşumu bakımından failin hangi maksat veya saikle hareket ettiği önemli değildir. Dolayısıyla şaka maksadıyla gerçekleştirilen fiiller de kasten yaralama suçunu oluşturacaktır.

Somut olayda, failin, kasten yaralama maksadıyla mı, yoksa öldürme maksadıyla mı hareket ettiği hususu, mağdurdaki yaraların sayısı, yeri ve her birinin yaşamsal tehlike oluşturup oluşturmadığına bakılarak belirlenir”.

3- Suçun Hukuka Aykırılık Unsuru

a-Genel Olarak

Kasten yaralamayı oluşturan fiillerin bir hukuka uygunluk nedeni Çerçevesinde gerçekleştirildiği hallerde suç oluşmaz. Dolayısıyla somut olayda kasten yaralamanın kanuni tarifine uygun fiili. hukuka uygun hale getiren bir nedenin bulunup bulunmadığının araştırılması gerekmektedir.

Kasten yaralamayı oluşturan fiilin, meşru savunmanın koşulları çerçevesinde işlendiği hallerde fiil hukuka uygun olacağından failin sorumluluğu söz konuğu olmayacaktır.

b- Tedip Hakkı

Ebeveynlerin çocukları üzerindeki velayet haklarının, çocukların eğitimi ve korunması bakımından zorunluluk söz konusu olduğunda zor kullanabilmesini kapsadığı, belli ölçüyü aşmayan bu zor kullanımının tedip hakkı kapsamında kaldığından kasten yaralamayı oluşturmayacağı kabul edilmektedir. Kulağını çekme ve hafifçe vurma biçimindeki tedibe ve korumaya yönelik eylemler bu kapsamda değerlendirilmektedir. Bu ölçüyü aşan kötü muamele boyutuna varan fiillerin ise suç oluşturacağı kabul edilmektedir.

c- Görevin İfası

Dış görünüşü itibariyle yaralamayı oluşturan fiillerin, bir kamu görevlisi tarafından ifası kapsamında gerçekleştirildiği hallerde, hukuka aykırı bir fiilin varlığından bahsedilemeyeceğinden kasten yaralama suçu oluşmayacaktır. Ancak bunun için görevin ifası hukuka uygunluk nedeninin şartlarının somut olayda gerçekleşmesi gerekmektedir.

d- İlgilinin Rızası

aa- Genel Olarak

İlgilinin rızasının, objektif olarak kasten yaralama teşkil eden hareketleri belli şartlar altında hukuka uygun hale getireceği kabul edilmektedir. Bu kapsamda, kişinin, vücudu üzerinde belli ölçüde acı veren masaja rıza göstermesi, bu fiilleri hukuka uygun hale getirir ise de, kişiliğin serbestçe geliştirilmesi kapsamında değerlendirilemeyecek, insan onuruyla bağdaşmayan, örneğin göz çıkarılması gibi fiillere gösterilen rıza geçerli sayılmayacaktır.

Kişinin herhangi bir zorlamaya maruz kalmadan hür iradesiyle vücudu üzerine gerçekleştirilecek müdahaleye rıza göstermiş olması, bunu müdahale gerçekleşmeden önce beyan etmesi ve müdahalenin rızanın kapsamı aşmayacak şekilde gerçekleştirilmesi, ilgilinin rızasının fiili hukuka uygun hale getirebilmesi için varlığı gerekli olan diğer şartları oluşturmaktadır.

bb- Tıbbi Müdahalenin Hukuka Uygunluk Şartları

Somut olayda mümkün olmasına rağmen, ilgilinin rızasını  almaksızın gerçekleştirilen tıbbi müdahaleler, yaralama suçu kapsamında değerlendirilmelidir.

Suçun Nitelikli Halleri

  • Genel Olarak

Kanunda kasten yaralama suçuyla ilgili iki nitelikli hale yer verilmiştir. Bunlardan ilki, 86. maddenin 2. fıkrasında düzenlenen daha az cezayı gerek- tiren nitelikteki haldir. İkincisi ise, 86. maddenin 3. fıkrasında yer alan ve hem kasten yaralamanın temel şekli hem de daha az ceza gerektiren nitelikli şekli için verilecek cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli hallerdir.

2— Daha Az Cezayı Gerektiren Nitelikli Hal Olarak Basit Tıbbi Müdahale Ile Giderilebilecek Kasten Yaralama

TÇK’nın 86. maddesinin 2. fıkrasına göre, “Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif, olması halinde mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur”.

Bu husus, tıp biliminin verileri çerçevesinde tespit edilmesi gereken bir konuyu oluşturmaktadır. Dolayısıyla yaralamanın etkisinin basit tıbbi müdahale ile giderebilecek bir nitelik taşıyıp taşımadığı hususu bilirkişilerce tayin edilecektir. Ancak genel olarak. esaslı bir tıbbi müdahale gerekmeksizin sağlık mesleği mensubu olmayan kişiler tarafından da iyileştirilmesi mümkün olan yüzeysel yaralanmalar basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek yaralanma olarak kabul edilmektedir.

3-Cezada Artırım Yapılmasını Gerektiren Nitelikli Haller

a-Kasten Yaralamanın Üstsoya, Altsoya, Eşe veya Kardeşe Karşı İşlenmesi  Yaralama fiilinin belli yakınlıktaki akrabalara karşı işlenmesi

TCK’nın 86. maddesinin 3. fıkrasının “a” bendiyle cezada artırım yapılması gereken nitelikli bir hal olarak düzenlenmiştir. Belli yakınlara karşı işlenen yaralama, fıilin haksızlık içeriğini artırmaktadır. Ayrıca bu kişiler, yakınları tarafından kendilerine karşı böyle bir fiil işlenmeyeceği düşüncesiyle saldırıya hazırlıksız bir şekilde yakalanırlar veya esasen kendilerini savunabilecek durumda değillerdir.

Anne baba bir kardeşler ile anne veya babası aynı kişi olan kardeşler bu nitelikli halin uygulaması bakımından kardeş olarak kabul edilir. Tanıma yoluyla veya hükmen soybağı kurulan çocuklar da bu hükmün uygulanmasında kardeştir.

Üstsoy, bir medeni hukuk kavramı olarak kişinin kendisinden türediği kimseler için kullanılmaktadır. Bunlar; anne ve baba, dedeler ve nineler ile büyükanne ve büyük babalardır. Bir kişiden türeyen kimseler ise, altsoy olarak nitelendirilmektedir. Bunlar, kişinin çocukları, torunları ve onların çocuklan şeklinde sıralanabilir.

b- Kasten Yaralama Suçunun Beden Veya Ruh Bakımından Kendisini Savunmayacak Durumda Bulunan Kişiye Karşı İşlenmesi

Kasten yaralamanın beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesinin cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli hal olarak kabul edilmesinin nedeni, filin işlenmesindeki kolaylıktır. Bu kolaylık, kendini savunmak aciz bir kişiye karşı işlenen yaralamayı haksızlık içeriği itibariyle normal bir kişiye karşı işlenene nazaran daha ağır hale getirmektedir.

Mağdurun, filin işlendiği sırada beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda olması bu nitelikli halin uygulanması için yeterlidir. Mağdurun kendini savunamayacak halde olması failin fiilinden kaynaklanmış ise, bu nitelikli hal uygulanmaz.

  1. Kişinin Yerine Getirdiği Kamu Görevi Nedeniyle

Yaralamanın, kamu görevlısıne karşı yerine getirdiği kamu görevi ne-denıyle ışlenmesı fiilinin haksızlık içerığinı artırmaktadır. Bu durum kamu görevlisine karşı görevi nedeniyle işlenen yaralama fıillini nitelikli hale getirmektedir. Bu nitelikli halin uygulanması bakımından mağdurun sadece kamu görevlisi sıfatını taşıyor olması yeterli değildir, fiilin ayrıca kamu görevlisine karşı yerıne getirdiği görevle bağlantılı olarak işlenmiş olması gerekir. Fiilin görev sırasında ışlenmiş olması şart değildir. Yerine getirdiği görev nedeniyle emekliliğinde veya izinde olduğu sırada işlenen kasten yaralama fiilleri de nitelik hal kapsamında değerlendirilir. Örneğin emekli bir hâkimin, daha önce hakkında mahkumiyet kararı verdiği bir kişi tarafından bu sebebe bağlı olarak dövülmesi halinde, bu nitelikli unsur gerçekleşir.

d- Kasten Yaralamanın Kamu Görevlisinin Sahip Bulunduğu Nüfuz Kötüye Kullanılmak Suretiyle İşlenmesi

Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için fiili işleyen kişinin kamu görevlisi sıfatını taşıyor olması yeterli değildir. Kamu görevlisinin görevinin kendisine sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle fiili işlemiş olması gerekir. Kamu görevlisinin görevinin sağladığı nüfuzdan faydalanmasının fiilin işlenmesini kolaylaştırması, karşısındaki kişinin savunma imkânlarını kısıt- laması bu nitelikli halin kabulünü gerektirmiştir- Örneğin bir kolluk görevlisinin zor kullanmak için şartların bulunmadığı bir ortamda görevinin ifası sırasında muhatabına karşı üniformasının kendisine sağladığı  güçten yararlanarak kasten yaralama niteliğindeki fiileri gerçekleştirmesi halinde bu nitelikli hal uygulanacaktır.

Bu nitelikli halin uygulanabilmesi bakımından kamu görevlisinin somut olayda zor kullanma yetkisine sahip olmaması gerekir. Görevi gereği zor kullanma yetkisine sahip bir kamu görevlisi var ve somut olayda zor kullanmanın şartları oluşmuş ise, esasen görevin ifası kapsamında değelendirilmesi gereken bir olay söz konusu olur. Bu nitelikli hal, zor kullanma yetkisinin kasten aşıldığı hallerde de uygulanmaz.

e- Silahla işlenmesi

Kasten yaralamanın silahla işlenmesi suçu nitelikli hale getiren diğer bir unsurdur. Silah deyiminden; ateşli silahlar, patlayıcı maddeler, saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici alet, saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler. Örneğin tabanca, sopa, bıçak.

Suçun Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Halleri

1-Genel Açıklamalar

Kasten yaralama suçunun oluşumu için, bir kişinin vücuduna acı veren, sağlığını veya algılama yeteneğini bozan bir fiilin kasten ve hukuka aykırı bir şekilde gerçekleştirilmesi yeterlidir.

2- Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Kasten yaralamanın yapısı.

Netice sebebiyle ağırlaşan suçlar, yapısı itibariyle, kast-taksir kombinasyonunun söz konusu olduğu suçlardır. Bu suçların tipikliği; kasten işlenen temel suç ve en azından taksirle sebebiyet verilen ağır neticelerden oluşmaktadır.

İlk kademede kural olarak kasten işlenen temel suç tipi yer almaktadır. İkinci kademede ise temel suçun meydana getirdiği ağır netice bulunmaktadır. Ağır netice temel suç tipinin basit halinin sonucu olabileceği gibi, nitelikli şeklinin sonucu da olabilir. Ancak kasten yaralamanın kişi üzerindeki etkisinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek derecede hafif olması halinde, bu derecedeki bir yaralamanın 87. Maddedeki ağır sonuçlara yol açamayacağı kabul edilmiştir.

Netice sebebiyle ağırlaşmış suçlar, varlıkları kural olarak kasten işlenen temel bir suç tipine bağlı olan yeni bir suç tipi olma özelliği taşımaktadır. Bu yapıda, temel suçun kasten gerçekleştirilmesi zorunlu ise de ağır veya başkaca neticenin kasten gerçekleştirilmesi gerekli değildir. TCK’nın 23. maddesiyle ortaya konulan sistem gereğince, failin ağır neticeler bakımından taksirle hareket etmesi sorumlu tutulabilmesi bakımından yeterlidir.

Kasten yaralamanın ağır sonuçları olan ve 87. maddenin 1-3. fıkraların- da belirtilen neticeler, sırf suçun temel şekline göre cezanın artırılmasını gerektirdiği noktasından hareketle nitelikli hal olarak değerlendirilemez.

Nitelikli hallerden failin sorumlu tutulabilmesi için, bu hallerin failin kastının kapsamında bulunması şartken, neticesi sebebiyle ağırlaşan haller bakımından taksitin varlığı yeterlidir.

Kanunda, kasten yaralamanın 87. maddenin l-3. fıkralarında belirtilen ağır neticelerine doğrudan kastla, olası kastla ve taksirle l neden olunmasına aynı ceza artırımının öngörülmesi bir eksiklik teşkil etmektedir.

3-TCK’nın 87. Maddesinin Birinci ve İkinci Fıkralarında Sayılan Ağır Neticeler

a-Kasten Yaralama Filinin Mağdurun Duyularından veya Organlarından Birinin işlevinin Sürekli Zayıflamasına veya işlevinin yitirilmesine Neden Olması

Failin icra ettiği kasten yaralama fiilinin mağdurun duyularından veya organlarından birinin işlevinde sürekli bir zayıflamaya veya işlevin yitirilmesine neden olması, kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış halini oluşturmaktadır. Bu hal bakımından duyu ve organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflamasına veya işlevin kaybına neden olunmalıdır.

b- Kasten Yaralama Fiilinin Mağdurun Konuşmasında Sürekli Zorluğa veya Konuşma Yeteneğinin Kaybolmasına Neden Olması 

Bu ağır neticeler, konuşma fonksiyonunu etkileyen kafa içi değişimler ile dil ve ses telleri gibi konuşmaya yardımcı yapılarda yaralanma olması durumunda ortaya çıkabilir”. Konuşmada sürekli zorluk, konuşma yeteneğinin açık ve anlaşılabilir şekilde değişikliğe uğramasını ifade eder. Örneğin mağdurun kekeme olması, bazı sesleri çıkarmada zorlanması veya çıkardığı bazı seslerin anlaşılamaması hallerinde konuşmada zorluk söz konusudur.

Konuşmada zorluğun sürekli olması gerekir.Konuşma yeteneğinin kaybolması ise bu yeteneğin tamamen yitirilmesi demektir. Mağdur yaralama nedeniyle başkalarıyla anlaşılabilir şekilde konuşma kabiliyetinden yoksun hale gelmişse, bu ağır netice gerçekleşmiş olur.

c- Kasten Yaralama Fiilinin Mağdurun Yüzünde Sabit İze veya Yüzünün Sürekli Değişikliğine Neden Olması

Yaralanma esnasında. yüz sınırları içerisinde oluşan yaranın iyileştikten sonra bıraktığı iz, gün ışığında veya iyi aydınlatılmış bir ortamda, insanlar arası sözel diyalog mesafesinden (1—2. metre) ilk bakışta belirgin bir şekilde fark edilebilir durumda ise yüzde sabit izden bahsedilir. İzin, sabit iz olup olmadığının değerlendirilmesi açısından iyileşme sürecinin tamamlanmış olması gerekir.

d- Kasten Yaralama Fiilinin Mağdurun Yaşamını Tehlikeye Sokan Bir Duruma, İyileşmesi Olanağı Bulunmayan Bir Hastalığa veya Bitkisel Hayata Girmesine Neden Olması

Kasten yaralamanın mağdurun hayatını tehlikeye sokmasından maksat, bir yaralanma sonrası kişinin yaşamının mutlak suretle tehlikeye maruz kalması, ancak gerek kendi vücut direnci ve gerekse tıbbî yardımla kurtulması anlamına gelmektedir. Burada önemli olan, olay sırsında yaralanmanın mağdurun hayatı bakımından yüksek bir tehlike oluşturmasıdır.

Kasten yaralamanın iyileşme olanağı bulunmayan bir hastalığa neden olması, diğer bir ağır neticeyi oluşturmaktadır.

e- Kasten Yaralama Fiilinin Gebe Bir Kadına Karşı İşlenip de Çocuğunun Vaktinden Önce Doğmasına veya Çocuğunun Düşmesine  Neden Olması

Bu ağır neticelerden failin sorumlu tutulabilmesi için, kasten yaralama fiilinin yöneldiği kadının gebe olması ve bu durumun fail tarafından bilinmesi gerekir. Şayet fail mağdurun gebe olduğunu bilmiyorsa bu hükümlere göre değil, durumuna uygun 87. maddenin diğer bentlerine göre cezası belirlenmelidir.

Failin gebe kadının çocuğunun düşürülmesine yönelik kastla hareket ettiğinde de bu hüküm ihlal edilir. Örneğin gebe kadının çocuğunu düşünmesi maksadıyla karnını tekmeleyen ve amacına ulaşan fail çocuk düşünme suçunu düzenleyen hükme göre değil, netice sebebiyle ağırlaşan yaralama hükmün göre cezalandırılmalıdır.

f- Kasten Yaralama Fiilinin Mağdurun Çocuk Yapma Yeteneğinin Kaybolmasına Neden Olması

Uterus, ovaryumlar ve testisler gibi üremeye yardımcı organlarını içine alan yaralanma durumlarında bu ağır netice gerçekleşebilir. Burada da fail, kasten yaralama fiilini mağdurun çocuk yapma yeteneğini ortadan kaldırmak amacıyla işleyebilir. Bu durumda da bu suç oluşur.. Örneğin failin mağdurun testislerini tekmelemesi sonucu çocuk yapma yeteneğinin yitirilmesi halinde kısırlaştırma suçu değil, netice sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu oluşur.

Çocuk yapma yeteneğinin kaybı, kısırlaştırma veya hadım etme şekillerinde ortaya çıkabilir.

Çocuk yapma yeteneğinin mutlak surette tamamen kaybedilmesi gerekmez. Önemli olan fiil sonucu kişinin olağan üreme yeteneğini pratik olarak yitirmesidir.

4- Kasten Yaralama Sonucunda Kemik Kırılmasına veya Çıkığına Sebebiyet Verilmesi

Kasten yaralamanın vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olması ayrı bir netice sebebiyle ağırlaşan hal olarak düzenlenmiştir. Kasten yaralama sonucunda böyle bir neticenin meydana gelmesi halinde kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre failin 86. maddeye göre belirlenen cezası yarısına kadar artırılacaktır.

Kemik kırığı aynı zamanda 87. maddenin 1. ve/veya 2. fıkrasında belirtilen hallerden biri veya birkaçıyla birleşebilir. Örneğin failin gebe bir kadının karnına savurduğu tekme onun dalağının zedelenmesine, çocuğunun düşmesine ve kaburga kemiğinin kırılmasına neden olabilir. Bir olayda bir suçun temel şekline göre daha ağır cezalandırmayı gerektiren birden fazla netice sebebiyle ağırlaşan halin gerçekleşmesi durumunda, fikri içtima hükmünden faydalanmak gerekir.

Fail bir fiil ile uç ayrı netice sebebiyle ağırlaşmış suçu işlemiş olmakta ve fakat bunlardan en ağır cezayı gerektireninden sorumlu tutulmaktadır.

5- Kasten Yaralama Sonucu Ölüme Neden Olma

a-Genel Açıklamalar

Kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçu, diğer netice sebebiyle ağırlaşan suçlarda olduğu gibi, birisi kasten işlenen temel suç ve diğeri taksirle neden olunan ağır netice olmak üzere ikili bir yapıya sahiptir.

b- Tipikliğin Unsuları

Kasten yaralama sonucunda ölümün gerçekleştiği hallerde, 87 maddenin 4. fıkrasının tipikliği oluşur. Bu itibarla temel suç olan kasten yaralama, 86. maddenin 1. fıkrasının yanı sıra, 87. maddenin 1- 3 fıkralarını da kapsar.

Buna karşılık, failin kastının yaralamaya değil, öldürmeye yönelik olduğunun belirlendiği hallerde, sorumluluğun kasten öldürme suçundan olacağında şüphe yoktur.

Keza ölümü meydana getiren kasten yaralama icrai hareketle işlenebileceği gibi, ihmali hareketle de işlenebilir.

Belirtilen hususlar dışında, bu suçun tipiklik unsurları bakımından, temel suç olan kasten yaralamanın yukarıda açıklanan unsurları gerçekleşmiş olmalıdır. Bunun yanı sıra mağdurun ölmesi de gerekir. Şüphesiz temel suç olan kasten yaralama ile ölüm neticesi arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Ölüm neticesine kasten yaralama sonucunda sebebiyet verilmiş olmalıdır. Ancak, 87. maddenin 4. fıkrasının uygulanması bakımından kasten yaralama ile ölüm neticesi arasında genel bir nedensellik bağının bulunması yeterli değildir. Ölüm neticesinin faile yüklenebilmesi bakımından kasten yaralama fiili ile ölüm neticesi arasında doğrudan bağlantının bulunması da gerekir. Bunun anlamı şudur; kasten yaralama fiili, bünyesinde ağır neticenin meydana gelmesi tehlikesini taşıma’, ağır netice olan ölüm, temel suç tipinin işlenmesinin doğrudan sonucu olmalı, yanı ölüm sonucunu içeren tehlike, temel suçun gerçekleşmesinde içkin bulunmalıdır. Aksi takdirde 87. maddenin 4. fıkrasında tanımlanan suç oluşmaz.

Bu düzenlemeden çıkan ilk sonuç, ölümü meydana getiren yaralamanın basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek nitelikte bir yaralama olamayacağıdır.

Her şeyden önce, kasten yaralama sonucunda meydana gelen ölüm neticesinin faile isnat edilebilmesi için, kasten yaralamanın belli bir ağırlığa ulaşması gerekmektedir.

Yani vücut üzerindeki etkisi basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikteki bir yaralama sonucu kişinin ölmesi ve bu ölüm neticesinin faile objektif ve sübjektif yüklenebilirliğinin bulunması halinde, kasten yaralama  ve taksirle öldürme suçları oluşacağından, fikri içtima hükümlerine göre failin sorumluluğu belirlenmelidir. Bu tür olaylarda, doktrinde ve uygulamada, failin taksirle öldürme suçundan dolayı cezalandırılması gerektiği görüşü hâkimdir.

TCK’nın 87. maddesinin 4. fıkrasındaki düzenlemeden çıkarılabilecek ikinci sonuç, ölüm neticesinin kasten yaralamanın doğrudan sonucu olarak meydana gelmesinin gerektiğidir. Ortada tamamlanmış bir kasten yaralama mevcut olmalı ve ölüm neticesi failin gerçekleştirdiği yaralamanın, doğrudan sonucu olmalıdır.

Temel suçun gerçekleşmesi ile ölüm neticesi arasındaki özel bağlantı, doğrudan doğruya ölüm neticesine götüren sebebin mağdurun davranışıyla gerçekleştiği hallerde de bulunabilir. Bu durum, özellikle mağdurun davranışının yaralama neticesinin doğrudan sonucu olan haller (örneğin yaralamanın meydana getirdiği sersemlik veya şuur bulanıklığı gibi) ile mağdurun kendine zarar veren davranışlara bitişik olarak işlenen suça reaksiyon gösterdiği (örneğin panik halinde ve ölüm korkusuyla yüksek riskli kaçma teşebbüsü gibi) hallerde söz konusu olur.

TCK’nın 87. maddesinin 4. fıkrasındaki düzenlemeden çıkarılabilecek diğer bir sonuç ise, kasten yaralama suçunun tamamlanması gerektiğidir. Ölüm kasten bedene verilen zararın sonucu olmalıdır. Temel suç tipi olan kasten yaralamanın teşebbüs aşamasında kalmış olması halinde, 87. maddenin 4. fıkrası uygulanamaz. Örneğin, failin eline taş alarak mağdura yönelmesi ve mağdurun arkasına bakarak kaçmaya çalışırken dengesini kaybedip düşmesi ve kafasını yerdeki taşa çarpıp ölmesi halinde, ölüm neticesi kasten yaralamanın doğrudan sonucu olmadığı için, 87. maddenin 4. Fıkrası uygulanamaz. O halde kasten yaralama fiilinin mağdur üzerinde acı verme, sağlığı bozma şeklinde bir etki meydana getirmesi gerekir.

Ölüm neticesine neden olan kasten yaralama fiili ihmali davranışla da işlenebilir.

Özellikle üçüncü kişinin icrai hareketiyle bağlantılı olarak ihmali davranışın ortaya çıktığı olaylarda, üçüncü kişinin icrai hareketinin değil, garantör olan failin ihmali hareketinin ölüm tehlikesini içinde barındırıp barındırmadığına dikkat etmek gerekir.

Kast-taksir kombinasyonunun söz konusu olduğu netice sebebiyle ağırlaşan suçlarda temel suç kasten işlenmektedir. Örneğin, fail mağduru kasten yaralamakta, kasten terk etmekte veya kasten çocuğunu düşünmektedir.

 

 

Kasten Yaralamanın İhmali Hareketle işlenmesi 

TCK’nın 88. maddesinde kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi haline ilişkin düzenlemeye yer verilmiştir.

Kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi bakımından da suçun icrai davranışla işlenmesine ilişkin olarak yukarıda yapılan açıklamalar esas itibariyle geçerlidir. Ancak bu suç bağlamında önemli olan husus, kasten yaralamaya yönelik ihmali bir davranışın ne zaman icrai davranışa eş değer olarak kabul edileceğidir. Örneğin A’nın elindeki sopayla B’ye vurması halinde icrai hareketle işlenen kasten yaralama suçu gerçekleşmiş olur. Buna karşılık B’nin kafasına düşmekte olan kalası gördüğü halde ses çıkarmayıp onun yaralanmasını seyreden veya C’nin sopayla B’yi dövdüğünü gördüğü halde müdahale etmeyen A’nın bu ihmali davranışı, ona sopayla vurmak şeklindeki icrai davranışına eş değer sayılacak mıdır?

Kanun koyucu, bu konuda, kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesine ilişkin koşullara atıf yapmıştır. Bu durumda kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi bakımından da TCK’nın 83. Maddesinde belirtilen şartlar gerçekleşmiş olmalıdır. Buna göre bir kimsenin yükümlü olduğu belli bir icrai davranışı gerçekleştirmemesi nedeniyle meydana gelen yaralama neticesinden sorumlu tutulabilmesi için, neticeye sebebiyet veren yükümlülük ihtimalinin icrai davranışa eş değer olması gerekir.

Kişinin icrai davranışta bulunması hususunda kanundan, sözleşmeden ve öngelen tehlikeli davranıştan kaynaklanan bir yükümlülüğü bulunmuyorsa, meydana gelen yaralamadan sorumlu tutulması mümkün değildir. Örneğin anne ve babalar çocuklarının vücut bütünlüğüne yönelen tehlikelerden onları korumakla yükümlüdürler.

Kasten yaralamanın ihtimali davranışta işlenmesi halinde cezada indirim öngörülmüştür.

Kusurluluğu Etkileyen Haller

Kasten yaralama suçu kusurluluğu etkileyen haller bakımından bir özellik göstermez. Bu kapsamda, zorunluluk hali, cebir ve tehdidin etkisi altında olması, haksız tahrik, kusurluluğu etkileyen nedenlere ait şartların maddi şartlarında hata, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ve geçici nedenler, alkol veya uyuşturucu madde etkisinde olma somut olayda şartlarının oluşması halinde bu suç bakımından uygulanabilir.

Teşebbüs

Kasten yaralama, vücuda acı verilmesi, sağlığın veya algılama yeteneğinin bozulması neticelerden birinin gerçekleşmesi safhasına kadar kasten yaralamaya teşebbüs mümkündür. Buna göre, yaralamaya elverişli hareketlerle fiilin icrasına başlandığı ve fakat fiilin icrasının tamamlanamadığı veya fiilin icrasının tamamlanmasına rağmen 86. Maddenin 1. Fıkradaki neticelerin gerçekleşmediği hallerde kasten yaralamaya teşebbüsten bahsedilir.

İcra edilen yaralamaya yönelik fiilin sucun temel §eklini gerçekleştirmeye elverişli olduğu haller de, failin sorumluluğunu kasten yaralamanın temel eklinden olduğunu kabul etmek gerekmektedir. Buna karşılık, icra edilen fiilin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek yaralamayı meydana getirebilecek bir nitelik taşıdığı ye fakat neticenin meydana gelmediği hallerde ise, sucun daha az cezayı gerektiren nitelikli §eklinden dolayı failin sorumluluğu yoluna gidilmelidir.

Kural olarak gortin4te netice sebebiyle ağırlaşmış suçlar teşebbüse    ağır netice bakımından failin taksirle hareket etmesinin zorunlu olduğu gerçek neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçlar teşebbüse elverişli değildir. Gerçek neticesi sebebiyle ağırlaşmış sup olan kasten yaralama sonucu ölüme neden olma sucuna teşebbüs söz konusu olmaz.

Kasten yaralama suçu teşebbüs aşamasında kalmasına rağmen ağır neticenin gerçekleştiği hallerde ne şekilde hareket edileceğinin de belirlenmesi gerekir. Doktrinde neticesi sebebiyle ağırlaşmış teşebbüs olarak nitelendirilen bu gibi hallerde, hangi suçun oluşacağı huşunda farklı görüşler bulunmaktadır.

Ağır netice ile kasten yaralama hareketi arasındaki bağlantıyı esas alan görüşe göre, kasten yaralamaya teşebbüs sonucu ölüm neticesinin meydana gelmesi halinde failin 87. Maddenin 4. Fıkrasına göre cezalandırılması gerekir. Ancak, netice sebebiyle ağırlaşan yaralama suçunun oluşabilmesi için temel suçun tamamlanması gerekir ve 87. Maddenin 4. Fıkrasındaki suç, temel suç tipinin teşebbüs aşamasında kaldığı hallerde oluşmaz.

İştirak

Kasten yaralama iştirak bakımından özellik göstermeyen, iştirakin her şeklinin gerçekleşmesi mümkün olan bir suç tipidir.

Suçun, bir suç isleme kararının icrası kapsamında birden fazla kişi tarafından fiil üzerinde hakimiyet kurmak suretiyle gerçekleştirildiği hallerde müşterek faillikten söz edilir. Suçun müşterek faillerce işlendiği hallerde müşterek faillerden birinin birlikte suç isleme kararının kapsamı dışına çıkarak kasten yaralamanın nitelikli halini veya kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış halini gerçekleştirdiği hallerde, yani müşterek faillerden birinin birlikte suç isleme kararının sınırı aştığı hallerde, genel kurallar çerçevesinde hareket etmek gerekmektedir. Buna göre, birlikte suç isleme karan sucun temel sekline yönelik iken, müşterek faillerden biri sucun halini gerçekleştirmişse, diğer suç ortaklarının bu nitelikli hal bakımından en azından olası kastla hareket ettikleri tespit edilmedikçe sorumlu tutulmaları mümkün değildir. Aynı şekilde, müşterek faillerden birinin kasten yaralama dışında tamamen başka bir sucu islemeleri halinde, diğer suç ortaklarının bundan sorumlu tutulmayacakları açıktır.

Buna karşılık, müşterek faillerden birinin ortak kararın dışına çıkarak kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış şeklini gerçekleştirdiği hallerde, diğer müşterek faillerin bu ağır netice bakımından en azından taksirli davrandıktan tespit edilmedikçe sorumlu tutulmamaları gerekmektedir.

Kasten yaralamanın işlenişine azmettiren olarak katılan kişinin sorumluluğu da yine kastinin kapsamına göre belirlenir.

Failin azmettirenin kastına gör sınırı aşarak kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış şeklini gerçekleştirdiği hallerde, bu ağır neticeler bakımından azmettirenin en azından taksirle hareket ettiğinin tespit edilmesi halinde sorumluluğu söz konusu olacaktır. Buna karşılık, azmettiren kişinin azmettirenin kastına göre farklı bir suçu işlediği hallerde, bu suç azmettirenin amaçladığı suçu kapsayan bir özellik taşıyorsa, azmettireni kastına göre sorumlu tutmak gerekir.

İçtima

Yeni TCK’nın öngördüğü sistemde cebir, kasten yaralamaya karşılık gelmektedir. Buna göre, cebrin bir sucun temel veya nitelikli şeklinin unsurunu oluşturduğu hallerde, suç saz konusu olduğundan sadece ilgili suçtan dolayı suçtan dolayı failin cezalandırılması gerekmektedir. Ancak, cebrin unsur olarak kabul edildiği suçlarda cebrin ağırlığının göz önünde bulundurulduğu, somut olayda icra edilen cebrin kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış seklinin gerçekleşmesine sebebiyet verdiği hallerde, hem ilgili suçtan hem de kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış den sorumluluğun kabul edildiği görülmektedir.

Bir suç isleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda ayni kişiye karsı gerçekleştirilen yaralamayı sonuçlayan filler zincirleme kasten yaralamayı oluşturur. Ancak kasten yaralamanın bu şekilde hallerde zincirleme suça ilişkin hükümler uygulanmaz.

Tek faille birden fazla yaralanmasına sebebiyet verilen hallerde ayni neviden fikri içtima söz konusudur. Ancak, kasten yaralamanın aynı neviden fikri içtima ilişkisi içerisinde işlendiği hallerde, 43. maddenin 3. fıkrasındaki istisna hüküm nedeniyle gerçek içtima hükümleri uygulanacaktır. Tek faille kasten yaralamanın yanı sıra diğer bir suçun ye suçların işlendiği hallerde farklı neviden fikri içtima hükümleri çerçevesinde hareket edilecektir.

Bu gibi hallerde 43. maddenin 3. fıkrasındaki istisnai hükmün, yalnızca zincirleme suç ve aynı neviden fikri içtimaın bulunduğu hallerde uygulanması gerekir.

Bir olay kapsamında ayni neviden fikri içtima ile farklı neviden fikri içtima hükümleri uygulanabilir.

Kasten yaralama sonucu ölüme neden olma ile kasten yaralamanın diğer şekilleri fıil tekliği halinde birleşebilirler. Örneğin önce kasten yaralamanın temel şeklini işlemek için mağdura saldıran (m. 86/1), daha sonra saldırısını bıçakla sürdüren (m. 86/3), bacağına saplanan bıçağın ana daman kesmesi nedeniyle mağdurun bitkisel hayata girmesine (m. 87/2) ve daha sonra da ölmesine (m.87/4) neden olan kişi, hukuki anlamda yalnızca 87. maddenin 4. Fıkrasının tipikliğini gerçekleştirmiş olur. Cinsel saldırıda bulunmak amacıyla uygulanan cebrin etkisiyle mağdurun ölmesi ve ölüm neticesi bakımından taksirin varlığı halinde, aynı zamanda 87. maddenin 4. fıkrasının tipikliği de ihlal edilir. Bu durumda farklı neviden fikri içtimaın varlığı kabul edilerek, fail yalnızca en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılmalıdır.

Yaptırım ve Kovuşturma Usulü

Kanunda, kasten yaralamanın temel şekli için bir yıldan üç yıla kadar hapis öngörülmüştür (m. 86/1). Kasten yaralamanın basit tıbbi müdahale ile gidebilecek şekilde tezahür ettiği hallerde, dört aydan bir yıla kadar hapse veya adli para cezasına hükmedilebilecektir. Kanunun 86. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen cezada artırım yapılmasını gerektiren nitelikli hallerden biri gerçekleştiğinde ise, maddenin birinci ve 2. fıkrasında öngörülen sınırlar arasından TCK’nın 61 maddesinin 1. fıkrasındaki ölçütlere göre belirlenen ceza yarı oranında artırılacaktır.

  1. maddenin 1. fıkrasındaki neticelerden birinin gerçekleşmesi durumunda, 86. maddeye (f. 1-3) göre belirlenen ceza bir kat artırılacaktır. Ancak, verilecek ceza, ilk fıkraya giren hallerde üç yıldan, 3. fıkraya giren hallerde beş yıldan az olamayacaktır. Aynı şekilde, 87. maddenin 2. fıkrasındaki neticelerden birinin gerçekleşmesi halinde 86. maddeye göre belirlenecek ceza, iki kat artırılacaktır. Ancak, verilecek ceza, 1. fıkraya giren hallerde beş yıldan, 3. fıkraya giren hallerde sekiz yıldan az olamayacaktır. Buna karşılık, 87. maddenin 3. fıkrasındaki ağır neticenin gerçekleştiği hallerde ise, 86. maddeye (f 1-3) belirlenecek ceza yarı oranında artırılacaktır.

Bir nitelikli hal için kanunda oransal artırım değil de bizzat ceza tayin edilmişse, suçun temel şekli ve cezası bizzat belirlenen nitelikli şekli göz önünde bulundurulmak suretiyle 61. Maddenin 1. Fıkrası çerçevesinde temel ceza tayin edilir. Bu suç tipinin olası kastla işlendiği hallerde ise, bu temel ceza üzerinden olası kast indirimi yapılır ve ayrıca 61. Maddedeki sıra takip edilerek sonuç ceza belirlenir.

Oransal artırım öngören 83. Maddenin 3. Fıkrasındaki nitelikli haller ile 87 maddenin ilk üç fıkrasındaki neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerin, cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesindeki yeri, kasten yaralamanın olası kastla işlendiği hallerde üçüncü sıradır: Temel cezanın belirlenmesi (m. 61/1) + olası kast nedeniyle indirim (m.61/2) + nitelikli haller veya neticesi sebebiyle ağırlaşmış haller için artırım (61/4).

Kasten yaralama sonucu ölümün meydna geldiği hallerde, bu neticenin 86. Maddesinin 1. Fıkrasına uygun bir fiilin sonucunda gerçekleştiği haller için sekiz yıldan on iki yıla kadar hapis ve 86. Maddenin 1 ve 3. Fıkraları kapsamına giren bir fiilin sonucunda gerçekleştiği haller için, on iki yıldan on altı yıla kadar hapis öngörülmüştür.

Kasten yaralamayı basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek daha az cezayı gerektiren nitelikli sekli dışında re’sen kovuşturulan bir suçtur.

TAKSİRLE YARALAMA SUÇU

Suçun Unsurları

1-Fail 

Taksirle yaralama suçunun faili, taksirli davranışı ile bir başkasının yaralanmasına neden olan kişidir.

2-Mağdur 

Suçun mağduru, taksirli fiil sonucunda yaralanan, yani vücuduna acı verilen, sağlığı veya algılamaya yeteneği bozulan kişidir. Mağdur, taksirli fiili gerçekleştiren kişi dışındaki herhangi bir üçüncü kişi olabilir.  Kasten yaralama suçunda olduğu gibi, mağdur, ancak hayatta olan kişiler olabilir. Bu nedenle, henüz doğmamış olan ceninler, yaralamaya yönelik bir fiil nedeniyle ana rahminde iken zarar görmüş ve bu nedenle dünyaya sakat gelmiş olsalar dahi, bu suçun mağduru olamazlar.

3-Suçun Konusu 

Suçun konusu, yaralama fiiline maruz kalan kişinin vücududur.

4- Dikkat ve Özen Yükümlülüğüne Aykırı Davranışın Bulunması 

Taksirle yaralamanın tipikliği, objektif dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı bir davranışla bir diğerinin vücuduna acı verilmesiyle veya sağlının  bozulmasına neden olmakla ya da algılama yeteneğinin bozulmasına sebebiyet vermekle oluşur. Taksirli davranışın mahiyeti hakkında taksirle öldürme suçunda yapılan açıklamalar aynen geçerlidir.

5- Mağdurun Yaralanması

Neticeli taksirli suçlarda, suçun oluşumu objektif dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal edilen davranışla, suç tipinde öngörülen neticeye sebebiyet verilmiş olmalıdır. Dolayısıyla taksirle yaralama suçunun oluşumu için, özen yükümüne aykırı davranış sonucunda, vücuda acı verilmesi veya sağlığın bozulması ya da algılama yeteneğinin bozulması neticelerinden birine sebebiyet verilmiş olması gerekmektedir.

Taksirli suçlarda, neticenin haksızlığın bir unsuru mu, yoksa objektif cezalandırılabilme şartını mı oluşturduğu hususu tartışmalıdır. Bu hususta takside öldürme suçu kapsamında yapılan açıklamaların aynen geçerli olduğunu belirtmek gerekir.

6- Gerçekleşen Yaralama Neticesi İle Failin Özene Aykırı Davranışı Arasında Nedensellik Bağının Varlığı ve Neticenin Failin Özene Aykırı Davranışına Objektif Olarak İsnat Edilebilirliği

Taksirli suçlarda, somut olayda gerçekleşen netice ile failin özen yükümlülüğünü ihlali arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Şayet bu illiyet bağı mevcut değilse veya netice dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlali sonucu olarak gerçekleşmemişse, artık taksirli suçtan bahsetmek mümkün değildir.

Bir neticenin gerçekleştiği, ancak bu neticeye kişinin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışının sebebiyet vermediğinin tespit edildiği hallerde, artık illiyet bağı ile ilgili bir değerlendirme yapılmamalıdır.

Kişinin, somut olayda meydana gelen netice bakımından dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı bir davranışının bulunmadığı tespit edilmişse, artık illiyet bağının yokluğundan bahisle değil, taksirinin yokluğu gerekçesiyle beraat kararının verilmesi gerekir.

Ayrıca, neticeli taksirli suçlarda, özene aykırı davranışla netice arasında nedensellik bağının varlığı failin sorumluluğu için gerekli, ancak yeterli değildir. Neticenin faile objektif olarak isnat edilebilmesi de gerekir.

 

 

7- Suçun Hukuka Aykırılık Unsuru

Taksirle bir insanın yaralanmasına neden olunduğunda, bu fil karine olarak hukuka da aykırıdır. Bunu ortadan kaldıran bir hukuka uygunluk sebebinin bulunması halinde ise fiil suç teşkil etmeyecektir.

Kusurluluk

Taksirle yaralama suçunun tipikliğini gerçekleştiren kişi, işlemiş olduğu bu haksızlıktan dolayı kınanabildiği hallerde cezalandırılacaktır.

Taksirle Öldürme Suçunda Cezayı Ağırlaştıran Haller ve İçtima

1-       Bilinçli Taksir

Bilinçli taksir, Kanunda “kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi olarak tanımlanmıştır (m. 22/3). Bilinçli taksirle işlenen suçlarda, taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.

2-       Suçun Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Halleri

Taksirle yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış halleri 89. maddenin 2 ve 3. fıkralarında düzenlenmiştir. Bu ağır neticelerin mahiyeti bakımından kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış halleri bakımından yaptığımız açıklamalar geçerlidir.

İçtima

Taksirle yaralama suçu, tek fıille birden fazla kişiye karşı işlenebilir. Taksirli fiil sonucunda birden fazla kişi yaralanması mahiyeti itibariyle aynı neviden fikri içtimanın konusunu oluşturmaktır. Aynı neviden fikri içtimaya Kanunun bağladığı sonuç zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasıdır. Hal böyle olmasına rağmen, kanun koyucu, taksirle yaralama suçuyla bağlantılı olarak özel bir içtima hükmüne yer vermiş, böylelikle taksirli fiil sonucunda birden fazla kişinin yaralanması halinde aynı neviden fikri içtima hükmünün uygulanmasını kabul etmemiştir. 89. mad-denin 4. fıkrasındaki düzenlemede, taksirli fiil sonucunda birden fazla kişi yaralanmış ise, fail hakkında altı aydan üç yıla kadar cezalandırılması öngörülmüştür.

Buna karşılık, taksirle yaralama suçu farklı neviden fikri içtima ilişkisi içerisinde diğer bir suç ile birlikte de işlenebilir. Bu gibi hallerde, farklı neviden fikri içtima hükmü uygulanarak, işlenen suçlardan hangisinin cezasının ağır olduğunun tespit edilmesi, failin ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı sorumlu tutulması gerekmektedir.

Taksirle işlenen Suçlarda Şahsi Cezasızlık Sebebi ve Cezada indirim Yapılmasını Gerektiren Şahsi Sebep

TCK’nın 22. maddesinin 6. fıkrasında taksirli suçlarda genel bir şahsi cezasızlık sebebi veya cezada indirim yapılma= gerektiren bir şahsi sebebe yer verilmiştir176. Buna göre taksirli hareket sonucu neden olunan netice, münhasıran failin kişisel ve aileyi durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa ceza verilmeyecektir. Bilinçli taksirle neticeye neden olunmuşsa, verilecek ceza yandan altıda bire kadar indirilebilecektir. Bu şahsi cezasızlık sebebinin uygulanabilmesi için aranan en önemli koşul, taksirli Miden dolayı münhasıran failin kişisel ve aileyi durumu itibariyle zararlı bir neticenin meydana gelmiş bulunmasıdır. İkincisi koşul da meydana gelen bu neticenin faili, hakkında bir cezaya hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur etmiş olmasıdır.

Yaptırım ve Kovuşturma Usulü

Suçun temel şekli için öngörülen yaptırım, üç aydan bir yıla kadar hapistir. Taksirle yaralama sonucunda 2. fıkradaki neticelerden birine sebebiyet verilmesi halinde, ilk fıkraya göre belirlenecek cezanın yan oranında artırılması; 3. aradaki neticelerden birine sebebiyet verilmesi halinde ise ilk fıkraya göre belirlenecek cezanın bir kat artırılması öngörülmüştür. Taksirli fiil sonucunda birden fazla kişinin yaralanmasına sebebiyet verilmesi hali için altı aydan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür (m. 89/4).

Somut olayda 2 ve 3. fıkradaki neticelerden birden fazlasına yol açılmış olabilir. Her bir fıkrada yer alan neticeler seçimlik olduğundan, bu neticelerden birden fazlasına sebebiyet verildiği hallerde, suçun temel şekline göre belirlenecek ceza yalnız bir kez artırılacaktır.

Taksirle yaralama, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suçlardandır. Bununla birlikte, 1. fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlendiği hallerde soruşturma ve kovuşturma re’sen yapılacaktır.

Taksirli fili sonucunda birden fazla kişinin yaralandığı hallerde yaralananlardan birinin şikayetçi olmaması halinde dahi, soruşturma veya kovuşturmanın re’sen yürütülmesi gerektiğini düşünüyoruz. Ancak uygulamada yaralananlardan birinin şikayetçi olmamasının göz önünde bulundurulması gerektiği, şikayetçi olanların sayısına göre durumun değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir.

 

CİNSEL SALDIRI SUÇU

Cinsel saldırı suçu, TCK’nın 102. Maddesinde 6545 sayılı kanunla yapılan değişikle, toplam beş fıkradan oluşan bir suç tipi olarak düzenlenmiştir.

Madde 18.06.2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun 58.maddesiyle değiştirilmiştir. Değişiklikle cinsel saldırı suçunun cezası arınlınıs9 fiilin sarkıntılık düzeyinde kalması suçun temel şekline nazaran daha az cezayı gerektiren nitelikli hal olarak düzenlenmiştir. Ayrıca cinsel saldırı fiilinin insanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların, sağladığı kolaylıktan faydalanarak suretiyle işlenmesi maddenin üçüncü fıkrası kapsamında nitelikli hallerden biri olarak kabul edilmiştir. Yine değişiklikle içtima hükmü niteliğindeki dördüncü fıkra yeniden formüle edilmiştir. Buna göre, cebir kullanılarak işlendiği hallerde, fıkranın önceki şeklinde bu cebrin direncin kırılmasını sağlayacak ölçünün ötesine geçmesi durumunda failin ayrıca kasten yaralamadan cezalandırılması öngörülmüşken, değişikle cinsel saldırı için kullanılan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması halinde failin ayrıca kasten yaralama suçundan cezalandırılacağı kabul edilmiştir. Böylelikle kasten yaralamanın temel şeklini oluşturan cebir suçun unsuru haline getirilmiş ve cinsel istismar suçunu düzenleyen 103. maddenin beşinci fıkrasıyla paralellik sağlanmıştır. Değişiklikle son olarak cinsel saldırı sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması, suçun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hali olmaktan çıkarılmıştır.

Korunan Hukuki Değer

Cinsel saldırı suçuyla korunan hukuki değer, bireyin cinsel özgürlüğüdür. Cinsel özgürlük ise, genel olarak kişilerin cinselliğini yaşama konusunda da hür iradesiyle tercihte bulunabilme hakkını ifade etmektedir. Hukukun ahlak kurallarının, örf ve âdetin belirlediği sınırlar içerisinde kişilerin cinsellik bakımından kendi vücutları üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabilme hakkı, suçla korunan hukuki değeri oluşturmaktadır.

Suçun Unsurları

1- Tipikliğin Maddi Unsurları

a- Fail

Cinsel saldırı suçu, faili bakımından bir özellik arz etmez ve herkes tarafından işlenebilir. Bu itibarla suçun faili erkek olabileceği gibi, kadın da olabilir. Buna göre, cinsel davranışlarla kadın veya erkek diğer bir kişinin vücut dokunulmazlığını ihlâl eden kişi bu suçun failidir7. Failin belirli kimseler olması cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli hal olarak düzenlenmiştir.

b- Mağdur

Suçun mağduru yetişkin herkes olabilir. Suçun mağduru kadın veya erkek herkes olabilir. Mağdurun, evli ya da bekar olması suçun oluşumu açısından önemsizdir.

Cinsel saldırı niteliğindeki fillerin ölüler üzerinde gerçekleştirilmesi halinde TCK’nın 130. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ölünün hatırasına hakaret suçu oluşur.

Buna karşılık, ölünün cesedi üzerindeki cinsel davranışlar, müstehcen bir yazı, ses veya görüntüleri içeren ürünleri üretmek için gerçekleştirilmiş ise 226. maddenin 4. fıkrasındaki müstehcenlik suçu oluşur.

Aynı şekilde, hayvanlara yönelik cinsel davranışlarla müstehcen bir yazı, ses veya görüntüleri içeren ürünler üretilmiş ise, 226. maddenin 4. Fıkrasındaki müstehcenlik suçu oluşur.

Bu suçun mağduru, on sekiz yaşından büyük bir erkek veya kadın olabilir. On sekiz yaşından küçüklere yönelik cinsel davranışlar cinsel istismar olarak 103. madde kapsamında ayrıca cezalandırılmaktadır. Küçüğün ergin kılınması, on sekiz yaşından küçüklere yönelik cinsel davranışın niteliğini değiştirmez.

Cinsel saldırı nitelikli şekli eşe karşı da işlenebilir. Nitelikli cinsel saldırının eşe karşı işlendiği hallerde eşlerden kadın veya erkek olanı suçun mağduru olabilir. Kanun koyucu nitelikli cinsel saldırıyı teşkil eden hareketlerin evlilik birliği içinde gerçekleştirildiği hallerde olaya doğrudan müdahale etmeyi uygun bulmamış, soruşturma ve kovuşturma yapılmasını diğer eşin şikayetine bağlı tutmuştur.

Eşler arasında normal yoldan gerçekleşen cinsel davranışlar, zorla gerçekleştirilmiş olsa dahi, cinsel davranışın kendisini hukuki sınırlar içinde kaldığından cinsel saldırının nitelikli halini oluşturmayacaktır. Buna karşılık, bu ilişkinin kurulması sırasında cebir kullanılmış ise bu hukuka uygun bir davranış olmadığından, başka bir anlatımla cinsel ilişki için söz konusu olan hukuki sınırlar içinde kalmadığından, bu vasıtaları kullanan eşi kasten yaralama veya kötü muamele suçundan sorumlu tutmak gerekecektir.

Cinsel saldırının temel şeklini oluşturan hareketlerin evlilik birliği içinde bir eş tarafından diğerine karşı gerçekleştirilmesi, ceza hukukunun müdahalesini gerektirir bir haksızlık olarak görülmemiştir.

c- Suçun Konusu

Suçun konusu, cinsel davranışlardan etkilenen kişinin vücududur.

d- Fiil 

Cinsel saldırının temel şekli, vücut dokunulmazlığını ihlal eden cinsel davranışlarla işlenebilir. Buna göre, tipik bir fiilin varlığından bahsedilebilmesi vücut dokunulmazlığını ihlal eden cinsel bir davranışın gerçekleştirilmesine bağlıdır.

Suç, cinsel arzuları tatmin amacına yönelik olarak gerçekleştirilen, vücut dokunulmazlığını ihlâl eden, ancak vücuda organ veya cisim sokma mahiyeti taşımayan davranışlarla işlenebilir. Ancak bu tür bir davranış vücut dokunulmazlığını ihlâl ettiği takdirde 102. maddenin 1. fıkrası bakımından tipiktir.

Vücut dokunulmazlığını ihlâl eden bir hareketin cinsel saldırı suçu bakımından tipik olup olmadığı, hareketi gerçekleştirenin hangi amaçla hareket ettiğine bakılarak belirlenecektir. Cinsel arzuları tatmin amacı taşımayan vücut dokunulmazlığını ihlâl eden hareketler cinsel saldırı suçunu oluşturmaz. Suçun oluşması için, gerçekleştirilen hareketin objektif olarak şehevî nitelikte bulunması ve cinsel arzuları tatmin amacıyla gerçekleştirilmesi yeterli olup failin şehevi arzularını fiilen tatmin etmiş olması gerekli değildir.

Kişinin vücudu üzerinde iradesi hilafına cinsel arzuları tatmin amacıyla temas halinde gerçekleştirilen ve sarkıntılık boyutunu aşıp süreklilik arz eden okşama, Vücudunun çeşitli yerlerini elleme, sarılıp öpme, mahrem yerlerini sıkma şeklindeki hareketler cinsel saldırının temel şeklini oluşturur.

Cinsel saldırıyı oluşturan hareketin vücut dokunulmazlığını ihlâl etmesi gerekli ise de bunun mutlaka cebir boyutuna ulaşan bir hareket olması şart değildir. Suç, cebir boyutuna varmamakla birlikte vücut dokunulmazlığını ihlâl eden hareketlerle işlenebileceği gibi tehdit ve hileyle de işlenebilir.

Fiilin icrası sırasında cebir kullanılmış ise, bunun kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine yol açtığı hallerde, fail ayrıca neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralamadan sorumlu tutulacaktır.

Başvurulduğu takdirde bu suçun unsurunu oluşturan cebir, cinsel saldın teşkil eden harekete katlanmasını, izin vermesini sağlamak amacıyla mağdur üzerinde uygulanan acı veren fiziki güç kullanımını ifade eder. Cebir, bizzat mağdur üzerinde icra edilmelidir. Kişinin yakınları üzerinde veya eşya üzerinde uygulanan ve bu yolla onun cinsel davranışa izin vermesini amaçlayan cebir, mağdura karşı tehdit teşkil eder. Cebrin, mağdurun başlangıçtaki direncini kırmaya elverişli olarak kullanılması yeterlidir. Buna bağlı olarak, mağdurun cinsel saldırıya karşı sürekli ve enerjik şekilde karşı koyması da gerekli değildir.

Mağdur, maruz kaldığı tehdidin etkisiyle de cinsel saldırıya katlanabilir. Failin, isteğinin yerine getirilmemesi kaydına bağlı olarak mağdurun kendisi veya yakınları üzerinde bir kötülüğün icra edileceğini bildirmesi, cinsel saldırının icrasında başvurulabilecek tehdidi oluşturmaktadır. Tehdit, mağdurun kendisinin veya yakınlarından birinin hayatına, vücut bütünlüğüne, malvarlığına veya şeref ve haysiyetine yönelik olabilir. Hangi değere yönelik olursa Olsun, tehdidin objektif olarak ciddi olması gerekir. Gerçekleştirileceği bildirilen zararın cinsel saldırıdan ağır olduğu hallerde tehdidin ciddi olduğunu kabul etmek gerekmektedir.

Mağdura karşı hile kullanılarak da cinsel gerçekleştirilebilir. Hile, mağdurun iradesini bertaraf eden, bu yolla onun vücudu üzerinde cinsel saldırının gerçekleştirilmesini mümkün hale getiren aldatıcı hareketlere denir. Bu ihtimalde mağdur kandırılarak fiile mukavemet edemeyecek duruma getirilmektedir.

Fail, mağduru bilincinden yoksun hale getirip o bu haldeyken cinsel saldırı teşkil eden hareketleri gerçekleştirebilir. Bunun dışında, çaresizlik, uyku veya hastalık hali gibi nedenlerle mağdurun cinsel saldırıya karşı koyamayacak bir durumda bulunduğu Sırada gerçekleştirilen cinsel saldırılarla da suç işlenebilir.

Cinsel saldırının mağdurun kendini savunamayacak durumda olmasından yararlanılarak işlenmesi, cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli hal olarak kabul edilmiştir.

Suç, failin cinsel saldırı teşkil eden bir hareketi mağdur üzerinde gerçekleştirmesiyle işlenebileceği gibi, cebir ve tehditle failin mağduru kendine yönelik cinsel davranışlarda bulunmaya zorlamasıyla da işlenebilir.

Aynı şekilde, bir kişinin diğer bir kimseye karşı cinsel davranışta bulamaya zorlanması halinde, zorlayan kişi suçun faili olacaktır (dolaylı fail).

Vücut dokunulmazlığını ihlal eden cinsel saldırı, çoğunlukla fail ile mağdurun bedensel temasıyla gerçekleşir. Bu temasın çıplak olması veya cinsel organlarla ilgili olması gerekli değildir.

Fail. cebir ve tehdit kullanarak cinsel davranışları kendi üzerinde bizzat mağdura icra ettirilebilir. Bu gibi hallerde mağdurun iradesi üzerinde zorlama vasıtalarını kullanarak hâkimiyet sağlayan kişi dolaylı fail olacak, dolayısıyla cinsel saldın suçu gerçekleşmiş olacaktır.

Cinsel saldırının temel şekli, vücut dokunulmazlığını ihlâl eden cinsel davranışlarla tamamlanan sırf hareket suçudur. Dolayısıyla suçun tamamlanması için herhangi bir neticenin gerçekleşmesi aranmamıştır.

Tipikliğin Manevi Unsurları 

Tipikliğin manevi unsuru kasttır. Kast, suçun kanuni tarifindeki unsurların bilerek gerçekleştirilmesini ifade etmektedir (m. 21/1). Buna göre failin kastı; mağduru, cinsel davranışı, vücut dokunulmazlığının ihlâlini kapsamalıdır. Failin kasten hareket etmesi gerekli ve yeterlidir.

Somut olayda vücut dokunulmazlığını ihlal eden hareketlerin cinsel arzuları tatmin amacına yönelik olarak gerçekleştirildiğinin tespit edilebildiği hallerde, kastın cinsel saldırıya yönelik olduğunun kabul edilmesi gerekir.

Failin kastı vücuda organ veya sair cisim sokmayı da kapsamalıdır. Suçun vücuda organ veya sair cisim sokularak işlenen nitelikli şeklinin oluşabilmesi için, gerçekleştirilen davranışın cinsel arzuların tatmini amacına yönelik olmasının gerekmediği belirtilmiştir.

Nitelikli cinsel saldırıda, gerçekleştirilen hareketin cinsel motifli olması suçun oluşumu için yeterlidir. Dolayısıyla failin aşağılama, intikam alma korkutma ve iktidarsızlığın verdiği hırsla vücuda organ veya cisim sokması arasında bir fark yoktur. Vajinal veya anal yoldan mağdura organ veya cisim sokulması hareketin cinsel motifli olduğunu göstermeye yeterlidir“. Buna karşılık, oral yoldan gerçekleştirilen saldırılar bakımından, ağza sokulan cisim veya organ gerçekleştirilen hareketin niteliğinin tayininde belirleyici olacaktır.

Failin tipikliğin maddi unsurlarına ilişkin yanılgısı, yanılmasaydı gerçekleştirdiği davranış suç teşkil etmeyecekti diyebildiğimiz hallerde, kastını kaldıracak, dolayısıyla suç oluşmayacaktır.

Suçun Hukuka Aykırılık Unsuru 

Cinsel dokunulmazlık kişinin üzerinde tasarrufta bulunabileceği hukuki değerler kategorisinde yer aldığından, ilginin rızası, hukuki sınırlar içinde kalmak kaydıyla cinsel davranışları hukuka uygun hale getirecektir. İlgilinin rızasının fiili hukuka uygun hale getirebilmesi, ilgilinin rıza göstermeye ehil olması, fiilin icrasından önce vücudu üzerinde gerçekleştirilecek davranışlara onay vermiş olması ve nihayet gerçekleştirilen davranışın rızanın sınırları içinde kalmış olmasına bağlıdır. Buna göre, ilgilinin rızaya ehil olmadığı veya rızası bulunmakla birlikte rızanın sınırının kasten aşıldığı hallerde cinsel saldırı suçu oluşacaktır.

Buna karşılık, ilgilinin rızaya ehil olmamasına rağmen, ehil zamma gösterdiği rıza çerçevesinde ona yönelik cinsel davranışlarda bulunulması halinde, hukuka uygunluk nedenlerinin maddi şartlarında hatadan söz edilir. Bu durumda fail, işlemiş olduğu fiil bakımından kasten hareket etmiş olmayacağından cinsel saldırı suçundan cezalandırılmayacaktır.

Suçun Nitelikli Halleri 

1-Cezada Artırım Yapılmasını Gerektiren Nitelikli Haller 

a-Suçun Vücuda Organ veya Sair Cisim Sokulması Suretiyle İşlenmesi

Maddenin 2. fıkrasında, gerekçesinde de belirtildiği üzere, cinsel saldırı suçunun nitelikli şekli düzenlenmiştir.

Bu fıkrada vücut dokunulmazlığını ihlâl eden fiil, yani cinsel davranış, vücuda organ veya sair bir cisim sokulması şeklinde tezahür etmektedir. Nitelikli halin oluşumu için, vücuda organ veya sair bir cisim sokulması gerekmektedir.

Madde gerekçesinde, suçun, vücuda vajinal, anal veya oral yoldan organ veya sair bir cismin sokulması suretiyle işlenebileceği belirtilerek bu vücut bölgelerine işaret edilmiştir.

Vücuttaki kulak ve burun boşlukları, organ veya cisim sokmaya elverişli ise de sokma fiiline cinsel davranış niteliğini kazandırmaya elverişli değildir.

Dolayısıyla eylemin üzerinde gerçekleştirildiği vücut boşluğu, sokma eylemine objektif olarak cinsel nitelik kazandırmalıdır. Buna göre sadece oral, anal ve vajinal bölgelere yönelik sokma eylemleri cinsel motifli davranış olarak nitelendirilebilecektir.

Vücuda organ veya sair bir cisim sokmanın ilgilinin rızası hilafına olması gerekir. Bu nedenle, fail, mağdur üzerinde cebir, tehdit ve hile kullanmak suretiyle suçu icra edebileceği gibi, bilincini kaybetmesine neden olup, bu haldeyken de nitelikli cinsel saldırıyı oluşturan hareketleri gerçekleştirebilir. Nitelikli cinsel saldırıyı oluşturan vücuda organ veya sair cisim sokma, bizzat fail tarafından gerçekleştirilebileceği gibi, fail tarafından üçüncü bir şahsa işlettirilebilir veya zor kullanarak bizzat mağdurun kendisine icra ettirilebilir. Fail fiili bizzat gerçekleştirmemişse dolaylı faillik söz konusu olacaktır.

Suçun oluşumu, mağdur durumundaki kadın veya erkeğin vücuduna organ veya sair cisim sokulmasını gerektirdiğinden, bir kadın veya erkeğin kendi vücuduna organ veya sair bir cisim sokması için diğer bir kimseyi zorladığı hallerde, suç oluşmaz.

b- Suçun Beden veya Ruh Bakımından Kendisini Savunamayacak Durumdaki Kişiye Karşı İşlenmesi

Cinsel saldırının, mağdurun belirli bir durumundan yararlanılarak işlenmesi cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli hal olarak düzenlenmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi, mağdurun bedeni veya ruhi durumunun cinsel saldırıya karşı koyabilecek durumda olmamasına bağlıdır. Mağdurun savunma imkanını tamamen ortadan kaldıracak nitelikteki akli ve bedeni maluliyetleri bu kapsamda değerlendirmek gerekmektedir.

c- Suçun Kamu Görevinin, Vesayet veya Hizmet ilişkisinin Sağladığı Nüfuz Kötüye Kullanılmak Suretiyle işlenmesi

Kamu görevlisi failin, görevinin kendisine sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak gerçekleştireceği cinsel davranışlara mağdurun katlanmasını sağlamış olması gerekmektedir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için failin kamu görevlisi olması yeterli değildir. Görevinden kaynaklanan etkileyebilme gücünü cinsel davranışları gerçekleştirmeye zemin hazırlamak için kötüye kullanmış olmalıdır. Aynı şekilde mağdur üzerinde hizmet ilişkisinden kaynaklanan nüfuzun fail tarafından kötüye kullanılarak cinsel saldırının gerçekleştirildiği hallerde de bu nitelikli hal uygulanacaktır.

d- Suçun Üçüncü Derece Dâhil Kan veya Kayın Hısımlığı ilişkisi içinde Bulunan Bir Kişiye Karşı işlenmesi ya da Fiilin Üvey Baba, Üvey Ana, Üvey Kardeş, Evlat Edinen veya Evlatlık Tarafından işlenmesi

Fail ile mağdur arasındaki 102. Maddenin 3. fıkrasının “c” bendinde sayılan derecedeki akrabalık ilişkisi cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli hal olarak düzenlenmiştir.

Fail, normal bir kişiye göre aradaki akrabalık ilişkisi nedeniyle daha rahat bir şekilde mağdura yaklaşabilmekte ve filim gerçekleştirmektedir. Buna göre, alt ve üst soy arasında, amca, hala, dayı, teyze ve bunların çocuklarıyla, aynı dereceden kayın hısımları arasında gerçekleştirilen cinsel saldırılar bakımından bu nitelikli hal uygulanacaktır.

Maddede 6545 sayılı Kanunla yapılan değişikle cinsel saldırı fillinin “üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından işlenmesi” de bu bent kapsamında cezada artırım yapılmasını gerektiren bir hal olarak kabul edilmiştir.

e- Suçun Silahla veya Birden Fazla Kişi Tarafından Birlikte İşlenmesi

Faik cesaret vererek fiilin icrasını kolaylaştırdığı ve üzerinde ciddi korku meydana getirdiği mağdurun direncini kırdığı için, cinsel saldırının silahla işlenmesi cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli hal olarak kabul edilmiştir.

Burada silahın kullanılmasını, somut olayda bilfiil kullanılmış olması şeklinde anlamamak gerekir. Önemli olan mağdurun direncini kıracak şekilde silahtan bir şekilde faydalanılmasıdır.

Suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi, suçun icrasını kolaylaştıran bir özellik gösterdiği ve mağdurun direnmesini anlamsız hale getiren bir işbirliğinin varlığı nedeniyle cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli hal olarak kabul edilmiştir.

Bir kişinin gerçekleştirdiği katkı bizzat cinsel bir davranış olmasa dahi, diğer failin veya faillerin cinsel davranışı gerçekleştirebilmesini mümkün kıldığı takdirde müşterek fail olarak sorumlu tutulmasını sağlayacaktır. Buna karşılık sadece şerik sayılmayı gerektirecek nitelikte suçun icrasına katkıda bulunanların varlığı halinde bu nitelikli hal uygulanmayacaktır.

f- Suçun İnsanların Toplu Olarak Bir Arada Yaşama Zorunluluğunda Bulunduğu Ortamların Sağlığı Kolaylıktan Faydalanmak Suretiyle İşlenmesi

Cinsel saldırı niteliğindeki filler, insanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamlarda, kişilerin kendilerinin güvende olduklarını düşünmeleri, herhangi bir tedbir alma gereği hissetmemeleri; nedeniyle rahatlıkla işlenebilmektedir. TCK’nın 102. maddesinde 6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklik ile bu durum kanun koyucu tarafından cezan artırılmasını gerektiren nitelikli bir hal olarak düzenlenmiştir. Buna gaye fiilin, “insanların toplu olarak bir arada yaşamasının zorunlu olduğu kışla; ceza infaz kurumu, öğrenci yurdu, okul pansiyonu ve hastane gibi yerlerde işlenmesi artırım nedeni olarak kabul edilmiştir.

Bu nitelikli halin gerçekleşebilmesi için suçun işlendiği ortamın sadece insanların toplu halde bulundukları bir yer olması yeterli değildir.

2- Cezada indirim Yapılmasını Gerektiren Nitelikli Hal

6545 sayılı Kanunun 58. maddesiyle yeniden formüle edilen 102. maddede cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması daha az cezalandırmayı gerektiren nitelikli hal olarak düzenlenmiştir.

Bir kimsenin edebini ve iffetini hedef alan, ani ve kesintili bir şekilde icra edilip mutlaka vücut dokunulmazlığının ihlalini de gerektirmeyen şehevi söz, yazı ve fiillerle gerçekleştirilen davranışlar sarkıntılık olarak kabul edilmiştir.

Cinsel saldırının daha az cezayı gerektiren nitelikli şeklini oluşturan sarkıntılık her şeyden önce 765 sayılı Kanunun 421. maddesi uygulamasından farklı olarak vücut dokunulmazlığını ihlal eden bir davranış olmak zorundadır.

Daha önce cinsel saldırının temel şekli kapsamında değerlendirilen belli bir ağırlığa ulaşmayıp ani ve kesintili hareketlerle gerçekleştirilen yolda yürüyen müştekinin kalçasını elleme,  mağdurenin beline sarılma yolcu minibüsü içinde ve önündeki koltukta oturmakta olan mağdureye karşı elini uzatarak göğüslerini elleme gibi davranışlar, sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel saldırı olarak kabul edilecektir.

Bir cinsel saldırının sarkıntılık düzeyinde kalıp kalmadığı, cinsel davranışın işleniş şekline göre fiilden sonra yapılacak bir değerlendirmeye göre belirlenmelidir. Dolayısıyla henüz cinsel saldırının tamamlanmadığı hallerde, bu nitelikli halin uygulanması mümkün değildir.

Suçun Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Halleri

6545 sayılı Kanunla yeniden formüle edilen 102. maddede, cinsel saldırı sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulmuş olması neticesi sebebiyle ağırlaşmış hal olmaktan çıkarılmıştır.

Buna karşılık, cinsel saldın sonucunda mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölmesi neticesi sebebiyle ağırlaşmış hal olarak muhafaza edilmiştir. Bitkisel hayata girme veya ölüm, gerçekleştirilen cinsel saldırının sonucu olmalıdır. Bu ağır netice bizzat cinsel davranışın icrasının sonucunda gerçekleşmiş olabileceği gibi, cinsel saldırıyı gerçekleştirebilmek için uygulanan cebrin sonucu da olabilir.

Teşebbüs

Cinsel saldın, sırf hareket suçudur. Dolayısıyla cinsel saldırının temel şekli cinsel arzulan tatmin amacıyla vücut dokunulmazlığını ihlal eden davranışların gerçekleştirilmesiyle tamamlanır. Suçun oluşumu failin cinsel arzularını tatmin etmesine bağlı değildir. Suçun nitelikli şeklinde ise, cinsel saldırının vücuda organ veya cisim sokmak suretiyle işlenmesi gerekir. Organ veya cismin vücuda tamamen veya kısmen sokulmasıyla nitelikli hal gerçekleşir. Suçun temel şekli, cinsel saldırı bakımından doğrudan doğruya icraya başlama niteliğindeki hareketlerin icrasına başlanıp failin elinde olmayan nedenlerle tamamlanamadığı hallerde teşebbüs aşamasında kalmış olacaktır.

Cinsel saldırının daha az cezayı gerektiren nitelikli şekline teşebbüs mümkün değildir. Cinsel saldırının icrasına başlandığı ve fakat tamamlanmadığı hallerde, suçun temel şekline teşebbüsten dolayı sorumluluk söz konusu olacaktır.

Eğer vücuda organ ve cisim sokmak suretiyle gerçekleştirilen cinsel saldırı, cinsel saldırı suçunun nitelikli hali olarak değil de bağımsız bir suç olarak kabul edilecek olursa, suça teşebbüse ilişkin genel kurallar çerçevesinde bu suça teşebbüsün mümkün olduğunu kabul etmek gerekmektedir.

Buna karşılık, vücuda organ veya cisim sokmak suretiyle işlenen cinsel saldırı, ilk fıkradaki suçun nitelikli hali olarak kabul edilirse, filin icrasına ilişkin olan bu hali somut olayda suçun tamamlanmış olan temel şeklinden bağımsız bir şekilde değerlendirmeye tabi tutmak doğru değildir.

Cinsel saldırının vücuda organ veya cisim sokularak işlenmesi nitelikli hal olarak değerlendirilmesi gereken bir durumdur. Bu nedenle, bu nitelikli hal gerçekleşmedikçe failin bundan dolayı sorumluluğu yoluna gidilemeyecektir.

Cinsel saldırının icrasına başladıktan sonra gönüllü olarak icra hareketlerinden vazgeçen fail bu suça teşebbüsten dolayı cezalandırılmayacaktır. Gönüllü vazgeçme anına kadar gerçekleştirilen hareketler başka bir suçu oluşturuyorsa, fail sadece bu suçtan dolayı cezalandırılacaktır. Teşebbüs aşamasında kalmış cinsel saldırı sonucunda gerçekleşen ağır netice bakımından da failin sorumluluğu söz konusu olacaktır (netice sebebiyle ağırlaşmış teşebbüs).

Buna karşılık, cinsel saldırının neticesi sebebiyle ağırlaşmış şekline teşebbüs mümkün değildir. Tamamlanmış veya teşebbüs aşamasında kalmış temel suç tipinin yol açtığı bir ağır neticenin bulunmadığı hallerde, neticesi sebebiyle ağırlaşmış halden sorumluluktan bahsedilemez.

İştirak

Cinsel saldırının temel şekli bakımından cinsel arzulan tatmin amacıyla vücut dokunulmazlığını ihlâl eden davranışları gerçekleştiren kişi faildir. Bu davranışları birlikte suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirenler müşterek fail olarak sorumlu tutulacaklardır. Müşterek faillik birden fazla fiil üzerinde hâkimiyet kurmuş olmaları halinde vardır87. Cinsel saldırı suçunda müşterek failliğin kabul edilebilmesi, failin mutlaka cinsel bir hareketi icra etmesine bağlı değildir. Bu nitelikte bir hareket gerçekleştirilmese de suçun icrasına yönelik katkıyla fiil üzerinde fonksiyonel anlamda hâkimiyet kuran kişiler de fail olarak cezalandırılacaktır.

Cinsel saldın gerçekleştirilirken varlığı ile mağdurenin mukavemetinin kırılmasına neden olan veya diğer failin saldırısını kolaylıkla gerçekleştirmesi için mağdureyi tutan kişi de müşterek faildir. Zira bütün bu hallerde, kişinin suçun işlenmesine yönelik katkısı cinsel saldırının kolaylıkla gerçekleştirilmesini mümkün kılmıştır (fonksiyonel hâkimiyet).

Cinsel saldırının, gerek temel şeklinin gerekse nitelikli şeklinin birlikte suç işleme karanının icrası kapsamında fil üzerinde fonksiyonel hakimiyet kurulmak suretiyle birden çok kişi tarafından birlikte işlenmesi (müşterek failliğin bulunması) cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli hal olarak kabul edilmiştir.

Faile cinsel saldırıda bulunma konusunda karar verdiren kişi azmettiren, cinsel saldırının icrasını kolaylaştıracak yardımlarda bulunanlar ise yardım eden olarak sorumlu olacaktır.

İçtima

Cinsel saldın mağdur üzerinde cebir ve tehdit kullanılarak icra edildiğinde, cebir ve tehdit suçun unsuru olduğundan, fail ayrıca tehdit ve cebir kullanma suçlarından cezalandırılmaz. Ancak cinsel saldırıda bulunmak için kullanılan cebrin kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine yol açması halinde, fail ayrıca kasten yaralamadan dolayı cezalandırılacaktır.

Cinsel saldırının temel veya nitelikli şeklini gerçekleştirmek üzere bir kişinin hürriyetinden yoksun bırakıldığı hallerde, gerçek içtima hükümleri uygulanarak, fail, hem cinsel saldırıdan hem de kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılacaktır. Örneğin mağdurun önce kaçırılarak bir yere kapatıldıktan sonra cinsel saldırıya maruz kalması halinde bu durum gerçekleşir. Buna karşılık, sırf cinsel saldırı fiilinin zorunlu sonucu olarak saldırı süresince kişinin özgürlüğünün kısıtlanması halinde, kişiyi özgürlüğünden yoksun kılma suçunun oluşmayacağını düşünmekteyiz.

Kasten öldürme suçunu işleyen kişi, nasıl ki ayrıca kasten yaralama suçundan dolayı cezalandırılamıyorsa cinsel saldırı suçunu işleyen failin de kişiyi özgürlüğünden yoksun klima suçundan cezalandırılması mümkün değildir. Aksi takdirde kişilere karşı işlenen her suçta ayrıca kişiyi özgürlüğünden yoksun kılma suçunun oluştuğunu da kabul etmek gerekir.

Fail cinsel saldın suçunu işlemek için mağdurun konutuna girmişse, ayrıca konut dokunulmazlığını ihlalden de sorumlu tutulur.

Cinsel saldın teşkil eden hareketlerin bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı kişiye yönelik olarak birden fazla gerçekleştirilmesi halinde zincirleme suç hükümleri uygulanır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri aynı suç kapsamında değerlendirileceğinden, failin bir suç işleme kararının icrası kapsamında önce cinsel saldırının temel şeklini daha sonra nitelikli şeklini gerçekleştirdiği hallerde, zincirleme suç hükümleri uygulanacaktır. Buna karşılık, cinsel saldırının temel ve nitelikli şekli ile neticesi sebebiyle ağırlaşmış şekilleri arasında zincirleme suç ilişkisi kurulamaz.

Cinsel saldın temel veya nitelikli şekli ile neticesi sebebiyle ağırlaşmış şekli arasında görünüşte içtima ilişkisi söz konudur. Cinsel saldırının temel veya nitelikli şekli genel norm, neticesi sebebiyle ağırlaşmış cinsel saldırı ise özel norm niteliğini taşımaktadır. Dolayısıyla özel norm, genel norma ilişkin unsurların yanı sıra ek özel bir unsuru da içerdiğinden öncelikle uygulanacaktır (genel norm-özel norm ilişkisi). Bu gibi hallerde fail sadece özel normun ihlalini oluşturan haksızlıktan dolayı, yani sadece neticesi sebebiyle ağırlaşmış cinsel saldırıdan dolayı cezalandırılacaktır.

Buna karşılık işlenen haksızlıktan kaynaklanan ağır netice, kanunda zaten kasti veya taksirli bir haksızlık olarak cezalandırılmış olabilir. Bu gibi hallerde netice sebebiyle ağırlaşmış hal olarak ortaya çıkan haksızlık ile bu neticeyi başlı başına cezalandıran kanun hükümleri arasında fikri içtima ilişkisinin varlığını kabul etmek gerekmektedir.

Buna göre cinsel saldın sonucunda mağdurun ölmesi halinde, failin ağır netice bakımından kasten veya taksitte hareket etmesine göre, bu ağır neticeyi cezalandıran hüküm ile kasten öldürme veya taksirle öldürme arasında fikri içtima ilişkisi bulunmaktadır. Dolayısıyla bu gibi hallerde hangi haksızlık daha fazla cezayı gerektiriyorsa failin sorumluluğu bundan olacaktır.

Cinsel saldırının birden fazla kişi tarafından müşterek fail olarak işlendiği hallerde, suçun icrası bağlamında müşterek faillerden her birinin gerçekleştirdiği hareket hukuki anlamda tek fiili oluşturacağından ayrı ayrı değerlendirmeye tabi tutulamaz Bu gibi hallerde, müşterek faillerin hareketleri arasında cinsel saldırının temel şeklini veya nitelikli şeklini oluşturan hareketleri arasında ayrım yapılarak bir değerlendirme yapmak mümkün değildir.

Yaptırım ve Kovuşturma Usulü

Cinsel saldırı suçunun temel şeklinin soruşturulması ve kovuşturulması mağdurun şikâyetine bağlıdır. Suçun, sarkıntılık düzeyinde kalan daha az cezayı gerektiren nitelikli halinin gerçekleştiği hallerde, soruşturma ve kovuşturmanın yapılabilmesinin mağdurun şikâyetine bağlı olduğu hususunda maddede bir açıklık yoktur. Fakat maddenin düzenleniş şeklinden ve yorum kurallarından hareketle temel şekline göre daha az haksızlık içeriğine sahip olan ve bu yüzden daha az cezayı gerektiren sarkıntılık şeklinin de evleviyetle şikayete tabi olduğu sonucuna ulaşmak gerekir.

Cinsel saldırının cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli şekli eşleri arasında işlenen dışında, re’sen soruşturma ve kovuşturmaya tabidir.

Cinsel saldırının temel şekli beş yıldan on yıla kadar; daha az cezayı gerektiren nitelikli şekli için iki yıldan beş yıla kadar; daha fazla cezayı gerektiren nice hali için on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezası öngörülmüştür. Maddenin 3. fıkrasında düzenlenen seçimlik nitelikli hallerden birinin gerçekleşmesi halinde 102. maddenin 1. veya 2. fıkrasına göre belirlenen cezalar yan oranında artırılacaktır. Cinsel saldırı sonucunda bitkisel hayata girmiş veya ölmüş ise fail hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilecektir.

ÇOCUKLARIN CİNSEL İSTİSMARI SUÇU

Kanun koyucu cinsel özgürlüğü korumanın yanı sıra çocukların sağlıklı bir cinsel gelişim gösterebilmelerini sağlamak amacıyla, çocukların cinsel yönden istismarını TCK’nın 103. maddesinde yaptırım altına almıştır.

Maddenin 6545 sayılı Kanunun 59. Maddesiyle formüle edilen yeni şeklinde, cezalar artırılmış ve sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel istismar daha az cezayı gerektiren nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel istismarın failinin çocuk olması hali takibi şikayete bağlı kılınmış, bu durumda şikayet hakkını kullanabileceklere ilişkin bir düzenleme yapılmıştır.

Cinsel istismar algılama yeteneği gelişmiş ve on beş yaşını tamamlamış çocuklara karşı silah kullanmak suretiyle işlenmesi cezada artırım yapılmasını gerektiren yeni bir nitelikli hal olarak düzenlenmiştir. Cinsel istismar sonucunda mağdura beden veya ruh sağlığının bozulmuş olması, neticesi sebebiyle ağırlaşmış hal olmaktan çıkarılmıştır.

Maddenin ilk fıkrasında cinsel istismarın temel şekli ve cezada indirim yapılmasını gerektiren nitelikli şekli tanımlanmıştır. Maddenin 2. fıkrasında, nitelikli cinsel istismar; 3. fıkrasında cinsel istismarın ilk iki fıkrada düzenlenen şekli bakımından uygulanabilir nitelikte olan cezada artırım yapılmasını gerektiren nitelikli hallere yer verilmiştir. Maddenin 4. fıkrası, on beş yaşına kadar olan ve on beş on sekiz yaş grubunda yer alan çocuklara yönelik olarak gerçekleştirilen cinsel istismar nitelikli hale getiren unsurlara, 5. fıkrası ise gerçek içtima hükmüne ilişkindir. Maddenin 6. fıkrasında ise, cinsel istismarın neticesi sebebiyle ağırlaşmış şekline yer verilmiştir.

Suçun Unsurları

1- Tipikliğin Maddi Unsurları

a-       Fail

Cinsel istismarın faili konusunda kanunda ayrıca bir belirlemede bulunulmamıştır. Dolayısıyla kadın veya erkek, çocuk veya yetişkin herkes bu suçun faili olabilecektir.

b-       Mağdur

Suçun mağduru, erkek veya kız bir çocuk olabilir. Çocuk henüz on sekiz yaşını doldurmamış kişileri kapsamakla birlikte, her on sekiz yaşından küçüğe yönelik cinsel davranış cinsel istismar suçunu oluşturmaz. On beş yaşını tamamlamanuş çocuklar ile on beş yaşını tamamlamış olmakla birlikte filin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş çocuklara karşı gerçekleştirilen cinsel davranışlar, cinsel istismar suçunu oluşturmaktadır. On beş-on sekiz yaş grubunda yer alan çocuklara karşı ise cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar cinsel istismar’ oluşturacaktır.

On beş yaşını tamamlamış ve algılama yeteneği gelişmiş çocuklara karşı rıza üzerine gerçekleştirilen cinsel davranışlar bu madde kapsamında cezalandırılmaktadır.

Küçüğün ergin kılınması, on sekiz yaşından küçüklere yönelik cinsel davranışın niteliğini değiştirmez. Evlenmek suretiyle kanunen reşit hale gelen on sekiz yaşını tamamlamış bir küçüğe karşı rızasına karşı gerçekleştirilen cinsel davranışlar cinsel istismar suçunu oluşturur. Böyle bir davranış evlilik birliği içinde de gerçekleşmiş olabilir.

  1. Suçun Konusu

Suçun konusu, cinsel davranışa maruz kalan, cinsel istismar niteliğindeki davranışlar üzerinde gerçekleştirilen çocuğun vücududur.

d- Fiil

İstismar niteliğindeki davranışlardan ne anlaşılacağı hususu madde metninde ve gerekçesinde açıkça belirtilmiş değildir. Bu nedenle, cinsel istismar kavramının mahiyeti doktrinde tartışmalıdır.

Bir görüşe göre, cinsel saldırı suçundan farklı olarak cinsel istismar suçunun oluşumu için çocuğa yönelik olarak bir cinsel davranışın gerçekleştirilmesi yeterlidir. Bu davranışın aynı zamanda vücut dokunulmazlığını ihlal etmesi gerekmez.

Diğer bir görüşe göre102, cinsel istismar teşkil eden hareketler, 102. madde anlamında cinsel saldırı niteliğindeki davranışlardan, yani çocuğun vücut dokunulmazlığını ihlal eden cinsel davranışlardan ibarettir.

Nihayet 103.maddenin lafzından hareket eden üçüncü bir görüşe göre, kanun koyucunun cinsel istismar suçunu düzenlerken, bu suçun oluşumu bakımından on beş yaşını doldurmuş ve kendisine yönelik filin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmiş çocuklara yönelik olarak cinsel davranışları gerçekleştirilmesini araması; buna karşılık, on beş yaşını doldurmamış veya doldurmuş olmakla birlikte kendisine yönelik fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş çocuklara yönelik olarak cinsel davranışın gerçekleştirilmesini yeterli görmesi dikkate alınmalıdır.

Bu açıklamalar dikkate alındığında cinsel istismar suçu ancak vücut dokunulmazlığını ihlal eden hareketlerle işlenebilir. Buna göre, örneğin söz atmak, vücut dokunulmazlığını ihlal etmediği için cinsel istismar suçunu oluşturmaz. Bir cinsel davranışın, cinsel istismar olarak değerlendirilmesi için bu davranışın mahiyeti itibariyle çocuktan cinsel yönden yararlanıldığını, çocuğun cinsel yönden sömürüldüğünü ortaya koyması gerekmektedir.

Cinsel istismarın varlığı, mutlaka küçüğün vücudu üzerinde cinsel davranışlarda bulunulmasına bağlı değildir. Çocuğa, kendisine yönelik cinsel davranışta bulunduran kişi de cinsel istismarı gerçekleştirmiştir. Aynı şekilde, çocuğu kendi bedeni üzerinde cinsel davranışlarda bulunmaya zorlayan kişinin fiili de cinsel istismarı oluşturacaktır (dolaylı fail).

Suçun oluşumu için istimara yönelik cinsel bir davranışın gerçekleştirilmiş olması yeterlidir. Ayrıca failin, ayrıca tatmin olması gerekli değildir.

On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte algılama yeteneği gelişmemiş çocuklara karşı gerçekleştirilen istismarı ortaya koyan her türlü cinsel davranış bu suçu oluşturacaktır. Bu davranışın küçüğün rızasıyla gerçekleştirilmesiyle, cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başkaca nedene dayalı olarak gerçekleştirilmesi arasında bir fark yoktur. Ancak cinsel istismarın bu yaş grubundaki bir çocuğa karşı cebir ve tehdit ile gerçekleştirilmesi cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli hali oluşturmaktadır.

Buna karşılık, on beş yaşından büyük olup algılama yeteneği gelişmiş çocuklar bakımından cinsel istismarın varlığı, cinsel davranışların cebir, tehdit, hile ve iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilmesine bağlıdır. Bu yaş grubunda yer alan çocuklara yönelik cinsel davranışlar, ancak zorlama vasıtalar, kullanılarak veya çocuğun iradesini etkileyen başkaca bir nedene dayalı olarak algılama yeteneğinden yoksun bulunmasından yararlanılarak işlenmesi halinde cinsel istismar suçunu oluşturacaktır.

2- Tipikliğin Manevi Unsuru

Cinsel istismar suçu, ancak kasten işlenebilir. Suçun oluşumu için kastın dışında başkaca bir manevi unsurun varlığı aranmamıştır. Failin kasti, davranışların cinsel yönden istismara yönelik olarak gerçekleştirildiğinin somut olayda tespit edilebildiği hallerde sabit olacaktır.

Somut olayda failin kastın] belirleyebilmek için, davranışlarını cinsel arzuları tatmin amacıyla gerçekleştirip gerçekleştirmediğinin araştırılması gerekecektir.

Kastın kapsamına tipik haksızlığın bütün unsurları dahildir. Bu çerçevede, failin mağdurun çocuk olduğunu bilmesi de gerekir. Ancak failde, mağdurun çocuk olduğuna ilişkin bir algının varlığı yeterli olup onun yaşının ve dolayısıyla doğum tarihinin tam olarak bilinmesine gerek yoktur. Failin mağdurun yaşı konusunda yanılgısı kastını kaldırır. Fail, suçun nitelikli şeklini gerçekleştirmişse buna ilişkin özellikleri de bilmelidir. Failin suçun nitelikli şeklinden sorumlu tutulabilmesi bu unsurlar bakımından da kasten hareket etmesine bağlıdır.

On beş yaşından küçüklere yönelik cinsel istismar’ oluşturan filler küçüğün rızasına dayalı olarak gerçekleştirse bile suç teşkil edecektir. Ancak somut olayda, fail, mağdurun yaşı konusunda yanılgıya düşmüş olabilir. Bu yanılgıya ilişkin ispat sorununun aşıldığı hallerde, yanılmasaydı, gerçekleşen ile tasavvuru birbirine uyumlu olsaydı, işlediği fil cinsel istismar’ oluşturmayacağı için failin kastının kalktığını kabul etmek gerekmektedir. Cinsel istismarda mağdurun yaşına ilişkin düzenleme suçun maddi unsurlarından birini oluşturduğundan failin bu yanılgısının maddi unsurlarda yanılgı kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.

Kusurluluk

Cinsel, istismar teşkil eden hareketlerin, duçar olunan akıl hastalığının algılama yeteneğini ortadan kaldırması veya davranışlarını yönlendirme yeteneğini önemli ölçüde etkilemesi nedeniyle gerçekleştirildiğinin tespit edildiği hallerde, bu cinsel davranışları gerçekleştiren kişi kusurlu sayılamayacağı için cezalandırılamayacaktır. Buna karşılık, cinsel davranışın, davranışlarını yönlendirme yeteneğini önemli olmayacak ölçüde etkileyen akıl hastalığının sonucunda gerçekleştirildiğinin tespit edildiği hallerde, bu davranışları gerçekleştiren kişi kusurlu addedilebilecek ve hakkında cinsel ise istismardan dolayı ceza belirlenirken ve bu ceza infaz edilirken TCK’nın 32. maddesinin 2. fıkrası göz önünde bulundurulacaktır. Cinsel istismarı oluşturan davranışı, kendisine uygulanan karşı koyamayacağı ve kurtulamayacağı cebrin etkisiyle gerçekleştiren kişi, irade yeteneğine sahip olmadığı için kusurlu sayılamayacak ve cezalandırılamayacaktır. Bu gibi hallerde, cebir uygulayan arkadaki kişi (dolaylı9 fail olarak cezalandırılacaktır.

TCK’nın öngördüğü sistemde, kişinin cezalandırılabilmesi için işlediği filin haksızlık teşkil ettiği bilinciyle hareket etmesi gerekmektedir. Bu bilince sahip olmayan bir kişinin kusurlu sayılabilmesi ve nihayetinde cezalandırılması mümkün değildir. işlediği fiil haksızlık teşkil etmesine rağmen bunu bilmeden bu fiili işleyen kişi, TCK nın 30. maddesinin 4. fıkrasında düzenlenen haksızlık yanılgısına düşmüş olmaktadır. Haksızlık yanılgısı, kaçınılmaz olması halinde, işlemiş olduğu fıilden dolayı failin kusurlu sayılmasın ve cezalandırılmasına engel olmaktadır. Yanılgının kaçınılabilir olup olmadığı, tamamıyla failin bireysel özellikleri göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gereken bir konudur. Buna karşılık, yanılgının kaçılabilir olduğu hallerde ise, fail kusurlu sayılabileceği için cezalandırılacak, ancak yanılgısı bu kez cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesi kapsamında değerlendirmeye alınacaktır.

 

Suçun Nitelikli Halleri

1- Cezada Artım Yapılmasını Gerektiren Nitelikli Haller

a- Suçun Vücuda Organ ve Sair Bir Cisim Sokmak Suretiyle işlenmesi

Vücuda organ veya sair bir cisim sokmak suretiyle gerçekleştirilen cinsel davranışlar cinsel istismarın cezanın artırılmasını gerektiren ilk nitelikli şeklini oluşturmaktadır.

On beş yaşını doldurmuş algılama yeteneği gelişmiş küçükler bakımından ise vücuda organ veya cisim sokmanın küçüğün rızası hilafına gerçekleştirilmiş olması gerekmektedir. Başka bir anlatımla algılama yeteneği bulunan on beş-on sekiz yaş grubundaki çocuklar bakımından vücuda organ veya cismin cebir, tehdit, hile ve iradeyi etkileyen başka nedene dayalı olarak sokulmuş olması gerekmektedir.

On beş yaşından küçük çocuklar veya on beş-on sekiz yaş grubunda yer almakla birlikte algılama yeteneği gelişmemiş çocuklar bakımından vücuda organ veya sair cisim sokmanın küçüğün rızası üzerine veya cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başkaca nedene dayalı olarak gerçekleştirilmesi arasında herhangi bir fark yoktur. Buna karşılık, on beş yaşından büyük algılama yeteneği gelişmiş çocuklara ise cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başkaca bir nedene dayalı olarak vücuda organ veya sair cisim sokulması gerekmektedir.

Algılama yeteneği gelişmiş ve on beş yaşını tamamlamış küçüklerin rızası ile vücuda organ veya cisim sokulmuş olabilir. TCK’nın 104. Maddesi kapsamında cinsel ilişki şeklinde ortaya çıkmadığı sürece, bu yaş grubunda yer alan çocuklara yönelik olarak gerçekleştirilen bu suretteki fıiller suç teşkil etmeyecektir. Buna göre, on beş yaşından büyük çocukların vücuda organ veya sair cisim sokulması konusundaki rızası, 104. maddedeki tanıma uyan cinsel ilişki dışında geçerlidir.

On beş yaşından küçük olan bir çocuğa veya on beş yaşını tanımlamakla birlikte fıilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş bir küçüğe ya da on beş yaşından büyük olup fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmiş bir küçüğe, cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başkaca bir vasıta kullanarak failin kendi vücuduna organ veya cisim sokturması halinde, cinsel istismarın temel şekli söz konusudur.

Vücuda organ veya cisim sokma şeklinde bir davranışta bulunulmadığı sürece, çocuğun fail tarafından kendine yönelik cisim veya organ sokmada kullanıldığı hallerde, cinsel istismarın temel şeklinden dolayı sorumluluğu gündeme gelir.

b- Cezanın Artırılmasını Gerektiren Diğer Nitelikli Haller

Kanunun 103. maddesinin 3. fıkrasında, gerek cinsel istismarın temel şeklinden gerekse vücuda organ veya sair cisim sokmadan ibaret nitelikli halinden verilecek cezanın artırılmasını gerektiren seçimlik nitelikli unsurlara yer verilmiştir. Bunlardan ilki cinsel istismar suçunun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesidir.

Cinsel istismarın birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi, birden fazla kişinin cinsel istismar fiiline müşterek fail sayılmayı gerektirecek bir katkıda bulunmasını ifade etmektedir.

6545 sayılı Kanunun 59. maddesiyle TCK’nın 103. maddesinin 3. fıkrasına eklenen seçimlik nitelikli hal, suçun insanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle işlenmesidir.

Diğer bir nitelikli hal, cinsel istismarın çocukla belli akrabalık ilişkisi içinde olanlar tarafından işlenmesidir. Buna göre, suçun üçüncü derece dahil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından işlenmesi halinde ceza artırılacaktır.

Cinsel istismarın çocukla vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü ilişkisi bulunan kişiler tarafından işlenmesi cezanın artırılmasını gerektiren diğer nitelikli hali oluşturmaktadır.

Cinsel istismarın kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi 103. maddenin 3. fıkrası kapsamında son seçimlik nitelikli hali oluşturmaktadır.

Maddenin 4. fıkrasında düzenlenen diğer bir nitelikli hal, cinsel istismarın, on beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte maruz kaldığı fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan kişilere karşı cebir veya tehdit kullanmak suretiyle işlenmesidir. Bu nitelikli hal sadece on beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte filin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş küçüklere yönelik cebir ve tehditle cinsel istismarın gerçekleştirildiği hallerde uygulanabilir. On beş yaşından büyük olanlara yönelik cinsel davranışlar ise, ancak cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başkaca sebeplere binaen gerçekleştirildiği takdirde istismar niteliğini aldığından, cebir ve tehdit bu yaş grubuna yönelik suç bakımından unsur niteliğindedir. Dolayısıyla bu yaş grubuna yönelik cinsel istismardan dolayı failin cezasında, ayrıca cebir ve tehdit kullanılması nedeniyle artırım yapılamayacaktır. Ancak 6545 sayılı Kanunla 103. maddenin 4. fıkrasında yapılan değişikle on beş yaşını tamamlamış çocuklara karşı işlenen cinsel istismar sırasında silah kullanılmış olması cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Buna göre, fiilin icrası sırasında istismar edilen çocuğa yönelik olarak uygulanan cebrin silah kullanmak suretiyle veya tehdidin silahla gerçekleştirildiği hallerde cezanın artırılması gerekecektir.

Cebir kullanılarak cinsel istismarın gerçekleştirildiği hallerde, bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, kullanılan cebrin en fazla kasten yaralama suçunun temel şeklini oluşturacak boyutta olması gerekir. Eğer uygulanan cebir kasten yaralamanın ağır neticelerine neden olmuşsa, cinsel istismarın nitelikli şeklinin yanı sıra ayrıca kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış şeklinden de failin cezalandırılması gerekir.

2- Cezada indirim Yapılmasını Gerektiren Nitelikli Haller

Cinsel saldın suçunda olduğu gibi cinsel istismar suçunda da filin sarkıntılık düzeyinde kalması cezada indirim yapılmasının gerektiren nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu konuda cinsel saldırı suçu kapsamında yapılan açıklamalar aynen geçerlidir.

 

Netice Sebebiyle Ağırlaşmış Cinsel İstismar

Cinsel istismarın mağdurun bitkisel hayata girmesine veya ölümüne neden olması bu suçun netice sebebiyle ağırlaşmış halini oluşturmaktadır. Bu hususta cinsel saldırı suçu kapsamında yapılan açıklamalar aynen geçerlidir. 6545 sayılı Kanunla maddede yapılan değişiklikle cinsel saldırı suçunda olduğu gibi cinsel istismar suçunda da suçun sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulmuş olması nitelikli hal olmaktan çıkarılmıştır.

Teşebbüs

Cinsel istismara teşebbüs bakımından genel hükümler uygulanır. Cinsel istismar suçunda şartlarının oluşması halinde gönüllü vazgeçme hükümleri de uygulanır. Elverişli hareketlerle cinsel istismarın nitelikli şeklinin icrasına başlandığı ve fakat icra hareketlerinin tamamlanmasından gönüllü vazgeçildiği hallerde, failin cinsel istismarın temel şeklinden cezalandırılacağı yolunda istikrar kazanmış bir uygulama bulunmaktadır. Bu uygulama, cinsel istismarın nitelikli şeklinin ayrı bir suç olarak değerlendirilmesinden kaynaklanmaktadır.

İştirak

Cinsel istismar, iştirak bakımından özellik göstermez. Bununla birlikte, cinsel istismarın birden fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirilmesi (müşterek faillik) cezada artırım yapılmasını gerektiren nitelikli hal olarak düzenlenmiştir.

İçtima

Cinsel istismar için başvurulan cebrin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması halinde gerçek içtima hükümleri uygulanarak, cinsel istismar ve kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış şeklinden ayrı ayrı cezaya hükmolunacaktır.

Cinsel istismarın temel şekli ile nitelikli şekilleri ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış şekilleri arasında görünüşte içtima kurallarından genel norm-özel norm ilişkisi söz konusudur. Görünüşte içtimaın söz konusu olduğu bu gibi hallerde fail sadece özel norm niteliğindeki düzenlemeden sorumlu tutulur. Neticesi sebebiyle ağırlaşmış cinsel istismarın söz konusu olduğu hallerde failin ayrı ayrı cinsel istismar ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış cinsel istismardan sorumlu tutulması aynı fiilden dolayı failin bir kez cezalandırılabileceği yolundaki evrensel ilkeye de aykırılık oluşturmaktadır.

Zincirleme suç hükümleri, şartlarının oluşması halinde cinsel istismar suçu bakımından da uygulama alanı bulur. Buna göre, bir suç işleme kararının icrası kapsamında, ayni çocuğa karşı değişik zamanlarda gerçekleştirilen cinsel istismardan dolayı faile tek ceza verilecek ve fakat ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılacaktır. Failin aynı mağdura karşı değişik zamanlarda aynı suç işleme kararının icrası kapsamında cinsel istismarın basit veya nitelikli şeklini gerçekleştirdiği hallerde de zincirleme suç hükümleri uygulanacaktır. Bu durumda, suçun nitelikli şeklinden hareketle ceza belirlenecek, bu cezada 43. maddede öngörülen oranlarda artırım yapılacaktır. Cinsel istismarın birden fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirildiği hallerde, faillerin istismara yönelik davranıştan hukuki anlamda tek fiili oluşturmaktadır. Bu gibi hallerde, faillerin gerçekleştirdiği cinsel ilişki boyutundaki doğal anlamda birden fazla davranıştan hareketle zincirleme suç hükümleri uygulanmamalıdır.

Cinsel istismara yönelik filin gerçekleştirilebilmesi için mağdurun hürriyetinden yoksun kılındığı hallerde, failin cinsel istismarın yanı sıra ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun klima suçundan dolayı sorumluluğu gündeme gelecektir. Kişinin hürriyetinden cinsel bir amaçla yoksun bırakılması, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun nitelikli şeklini oluşturmaktadır. Ancak bunun için somut olayda kişiyi hürriyetinden yoksun kılmanın amaç suç olan cinsel istismarın işlenebilmesi bakımından araç suç niteliği taşıdığının tespit edilmesi gerekir.

Yaptırım ve Kovuşturma Usulü

Kanunda cinsel istismarın temel şekli için sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis sarkıntılık düzeyinde kalan daha az cezayı gerektiren nitelikli şekli için üç yıldan sekiz yıla kadar hapis; vücuda organ veya sair cisim sokmak suretiyle gerçekleştirilen nitelikli şekli için on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezası öngörülmüştür. Cinsel istismarın gerek temel gerekse nitelikli şeklinin cezasının artırılmasını gerektiren nitelikli hallerin gerçekleşmesi durumunda ise, ilk iki fıkraya göre verilecek ceza yan oranında artırılacaktır. On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte filin hukuki anlam ve sonuçlarını kavrama yeteneği gelişmemiş çocuklara karşı cebir ve tehdit kullanılarak cinsel istismarın gerçekleştirildiği hallerde veya on beş yaşını tamamlamış çocuklara karşı silah kullanmak suretiyle filin işlendiği hallerde, önceki fıkralara göre belirlenecek ceza yan oranında artırılacaktır. Cinsel saldırının mağdurun bitkisel hayata girmesine veya ölümüne neden olması hali için müebbet hapis cezası öngörülmüştür.

Cinsel istismar, çocuklar tarafından sarkıntılık düzeyinde kalan işleniş şekli hariç, re’sen soruşturulan ve kovuşturulan suçlardandır. 6545 sayılı Kanunla, cinsel istismarın sarkıntılık şeklinde işlenmesinin failinin çocuk olması halinde, bu suçtan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikayetine bağlı tutulmuştur.

TCK’nın öngördüğü sistemde, şikâyet, fiilin ve failin kim olduğunun öğrenilmesinden itibaren altı ay içerisinde kullanılması gereken bir hak olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle, sarkıntılık düzeyinde kalan ve iştirak halinde işlenen cinsel istismarın failinin çocuk ve fakat azmettireninin veya yardım edeninin yetişkin olduğu hallerde, fili hakkında şikâyette bulunulmadıkça azmettiren veya yardım eden hakkında da dava açılamayacaktır.

Buna karşılık, failin yetişkin ve fakat azmettiren veya yardım edenin çocuk olduğu hallerde, ortada re’sen soruşturulan veya kovuşturulan bir suç söz konusu olduğundan azmettiren veya yardım eden çocuk hakkında da şikayet aranmaksızın re’sen soruşturma veya kovuşturma yapılacaktır. Sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel istismarın yetişkinlerle çocuklar tarafından müşterek fail olarak işlendiği hallerde ise, ortada hukuki anlamda tek fili söz konusu olduğundan ve bu fiil yetişkinler nedeniyle re’sen soruşturulması ve kovuşturulması gereken bir özellik arz ettiğinden çocuklar hakkında da şikayet aranmayacaktır.

Sarkıntılık düzeyinde kalan ve çocuklar tarafından işlenen cinsel istismarın söz konusu olduğu hallerde, şikayet hakkına sahip olan kişiler de maddede sayılmak suretiyle belirtilmiştir. Bu durumda suçun mağduru olan çocuk şikâyette bulunmasa bile, velisi veya vasisinin şikâyeti yeterli olacaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir