Medeni Usul Hukukunun İlkeleri

MEDENİ USUL HUKUKUNUN İLKELERİ
1)Tasarruf İlkesi
Medeni yargılama hukuku alanında davanın sahibi davanın taraflarıdır. Bir davayı açıp açmamak tarafların tasarrufundadır. Açılmış bir davayı sonuna kadar devam ettirip ettirmemek de tarafların tasarruf yetkisi içindedir. Hakim taleple bağlıdır.
XX Tasarruf ilkesinin karşıtı kendiliğinden(resen) harekete geçme ilkesidir. Medeni usul hukuku açısından temel ilke tasarruf ilkesidir ancak istisnai olarak KAMU DÜZENİNİ ilgilendiren hallerde kendiliğinden harekete geçme ilkesi de uygulanabilir. Bu durumda davanın sahibi taraflar değil devlet olur. Hakim pasif değil aktif hale gelir kendisi araştırma ve işlem yapabilir. Cumhuriyet savcısı resen dava açar.

2) Taraflarca Getirilme İlkesi
Bu ilke tasarruf ilkesiyle doğrudan bağlantılıdır. Dava malzemelerini hazırlamak ve mahkemeye getirmek davanın taraflarının yani davanın sahibinin yükümlülüğüdür. Hakim kendiliğinden dava malzemesini araştırmaz ve önüne getirilmeyen şey hakkında karar veremez. Fakat taraflarca getirilme ilkesi çok katı bir ilke değildir. Tarafların tek başlarına ulaşamayacakları deliller vardır. Bu gibi hallerde tarafların talebiyle hakim o delili getirir.
XX Taraflarca getirilme ilkesinin karşıtı Kendiliğinden araştırma ilkesidir. Kendiliğinden araştırma KAMU DÜZENİNE ilişkin davalarda uygulanır. Boşanma, iflas, ehliyetin sınırlanması davaları buna örnektir. Bu gibi davalarda hakim taleple bağlı değildir kendisi araştırabilir.
Davanın tasarruf ilkesine göre açılması her zaman taraflarca getirilme ilkesi uygulanacağı anlamına gelmez.
Teksif ilkesi: Dava malzemeleri belli bir zaman içinde mahkemeye getirilmek zorundadır. Bu zaman geçilirse davacı için iddianın değiştirilmesi ve genişletilmesi, davalı için ise savunmanın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağı başlar. Ön inceleme aşamasına kadar dava malzemeleri serbestçe getirilir. Teksif ilkesi aşıldığında dava malzemelerini getirmenin başka kural ve ücretleri vardır.

3) Usul Ekonomisi İlkesi
Usul ekonomisi ilkesi hem AİHS hem de anayasada düzenlenmiştir.
HMK 30: Hakim yargılamanın makul süre içinde ve düzenli biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.   /3 ayağı vardır.
MAKUL SÜRE
–Makul süre davanın niteliğine göre belirlenir.
–Tarafların makul sürede yargılamanın yapılabilmesi için tarafların üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirip getirmediklerine bakılır.
–Mahkemenin ve bu çerçevede devletin diğer organlarının yargılamanın ilerleyebilmesi ve tamamlanabilmesi için üzerlerine düşen yükümlülükleri yerine getirmesi gerekir.
Makul süre dediğimizde davanın açıldığı andan icrasının tamamlandığı ana kadar olan süre dikkate alınır.(Kararın verildiği an, hakka kavuşulduğu an diye düşünenler de vardır fakat bu diğer hukuk dallarının konusu medeni usul hukukuna göre kararın verildiği andır.)
MAKUL GİDER
Makul gider hem para hem de emeği ifade eder. Davanın ve yargılamanın ciddiyetini sarsacak, kötüye kullanılacak kadar ucuz olmamalıdır. Hem de davaya engel olacak kadar pahalı olmamalıdır.
DAVANIN DÜZENLİ YÜRÜTÜLMESİ
Yargılama düzenli yürütülesinden hakim sorumludur. İdari bir takım yetkileri kullanmalı ve organizasyonu sağlamalıdır. Aynı zamanda dava açık ve anlaşılır olmalıdır. Basitleştirilmiş ve karmaşıklıktan uzaklaştırılmış olmalıdır.

4)ADİL YARGILANMA HAKKI
Adil yargılanma hakkı ve hukuki dinlenilme hakkı birbirinin içine geçmiş haklardır. Adil yargılanmanın 4unsuru vardır.
—- Makul Sürede Yargılanma Hakkı

—-Bağımsız ve Tarafsız Bir Mahkeme Tarafından Yargılanma
Mahkemenin bağımsızlığı, mahkemen ile yasama ve yürütme organları arasındaki ilişkiyi, diğer yargı organlarıyla ilişkilerini, medya ile ilişkisini hakimin kendi özel yaşamı inancı ile ilgili olan ilişkisini ifade eder.
Mahkemenin tarafsızlığı ise hakimin uyuşmazlığın taraflarıyla ilişkisini ifade eder. Mahkeme iki tarafa da eşit durmalı ikisini de objektif olarak değerlendirmelidir. Kanuni hakim ise uyuşmazlığın doğumundan önce hangi mahkemede ve hangi koşullarda yargılanacaklarını bilmelerini ifade eder.

Aleni Yargılanma Hakkı
Alenilik ilkesi yargılanmanın kamuya açık olarak yürütülmesini ifade eder. Mahkemeler üzerinde kamusal bir denetim sağlanır. Karar müzakeresi gizli, kararın açıklanması ise alenidir. Mahkeme keyfi hareket etmez. Bazı durumlarda ailenin korunması, küçüklerin korunması vb. nedenlerle mahkemeler gerekçesini göstermek kaydıyla gizli yapılabilir.

Hakkaniyete Uygun Yargılanma
Hakim taraflara eşit muamele yapmalıdır, taraflar eşit haklardan yararlanmalıdır ve vicdani karar verilmelidir.

5) HUKUKİ DİNLENİLME HAKKI
HMK 27: Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi haklarıyla bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak
Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını
Açıklama ve ispat hakkını
Mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir.
*Yargılamanın düzenli yürütülmesi için taraflar yargılama hakkında bilgi sahibi olmalıdır. Gönderilen davetiyeler meşruhatlı davetiye (ihtarlı davetiye)dir. Bu davetiyede yapılacak yasal işlemin veya yükümlülüğün GEREĞİ, NEREDE, NE ZAMAN, KOŞULLARI NELERDİR, İŞLEM YAPILMAZSA HANGİ MÜEYYİDE İLE KARŞILAŞILIR açıkça belirtilir. Belirtilmez ise müeyyide uygulanamaz.
*Açıklama ve ispat hakkı her iki tarafa da dava konusu olan iddialarını veya savunmalarını ortaya koyma hakkı verir. Bir kişi aleyhine dava açılmışsa savunma hakkı tanınmalı, karşı tarafın iddialarını açıklama imkanı tanınmalıdır.
Mahkeme bu açıklamaları dikkate alarak değerlendirmelidir. Mahkeme bu iddia ve savunmaları neden kabul ettiğini/ etmediğini kararında gerekçeli olarak göstermelidir.

HAKİMİN ve TARAFLARIN YÜKÜMLÜLÜKLERİ
1)Hakimin Davayı Aydınlatma Yükümlülüğü
Mahkemeler görev alanına giren uyuşmazlığı çözmekten kaçamazlar. Tarafların getirdiği dava malzemeleri içinde çelişkili olan var ise veya açık olmayan unsurlar varsa ve bunlar hakimin karar vermesine engel oluyorsa hakim bu unsurların açığa kavuşturulmasını/çelişkinin giderilmesini sağlamalıdır. Davalıya başka şeyleri hatırlatamaz.
Hakim taleple bağlıdır, kanunun açıkça yetki verdiği durumlar hariç. Hakim davayı aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirirken 2 yöntemden yararlanır. İsticvap ve tarafların dinlenilmesi.
1)İSTİCVAP
Tarafların sorgusu denir. Taraflarca getirilme ilkesinin kullanıldığı davalarda isticvap yapılır. Hakim çelişkili unsurları gidermek için/ açık olmayan hususları açığa kavuşturmak için taraflardan birini ikrar elde etmek için kendi aleyhine olan hususları sorgulanmasına isticvap denir.
– Taraflarca getirilme ilkesinin uygulandığı davalarda uygulanır.
-Sadece taraflar isticvap edilebilir.
-Yalnızca aleyhe olan konularda olur.
-isticvaptaki amaç ikrar elde etmektir.
-İsticvap olunacak kişiye bir isticvap davetiyesi(meşruhatlı davetiye) gönderilmelidir. Hangi konuda isticvap edileceği, yer, gün, zaman, isticvap için çağırıldığı oturuma gelmez ise veya gelip de sorulara cevap vermez ise aleyhine ileri sürülmüş isticvapa konu edilen vakıaları ikrar etmiş sayılacağı belirtilir.
Yalnızca taraflar isticvap edilebilir. Avukat/temsilci isticvap edilemez. Kişi ergin değilse veya kısıtlıysa yani sınırlı ehliyetsizlerde kanuni temsilci isticvap edilir ancak yalnızca BİLGİSİ olduğu konularda edilebilir. Sınırsız ehliyetsizlere ehliyet verilmiş kabul edilir.
!! Eğer isticvap olunacak kişi o yargı çevresinin dışında ise kişinin bulunduğu yer mahkemesinden hukuki yardım istenir. Bu hukuki yardım istemeye İSTİNABE denir. Ses ve görüntü takibi suretiyle isticvap yapılabilir.
Eğer isticvap olunacak kişi o yargı çevresi içinde fakat hastalık vb. nedenlerle mahkemeye gelemeyecek durumda ise bizzat yerinde isticvap edilir veya naip tayini yoluyla isticvap edilir. Tek hakim varsa kendisi gider, heyet halinde hakim var ise bir naip üye belirlenir o  isticvap eder.

2) TARAFLARIN DİNLENİLMESİ
Tarafların dinlenilmesi tarafların sorgulanmasına oranla daha kolaydır. Hem lehte hem aleyhte olan vakıalar için taraflar dinlenilebilir.
Mutlaka tarafın dinlenilmesine de gerek yoktur. Avukatı, temsilcisi de dinlenebilir.
Amaç ikrar elde etmek değil açık olmayan hususları açığa kavuşturmaktır.

DÜRÜST DAVRANMA VE DOĞRUYU SÖYLEME YÜKÜMLÜLÜĞÜ
Dava açılmasında, davadaki enstrümanların kullanılmasında, iddia ve savunmaların ortaya konmasında taraflar dürüst davranmalıdır.
Dürüst davranmayla bağlantılı olarak doğru söyleme yükümlülüğü vardır. Taraflar kendi iddia ve savunmalarını ortaya koyarken doğru olmayan hususları ifade etmeyecekler. Tarafların somutlaştırma yükümlülüğü vardır. Taraflar somut olarak hangi iddiada bulunuyor ve hangi delillerle destekliyorlar ise bunu açık şekilde dilekçelerinde göstermek zorundadırlar. Delili olmayan ve ispatlanamayacak iddialar ileri sürülemez. Taraflar kendi aleyhlerine olan iddiaları ileri sürmek zorunda değildirler.

Yorumlar

Yorumlar

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir