Suçlar ve Kabahatler

765 sayılı TCK’da suçlar, cürümler ve kabahatler olmak üzere ikiye ayrılmıştı. 765 sayılı TCK, “Kitap” denilen üç ana bölümden oluşmaktaydı ve cürümler “ikinci kitapta”, kabahatler ise “üçüncü kitapta” düzenlenmişti. Bir suçun cürüm mü, kabahat mi olduğunu bu tasnife ve fiil karşılığında öngörülen yaptırımın niteliğine bakarak belirlemek mümkündü. Kabahatler, cürümlere göre daha az haksızlık içeriğine sahip bir suç türü olarak kabul edilmekteydi. Bu ayrıma bir takım hukuki sonuçlar bağlanmıştı ve suçun manevi unsurundan ertelemeye kadar birçok konuda kabahatlerle cürümler farklı işlemlere tabi tutulmaktaydı.

Yeni TCK, suçlar arasındaki “cürüm” ve “kabahat” ayrımını kaldırmıştır. Artık hukukumuzda bir suç türü olarak kabahat yer almamaktadır. Esasen günümüzde kabahatleri suç olmaktan çıkarma eğilimi ağır basmakta ve bunun sonucunda kanun koyucular kabahatleri ceza kanunları dışında özel bir kanunla kanun koyucusu da 30.03.2005 tarihinde kabul ettiği 5326 sayılı Kabahatler Kanunu (KK) ile bu yöndeki eğilime uygun hareket etmiştir. Bu düzenleme ile hem 765 sayılı TCK’da yer alan kabahatlerin önemli bir kısmı suç olmaktan çıkartılmış hem de diğer kanunlarda dağınık bir vaziyette bulunan kabahatlerle ilgili olarak genel hükümler getirilmiştir. Böylece, Türk hukukunda ilk defa kabahatler teorik ve sistematik bir temele oturtulmuştur.

Yukarıda da belirtildiği gibi, haksızlık teşkil eden fiiller arasından, sadece cezaya layık olanlar suç olarak kabul edilmektedir. Haksızlık oluşturmakla birlikte suç sayılmayan kimi fiiller kabahat olarak nitelendirilmekte ve bunlar hakkında kabahatler için öngörülen yaptırımlar uygulanmaktadır. Bu çerçevede kabahati, kanunun karşılığında idari yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlıklar olarak tanımlamak mümkündür (KK madde 2)

Hukuka aykırı olan ve haksızlık ifade eden fiiller arasında suç veya kabahat ayrımının yapılması, bu fiillerin nitelik farkından değil, haksızlıklar arasındaki nicelik farkından kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla suç teşkil eden haksızlıklar ile kabahat teşkil eden haksızlıklar arasında işlem farklılığı söz konusudur. Örneğin suçların kasten işlenmeleri esas, taksirle işlenmeleri ise kanunun açıkça öngördüğü hallerde mümkün iken; kabahatler hem kasten hem de taksirle işlenebilmektedir. Ancak sadece kasten veya taksirle işlenebilen fiilin kabahat oluşturabileceği yolunda kanunda hüküm bulunabilecektir. Teşebbüs ve iştirak bakımından da suç ile kabahatler arasında farklı işlem söz konusudur. Kural olarak kabahate teşebbüs cezalandırılmazken (KK madde 13), suça teşebbüsün cezalandırılması esastır (madde 35). Aynı şekilde fiili ortaklaşa gerçekleştirenler arasında kabahatlerde faillik şeriklik ayrımı yapılmayıp tek tip fail sistemi kabul edilmişken (KK madde 14); suçlar bakımından ortaklar arasında fail ve şerik ayrımı yapılabilmektedir. (madde 37-39)

Kabahatler hakkında idari yaptırımlar uygulandığından, bu fiiller idari suç olarak da isimlendirilmektedir. Kabahatler için genellikle parasal nitelikte bir yaptırım öngörülmektedir. Bu yaptırım ceza hukuku yaptırımı olan adli para cezasından ayırt edilebilmesi için “idari para cezası” olarak isimlendirilmiştir.

Yorumlar

Yorumlar

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir